![]() |
Olmak ya da Olmamak Lal kırmızı dudaklarda Perişan olur mecalim Dizlerimin çözülür bağı Akıp giderim kollarından Mahçupluğum yüzüme vurur Gözlerin yüzüme değse Düğümlenir söyleyeceklerim Titreyen dudaklarımda Bir sıcak gülümseyiş içten Bir çift tatlı söz candan Olmasan kahır öldürür Olsan ölürüm heyecandan |
Kitabe-i Seng-i Mezar I Hiçbir şeyden çekmedi dünyada Nasırdan çektiği kadar; Hatta çirkin yaratıldığından bile O kadar müteessir değildi; Kundurası vurmadığı zamanlarda Anmazdı ama Allah'ın adını, Günahkâr da sayılmazdı. Yazık oldu Süleyman Efendi’ye. II Mesele falan değildi öyle, To be or not to be kendisi için; Bir akşam uyudu; Uyanmayıverdi. Aldılar, götürdüler. Yıkandı, namazı kılındı, gömüldü. Duysalar öldüğünü alacaklılar Haklarını helal ederler elbet. Alacağına gelince... Alacağı yoktu zaten rahmetlinin. III Tüfeğini deppoya koydular, Esvabını başkasına verdiler. Artık ne torbasında ekmek kırıntısı, Ne matarasında dudaklarının izi; Öyle bir ruzigar ki, Kendi gitti, İsmi bile kalmadı yadigâr. Yalnız şu beyit kaldı, Kahve ocağında, el yazısıyla: "Ölüm Allah'ın emri, "Ayrılık olmasaydı." |
UZAK Ne kadar uzak gecenin ucu, Bitmek bilmeyen kayıp bir hikaye. Elbette bir sebebi var bu yorgunluğun, Elbette bir sebebi var bu dargınlığın, Her şey öylece dağılmış, Toparlanması imkansız aşklar, Dönülmesi uzak yollar. Ve bitmek bilmeyen kayıp bir hikaye. Ne kadar uzak gecenin ucu……? |
sizi hiç sevmiş miydim? bakar mısınız bayan bu masumiyet sizin mi tanıdık biri gibi davranıyorsunuz yağmurlara sevinçleriniz cumhuriyet dalgınlığınızsa osmanlı sizi daha önce hiç sevmiş miydim biraz önce göğe bakmış gibi her haliniz teninizde büyük bir güzelliğin yaz çıkartması bunca çocuk bunca siyahlık içinde her aşkta eğilip gözlerinizden mi öptüler ki bedeninizin okulunda dudaklarınız hep yıldızlı pekiyi gölgeli bir hüzünle bakıyorsunuz insanlara eylül desem değil nisan desem hiç bir ikindi gibi ikircikli babadan kalma sanki bu kahkahanız sizi daha önce hiç sevmiş miydim çoluk çocuğa karışmış korkular gözlerinden okunur kadınların sizin de öyle mi biraz yaklaşın lütfen aman allahım yalnızlığınız ne büyük ve de görkemli hayatınıza sultan süleyman olmalı ister ferhat ister mecnun fark etmez bana bir emir verin sizi nasıl sevmemi istersiniz tuhaf sözcüklerle iyi şeyler duydum hakkınızda adres teslimiymiş bakışlarınız dili geçmiş korku zamanları ağzınızda bir tövbeler ordusuyla kaçamak yanıtlar veriyormuşsunuz tanrıya canımın içi dermişsiniz dostlarınıza örneğin ben değil tenim tanıdı sizi göğüsleriniz küçülmüş kalçalarınız solmuş hasta mısınız yanlış yerlerinizden mi sevildiniz yoksa durgunluğunuza iyi gelecek bir öğüt sevişirken en gözde eşyanızı bulundurun yanınızda ve karamsar düşüncelere dalmayın alnınızdan öpülürken bir gün konuşmak istedim sizinle ama hayırsız utanma duygusu gizlenmeleri küçümseyen bir yerden daha yeni karışmıştınız hayata hatta yakanızda bir gölge izi de vardı sonra baktım ki bakışlarınız kırık eski bir aşkla dolusunuz hâlâ sizi daha önce hiç sevmiş miydim |
Bağırmak İstiyorum Sokulmak istiyorum kollarına Bir gitar sesi ile Gecenin karanlığında Boşalan ellerimin teri soğumadan Beni bırakma diye Bağırmak istiyorum. Koşmak istiyorum şehrin sokaklarında Ansızın durup gözü yaşlı Vitrin camlarından yıldızlara bakıp Bağırmak istiyorum. Sıyrılmak istiyorum Kalabalığında şehrin Beni terk edip gittin ya Hayatımda ilk defa Yorganıma sarılarak Defolun diye. Düşlerime bağırmak istiyorum. |
ÖZLEDİM SENİ.. özledim seni... ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir. beynimi uyuşturuyor özlemin... çok sık birlikte olmasak bile benimle olduğunu bilmenin bunca zamandır içimi ısıttığını yeni yeni anlıyorum Yokluğun, Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sizi olmaktan çıkıp mütemadiyen bir boşluğa Sabahları seni okşayarak başlamaları aksamları her isi bir kenara koyup seninle baş başa konuşmaları özlüyorum; oynaşmalarımızı, yürüyüşlerimizi, sevimli haşarılığını, çocuksu küskünlüğünü... Nasılda serttin başkalarına karşı beni savunurken; ve ne kadar yumuşak bir çift kısık gözle kendini ellerimin okşayışına bırakırken Gitmeni asla istemediğim halde buna mecbur olduğunu görmek ve sana bunları söylemeden 'git artık' demek 'beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın mutluluğa' demek sana nede zor seni görmemek ve belki yıllar sonra karsılaştığımızda bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden... yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek.... |
Ferhad Evlerin kardeşiyim ben. Rüzgarı sesle gece çözülsün yalnızlığımdan alıştım artık yokluğa yoksulluğa afkardır bu: eser sultan yaylasından ve ben eserim akşamla şehrin bağrında. Zenginlik üreticileri halkı soyarken yoksulluk katipleri halkı soyarken vitrinler ve ucuz işporta halkı soyarken sen esersin sabahla ey yalnızlık. Yine de ihanetinle avunurum senin. Yüreğim yanarken senin aşk kandilinde alir giderim sevgiyi dudaklarından hasrettir bu: kanımla öderim bedelini mektubunu yazmam. Resmine bakarım alışmışımdır yokluğa yoksulluğa sesimle şehri kucakladığım bir akşamdır -Sevgilim bana bir çay söyle. Sen esersin ey yalnızlık kemiksiz ellerin, sürgün gözlerinle ceketin, gömleğin ve tarihi tezgahınla tahılın ve suyun kölesi bedenimde. kandır bu: akar sevda pınarından sararım şiirimle onun çıplaklığını ve şehrin kaburgalarını. karanlık savurur küllürimi manşet satar aydınlığa boğarım şehri sokaklarım esirdir su satıcılarına sabahlarım nakliyecilerin elinde rehin. acıdır bu: yağar kışın dağlarından Anlatırım bir gün hüznü, ihaneti ve seni Bir renksiz yağmurun camdan yüzüne. Refik Durbaş |
Damla Damla Sen Yağmurları bekleme yeter dön artık Yağmak zorunda değilsin susamış bedenime Öyle çok özlemişim, seviyorken delice Düşmek zorunda değilsin her gece düşlerime; Bırakda rüyalarda kendim sarayım. Yağmurları bekleme dinsin bu hasret Damla damla gelişin bana huzur vermiyor. Ellerini tutmak için çabalıyorken Avuçlarımdan kaçışın beni mutlu etmiyor. Bırakda sana tamamen sahip olayım. Yağmurun kokusuna sardım Tutamadığım kendimi. Damla damla sen Çisil çisil sen Aklıma düşen sen her yağmurda Aklımda bir başka sen oluşuyor Çıktığım yağmur dualarında. Bırakda dualarım günahlarım için olsun. |
Zaman Kaybı Adını anmak istemiyorum ruhum daralıyor Tatlı düşlerimde karabasanım oldun Ürküten benliğimi yalancı sözlerin Geceleri daldığım çocuksu rüyalarım kayboldu Tanıdık gelmiyor işitilen rüzgarlar Yağıyor üzerime kara kara bulutlar Sararan hülyalarıma zifiri karanlık oldun Doğacak umutlarım kalmadı yarınlarımda Sinesinde tomurcuk açmadan yok oldun Gönderdim gönlümden gönlüne Haykıramadığım utangaçlarımı Zordu sevda kapalı yollarla dolu Adın kaldı dilimde sadece bir ezbere Şimdi koskoca bir zaman kaybısın gözlerimde. A. Kahraman |
sonra çağla buzullarından sökülmüş en soğutucu yeşiller yüreğimize kurtarılmış tebsiler sunarken mavi gök anlar toprak bakır ikindilerin çoğulsu sarılışını anımsar kolkola bedenbedene şehrin en kalabalık apartman girişlerinde |
| Saat: 21:45 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık