![]() |
Kendine Benim İçin Bir Gül Ver sensizlikle flört etmeyi sen değil sensizlik bilir sesi ses/sensizliği sensizlik bilir korkma, sana aşkı öğretmeyen kendinin ellerinden tuk! çok ağrımış kendinin, siyah ve ayaz kendinin hep avuttuğum düşler için bana bir gül ver... * bak, palandöken dağlarında karlar erimiş teknelerde kol kola bahar sulara inmiş dağlar için, sular için bana bir gül ver bir gül ver söküldüğüm günler için -ve önce kendinin ellerinden tut!- * kendimin ellerinden tutunca içimden nehirler gibi akmak geliyor yollara çıkmak, yolculuklara bakmak geliyor geberesiye içip salaş meyhanelerde buralardan böyle ceketsiz kaçmak geliyor tutunca kendimin ellerinden pusulasız gemilerde yatmak yaşlı ve şefkatli bir azizenin koynunda sabaha dek kıpırtısız susmak geliyor sevgilim, iyi insan, tutunca ellerimden ömrümün içinden akmak geliyor... * sessizlik sensizliği ezbere bilir sensizlik her şeyi bilir... korkma, sana aşkı öğretmeyen kendinin ellerinden tut! sonra bana aşkı öğretmeyen kendimin ellerinden; bak, yıllarım sırılsıklam yağmurlar giymiş günlerin avlusuna yeni yeni çocuklar inmiş dağlar için, sular için bana bir gül ver avuttuğum düşler için bana bir gül ver bir gül pusulazıs gemiler, sökülmüş günler için... * ben bütün yeşillerimi inatçı ayazlara çaldırdım sen kendinin ellerinden tut ve kendine benim... |
Yıka beni Aşk şiirleri yazıyorum yine, Züğürt tesellisi Biliyorum. Yine küle döndü Yangın yerim, Yine Günaha soktun Sensizliğinle. Yıka beni... |
Sensizliğin İlk Sabahı Bu sabah hüzünlüyüm, dokunsalar ağlarım.. Kalbim acılarla dolu, yokluğunun ilk sabahında.. Unutmuşum saatleri, zamanlar durmuş senin için.. Gidişine sabahlar bile isyan etti.... Sensiz güneşler bile doğmuyor, gözlerimde.. Zaman acımasız, zaman hain.... Bir sözünle güneşler batırmışsın, sabahlarımda.. Atmış gitmişsin beni bir köşeye.. Yokluğun bana doyar, ben yokluğuna susamışım.. Aklıma geldiğinde yudum yudum tükenirim.. Yokluğunun ilk sabahında... Bir gün gelir bende çekip giderim sevginden.. Ama ozamana kadar bin kere ölürüm.. Bin kere dar ağacına asarım duygularımı.. Ama yinede fayda vermez, isyan ederim kaderime.. Dudaklarım boykot etmiş adını , zamansız.. Matemini dalga dalga yazarım gecelerime.. Gözlerim seni ağlar, ellerim seni yazar.. Ben çeker giderim hayatından, sen kalırsın o şehirde.. O şehirde insanlar çabuk unutulur, çabuk biter sevgiler.. İçeceğim yokluğuna , bu gece nöbet nöbet.. Lanet olsun bu karşılıksız sevdalarıma.. Lanet olsun beni hiç sevmemişliğine.... Benim olmayacağını bilerek yazacağım.. Ve benim hiç olmadığına içeceğim.. Vaad edeceğim bir şey yok sana benden başka.. Ama sen beni anlamadın istemedin asla... Uzaklarda ışık var ama senin ışığına benzemez.. Öyle bir ateş yaktın ki bende yazmakla bitmez.. Sen beni aramazsın, özlemezsin biliyorum.. Ben seni esen yellerden bile soruyorum... Öyle bir şarkı olsa ki seni anlatmasa.. Öyle bir şiir olsa ki seni yazmasa.. Öyle bir gün olsa ki senle doğmasa.. Çeylan gözlüm, yokluğunun ilk sabahında.. Sana hasretim sarılmasa.. |
Şimdi nereye gidiyoruz ona bakalım Bilmeliyiz nereye gittiğimizi Kapıları çarparak dışarı çıkıyoruz değil mi Islak taşlarında kayarak bu eski sokağın Hala değişmeyen kaldırımlarında birbirimize tutunarak Ellerimizi arıyorsak Artık bilmeliyiz İçimde yalnız bir göçmen yerini arıyor Yağmur yağıyor, gökyüzü kapalı Nehrin bulanık suları köpürmüş, duyuyorum Beni kendine ayırmışsın, farkındayım Yollara çıkarmışsın, yaşlı atların toynak sesleri Duman içinde ve alacakaranlığın Yüzüne bakıyorum bir pencere açılıyor Bembeyaz bir zambak uzanıyor geceye Yaşadığı toprağa benzemiyor Eğimine bakılırsa dağların yalnızlığı Bu kente hiç yakışmıyor Adresi unutmuşuz kimbilir nerde Bulanık yüreklerimiz Karıştırdıkça eski aşklar ufalanıyor Yalansız, özürsüz hatta özlemsiz Bir kadın bir erkeğe tutunuyor Anılarına tutunuyor, acısız Resimleri tarıyor ıslanmış tümü Hepsi siyah beyaz Kimseyi tanıyamıyor Bu caddeler, bu evler, bu nehrin kıyısı Siniyor her yere dağıtıp durduğun sesin Sütunlara, vitrinlere, ayak seslerine Kafesler darmaduman Tüm kuşlar salıverilmiş Suyun üstünde tüten sis Dokunsan masmavi hüzün Deniz Kızı Denizden yeni mi çıkmıştı, neydi; Saçları, dudakları Deniz koktu sabaha kadar; Yükselip alçalan göğsü deniz gibiydi. Yoksuldu, biliyorum -Ama boyna da yoksulluk sözü edilmez ya- Kulağımın dibinde, yavaş yavaş, Aşk türküleri söyledi. Neler görmüş, neler öğrenmişti kim bilir. Denizle boğaz boğaza geçen hayatında! Ağ yamamak, ağ atmak, ağ toplamak, Olta yapmak, yem çıkarmak, kayık temizlemek... Dikenli balıkları hatırlatmak için Elleri ellerime değdi. O gece gördüm, onun gözlerinde gördüm; Gün ne güzel doğarmış meğer açık denizde! Onun saçları öğretti bana dalgayı; Çalkalandım durdum rüyalar içinde. Orhan Veli |
SON DEFA GEL Bir çocuğum adını heceliyorum, Kağıtlara adını dolduruyorum, Bir vurgun yaşadım ama Gene de ayakta durmaya çalışıyorum... Bu mekan neresi? Terketmekte neyin nesi, Unutturdun bana her şeyi, Tanımıyorum kimseyi, Bak gene elimi uzattım sana, Nefes alamıyorum anla, Aşkınlayım bekliyorum yana yana, Ölecek yoksa,gel sahip çık şu cana... Tenin tenime değdiğinde can gelecek, Sen gelmezsen, Azrail'e can verecek, Bu kalp seni dursa da sevecek, Gel son defa olsun Belki de bu gözler seni son defa görecek? |
Dar Kapı Nedir bu geceyle gelen birsam? Duyuyorum serzenislerini. Karanlikta agzinin yerini Ariyor deli gibi hafizam. "Yaniyor unutulmus buhurdan Yine gecenin icinde sesiz" Hatiralarla kabaran deniz, Doluyor ruhun oluklarindan Isik yagiyor dogan geceden; Nasil dirilis bu, neden sonra? Bu ruya gibi geceden sonra Gidecek mi o maziden gelen? Seziyorum senelerce susan Ruhumda taptaze bir gerinis. Sonuna vardigim colden genis Ayaklarima acilan umman. Butun mevsimlerimin ustune Geriliyor bembeyaz bir kanat. Gelip durdu artik iste hayat Bana hep onu vadeden gune. Artik ebedi huzur deminin Icebilirim sirli tasindan Girmek uzereyim dar kapisindan O eski ruyalar aleminin. Orhan Veli Saçların Saçların çırılçıplak omuzlarından aksın Mermer üzerinden geçen su gibi. İçinde engin bir his duyacaksın Yaz vaktinin gündüz uykusu gibi. Saç tel tel, örtüler hep tül tül düşer Gözümün değdiği yerlere gül düşer Sonunda sana da bir gönül düşer Gölümün şimdiki duygusu gibi. Dillerde dökülüp sayılır saçın Sıcak nefeslerle bayılır saçın Bir tütsüdür, kalbe yayılır saçın Kararan gözlerin buğusu gibi. Necip Fazıl Kısakürek |
Seni sen olduğun için sevendir Yüreğinin sesini uzaklarda bile dinleyendir İki eli kanda olsa derdine yetişendir Varolduğunu hissetiren,kıymet bilendir Dostdur sözde değil özdedir adı... Sabun köpüğü değil, darlık anında kaybolmaz Sözünün eri güvenirliği tartışılmaz Bilirsin, çıkılan yolda yarenlikden caymaz Hayatına girdi mi kolay kolay çıkamaz Dostdur sözde değil özdedir adı... Yüreğini menfaatsiz sunar İyiliğin için sözleri acıya bular, Vakti zamanı gelir söyledikleri bir bir çıkar Yoktur senle dolan kalbinde ne fitne fucur ne de çıkar Dostdur sözde değil özdedir adı... Yangınlardaki yüreğine, varlığı ile ferahlık Mutluluklarında, üstüne dikilen saf ipekden bayramlık Bilmez ne rol ne sahtekarlık En büyük özelliği yaradılışı doğallık Dostdur sözde değil özdedir adı... Yalnızlıklar rıhtımından alıp götürür, süt beyaz yelkeniyle Uçurum kenarından çeker,adı şefkat elleriyle İyiki varsın dedirttiren, avucunda tuttuğu yüreğiyle 'Sen cansın benim dostumsun ' ağız dolusu kelimeleriyle Dostdur sözde değil özdedir adı.... Tüm Dostlarıma.... |
YAĞMUR GÜZELİM Yağmur damlalarını ipe dizip, Yerle göğü bir etmişler. Yağmur olmuş, yanaklarına konmuş. Göğün en yükseğinden gelen güzellikler, Gül goncası yanaklarında, Bir su kabarcığı Düşmekle kalmak arası. Minik kuş yüreği gibi, Tir tir titremekte. Bir damla yağmur, Karanfil dudağında, Öpmek istesem öpemem. Korkarım incitmekten. Sana aşığım derdim ya her zaman, Saçlarında öyle, sırıl sıklam. Ben seni sevmem de ne ederim Gönül sultanım, Yağmur güzelim. Sen bereket tanrıları gibi bereketli, Güzellik tanrıçaları gibi,güzeller güzeli. Sen tüm tanrıçaların ortak noktası, İlahlardaki Baş tacı. Sen, İlk göz ağrım. Sen, İlk kadınım. Sen, İlk aşkım. Sen, İlk ve son sevgim, YAĞMUR GÜZELİM. |
Onsuz Olmak Sayfalar dolusu yazmak istiyorum, Onsuz olmayı, Sevisiz kalmayı... Beklentisi bol rüzgarların içinde, Bende bir esintiyim artık Ve farkım kalmadı, Beklentisi bol, Beklediğim rüzgerlardan. Söylenmesi zor sözlerin içinde bende iki kelimeyim artık Ve farkım kalmadı, Söylenmesi zor sözlerden, Sözcüklerden... Kafam dağınık, Kaldırımlar boyu yürümek istiyorum, Haykırmak istiyorum, Her çam ağacına,her uğur böceğine,her papatyaya Ve herkese, Onsuz olmayı, Sevisiz kalmayı... |
MAVİLERİNDE OLDUM ALABORA Enginlerinde bir güneş battı önce yüreğimin. Fırtına öncesi sessizlik ya! Dindi sular, durgun, yüreğim solgundu. Sonra ılık bir lodos esti yelkenlere, ve güller tomurcuğa durdu, zemheri bahara gebe.. Bülbüller güle hasretti, bakır rengi bir akşamın oyunu sahnede. Rüya dengi hayatların romanı okunurdu, türkü söyleyen gözlerde.. Sazlara rastlardım ozansız / sessiz sularda. Agora Meyhanesine çok gittim bu aralar, kadehlerin dibine baktım. Ve.. Seni aradım arnavut kaldırımlarında. Salkım söğütlere dostluk ettim. Küstüm, sustum, umutsuzdum. Ama bekledim / yağmurlarda / rüzgarlarda Aradım.. Çöldeki mecnunu aratmadan / yıllarca vaha vaha seni aradım. Bulduğum bir damla suda, oltama takılan her balığa seni sordum. Umut yükledim lodosa / saldım / sulara şişelere sevda yazdım.. Türbedar gibi bekledim eski feneri, sahile yanaşan her kayığa seni sordum.. Bir boran esti sonra, deli fırtınalar koptu yüreğimde, Ve.. mavilerinde oldum alabora... |
| Saat: 21:45 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık