![]() |
Sevgili Ben şu şeyda bülbülün şakıyan sesi olsam Buram buram aşk kokan avuçlarına dolsam Parmakların ucunda sevgi olup kök salsam Sonsuza kadar kalsam bıkar mısın sevgili? İzin verirsen bana düşlerine gireyim Sevdamın hakkı olan hayalleri dereyim Yeşilleri süsleyip illerine varayım Dönüp bir kez yüzüme bakar mısın sevgili? İpekten kanatlarım incinecek korkarım Yol ırak, dağlar sapak kaybolursam ürkerim Yüzün gülmezse bana yüreğimi burkarım Sevgi ile karşıma çıkar mısın sevgili? Ruhsatsız bir sevdayı dize dize sözlerim Sığmıyor yüreğime yarınlara gizlerim Söyle revaysa bana daha da çok özlerim Sevgi er meydanıdır yıkar mısın sevgili? Şahı oldun ömrümün, herkes kalbimin yadı Gam yemem yaşadım ya sevginle ben miladı Varsın gülsün el alem geçmesem de sıratı Mahşerine beni de çeker misin sevgili? Arının peteğinde bal olamadım ama Dünyana girdim diye acı veririm sanma Delik deşik yüreğim tutmuyor artık yama Son kurşunu da bana sıkar mısın sevgili? Hercai çiçeklerin kokusu ellerinde Hicazkar şarkıların nağmesi dillerinde Bir avuç buse olsam özlemin çöllerinde Vuslatın ateşini yakar mısın sevgili? Sevil Nizamoğulları |
slm |
Muntazam Seni kamçılardan çıkardım Tevbelerle başladı rahmet vuruşları İnsan ağlar oldun yürekli göğüsler kurdun Sesimi işkencelerden alırdın Elimin altına dökerdin etlerini Hızlı varışlara bile hazırım daha Dayanırdı yelken bezleri saf saf insan enginlikleri Bir geçmiş zaman kalkanı indi Çınar ağaçlarından sahil sularına Kalbim kalkıp indi gemilerden Çok tarandım başka saçlar tarandım sokaklarda Kabris kamburu çıkardı yıllar Ve bir tek çıban çıkaran yoktu sancılarla Habire vuran rüzgar Kabirlerde su yollarında Dehlizlerde İç çekmeler Sızlanmalar fısıltılar Ne zora çekiyor zaman ki bildiler farkettim Götürüp Kelimeleri başka bir semte attılar beni Üzgün melal içre ve aşık Yürüdüğüm deniz sahillerindeyim Yakın sabahlarda öğlelerde ve daha Üç parıltısında günün Devlerimi güreştirmek işim üstüm başım heykel kırıkları Cahit Zarifoğlu |
Gün Acıya Sığıyor Her çiçeğin başında birkaç yılan nöbetçi Kaşların araları kısalmış aynalarda Sevgi aşkın yedeği kavranmamış dediği Halk için özel koltuk tek ayak yapılıyor Yüreğe takılacak kelepçe de bulunmuş Yürekte yurtlanmıyor nasırı büyüyenler Bülbülü anırtmaya çalışıyor yöneten Çalan çanlar çok bilip az anlıyor Düş körleri ve şarkı sağırları Emekle yetinmeyip duygu çalıveriyor Jop ve postalın gölgesi büyüyüp Bombalar çok çabuk evrimleşiyor Çiçeğin ağlayışı insanın şarkısına Heykel ölü doğuyor Sevinç coşku kovulmuş kiracılar Gün acıya sığıyor Numan Ekşioğlu |
Seni Bırakıyorum seni bırakıyorum semender ellerimle seni bırakıyorum seni bırakıyorum duvarlarda kurutulan anemon ellerimle içimdeki sulara içimdeki sazlıklara içimdeki bataklıklara seni bırakıyorum seni bırakıyorum kendine kapanmış kollarımın anarşik güzelliğiyle içimdeki yosun yeşili sulara içimdeki tehlikeli kıyılara içimdeki siyah ışığa seni bırakıyorum seni yatıracağım ellerimde bir ıhlamur yaprağı gibi seni yatıracağım göğüslerimde menekşeler gibi seni yatıracağım gözlerimde bir yağmur suyu gibi... Lale Müldür |
Sevmekten Gidince Sen beni sevmekten gidince ben bana borçlu kaldım Ya sen bana fazla geldin ya ben sana az kaldım Gitme bir adım öteye gülüm bir adımda gurbet olur Gitme bir nefes öteye gülüm her nefes hasret olur Aşk yasaklandı artık halka açık yerlerde El tutmak yol açıyor diye hesapsız Susmalara kaldırdık tüm tutuşmaları Yasak kelime oyunu yapmak Yalan söylemek mecburi ve serbest ayyuka çıkmak Artık yağmur sonraları toprak kokmak yok Tomurcuklanmak günah Ve bir insan gözü yüzünden 100 gün ardarda uyumamak Kimse ölmesin diye Kimsenin aklında her sevdalı verdiği sözü geri alacak Güneşi ayı ve hatta hiç bir tabiat olayı Şahit gösterilmeyecek hiç bir sevdaya Ne deniyorsa onu atacak kalp Ve süresi24 saate çıkarılacak meskun mahallerde ağlamanın Sen sesini alıp gidince ben burda dilsiz kaldım Ya sen bana fazla geldin Ya ben sana az kaldım Gitme bir adım öteye gülüm bir adımda gurbet olur Gitme bir nefes öteye gülüm her nefes hasret olur Yılmaz Erdoğan |
Yalnızım Antalya' da -Erdinç Mutlu Ağabeye... Sahiller bomboş bugün, Yalnızım Antalya’ da. Başım da sarhoş bugün, Yalnızım Antalya’ da. Akdeniz sensiz bugün, Düdenler şevksiz bugün, Caddeler sensiz bugün, Yalnızım Antalya’ da. Yeşili görmüyorum, Denize girmiyorum, Nedendir bilmiyorum? ! Yalnızım Antalya’ da. Ne gökte, ne yerdeyim? Buluttan bir perdeyim, Çılgın caddelerdeyim, Yalnızım Antalya’ da. Kuşlarda kanat kırık, Boğazımda hıçkırık, Yeter, bunca ayrılık! Yalnızım Antalya’ da. Parklar, bahçeler bomboş Yollar, caddeler sarhoş, Gel artık, gel, durma koş! Yalnızım Antalya’ da. Mustafa Ceylan |
Duvar - bu şiir ikinci dünya savaşı içinde kahredilen bütün dünya duvarları için yazılmıştır.- ben bir duvarım hiç güneş görmedim sen hiç güneş görmemiş bir başka duvar yüzümüz benek benek tahta kurusundan ve sinemiz baştan başa ak üstünde karalar - kelepçeden kahroldu kahroldu bileklerim - sıyrılıp çıktım artık ölüm korkusundan - dilim dilim sırtımdaki yaralar ben demirbaşım sığır siniriyle dayak yedim biz de duvarız dinliyen duyan düşünen duvarlar bizim kucağımız terkedilmiş bir yatak gibi kirli soğuk ve bizim kucağımızda kasırgalı insanlar yüzündeki deniz parlaklığıyla durur hatıramızda o çocuk yumruklu dev o dev yumruklu çocuk o zaman mayıs'tı yağmurlar başımızda Attila İlhan |
sevdamı kaybettiğimde buldum seni. nazar boncuğuydu gözlerin, hep gözlerimdeydi sanki. yürek yarılır mı yarıldı işte. kalbimin yarısı, aşkına amâde. sevdim seni tüm bedenim ve ruhumla. seni öyle sevdim ki İstanbul şaştı bu aşka. mavi sularda yıkadım gözlerimi, ben hiç ağlamadım ki. kelepçeler ellerimde değil, yüreğimde artık. sevdan bedenimi yakmıyor. damarlarımda kırmızı kanda, hiç durmak bilmiyor. karabataklar sandallarda. bir tiyatro sahnesi karşımda. bense kollarında, çılgın aşık misali yanında. her öpüşün yüreğimde bir ok. seninle gülmek ise ne hoş. aşk dile geldi bizle. güneş yaktı sen kavurdun yine. ellerimiz kenetlendi birbirine. sevdayla karışık aşk bu işte. menekşe gülay |
sensizliğe bir düğüm daha attım bu gece neden böyle, neden yoksun yanımda öyle özledim ki seni anlatamam, özlemimi dizelere sığdıramam hayata kadere herkese meydan okurum ama seni kalbimden atamam verdiğimiz sözleri, geçirdiğimiz saatleri unutamam seni düşünür seni yaşarım günlerim, saatlerim ve dakikalarım senle dolu sen bilmesen de özlemsen de beni sen gibi ben sevdim seni bırakamam... gülce Şeren |
Ben nice ayrılıklar gördüm ömrümce Kuşlar gördüm; kırılmış kolu, kanadı Ayrı düşmüş sevdiğinden kuşlar gördüm Hiç bir ayrılık bana bu kadar komadı Ayrılığın bir ağrıdır vurur şakaklarımda Ve büyür gözlerimde bir okyanus kadar Derinden ses verir içimde bir tel Sonra, birdenbire kırılır, kopar Yeryüzü çekilir altından ayaklarımın Geçer başıma çöken bir tavan gibi gökyüzü Durmadan çalınır kulaklarımda Şarkıların en hüzünlüsü Seni alıp uzaklara giden otobüs Benim üzerimden geçer hışımla Devrilir, bakakalırım ardından Bir sel gibi akan gözyaşımda... Artık ne yapsam boş, teselliler faydasız Karanlık gitgide en derinlere çeker beni Çaresiz, bütün sokaklarında bu şehrin Böyle perişan beklerim dönmeni Dolaşır birbirine yorgun ayaklarım Ellerimi koyacak bir yer bulamam Nereye gitsem, en koyusu acıların Ne yana baksam, çıldırtan bir akşam İstemem ben bu ömrü, bu talihi istemem Böyle durup durup senden ayrılmak varsa Orada bir mezar kazılır benim için Ayrılığın nerede başlarsa. DERYA ASLAN |
Hani asker ölmez diyorlardı. Hani asker ağlamaz diyorlardı, İşte ağlıyor, Hani asker sevmez diyorlardı yarim aklımdan çıkmıyor, Hani asker ölmez diyorlardı baksa azrailin elinde ismim yazıyor. Hani sevenler aylrılmaz diyorlardı, Baksana bir mektup bile gelmiyor, Hani asker unutulmaz diyorlardı, soranım bile olmuyor, Hani asker ölmez diyorlardı,baksana azrailin elinde ismim yazıyor. Hani asker özlemez diyorlardı, Baksana gözlerim seni arıyor, Hani asker sevmez diyorlardı, Yüreğim kan ağlıyor Haydar Turan |
Ah gül pınarım Hayatın en yorgun anında Haşarı saçlarınla Çocuksu bakışlarınla Çaldın gönül kapımı. Ah buğu bakışlım Renklerin solduğu Şarkıların sustuğu Zamanın durduğu Yerde sen başlıyorsun. Ah sevdalım Sen yüreğim kadar yakın Çocukluğum kadar uzaksın Lal olmuş dilim Bunu nasıl anlatsın ? Gözlerinin ruhuma aktığı O günden beri, İçimde sevdanı saklıyorum. Ve inan sevdiğim inan Senin olmadığın her yerde üşüyorum !.. FAZIL GÜNEŞ |
Asker Ocağı Sabah kalk düzelt yatağını giy üstünü 15 dakikada Burası ana kucağı değil asker ocağı Bir saat boyunca mıntıka sonra işdimaya Burası ana kucağı değil asker ocağı Sabah kahvaltısı beş zeytin çay kaşar Öğle akşam yemekte değişik bir koku var Pilavları hiç karıştırma içinde taşlar Burası ana kucağı değil asker ocağı Akşam bot boya birde traş var Bir yandan soğuk bir yandan rüzgar Üst değiş saat on deyince herkes yatar Burası ana kucağı değil asker ocağı Yağmurda çamurda eğitim yapıyor Soğuk kış demeden çalışıyor Çamur içerisinde bıkmadan geziyor Burası ana kucağı değil asker ocağı Mektup bekliyor uzaktaki sevdiklerinden Nöbet tutarken türkü söylüyor içinden Yarini özlemiş belli oluyor gözlerinden Burası ana kucağı değil asker ocağı 550 Gün geçer mi geçer diyorlar Bu askerlik biter mi biter diyorlar Sayılı günler çabuk geçer diyorlar Burası ana kucağı değil asker ocağı Üşümez donmaz yorulmaz asker Sevdiğinin hasretiyle yanıyor asker Gün sayıyor şafak sayıyor asker Burası ana kucağı değil asker ocağı Sefer Kurt |
Acıyı görmek mi istiyorsun? Gözlerime bak! Dudaklarımda söyleyemediğim sana ait duyguları, Bana her fırsatta bıraktığın yokluğunun acısını fark edeceksin. O zaman anlayacaksın acının sende ne kadar masum durduğunu. Ayrı yetişmiş güllerin birbirine hasreti gibi, Umutla kurudum sensiz. Ve sen hiç gözlerime bakıp beni sevdiğini söyleyemedin. Oysa sırf bu kelime için kurduğum hayallerdi beni hayatta tutan Bir boşluktan içeri girdim her gece, Senli düşlerden sensiz karanlıklara TUĞBA EKİZ.. |
Geçerdi Hep Geçerdi hep Pırıltılı kanunlar Neves gecelerden İhtimal buhranlı gecelerdi hep Yüreğinde yalnızlığın tortusu Vazoda yaseminler Ufukta yağmur kuşları Çözülmez bilmecelerdi hep Ansızın dalar Bir yorgunluğa uyanırdın Güneş çekilmiştir bahçelerden Lambalar çok erken yanmış Aldatılmak korkusu Sık sık bozulan yeminler Enfarktüs kuşkuları Sinsi bir kederdi hep Zaman zaman düşündüğün Aklına geldikçe güldüğün Şan şeref ve ün Beyhude şeylerdi hep Attilâ İlhan | |
Sizin için tuttum beş gül getirdim Sevgili, durup dururken beş kırmızı gül getirdim, kan. Beş beyaz gül süt, beş sarı gül altın yaprak, tuttum beş pembe gül getirdim Sevgili, tan. Başka bir el koparmış onları, benim elim bunca korkak: Bir dikmeyi bilirim. bir de dokunmayı: Tepeden tırnağa teniniz yangın beldem, sizin için beş siyah gül parmaklarım. kömür. Toprak, temas, sahi bir de ak kağıt, seçtiğim kelimelerin arasında nedense mağrur, ilerlerim karda bıraktığım izler birer ağıt, ayırdım dikenleri: Sizin için bu beş arı gül. AHMET KARAKAYA |
Gölgeli Korular gölgeli korular kuytuluklarda yapraklar sessiz ürperti tenimde doğa fısıldıyor rüzgâr binbir renkli tabiat döndürüyor başımı tabiat ana ölümün karanlığından fışkıran nûr görmek kalp gözü ışık kollarını çekiyor güneş sessizliğinde kuytular ürkütücü dallar kocaman dev kızıl kara gökyüzü yaprak arası görünen ümitten yolculuk ümitsizliğe karabasan çullanan korunun karanlığından fışkıran nûr ölüm hayatı anlamlı kılan. Sevinç Koçak |
Unutamıyorum... Güzel gözlerine bakmakla olmuyor. Bazen sözler hiç geliyor. Dilimin ucundayken söyleyemıyorum. Seni düşünüyorum, unutuyorum. Uyku neydi hatırlayamıyorum. Kendimi senin için unutamıyorum. Kaldırımlar yatağım oldu. Yüzünü göremezken yazlar kış oldu. Bu yaz sıcağında montla donuyorum. Kendimi dünyada hiç sayıyorum. Bu şehirde ezılen hep ben oluyorum. Geçmiyor soğuk kışlar, unutamıyorum. Dilenmek ağrıma gitmese yapardım. Hırsızlık günah olmasa yapardım. Yıllar beni almasa belki ağlardım. Bırakamıyorum hayatı, unutamıyorum. Ben hiç sevilmedim, hep sevdim. Yine ben unutulup gittim. Kardeşim dediklerim sırtımdan vurdu. Saçlarımdakı aklar sımsıyah görünüyor, unutamıyorum. Her akşam 1 faça çekerdim. Kendimi ziyan ederdim. Orhan baba açar, içerdim. Benim gibi çilekeşin yaşaması ziyan. 1 şarap şişesine ruh oldum. Kendimi ateşlerin içinde buldum. Gözlerimden akan kan oldu. Acıdan değil, seni unutamıyorum. |
gzl olmusss sülo kankaa:D:D |
evet gusel olmuss bende begendım:D |
NECİP FAZIL KISAKÜREK ŞİİRLERİ ZAMAN O güne kadar zaman, Sarılan bir makara, Sonra çözülen iplik... Yıldızlar gökte harman... Dünya yüzü kapkara; Gölge gölge gariplik... Zaman , esrarlı rakkas; Bir (war) da we bir(yok) ta; Başsız sonsuz helezon... Bir kılıç weya makas... Gün kesildi tek nokta; O gün herşey baş we son... Putlar dewrildi o gün, Topraga battı göller. Bir alamet her işte... Bütün warlıklar ölgün, Hasret yağmura çöller; Kainat bekleyişte... Bir şey oluyor; nedir? Topraktan tüten dawet? Göklerin kinayesi? Mekke' de bir hanedir; Orda gaye ewet, Gayelerin gayesi... NECİP FAZIL KISAKÜREK |
Yırtmak istiyorum Yüreğimin perdesini Gönül gözümle bakmak istiyorum Yaşayamadığım şeylere Aklımla değil Duygularımla hareket etmek istiyorum Kurallarla değil Rüzgarın estiği gibi Gönlümce özgürce yaşamak istiyorum Yapamıyorum gizem pares |
Usta Umrumdan taşıyor zamansızlığım. İsmin içimde titriyor, sesin sesime düşüyor; ses veriyorum... Oysa sen en sağır yarasın yüreğimde... Gözlerini günceme düşürdüğümden bu yana, yorgunum gitmelerin tümüne. Gözlerini günceme düşürdüğüm günden bu yana, dipnotlarda çürüyor sevda adına ne varsa... Meğer ne çok beklemişim gelmeyişlerini. Sen beni anlarsın be usta ne garip sıkıntıdır şu suskunluğuma en uygun makamı bulamamak. İçimin buz kestiği yerden çıkıp geliyorsun gözlerime. Sen geldiğinde ise düşürmüş oluyorum düşünden kendimi... Kahraman Tazeoğlu |
Sen gözlerimdin benim Hiç tükenmeyen bir pınar misali Süzülürken damla damla sular Bazen ılık, yüreğinin sıcaklığında Bazen buz kesmiş, kartal bakışlarında Bakarken bazen, yıldız parlaklığında Sen gözlerimdin benim. Sen sözlerimdin benim Dilimden dökülen bir çağlayan misali Ve yatağına sığmayan bir nehir Bazen bir çığlık sessizliğimde Bazen bir sitem haykırışlarımda Dökülürken dilimden, uçurumdan dökülür gibi Sen sözlerimdin benim. Sen ellerimdin benim Rüzgarlarınla doldurduğun bir yelken misali Bir sağa çekersin beni, bir sola Bazen savurursun açık denizlere Bazen vurursun acımadan kıyılarına Başıboş dümensiz, kapılacakken girdaplara Sen ellerimdin benim. Sen yüreğimdin benim Ritimsiz çalan bir saat misali Çalışıyorsun tik tak tik tak Bazen ileri gidiyorsun koşar gibi, Bazen geri kalıyorsun, sanki yorgun Ha durdu, ha duracak hala sana vurgun Sen yüreğimdin benim. Sen herşeyimdin benim Düşlerim, ümitlerim,geleceğim Ellerimdin, gözlerimdin ve yüreğim Bazen kapılsamda umutsuzluklara Bazen kızsamda yüreğim alev alev Sen ne görürsün beni. ne duyarsın Yine de sen herşeyimdin benim Ve yine de herşeyimsin. Ayhan Akın |
Yağmur Damlası Küçücük bir damlaydın önce Çağlamadan çok Sonra durulup yosunlanmadan Kollarına kavuşup deniz Okyanus olmadan Çok önce Hayat kaynağımdın Bilmeden ben Nefese uzanmadan Koynunda sırılsıklam ve kavgasız İnsan olmadan Ve olduktan sonra Annemin koruyucu duvarlarından ayrılıp Öğrendikten çok sonra Hatırlayınca kaynağımı Sundum minnettarlığımı Geç mi kaldım bilmem Öptüm anamın kutsal alnından Yağmur damlamı... Nilüfer Aydur |
Renksiz Dünya... Bakmayın yüzümdeki soytarı maskesine Gülmek karaborsa bu kentte Delik cebimdeydi üstelik Bir tutam kalmış umudum ve diğer cebimde utanarak sakladığım yumruğum… renkleri sayardım baka baka gökkuşağına eskiden çok çok eskiden küçücük parmaklarımla sırf inat olsun diye renksiz kalmış dunyaya ne kadar istedi oysa hayat delik cebimde kalmış bir tutam umudu veremedim ama sen isteseydin hiçbir halta yaramayan ruhumu ayırır bedenimden verirdim… Berfin toprak |
Ümidimin son yaprakları da savrulmadan... Yaşamak için bir neden ararken hayattan... O hüzünlü elveda döküldü dudaklarından... Vazgeçtim senden ve yaşamaktan..! Oysaki son damlasıyla yaşıyordum umudumun... Bilsem de dönmeyeceksin hayallerle avunuyordum... Ama bir gün ansızın çekip gideceğini bilmiyordum... Vazgeçtim ardından koşmaktan bittim, yoruldum..! Niye ümit verdin ve niçin evet dedin... Mademki bir gün bırakıp gidecektin... Gerek kalmadı değerini anlatmamın sevgimin... Vazgeçtim zaten anlatsam da bilemezsin.... GÖKÇE TAŞ |
Sensizlik Sensizlik Üstüne dün yine sensiz geçen bir İzmir günüydü dalga sesleriyle avundum çaresiz martıların gürültüsü,İzmir'in sisi sönüktü Alsancak'tan baktım şöyle bir Bornova'ya Narlıdere'nin eteklerinden süzülen yine sensizlikti palmiyelerin gölgesinde düşündüm seni bir balık ekmek tadındaydı gözyaşım İzmir'in saat kulesi canıma kıyacaktı belli hep sensizlik üstüne sensizlik ekliyordu Mehmet Abi'nin Torbalı'sını soruyorum geçenlere en azından bir tanıdığım vardı buralarda çok yolları geçtim şimdiyedek inanmazsın kah yarı uyanık kah yarı uykularla İzmir hey koca şehir hey koca şehir... bağırıyordum gelip geçen yük gemilerine İzmir'in balıkçı dolu taş sahillerine motoru eskimiş küçük teknelere yığılıp kalıyor sensizlik böyle sensizlik üstüne kasdediyor çıldırmış yüreğime İsmail Baharşen |
Düşlerim vardı Sana dair. Ve Hislerim vardı geleceğe dair Hep korktuğum, kaçtığım geçmişime... Hiç bu kadar sevmemiştim uzun zamandır kimseyi Ve hiç bu kadar cesur değildim yürekten, Kimse için savaşmamıştım bu kadar Ve kimse için göz yaşı akıtmamıştım gönülden... Oysa şimdi Bilinmez bir yere ve belirsizliğe gidiyorum, Ardımda seni Sevgisinden bile emin olamadığım seni bırakarak... Düşüncelerim yağmurlu, esaretten yorgun Ve Her zaman dertleştiğim dalgalar daha hırçın vuruyorlar sahile... Öfkeli yüreğim Heyecandan kabarıyor giderek, Sonra sırdaşım dalgalar durgunlaşıyor, Bakıyorum Ve Gözlerim dalıyor uçsuz bucaksız denize; Bir cevap arıyorum biz neydik? veya ne yaşadık diye... Sorularım vardı senin söylediklerine dair Ve belki de farketmeden yaptıklarına... Kızgınlığım vardı bu kayıtsızlığına, Cesaretsizliğine, Boşvermişliğine... Cevapsız kalıyordu yüreğimde hepsi Ama tek bir şeyin yanıtı vardı kalbimde Vazgeçemediğim sen Ve Sana dair olan anlamsız sevgi... Seni bilinmezliğe zorlayamazdım, Seni yok edemezdim isteklerimle... Ben giderken uzaklara ve bilinmezliğe Şimdi seni geçmişimde bırakıyorum. Kızgınlığını, kırgınlığını ve sevgini bile bilemeden Seni kıskanarak, Seni özleyerek, Seni hep isteyerek.... Ama bildiğim tek bir şey var : Kalbim uzaklarda atacak Senin olduğun yerde Ve belki de senden habersiz BUKET PİR |
Ümidimin son yaprakları da savrulmadan... Yaşamak için bir neden ararken hayattan... O hüzünlü elveda döküldü dudaklarından... Vazgeçtim senden ve yaşamaktan..! Oysaki son damlasıyla yaşıyordum umudumun... Bilsem de dönmeyeceksin hayallerle avunuyordum... Ama bir gün ansızın çekip gideceğini bilmiyordum... Vazgeçtim ardından koşmaktan bittim, yoruldum..! Niye ümit verdin ve niçin evet dedin... Mademki bir gün bırakıp gidecektin... Gerek kalmadı değerini anlatmamın sevgimin... Vazgeçtim zaten anlatsam da bilemezsin.... SEHER GÜNAYDIN |
Porsuk nehirlerin geçtiği kadınlar Hepsine yüzer kere rasladım en azdan Umutsuz sevdalara tutulmak onlarda Bozkıra doğru seyrele seyrele yaşamak onlarda Verdi mi adama her şeylerini verirler Ben gördüm ne gördümse kadınlarda Porsuk nehrinin geçtiği Kızılırmak parça parça olasın Bir parça ekmek siyah on kuruşluk kına kırmızı Taş toprak arasında türküler arasında Karanlıkta bir yanları örtük bir yanları üryan Kocaman gözleriyle oy anam bu kadar dokunaklı Kimler ürkütmüş acaba bu kadar kadını Dicle kıyılarına tiren varınca Büyük bir gökyüzü git allahım git Genel olarak önce kaşları görünür Sonra bütünsüz uykuları kaşla göz arasında Yanaklarında çıban izi taşıyan kadınlar Gül kurusu Bir gün sizin de yolunuz düer memlekete Siz de görürsünüz bunları kadınlarda Ödevleri yenilmek olan hep Bıçakla kemik arasında Yenilmek Kadınlar Cemal Süreya |
Özlem Adini özlem koydun bu sonsuz sevginin, Özlemin tek siginagi oldu bu aci dolu yüregin, Bu bitmeyen özlem kaçinilmazligiydi sensizligin, Bitmez bu özlem sevgili, bitmeyecek bensizligin... Ayrildik ve her geçen gün büyüdü bu özlem, Her iç çekiste bir göz yasi, her göz yasinda bir sitem, Bitmedi bu hasret, ne yapsam nereye gitsem, Özlemin gösterdi, kime baksam hep sen... Yillarim seni beklemekle geçti umutla, Gelisin seni vazgeçilmez kildi bir anda, Sensizligin içimi, yüregimi yaktigi anlarda, Özlemin hep vardi, birakip gittigin zamanlarda... Adi hep özlem kalacak bu karsiliksiz sevginin, Özlemek tek çaresi olacak sensizligin, Bitmez bu tutku, bitmeyecek bensizligin, Yasadikça vazgeçilmez olacak ismin, Kaçinilmaz olacak özlemin, Özlemim... MINE BAHADIR |
Hayatınız başlıyor ağlayarak Yüremeyi öğreniyorsunuz Düşerek ve kalkarak Gün geçip büyüyorsunuz Ve gün geliyor aşık oluyorsunuz Fakat bu aşkın, Karşılıksız olduğunu anlıyorsunuz Ağlıyorsunuz hayatta Hiç olmadığı kadar çok Bir kez olur bu diyorsunuz Ve.... Bir kez daha seviyorsunuz Bir kez daha birkez daha Anlıyorsunuz hayat acımasız Hayatın cilveleri sizi yaşlandırmış Saçlarınız beyazlamış Yavaş yavaş ölümü düşünüyorsunuz O kara gün geliyor Sizi sizden alıyor Son dakikalarınızda öğreniyorsunuz Hayatta çekilen acıların kederlerin Dökülen gözyaşlarının boşuna olduğuna Boşuna boşuna boşuna....... SEVCAN DEMİR |
Aydınlığı Yüzünün Sen ey sevdalı güzel Gülüver n'olur bir kez olsun Yüzünün aydınlığı denktir gün kavuşumuna Gelecek seninle kırlara koşuyor Geçmiş türküye dönüşürken ansızın damarlarında Nasıl da korkusuz zaman Oluşturuyor acıyı hüzünle el ele Gülüver n'olur bir kez olsun Ki yaşam sensiz olmaz Sürekli avuçlarımdasın Yeni filizlenmiş göğüslerini ellerin sağadursun Dolunayın hizasında bekliyorum Kıvılcımlı öpüşlerini Gel n'olursun. Kaynak: KAN, İzlek Yayınları, Mart 1997 Kaan İnce | |
Can Yücel-Herşey Sende Gizli kelebek3220 Yerin seni çektiği kadar ağırsın Kanatların çırpındığı kadar hafif.. Kalbinin attığı kadar canlısın Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç... Sevdiklerin kadar iyisin Nefret ettiklerin kadar kötü.. Ne renk olursa olsun kaşın gözün Karşındakinin gördüğüdür rengin.. Yaşadıklarını kar sayma: Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; Ne kadar yaşarsan yaşa, Sevdiğin kadardır ömrün.. Gülebildiğin kadar mutlusun Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin Sakın bitti sanma her şeyi, Sevdiğin kadar sevileceksin. Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın Bir gün yalan söyleyeceksen eğer Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın. Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak. Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü. Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin.. İşte budur hayat! İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun Çiçek sulandığı kadar güzeldir Kuşlar ötebildiği kadar sevimli Bebek ağladığı kadar bebektir Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren, Sevdiğin kadar sevilirsin... |
Siyaha Dokunuş.... Siyah... Seni ne çok sevdim ben Anlatılan değilsin benim için Ne hüzün,ne de matem Görmek istediğimde beyazımsın Doğru baktığım yerde ışığımsın.... Siyah... Seni ne çok sevdim ben. Dinginliğimsin.. Dik duruşum,meydan okuyuşum Ne bitmişlik,ne de yok oluş Dayandığım koca çınarımsın Doğru baktığım yerde ışığımsın.... Siyah... Ölüm dediler sana. Siyah... Matem dediler sana.... Siyah karanlık oldun yıllarca Ölümde,matemde,karanlıkta sende değil İnsanlığın bahtında.... Bilmezlermiki ölüm yüce allah tan O verdi canı,O alıyor oysa... Suç sende değil kara oluşunda... Siyah oluşun bunlara karşılık değil ki Yıllardır insanlığın sana yanlışında.... Hep maviye yazdılar Umutları Hep maviye anlattılar uzunn uzun sevdaları... Beyaz da aradılar yıllar yılı Mutlu buluşmaları,mutlu yarınları Aşkın rengi al dediler kırmızı... ya sen. Seni beklettiler son dediler Umutta yoksun Aşkta yoksun,hayalde yoksun. Yaşamın güzelliğinde yoksun siyah Sıranı bekle çünkü sen hep sonsun... oysa... Seni ne çok sevdim ben Siyah oluşun tüm renkler içinde Ayrı bıraktı seni yıllar yılı yalnız ama dik ve mağrur rengin değil aslında sana sevdam kıyamadım anla yalnızdın ondan çok sevdim seni ben.... SELİN ATACAN |
Kalpsİzsİn Kalpsİz Ya KÜl Olursam Yana Ya YaĞmur Olursam AĞlaya AĞlaya Çok Mu Sevİnİrsİn Ben ÖlÜnce Bu AŞk UĞrunda Kalpsİzsİn Kalpsİz Anlamiyorsun Sana DeĞmİyor Bu Sevda Eksİk Kaldin Bana Az Gelİyor AŞk Şİmdİ Sensİz Kaldim Çok Mu Seversİn Yalanlari, Olmaz Olsaydin Kalpsİzsİn Kalpsİz Anlamiyorsun TÖvbelİyİm AŞka Bozmam Yemİnİmİ Senle Kapattim AŞk Defterİmİ Yanarsan Yan Ben Zaten Bİttİm Kalpsİzsİn Kalpsİz Yanmazsin Bİlİrİm |
Bir hevesin peşinde koşarken uyandım. Duraladım, ruhuma işleyeni aradım. Ne yöne baktıysam orada buldum, anladım. Ben aranırken, O benim kalbime kök salmiş. Mutluluğa koşmak istedim adım adım. Yolumu kestin, benliğime karıştın. Benle ben oldun, değistirmeye başladın. Kısa zamanda sen oldum, amacını taşıdım. Ahmet Arslan |
Ne Hissediyorsun? Ne hissediyosun? Senden vazgeçebilirmiyim... Seni unutabilirmiyim... Yaparsın diyorsun dilinle, Gönlün buna razı mı? Kolayca söyleyebiliyor musun? Hadi git ! Diyebiliyor musun? BY SEMPATİK_25 |
Aşk; Koskocaman bir yalan Bazen, çöllere düşüren, bazen de dağları deldiren Kavuşmasız kuruyan ırmaklarda yüzdüren Aynada yaşlanan yüzünü seyreden Koskocaman bir yalan dünyada gülümseten Aşk; Koskocaman bir yalan Boran kuşunun gözündeki üç damla yaşı akıtan Dümeni olmayan bir geminin kaptanlığını yaptıran Elimdeki kadehin içine bir parça kan damlatan Ve o kadehte yüzmesini bilmeyeni yüzdüren Aşk; Koskocaman bir yalan Neden diye her sorulan soruya yanış cevap veren Resimdeki görüntünle hayallere daldıran Bir parça umut isteyen Aşk; ne sensiz olur ne de senle dedirten |
Yalnızım Antalya' da -Erdinç Mutlu Ağabeye... Sahiller bomboş bugün, Yalnızım Antalya’ da. Başım da sarhoş bugün, Yalnızım Antalya’ da. Akdeniz sensiz bugün, Düdenler şevksiz bugün, Caddeler sensiz bugün, Yalnızım Antalya’ da. Yeşili görmüyorum, Denize girmiyorum, Nedendir bilmiyorum? ! Yalnızım Antalya’ da. Ne gökte, ne yerdeyim? Buluttan bir perdeyim, Çılgın caddelerdeyim, Yalnızım Antalya’ da. Kuşlarda kanat kırık, Boğazımda hıçkırık, Yeter, bunca ayrılık! Yalnızım Antalya’ da. Parklar, bahçeler bomboş Yollar, caddeler sarhoş, Gel artık, gel, durma koş! Yalnızım Antalya’ da. Mustafa Ceylan |
Durma Öyle...- Değiştir yıldızların yerini ayın yerini Korkma güneşten aç gözlerini Bir su damlası ol saçıl maviye gökkuşağına boya renklerini Uç bir kuş kanadında rüzgara karşı takıl bulutların peşine Fırtına ol, meltem ol danset başaklarla nedensiz aşık ol delicesine Yağmur ol, düş sevdiklerinin üstüne Azgın bir nehir ol ak akabildiğin yere Durma öyle karış toprağa çoğal sevda ol,aşk ol aç çiçeklerini aşk dolu yüreklere Seni sevdiğini düşün herkesin Çekinme kandır kendini sevginin olduğu yerdesin Sil at hayatından mutsuzluk veren herşeyi Birgün anlıyacaksın nasıl olsa vakit dolduğunda Sevmek yanlışsa doğruyu yapmak kimin umurunda.. |
Piraye İçin Yazılmış Saat 21 Şiirleri 13 Kasım 1945 Tarif kabul etmez, - diyorlar, - İstanbulun sefaleti, milleti, - diyorlar, - kırıp geçirdi açlık, verem illeti, - diyorlar, - diz boyu. Şu kadarcık kız çocuklarını, - diyorlar, - yangın yerlerinde, sinema localarında... . . . . . . . . . . . . . . Kara haberler geliyor uzaktaki şehrimden : namuslu, çalışkan, fakir insanların şehri - sahici İstanbulum, sevgilim, senin mekânın olan ve nereye sürülsem, hangi hapiste yatsam sırtımda, torbamın içinde götürdüğüm ve evlât acısı gibi yüreğimde, senin hayalin gibi gözlerimde taşıdığım şehir... Nazım Hikmet Ran |
Okul Benim Her şeyim, Çünkü İçinde Sen Varsın Sabah uyandığımda sen gelirsin aklıma Bir bardak çayımı içer, defterimi kalemimi almadan Seni görmek için binbir zevkle koşarım okulla Okul benim her şeyim, çünkü sen varsın koridorda Bugün merdivenlerden çıkarken sen geldin karsıma Ellerim titredi birden merhaba diyemedim sana Sende zaten dönüp bakmadın bana Okul benim her şeyim, çünkü sen varsın koridorda Üzülmedim bana bakmayınca Çünkü seni görmek yetiyordu bana Anlaşılan bu da karşılıksız sevda Okul benim her şeyim, çünkü sen varsın koridorda O karanlık koridorları ışıtan sensin Bu sevdaya karşılık yine sensin Okula gelmemin tek nedeni sensin Okul benim her şeyim, çünkü sen varsın koridorda Belki sende sezdin seni sevdiğimi Günlerdir etrafında dönüyorum değirmen taşı gibi Gel yeter artık söyle sende sevdiğini Okul benim her şeyim, çünkü sen varsın koridorda İstemiyorsan gel söyle bana Karşına çıkmam görünmem bir daha Ama sen zor bulursun benim gibi dünyada Okul benim her şeyim, çünkü sen varsın koridorda O gece karanlığı gözleri yetiyor gülmeme Sanki şu yalan dünyada ömür katıyor ömrüme Anladım ki bir tek sen layıksın sevgime Okul benim her şeyim, çünkü sen varsın koridorda Kelimeler yetmiyor seni anlatmaya Gelmiş mi senin kadar güzel dünyaya Gelmiş diyen varsa ellerimle gömerim toprağa Okul benim her şeyim, çünkü sen varsın koridorda Bu nasıl sevda anlayamadım Günlerdir bir tek sen aklımdasın Notlarım kötü bırak hep kötü kalsın Okul benim her şeyim, çünkü içinde sen varsın Murat CEYLAN |
Hüzn-ü Hicran Yazdır yağmurlar yağmaz olmuştur bulutlardan Kuru kırışık yüzünde bir elemdir okunan Avucundaki son çiçekler de ölü yüzü solgun Soluğu kısık dua, hüznü hicran Hüznü hal edinmişim,suskunluğum bundan Limansız okyanuslara açılır gemilerim Çok gerilerde elinde mendil,ağlamaklı salınışlarda yar kaldı Aynalar üşüdü yüzümün donukluğundan Hıçkırıklarda hayal,hüznü hicran. Tanklar geçer beynimin damarlarından Bir çift serçe titreyen ellerim. Yabansı sesler böğrümde,cinnetler yalnızlık ertesinde Saksıdaki son akşam sefası da soldu softalığımdan İniltilerde gece,hüznü hicran. Yazdan kalma bir gülümseme dudağının kıyısından Gri pardesülü kadın ile gelir eylül Dağınıktır saçlarım karışmış uçarı uykulardan Islık ıslığa yapışır tenime sararmış yapraklar Eylül hazan,hüznü hicran. Acılar okunur alın çizgilerimden Her mevsim yutkunuşlar rüzgarıdır Her gün doğumu ruhumda sancılanan Ey ömür törpüsü avucumdan uçan zaman Hayat zaman, hüzn-ü hicran. 18.01.2007/İstanbul Osman Balkıs |
http://www.siircafe.com/siir/imajlar/yyyy.gif Asklarin Yetim Rengi http://www.siircafe.com/siir/imajlar/yyyy.gif Yalnızlığımda seni büyüttükçe kalabalıklaşacağım; Sen kendi kalabalığında hep yalnız olacaksın… I Kapattım ucu kıvrılı yerinden bir defteri Bir defter adınla hükümlü şimdi... Sen kendinin pası, kilidi. Gençliğin kendine savurur seni, Esmersin, cehennemin dibinde doğmuşsun, baban iki karılı; evlerde, erkenlerde bekler seni. Sen feodalizmin kara dilberi, gündüzlerin gölgesindeydi sevgi. Gölgesinden gündüzlerin iklimler geçti… Sesin şimdi kanayan bir gül gibi: Kangren... II Sen orda kendi manastırının huysuz müridi. Sen orda bir korkuda, bir şarkıda, ölüm susan uğultuda… Sen orda düşlerine leş kargası tüneyen! Elleri ayazlarda sen orda, esmerliğine rehin feodal şatolarda.. Uyurken sen hasretin avlusunda, gündüzlerin gölgesinde oturuyordum. Sonra boşuna çizdim karanlığa resmini. Boşuna... Ezberleyip hasreti… Oysa nasıl istersen öyle gebertebilirdin beni. Nasıl istersen! Artık sulara k(atalım) aşkların yetim rengini... |
http://img490.imageshack.us/img490/9127/6a2fef23b860afe3pq3.jpg Hatırlar mısın sana hep kanatsız meleğim derdim. Hiç kanatlanma, uçup beni yalnız bırakma diye tatlı tebessümle yakınırdım sana.. Şimdi yoksun. Yalnız bıraktın!.. Nerdesin meleğim... http://img490.imageshack.us/img490/2262/missyoutx5fq7.jpg Özledim desem farkeder mi bilmem ama Çok özledim kanatsız meleğim. Hiç mi hatırı kalmadı anıların, hiç mi sevda yaşanmadı bu aşkta, yokluğuna mı terk edeceksin bendeki seni? Herşey bir rüya mıydı? Giderken bu son demiştin Dönmeyeceksin biliyorum... Ama seni hala çok seviyorum... http://img441.imageshack.us/img441/2827/82b6b7a83dfea46fkb5.jpg Ah bir bilsen ne kadar özledim dizlerimde yatmanı, saçlarını okşamayı, onları doya doya koklamayı... Ellerinde kaybolmayı. Şimdi heryer boş herşey anlamasız. Yokluğunla yenme ne olur beni. Ayrılığınla ölçüp sabrımı, gösterme bana sensiz yaşamayı. Tekrar gözlerime gül, gözlerinde göreyim kendimi. Hiç kolay değil kanatsız meleğim. Hala içimde özlemin hala kocaman yangının var.. Biliyorum çok zor ama!.. Sesimi duyarsan cevap ver Seni çok seviyorum.. http://img441.imageshack.us/img441/8850/yalnzkz4zdoy4.gif Sen gideli hala bir yanım çekingen, hala utangacım Özlemin hiç çekilmiyor meleğim sanırım bu en büyük zaafım.. Giderken Sezen söylüyordu ya geri dön Ben hala aynı şarkı aynı nakarattayım.. Kapım ardına kadar açık, masada yine mor menekşeler, üstümde hala aynı gömlek seversin diye hep böyleyim. http://img490.imageshack.us/img490/9235/7d37e471945364c4qu6.jpg Hatırlar mısın bütün ladesleri hep sen kazanırdın. Seni seviyorum deyip boynuma sarılır, aşkını aldım diye kaybettirirdin bana!! Mutluluğumuz için hep kaybettim. Yine de aklımda Ve sen kazandın kanatsız meleğim Asıl şimdi kaybettim bu ladesi Hala aklımda ama yine yenildim. Sana kalbimi veriyorum Ben yine seni düşünüp Her yıldızla seni anıyorum.. Geri dön desem farkeder mi bilmem ama Ne olur geri dön meleğim... Ben hala bıraktığın yerde bir başımayım. Eskisinden daha yarım daha dağınığım Biliyorum bu son demiştin Gelmeyeceksin biliyorum Ama seni hala çok seviyor Gözlerim yollarda gelmeni bekliyorum... http://img490.imageshack.us/img490/5085/yillarsonrabylavinia3spto3.png Yüreğinde hala bensizliğin sesi varsa Haykırarak söylüyorum Seni çok seviyorum... |
Bir sen kaldın Bİr Sen Kaldin GÖzlerİne HapsolmuŞ GÖzlerİm Yİne Bİr Sana Vurgun Bİr Sana AĞliyor Bİlİyormusun YanaĞimdan Sen SÜzÜlÜyorsun YÜreĞİme Akan Yİne Sen. Firtinalar Kopuyor YÜreĞİmde UÇsuz Bucaksiz Sahİllerde Ariyorum Senİ Bİr Sana Yaniyorum Ben Bİr Sana.... AŞkin.. Dalga Dalga Vuruyor YÜreĞİme Koskoca Bİr Okyanusta Firtinaya TutlumuŞ Gİbİyİm Her Yanim Kirik DÖkÜk Ben Çaresİzİm Her Şey Bİttİ Kahve GÖzlÜm Bİr Sen HarİÇ Bİr Sen Kaldin Bİr Sen YaŞiyorsun YÜreĞİmde BenlİĞİmde Bİr Sen Sen Delİ Bİr Firtina Ben Sana Tutsak Ben Sana Mahkum Sana YakalanmiŞ Rotasini KaybetmİŞ Kaptansiz Tayfasiz Bİr Gemİyİm by sempatik_25 |
Üşüyorum bugün yine akşam oldu, gözlerim her an yolda, geleceksin diye bekliyorum, yine yoksun, üşüyorum. gecenin ürperten soğunda, sıcaklığını hissediyorum, bir anda irkiliyorum, sen,yanımda yoksun üşüyorum. buz gibi yatağımda, o güzel günler geliyor aklıma, bir anda titriyorum, sen, yanımda yoksun üşüyorum. Erkan Barçın |
| Saat: 10:36 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık