![]() |
Yol Uzun Bu gece yol uzun Ve gölge gece değil, Karanlık, senin sesinin yokluğu. Yön gösteren ne çok tabela. Radyoda muhbir gürültüsü, Acıyan bir yanım var, öbür yanımda. Çukur uyandırır her seferinde yokluğunu. Başım ne yanda öğrenemedim bu saatte, Sol omzum camı kaldırır, alışamadım... Burundan bezdiren yanık kahve kokusu. Eğildim gövdeme, boynum biraz ağrıdı, Sonra sol omzumun üstüne konsun istedim kokun... Şimdi yarın olsun, yarın da sen ol. Tebessüm gider ardından ama sen yüzün önünde yürürsün. Amacından amaç arayışın, arayışın ve buluşun. Kirli bir pazartesi sabahı, sen temizle bugün bu günü. Alışsın ellerin, ellerin yaptığına. Düşün ve sevdana seslen şimdi. Yutkun ,yutkun... Hakan Taşdelen |
Su Firuze rengi suların önünde diz çökmüş bir okçu, elinde altın yayıyla. Karalarla kaplanlarla oynuyordu, kemanıyla oynadığı gibi. Firuze rengi sularda yüzen sarı güller... lerin yansıttığı yanılsamalar... içindeyim... O uzun siyah eldivenimle yürüyorum sularda. sularla evlilik akuatik yeşillerle gri gözlerle bir anima-kadın soluk alıp verişi karanlık yaprakların ardında Bir yıldız gümüş notalar fısıldıyor onun da kulağına... dolendo... Seslerin ve notaların gümüş ağırlığıyla dalıyor sulara, dalıyoruz. bir denizaltı konuşması gibi artık kimsenin dinlemediği iki insan arasında boğulmamak için denizin dibinde konuşmaya çalışan İki insan gibi neredeyse dolendo O uzun beyaz eldivenimle tekrar çıktığımda sulara Miras'ım, alnıma saplanacak altın bir ok olabilir. Erden kızların önünde eğilmiş oturuyor olabilirim alnımda altın bir okla. Aramızda belirli uzaklıklarla eğilmiş şarkı söylüyor olabiliriz gri sulara. Aramızda kristal uzaklıklarla göğe çekilmiş olabiliriz, ağlayan ünikornlar gibi. Orion çekimi belki de yalnızca... Lale Müldür |
Remzi Ne sorayım sana Kulak dolgunluğu belediklerini mi söylersin Uyku sersemliği göz gezdirdiğin kitaptan Aklında kalanları mı Çalışmadın istediğim gibi Ya komşunun suyunu taşıdın Bekar çamaşırı yıkarken annen Ya da beşiğini salladın kardeşinin Gaz yoktu belki bu gecelik Şişesi çatlamıştı lambanın Karşılıksız kalacak sorularım demek Ama vakti gelince senden öğreneceğim Makarna verildiğini karneyle Bulgaryadan gelen kömür motorlarının Yanaştığını Kumkapı'ya Kulağına kar suyu kaçan toriklerin Karaya vurduğunu Boğaz'da Yaramasa da işimize, kahvenin Kaça sürüldüğünü el altından Yaz ortasında bulursun Hasta için olduktan sonra Limonun en sulusunu Mahalle kırılırken uyuzdan Sen taşırsın kükürtü Mısır Çarşısı'ndan Kursağına girmese de bulursun Yumurtanın en tazesini Her derdine koşarsın mahallenin İnsaflısını verem doktorunun Dişçinin en ucuzunu Sen salık verirsin komşulara Bildiklerin de vardı fazladan Kalayla çivi üzerine Biraz daha kurcalarsam Dökersin içyüzünü nalburların Benim bilgili becerikli çocuğum Derse kalktığın zaman Yüzünün kızarması neden Üstte başta yok diye mi Utanmak bize düşer çocuğum Çalışmadığın içinse Bildiklerin sana yeter Notun önceden verilmiş Bilmediğin şahıs zamirleri olsun Rıfat Ilgaz | |
Bahar yaşanmalı, sele kapılmadan. Tutkuya dilenen sevgi, günahı gelmeyene, tek gecelik gitmiyorum. Ömür olmalı aşk, seni aramak ulaşamamak, bulmak unutmak olmasın, Sustum kendime. Yazamadıklarım sendeki özlemim. Tuzlu yanaklarında dudaklarım, Dudağının kız kurusu yalnızlığında. ömer şancı |
Haber Vermeyecektin Güneş fecre dalıp kaybolduğunda Ben de kaybolurum her akşamüstü Açarım göğsümü karanlıklara Çekerim içime cıgaramın zehri Seni düşündükçe her akşamüstü Haber vermeyecektin giderken bana Sarıldığını bir başkasına Çekerdim özlemini vuslat anının Haram katmasaydın hayallerime Dalgalar sahile her vurduğunda Peşinden sürükler dönen her damla Bir ağırlık çöker omuzlarıma İçimi dökerim uçuşan martılara O uğursuz sahile gittiğim zaman Haber vermeyecektin giderken bana Sarıldığını bir başkasına Beni avuturdu o an martılar Haram katmasaydın ak tüylerine Ali Ekinci |
Penceremde Eylül Uyu zifiri karanlık elimdeki şarap bıçak kesmez gözlerimin üşümesini aylak güvercinler pencerede çığlık secerem kapalı kapılar da Düşün cennetinde adam aynada bulut yüzdürür yılgın,asi toprağa sancısı büyür...büyür Sus gamzende şehvet, gece kuytuda duvardaki resim serseridir günaydınlar Eylül Ekim ağıtları duraksız çiy soyunur akşamın teni giyin bahçende gelincik aşk kırmızı kirpiklerinde mavi yağmursuz da bahtiyar anla bu mevsim yaşlanmanın tam sırası cevizin yaprağı omuzunda kurşundan şiir şarap sızıyor kıyılarıma yüzümde koşulsuz gün ışığı Hakan Kartal |
MUTLULUĞUN RESMİ Bugün; bütün ağaçlar yüreğimdeydi. Bütün çiçekler gözlerimde. Güneş, ışıklarını dudaklarıma kondurmuştu. Neydi kanımı kaynatan bu güzelliğin adı? Mutluluk muydu? Bugün, Ne varsa hüzünden yana denize fırlattım az önce. Sanki beklermiş gibi hepsini, hop hop hoplatıverdi dalgalarında. En güzel maviliğiyle oynaşıp durdu. "Bak" dedi "fırlattığın hüzünlerine... İşte; onların bendeki hükmü sadece bu!" Sonra, şakalaşırcasına bir kaç tuzlu damlasını sıçratıverdi yüzüme. Gülümsedim mahcup mahcup, onun bu neşesine... Duruldu. Bir deniz yıldızı bıraktı avuçlarıma. Yoksa mutluluk bu muydu? Herkes kalabalıkken, içimdeki yalnızlığı alıp, gidiverdi sihirbaz martılar! Bir de arkasından o bildik şen kahkahalı bağırışmalar! Hiç bu kadar güzelini görmemiştim. Beyazmış meğerse beni, onlarla bütünleştiren mucize! Kanat çırpa çırpa, yüreğimdeki isyanları uçurdular... Yaşamaktan aldığım tad; işte buydu! Yoksa mutluluk bu muydu? "Sen mutluluğun resmini çizebilir misin Abidin?" Evet... Adım İNSAN... Ya, tabii ki, çizerim! Az önce; ağaç oldum, çiçek oldum, güneş oldum, deniz oldum, martı oldum, ölümsüzleştim... Meğerse, hep yanıbaşımdaymış bu güzel resim! Ben çizdim. Adı umudum'du! Yoksa tüm umutlarım beni hiç terketmeyen mutluluğum muydu? * * * Mutluluk, hepimize sadece kendi çizdiğimiz resimler ve uzaklıklar kadar yakındır! Nedret Türer |
Ne sorayım sana Kulak dolgunluğu belediklerini mi söylersin Uyku sersemliği göz gezdirdiğin kitaptan Aklında kalanları mı Çalışmadın istediğim gibi Ya komşunun suyunu taşıdın Bekar çamaşırı yıkarken annen Ya da beşiğini salladın kardeşinin Gaz yoktu belki bu gecelik Şişesi çatlamıştı lambanın Karşılıksız kalacak sorularım demek Ama vakti gelince senden öğreneceğim Makarna verildiğini karneyle Bulgaryadan gelen kömür motorlarının Yanaştığını Kumkapı'ya Kulağına kar suyu kaçan toriklerin Karaya vurduğunu Boğaz'da Yaramasa da işimize, kahvenin Kaça sürüldüğünü el altından Yaz ortasında bulursun Hasta için olduktan sonra Limonun en sulusunu Mahalle kırılırken uyuzdan Sen taşırsın kükürtü Mısır Çarşısı'ndan Kursağına girmese de bulursun Yumurtanın en tazesini Her derdine koşarsın mahallenin İnsaflısını verem doktorunun Dişçinin en ucuzunu Sen salık verirsin komşulara Bildiklerin de vardı fazladan Kalayla çivi üzerine Biraz daha kurcalarsam Dökersin içyüzünü nalburların Benim bilgili becerikli çocuğum Derse kalktığın zaman Yüzünün kızarması neden Üstte başta yok diye mi Utanmak bize düşer çocuğum Çalışmadığın içinse Bildiklerin sana yeter Notun önceden verilmiş Bilmediğin şahıs zamirleri olsun Rıfat Ilgaz |
Güldüğümü gördün de mi, geldin yanıma, İki cilve bir naz, girdin kanıma, Ben sensiz ne mutlu, ne bahtiyar idim, Hayatımı kararttın, kastettin canıma... sedat sözen |
Sensiz oturdum bu akşam penceremdeki köşeme Başımı dayadım buhulu camlara Dışarda soğuk bir sensizlik var yine Bu gece simsiyah bulutlar var gözyaşı dolu sanki İsmin var aklımda hep böle pusulu akşamlarımda dilime dolanan Sevgin var içimde hiç bir zaman sonu olmayan Sensizliğim var şu dört duvar odamda Ölü umutlarım var hayata döndürülemeyen sevdiğim Yanlızlığım var sensiz geçen her uykusuz gecemde... ASLAN YILDIZ |
| Saat: 06:14 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık