![]() |
Ödeyemem ki Senin için ne yapsam, Mutluluğumun karşılığı edemez ki Hayattan aldığım zevki, Bana varlığından başka bir şey veremez ki, Sevincimin umutlarımın yerine, Sana ne versem ödeyemez ki Gözlerinden aldığım gücü, Sıcaklığının verdiği güven duygusu, Ellerinin enerjisi, sözlerinin desteği Parayla ölçülse değeri asla biçilemez ki... |
BEN SENİ ÖZLEMİŞİM Şiir tadındaydın sevgiliSu gibi yudum yudumHava gibi nefes nefesEkmek gibi dilim dilimBen seni özlemişim…Gözbebeklerinde yüzümüDudaklarında adımıHayalinde düşümüCanım deyip gülüşünüBen seni özlemişim… Niçin dolar gözlerimNiçin bulurdum benHer şarkıda seniNiçin her hüzünlü şiirDerinden dağlarmış yüreğimiBen seni özlemişim…Yokluğunda üç gece Titrediğini elleriminDelice çarptığını Yaralı yüreğiminSaklasam bilmeyeceksinBilmelisin ki bir'sinHer an benimlesin Ben seni özlemişim…Nereden baksan ayrılıkNereden baksan yoksullukNereden baksan sensizlikÖlüm gibiymiş banaYaşayıp bilmeliymişimBen seni özlemişim…Uykusuz gecelerde kalmayıSenle sevdalara uyanmayıYangınlarda suya kanmayıYeniden sana sevdalanmayıBen seni özlemişim…Ayrılık nasıl olurduÖlüm gibi yokluğunSensiz gecelerde benimBir şey var farkında olduğumBen seni…Yanı başımda iken özlemişim... |
Tanyeri ağarırken çiğ taneleri üzerinden şavkını paylaştırdığı zamanlardan sesleniyorum sana. Güneşin, karanlıkla aydınlığın üzerine tüllendiğinde "imkânsız sevdamı" yolluyorum sana. Durgun suyun dibinden görünen beyaz çakıl taşların üzerine adını yazıp sana geliyorum ve bu sevda mektubunu kelebeğin kanadında sana yolluyorum. Dolunayda çığlık atan bir gecede sevdim seni. Göremesem de gülüşlerini, seher yelinde yapraklarını güneşe açan çiçeklerin yüreğinde bildim gözlerini. Sırtımı sıvası dökülmüş duvarlara yaslayıp seni anlatırım karanlıkla inatlaşan yıldızlara. Her sabah papatyanın ayak uçlarında uykuya dalmış ceylanları kaldırıp onlarla nice selamlar yollarım sana… Sakın kederlenme sen. Kozasından hayata gülümseyen kelebeğin kirpiklerinde öğüttüm arsız acılarını. Çünkü sen, doğan güne umutla uyanmalısın. Ne olur düşünme içinde kanattığın sancılara. Yüreğin irin toplasa da ne olur ağlama. Ben sen uyanmadan gül kokulu yağmurlarla yıkarım kanayan dudaklarını. Çünkü sen, her soluğunda “ baharları “ solumasın. Duası ıslak, yarınları aydınlık çocukların düşlerinde büyüttüm seni. Karakışlara sürgüledim dudaklarına acıyı süren ayazları. Kaç kez dualarıma kattım o narin yüreğini. Kaç kez iç geçirdim alnımdan dudaklarıma yuvarlanan damlaların gözyaşı değil, senin gül kokulu terin olmasını bilemiyorum… Sen uyanmadan rüzgarı giyinip üzerime, nice uçurumları aştım saçlarına iğde kokuları bırakmak için. Gelincik tarlalarının üzerinde gezinen çardak kuşlarının kirpikleriyle sildim alnının terleyen çizgilerini. Beli kırık virgüllerle uzattım senli cümleleri. Susamış karanfillerin dudaklarına sundum ıslak kirpiklerini. Ve birazdan tüm şehir uyanacak. Kaldır üzerindeki hüznün ağır yorganını. Pencerelerini aç ve hayatı solu bir an. Ilık nefesinden bir yudumunu uzat şehrin titrek tenine. Yüreğinin sıcaklığını avuçlarından akıtıp yetim güvercinleri emzir terinle.. Perdelerini güneşe aralayıp aynalara gülümse. Karanlıklarda ezilmiş bu topal şehir senin varlığında ayağa kalksın. Ve güneş ısıtmadan karlı tepeleri, memleketimin mahzun yüklü çocuklarına sevdanın umutlarını uzat. Uzat ki ; yetim uçurtmalar karanlık göğü aşıp vuslat yağmurlarını getirsin kurak bozkırlara.. “ Sana baharları getirirken Terlemiş yüreğimi Ilık nefesinle kurula. Sevdanın kundağına sarıp Düşlerinde uyut beni. Üşüyen tenimi Nefesinin sıcaklığıyla sar. Avuç içlerinde uyurken Gülüşlerimden öperek uyandır beni... Gece Nöbeti Ve Sen.. Bir geceye yine selam verdim Sessiz, soğuk, sensiz Halimi bir görebilsen? Sakal sac karma karışık Yaslı gözlerle... bakıyorum resmine Pencereme vuran ay ışığı Sensizliğin.. yokluğunda kahrolan gönlüm Ve yıkılan ümitlerimin Anısı, gözümden dökülen yaslar İste o an kahrolma zamanı baslar.. Pişmanlıkların kovaladığı sorular Aklıma gelen bin bir fikirler Yada duvara karaladığım oksuz yazılar Bir bilsen Her kösede milim milim sen varsın.. Anıların beyin hücrelerimi zorladığını Hayallerin gözlerimde dolaştığını Resmin elimden eksilmediğini Satır satır şiirlerime yazsamda Sensiz her şeyi yasamaya calışsamda Sensiz olmuyor Yoksun Gece nöbeti ve sen.. Lanet olsun... Kaybolan Ümitlere Gözyaşım... Yitik bir şehir gibi anılarım Bir çocuğun boynunu büküşü gibi Hep çıkmaza girdi yarınlarım Oysaki ne umutlarla sevmiştim seni Hayaller gerçek olacaktı Gözlerime güneş yeniden doğacaktı Kalbimse senin sevginle coşacaktı Sanma senin askına yanıyorum Senin için ağlamıyorum Kaybolan Ümitlere Gözyaşım... Oysaki ne cabalar sarffettim Bu günlerde geçer dedim sabrettim Hataların oldu umursamadım Gözüm kırpmadan affettim İnanmıştım yarınlar için ümitlenmiştim Kargaşalar biter zamanla düzelir Beni benim sevdiğim gibi sever demiştim Sanma sana bu sitemlerim Senin için yanmıyorum Yıkılan hayallerime Gözyaşım.. Simdi ise yalnızlıkla savaşıyorum Kendim sevdim kendim ettim Her şeye göz yumdum biliyorum İnan sadece mutlu olmaktı isteğim Eller gibi bir yuva kurmaktı dileğim Aksam eve gelince kapım açan olsun Sabah ise giderken savuşturan olsun Kısacası bir sevenim olsun istedim Ve kaderin oyununda yine yenildim İnan sana değil bu özlemlerim Sana değil bu ağıtlarım Senin için kahrolmuyorum Boşa Geçen Yıllarıma Gözyaşım... |
Deli kıza Karanlık çöküyor üstüme Ansızın şefkatine sığınıyorum Deli kız. Bir kırbaç gibi vuruyorsun Geçmişi yüzüme, Hatalarımı, yaptıklarımı... Ne düşündüğünü çözemiyorum, Düşenimiyorsun bile. Yorgunsun fark ediyorum Ki nefretin tutuyor seni ayakta. Fark etmiyorsun bile pişmanlığımı, Kaçtığım karanlıktan sana sığındığımı. Öfken üstüme geliyor Deli kız. Sıkışıyorum kin duvarlarının arasına. Korkuyoum kırılmasından yüreğimdeki Pişmanlıkların. Sus! Ne olursun sus artık. Ben karanlıktan ki hatalarımdan Kaçtım geldim sana. Nefes nefese... Böyle mi misafir edecek beni Deli kız! Hani ikramın? Affeden gözlerle sormayacak mısın; Huzur, sevgi, anlayış... Ne alırsın? |
Yüreğimin ***** Hikayesi Ben geçmişimin ateşinde yaktım geleceğimi. Babası çoktu, ****** anası ölüm olan duygularımın. Ve tek kurtuluşu ölümdü, ölümden kurtulamayan kavgalarımın... Aslında ben ben değildim. Beni oynadım şimdiye kadar, Yüreğinizin sahnesinde, Ve yüreğimin ***** hikayesinde... Çocuk rolü oynayamayacağımı hissettiğim anda, Bıraktım çocuk olmayı... Ve adam rolü oynadım, Kendimi adam gibi hissedene kadar... Kendimi adam gibi hissettiğimde, Kendimi adam gibi hissedene kadar oynadığımın, Adam rolü olmadığını fark ettim. Bir aşk ulaşılmazdı benim için hep, Ve benim benliğimde bir aşka bulaşılmazdı... Kapalıydı dokuz kapısı da aşkın. Daha birkaç girişimde sıkılmıştım bu savaştan. Ve hep nâmağlup savaşçıların kalpleriydi, Girmeye çalıştığım kapılar... Artık ben aşk için bir ulaşılmazım. Aşık olmaktan vazgeçtiğimi hissettiğim anda, Adam olduğuma karar vereceğim. Ve sanırım hiç adam olamayacağım... |
ACI BIR HAYAT Bir tek senin aşkın mı aşk? Sen misin sevda yanığı kaçak Ben seni sevdim seveli yandım Yandım,yandım sende söndüm Hayat bana bir dargın bir barışık Her günüm senle karma karışık Çakmak, çakmak gözlerinde ışık Senin sevdan bende, barut fişek Ulaşılmayı beklerken ayrılık İkimizin kaderi olsa gerek Bana ayrılık yazan felek Sensizliğini bana giydirecek Yapma be sevdam ağlama artık Bu kader senin değil benimdir Sana gelen bu ayrılık, firak Bende oluyor acı bir hayat |
Soğuk Dışarısı buz gibi Düşten uzak Yağmurlu kış günü Bahara hasret Radyomdaki ses bile Duygusuzca Düşüm Duygularım Bahara hasret |
Okyanusun Kalbi Okyanusun kalbinden sesleniyorum (sana) Tut elimi , Tut bitanem Batıyorum usulca Çekiyor içine sensizlik beni Sensizliğe gidiyorum Bırakma elimi , bırakma bitanem Dalgalar azdı, Toy bir rüzgar esiyor Üşütüyor içimi , üşüyorum bitanem Bu suların sonu yok Aşkım yelkenim rüzgarı yok Bu yarama şifaa , şifa yok bitanem! Okyanusun kalbinden sesleniyorum Yakala sevgimi , yakala bitanem Düşlerime sarıldım Korkuyorum, Canım ol rüzgarım ol fırtınam ol herşeyim ol kopar , kopar beni bitanem Sensizliğe açım Doyur beni Yok oluyorum , yok oluyorum bitanem Okyanusun kalbinden sesleniyorum Son kez! Seni Seviyorum bitanem , Seni Seviyorum ... |
Hangi sevgili var ki, senin kadar duyarsız ve kalpsiz? Ve hangi sevgili var ki, benim kadar çaresiz? Hangi ayrılık var ki, böyle kanasın ve böyle acısın? Ve hangi taş yürek var ki, benim kadar ağlasın? Hangi gün karar verdin, küt diye çekip gitmeye? Hangi lafım dokundu sana, böyle inceden inceye? Hangi otobüs söyle, hangi uçak, hangi tren? Seni benden götüren, beni bir kuş gibi öttüren. Hangi kırılası eller dolanır, kırılası beline? Hangi rüzgar şarkı söyler, o ay tanrıçası teninde? Hangi çirkin gerçek uğruna, tükettin güzel ütopyamızı? Hangi boşboğazlara deşifre ettin, en mahrem sırlarımızı? Hangi cama kafa atsam? Hangi kapıyı omuzlayıp kırsam? Hangi meyhanede dellenip, hangi masaları dağıtsam? Bende bu sersem başımı, karakolun duvarına vursam. Kendimi caddeye atıp, arabaların altına savursam. Hangi tercih beni en hızlı şekilde öldürür? Hangi şekil öldürmez de, ömür boyu süründürür? Kayıp ilanı mı versem, şehir şehir dolanmak yerine? Ödül mü koysam, ölü veya diri seni bulup getirene? Hangi ayrılık var ki, böyle diş ağrısı gibi durmadan zonklasın? Hangi cam kesiği var ki, böyle musluk gibi içime damlasın? Hiç sanmam! ... Hasta kalbim bunu bir süre daha kaldıramaz! . Feriştah olsa, böyle eli kolu bağlı bekleyip duramaz. Hangi mübarek dua, Hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye? Hangi aptal mazeret ikna eder, ateşimi söndürmeye? Olur mu be! . olur mu? Bu da benim gibi adama yapılır mı? Aşk dediğin mendil mi? Buruşturup bir kenara atılır mı? VEFA bu kadar basit mi? Alınır mı? Satılır mı? Hangi hırsız çaldı, seni yırtık cebimden? Hangi pense kopardı bizi birbirimizden? Hangi uğursuz hamal taşıdı valizini? Hangi çöpçü süpürdü yerden bütün izini? Hangi yaldızlı otel çarşaf serip barındırdı? Hangi süslü manzara seni kolayca kandırdı? Hangi şarlatan imaj böyle çabuk ilgini çekti? Hangi pembe vaadler o saf kalbini cezbetti? Dağ gibi adamı eze eze! ..... Hangi anası tipli parlak çömeze, Hangi alemlerde kahkahanı ettin meze? Hangi yamyamlara yedirdin o masum rüyamızı? Hangi mahluklar çiğnedi el değmemiş sevdamızı? Hangi bıçak keser şimdi benim biriken hıncımı? Hangi mermi dağıtır insanlara olan inancımı? Hangi bekçi, hangi polis artık zapteder beni? Ve! .. Hangi su bağışlatır? Hangi musalla temizler seni? |
Boğaziçi'nde Sabah Deniz ilâhi bir uykuda uyumakta Erguvanlar açmış Boğaz'da Bülbüller,güllerle koklaşmakta Paşabahçe Koy'u mezbelelik olsa da Erguvanlar tüm gücüyle direnmekte Sanki denizle kucaklaşmakta Vazgeçemediğim sevgili Ey güzel İstanbul'um Seyrine doyamadığım Boğaziçi Beykoz,Bebek,Kanlıca Sana zulüm değil Bakım gerek şanlıca |
| Saat: 17:40 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık