![]() |
Sen Alıp gittin, bütün neş'emi Rüyalarımı, hayallerimi, sevgimi Alıp gittin tüm benliğimi Sen Öğrettim bana gülmemeyi Gündüz, gece göz yaşı dökmeyi Gittin kaybettim kendimi. Sen Bellettin aşk'ı kin bilmeyi Ümit verip terketmeyi Beddualarla doldu kalbimin her yeri Sen Ver artık çaldığın kalbimi Sevgi dilenmiyorum, ver benliğimi Rüyalarımı, hayallerimi.kendi sevgimi Sen evet sen Geri ver alıp gittiklerini Neş'elerimi, kimliğimi Sensizde yaşanır bu dünya Senden önce yaşadığım gibi İster dön, İster dönme geri. cemal şimşek |
Uçurum Çığlığı Neden her taş altından çıkıyor böyle ismin Sonra kördüğüm gibi beynimde dolaşıyor Benden çok uzaklarda bensiz yaşıyor resmin Fakat aldığım nefes hep sana ulaşıyor Tuttum kaldırdım yerden yarım bırakılanı Bir kaç değişik renkle boyadım kırılanı Hep bir yerden belirdi bana yabancı yanı Ondandır hep dilime sitemler bulaşıyor Bir boşluk var ruhumda, benziyor uçuruma Yıldız yağıyor gökten, saplanıyor soluma Bende takmak isterdim sevdigimi koluma Çare ararken yolum, çıkmazlara varıyor Bir hayal miydi yoksa, rüzgar hiç olmadı mı? İki avare yürek, vuslatı bulmadı mı? Ben seninle doluyken, sende hiç kalmadı mı? Bu soruyu yüreğim her atışta soruyor Asla gelmeyeceksin, beklerim bile bile Sevdayı kanatıyor, yıllar süren bu çile Ses ver! Sende rüzgarın kucağındakı güle Biraktığın dikenler bilsen ne acıtıyor.. Şahika |
Babam Mavi çakımlı tramway Dubaları oynuyor Galata Köprüsü’nün Dar-ül-fünun talebesi Mustafa Raşit Halep’ten gelmiş Idadi mezunu Geçememiş köprüden Parali o zaman Banco Commerciale d’Italiana Pera Palas Beyoğlu Maksim Sanoda Müzeyyen Senar "Ferayi’dir kızın Adı..." Ulufe aldım Fukara Cemiyetine Padişahım çok yaşa Redingotum yastık Yatağım tahta Rehberlik ediyordum İranlı softalara "Ümmidi Afil" İlk romanım Muharrir idim Averoff Samsun’da Bombardıman Gazhane yanıyor Bin üç yüz otuz sekiz Tarih düşürmüştüm Kırkın çıkmamıştı daha Tüttür tüttür zararı yok Mis kokulu duman Serkldoryan Kaldır başını bak Ankara Kalesi’ne Beni kodun gittin Elâ gözlü babam Vüs'at O. Bener | |
ab-ı zen aşk... gecekondu sevda yoksul ve kaçak kapı önü düş kovanı yokluk feneri lamba ayrılık... mürekkep uçlu zaman dili kör bıçak söker gözü gözden çürük vicdanlı zorba yalnızlık... bahçede yele teslim başı boş salıncak yürek yükünden ağır dipsiz torba özlem... kırlangıç yuvası gölgesi sarhoş saçak pencerede su nakışlı turuncu muşamba sonrası... gecekondu sevda göçük ve yasak yokluk pimi çekilmiş şiirbaz bomba Ferhat Gülsün |
SABRET Sen petekte bir gömeç bal gibisin! Renksin yazdan kıştan, tazeliksin bahardan. Yapraklarda dolaşan serin bir rüzgarsın ki Her gün eser durursun hafızamdan. Ellerin var beyaz güller gibi küçücük, Mutlak kalbin tomurcuklardan pembe! Sanki yeşil yaylalardır gözlerin Alnımda ter ve kuvvetsin işimde. Ben kanadı kırık bir kuş değilim Döner birgün gurbet ellerde kalan Sabret neşem, sabret şarkım, sabret sevdiğim, Sabret kalbi tomurcuklardan pembe olan. CAHİT KULEBİ |
Yağan yağmur gibi aksam avuçlarına, Bir güneş misali doğsaydım dünyana. Gururumu ayaklar altına alıp Eğilseydim gülüm,eğilseydim önünde ayaklarına. Bir gün döneceksin elbet elbet biliyorum. Sarılacaksın boynuma diyeceksin seviyorum. Hersey bitmiş olsada ben hala vurgun sana; Derken ölüm sahnesi yıkılası dünyanda. Ben kara toprak altında kaybolup gidiyorum. Sana bugün ve yarınında mutluluk diliyorum. Şunu bil ve şuna inan ki seni çok seviyorum Gülüm benim BENİ UNUTMA... uğur şahin |
Hayat bize mutlu olma şansı vermedi Biz kendimizden başka Herkesin üzüntüsünü Üzüntümüz, Acısını acımız yaptık. Çünkü Dünya'nın öbür ucunda, Hiç tanımadığımız bir insanın Gözyaşı bile içimizi parçaladı... Kedilere ağladık Kuşların yasını tuttuk. Yüreğimizin yufkalığı Kimi zaman hayat karşısında Bizi zayıf yaptı. Aslında ne güzel şeydir İnsanın insana yanması Sevgili... Ne güzeldir bilmediğin birinin derdine üzülmek ve çare aramak. Ben bütün hayatımda hep Üzüldüm, hep yandım.. Yaşamak ne güzeldir be sevgili Sevinerek, severek, sevilerek, Düşünerek... ve o vazgeçilmez sancılarını Duyarak hayatın Yılmaz Güney |
Seni Sordum Yüreğime seni sordum yokluğunda, O'nun adı aşktı dedi. Yıldızlara seni sordum, karanlığımda, O, geceni aydınlatan aydı dedi. Güneşe seni sordum, soğuk esen rüzgarda, O, içini ısıtan Can'dı dedi. Denizlere seni sordum, dalgalandığında, O, durgun suların yakamozuydu, umutsuzluğunda, Akşamın kızıllığına sordum, mutsuz, O, gönlüne doğan seher vaktiydi dedi. Resimlerine sordum seni, göster dedim sevgini, O sevgi senin yüreğinde, ben zaten yoktum dedi. Şimdi yüreğin ellerimde bir Can taşıyor, Alma emanet sevgini, bu Can sensiz yaşayamıyor. Mr Can Akın |
Bilinmeyen Kadınım saçları dağınık dalgalı gözleri buruk dudakları ince geçiyor usulca geçen otobüste buğulu camda aksi gözlerdeki nem mi penceredeki buğu mu hüzünlü yapan yüzünü düşüncelere dalmış gibi ellerinde kasvet şiirlerim gibi kaos da bilmece dünyasında her gün geçen kadınım sevgi yüklü yük gemisi bandırası silinmiş nereye gider bilinmez ki her gün buğulu camda ağlayan kadınım sevgi yüklü katarları avuç içinde hasreti dudaklarındaki ezgiyi yüreğimdeki sevgiyi sana taşıyan bilinmezlere giden bilinmeyen kadınım Serdar San İzmir, 02 Mart 2005 |
HİÇ Bir gün karşılaştığımızda yüz yüze, Yine aynı soruyu soracaksın, Kelimeler tek tek dökülecek dilinden, Kendin için ne yaptın diyeceksin, Bense, usulca gülümseyip Gözlerinin içine bakacağım, Aynı cevapla karşılık vereceğim, Hep başkaları için çabaladım, Kendim için seni çok sevdim, Başka, başka ne yaptın, Kocaman bir hiç, Hiç işte, Çünkü yanımda yoktun, Sadece sevdim, Başka, Hiç, Her şeyimdin, Hiçin oldum. Ve biliyorum bir gün, Hiç olarak öleceğim, Bir hiç olacağım. Ayşe MANAV |
| Saat: 05:01 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık