MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

RuYa 11 Temmuz 2007 16:27

Açılmış sarmaşık gülleri

kokularıyla baygın

en görkemli saatinde yıldız alacasının

gizli bir yılan gibi yuvalanmış

içimde keder

uzak bir telefonda ağlayan

yağmurlu genç kadın



rüzgâr

uzak karanlıklara sürmüş yıldızları

mor kıvılcımlar geçiyor

dağınık yalnızlığımdan

onu çok arıyorum onu çok arıyorum

her yerinde vücudumun

ağır yanık sızıları

bir yerlere yıldırım düşüyorum

ayrılığımızı hissettiğim an

demirler eriyor hırsımdan



ay ışığına batmış

karabiber ağaçları

gümüş tozu

gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar

yaseminler unutulmuş

tedirgin gülümser

çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var

çünkü ayrılık da sevdâya dahil

çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili

hiç bir anı tek başına yaşayamazlar

her an ötekisiyle birlikte

her şey onunla ilgili



telaşlı karanlıkta yumuşak yarasalar

gittikçe genişleyen

yakılmış ot kokusu

yıldızlar inanılmayacak bir irilikte

yansımalar tutmuş bütün sâhili

çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var

öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil

çünkü ayrılık da sevdâya dahil

çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili



yalnızlık

hızla alçalan bulutlar

karanlık bir ağırlık

hava ağır toprak ağır yaprak ağır

su tozları yağıyor üstümüze

özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır

eflatuna çalar puslu lacivert

bir sis kuşattı ormanı

karanlık çöktü denize

yalnızlık

çakmak taşı gibi sert

elmas gibi keskin

ne yanına dönsen bir yerin kesilir

fena kan kaybedersin

kapını bir çalan olmadı mı hele

elini bir tutan

bilekleri bembeyaz kuğu boynu

parmakları uzun ve ince

sımsıcak bakışları suç ortağı

kaçamak gülüşleri gizlice

yalnızların en büyük sorunu

tek başına özgürlük ne işe yarayacak

bir türlü çözemedikleri bu

ölü bir gezegenin

soğuk tenhalığına

benzemesin diye

özgürlük mutlaka paylaşılacak

suç ortağı bir sevgiliyle



sanmıştık ki ikimiz

yeryüzünde ancak

birbirimiz için varız

ikimiz sanmıştık ki

tek kişilik bir yalnızlığa bile

rahatça sığarız

hiç yanılmamışız

her an düşüp düşüp

kristal bir bardak gibi

tuz parça kırılsak da

hâlâ içimizde o yanardağ ağzı

hâlâ kıpkızıl gülümseyen

sanki ateşten bir tebessüm

zehir zemberek aşkımız.



Atilla İLHAN


arwen 12 Temmuz 2007 02:08

BAKIŞLARIN


Teyakkuzlu bakışın, şu gönlümü süzüyor,
Derin bir düşünceyle, sanki beni çözüyor,
Sitemli nazarların, inan beni üzüyor,
Kalbimi delip geçen, o mahzun bakışların.

Neden suskunsun bana, uzaktan elem verip,
İntizarla bakarak, duygularımı gerip,
Böyle duruşun yok mu? Kalbimi yere serip,
Paramparça ediyor, o mahzun bakışların.

Ben çok uzaktım sana, yalan yok biliyorsun,
Sevdamızın sonu yok, sen hala seviyorsun,
Suskun haykırışınla, bağrımı deliyorsun,
Beni benden alıyor, o mahzun bakışların.

Mahrem gibi süzdüğün, bakışların ar sanki
Yaralı bir ceylanın, ürkekliği var sanki
Gözlerinle ördüğün, geniş bir duvar sanki
Ağlamaklı yüzünde, o mahzun bakışların.

Unutmak mümkün değil, kahverengiden koyu,
Bakarak sitem eder, gözlerinin bu huyu,
Oysa ne çok isterdim, bu sevda ömür boyu,
Sarsın tüm benliğimi, o mahzun bakışların.


EMİN ZEYBEK


NiliM 12 Temmuz 2007 10:18

Kavuşturan Sevgidir


Bülbülün bağrında aşk filizlense
Güle kavuşturan sevgidir sevgi.
Tohum toprağa düşüp filizlense
Dala kavuşturan sevgidir sevgi.

Kudret kaleminin boyası sevgi
Gelinlik kızların oyası sevgi
Hasretin, umudun mayası sevgi
Yola kavuşturan sevgidir sevgi.

Kamilin sözleri,hikmeti başka
Sevgidir o dili getiren aşka
“Savaşlar yok artık! ” denseydi keşke
Dile kavuşturan sevgidir sevgi.

Sevgi mutluluktur aşk durağında
Ekmeğe katıktır can kurağında
Ustanın elidir her çırağında
Bele kavuşturan sevgidir sevgi.

Sevgi insanlığa sunar barışı
Kaldırır zulmeti, çirkin yarışı
Kutsaldır bayrağın her bir karışı
Ala kavuşturan sevgidir sevgi.



Münevver DÜVER


RuYa 12 Temmuz 2007 13:07

Sevilen bir şarkının birden bitişinde
Hala mırıldanırsın ya hani
Öyle dudağımda adın
Zamansızdı gidişin
Ölümün çat kapı gelmesi gibi
Güneşli bir öğlen sıcağında
Yıldızların tektek görünmesi gibi
Usul usuldu kaçak adımların
Siyah beyaz bir fotoğrafa
Kesilen parmaktan damlayan kan gibi
Kırmızı bir noktaydın
Öylesine canlı ve sıcak
Zamansız gidişlere inat
Aniden çal kapımı..FATİH GÜNCE



arwen 13 Temmuz 2007 00:37

Her gidişin bir dönüşü olmasa da
Yalnızlığı vardır
Biz bize çoğul bir sessizlik yaşanırken
İsmi koyulmamış bir efkar ayaklanır

Her gidişin bir dönüşü olmasa da
Soğukluğu vardır
Sadece gideni ürperten
Hüznü vardır
Burukluğumuzu büyüten…


burak tarık


RuYa 13 Temmuz 2007 22:43

Ben üşümeyeyim diye yıldızlar örterdin ya her gece üzerime...
Ruhumu sende bırakıp kendimi terkettiğim bir gün..
Tanrım duvarlar örttü üzerine,
Rüzgarları bekledim...
Düşlerdeki evimizin penceresinde,
Belki kokunu getirirler.
Yalan tebessümlere sakladığım sensizlik biter diye...
Sen dostlarla ol...Ağlamam artık...
Ben uzağına koyup kendimi,
Rüzgarları beklerim penceremde
Gelmeyeceğini bile bile
Gelse de, deva olmaz kokunu getiren rüzgarlar
Gözlerimdeki yaşı silmeye... ERGİN ÖZENEK


Mystic@L 14 Temmuz 2007 10:39

kaç kadın çözülüp giderdi
saçlarından uzamış kederleriyle
kaç kadın
çekip giderdi yaşamından gizlice
ve kaç gündüz gecenin yarısıdır
insan sevince
saçları örülmeye muhtaç kız nereye
nereye yaşamın ortasına tutturulmuş bu genç gülümseme
nereye bozkır yaşamları
kaç adam çekip giderdi yaşamından gizlice
ve kaç gece gündüzün yarısıdır
insan terkedilince
Yasin Erol


Misafir 14 Temmuz 2007 13:32

bir kıpırtıydın önce içimde gelir geçer dedim. öyle ya daha önce de kıpırtılar olmuş sönmüştü bu zavallı gönlümde. ne zaman kasırgaya döndün anlamadım bile.aslında fırtınaya yeni döndün içimde. eskiden yani mutlu zamanlarımızda samyeli gibiydin. yüzümü okşar geçerdin.
sana seni anlatamam isyan edersin
aşkı tekrar istemem ziyan edersin
seninle hep yandım seninle söndüm
bir varlığım yok ki muradım olsun
asla zarar vermezdin yüreğime. şimdi ise hoyrat bir fırtınasın. geçtiğin yerlerde yangınlar çıkıyor. eskiden kıyamadığın bütün dallarımı, bütün filizlerimi söküp götürüyorsun yanında. bense arkandan sessiz bakıyorum.
sana kırık yaşıyor her bir bakışım
yıktığın hayeller tek can yoldaşım
seninle hep vardım seninle kaldım
hıçkırık bağrımda son aldanışım


RuYa 14 Temmuz 2007 14:09




Agladigini istemem ben ölürsem
Beni en sevdigim halimle hatirla
Uzak bir yerde çalistigimi düsün
Hayatta olduguma inan
Bir gün gelir kendiliginden
Geçer bütün üzüntün

Her yeni gelen günü
Yeni ümitlerle beklemeli
Her yeni gün
Yeni havalarla gelir
Gece, yagan yagmurla uyursun
Sabah birde bakarsin odan
Günesli.

Her yeni gelen vapuru, treni
Yeni ümitlerle beklemeli
Her gelen vapur, tren
Yeni insanlarla gelir
Ben esmerdim güzelim
Bu sefer bir sarisin seversin.
Ask yasayan içindir güzelim ..

Necati Cumalı



duygu41 14 Temmuz 2007 15:33

SENİ MASUMCA SEVMİŞTİM

Seni masumca sevmiştim
Ve masum olarak tanımıştım seni
Ne kusurun varsa meğer hiç görmemişim
Yalan söylemişim kendime
Kapatıp gözlerimi..

Olsun be yeni hayatıma alıştım sayende
Bi bilinmezlik olsanda yer etmiştin kalbimde
Aşk bu önemli değil unuturum bende
UNUTSAMDA İZLERİN KALACAK GÖNLÜMDE....
D.Ç


recruit87 14 Temmuz 2007 16:10

Buz Gibi

Aşk iyidir bak
Duyumunu artırır insanın
Hele don gömlek sabahları
Tıraş olacağını duyarsın
Yeni gömleğini giyeceğin gelir
Bir yeni biçim eklersin insan olacağa
Masaya, merdivene, aynalı dolaba
Derken ardından sipin işi bir kahvaltı
Amanın dersin bu ne delice gidiş
Paldır küldür açar mıydı fıstık ağacı
İspinoz düşünür müydü
Deli olan kaşınır mıydı
Kolların upuzun Walt Whitman'ı okumaktan
Ağzın desen bir karış açık
Sokaklar yok mu, o sokaklar
Önce bir yeşile işkilli
Evlerde büyümeler, alıp başını gitmeler olacak
Kızıp duracaksın üstüne başına konan toza
Televizyondaki ise
Usanmak, hızını eksiltmek dendi mi
Cin ifrit kesileceksin birden.

Hey gidi duyumuna yandığımın dünyası
Alıp vereceğin olacak ille
Aşk maşk buz gibi yaşayacaksın.

Kaynak: Yerçekimli Karanfil
Edip Cansever


MMDMR 14 Temmuz 2007 16:11

Sen yoktun...
Hz Adem'deydi nurun
Önce cenneti,
Sonra yeryüzünü şereflendirdin.
Adem nuruna affedildi
Arafat bu affa şahitti.
Sen yoktun
Nuh'un gemisindeydi Nurun...
Dalgalar yeryüzünü boğarken
Toprağın bağrındaki su
Gökyüzüyle buluşurken
Ve bu bir ilahi azap derken,
Allah nurunu taşıdı binbir sebeble
Tufan,nurunu selamladı edeple...
Sen yoktun...
Hz.İsmail'in alnındaydı Nurun
İbrahimi bir dua yükseldi kimsesiz çöllerden
"Rabbimiz" dedi,
" Onlara kendi içlerinden
Senin ayetlerini okuyacak
Kitap ve hikmeti öğretecek onlara,
Onları temizleyecek bir elçi gönder ";
Amin dedi on sekiz bin alem
Nurunla aydınlanan minicik ellerini
Semaya kaldırarak
Amin dedi İsmail.
Hira Nur dağı amin diyerek ayağa kalktı
Medine'den adı Uhud olan bir amin yankılandı
Sevr dağında.
Sen yoktun Sultanım...
Hz.İsa Ahmed diye muştuladı seni
Alemlerin efendisi diye sana seslendi
" Artık ben sizinle çok söyleşmem "dedi havarilerine
Çünkü bu alemin reisi geliyor...
Bekleyin Ahmed geliyor
Kainata Rahmet geliyor...
Havarilerin yüzünü okşayan, ölüleri dirilten bir nefes oldun.
Ama sen yoktun.
Sen yoktun....
Hz.Abdullahın alnındaydı Nurun
Başı eğik gezerdi mazlum
Put eyle göklerden seni sorardı
Varaka seni arardı sema'da
Anneler kız çocuklarını hep ağlayarak sevdiler.
Ağlayarak süslediler ölüme!...
Ağlayarak “hadi dayına gidiyorsun” dediler.
Sen yoktun Sultanım...
Canlı canlı toprağa gömülmenin adı idi dayıya gitmek,
Anne yüreğinin çıldırtan çaresizliği idi,
Ve yavrusunun ölüme gidişini seyretmesiydi.
En son çocuk atılırken çukura,
Annesinin suretinde bir melek tuttu onu
Ve tebessüm ederek Hira Nur dağını gösterdi
Melekler süslüyordu Hira'yı,
Efendisine hazırlanıyordu Cebel-i Nur
Efendisine hazırlanıyordu Mekke
Alem, efendisine hazırlanıyordu.
Kainatın gözü Hz.Amine'deydi
Toprak yalvarıyordu Rabbine...
Gel diye ağlıyordu mazlumlar
Gözleri Sema'da
Ve bir gelişin vardı Ya Resülallah
Bir inişin vardı yeryüzüne
Ve cebrail ardında yalın kılıç melekler
Bir inişin vardı yeryüzüne
Yetimler en huzurlu geceyi geçirdiler belki de...doya doya.
Sonra bir sessizlik kapladı seher vaktini
Herşey sus pus olmuştu.
Hadi diyordu yıldızlar, hadi diyordu Ay,
Kainat bir isim duymak istiyordu
Ve bir ses yükseldi Amine’nin evinden
Muhammed...
Karanlıklar aydınlığa bıraktı yerini
Muhammed...
Seni yaratan Allah'a kurbanız Ey Dürr-i Yekta...
Sana O adı veren Rahman’a kurbanız.
Artık sen vardın...
Susuz topraklara rahmet indi seninle
Annenden sonra, anne Halime sevindi seninle
Yağmura mı ihtiyaç var?...
Kaldır şehadet parmağını...
Yağmuru salsın Allah
Sonra tut ağacın yaprağını
Köklerini çıkarttırıp yanında yürütsün Allah.
Yeter ki sen iste
Sen iste Ya Resülallah
Deki; ben kimim?...
Dağlar, taşlar dile gelsin...
Dilsiz çocuklar ellerinden tutup "ente resülallah" desin.
Sen vardın...
Bedir kârdı,
Uhud dardı,
Hendek yardı,
Yiğitlerin vardı.
Ölmek için yarışan yiğitlerin
Hele bir Enes'in vardı Ya Resülallah
Uhud'da öldüğünü duyunca arkadaşlarına;
" Niye burada oturuyorsunuz ? " diye sordu...
Onlarda ;" Allah'ın resül-ü öldürülmüş ! " deyince...
" Peki O öldükten sonra yaşayıp da ne yapacaksınız,
Kalkın ve O'nun gibi ölün." demişti.
Ve savaşın en yoğun olduğu yerde şehit düşmüştü.
Hem de ne şehit Ey Nebi...
Vücudu yaralardan tanınmaz halde idi
Kız kardeşi ancak parmaklarından tanıdı onu...
Musab bin Umeyer'in vardı senin...
Uhud'da sancağını taşıyan, öyle bir aşkla sana bağlıydı ki!...
Allah o gün meleklerini Musab'ın suretinde indirdi.
Ebu Hureyre'n vardı...
Acıkınca mescidin önünde durur
Sana bakardı, sen anlardın.
" Ya Ebahir!..gel " derdin.
Ve sen gittin...
Bir gidişle gittin.
Ardında hüznün kaldı,
Hasretin kaldı göklerde,
Bilal ezan okuyamaz oldu
Ne zaman teşebbüs etse
" Muhammed resülallah " demeye...
Dizinin üstine çöker kendinden geçerdi.
Sonra günler ay, aylar yıl oldu.
Asırlar oldu...
Sensizliğe açtık gözlerimizi
Ama sen bırakmazsın bizi!...
Sen varsın...
Ey şehitlerin Sultanı sen varsın
Bir şehit bile ölmezken
Sana nasıl yok deriz.
Ebu Talip Şam'a giderken,
devesinin önüne geçip;
" Beni burada kime bırakıp da gidiyorsun " demiştin
" Ne anam var ne babam..."
Ebu Talip bırakmamıştı bu yüzden
Sensizliğin ızdırabı ile inleyen
Ümmetini kime bırakıp gidiyorsun Ya Resülallah
Bırakma bizi ki ; Allah " Sen onların içindeyken onlara azap edecek değiliz." buyuruyor.
Bırakma bizi !...
Hayatı seninle öğretti Rahman
Kulluğu seninle tanıdık
Duayı senden öğrendik sevgili,
Hz.Ömer umre için senden izin isteyince,
Kardeşcik dedin ona;
" Duanda bana da yer ayırır mısın ? "
Bizler Ömer değiliz ama bütün dualarımız senin için.
Ey Rabbimiz!...
Resülünü anışımızdan haberdar et...
O'na binler salat,binler selam...
Habibine Makam-ı Mahmud-u ver...
O'na Vesile-i lütfet...
O'nu Refik-i Ala'ya yükselt....
Bizi de affet...
O'nun hatırına affet...
Zatının hatırına affet...
Ne olur affet bizi...
Bizi affet....


yalanci_yarim_est 14 Temmuz 2007 16:35

muhtesem :):)

SeNi BaNa vermezlerse,
AsLa vermem,
SeNi Ellere,
Aşkımızın SoNu BuDuR..
Ölmek vardır Dönmek Yoktur...


recruit87 14 Temmuz 2007 16:52

Mona Roza

Mona Roza, siyah güller, ak güller
Geyvenin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Ah, senin yüzünden kana batacak
Mona Roza siyah güller, ak güller

Ulur aya karşı kirli çakallar
Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa
Mona Roza, bugün bende bir hal var
Yağmur iğri iğri düşer toprağa
Ulur aya karşı kirli çakallar

Açma pencereni perdeleri çek
Mona Roza seni görmemeliyim
Bir bakışın ölmem için yetecek
Anla Mona Roza, ben bir deliyim
Açma pencereni perdeleri çek...

Zeytin ağaçları söğüt gölgesi
Bende çıkar güneş aydınlığa
Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi
Seni hatırlatıyor her zaman bana
Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi

Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar
Işıksız ruhumu sallar da durur
Zambaklar en ıssız yerlerde açar

Ellerin, ellerin ve parmakların
Bir nar çiçeğini eziyor gibi
Ellerinden belli oluyor bir kadın
Denizin dibinde geziyor gibi
Ellerin, ellerin ve parmakların

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona
Saat onikidir söndü lambalar
Uyu da turnalar girsin rüyana
Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona

Akşamları gelir incir kuşları
Konar bahçenin incirlerine
Kiminin rengi ak, kimisi sarı
Ahh! beni vursalar bir kuş yerine
Akşamları gelir incir kuşları

Ki ben Mona Roza bulurum seni
İncir kuşlarının bakışlarında
Hayatla doldurur bu boş yelkeni
O masum bakışlar su kenarında
Ki ben Mona Roza bulurum seni

Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza
Henüz dinlemedin benden türküler
Benim aşkım uymaz öyle her saza
En güzel şarkıyı bir kurşun söyler
Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış
Bir gün gözlerimin ta içine bak
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış
Yağmurlardan sonra büyürmüş başak

Artık inan bana muhacir kızı
Dinle ve kabul et itirafımı
Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı
Alev alev sardı her tarafımı
Artık inan bana muhacir kızı

Altın bilezikler o kokulu ten
Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne
Bir tüy ki can verir bir gülümsesen
Bir tüy ki kapalı gece ve güne
Altın bilezikler o kokulu ten

Mona Roza siyah güller, ak güller
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Aaahhh! senin yüzünden kana batacak!
Mona Roza siyah güller, ak güller

Sezai Karakoç


RuYa 14 Temmuz 2007 17:59

Ortaya karışığım bu günlerde
Bir yanım sende bir yanım onda bir yanım bunda
Sen hiç sendeki seni özledin mi
Bendeki ben nerede…

Hasretteyim bugünlerde
Çayım sigaram aldığım nefes daha bir acı gelmeye başladı
Yaz güneşi bile ısıtmıyor içimi
Yudum yudum sensizlik
Yudum yudum hasret
Unuttum derken

Öyle içimdesinki…

Oysa ilk ayrılık değildi bu
Neleri sığdırmıştı yüreğim yıllara
Nice ayrılıkları nice acıları nice bitişleri
Varolmak için bir neden bulmuştum şimdiye dek
Her doğan günü bir umut bilip
Merhaba demiştim hayata
Güneşin benim için doğduğunu zannederek…

İnsan kendini aldatır mı…

Bir düş gördüm dün gece
Kalplerimizin kelebek misali olduğu zamanlardan bir düş
Hani o sahilde
O gece
Beni seviyormusun diye sormuştum
Sımsıkı sarılmıştın bana
Şu an ne hissediyorsun demiştin
Korkmuştum sevginden…

İnsan kendini iki kez aldatır mı…

Ey yar

Seni kucaklayan kollar toprakları kucaklıyor artık
Geceler kahır
Gün doğmuyor artık bu şehre
Şehir karanlık

Şehir suskun
Şehir öfkem dolu… PEHLİVAN ŞİMŞEK



recruit87 14 Temmuz 2007 18:26

Saatler Gebe Hüznüne

Saatler yine gebe hüznüne,
Sensizliği doğuruyor her saniye,
Yetmiyor var oluşların geceye,
Aşk sığmıyor bu dar sineye.

Gökyüzünde bin parçaya ayrılsam,
Her parçamda bin defa seni bulsam,
Her buluşumda bin defa yansam aşkına,
Yetmiyor ; ne varsa sözde,
Esiridir bu can sana her nefeste ..

28.03.2000

Mehmet Canlar


Mystic@L 14 Temmuz 2007 22:42

Tutsak olacağını bilerek
yine bu sabah
demirparmaklıktan içeri
usulca sızdı
güneş

Yasaklanınca görüş gününde
çiçek getirilmesi
arka duvarın dibinde
sarmaşık tohumu
dikmiş annem

Oysa el bile
sallayamamıştım ona
kuyrukta saatlerce bekleyip
doldurduğu içme suyunu
dökerken ardıma

Sunay Akın


recruit87 15 Temmuz 2007 08:28

Annemle Hasbihal

Anne, zannetme ki günler geçti de değişti evvelki
huyum gitgide
Bir hırçın çocuğum, değişmez huyum
Seneler geçse de ben yine buyum
Senden umuyorum teselli yine
Bugün şefkatine, muhabbetine zanneder misin ki yok
ihtiyacım?
Belki eskisinden daha muhtacım
Dünyanın tükenmez kederlerinden kalbim kırılsa da
böyle derinden
Hayatım büsbütün ye'se kapılmaz
Teselli bulurum içimde biraz, o derin sevgini
hatırlarım da
Her gece hıçkıran dudaklarımda hasretle anılan senin
adın var
Anne, hayatımda bir tek kadın var.
Beni aldatmadı, sevdi daima
Gittikçe ruhumu saran bu humma başka sevgilerden
yadigar anne!
Sevmeyen sevenden bahtiyar anne!
Sorma ki başımdan çok şey geçti mi?
Ah... eğer anlatsam sergüzeştimi, nasıl terkedildim
Nasıl atıldım
Anne aldatıldım, aldatıldım
Belki her zamankinden fazla severken, bir lahza
bahtiyar olayım derken
Bilmezsin kaç gece böyle ağladım
Şimdi tecrübem var artık anladım
Aşk, o bir masal, yalanmış meğer
Seven bir kalp için sığınılacak yer
Yalnız o kucakmış, yalnız o dizmiş
İnsanlar ne kadar merhametsizmiş


Orhan Seyfi Orhon


eLooO 15 Temmuz 2007 08:46

Üçüncü Şahsın Şiiri

Gözlerin gözlerime değince
Felaketim olurdu ağlardım
Beni sevmiyordun bilirdim
Bir sevdiğin vardı duyardım
Çöp gibi bir oğlan ipince
Hayırsızın biriydi fikrimce
Ne vakit karşımda görsem
Öldüreceğimden korkardım
Felaketim olurdu ağlardım
Ne vakit Maçka'dan geçsem
Limanda hep gemiler olurdu
Ağaçlar kus gibi gülerdi
Bir rüzgar aklımı alırdı
Sessizce bir cigara yakardım
Kirpiklerini eğerdin bakardın
Üşürdüm içim ürperirdi
Felaketim olurdu ağlardım

Aksamlar bir roman gibi biterdi
Jezabel kan içinde yatardı
Limandan bir gemi giderdi
Sen kalkıp ona giderdin
Benzin mum gibi giderdin
Sabaha kadar kalırdın
Hayırsızın biriydi fikrimce
Güldü mü cenazeye benzerdi
Hele seni kollarına aldı mı
Felaketim olurdu ağlardım

Attila İlhan


recruit87 15 Temmuz 2007 09:05

Son Kuşlar

gecenin yargıç suları sorguluyor beni
ama, kıyısından kaçırıyorum şiirlerimi
sonra usulca yanaşıp yastığıma; yumruk
alıyorum, diş veriyorum, papatya karşılığı
senet imzalıyorum; yükseliyorum kalabalıklara

al tut şu sesimi kardeşim
-bırakma!

Ferhat bile işaretlenmiş bu silindir kentte
nokta kadar hain, virgül kadar muhbir
bir gökdelenin gölgesinde. Şirin ise kayıp
çoktan kayıp, eflatun mürekkeple
kalın do kadar rüzgâr, ince do kadar yelken
bir düşüncenin tepesinde

al tut şu sesimi kardeşim
-bırakma!
sinir uçlarım telex ve peyk hattında kullanıldı
saç kıllarım laboratuvarlarda incelendi, habis
varmış renginde. gövdem lime lime elektrik
artık gözlerim, oynanacak her gece maçının
aydınlatıcısı olacak. ve tırnaklarım
ve nasırlarım, antik bir ziynet gibi
kadife vitrinlerde yutturulacak

al tut şu sesimi kardeşim
-bırakma!

alyansım, saatim ve oğlumun iki aylık
karımın dört yıllık resmi
al tut şu sesimi kardeşim

kardeşim

kardeşim

Mehmet Müfit


NiliM 15 Temmuz 2007 09:19

Bir Tatli Hayat


bir nazli bebe hayat
dokunsan kirilir dagilir ele
dökülür yere
bir nazli bebe hayat
dile deger incinir
bir nazli bebe

bir tatli hayat gülüm
düste yasamak mutluluklari
güne dogarsin
emegim olur asim olursun
nefesim olur umut olursun
bir tatli hayat

bir tatli hayat gülüm
seninle olmak
bir barisik bir küs
aninda kirilip aninda gülmek
oyuncagim gözyasi
çocuk yüregimde bir tatli hayat

bir tatli hayal canim
senle yasamak
beklemek özlemek
hasretlik çekmek umuda gülmek
bir tatli hayal canim seni yasamak
bir tatli hayat


Cemal Karsavran


recruit87 15 Temmuz 2007 09:25

Sevgi(siz)lerde Mutsuzluk

Beklenmedik bir mutluluğun esiri olur dizeler...
Dizelere, gözlerimdeki ifadeden yansıyan her neyse...
Şimdi sigara içiyorum yine
Yanında çay
Tam istediğim gibi derken...

Beni bozan dizelerdeki mutluluk değil
Sadece sevgililer!

11.03.2003 19:18

Pelin Aydın


NiliM 15 Temmuz 2007 09:47

Bir Düş Gördüm Dost Bir Düş


Yolumu yitirmiştim yolumu
Hatalarım karabulut olmuştu
Hatalarım tufan olmuştu
Gözlerim ise yaş dolmuştu
Bir düş gördüm dost bir düş

Kumlar dökülüyordu başımdan
Tozlar savruluyordu ayaklarımdan
Töhmet miydi yoksa günah mıydı
Yoksa kem gözlerin nazarı mıydı
Bilemedim dost bilemedim

Dedem bir görünüp bir kayboluyordu
Ninemin feryad-ı figanı cihanı sarıyordu
Asa ile yolumu aydınlatma çalışıyordu
Nasıl kurtulacaktım nasıl bütün sokaklar
Çıkmaz bütün sokaklar kirlenmişken

Önce tanımalısın dostunu düşmanını
Tut dost tut ellerimi kurtar kurtar beni
Dost ne yapsın tufanlar da kendisini
Kim nasıl kurtaracak neye tutunacak
Kime neye sarılacak dost ne yapsın
O da şaşkın o da perişan o da pişman

Dedem bağırıyor bütün gücüyle bağırıyor
Dost ararsan Allah yeter Allah yeter
Allah Dostuna bütün alemler dost
Yârân ararsan Kur'an yeter
Düşman istersen nefsin yeter
Nefsin yeter nefsin yeter
Binlerce şükür kızım yenemez
Nefsin, imanın sapasağlamken
Mal istersen kanaat yeter
Nasihat istersen ölüm yeter
Ölüm yeter ölüm yeter kızım

Uyandım dost kan ter içinde
Bir düş gördüm dost bir düş
Yor dost hayra yor hayra yor


Necmiye Sarpkaya


recruit87 15 Temmuz 2007 10:01

Kıymet Mi Biçilir Cevher Taşına

Kıymet mi biçilir cevher taşına
Kâmilce bir sarraf karışmayınca
Kimse üstad olmaz kendi başına
Bulup erbabına danışmayınca

Sevda dedikleri çakır dikeni
Mahveder bedeni çürütür teni
Her nereye varsam söyletir beni
Bu aşkın âsârı savuşmayınca

Affeyle Nuri'nin şu isyanını
Ağlatıp dîdeden dökme kanını
Kimsenin gurbette alma canını
Varıp hasretine kavuşmayınca

Tokatlı Aşık Nuri


Tiglon 15 Temmuz 2007 11:18

ANLAMADIN YAAR
Mutlu olacaktik ama sen yaraladin, aglattin....
Yanliz kaldim terkettin, mahvettin, özlettin....
En sonunda sende sevdigime binpisman ettin....
Sen beni hic anlamadin yar....

Sana yüregimin kapilarini actim....
Saklim gizlim kalmadi herseyimi anlattim....
Yakinina gelemedim hep uzaklarinda kaldim....
Sen beni yinede hic anlamadin yar....

Sevilmedim severek mutlu olmayi bildim....
Benim sevdigim kadar sevmenide beklemedim....
Kirma incitme yüregimi sadece güven dedim....
Ama sen beni hic anlamadin yar....

Gitmek istesemde gidemem artik....
Senden geri kalanlari silemem kiyamam yazik...
Gec kaldim sana, sen zamansiz bu yürekden´de kacik....
Sen bende hic kalamadinki yar.....


recruit87 15 Temmuz 2007 12:53

Kamer Hanımın Bir Üzüntüsü
Ola ki bir gün size
KAMER HANIM derki ihtiyarladım ben
Çocuklarım oldu
Bir başka erkekten

Kaynar aynı gün patates
Mutfaktaki tencerede fıkır fıkır
Yumurcaklar basar yaygarayı
İç odadan

O gün üzmeyin KAMER HANIM'ı siz
Yok canım daha neler deyin
İnanmazsa bakarsa yüzünüze
Hacıvat da ihtiyarlamıştır ya diye ekleyin

Salah Birsel


NiliM 15 Temmuz 2007 13:13

Kadın


Kimine göre kadın erkeğin eşi evin güneşidir
Bazıları der kadın kalbi merhamet kaynağıdır
Kadın var kardan soğuk kadın var kordan sıcak
Güzel huylu olanın can verilir feda olsun yoluna...

Kadın var ev yapar kadın var tehlikeli ev yıkar
Kadının kırk çırası vardır biri sönse biri yanar
Kadını erkek bekleyemez ki ar namus bekler
Güzelin başından dert çile eksik olmazmış...

Derlerki kadın kısmının saçı uzun aklı kısa olur
Kadın şerrinden korkmalı Allah ' a sığınmalıdır
Kadına dişini saydırma biri ala fazlası beladır
Güzel gönlün sevdiği olsada huya bakmalıdır....

Kadın bulunur ama kardeş bulunmaz dikkat edin
Kadın kardeşten yakın sayalımmı çoktur sebebin
Kadınsız ev bulmak zordur bunu herkesler bilsin
Güzelliğine güvendiği için kiraz kurtlanır siz de öğrenin...


Mehmet Karlı


recruit87 15 Temmuz 2007 13:19



NiliM 15 Temmuz 2007 14:56

Adını Hasret Koy


Eğer senden bir an ayrı kalırsam,
Adını hasret koy, hasret kalayım,
Özlemlerle yansın içim her gece,
Adını hasret koy hasret kalayım.

Uzansan yanıma dokunsam sana,
Bir yatakta olsak yatsak yan yana,
Sen şiir okusan ben ninni sana,
Adını hasret koy hasret kalayım.

Aşkımız büyüsün yıldızlar kadar,
Gecemiz görünsün, gündüzler kadar,
El ele tutuşup olsak kafadar,
Adını hasret koy, hasret kalayım.

Göz kırpmamda dahi göremez isem,
Sesini bir anda duyamaz isem,
Alnına bir buse koyamaz isem,
Adını hasret koy, hasret kalayım.

Gözle kapak kadar ayrı kal sakta,
Birlikte sahilde ufka dalsakta,
Binlerce yıl hep beraber olsakta,
Adını hasret koy hasret kalayım.

Kuş olup uçalım, kanatla vücut,
Gidelim sevdaya, gel elimi tut,
Hepsi gerçekleşse kalmasa umut,
Adını hasret koy, hasret kalayım.


Selahattin Bakır


MMDMR 15 Temmuz 2007 15:00

İçimden tanırım ben o elleri
Onlar ki zahirde viran olurlar
Ardıçlı dağları çamlı belleri
Aşanlar Şirin'e hayran olurlar

Bizim memleket, bizim memleket
Ah canım cananım bizim memleket

Dökülür köpüklü sular yarından
Baharlar yaratır kışın karından
İçenler sihirli pınarlarından
Şöyle bir silkinir ceylan olurlar

Bizim memleket, bizim memleket
Ah canım cananım bizim memleket

Başı boş kırlara salar tayını
Elinden düşürmez okla yayını
Aklına getirmez zafer payını
Memleket yolunda kurban olurlar

Bizim memleket, bizim memleket
Ah canım cananım bizim memleket
http://img450.imageshack.us/img450/103/logoqk4sv4.gif


RuYa 15 Temmuz 2007 15:59

Şu hazan mevsiminde ne değerler yitirdik..
Benim garip dünyama neden bahar gelmiyor..
Saadet iklimini sefih ellere verdik..
Uğursuz sihniyetle gene hüsran bitmiyor..

Özü bırakmış alem taklitlerle yol sürer..
Asrımın cehaleti zihinler bunaltıyor..
Ecnebiler yurduma çullanmış keyif güder..
İhanet uşakları dünyamı karartıyor..

Çağdaş medeni vahşet vicdanları yıpratmış..
Dehşet manzaraları yürekler sızlatıyor..
Mukaddesat pervasız akınlara uğramış..
Hayasız gönüllüler ufkumu daraltıyor..

Zemheri savaşlarla kanı donmuş alemin..
Ümmetin sefaleti ta arşa yükseliyor..
Yakarışım var arz ya ilahel alemin..
Solmuş bedenlerimiz senden rahmet bekliyor.. GÜL NURGÜL..


NiliM 15 Temmuz 2007 16:11

Kızım'a


Güzel kızım, miniciğim,
Tatlıcığım, biriciğim,
Tebessümüm, gülücüğüm,
Hep mutlu ol,mutlu yaşa!

Kötülükler uzak olsun,
İyilikler seni bulsun,
Yüreciğin sevgi dolsun,
Hep mutlu ol, mutlu yaşa!

Sana gelen, bana gelsin,
Kadir Mevla'm seni sevsin,
Dilerim hep yüzün gülsün,
Hep mutlu ol, mutlu yaşa!

Unutma sen hiç minneti,
Dünyada hak et cenneti,
Öğren ilmi ve sünneti,
Hep mutlu ol, mutlu yaşa!

Münevver'im, kuzucuğum,
İçimdeki sızıcığım,
Tek dileğim, son sözcüğüm,
Hep mutlu ol, mutlu yaşa!


İsmail Güçta


RuYa 15 Temmuz 2007 16:59

http://www.unutamamseni.net/modules/Forums/images/avatars/bayan/angel20sparkling5il1rg0at.gifSen benden çoktan gitmişsin
Şimdi başka ellerdesin
Senin kokunu özledim
BEN HALA SENİ SEVMEKTEYİM…

Adını söylemeye varmaz dilim
Sadece benim ol istemiştim
Bak işte titriyor ellerim
BEN HALA SENİ SEVMEKTEYİM…

Yokluğunadır isyanım
Nasıl kıydılar bize anlamadım
Şimdi ben sensiz naparım?
BEN HALA SENİ SEVMEKTEYİM…

Kalbim sensizliğe dayanmıyor
Adını sürekli haykırıp duruyor
Kimse beni ben kadar anlamıyor
BEN HALA SENİ SEVMEKTEYİM…

Dilim söyler kalbim ağlar
Kalemimi durduramam hep seni yazar
İnsan sevdiğine böyle mi yapar?
BEN HALA SENİ SEVMEKTEYİM…

Belki gelirsin diye bekledim
Yollarını gözledim
Camlarda kaldım sevdiğim
BEN HALA SENİ SEVMEKTEYİM…

Artık seni kaybettim
Zaten sen benim değildin
Geçen günleredir özlemim
BEN HALA SENİ SEVMEKTEYİM…

Seni hiçbir zaman unutamam
Anılarımın can çekişmesine göz yumamam
Sevdim seni başkasına bakamam
BEN HALA SENİ SEVMEKTEYİM…

Mutluluğu sana hediye ettim
Sırılsıklam oldu gözlerim
Ben böyle aşkı neyleyim
BEN HALA SENİ SEVMEKTEYİM…

Zindan oldu gecelerim
Girdim çıkmaz bir yerdeyim
Uğruna ziyan oldu gençliğim
Ama BEN HALA SENİ SEVMEKTEYİM…

Geceler yalnızlığımı paylaşır
İnsan senin yokluğuna nasıl alışır?
Arkanı dönüp gitmene bu yürek nasıl dayanır?
Ama BEN HALA SENİ SEVMEKTEYİM…

Kadehlerde aradım seni
Söyledim onlara seni sevdiğimi
Kar etmedi dönmedin geri
Ama BEN HALA SENİ SEVMEKTEYİM…

Al bu canımı senin olsun
Sensiz geçen günlere lanet olsun
Bana bunu yaptın ya YAZIKLAR OLSUN!
Ama BEN HALA SENİ SEVMEKTEYİM…

Boğazım düğümleniyor konuşamıyorum
Sevmemişsin beni şimdi anlıyorum
Tutamıyorum kendimi ağlıyorum
Sana sadece tek kelime söylüyorum
BEN HALA SENİ ÇOK SEVİYORUM… DENİZ ÖZGEVEN


recruit87 15 Temmuz 2007 17:17

İstanbul'a

Bugün her zamankinden daha da soğuktu..
Ve ben yok olan sıcaklığını farkına varmamla,titremeye başladım..!
Dikkat etmedim ama sanırım güne vakitsiz başladım,
Ve hep başka alemlerdeydi kafam.
Düşüncelerime mantığımı kattığım an,
Yeniden karşıma çıkacağın günü sayıkladım.
Belki on, belki de yüz defa sayamadım.
Özlemin ta kendisiydi yüreğimi kavuran
Ve anlamsızlıklardı içimde sessizce dolaşan..
Adını koyamadığım duyguları barındırdım bugün.
Hem yazdım hem oynadım.
Ve saatlerce aynı şiiri okudum..
Garip ama hep aynı oyundu beni böyle yapan,
Hep aynı şiirdi beni ağlatan, anlayamıyordum..!
Ve son kez dışarıya baktığımdaysa yağmur çoktan başlamıştı.
Gitme vaktinin geldiğini anladığım zamansa
Son kez içimden gülümsemek geldi İstanbul'a..
Yaptım, o anın başarısıydı gözümde büyüttüğüm..
Şimdiyse uzak bir diyardayım, neresi olduğunu bilmediğim..
Aslında bilmek de istemediğim huzuru tattığım tek mekan burası..
İstanbul'u görüyorum şimdi..
İnsanlar benim için ağlıyor, sahte bu gözyaşları diyorum kendi kendime.
Öyle garip ki Orhan Veli'yi gördüm burada,
Artık o vazgeçemediğim şiirlerini kendi ağzından dinliyorum..
Mutluyum kısaca ve bu itaf sadece güzeller güzeli İstanbul'a...

Pamir Öztürk |


arwen 16 Temmuz 2007 00:37

Unutma, kendini sevmesen bile,
Senin de mutlaka sevenin vardır...
Hüzünlü yüreğin bir gelse dile,
Kim bilir kimlerle geçmişin vardır...

Unutma, kendini yüceltmesen de
Bazı gönüllerde tahtın yüksektir...
Bahtına içlenip hüzünlensen de
Geçmişten bu güne seyrin gerçektir...

Unutma, en büyük dostsun kendine;
Yıkamaz kimse o güçlü yapını...
Hüzne kapılarak kızma kendine;
Umutlarınla hep düşün yarını...

Unut unutmayı, anlat kendine;
Sevdin ve sevildin hem de gerçekten...
Hüznün ödülündür Hakk’dan kendine;
Özünde mutluluk verir ölçekten...


seçil karagöz


Mystic@L 16 Temmuz 2007 01:32

Dert Demir koydum ateşe döğeyim diye,
Çıkar çıkmaz ateşten sert olur gelir.
Çiftçiyim ben hayat denen tarlaya,
Ektiğim umutlar dert olur gelir.

Çalıştım memlekette yetmez zahire,
Alıştılk gayri, yoldaş olduk kahıra,
Gurbet ile bir çıktımı fakire,
Ellerin mekanı yurt olur gelir.

Kim ne derse aha ona inandık,
Bazen aç dolaştık bazen doyduk,
Bulamadık bir giyecek öylemi soyunduk,
Dost olmazsa, yad insana kurt olur gelir.
Muhittin Yılmaz


NiliM 16 Temmuz 2007 09:08

Arkadaş



Bir kıvılcım düşer önce,
Büyür yavaş yavaş,
Bir bakarsın volkan olmuş,yanmışsın arkadaş...
Dolduramaz boşluğunu ne ana, ne kardaş,
Bu en güzel, bu en sıcak duygudur arkadaş...
Ortak olmak her sevince, her derde kedere,
Ve yürümek ömürboyu,
Beraberce elele...
Olmasın hiç,
O ta içten gülen gözlerde yaş,
bir gün yollarımız ayrılsa bile arkadaş...



Yılmaz Güney

http://img481.imageshack.us/img481/3729/yilmazguneygencui4.gif


YaKaMoZcuk 16 Temmuz 2007 10:38

http://www.siirkolik.com/images/siir.gif İstanbul'u Düşünüyorum (orhan veli kanık)

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar, ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Kuşlar geçiyor, derken;
Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.
Ağlar çekiliyor dalyanlarda;
Bir kadının suya değiyor ayakları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Serin serin Kapalıçarşı
Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa
Güvercin dolu avlular
Çekiç sesleri geliyor doklardan
Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Başımda eski alemlerin sarhoşluğu
Loş kayıkhanelerıyle bir yalı;
Dinmiş lodosların uğultusu içinde
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir yosma geciyor kaldırımdan;
Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.
Bir şey düşüyor elinden yere;
Bir gül olmalı;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir kuş çırpınıyor eteklerinde;
Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum;
Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum;
Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
Kalbinin vuruşundan anlıyorum;
İstanbul'u dinliyorum.


scanner_11 16 Temmuz 2007 14:56

Askere Şiir

saçını kesecekler,
kuşluk vakti koşturacaklar seni bir kıtadan diğerine,
yalınayak,
sırtına torosları yükleyecekler karlı karlı
taşıyacaksın

saatini, zincirini alacaklar
boynuna tonlarca ağır künye takacaklar
ve bir de numara verecekler adının yanısıra
numaralı olacaksın

gömleğine pantolonuna el koyacaklar
yeşillere boğacaklar seni
ve sonra kıraç topraklara salacaklar, uçsuz bucaksız,
hergün mezar kazacaksın

uykusuz gecelerin olacak nöbetlerde,
ve uykusuz gözlerin... mahmur,
sağ elinde çelik sol elinde çelik
sigarasız kalacaksın

anneni düşüneceksin ve babanı,
kardeşin gözünde tütecek, arkadaşların, işin, araban,
denizi özleyeceksin çok
kar-kış kıyametin ortasında
için ılık ılık olacak,
kızacaksın

uykuya dalacakken gözlerin
rüyalarını imkansız kılacak top tüfek sesleri,
ve yüreğin bomboş olacak tazelikten yana,
yüreğin yalnız,
ağlayacaksın

sabahları ilk iş beynini yıkayacaklar,
ellerini değiştirecekler,
gözlerini, ayaklarını, burnunu,
kişiliğini kazacaklar ince ince,
ve işleyecekler yeniden,
yüreğin nasır tutacak, buz tutacak,
anlayacaksın

o son gün,
dönerken herşeyi yarım bıraktığın yere
elmanın yarısını yenmiş bulacaksın




RuYa 16 Temmuz 2007 15:29

Pişmanlığım değil
En güzel yanımsın.
Gül kokulu sabahım,
Zifiri karanlığım,
Titreyen dudaklarım,
Sızlayan kalbimsin.
Pişmanlığım değil
En güzel yanımsın.
Yaşama nedenim
Parlak güneşim,
Asi,dalgalı denizim,
Her daim ıslak gözlerimsin.
Pişmanlığım değil
En güzel yanımsın
Sonsuzluğa uzanmış ellerim,
Deli gibi çarpan kalbim,
Yazdığım şiirin,
Dinlediğim şarkının,
Konuştuğum her kelimenin nedenisin.
Pişmanlığım değil
Büyüten kalbimi,
Öğreten acıyı,
Tattıran aşkı
En güzel yanımsın... EBRU ÇAYIROĞLU...




VooDooSouL 16 Temmuz 2007 15:33

Ve en çok seni özledim ben.
Karşı komşunun sokağa çıkacağı zamanı beklemeni.
Her teyzeyi annen gibi sevmeni.
Sanki ayıpmış gibi kimselere söylememeni.
Ve o bisikleti ilk gördüğünde koşuşunu.
Yağmurlu bir günde annenin elinden yediğin ekmeği.
Islanan sokaklara bakıp duygulanmanı.
Yaz akşamlarında oturduğun kaldırımı.Seni bir kez daha görmek isterdim...
hiç konuşmadan..
kısa pantolonlu siyah beyaz halini..
bir lokma boyunu..
diz çöküp yere sımsıkı... ama çok sıkı
sarılmak sana..
göz yaşlarımı omuzlarına bırakıp gitmek istiyorum şimdi
sana kim olduğumu söylemeden...arkama bakmadan
ağladığımı sana göstermeden
seni çok özledim
ama çok özledim
çocukluğum! !

C.Yılmaz


*TeoDora* 16 Temmuz 2007 15:42



RuYa 16 Temmuz 2007 15:44

Ben seninle ağlamak istiyorum
Öyle arkandan yana yakıla değil
Hüzünle, kahırla değil
Ben seninle ağlamak istiyorum
Öyle sensizliğe yanıp sabahlara kadar değil
Ben seninle ağlamak istiyorum
Omzunda ki değmeli yanaklarımdan
Birkaç tuzlu damla omuzlarına
Tadını hiç bilmediğim dudaklarını öperken
Ağlamak istiyorum ki hiç bilmediğim tadı
Değsin göz yaşlarımın, dudaklarına
Ve bir an gözlerini aç ki ben kaybolayım
Doğada olmayan mavilikteki gözlerinde
Ben seninle ağlamak istiyorum
Öyle bir ağla ki benle okyanusunda kaybolayım
Öyle sensizliğe, hayata değil
Benimle olduğun için
Bir gece sabaha kadar
Seninle ağlamak istiyorum
Öyle yanında falan değil
Gözlerinin okyanusuna bakarak
İçinde son kulacımı atana kadar
Ben seninle ağlamak istiyorum
Ama sen ayçiçeği gibisin
Gündüz güneş açınca oh..
Hep yanımdasın gündüzleri
Ama boynum bükülür her gece
Söz verdiğin saatte gidersin çünkü.

Ceyhun Yılmaz


NiliM 16 Temmuz 2007 16:15

Gurur Kin Nefret


Bütün sevgileri öldüren üç şey;
Biri gurur,biri kin,biride nefret.
Gerçek sevenlerde olmaz böyle şey
Biri gurur,biri kin,biride nefret.

Bütün dramatik filimler onda
Huzuru kaçıran fitnelik onda
Ruhları karartan fesatlık onda
Biri gurur,biri kin,biride nefret.

Hayat ağacını solduran zehir
Mutlu yuvamızı dağıtan zehir
Huzuru yok edip öldüren zehir
Biri gurur,biri kin,biride nefret.

Boğazımı sıkan zehirli yılan
Gözleri yaşartan bir acı soğan
Şu insanoğlunu zorluğa koyan
Biri gurur,biri kin,biride nefret.

Sevgi bağlarının kaktüs dikeni
Ayrı koyup boynumuzu bükeni
Bilir misin yuvamızı yıkanı
Biri gurur,biri kin,biride nefret.


Hüseyin Çelik


MMDMR 16 Temmuz 2007 16:17

Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.

Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim.
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim;
Yalandır kaygısız olduğum yalan.

Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız,
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.

Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.

Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?

Neylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak.
Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında.
CAHİT SITKI TARANCI


Mystic@L 16 Temmuz 2007 21:24

bir adım attığım yerde
ne vardı ki
gitmemle kayboldu

her adımımda
sonsuz ben'leri koyuyorum
boşluğa
ve yine ben dolmuyorum

geçip gittiğim yerlerden
iç içe
öne
ve arkaya bakan
bir sürü
ben
ler
koymuşumdur
eskileri çocuk
şimdikiler ihtiyar

Asaf Halet Çelebi


NiliM 16 Temmuz 2007 23:47

İmkansızdık

Sen; içinde baharı gizleyen kışımsın benim...

Ve biliyorum ki o baharın güneşinde tenim esmer olmayacak hiç. Bana susmak
düşecek, payıma kilitlenmiş bir yürek kalacak. Kaderi önceden belirlenmiş
konuşmalar, paylaşmalar, bakışmalar olacak. Bir yerde aykırılığım tutup sarılsam
da içimde sana, sen bunu hiçbir zaman bilemeyeceksin...

Git diyorum sana, kalma yüreğimde, bu kadar özleteceksen kendini. Bir bakış;
gözüm gözüne değiyor; hissediyorum... Gitme diyorum. Kal geldiğin yerde. Ne
gitmelerin bitiyor; ne de benim sana kal demelerim...

Hangi aralıkta girmiştin içime anlamadım. Tüy gibi hafif, usul usul inivermiştin
yüreğime. Kabullenemedim önce. kocaman yalanlar söyledim kendime. Ben dışımda
tutmaya çalışırken seni, meğer içerde hakimiyetin çoktan başlamıştı. Kuşatmıştın
dört yanımı; ve kendim için çok geçti. Yerle bir olmuştu her şey. Olmazsa
olmazlarım; ilkelerim, yargılarım...

Nasıl bir şeydi, bu beni böyle yağmalayan. Şimdi karşı durmuyorum Sana, nasılsa
buluyorsun bir yolunu ve sarmalıyorsun içimi dışımı. Ayak seslerini duyuyorum
hangi yöne gittiğini bilemeden. Ben yaşanmış bir aşkta eski yaralarıma
yanıyorum, Sen yaralarına benden sevda sürüyorsun. "Belki"lerden,
"ihtimal"lerden, "keşke"lerden medet umuyorum, Senin belki de yabancısı olduğun
düşler büyüterek...

Ben, suretine değil, aslına dokunma ihtimallerinde mutlu oluyordum.
Ben seninle, aynı coğrafyada yaşayabilme ihtimalinden huzur buluyordum.

Şimdi, bilinci küflerinden kurtulmuş bir yürekle, süresi diğer aşklardan çok
daha uzun olacak bir aşkın ömrünü anlatıyorum, Sana dair yazılanlarda...

Şimdi, bir sayfa dolusu cümlelerle; bir imkansızlığın mucizeye dönüşünü
anlatıyorum...

Şimdi, bozgun sonrası imkansız bir zafer kazanan bir orduyum, bir yenilgide
zafer ne kadar anlam taşıyorsa o kadar anlamlaşıyorum...

Şimdi ben, dağıldıkça kurulan yeni düşlerde Sana bakıyorum… Umut; hep var olacak
çünkü...







CyniX 17 Temmuz 2007 00:14

RÜYA

Yine bir gün daha geçti hayalinle sensiz
Yine sensiz akşamlar, yıldızsız geceler
Yine hayaller, yine rüyalar, sonu olmayan ümitler
Dört duvar arasında geçmişiyle yaşayan sadece biz

Sonu gelmeyen düşünceler karmakarışık
Sonu olmayan bir yol çıkmaz sokak
Bir ucunda sen, bir ucunda ben
Ne zaman elimi uzatsam koparıyor melekler seni benden

Bir ona bakıyorsun bir bana
Kalmışsın iki sevda arasında
Ayakların bana gelmek istesede
Yine yalnız kalan sensin sevdalı kadın anlasana

Gönül söz dinlemiyor dikenli dallara konuyor
Denizler kadar büyük sevdan bir rüya uğruna yanıyor
Yine yanlış kapı çaldın, geçmişe daldın
O kadar acıdan sonra deli gönül hala uslanmadın

Bir gün belki bir gün seni seviyorum diyeceğin bir kişi
Bir gün belki bir gün bende seni seviyorum diyecek bir kişi
Bütün benliğim ve bedenime sahip olacak bir kişi
Ne zaman ne zaman bence sadece rüyalarda o kişi

Beni öpüyor, okşuyor, bütün benliğimle hissediyorum
Kurumuş dallarımı yeşertiyor, yeniden güller açıyorum
Başımı omzuna koymuşum, en güzel aşk nameleri dinliyorum
Aşkıyla öyle coşmuşum ki, içmeden sarhoş oluyorum

Ayaklarım yerden kesilmiş, gönlüm havalarda
Bir anda zannettim kendimi on yedi yaşında
Delice sevdalanmış bir genç misali
Haykırıyorum sana aşığım diye kollarında

Birden koca bir boşluğa düştüğümü hissediyorum
Bir uyandım ki yatağım boş, odam boş, kollarım boş
Bir baktım ki sarıldığım sadece yastığım
Anladım ki geçmişe dalıp yine kötü bir rüya gördüm

Değişen ne varki hayatımda her şey boş
Hayat boş, yaşamak boş, sevmek boş
Zaman gelip geçiyor, gençlik gidiyor, yaşam bitiyor
Geride kalan sadece anılar, seninle geçen rüyalardaki geceler




Kalkıp şöyle bir yatağıma oturuyorum
Etrafıma baktığımda, yavrularımın bana batığını görüyorum
Gönülden seven, sevgiye susamış iki tane melek
Viran kalbinde birazcık sevgi kalmışsa sen bunları sula diyorum

Hayatımın en güzel çiçeği onlar
Dilerim onlar sevgiyi, aşkı doyumsuzca yaşar
Benim tatmadığım mutlulukları yaşasın onlar
Tadımlık olan sevgimin, doyumsuz aşkları benim onlar…………..



arwen 17 Temmuz 2007 00:40

daha demin buradaydın
kuş oldun uçtun gittin
mengenelere sıktın beni
kalbimi çaldın hırsız
barudi kuyu içinde bıraktın
şu kim bilir kiminlesin
eğer öyle ise yazıklar olsun
artık bana ait değilsin
zahmet edip gelme sakın!
Sonu gelmez acılar bıraktın
seni seven yürek ne yapsın
sağlam mı bıraktın beni?
sen gidişinle bir can yok oldu
yaktın yüreğimi insafsız
gözlerim arza kapandı
ayaklarım senin gibi gitti
toplanmaz enkaz kaldım
cenderesiz nöbete girdim
ah be gülüm
evvela sen mülayimdin
sevincimiz feyiz verirdi
gidişinle yok oldum


aziz ateş


arwen 17 Temmuz 2007 23:09

Kutupsal bir esinti ağırlığında
Bu gece yine bana öyle soğuksun ki
İliklerime dek işleyip buz kestiriyorsun..

Beynimin labirent kıvrımlarından çıkıp
Debisi bilmem kaçı aşmış damarların terlettiği
Alnımdan kıvrım kıvrım
kristalleşip dökülüyorsun.

Kaç kez silindin aklımdan hiç hesaplamadım,
Kaç kez aktın gözlerimden...
Ama ya yelden aktın
Ya da nezleden,
Ben ağlamadım.

Birgün usturaya vurup saymak isterdim
Sormak isterdim her ak saçıma;
Neler çektirdiklerini
Ve seni afedip etmediklerini.....

Ey özgür beynimin tutsak sevdası,
Yaralı gönlümün kezzap damlası,
Heybemdeki umut tomurcuğum
Sonu hep boşluğuna çıkan yolculuğum...;
Birazdan;
Bu karası gittikçe zifirleşen geceye karışacak
Son damlasında son kez seni düşüren bu gözler.

Ve senlerin
damla damla düştüğü yere
üşümeyesin diye kendimi yorgan yapacağım.
Deriin bir uykuya dalacağım ardından,
Yine yeniden
Seni unutmaya çalışacağıma gebe günlere
Kalkabilirsem eğer
Zinde kalkmaya çalışacağım..
Seni unutmaya mutlaka alışacağım.


bekir uğurlu



Saat: 17:50

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık