![]() |
Senden her gün biraz daha nefret ettim.. Bu kahrolası hayatımın tek sorumlusu sendin.. Ben nefreti ellerinden öğrendim.. Heveslerimin katili.. İçimde ki sevgi tomurcuklarının azraili.. Mutluluğumun celladı.. Gün görmemiş umutlarımın lacivert yüzü.. Bakire sevinçlerimin kara bekçisi.. Nefretim, kinim, düşmanım sen.. Hayallerimin en acımasız hali.. Korkulu bakışlarımın annesi.. Bir yanım hep yetim büyüdü.. Dobra sevdalarımı bir hırsız gibi çaldın benden.. İşinin ehli sevgi katili.. Bir sabah iki kelime ile uyandım güne.. - mutluluk nerde? Ardışık sitemler babası.. Kötümser saplantı virüsü.. Yenildi ömrüm sana.. Bir yanım hep öksüz büyüdü.. Kurşun gibi zamansız vurdun kanımdan.. Ne yazık bedenim sende yaşam buldu.. Daha iyisi olsun isterdim ama.. Zifiri saplantı sardı gülüşlerimi.. Kundağı oldum lacivertin.. İçimi sana doldurdum.. Seni ben yapamadım ama beni sen yaptın.. Susamış çiçeklerime herkesten önce yetişen sen.. Bilebilir miydim bu hale düşmeden evvel.. Nefrete büyüdüğümü? Güzellikler beyaza tutsak, odam laciverte dönük, yüreğim puslu.. Yol görebiliyor musun(?) vukuat var ilerde.. |
Bıçak sevdaya dayandı.. Sevdalı katletti kendini, sevda için feda oldu.. Sevda dondu kaldı, dünyası başına yıkıldı.. Sevdalısı onu bu kadar seviyordu demek, anladı.. Ama, geç oldu.. Sevdalı, kanlar içinde yığıldı yere Sevda tek bir kelime bile edemiyordu.. Kendini kaybetmiş sevda, sustu ve gitti.. Kendine geldiğinde sevdalısı çoktan gömülmüştü.. Bıçak sevdaya dayandı. Bir sevdalı daha kayıp gitti.. Ömrünün en güzel yıllarını sevdaya adayarak.. Bıçak sevdaya dayandı.. Sevdalısı, geçti ömründen.. Gözlerinden film şeridi gibi, mutluluğu akarken sevdanın.. Sevdalı gülümseyerek kapadı gözlerini.. Geride bıraktığı, geç kalınmış vazifeydi, üstüne düşen ve yaptı.. Sevdasına ömrünü biçti! Bıçak sevdaya dayandı.. Sevda ölüme hazır değildi.. Sevdalı kendini önüne attı.. Ellerini sıkıca tutarak, “Sen yaşa diye”.. diyebildi.. Sevda kan tükürüyordu, sevdanın içi geçmişti.. Sevda kan ağlıyordu.. Ama, sevdalı artık yoktu.. Bıçak sevdaya dayandı.. Sevdalı, elinle göğsünü parçalayarak.. Sevdasına kalbini emanet etti.. “Bir daha gelirsem bu dünyaya onu senden alacağım yada sen bulursan beni öte tarafta.. Kapının girişin de seni bekliyor olacağım, emanetime iyi bak,” dedi.. Bıçak sevdaya dayanacaktı, sevdalıya kıyamadı.. Sevda ağır bastı, sevdalıda.. Görünmeyen bir sihirle bağlanmıştı sevdaya.. Aşk onları kutsadı sonra.. İkisinin de mezarı, birbirinin gönüllerindeydi.. Ve bu sırrı bir tek aşk biliyordu.. Aşkı da zaten kimse tanımıyordu.. Sevda, son bir nefes saklamıştı kendine.. Sevdalıda son bir öpücük.. Bir gün karşılaştıklarında.. Sevdanın nefesi yetsin diye, sevdalıda dudaklarında ölsün diye.. |
NEDEN KIZKARDEŞLERİM Neden kızkardeşlerim Niçin saklanıyorsunuz Niçin peçelerin peştemalların arkasına gizleniyorsunuz Nur yüzünüzü Sık ve sıhhatli siyah saçlarınızı cömert ağzınızı Neden kızkardeşlerim Hep böyle bir şeyden korkmuş gibi huzursuz Hep böyle bir şeye kızmış gibi öfkeli Acı ve alaca gözleriniz daima gölgeli Niçin kızkardeşlerim Kim geçerse geçsin yanınızdan Işığı kendinize haram ediyorsunuz Bir vücut noksanını saklar gibisiniz Utanıyorum utancınızdan Neden kızkardeşlerim Niçin saklanıyorsunuz Görmek istemez miyim hünerli ellerinizi Yastık örtülerine çitlembik gözlü kuşlar işleyen Çay takımlarına mor menekşeler Hercai menekşeler dizi dizi Kızkardeşlerim Görmek istemez miyim ellerinizi Buğday sularına batmış ölesiye ırgat Hızlı ve çabuk teknede hamur yoğururken Çamaşır günleri bambaşka hamarat Bir erkek eli kadar yiğit ve kararlı Dağ kuşlarının pençesi gibi çevik Yırtıcı üstelik çocuk doğururken Hem gözlerinizi de görmek isterim Ne zararı var Bütün kirpikleriyle üzerime açılsınlar Hem tüyleri yaldızlı boyunlarınızı Herhangi bir sokağı ilkbahar gibi şenlendiren Tepeden tırnağa çiçekli giyinlerinizi Alnınızdaki mavi damarcıkları da görmek isterim Her şeyinizi |
gelişini bana yaz diyordun ya... gelişini bana yaz diyordun ya... ellerim buz, tenimde ayaz neye deysem, nereye gitsem yokluğun beyaz uzun sürdü yüreğimdeki kış uzatsam ellerimi, eski bir otel odasından sesimi bulabilir misin bunca eskitilmişliğin arasından çarşaflara seriyorum sensizliği, sürahideki su kadar eskimiş ayrılığımız dönüşsüz gitmeler iklimindeyiz nedensiz bu ağlamalar zaman, yokluğunu büyütüyor, kapanmamış bir yara da... yorulmuş bir güneş gibi gözlerin kirpiklerinde şarapsı sarhoşluk bakmasam düşecekler, ıslak bir ikindi vaktine sorgusuz ince bir ney sesi gönül hânemde bardaklara dolduruyorum sensizliği rengi... beyaz. yazar tayfun ışıldar |
Anlatamıyorum (Moro Romantico) Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda; Dokunabilir misiniz, Gözyaşlarıma, ellerinizle? Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel, Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu Bu derde düşmeden önce. Bir yer var, biliyorum; Her şeyi söylemek mümkün; Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum; Anlatamıyorum. |
KALDIRIMDA POLİTİKA Aralanmış perde… Geliyorlar sağdan ve soldan karışıyor, ayrılıyorlar bir o yana bir bu… geçiyorlar Sayamıyorum! Sessizce izliyorum sokağın ne başı ne sonu bir gelip geçenleri bir de hepsinin oynadığı oyunu Üzgünüm gülemiyor, geçemiyorum! aranızdan bir kedi örneği, ayıramıyorum bu karalıkta ihanetinizden sevginizi. Tek bildiğim var! yetmese de almalıyım bir nefes yalandan! başımı kaldırıp… yaşama. Betül Yavuz |
Desem ki; Seni Seviyorum Desem Ki: Seni Seviyorum! Yıllar, yumruk olup durdu boğazımda... Tıkanıyor nefesim... Boğulacak gibi oluyorum... (Kim bilir...?) Belki de boş yere, Mâlumun meçhûlde kalması için, kendimi yoruyorum... Her şeyin bir ömrü vardır... Sırların da... Benimle ölsün isterdim ama... Ölümsüz olduğunu duyuyorum... Her gün ölüp ölüp dirilen bir hissin ' ölümsüzlüğü ' nasılsa? Duyumsuyor, Bilmiyorum! Şimdi, Sana dönüp yönümü haykırsam! Tüm endişeleri bir yana koyup, Çığlığa dönüşse de sesim, Desem ki... Seni seviyorum! Gülümsersin belki... Belki de kaşlarını çatarsın... Ne yaparsan yap umursamasam! Korkmadan, çekinmeden, hoyratça tekrarlasam: Desem ki... Seni seviyorum! Hem, hamken pişmişse gönül, Edepten nasibi olur mu? ? ? Say ki adım Ham Yanık! Say ki sevmeyi bilmiyorum! Say ki... Sayılamayacak kadar çoğum! Hatta, Seviyorum Seni ama, Sen dediğimin kim olduğunu bile bilmiyorum! Say ki, şerikleri çok bir Sendir bu! Say ki, şirk koşuyorum! Sana yanarken, başkasına ağlıyor... Sana bakarken, başkasını görüyor... Seni severken, başkasını özlüyorum... Say ki, şaşırmışım... Şaşıymışım... Ne çıkar be Sevgilim! ? Umursar mısın bunları? (Duyar mısın.....?) Muhabbetsiz! Sadâkatsiz! Şekli ama şüphesiz! Üstelik çılgınca! Üstelik pek mâsum! Hatta sahte! Hatta öylesine! Ve belki azıcık! Belki uçsuz bucaksız! Desem ki... Seni seviyorum! Yılmışım susmalardan! Fakat feryatlar da yalan geliyor! En içli tövbeleri ederken kâfir kesiliyorum! En acı yakarışlar sırasında buz! Yine de... Her nefeste bir son, Her lâhzada bir sonsuzluk, Her dünde bir şu anlık hissediyorum! (Ne olur sanki......?) Kıytırık bir hüzünle, Hiç utanmadan bakıp da yüzüne! Desem ki... Seni seviyorum! Ne ayıp! Üstelik ne gerçek! Ne kadar da hiç üstelik! Boğazıma düğümleniyor sesim... Kesilmesin diye nefesim... İşte bunun için! Yani yine benim için! Yani kıyamadığım için tatlı canıma! Yani nefessizlikten ölmeyeyim diye! Sana duyurmak için değil! Canım kurtulsun için! Nasıl bir sevmekse bu? ? ? İşte, Hâlâ Var olan Ben için! Yüzyılın yalancılarından bir yalancı olarak! Yüzüm bile kızarmadan! Gönlümde sanal bir yangın... (Ne garip.......?) Ateşsiz! Külsüz! Desem ki... Seni seviyorum! Ve inanmadan kendim bile... Söylerken kendi şirretliğime şaşarak! Her Seni Seviyorum! feryâdında, Kendi sesimden iğreniyorum! Fakat sükût, Tekrar sıkıyor gırtlağımı! Tekrar tekrar... Aynı hakikatli yalana dönüp çaresiz... (Neylersin......?) Sevdâlıymış gibi! Ama sevdâsız! Utangaç ama arsız! Desem ki... Seni seviyorum! Şerha şerha yarılmak bu! Lâkin şerhi yok durumumun... En iyi anladığım zamanlarda bile anlamıyor, Anlamadığımı hissederken, üstelik, her şeyi biliyorum! Ve böylesi bilindikken her şey... Cehlimin kokusu burnumun direklerini sızlatıyor! (Ne anlama gelir.......?) Bakmasam kılığıma Küçüklüğüme aldırmasam! Çapsız! Cansız! Güdük bir duyguyla! Bir koca sırrı döksem ayaklarına! Desem ki... Seni seviyorum! Kovar mısın Beni kapından? Çarpar mısın Beni suratıma? ! Sûretimin acımışlığıyla bakarken gül çehrene... Sîretimi yakar mısın? Olmayan yüzüme! Yani bana! Yani yüzsüzler arasındaki bu yüzsüze! Lûtfeder misin aşkını? ......... Her şey bir yana dağılsa diyorum Sevgilim! Her söz bir yana kaçsa! Bu şiir de unutulsa! Sadece insanlar değil, Bütün kuşlar... Pınarlar... Ve rüzgârlar... Herkes sussa keşke... Her şey sussa... Ben de sussam da... Dolaysız, zamansız, apansız! (Nerededir o dem......?) Sadece Sen! Desen ki... Seni seviyorum! |
A'dan Z'ye Hesap Vermek Zorunda Hesap vermek zorunda, Geçmiş oynadığı oyunun, Zaman hızlı oluşunun... Aşk ihanetlerin, Sevgi,üzüntülerin hesabını... Yıllar senin, Sen yılların hesabını... Ben kederimin, Sen aşkımızın hesabını... İyiler iyiliklerinin, Kötüler kötülüklerinin hesabını... Bulutlar beyazlıklarının, Kuşlar özgür uçuşlarının hesabını... Çocuklar uçurtmalarının, Duygular ağlamalarımın hesabını... Ben kederimin, Sen aşkımızın hesabını... |
Ssen istanbul kokardın.. Sen İstanbul Kokardın Martıların gözlerinden dinledim İstanbul'un boğazı yanmış dün gece Yıldızlar şahitlik etmiş, güya suçlu benmişim Oysa can, yemin olsun yanağımdan süzülen denize Ben bu şehre yüreğimi içirmedim Göklerden hicran yağdı, İstanbul'lu bir geceydi Yere düşen her damlanın yüreğinde sen vardın İsmin dudaklarımda idamlık bilmeceydi Yalansa kahrolayım, sen İstanbul kokardın Sevda dediğin gülüm bir busedir dudağımda Bıçak gibi, yasak gibi, kan gibi... Utanır, intihar ederdi ölüm, Hayata rest çekip ağladığımda, Korkak gibi, tutsak gibi, yaşanmamış an gibi... Ben lal olmuş bülbülüm, sen deli gülsün bağımda Toprak gibi, yaprak gibi, candan özge can gibi Kuş uçmaz kervan geçmez dağımda, Kah aşkı yağan kar tanesi Kah Leyla tüten rüzgardın Zambak gibi leylak gibi, Sigaramda duman gibi Sevdiceğim, sen İstanbul kokardın Dayadım ondörtlüyü İstanbul'un şakağına İstediğim gül içmekti gözlerinden bir yudum Seni sordum gündüzlerce bu şehrin her sokağına Söylemedi, inat ettim gece seni uyudum Ben bir sana, bir bu şehre gül dedim Ayla toprak şahittir, şahittir denizle gece Sensizken, İstanbul'da bir kez olsun gülmedim Yıllar kapımı çaldı, ellerinde vur emri Yokluğun var sen yoktun, ölüm geldi ölmedim Ağladım yüreğimde sen, sende divane İstanbul Aşkından hatıra dedim göz yaşımı silmedim Ben bir sana, bir bu şehre gül dedim Belki de can ben bu şehri güller için çok sevdim Gözlerimden dökülen yaş denizi ıslatıyor Sevda kilim, hasret nakış, gönül derdi dokuyor Çatlayası deli yürek 'sen sen' diye atıyor Oy gece gözlüm oy, İstanbul SENİ kokuyor Serdar Tuncer |
FİRARİ AŞK Ütopik bir sevdanın Dik yamaçlarındayım. Yorgun ve bir o kadar kimsesiz... Bedenime sığmayan bir aşkla Sana sığınıyorum, Ömrümün en hazan yollarında. Susuyor yine yitirdiğimiz sözcükler Sadece gözlerin konuşuyor sevdiğim Zehir gibi akıyor Gözlerinden gözlerime Dünyanın tüm kızıl okyanusları... Bir tebessümün yetecekken Güneşini deryama salmana, Sen tuz basıyorsun adeta Dinmeyen yaralarıma... Ecel tetikte beklerken "Git" diyorsun,duyuyorum Belki de gitmeliyim ama, Pusu kurmuş yalnızlığım Sahte aşklara... Seni bana kazandıran ve Beni benden eden sevgili! Biliyorsun çaremsin.. Çaresizliğim bu yüzden.. Bir adım atabilsem Kaybedeceksin belki de En güzel düşlerini Firar yasak bana,bu firari aşkta Gidemem alınyazım gidemem SONUM ÖLÜM OLSA DA!... |
| Saat: 05:01 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık