![]() |
Açılmış sarmaşık gülleri kokularıyla baygın en görkemli saatinde yıldız alacasının gizli bir yılan gibi yuvalanmış içimde keder uzak bir telefonda ağlayan yağmurlu genç kadın rüzgâr uzak karanlıklara sürmüş yıldızları mor kıvılcımlar geçiyor dağınık yalnızlığımdan onu çok arıyorum onu çok arıyorum her yerinde vücudumun ağır yanık sızıları bir yerlere yıldırım düşüyorum ayrılığımızı hissettiğim an demirler eriyor hırsımdan ay ışığına batmış karabiber ağaçları gümüş tozu gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar yaseminler unutulmuş tedirgin gülümser çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var çünkü ayrılık da sevdâya dahil çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili hiç bir anı tek başına yaşayamazlar her an ötekisiyle birlikte her şey onunla ilgili telaşlı karanlıkta yumuşak yarasalar gittikçe genişleyen yakılmış ot kokusu yıldızlar inanılmayacak bir irilikte yansımalar tutmuş bütün sâhili çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil çünkü ayrılık da sevdâya dahil çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili yalnızlık hızla alçalan bulutlar karanlık bir ağırlık hava ağır toprak ağır yaprak ağır su tozları yağıyor üstümüze özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır eflatuna çalar puslu lacivert bir sis kuşattı ormanı karanlık çöktü denize yalnızlık çakmak taşı gibi sert elmas gibi keskin ne yanına dönsen bir yerin kesilir fena kan kaybedersin kapını bir çalan olmadı mı hele elini bir tutan bilekleri bembeyaz kuğu boynu parmakları uzun ve ince sımsıcak bakışları suç ortağı kaçamak gülüşleri gizlice yalnızların en büyük sorunu tek başına özgürlük ne işe yarayacak bir türlü çözemedikleri bu ölü bir gezegenin soğuk tenhalığına benzemesin diye özgürlük mutlaka paylaşılacak suç ortağı bir sevgiliyle sanmıştık ki ikimiz yeryüzünde ancak birbirimiz için varız ikimiz sanmıştık ki tek kişilik bir yalnızlığa bile rahatça sığarız hiç yanılmamışız her an düşüp düşüp kristal bir bardak gibi tuz parça kırılsak da hâlâ içimizde o yanardağ ağzı hâlâ kıpkızıl gülümseyen sanki ateşten bir tebessüm zehir zemberek aşkımız. Atilla İLHAN |
BAKIŞLARIN Teyakkuzlu bakışın, şu gönlümü süzüyor, Derin bir düşünceyle, sanki beni çözüyor, Sitemli nazarların, inan beni üzüyor, Kalbimi delip geçen, o mahzun bakışların. Neden suskunsun bana, uzaktan elem verip, İntizarla bakarak, duygularımı gerip, Böyle duruşun yok mu? Kalbimi yere serip, Paramparça ediyor, o mahzun bakışların. Ben çok uzaktım sana, yalan yok biliyorsun, Sevdamızın sonu yok, sen hala seviyorsun, Suskun haykırışınla, bağrımı deliyorsun, Beni benden alıyor, o mahzun bakışların. Mahrem gibi süzdüğün, bakışların ar sanki Yaralı bir ceylanın, ürkekliği var sanki Gözlerinle ördüğün, geniş bir duvar sanki Ağlamaklı yüzünde, o mahzun bakışların. Unutmak mümkün değil, kahverengiden koyu, Bakarak sitem eder, gözlerinin bu huyu, Oysa ne çok isterdim, bu sevda ömür boyu, Sarsın tüm benliğimi, o mahzun bakışların. EMİN ZEYBEK |
Kavuşturan Sevgidir Bülbülün bağrında aşk filizlense Güle kavuşturan sevgidir sevgi. Tohum toprağa düşüp filizlense Dala kavuşturan sevgidir sevgi. Kudret kaleminin boyası sevgi Gelinlik kızların oyası sevgi Hasretin, umudun mayası sevgi Yola kavuşturan sevgidir sevgi. Kamilin sözleri,hikmeti başka Sevgidir o dili getiren aşka “Savaşlar yok artık! ” denseydi keşke Dile kavuşturan sevgidir sevgi. Sevgi mutluluktur aşk durağında Ekmeğe katıktır can kurağında Ustanın elidir her çırağında Bele kavuşturan sevgidir sevgi. Sevgi insanlığa sunar barışı Kaldırır zulmeti, çirkin yarışı Kutsaldır bayrağın her bir karışı Ala kavuşturan sevgidir sevgi. Münevver DÜVER |
Sevilen bir şarkının birden bitişinde Hala mırıldanırsın ya hani Öyle dudağımda adın Zamansızdı gidişin Ölümün çat kapı gelmesi gibi Güneşli bir öğlen sıcağında Yıldızların tektek görünmesi gibi Usul usuldu kaçak adımların Siyah beyaz bir fotoğrafa Kesilen parmaktan damlayan kan gibi Kırmızı bir noktaydın Öylesine canlı ve sıcak Zamansız gidişlere inat Aniden çal kapımı..FATİH GÜNCE |
Her gidişin bir dönüşü olmasa da Yalnızlığı vardır Biz bize çoğul bir sessizlik yaşanırken İsmi koyulmamış bir efkar ayaklanır Her gidişin bir dönüşü olmasa da Soğukluğu vardır Sadece gideni ürperten Hüznü vardır Burukluğumuzu büyüten… burak tarık |
Ben üşümeyeyim diye yıldızlar örterdin ya her gece üzerime... Ruhumu sende bırakıp kendimi terkettiğim bir gün.. Tanrım duvarlar örttü üzerine, Rüzgarları bekledim... Düşlerdeki evimizin penceresinde, Belki kokunu getirirler. Yalan tebessümlere sakladığım sensizlik biter diye... Sen dostlarla ol...Ağlamam artık... Ben uzağına koyup kendimi, Rüzgarları beklerim penceremde Gelmeyeceğini bile bile Gelse de, deva olmaz kokunu getiren rüzgarlar Gözlerimdeki yaşı silmeye... ERGİN ÖZENEK |
kaç kadın çözülüp giderdi saçlarından uzamış kederleriyle kaç kadın çekip giderdi yaşamından gizlice ve kaç gündüz gecenin yarısıdır insan sevince saçları örülmeye muhtaç kız nereye nereye yaşamın ortasına tutturulmuş bu genç gülümseme nereye bozkır yaşamları kaç adam çekip giderdi yaşamından gizlice ve kaç gece gündüzün yarısıdır insan terkedilince Yasin Erol |
bir kıpırtıydın önce içimde gelir geçer dedim. öyle ya daha önce de kıpırtılar olmuş sönmüştü bu zavallı gönlümde. ne zaman kasırgaya döndün anlamadım bile.aslında fırtınaya yeni döndün içimde. eskiden yani mutlu zamanlarımızda samyeli gibiydin. yüzümü okşar geçerdin. sana seni anlatamam isyan edersin aşkı tekrar istemem ziyan edersin seninle hep yandım seninle söndüm bir varlığım yok ki muradım olsun asla zarar vermezdin yüreğime. şimdi ise hoyrat bir fırtınasın. geçtiğin yerlerde yangınlar çıkıyor. eskiden kıyamadığın bütün dallarımı, bütün filizlerimi söküp götürüyorsun yanında. bense arkandan sessiz bakıyorum. sana kırık yaşıyor her bir bakışım yıktığın hayeller tek can yoldaşım seninle hep vardım seninle kaldım hıçkırık bağrımda son aldanışım |
Agladigini istemem ben ölürsem Beni en sevdigim halimle hatirla Uzak bir yerde çalistigimi düsün Hayatta olduguma inan Bir gün gelir kendiliginden Geçer bütün üzüntün Her yeni gelen günü Yeni ümitlerle beklemeli Her yeni gün Yeni havalarla gelir Gece, yagan yagmurla uyursun Sabah birde bakarsin odan Günesli. Her yeni gelen vapuru, treni Yeni ümitlerle beklemeli Her gelen vapur, tren Yeni insanlarla gelir Ben esmerdim güzelim Bu sefer bir sarisin seversin. Ask yasayan içindir güzelim .. Necati Cumalı |
SENİ MASUMCA SEVMİŞTİM Seni masumca sevmiştim Ve masum olarak tanımıştım seni Ne kusurun varsa meğer hiç görmemişim Yalan söylemişim kendime Kapatıp gözlerimi.. Olsun be yeni hayatıma alıştım sayende Bi bilinmezlik olsanda yer etmiştin kalbimde Aşk bu önemli değil unuturum bende UNUTSAMDA İZLERİN KALACAK GÖNLÜMDE.... D.Ç |
Buz Gibi Aşk iyidir bak Duyumunu artırır insanın Hele don gömlek sabahları Tıraş olacağını duyarsın Yeni gömleğini giyeceğin gelir Bir yeni biçim eklersin insan olacağa Masaya, merdivene, aynalı dolaba Derken ardından sipin işi bir kahvaltı Amanın dersin bu ne delice gidiş Paldır küldür açar mıydı fıstık ağacı İspinoz düşünür müydü Deli olan kaşınır mıydı Kolların upuzun Walt Whitman'ı okumaktan Ağzın desen bir karış açık Sokaklar yok mu, o sokaklar Önce bir yeşile işkilli Evlerde büyümeler, alıp başını gitmeler olacak Kızıp duracaksın üstüne başına konan toza Televizyondaki ise Usanmak, hızını eksiltmek dendi mi Cin ifrit kesileceksin birden. Hey gidi duyumuna yandığımın dünyası Alıp vereceğin olacak ille Aşk maşk buz gibi yaşayacaksın. Kaynak: Yerçekimli Karanfil Edip Cansever |
Sen yoktun... Hz Adem'deydi nurun Önce cenneti, Sonra yeryüzünü şereflendirdin. Adem nuruna affedildi Arafat bu affa şahitti. Sen yoktun Nuh'un gemisindeydi Nurun... Dalgalar yeryüzünü boğarken Toprağın bağrındaki su Gökyüzüyle buluşurken Ve bu bir ilahi azap derken, Allah nurunu taşıdı binbir sebeble Tufan,nurunu selamladı edeple... Sen yoktun... Hz.İsmail'in alnındaydı Nurun İbrahimi bir dua yükseldi kimsesiz çöllerden "Rabbimiz" dedi, " Onlara kendi içlerinden Senin ayetlerini okuyacak Kitap ve hikmeti öğretecek onlara, Onları temizleyecek bir elçi gönder "; Amin dedi on sekiz bin alem Nurunla aydınlanan minicik ellerini Semaya kaldırarak Amin dedi İsmail. Hira Nur dağı amin diyerek ayağa kalktı Medine'den adı Uhud olan bir amin yankılandı Sevr dağında. Sen yoktun Sultanım... Hz.İsa Ahmed diye muştuladı seni Alemlerin efendisi diye sana seslendi " Artık ben sizinle çok söyleşmem "dedi havarilerine Çünkü bu alemin reisi geliyor... Bekleyin Ahmed geliyor Kainata Rahmet geliyor... Havarilerin yüzünü okşayan, ölüleri dirilten bir nefes oldun. Ama sen yoktun. Sen yoktun.... Hz.Abdullahın alnındaydı Nurun Başı eğik gezerdi mazlum Put eyle göklerden seni sorardı Varaka seni arardı sema'da Anneler kız çocuklarını hep ağlayarak sevdiler. Ağlayarak süslediler ölüme!... Ağlayarak “hadi dayına gidiyorsun” dediler. Sen yoktun Sultanım... Canlı canlı toprağa gömülmenin adı idi dayıya gitmek, Anne yüreğinin çıldırtan çaresizliği idi, Ve yavrusunun ölüme gidişini seyretmesiydi. En son çocuk atılırken çukura, Annesinin suretinde bir melek tuttu onu Ve tebessüm ederek Hira Nur dağını gösterdi Melekler süslüyordu Hira'yı, Efendisine hazırlanıyordu Cebel-i Nur Efendisine hazırlanıyordu Mekke Alem, efendisine hazırlanıyordu. Kainatın gözü Hz.Amine'deydi Toprak yalvarıyordu Rabbine... Gel diye ağlıyordu mazlumlar Gözleri Sema'da Ve bir gelişin vardı Ya Resülallah Bir inişin vardı yeryüzüne Ve cebrail ardında yalın kılıç melekler Bir inişin vardı yeryüzüne Yetimler en huzurlu geceyi geçirdiler belki de...doya doya. Sonra bir sessizlik kapladı seher vaktini Herşey sus pus olmuştu. Hadi diyordu yıldızlar, hadi diyordu Ay, Kainat bir isim duymak istiyordu Ve bir ses yükseldi Amine’nin evinden Muhammed... Karanlıklar aydınlığa bıraktı yerini Muhammed... Seni yaratan Allah'a kurbanız Ey Dürr-i Yekta... Sana O adı veren Rahman’a kurbanız. Artık sen vardın... Susuz topraklara rahmet indi seninle Annenden sonra, anne Halime sevindi seninle Yağmura mı ihtiyaç var?... Kaldır şehadet parmağını... Yağmuru salsın Allah Sonra tut ağacın yaprağını Köklerini çıkarttırıp yanında yürütsün Allah. Yeter ki sen iste Sen iste Ya Resülallah Deki; ben kimim?... Dağlar, taşlar dile gelsin... Dilsiz çocuklar ellerinden tutup "ente resülallah" desin. Sen vardın... Bedir kârdı, Uhud dardı, Hendek yardı, Yiğitlerin vardı. Ölmek için yarışan yiğitlerin Hele bir Enes'in vardı Ya Resülallah Uhud'da öldüğünü duyunca arkadaşlarına; " Niye burada oturuyorsunuz ? " diye sordu... Onlarda ;" Allah'ın resül-ü öldürülmüş ! " deyince... " Peki O öldükten sonra yaşayıp da ne yapacaksınız, Kalkın ve O'nun gibi ölün." demişti. Ve savaşın en yoğun olduğu yerde şehit düşmüştü. Hem de ne şehit Ey Nebi... Vücudu yaralardan tanınmaz halde idi Kız kardeşi ancak parmaklarından tanıdı onu... Musab bin Umeyer'in vardı senin... Uhud'da sancağını taşıyan, öyle bir aşkla sana bağlıydı ki!... Allah o gün meleklerini Musab'ın suretinde indirdi. Ebu Hureyre'n vardı... Acıkınca mescidin önünde durur Sana bakardı, sen anlardın. " Ya Ebahir!..gel " derdin. Ve sen gittin... Bir gidişle gittin. Ardında hüznün kaldı, Hasretin kaldı göklerde, Bilal ezan okuyamaz oldu Ne zaman teşebbüs etse " Muhammed resülallah " demeye... Dizinin üstine çöker kendinden geçerdi. Sonra günler ay, aylar yıl oldu. Asırlar oldu... Sensizliğe açtık gözlerimizi Ama sen bırakmazsın bizi!... Sen varsın... Ey şehitlerin Sultanı sen varsın Bir şehit bile ölmezken Sana nasıl yok deriz. Ebu Talip Şam'a giderken, devesinin önüne geçip; " Beni burada kime bırakıp da gidiyorsun " demiştin " Ne anam var ne babam..." Ebu Talip bırakmamıştı bu yüzden Sensizliğin ızdırabı ile inleyen Ümmetini kime bırakıp gidiyorsun Ya Resülallah Bırakma bizi ki ; Allah " Sen onların içindeyken onlara azap edecek değiliz." buyuruyor. Bırakma bizi !... Hayatı seninle öğretti Rahman Kulluğu seninle tanıdık Duayı senden öğrendik sevgili, Hz.Ömer umre için senden izin isteyince, Kardeşcik dedin ona; " Duanda bana da yer ayırır mısın ? " Bizler Ömer değiliz ama bütün dualarımız senin için. Ey Rabbimiz!... Resülünü anışımızdan haberdar et... O'na binler salat,binler selam... Habibine Makam-ı Mahmud-u ver... O'na Vesile-i lütfet... O'nu Refik-i Ala'ya yükselt.... Bizi de affet... O'nun hatırına affet... Zatının hatırına affet... Ne olur affet bizi... Bizi affet.... |
muhtesem :):) SeNi BaNa vermezlerse, AsLa vermem, SeNi Ellere, Aşkımızın SoNu BuDuR.. Ölmek vardır Dönmek Yoktur... |
Mona Roza Mona Roza, siyah güller, ak güller Geyvenin gülleri ve beyaz yatak Kanadı kırık kuş merhamet ister Ah, senin yüzünden kana batacak Mona Roza siyah güller, ak güller Ulur aya karşı kirli çakallar Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa Mona Roza, bugün bende bir hal var Yağmur iğri iğri düşer toprağa Ulur aya karşı kirli çakallar Açma pencereni perdeleri çek Mona Roza seni görmemeliyim Bir bakışın ölmem için yetecek Anla Mona Roza, ben bir deliyim Açma pencereni perdeleri çek... Zeytin ağaçları söğüt gölgesi Bende çıkar güneş aydınlığa Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi Seni hatırlatıyor her zaman bana Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi Zambaklar en ıssız yerlerde açar Ve vardır her vahşi çiçekte gurur Bir mumun ardında bekleyen rüzgar Işıksız ruhumu sallar da durur Zambaklar en ıssız yerlerde açar Ellerin, ellerin ve parmakların Bir nar çiçeğini eziyor gibi Ellerinden belli oluyor bir kadın Denizin dibinde geziyor gibi Ellerin, ellerin ve parmakların Zaman ne de çabuk geçiyor Mona Saat onikidir söndü lambalar Uyu da turnalar girsin rüyana Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar Zaman ne de çabuk geçiyor Mona Akşamları gelir incir kuşları Konar bahçenin incirlerine Kiminin rengi ak, kimisi sarı Ahh! beni vursalar bir kuş yerine Akşamları gelir incir kuşları Ki ben Mona Roza bulurum seni İncir kuşlarının bakışlarında Hayatla doldurur bu boş yelkeni O masum bakışlar su kenarında Ki ben Mona Roza bulurum seni Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza Henüz dinlemedin benden türküler Benim aşkım uymaz öyle her saza En güzel şarkıyı bir kurşun söyler Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza Yağmurlardan sonra büyürmüş başak Meyvalar sabırla olgunlaşırmış Bir gün gözlerimin ta içine bak Anlarsın ölüler niçin yaşarmış Yağmurlardan sonra büyürmüş başak Artık inan bana muhacir kızı Dinle ve kabul et itirafımı Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı Alev alev sardı her tarafımı Artık inan bana muhacir kızı Altın bilezikler o kokulu ten Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne Bir tüy ki can verir bir gülümsesen Bir tüy ki kapalı gece ve güne Altın bilezikler o kokulu ten Mona Roza siyah güller, ak güller Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak Kanadı kırık kuş merhamet ister Aaahhh! senin yüzünden kana batacak! Mona Roza siyah güller, ak güller Sezai Karakoç |
Ortaya karışığım bu günlerde Bir yanım sende bir yanım onda bir yanım bunda Sen hiç sendeki seni özledin mi Bendeki ben nerede… Hasretteyim bugünlerde Çayım sigaram aldığım nefes daha bir acı gelmeye başladı Yaz güneşi bile ısıtmıyor içimi Yudum yudum sensizlik Yudum yudum hasret Unuttum derken Öyle içimdesinki… Oysa ilk ayrılık değildi bu Neleri sığdırmıştı yüreğim yıllara Nice ayrılıkları nice acıları nice bitişleri Varolmak için bir neden bulmuştum şimdiye dek Her doğan günü bir umut bilip Merhaba demiştim hayata Güneşin benim için doğduğunu zannederek… İnsan kendini aldatır mı… Bir düş gördüm dün gece Kalplerimizin kelebek misali olduğu zamanlardan bir düş Hani o sahilde O gece Beni seviyormusun diye sormuştum Sımsıkı sarılmıştın bana Şu an ne hissediyorsun demiştin Korkmuştum sevginden… İnsan kendini iki kez aldatır mı… Ey yar Seni kucaklayan kollar toprakları kucaklıyor artık Geceler kahır Gün doğmuyor artık bu şehre Şehir karanlık Şehir suskun Şehir öfkem dolu… PEHLİVAN ŞİMŞEK |
Saatler Gebe Hüznüne Saatler yine gebe hüznüne, Sensizliği doğuruyor her saniye, Yetmiyor var oluşların geceye, Aşk sığmıyor bu dar sineye. Gökyüzünde bin parçaya ayrılsam, Her parçamda bin defa seni bulsam, Her buluşumda bin defa yansam aşkına, Yetmiyor ; ne varsa sözde, Esiridir bu can sana her nefeste .. 28.03.2000 Mehmet Canlar |
Tutsak olacağını bilerek yine bu sabah demirparmaklıktan içeri usulca sızdı güneş Yasaklanınca görüş gününde çiçek getirilmesi arka duvarın dibinde sarmaşık tohumu dikmiş annem Oysa el bile sallayamamıştım ona kuyrukta saatlerce bekleyip doldurduğu içme suyunu dökerken ardıma Sunay Akın |
Annemle Hasbihal Anne, zannetme ki günler geçti de değişti evvelki huyum gitgide Bir hırçın çocuğum, değişmez huyum Seneler geçse de ben yine buyum Senden umuyorum teselli yine Bugün şefkatine, muhabbetine zanneder misin ki yok ihtiyacım? Belki eskisinden daha muhtacım Dünyanın tükenmez kederlerinden kalbim kırılsa da böyle derinden Hayatım büsbütün ye'se kapılmaz Teselli bulurum içimde biraz, o derin sevgini hatırlarım da Her gece hıçkıran dudaklarımda hasretle anılan senin adın var Anne, hayatımda bir tek kadın var. Beni aldatmadı, sevdi daima Gittikçe ruhumu saran bu humma başka sevgilerden yadigar anne! Sevmeyen sevenden bahtiyar anne! Sorma ki başımdan çok şey geçti mi? Ah... eğer anlatsam sergüzeştimi, nasıl terkedildim Nasıl atıldım Anne aldatıldım, aldatıldım Belki her zamankinden fazla severken, bir lahza bahtiyar olayım derken Bilmezsin kaç gece böyle ağladım Şimdi tecrübem var artık anladım Aşk, o bir masal, yalanmış meğer Seven bir kalp için sığınılacak yer Yalnız o kucakmış, yalnız o dizmiş İnsanlar ne kadar merhametsizmiş Orhan Seyfi Orhon |
Üçüncü Şahsın Şiiri Gözlerin gözlerime değince Felaketim olurdu ağlardım Beni sevmiyordun bilirdim Bir sevdiğin vardı duyardım Çöp gibi bir oğlan ipince Hayırsızın biriydi fikrimce Ne vakit karşımda görsem Öldüreceğimden korkardım Felaketim olurdu ağlardım Ne vakit Maçka'dan geçsem Limanda hep gemiler olurdu Ağaçlar kus gibi gülerdi Bir rüzgar aklımı alırdı Sessizce bir cigara yakardım Kirpiklerini eğerdin bakardın Üşürdüm içim ürperirdi Felaketim olurdu ağlardım Aksamlar bir roman gibi biterdi Jezabel kan içinde yatardı Limandan bir gemi giderdi Sen kalkıp ona giderdin Benzin mum gibi giderdin Sabaha kadar kalırdın Hayırsızın biriydi fikrimce Güldü mü cenazeye benzerdi Hele seni kollarına aldı mı Felaketim olurdu ağlardım Attila İlhan |
Son Kuşlar gecenin yargıç suları sorguluyor beni ama, kıyısından kaçırıyorum şiirlerimi sonra usulca yanaşıp yastığıma; yumruk alıyorum, diş veriyorum, papatya karşılığı senet imzalıyorum; yükseliyorum kalabalıklara al tut şu sesimi kardeşim -bırakma! Ferhat bile işaretlenmiş bu silindir kentte nokta kadar hain, virgül kadar muhbir bir gökdelenin gölgesinde. Şirin ise kayıp çoktan kayıp, eflatun mürekkeple kalın do kadar rüzgâr, ince do kadar yelken bir düşüncenin tepesinde al tut şu sesimi kardeşim -bırakma! sinir uçlarım telex ve peyk hattında kullanıldı saç kıllarım laboratuvarlarda incelendi, habis varmış renginde. gövdem lime lime elektrik artık gözlerim, oynanacak her gece maçının aydınlatıcısı olacak. ve tırnaklarım ve nasırlarım, antik bir ziynet gibi kadife vitrinlerde yutturulacak al tut şu sesimi kardeşim -bırakma! alyansım, saatim ve oğlumun iki aylık karımın dört yıllık resmi al tut şu sesimi kardeşim kardeşim kardeşim Mehmet Müfit |
Bir Tatli Hayat bir nazli bebe hayat dokunsan kirilir dagilir ele dökülür yere bir nazli bebe hayat dile deger incinir bir nazli bebe bir tatli hayat gülüm düste yasamak mutluluklari güne dogarsin emegim olur asim olursun nefesim olur umut olursun bir tatli hayat bir tatli hayat gülüm seninle olmak bir barisik bir küs aninda kirilip aninda gülmek oyuncagim gözyasi çocuk yüregimde bir tatli hayat bir tatli hayal canim senle yasamak beklemek özlemek hasretlik çekmek umuda gülmek bir tatli hayal canim seni yasamak bir tatli hayat Cemal Karsavran |
Sevgi(siz)lerde Mutsuzluk Beklenmedik bir mutluluğun esiri olur dizeler... Dizelere, gözlerimdeki ifadeden yansıyan her neyse... Şimdi sigara içiyorum yine Yanında çay Tam istediğim gibi derken... Beni bozan dizelerdeki mutluluk değil Sadece sevgililer! 11.03.2003 19:18 Pelin Aydın |
Bir Düş Gördüm Dost Bir Düş Yolumu yitirmiştim yolumu Hatalarım karabulut olmuştu Hatalarım tufan olmuştu Gözlerim ise yaş dolmuştu Bir düş gördüm dost bir düş Kumlar dökülüyordu başımdan Tozlar savruluyordu ayaklarımdan Töhmet miydi yoksa günah mıydı Yoksa kem gözlerin nazarı mıydı Bilemedim dost bilemedim Dedem bir görünüp bir kayboluyordu Ninemin feryad-ı figanı cihanı sarıyordu Asa ile yolumu aydınlatma çalışıyordu Nasıl kurtulacaktım nasıl bütün sokaklar Çıkmaz bütün sokaklar kirlenmişken Önce tanımalısın dostunu düşmanını Tut dost tut ellerimi kurtar kurtar beni Dost ne yapsın tufanlar da kendisini Kim nasıl kurtaracak neye tutunacak Kime neye sarılacak dost ne yapsın O da şaşkın o da perişan o da pişman Dedem bağırıyor bütün gücüyle bağırıyor Dost ararsan Allah yeter Allah yeter Allah Dostuna bütün alemler dost Yârân ararsan Kur'an yeter Düşman istersen nefsin yeter Nefsin yeter nefsin yeter Binlerce şükür kızım yenemez Nefsin, imanın sapasağlamken Mal istersen kanaat yeter Nasihat istersen ölüm yeter Ölüm yeter ölüm yeter kızım Uyandım dost kan ter içinde Bir düş gördüm dost bir düş Yor dost hayra yor hayra yor Necmiye Sarpkaya |
Kıymet Mi Biçilir Cevher Taşına Kıymet mi biçilir cevher taşına Kâmilce bir sarraf karışmayınca Kimse üstad olmaz kendi başına Bulup erbabına danışmayınca Sevda dedikleri çakır dikeni Mahveder bedeni çürütür teni Her nereye varsam söyletir beni Bu aşkın âsârı savuşmayınca Affeyle Nuri'nin şu isyanını Ağlatıp dîdeden dökme kanını Kimsenin gurbette alma canını Varıp hasretine kavuşmayınca Tokatlı Aşık Nuri |
ANLAMADIN YAAR Mutlu olacaktik ama sen yaraladin, aglattin.... Yanliz kaldim terkettin, mahvettin, özlettin.... En sonunda sende sevdigime binpisman ettin.... Sen beni hic anlamadin yar.... Sana yüregimin kapilarini actim.... Saklim gizlim kalmadi herseyimi anlattim.... Yakinina gelemedim hep uzaklarinda kaldim.... Sen beni yinede hic anlamadin yar.... Sevilmedim severek mutlu olmayi bildim.... Benim sevdigim kadar sevmenide beklemedim.... Kirma incitme yüregimi sadece güven dedim.... Ama sen beni hic anlamadin yar.... Gitmek istesemde gidemem artik.... Senden geri kalanlari silemem kiyamam yazik... Gec kaldim sana, sen zamansiz bu yürekden´de kacik.... Sen bende hic kalamadinki yar..... |
Kamer Hanımın Bir Üzüntüsü Ola ki bir gün size KAMER HANIM derki ihtiyarladım ben Çocuklarım oldu Bir başka erkekten Kaynar aynı gün patates Mutfaktaki tencerede fıkır fıkır Yumurcaklar basar yaygarayı İç odadan O gün üzmeyin KAMER HANIM'ı siz Yok canım daha neler deyin İnanmazsa bakarsa yüzünüze Hacıvat da ihtiyarlamıştır ya diye ekleyin Salah Birsel |
Kadın Kimine göre kadın erkeğin eşi evin güneşidir Bazıları der kadın kalbi merhamet kaynağıdır Kadın var kardan soğuk kadın var kordan sıcak Güzel huylu olanın can verilir feda olsun yoluna... Kadın var ev yapar kadın var tehlikeli ev yıkar Kadının kırk çırası vardır biri sönse biri yanar Kadını erkek bekleyemez ki ar namus bekler Güzelin başından dert çile eksik olmazmış... Derlerki kadın kısmının saçı uzun aklı kısa olur Kadın şerrinden korkmalı Allah ' a sığınmalıdır Kadına dişini saydırma biri ala fazlası beladır Güzel gönlün sevdiği olsada huya bakmalıdır.... Kadın bulunur ama kardeş bulunmaz dikkat edin Kadın kardeşten yakın sayalımmı çoktur sebebin Kadınsız ev bulmak zordur bunu herkesler bilsin Güzelliğine güvendiği için kiraz kurtlanır siz de öğrenin... Mehmet Karlı |
Adını Hasret Koy Eğer senden bir an ayrı kalırsam, Adını hasret koy, hasret kalayım, Özlemlerle yansın içim her gece, Adını hasret koy hasret kalayım. Uzansan yanıma dokunsam sana, Bir yatakta olsak yatsak yan yana, Sen şiir okusan ben ninni sana, Adını hasret koy hasret kalayım. Aşkımız büyüsün yıldızlar kadar, Gecemiz görünsün, gündüzler kadar, El ele tutuşup olsak kafadar, Adını hasret koy, hasret kalayım. Göz kırpmamda dahi göremez isem, Sesini bir anda duyamaz isem, Alnına bir buse koyamaz isem, Adını hasret koy, hasret kalayım. Gözle kapak kadar ayrı kal sakta, Birlikte sahilde ufka dalsakta, Binlerce yıl hep beraber olsakta, Adını hasret koy hasret kalayım. Kuş olup uçalım, kanatla vücut, Gidelim sevdaya, gel elimi tut, Hepsi gerçekleşse kalmasa umut, Adını hasret koy, hasret kalayım. Selahattin Bakır |
İçimden tanırım ben o elleri Onlar ki zahirde viran olurlar Ardıçlı dağları çamlı belleri Aşanlar Şirin'e hayran olurlar Bizim memleket, bizim memleket Ah canım cananım bizim memleket Dökülür köpüklü sular yarından Baharlar yaratır kışın karından İçenler sihirli pınarlarından Şöyle bir silkinir ceylan olurlar Bizim memleket, bizim memleket Ah canım cananım bizim memleket Başı boş kırlara salar tayını Elinden düşürmez okla yayını Aklına getirmez zafer payını Memleket yolunda kurban olurlar Bizim memleket, bizim memleket Ah canım cananım bizim memleket http://img450.imageshack.us/img450/103/logoqk4sv4.gif |
Şu hazan mevsiminde ne değerler yitirdik.. Benim garip dünyama neden bahar gelmiyor.. Saadet iklimini sefih ellere verdik.. Uğursuz sihniyetle gene hüsran bitmiyor.. Özü bırakmış alem taklitlerle yol sürer.. Asrımın cehaleti zihinler bunaltıyor.. Ecnebiler yurduma çullanmış keyif güder.. İhanet uşakları dünyamı karartıyor.. Çağdaş medeni vahşet vicdanları yıpratmış.. Dehşet manzaraları yürekler sızlatıyor.. Mukaddesat pervasız akınlara uğramış.. Hayasız gönüllüler ufkumu daraltıyor.. Zemheri savaşlarla kanı donmuş alemin.. Ümmetin sefaleti ta arşa yükseliyor.. Yakarışım var arz ya ilahel alemin.. Solmuş bedenlerimiz senden rahmet bekliyor.. GÜL NURGÜL.. |
Kızım'a Güzel kızım, miniciğim, Tatlıcığım, biriciğim, Tebessümüm, gülücüğüm, Hep mutlu ol,mutlu yaşa! Kötülükler uzak olsun, İyilikler seni bulsun, Yüreciğin sevgi dolsun, Hep mutlu ol, mutlu yaşa! Sana gelen, bana gelsin, Kadir Mevla'm seni sevsin, Dilerim hep yüzün gülsün, Hep mutlu ol, mutlu yaşa! Unutma sen hiç minneti, Dünyada hak et cenneti, Öğren ilmi ve sünneti, Hep mutlu ol, mutlu yaşa! Münevver'im, kuzucuğum, İçimdeki sızıcığım, Tek dileğim, son sözcüğüm, Hep mutlu ol, mutlu yaşa! İsmail Güçta |
http://www.unutamamseni.net/modules/Forums/images/avatars/bayan/angel20sparkling5il1rg0at.gifSen benden çoktan gitmişsin Şimdi başka ellerdesin Senin kokunu özledim BEN HALA SENİ SEVMEKTEYİM… Adını söylemeye varmaz dilim Sadece benim ol istemiştim Bak işte titriyor ellerim BEN HALA SENİ SEVMEKTEYİM… Yokluğunadır isyanım Nasıl kıydılar bize anlamadım Şimdi ben sensiz naparım? BEN HALA SENİ SEVMEKTEYİM… Kalbim sensizliğe dayanmıyor Adını sürekli haykırıp duruyor Kimse beni ben kadar anlamıyor BEN HALA SENİ SEVMEKTEYİM… Dilim söyler kalbim ağlar Kalemimi durduramam hep seni yazar İnsan sevdiğine böyle mi yapar? BEN HALA SENİ SEVMEKTEYİM… Belki gelirsin diye bekledim Yollarını gözledim Camlarda kaldım sevdiğim BEN HALA SENİ SEVMEKTEYİM… Artık seni kaybettim Zaten sen benim değildin Geçen günleredir özlemim BEN HALA SENİ SEVMEKTEYİM… Seni hiçbir zaman unutamam Anılarımın can çekişmesine göz yumamam Sevdim seni başkasına bakamam BEN HALA SENİ SEVMEKTEYİM… Mutluluğu sana hediye ettim Sırılsıklam oldu gözlerim Ben böyle aşkı neyleyim BEN HALA SENİ SEVMEKTEYİM… Zindan oldu gecelerim Girdim çıkmaz bir yerdeyim Uğruna ziyan oldu gençliğim Ama BEN HALA SENİ SEVMEKTEYİM… Geceler yalnızlığımı paylaşır İnsan senin yokluğuna nasıl alışır? Arkanı dönüp gitmene bu yürek nasıl dayanır? Ama BEN HALA SENİ SEVMEKTEYİM… Kadehlerde aradım seni Söyledim onlara seni sevdiğimi Kar etmedi dönmedin geri Ama BEN HALA SENİ SEVMEKTEYİM… Al bu canımı senin olsun Sensiz geçen günlere lanet olsun Bana bunu yaptın ya YAZIKLAR OLSUN! Ama BEN HALA SENİ SEVMEKTEYİM… Boğazım düğümleniyor konuşamıyorum Sevmemişsin beni şimdi anlıyorum Tutamıyorum kendimi ağlıyorum Sana sadece tek kelime söylüyorum BEN HALA SENİ ÇOK SEVİYORUM… DENİZ ÖZGEVEN |
İstanbul'a Bugün her zamankinden daha da soğuktu.. Ve ben yok olan sıcaklığını farkına varmamla,titremeye başladım..! Dikkat etmedim ama sanırım güne vakitsiz başladım, Ve hep başka alemlerdeydi kafam. Düşüncelerime mantığımı kattığım an, Yeniden karşıma çıkacağın günü sayıkladım. Belki on, belki de yüz defa sayamadım. Özlemin ta kendisiydi yüreğimi kavuran Ve anlamsızlıklardı içimde sessizce dolaşan.. Adını koyamadığım duyguları barındırdım bugün. Hem yazdım hem oynadım. Ve saatlerce aynı şiiri okudum.. Garip ama hep aynı oyundu beni böyle yapan, Hep aynı şiirdi beni ağlatan, anlayamıyordum..! Ve son kez dışarıya baktığımdaysa yağmur çoktan başlamıştı. Gitme vaktinin geldiğini anladığım zamansa Son kez içimden gülümsemek geldi İstanbul'a.. Yaptım, o anın başarısıydı gözümde büyüttüğüm.. Şimdiyse uzak bir diyardayım, neresi olduğunu bilmediğim.. Aslında bilmek de istemediğim huzuru tattığım tek mekan burası.. İstanbul'u görüyorum şimdi.. İnsanlar benim için ağlıyor, sahte bu gözyaşları diyorum kendi kendime. Öyle garip ki Orhan Veli'yi gördüm burada, Artık o vazgeçemediğim şiirlerini kendi ağzından dinliyorum.. Mutluyum kısaca ve bu itaf sadece güzeller güzeli İstanbul'a... Pamir Öztürk | |
Unutma, kendini sevmesen bile, Senin de mutlaka sevenin vardır... Hüzünlü yüreğin bir gelse dile, Kim bilir kimlerle geçmişin vardır... Unutma, kendini yüceltmesen de Bazı gönüllerde tahtın yüksektir... Bahtına içlenip hüzünlensen de Geçmişten bu güne seyrin gerçektir... Unutma, en büyük dostsun kendine; Yıkamaz kimse o güçlü yapını... Hüzne kapılarak kızma kendine; Umutlarınla hep düşün yarını... Unut unutmayı, anlat kendine; Sevdin ve sevildin hem de gerçekten... Hüznün ödülündür Hakk’dan kendine; Özünde mutluluk verir ölçekten... seçil karagöz |
Dert Demir koydum ateşe döğeyim diye, Çıkar çıkmaz ateşten sert olur gelir. Çiftçiyim ben hayat denen tarlaya, Ektiğim umutlar dert olur gelir. Çalıştım memlekette yetmez zahire, Alıştılk gayri, yoldaş olduk kahıra, Gurbet ile bir çıktımı fakire, Ellerin mekanı yurt olur gelir. Kim ne derse aha ona inandık, Bazen aç dolaştık bazen doyduk, Bulamadık bir giyecek öylemi soyunduk, Dost olmazsa, yad insana kurt olur gelir. Muhittin Yılmaz |
Arkadaş Bir kıvılcım düşer önce, Büyür yavaş yavaş, Bir bakarsın volkan olmuş,yanmışsın arkadaş... Dolduramaz boşluğunu ne ana, ne kardaş, Bu en güzel, bu en sıcak duygudur arkadaş... Ortak olmak her sevince, her derde kedere, Ve yürümek ömürboyu, Beraberce elele... Olmasın hiç, O ta içten gülen gözlerde yaş, bir gün yollarımız ayrılsa bile arkadaş... Yılmaz Güney http://img481.imageshack.us/img481/3729/yilmazguneygencui4.gif |
http://www.siirkolik.com/images/siir.gif İstanbul'u Düşünüyorum (orhan veli kanık) İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı Önce hafiften bir rüzgar esiyor; Yavaş yavaş sallanıyor Yapraklar, ağaçlarda; Uzaklarda, çok uzaklarda, Sucuların hiç durmayan çıngırakları İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Kuşlar geçiyor, derken; Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık. Ağlar çekiliyor dalyanlarda; Bir kadının suya değiyor ayakları; İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Serin serin Kapalıçarşı Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa Güvercin dolu avlular Çekiç sesleri geliyor doklardan Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları; İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Başımda eski alemlerin sarhoşluğu Loş kayıkhanelerıyle bir yalı; Dinmiş lodosların uğultusu içinde İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Bir yosma geciyor kaldırımdan; Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar. Bir şey düşüyor elinden yere; Bir gül olmalı; İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Bir kuş çırpınıyor eteklerinde; Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum; Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum; Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından Kalbinin vuruşundan anlıyorum; İstanbul'u dinliyorum. |
Askere Şiir saçını kesecekler, kuşluk vakti koşturacaklar seni bir kıtadan diğerine, yalınayak, sırtına torosları yükleyecekler karlı karlı taşıyacaksın saatini, zincirini alacaklar boynuna tonlarca ağır künye takacaklar ve bir de numara verecekler adının yanısıra numaralı olacaksın gömleğine pantolonuna el koyacaklar yeşillere boğacaklar seni ve sonra kıraç topraklara salacaklar, uçsuz bucaksız, hergün mezar kazacaksın uykusuz gecelerin olacak nöbetlerde, ve uykusuz gözlerin... mahmur, sağ elinde çelik sol elinde çelik sigarasız kalacaksın anneni düşüneceksin ve babanı, kardeşin gözünde tütecek, arkadaşların, işin, araban, denizi özleyeceksin çok kar-kış kıyametin ortasında için ılık ılık olacak, kızacaksın uykuya dalacakken gözlerin rüyalarını imkansız kılacak top tüfek sesleri, ve yüreğin bomboş olacak tazelikten yana, yüreğin yalnız, ağlayacaksın sabahları ilk iş beynini yıkayacaklar, ellerini değiştirecekler, gözlerini, ayaklarını, burnunu, kişiliğini kazacaklar ince ince, ve işleyecekler yeniden, yüreğin nasır tutacak, buz tutacak, anlayacaksın o son gün, dönerken herşeyi yarım bıraktığın yere elmanın yarısını yenmiş bulacaksın |
Pişmanlığım değil En güzel yanımsın. Gül kokulu sabahım, Zifiri karanlığım, Titreyen dudaklarım, Sızlayan kalbimsin. Pişmanlığım değil En güzel yanımsın. Yaşama nedenim Parlak güneşim, Asi,dalgalı denizim, Her daim ıslak gözlerimsin. Pişmanlığım değil En güzel yanımsın Sonsuzluğa uzanmış ellerim, Deli gibi çarpan kalbim, Yazdığım şiirin, Dinlediğim şarkının, Konuştuğum her kelimenin nedenisin. Pişmanlığım değil Büyüten kalbimi, Öğreten acıyı, Tattıran aşkı En güzel yanımsın... EBRU ÇAYIROĞLU... |
Ve en çok seni özledim ben. Karşı komşunun sokağa çıkacağı zamanı beklemeni. Her teyzeyi annen gibi sevmeni. Sanki ayıpmış gibi kimselere söylememeni. Ve o bisikleti ilk gördüğünde koşuşunu. Yağmurlu bir günde annenin elinden yediğin ekmeği. Islanan sokaklara bakıp duygulanmanı. Yaz akşamlarında oturduğun kaldırımı.Seni bir kez daha görmek isterdim... hiç konuşmadan.. kısa pantolonlu siyah beyaz halini.. bir lokma boyunu.. diz çöküp yere sımsıkı... ama çok sıkı sarılmak sana.. göz yaşlarımı omuzlarına bırakıp gitmek istiyorum şimdi sana kim olduğumu söylemeden...arkama bakmadan ağladığımı sana göstermeden seni çok özledim ama çok özledim çocukluğum! ! C.Yılmaz |
|
Ben seninle ağlamak istiyorum Öyle arkandan yana yakıla değil Hüzünle, kahırla değil Ben seninle ağlamak istiyorum Öyle sensizliğe yanıp sabahlara kadar değil Ben seninle ağlamak istiyorum Omzunda ki değmeli yanaklarımdan Birkaç tuzlu damla omuzlarına Tadını hiç bilmediğim dudaklarını öperken Ağlamak istiyorum ki hiç bilmediğim tadı Değsin göz yaşlarımın, dudaklarına Ve bir an gözlerini aç ki ben kaybolayım Doğada olmayan mavilikteki gözlerinde Ben seninle ağlamak istiyorum Öyle bir ağla ki benle okyanusunda kaybolayım Öyle sensizliğe, hayata değil Benimle olduğun için Bir gece sabaha kadar Seninle ağlamak istiyorum Öyle yanında falan değil Gözlerinin okyanusuna bakarak İçinde son kulacımı atana kadar Ben seninle ağlamak istiyorum Ama sen ayçiçeği gibisin Gündüz güneş açınca oh.. Hep yanımdasın gündüzleri Ama boynum bükülür her gece Söz verdiğin saatte gidersin çünkü. Ceyhun Yılmaz |
Gurur Kin Nefret Bütün sevgileri öldüren üç şey; Biri gurur,biri kin,biride nefret. Gerçek sevenlerde olmaz böyle şey Biri gurur,biri kin,biride nefret. Bütün dramatik filimler onda Huzuru kaçıran fitnelik onda Ruhları karartan fesatlık onda Biri gurur,biri kin,biride nefret. Hayat ağacını solduran zehir Mutlu yuvamızı dağıtan zehir Huzuru yok edip öldüren zehir Biri gurur,biri kin,biride nefret. Boğazımı sıkan zehirli yılan Gözleri yaşartan bir acı soğan Şu insanoğlunu zorluğa koyan Biri gurur,biri kin,biride nefret. Sevgi bağlarının kaktüs dikeni Ayrı koyup boynumuzu bükeni Bilir misin yuvamızı yıkanı Biri gurur,biri kin,biride nefret. Hüseyin Çelik |
Yaş otuz beş! yolun yarısı eder. Dante gibi ortasındayız ömrün. Delikanlı çağımızdaki cevher, Yalvarmak, yakarmak nafile bugün, Gözünün yaşına bakmadan gider. Şakaklarıma kar mı yağdı ne var? Benim mi Allahım bu çizgili yüz? Ya gözler altındaki mor halkalar? Neden böyle düşman görünürsünüz, Yıllar yılı dost bildiğim aynalar? Zamanla nasıl değişiyor insan! Hangi resmime baksam ben değilim. Nerde o günler, o şevk, o heyecan? Bu güler yüzlü adam ben değilim; Yalandır kaygısız olduğum yalan. Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız; Hatırası bile yabancı gelir. Hayata beraber başladığımız, Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir; Gittikçe artıyor yalnızlığımız. Gökyüzünün başka rengi de varmış! Geç farkettim taşın sert olduğunu. Su insanı boğar, ateş yakarmış! Her doğan günün bir dert olduğunu, İnsan bu yaşa gelince anlarmış. Ayva sarı nar kırmızı sonbahar! Her yıl biraz daha benimsediğim. Ne dönüp duruyor havada kuşlar? Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim? Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar? Neylersin ölüm herkesin başında. Uyudun uyanamadın olacak. Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında? Bir namazlık saltanatın olacak, Taht misali o musalla taşında. CAHİT SITKI TARANCI |
bir adım attığım yerde ne vardı ki gitmemle kayboldu her adımımda sonsuz ben'leri koyuyorum boşluğa ve yine ben dolmuyorum geçip gittiğim yerlerden iç içe öne ve arkaya bakan bir sürü ben ler koymuşumdur eskileri çocuk şimdikiler ihtiyar Asaf Halet Çelebi |
İmkansızdık Sen; içinde baharı gizleyen kışımsın benim... Ve biliyorum ki o baharın güneşinde tenim esmer olmayacak hiç. Bana susmak düşecek, payıma kilitlenmiş bir yürek kalacak. Kaderi önceden belirlenmiş konuşmalar, paylaşmalar, bakışmalar olacak. Bir yerde aykırılığım tutup sarılsam da içimde sana, sen bunu hiçbir zaman bilemeyeceksin... Git diyorum sana, kalma yüreğimde, bu kadar özleteceksen kendini. Bir bakış; gözüm gözüne değiyor; hissediyorum... Gitme diyorum. Kal geldiğin yerde. Ne gitmelerin bitiyor; ne de benim sana kal demelerim... Hangi aralıkta girmiştin içime anlamadım. Tüy gibi hafif, usul usul inivermiştin yüreğime. Kabullenemedim önce. kocaman yalanlar söyledim kendime. Ben dışımda tutmaya çalışırken seni, meğer içerde hakimiyetin çoktan başlamıştı. Kuşatmıştın dört yanımı; ve kendim için çok geçti. Yerle bir olmuştu her şey. Olmazsa olmazlarım; ilkelerim, yargılarım... Nasıl bir şeydi, bu beni böyle yağmalayan. Şimdi karşı durmuyorum Sana, nasılsa buluyorsun bir yolunu ve sarmalıyorsun içimi dışımı. Ayak seslerini duyuyorum hangi yöne gittiğini bilemeden. Ben yaşanmış bir aşkta eski yaralarıma yanıyorum, Sen yaralarına benden sevda sürüyorsun. "Belki"lerden, "ihtimal"lerden, "keşke"lerden medet umuyorum, Senin belki de yabancısı olduğun düşler büyüterek... Ben, suretine değil, aslına dokunma ihtimallerinde mutlu oluyordum. Ben seninle, aynı coğrafyada yaşayabilme ihtimalinden huzur buluyordum. Şimdi, bilinci küflerinden kurtulmuş bir yürekle, süresi diğer aşklardan çok daha uzun olacak bir aşkın ömrünü anlatıyorum, Sana dair yazılanlarda... Şimdi, bir sayfa dolusu cümlelerle; bir imkansızlığın mucizeye dönüşünü anlatıyorum... Şimdi, bozgun sonrası imkansız bir zafer kazanan bir orduyum, bir yenilgide zafer ne kadar anlam taşıyorsa o kadar anlamlaşıyorum... Şimdi ben, dağıldıkça kurulan yeni düşlerde Sana bakıyorum… Umut; hep var olacak çünkü... |
RÜYA Yine bir gün daha geçti hayalinle sensiz Yine sensiz akşamlar, yıldızsız geceler Yine hayaller, yine rüyalar, sonu olmayan ümitler Dört duvar arasında geçmişiyle yaşayan sadece biz Sonu gelmeyen düşünceler karmakarışık Sonu olmayan bir yol çıkmaz sokak Bir ucunda sen, bir ucunda ben Ne zaman elimi uzatsam koparıyor melekler seni benden Bir ona bakıyorsun bir bana Kalmışsın iki sevda arasında Ayakların bana gelmek istesede Yine yalnız kalan sensin sevdalı kadın anlasana Gönül söz dinlemiyor dikenli dallara konuyor Denizler kadar büyük sevdan bir rüya uğruna yanıyor Yine yanlış kapı çaldın, geçmişe daldın O kadar acıdan sonra deli gönül hala uslanmadın Bir gün belki bir gün seni seviyorum diyeceğin bir kişi Bir gün belki bir gün bende seni seviyorum diyecek bir kişi Bütün benliğim ve bedenime sahip olacak bir kişi Ne zaman ne zaman bence sadece rüyalarda o kişi Beni öpüyor, okşuyor, bütün benliğimle hissediyorum Kurumuş dallarımı yeşertiyor, yeniden güller açıyorum Başımı omzuna koymuşum, en güzel aşk nameleri dinliyorum Aşkıyla öyle coşmuşum ki, içmeden sarhoş oluyorum Ayaklarım yerden kesilmiş, gönlüm havalarda Bir anda zannettim kendimi on yedi yaşında Delice sevdalanmış bir genç misali Haykırıyorum sana aşığım diye kollarında Birden koca bir boşluğa düştüğümü hissediyorum Bir uyandım ki yatağım boş, odam boş, kollarım boş Bir baktım ki sarıldığım sadece yastığım Anladım ki geçmişe dalıp yine kötü bir rüya gördüm Değişen ne varki hayatımda her şey boş Hayat boş, yaşamak boş, sevmek boş Zaman gelip geçiyor, gençlik gidiyor, yaşam bitiyor Geride kalan sadece anılar, seninle geçen rüyalardaki geceler Kalkıp şöyle bir yatağıma oturuyorum Etrafıma baktığımda, yavrularımın bana batığını görüyorum Gönülden seven, sevgiye susamış iki tane melek Viran kalbinde birazcık sevgi kalmışsa sen bunları sula diyorum Hayatımın en güzel çiçeği onlar Dilerim onlar sevgiyi, aşkı doyumsuzca yaşar Benim tatmadığım mutlulukları yaşasın onlar Tadımlık olan sevgimin, doyumsuz aşkları benim onlar………….. |
daha demin buradaydın kuş oldun uçtun gittin mengenelere sıktın beni kalbimi çaldın hırsız barudi kuyu içinde bıraktın şu kim bilir kiminlesin eğer öyle ise yazıklar olsun artık bana ait değilsin zahmet edip gelme sakın! Sonu gelmez acılar bıraktın seni seven yürek ne yapsın sağlam mı bıraktın beni? sen gidişinle bir can yok oldu yaktın yüreğimi insafsız gözlerim arza kapandı ayaklarım senin gibi gitti toplanmaz enkaz kaldım cenderesiz nöbete girdim ah be gülüm evvela sen mülayimdin sevincimiz feyiz verirdi gidişinle yok oldum aziz ateş |
Kutupsal bir esinti ağırlığında Bu gece yine bana öyle soğuksun ki İliklerime dek işleyip buz kestiriyorsun.. Beynimin labirent kıvrımlarından çıkıp Debisi bilmem kaçı aşmış damarların terlettiği Alnımdan kıvrım kıvrım kristalleşip dökülüyorsun. Kaç kez silindin aklımdan hiç hesaplamadım, Kaç kez aktın gözlerimden... Ama ya yelden aktın Ya da nezleden, Ben ağlamadım. Birgün usturaya vurup saymak isterdim Sormak isterdim her ak saçıma; Neler çektirdiklerini Ve seni afedip etmediklerini..... Ey özgür beynimin tutsak sevdası, Yaralı gönlümün kezzap damlası, Heybemdeki umut tomurcuğum Sonu hep boşluğuna çıkan yolculuğum...; Birazdan; Bu karası gittikçe zifirleşen geceye karışacak Son damlasında son kez seni düşüren bu gözler. Ve senlerin damla damla düştüğü yere üşümeyesin diye kendimi yorgan yapacağım. Deriin bir uykuya dalacağım ardından, Yine yeniden Seni unutmaya çalışacağıma gebe günlere Kalkabilirsem eğer Zinde kalkmaya çalışacağım.. Seni unutmaya mutlaka alışacağım. bekir uğurlu |
| Saat: 17:50 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık