MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -1- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/333-siir-nehri-1-arsiv.html)

arwen 3 Eylül 2006 01:43

O Beni



Ben bekliyordum seni,
Ama sen hemen bulmuşsun bir'ini,
Hemen unutmuşsun beni,
Köşeden döner dönmez,
Tutmuşsun bulduğun kişinin el'ini,
Allah sana mutluluk versin,
Bana da kolaylık,
Mutluluklar dilerim, eski sevdiğim,
Eski sevdiğim diyorum çünkü
Sevgilim değilsin,
Eğer sevseydin beni,
Unutmaz beklerdin ömrünce,
O yürek bana atmıyormuş ki; zaten
Neden beklesin beni,
Ömrünü boş yere mi? tüketsin,
O beni sevmiyormuş ki; zaten
Mutluluklar dilerim sana…Sevgili.



Mystic@L 3 Eylül 2006 01:45

Acep Sizler Hangi İlden Gelirsiz

Acep sizler hangi ilden gelirsiz
Bir haber sorayım durun turnalar
Sılada yarimden neler bilirsiz
Bana bir teselli verin turnalar

Gönüller perişan teller eğri
Dayanmaz cevrine aşıkın bağrı
Yolunuz uğrarsa o yare doğru
Üstüne kanadı gerin tumalar

Eski sözlerinde yarim durursa
Gözlerimin yaşı bir gün kurursa
Yolunuz o yana doğru varırsa
Ayrılık nicedir sorun turnalar

Ruhsat'ı sorarsa yanıyor bağrı
Gamınla bulandı gönülde ağrı
Haydi varın gidin o yere doğru
Önüne derdimi serin turnalar


kambis 3 Eylül 2006 01:46

ÖYLE SEVDİM Kİ..
Seni ben
Ne yalnızca gözlerin,
Ne de gülüşün için sevdim,
Seni ben,
Güneşin için sevdim
Dünyamı ışıtan..
Seni ben
Ne yalnızca ellerin,
Ne de saçların için sevdim,
Seni ben,
Kokun için sevdim
Baharlar getiren..
Seni ben
Ne yalnızca dudakların,
Ne de güzelliğin için sevdim,
Seni ben,
Sesin için sevdim
Odalarımı dolduran..
Öyle sevdim ki seni,
Her dokunuşun çiçekler açtırdı yüreğimde..
Öyle sevdim ki seni,
Gözyaşın hüznüm oldu,
Gülüşün bayram..
Öyle sevdim ki seni,
Sen varsın nereye baksam..
Bu sevgiyi
Hangi rüzgara bıraksam
Da
Sana ulaşsa
Her akşam?
Oğuzkan Bölükbaşı


Misafir 3 Eylül 2006 01:47

Susadım

Susadım
Üç tane elma soydular,üç tane portakal
Nafile
Bir bardak suyun yerini tutmadı
Acıktım
Kuş sütü,kuru üzüm getirdiler
Nafile
Bir çimdik somunun yerini tutmadı
Seni düşündüm sevgilim şükrederek
Su gibi aziz olasın her daim
Ekmek gibi mübarek.


Bedri Rahmi Eyüboğlu


Mystic@L 3 Eylül 2006 01:49

Abı Hayat

Koşarak gel... bin yıl öteden...
Kimliğim olsun terkisinde kaygılarının...
Birbirimize bakalım...
Aynamsı bir telaşla...

Yan yana duralım.. ben ve ben...
Boşluğa bakalım... ki adı hayattır..
Sana neler göstereyim... acemisin...
Varda yoğu görmek.. abı hayattır...



Misafir 3 Eylül 2006 01:56

İstanbul Acılar Kraliçesi

İstanbul ey İstanbul ey
Ey acıların gözyaşlarının kraliçesi
İstanbul ey İstanbul ey
Ey bozgunların garip çiçeği
Bu akşam yemin ettim
Seni bir daha öpmemek için
Benki bütün duvarlarını, afişlerle donatıp
Yumruğumla kanatmıştım
Rezil bir aşktı
Bütün arkadaşları miting alanlarında
Ve mezarlıklarda bırakmıştım




İstanbul ey İstanbul ey
Acılar kraliçesi
Umudun ve direncin yorgun anası
Ve ey çıldırmak üzere olmanın çamurlu ikonası
Tırnaklarım kopuyor, Görmüyormusun
Bir benmiyim kapılarını şaşıran her yokuşun başında
Bir benmiyim ekmek arasına canına doğrayıp doğrayıp yutan
Bir kedi bile sağarken yüreğini
Telaş içerisinde yavrusuna
Ey acımasız acuze!
utan şu türbelerinden
Minarelerinden utan
İstanbul ey İstanbul ey
Acılar kraliçesi
Savaşın ve bozgunların gariban çiçeği
Ve ey teslimiyete düşmenin o hazin gerçeği
Bayraklarım kanıyor, Sormuyormusun
Kadınlarınki;
Omuzları hicran, saçları ihanet sarısı
Çocuklarınki;
Yağmur emiyor yıkılası kaldırımlarından
En ücra genlerime, alyuvarlarıma,
Kılcal damarlarıma, ruhuma kadar.Bıktım
İliklerime, gömlek ceplerime kadar sızan
Bu Allahsız yağmurundan
İstanbul ey İstanbul ey
Acılar kraliçesi
İhtişamın ve sefaletin çaresiz bacısı
Ve ey çürümenin yok olmanın amansız sancısı
Ciğerlerim çatlıyor, Duymuyormusun
Hangi pencerene çıksam
O salya sümük ******** suratları
Hangi caddene dökülsem
O şangur şungur düş kırıkları
Bütün bu ezginler, tükenenler, yerlere serilenler, tutunamayanlar
Sarsmıyormu seni hiç
Bunca infilak
Bunca isyan çığlıkları
İstanbul ey İstanbul ey
Acılar kraliçesi
Aldanışların ve hüznün yalancı tanrıçası
Ve ey ruhu kirlenmiş gecelerin cilveli yosması
İntihar anı geldi, beni öpmüyormusun,
Ağlamak istemiyorum, yenildim sana
Hikayenin özeti bu
Bir istimlak gibi ödedim ve çiğneyip geçtin maceramı
Şimdi ben suçlarımı didikleyen bu martı sürüsüyle
Şimdi ben hangi şehirde soğulturum zonklayıp duran bu yaramı
İstanbul ey İstanbul ey
Acılar kraliçesi
İhanetin ve ihbarların arkadan dolaşan bıçağı
Ve ey ödeşmelerin, yüzleşmelerin, erkekçe vuruşmaların kaçağı
Beni harcadın ulan!
Beni sattın
Utanmıyormusun


Yusuf Hayaloğlu


kambis 3 Eylül 2006 02:01

DERTSİZLİK
Dertsizlik dertten beter , bana derman arama
Çaresi çaresizlik , dokunma hiç yarama
Acırım sensiz geçen kedersiz yıllarıma
Çaresi çaresizlik dokunma hiç yarama .
Seni zakkum çiçeğim , seni güneşim , ayım
Bırak senin derdinle kahrolayım yanayım
Yanımda olmasan da ben senin yanındayım
Çaresi çaresizlik dokunma hiç yarama ...
SITKI TUNCER
( 1920 - 1978 )


ahmetseydi 3 Eylül 2006 02:02

karanlığa gömülüp kalmış yalnızlığım
beyhude çırpınıyor boşlukta ayaklarım
şiirler okuyorum sesim yankılansın
of, ben ki sensizliğimi unutayım

uyuyorum rüyalarımda gölgen
kulaklarımda narin gülüşünden
ellerimin dokunduğu,
tebessümden bir beden
heyhat! ulaşamıyorum

tıp tıp çeşmeden damlayan suda
arıyorum şarkımızdan bir nota
ne bir nota ne cılız bir ses geliyor
beynimde sessizliğin yankılanıyor

çıkmıyorum bu tavan arasından
farzediyorum geliyorsun
gözlerin gözlerimde dolanıyor
ben seni seviyorum derken
ah hayır! hayallerim dağılıyor
sen gelmediğin gibi gidiyorsun
ben, gözlerinden ayrı
gözlerimde özlem
sessiz ve derinden, ağlıyorum


Mystic@L 3 Eylül 2006 02:04

Y ü r e ğ i m d e k i G i z

olandır

korku dağlardan büyük
umutsuzluk kol geziyor
ülkemde dünyamda

dağlarına karlar yağmış memleketimin
ülkem işgal altındadır
88/89 bir saniyelik andır
ülkem işgal altındadır

binlerce canım kafeste
milyonlarcası tutsak
ülkem işgal altındadır

açlık yokluk kıtlık
özgürlüğe ve sana hasret
dünyam işgal altındadır

sarılmışız her bir yandan
kuşatmadayız
değişik değişkenler kuşatması

cephede düşman
içerde "dost"
çevremizde belirsizler
kuşatmadayız
değişik değişkenler kuşatması

yüreğimdeki giz

geçmişimden geleceğime uzanan köprüm
bilinire doğru akan güneşim apaydınlık ışığım

ateş çemberinden geçtim
irin denizinde sınandım
ne leş kargaları bildi ilişkimizi
ne dostlar tam kavradı
seni yüreğime gizledim yüreğimdeki giz


Misafir 3 Eylül 2006 02:06

İnanmak

Bardaktan seni içmek
Seni teneffüs etmek havada...
Dolaşmak,dolaşmak sana dönmek
Seni bulmak yuvada...

Yolumuzda aylar, yıllar
Basamak basamak...
Basamakların çıkamadığı yere
Kanatlarınla çıkmak...



Boşaltmak takvimden günleri
Günlerin üstünden yollara bakmak
Rüzgarla esmek, sularla akmak...

Baharı yollamak yollara
Alıkoymak bir nisanın tadını...
Dışarda herkes gibi seslenmek sana
Ve koynunda söylemek asıl adını...

İnanmak,inanmak,inanmak
Ninnilerinle uyuyup,türkülerinle uyanmak...


Arif Nihat Asya



Saat: 07:50

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık