![]() |
İstanbul'u Sevmek Bu sabah içim aydınlık: Dolaşacağım İstanbul’u Bir vapura atlayıp geçeceğim karşıya İlk iskele Eminönü Karşıda heybeti ile duruyor Valide Camii Minareleri ezan dolu Bir koşuşmadır gidiyor ne de çok kalabalık Nimet ablanın önü Sahile yanaşmış; birçok balık teknesi Satıyor balık ekmek Nede güzel olur bilir misin onu Eminönü’nde yemek Vapurların biri kalkıp biri gider Ortalık düğün dernek Bugün içim aydınlık Ne güzel hayatı sevmek Karaköy, Rıhtım, Tophane Ah onsekiz yaşım Oralarda tanıdım, ilk sevdiğim Oydu ilk aşkım. Daha sonra Boğazkesen, sonra Tünel, Beyoğlu Bugün hava ne güzel İçim hayat dolu İstanbul büyük şehir burada doğdum Büyüdüm ben Burada sevdim, sevildim; burada Yaşadım ben. Ortaköy, Beşiktaş, Üsküdar, Ümraniye Her semtini sevdiğimden Rabbim sana çok şükür yaşama Sevinci verdiğinden Böyle yaşayacağım Her günümü dolu dolu Ne yapayım dostlar ne yapayım Seviyorum İstanbul’u |
Ö.L.Ü.M Hayat sıkmaya başladı artık, Gidiyorum sensizken sensizliğe, Bir masal gibiydi sen ve dünya Bir varmış bir yokmuş diye başlayan, Ve sona doğru yaklaşılan. Ölümden korkmuyorum artık, Korkularımı sende bıraktım, Ölmekten korkmuyorum artık, Ben ölümü ilk seninle tattım. İlk gördüğümde gözlerini, Dünya sanki cennet oldu bana, Kalbini tanıdığımda Düşlerim yoluma çıktı her sokakta Seninle tanışmam bir anlıktı Kaybetmem de bir anlık oldu. Ölümden korkmuyorum artık, Ölmekten korkmuyorum, Ben ölümü ilk gözlerinde tattım. Kaybetmekten korkmuyorum artık, Ben hayatımı sayende kaybetmeye kalktım. Ne gurur, ne derman kaldı dizlerimde, Uğrunda yıllarımı harcadım, Anlatmaya kalktım aşkımı, Ya ben anlatmayı başaramadım, Ya sen anlamamayı başardın. Ölümden korkmuyorum artık, Son satırlarını yazıyorum, Sensiz hayatın. Ölümden korkmuyorum artık, Ben uğruna canımı adadım. Sevdiğim, gözlerin hiç geceleri Ağlamaktan ağrıdı mı senin. Hiç elin kolunun, bağlı olduğu oldu mu, Sen dünyanın en kalpsiz insanını Sevdin mi hiç, Uğrunda ölmeyi düşündün mü, Bu dünyanın yalan olduğunu, Geç olsa da anladın mı sen. Ölümden korkmuyorum artık, Alıştım ben her gün ölmeye, Ölümden korkmuyorum işte Benim ruhum zaten hiç bedenimde değil ki Senin hep o gözlerini izlemekte. Ölümden korkmuyorum artık, Yaklaşıyorum her geçen dakika, Bu dünyadan göçüp gitmeye. Ölümden korkmuyorum artık, Korkuyorum dünyada sana birşey olmasından, Korkuyorum canının acımasından, Ölümden korkmuyorum artık, Son satırları yazıyorum, Korkmadığım ölüme yaklaşırken, Sana ve hayata. Ben hep gülümseyeceğim, O yaşlarla dolu gözlerimle, Bulutların arasından, Sana ve yalan insanlara.! |
Sen/Sizlik İki elim, İki gözüm, İki yüreğim vardı Birisi sen için çarpan Sana dokunurken birisi Birisi sana bakan Biliyorsun bu nedenle Sana bir tanem dedim Ömrümün ilkbaharısın O günden bu güne Son goncası, Son demisin ömrümün Zamanlarıma tutsak kalmış gülüşün Gülüşümün,senli anlamı,bu gülüş bilirsin En iyi sen bilirsin hem de Şah damarısın varlığımın Duydumki: Şimdiki zamanımı çalacakmış sensizlik Sana feda olsun,kabülüm Helal olsun sana Bu zamansızlık ortamı Nasılsa, sen de varsın içinde Sensizlik dolu zamanı Belliki en iyi sen anlarsın Sen anlarsın da,ben anlatamam Halâ,Sensizliğe şiirler yazarken... |
Ağlarım Girdabına düştüm dermansız aşkın Durmadan gözyaşı döker ağlarım Genç yaşımda oldum perişan düşkün Her nefeste bin of çeker ağlarım O mutlu mazimiz tek tesellimdi Sen biraz gülünce her şey benimdi Gidip de dermansız bıraktın şimdi Ardından ağıtlar yakar ağlarım Mazimizden kalan her şeyi yaktım Vefasız ismini kalbimden söktüm Dünyanın kahrından dertlerden bıktım Boynuma ilmeği takar ağlarım Mutluluk dertlerde saklı değilmiş Aşk güzel diyenler haklı değilmiş Ağlamak ölmekten farklı değilmiş Nehirler misali akar ağlarım Geceden karanlık artık gündüzler Yalanmış sevgiler sihirli sözler Düşmanca davranır baktığım yüzler Yırtık resimlere bakar ağlarım Tercan Keskin |
Ödedin Mi? Umarsızca yaşamanın Ödedin mi bedelini? Güzel yari aldatmanın Ödedin mi bedelini Hayasızca bakışların Pervasızca atışların Üst-başını saçışların Ödedin mi bedelini? Güle yandın mı sen güle Figan ettin mi bülbüle Kopardığın her sünbüle Ödedin mi bedelini? Sebep oldun sen herşeye Zemzemi değiştin meye Canın değildir hediye Ödedin mi bedelini? |
DUDAK PAYI Çay bardağında Bırakılan dudak payı Kadar bile Uzak kalamam Gözlerine Yakın olsun isterim Ellerime ellerin Yanındaki beton binaya Yaslanması gibi Köhne bir evin Seni bir çivi Gibi çaktım Çünkü beynime Ve toplayıp Bütün kerpetenleri Attım denize |
Saatli Bomba akreple yelkovan ve altında ilk aşkımı çalıntı güllerle beklediğim saat kulesi orda durun orda durun ve koklayın havasını anıların saat onarırdım evet ya, saat onarırdım tik tak sesleriyle çok arka kapaklarını açınca ufukta zaman kaleleri saatler kurardım saatler kurardım kediler için mart ayına ayarlı dua saatleri bozuk melekler gelirdi dükkanıma ve azraildi en iyi müşterim bir onarım karşılığı ondan aldım yüzümdeki yara izini ağzına şiirlerimi park ettiğim ve bir masa saati için masa üstünde gebe kalan o mor saçlı kadına o karadula çizdirttim ölümcül olanını sonra şarkılar dinledim şarkılar dinledim dinamitlenmiş köprülerle ilgili kedilerle köpeklerin ****lerle sevicilerin kadınlarla erkeklerin yıktığı köprülerle ilgili zilbahçem, ağzımın saatli bombası ve zamanı onaran ellerim havaya uçuracağım bu eski püskü şehirde en zoru kokusuna alışmak yeni bir kadının |
(içimden geldi şimdi yazdım:$ :) KızKulesi Kahramanı Usulca sokulmalarını hatırlarım yanıma Usulca izlemelerin beni uyku sırasında Hani uzunca we usluca beni şımartmaların Hiç mi geçemezdin sınırı Kahramanın Kollarında Susmuş ne çok şarkı var baksana bi anlat Bana masal değil kulağıma nefeslerinden fısılda Saklanmış oyunları çıkar bahçemize çocuklara Gülüşlerinde yaşarken ölmek gelmez artık aklıma Kadınlığın çocuk yanları ve çocukluğun olgun kadını Seninle soyunabilmişken karanlığa ve aynalara Suskun duraklarda nota mısın Sen Adam Kıskançlığım kokunu dahi şaşırtırdı Sana kaç dize.. Dize gelmez nice Elveda ve Kavga Yine sen derim yine bakıp da her defa Daha kaç dize.. Senden geçemezken yazılır bilemezsin adına.. |
Sabah Sevdaları Sevda yüklü bulutlar günaydın dedi bana bu sabah Arkalarına saklayıp kahkahası bol bir güneşi, Umutları toplamışlar yıldız uçlarından dün gece Yüreklerinde o çok sevdiğim yasemin çiçekleri... Kırmızı bir gülün kokusunda kondular pencereme Kanatlarında denizi taşıyan martılarla el ele... Ben de katılabilir miyim size, dedim Güldüler... Anlayamadım. Yüreğimi uzatıp penceremin pervazına, Onları izledim uzun uzun... Suskundum...Ve ürkek Bakışlarımı bıraktım bir yasemin yaprağına, Sustu... Dudaklarımla ağladım bir zaman Düşüncelerimi yıkadım, Ve bir bardağa koyup bıraktım Martının ayakları ucuna Gagasına aldı martı hepsini ve... gitti! Ellerimi uzattım, yağmurlar tuttu Bakışlarım ıslandı dudaklarımın kupkuruluğunda Anlıyordum... Koca bir yalnızlıktı her yağmur öncesinde yaşanan Bir martıyı bekliyordu düşünceler Terketmek için suskunlukları Yürekler hep el eleydi yasemin çiçekleriyle Ve güller kırmızı açardı sevda bahçelerinde hep Tatlı bir melodi uğradı kulaklarıma, sarsıldım! Sevincim gözlerimde nemdi yine işte Bitmişti nihayet yalnızlıklarım Gülümsemeleri getirdi melodiler başka dudaklardan, Gözlerinde sevda sözcükleri, Tellerinde mektuplar... |
Seni Bekleyeceğim.. (Japon Gülümsün) Sakın aklın bende kalmasın, Can’ın canı Dönünceye kadar, seni bekleyeceğim… Tokyo’dan ne zaman gelirsen gel, Bana dönene dek, seni bekleyeceğim… Yağmurlu bir gecede, penceremin önünde İki damla gözyaşı bıraktın, gözlerime İsmin dudaklarımda, hayalin bağrımda Dönene kadar, seni bekleyeceğim… Kadere karşı gelinmez, bunu bilirim, Gönlümde sevgin, elimde bu resmin Senin olmak, canın olmak dileğiyle... Seni ölene dek bekleyeceğim...! ! Mr Can Akın |
| Saat: 17:40 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık