MsXLabs
Sayfa 9 / 161

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

Rüya_Güzeli 19 Aralık 2006 18:06

BEN AŞK ADAMIYIM

Dolaştığım denizlerce düşünüyorum,
Bineceğim son gemi değil midir
Hayır sahibi omuzlarda giden tabut.
Herkes gibi teselliye muhtaç olsaydım eğer,
Derdim ki: "Elbet bir ağlayanım olur benim de;
Ramazan geceleri Yasin okuyanım,
Baharda kabrime menekşe getirenim de."

Fakat bütün bunlar da olur,
Yine tasa etmem,
Yine kırılmam kimseye.
Ben aşk adamıyım,
Sevmeye geldim insanları,
Gönlümle, elimle, kafamla sevmeye;
Hesapsız, karşılıksız,
Ayrılık gayrılık gözetmeden.
Gün gelip gidersem şayet,
Öyle severekten gideceğim ki,
Karanlık kıyılardan bile olsa,
Candan selamlarım,
Civarımdan geçecek gemileri;
Güneşli gemileri;
Şarkılı gemileri;
İçlerinde kendim varmışım gibi!



arwen 19 Aralık 2006 23:03

Duvarda asılı bir kartpostal,
Çalmamış bir saat,
Bozulmuş bir zemberek,
Unutulmuş bir sandık,
Kitletilmeye hazır bir yatak,
Askıdaki pantolon,
İhanetin rengi şimdi
pencereden sızan ışık.


nilgün yalçınkaya


arwen 19 Aralık 2006 23:08

Resti bastım sensizliğe
Kalbimdeki cam kırıklarını topladım bir bir
Tezgahlarda satılan üç kuruşluk
Ve ciğeri kokuşmuş aşklara inat
Sana geldim dün gece

Kan kırmızı dudaklarda
Kğıt yakan ayrılığın feryadı
Çatal kaş kısık gözlerle bakan
Beyhudeler tarafından mırıldanmakta
Tüm imkansızlıklara inat
İmkanları katledip
Anamdan miras merhametle
Sana geldim dün gece

İstanbul ihtişamlı korkuların otağı
Narin bir nazlı gelin edasıyla
Gördün mü bilmem
Göz kırptı
Hayallerle süslediğim sevgine
Ve bende gölgesini çektim üstüme
Sana geldim dün gece



hüseyin cihan


arwen 19 Aralık 2006 23:16

Bu ne biçim bir sevda ki
Uğruna adanmış baş yok
Daldığı gözlerden gör ki
Kan ile boşalmış yaş yok

Ne fedakarlık var canda
Ne de ıstırap bu handa
Aşkı uzaklaştığında
Bağrına basılmış taş yok


sefer kutlu


Misafir 20 Aralık 2006 03:27

IzDIRap

Gün sonu;
ışıklar, araba kornaları, renkler, insan sesleri…
silinir yavaş yavaş kapımın arkasında.
yalnızlığım koyulaşır
böyle
ağır ağır,
aheste.
Gün kararmış, gün aydınlanmış…
bana ne!


gün sonu,
canım sesli tekilliğim gider,
kahrolası bu sessiz yalnızlık
oturur ayakuçlarıma.
Ne konuşayım şimdi,
ne anlatayım?
ne anlatsam deli,
ne söylesem bunağım!
oysa,
gün ışısa şimdi
ezan okunsa,
ışıklar yansa tek tek
sonra onlar geri sönüp, araba farları
her biri tan yeri gibi
geçseler penceremden.
ama gün sonu,
ışıklar, araba kornaları, renkler, insan sesleri…
siliniyor yavaş yavaş kapımın arkasında.
ah güzelim,
hey gidi eski dostum,
ah derdimi dinleyen
sesli yalnızlığım.
~ by iedebiyat


Misafir 20 Aralık 2006 04:51

Umut işte, gündönümü,
Hoyrat rüzgârın ölümü...
Güle verip ben gönlümü,
Düşünürüm geceleyin...

Geceleyin sevdalanır,
Geceleyin umutlanır,
Geceleyin ben uyanır,
Düşünürüm hep ölümü...

Ölüm tende güz iklimi
Ki bir esrik şarkı gibi
Alır gider beni kimi
Güne boyarım ölümü...

Bülent ÖZCAN


Misafir 20 Aralık 2006 10:09

Döngü



Bir keman,
Bir de ney ağlar ... ben gibi
Bir demlik, bir de gözyaşı sızar
İçimdeki sen misali...
Birikir de birikir.

Kuru gürültüdür yağmur
ve gereksiz bir kurşun olur şimşek
Düşlerim kaç renk taşısa da
Kaybolur gecenin nankörlüğünde
Dökülür de dökülür.

Takılır türkü peşine savaş
Acıya yakılır da, aşka yakılmaz ağıt
Lâl yer kalem, kör olur güneş
Suskun ve karanlık bir dünya kalır
Döner de döner.

Bir bayrak
Bir de bebek yanar...ben gibi
Bir şehit düşer, bir ocak söner
Ha evlat acısı, ha vatan sancısı
İkisi de aynı yangın
Tüter de tüter.

Kuru küfürdür şiirler
Ve gereksiz bestelenmiştir onca marş
Dua gibi tekrarlasak da
Kaybolur bunca teneke sesi içinde
Vurdum duymazlar içinde
Özgürlük de bir gün biter.


- Bir keman
- Birikir de birikir.
- Kuru gürültüdür yağmur
- Dökülür de dökülür.
- Takılır türkü peşine savaş
- Döner de döner.
- Bir bayrak
- Tüter de tüter.
- Kuru küfürdür şiirler
- Özgürlük de bir gün biter.

A.Altincicek


Misafir 20 Aralık 2006 13:59

eylül sabahının serinliğini
Yaprakların serinliğini
Ciğerlerime dolduruyorum

Sessizlik ve serinlik
Birleşiyor
Yıkanmış güvercinler
Ve çok uzakta bir tren sesi

Her zaman yeniden başlamak duygusu
Doğuyor içimde
Her uyanışımda

Düşmanlarımı bağışlıyorum
Daha çok seviyorum dostlarımı
Her uyanışımda

Eylül sabahının serinliğini
Yaprakların serinliğini
Yüreğime dolduruyorum
http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gifAtaol BEHRAMOĞLU


Mystic@L 20 Aralık 2006 14:29

Yüregimdeki çocuk


Yüregimde bir çocuk
Sevinçle hüznü
Bir arada yaşıyor
Bir elinde umut çiçekleri
Digerinde mutsuzluk dikenleri...

Yüregimdeki bu çocuk aglıyor,
Batmış eline
Mutsuzluk dikenleri...
Umut çiçekleri
Gönlünü okşuyor...
Kendisini
Bekleyen geleceği
Umut çiçeklerinde
Biliyor...

Yüregimdeki çocuk
Ellerin de
Umut çiçekleri,
Gözlerinde
Bir ümit ışıgı yanıp sönerken
Kendisine sevgiyle uzanacak
Bir dost eli bekliyor...

Yüregimdeki çocuk
Bir elinde umutsuz dikenleri
Digerinde umut çiçekleri
Gözlerinin içi gülüyor...

Yüregimdeki bu çocuk
Gelecekten umutlu
Hayatla barışık yaşıyor...

06.04.2005 saat: 12:00

Halide Selcan Karagül


gizem_mechul 20 Aralık 2006 21:42

Sabaha Karşı Gece

Ben sabahları seviyorum
Sabah koksun istiyorum gözyaşlarım
Soframda ekmek, çay ve sabah
Sabahları açsın çiçek
Kuşlar sabahlara sarılsın güneş gibi
Bu yüzden geceleri uyuyup
Sabahları açıyorum gözlerimi
Ben sabahları seviyorum

Şafaktan önce uyanıp
Terkedişini seyrediyorum gecenin
Terkedişin geliyor aklıma
Susuyorum..
Gün vuruyor mührünü yavaş yavaş
Rüzgar ürpertiyor bakışlarımı
Ve sabahları hatırlayıp gülümsüyorum
Ben sabahları seviyorum.

Hatırlıyor musun gidişini?
Bir geceydi ve sen,
Sen alıp götürdün beni benden
Zamanın sonsuz hapishanesinde
Müebbete mahkûm ettin kalbimi
Bir geceydi hatırlıyorum
Artık geceleri seni sevmiyorum
Bu yüzden ben
Sabahları bekliyorum,
Sabahları seviyorum...


Erdinç Gürer


Mystic@L 20 Aralık 2006 22:06

Seni sen olduğun için sevendir
Yüreğinin sesini uzaklarda bile dinleyendir
İki eli kanda olsa derdine yetişendir
Varolduğunu hissetiren,kıymet bilendir
Dostdur sözde değil özdedir adı...
Sabun köpüğü değil, darlık anında kaybolmaz
Sözünün eri güvenirliği tartışılmaz
Bilirsin, çıkılan yolda yarenlikden caymaz
Hayatına girdi mi kolay kolay çıkamaz
Dostdur sözde değil özdedir adı...
Yüreğini menfaatsiz sunar
İyiliğin için sözleri acıya bular,
Vakti zamanı gelir söyledikleri bir bir çıkar
Yoktur senle dolan kalbinde ne fitne fucur ne de çıkar
Dostdur sözde değil özdedir adı...
Yangınlardaki yüreğine, varlığı ile ferahlık
Mutluluklarında, üstüne dikilen saf ipekden bayramlık
Bilmez ne rol ne sahtekarlık
En büyük özelliği yaradılışı doğallık
Dostdur sözde değil özdedir adı...
Yalnızlıklar rıhtımından alıp götürür, süt beyaz yelkeniyle
Uçurum kenarından çeker,adı şefkat elleriyle
İyiki varsın dedirttiren, avucunda tuttuğu yüreğiyle
'Sen cansın benim dostumsun ' ağız dolusu kelimeleriyle
Dostdur sözde değil özdedir adı....
Tüm Dostlarıma....
Özlem Gökdem


arwen 20 Aralık 2006 22:52

Rüzgar esiyor,
Bulutların arasından,
Beni seçiyor,
İnsanların arasından,
Seni arıyor,
Gönül yarasından,

Havadan,
Ondan,
Benden,
Senden.


kamer taşkın


Misafir 20 Aralık 2006 23:15

Ne tuhaf, siste yürümek!
Her çalı, her taş ıssız,
Ağaçlar görmüyor birbirini,
Hepsi de yalnız.

Hayatım aydınlıkken henüz
Dostlarımla doluydu dünya.
Çöktü işte şimdi sis,
Biri yok ortalıkta.

Karanlığı bilmeyen
Bilge değil, olamaz.
İnsanı ayıran her şeyden,
Karanlık: hafif, kaçınılmaz.

Siste yürümek ne tuhaf!
Yalnız olmaktır yaşamak.
Kimse kimseyi tanımaz,
Herkes yalnız.

Hermann HESSE

Çeviren : Behçet NECATİGİL


arwen 21 Aralık 2006 00:07

Öyle kolay olsa çekipte gitmek
Yıllar öncesinden çekip giderdim
Istemezdim hiçbir şeyi dert etmek
Sıyrılıp içinden çıkıp giderdim..

Yalan sevdalara bulaşmasaydım
Mutlu günlerimi bölüşmeseydım
Tiryakisi olup alışmasaydım
Bunca acılardan bıkıp giderdim..

Hiç soran olmadı günün birinde
Hatırlayan yoktu bayram gününde
Yemin, post olmazdım dostun önünde
O can yürekleri yıkıp giderdim..

Hevesim olmadı ne şöhret ne şan
Sayan bendim büyük küçük danışan
Yüzüme gülüp de ardım konuşan
Riyakara kurşun sıkıp giderdim..

Yem oldum yıllarca kurda kuşlara
Kaptırdım kendimi hayal düşlere
Inansaydım eğer sahte yaşlara
Bende seller gibi akıp giderdim..


hilmi yazgı


Misafir 21 Aralık 2006 00:22

Gökyüzü değişecek
Bekleyeni bulacaksın, orada,
Eşiğin yanında.

Gökyüzü değişecek
Gece,
Bu düşün peşinden gittiğin zaman,

Gökyüzü değişecek
Dökülen beden tükenecek
Adımlarını sende unutacak.
Bu bahçede adımlarını unutacak.

İskender Habeş
Çeviren: Metin Fındıkçı




Misafir 21 Aralık 2006 00:30

KAÇIŞ DENEMESİ {Eda AKTAŞ}

.a
Sen bu meçhulün faili olabilirsin sadece!
İçli türkülerden geçerken yollar
Hala diriyken tablada kül
İçimde bir gül gözlerinden ölür!
Gitmek dilerim turna kanı mürekkebimde donduğu vakit!
Kırmak isterim hatrını harın!…
İşte,
Derunumda kuyular sıralarken mütercim
Bir Yusuf dilerim, değilken Züleyha!
Aklımın bir ucundan geçerken kalbimin müstakil bahçelerine
Sen bu meçhulün faili olabilirsin sadece!
-bana kal de!-


.b
Sen bu seslenişin kalbi olabilirsin sadece!
Ellerimde bir demet okyanus vardı oysa!
Münferit güller getirdim sana pusat gölgelerinden!
Ölümü hatmettim kanarken gülbank!
Gördüm tuzlanmış yarada kanı
Ebabiller bekliyordu sırtım namluyla boğuşurken!
Gücenmiş yağmurlar getirdim sana çöl diyarından!
Telef olmuş yanlarım ağrıyor şimdi!
Kaç kalmak bana yeter ki?!
Beter kalsan da bu viranede
Sen bu vedanın şahidi olabilirsin sadece!
-bana kal de!-


.a leylim kül kaldım
.muradım yangınlarda!
.onikisiekimin


arwen 21 Aralık 2006 00:35

Gece yarıları
Issızlığın Geçtiği
Kasabaların yarı açık camlarında olurdu silüyetin.
Ben hep kentleri taşırdım içime.
Hiçbir gitme kavuşturmaz dı
Ardımda kalanla önümle duran arasında büyüdü yüreğim



kemal kıcır


Misafir 21 Aralık 2006 00:46

HER DAMLADA BİNBİR BELA


Yağan yağmur değil, damla damla gözyaşım.
Yağmurlarda bereket...
Her damlada bin bir bela, dertte başım.
Ey keder beni terket!

Beni söyler masallardaki her kör kuyu.
Kah kendimi bulurum devlerde.
Bir fırtına eser kuyuda, kurumuş acı suyu.
Kah yatarım kapısız bacasız evlerde.



Necmi Ünsal


chatlac41 21 Aralık 2006 00:49

Bir gün yazacagım bende
Gözümden akan damların
Canımı nasıl yaktıgını
Anlatacagım bir bir
Kusacagım içimden ne geliyorsa
Adı isyan
Adı Nefret
Adı hüzün olsun
Ne fark eder
Nasıl olsa bir gün yazacagım
Adı ne olursa olsun
Sensizligin
Ama bir gün yasadılarımı..
Sana mutlaka okutacagım
Sensizligin nası bir duygu oldugunu
Anlatacagım
Resmini eline alıp
Dökülen her damlayı
Kalbimden gecenleri
Canımın nasıl yandıgını
Birgün mutlaka yazacagım
Sensizliği

Bir gün yazacagım bende
Gözümden akan damların
Canımı nasıl yaktıgını
Anlatacagım bir bir
Kusacagım içimden ne geliyorsa
Adı isyan
Adı Nefret
Adı hüzün olsun
Ne fark eder
Nasıl olsa bir gün yazacagım
Adı ne olursa olsun
Sensizligin
Ama bir gün yasadılarımı..
Sana mutlaka okutacagım
Sensizligin nası bir duygu oldugunu
Anlatacagım
Resmini eline alıp
Dökülen her damlayı
Kalbimden gecenleri
Canımın nasıl yandıgını
Birgün mutlaka yazacagım
Sensizliği



ChAtLaC


Misafir 21 Aralık 2006 01:00

Hüzzam Sözcükler

Seni hangi tona ekleyip
……….bir tabloya konu etsem

Hangi tonu sana uyarlasam
Ya da hangi yanağına
……… masum bir öpücük kondursam

Dilimdeki hüzzam sözcükler Bizans’a kafa tutar
……….bu hisar üstü gecelerde
…………… ve bir yel eser senin olduğun diyardan

Öyle bir eser ki
……….bir yanım Halepçe katliamı
…………..diğer yanım senin elinde

Hadi vur beni
………vur ki vurmanın ne demek olduğunu
…………… kanıtlama ihtiyacı olmasın kimsenin
Vur ki aşkın temiz yüzüne
………..yüz geçirecek yüzü kalmasın kimsenin…

Yazan : roj yiğit




arwen 21 Aralık 2006 01:16

İki akşam oluyor bazen hayatımda
gece yarıları, kaçırırmış gibi giden son treni,
bir kement atar gibi,
boşluğa fırlıyorum yataktan bilinçsizce,
deli gözbebeklerimle...

İki akşamdan diğerine sımsıkı ne zaman sarılsam böyle,
içimden kapıp giden bir duygu selini,
birdaha asla duyumsuyamayacağımı düşünüyorum..
hızla kayıp gidiyor akşam gördüğüm düşler...
nedeni belirsiz bir sıkıntı hissediyorum...

masal anlatana rastlasam koridorumda
bağdaş kurup dinleyeceğim...
çekip çıkarsalar kuyumdan beni,
yapayalnız bir taş olan bedenimi,
hüngür hüngür parçalanacağım
un ufak bir kum tanesi oluncaya kadar....

hain sabahlara inat iki gece yaşıyorum..
bazen birincisini yaşarken ikincisi kucağına alıp
başlıyor ninni söylemeye...
kement atıyorum gecelerime
daha bir tutsun aklıma doldurduğum
düş nesnelerimi diye....

suluyorum çiçeklerimi
sevdamı ve düşlerimi elimden geldiğince..
kayıtsız da kalsalar, umursamasalar,
düşünmeseler ne çıkar ki...
beklentisiz savuruyorum kementlerimi boşluğa....
beceremeseler bile tutunmayı hiçbiryerlere...

koyu karanlıkta bile göz kırpıyor gölgelerim bana
ellerinde kementleri ve renkli geçmişleriyle...
bütün ışıkları açıyorum sonra
sabaha meydan okuyorum
kendime göreceli bir cesurlukla...

dolaşırken evin dar koridorunda
akşamdan savurduğum kementlerimi arıyorum..
belki de yanıp sönen şu çığlıklarımın arasında bir yerdeler
karşılaşmayı umuyorum ama emin olamıyorum..
yüzbinlerce imge dolaşıyor aynı anda
hem bende, hem benimle gezinen ikinci gecemde..

geçmişden gelen her ses
daha da zora sokuyor
bu mavi yangını...
uyuyamıyorum...

iki gece yaşıyorum bu günlerde,
birincisi formal yapabildiğimce
ikincisi bana ait olabildiğince...
yoksa nasıl başederdim koca bir günle......




mehmet yüce


arwen 21 Aralık 2006 01:37

Sana bir gün hoşça kal diyeceğimi biliyordum zaten,
hoşça kal papatyam,
hoşça kal…
Acımasız hayat bazen akrep gibi,
son darbeyi kendine vurur,
ve kıyar ya canına,
sana da öyle oldu…
İnsanlar zalim olmuş, sevgiye aşka katil olmuş,
gülen yüzlere isyankar,
ihanete aç kalmışlar…
Sevmişler geceyi gündüzden çok,
ayı güneşe yeğlemişler pörsümüş tenlerinde…
Kuru ekmeği bulamazken,
şarap ile kaşara meyletmişler boş mideyi…
Bir damla sevda bulamazken,
esir sanmışlar sevdaları kendilerine…
Hoşça kal papatyam,
yeşil denizimin beyaz gözyaşı,
sevdamın en beyaz gelinliği,
hoşça kal…
Bir gider bin açarsın ya sen,
bir dalın gider bin kök doğarsın yürekte…
Sen salın yine sımsıcak gülen yüzünle,
Sonbaharın serin yeliyle, baharın ılık meltemiyle,
aç beyaza hasret gönüllerde damla damla…
Çiğnesinler seni çamurlu postallarıyla,
ihanet askerlerinin kılıksız neferleri,
sevda eşkiyası olsun anılsın adın,
can ver sen bu yolda,
birkaç yoldaşınla…
Ben ağlarken gülen gözyaşlarımın,
damladığı yüreksin sen…
Kokunu hasretime, adını dağlara,
sevdanı yüreğime yazacağım,
ve her sevdayı,
sana adayacağım…
Hoşça kal papatyam…


bedri kenan karaal


arwen 21 Aralık 2006 02:01

Saatler kaldı kavuşmamıza
bir kaç saat sonra
az kaldı dakikaları geri saymaya
ama geçmiyor saatler inadına
eskiden hemen geçip giderdi ya
şimdi ise sanki sözleşmiş
gibi akrep ile yelkovan
çocuk oyalar gibi beni oylalıyorlar
bakıyorum saate daralıyor bazen zaman
tekrar bakıyorum
kavuşmamıza daha saatler var
ya nasıl geçer bu saatler
kavuştuğumuz an unutacaz
seni zaman
duracak o anda tüm saatler
yine baktım saate
bir iki dakika daha geçmiş
geç artık zaman
kavuştur bizi birbirimize


gülce şeren


Mystic@L 21 Aralık 2006 13:45

Tek taraflı bir sevgiydi,
beni sana bağlayan
ve gözyaşına boğulan yüreğimdeki..
İki tarafına da dokunsan,
hiçbir sonuç alamadığın,
bir sevdaydı benimkisi..
Ben seviyordum
ve içimden,
bağıra bağıra söylüyordum.
Ben sana aşıktım,
ama sen hissetmiyordun..
Çıkaramıyordum içimdeki gücü.
Anlatamıyordum
´seviyorum´lu biten o son sözü.
Ve gözlerimle söylüyordum
ve ben seni özlüyordum,
ama sen görmüyordun...!


Seviyordum çocuksu bakışını.
Her yere ayak uyduran,
o çılgın rahatlığını.
Ve yerinde kullandığın,
olgun tavrını seviyordum..
Her şeyinle hoşuma gidiyordun
ve bana,
her şeyinle çekici geliyordun..
Ben sana hayrandım,
ama sen bilmiyordun..
Söyleyemedim sana..
Attığım her yeni adımda,
risk alarak başlardım hayata.
Ama,
sana karşı kumar oynayamadım,
rest çekemedim hayata.
Seni kaybetmekti,
sevginin yanında
sevgimin yalnız kalmasıydı korkum
ve ben bunu,
bir türlü göze alamıyordum...!


Sana söyleyemedim...
Belki sen bunu,
hiçbir zaman bilmeyeceksin..
Ama birgün öğrenirsen,
suçu kendinde arama.
Çünkü bütün suç benim..
Ve olur ya,
birgün gelirsen bana,
ben her zaman,
her şeyimle seninim...!



UMUT CAKMAK


arwen 21 Aralık 2006 23:35

Kim anlayabilir beni sessiz odamda.
Aşklarım, kavgalarım,
Ve yine ardından yalnız kalmalarım.
Vefamı; teşebbüsünde kalmış ellerindemi arasam.
Yoksa anne kaygısızlıgındamı?
Yada sarhoş satırlardamı?
Geberiyorum sensizligimde.
Köpekleşiyor yalnızlıgım.
Tam gitmek isterken şehrinden.
Gözyaşlarım sana teslim olmasada.
Yükünü taşıyamadıgı duygularıma kapılıyor,
Nacizane oluyor kimligim mısralarda.
Bırakıyor kendini.
Bırakıyor ebedi teslimata.
Mültecileşirken düşüncelerim.
Ve yine sakinleşiyorum.
Sokulurken koynuna.
Gurbet hasreti çekiyorum olmayışlarına.
Naralar patlıyor yalnızlıgıma.
Küfrediyorum duvarlara.
Sızarken gün ışıgı odama.
Sensiz olmalarıma.....
Yanarım........



özdemir ünler


Misafir 21 Aralık 2006 23:58

Seheryeli çık dağlara
Güneş topla benim için
Haber ilet dört bir yana
Güneş topla benim için

Umutların arasından
Kirpiklerin karasından
Döşte bıçak yarasından
Güneş topla benim için

Yazdan kıştan ilkbahardan
Mahpuslarda dört duvardan
Doludizgin sevdalardan
Güneş topla benim için

Seheryeli yâr gözünden
Havadaki kuş izinden
Geceleyin gökyüzünden
Güneş topla benim için...

Ülkü Tamer


arwen 22 Aralık 2006 02:12

Yağıyor elmas taneleri gibi saçılıyor her yere
O dur gökyüzünün göz yaşı, sanki dökülüyor hece hece
Bunda gizli itiraflar göz yaşları saklanmış iniyor bazı gece

Yağmur bazen yavaş yavaş ümitsiz göz yaşları gibi akar
Bazen şiddetlenir çoşar sanki isyana kaçar
Neden bilmem her seferinde acı sunuyor bana
Gözlerim dolarak bakarım uzun uzun ona

Bazen birden etrafa bir tebessüm yayılır,
Şimdi güneş gökyüzüne ümit ışıkları dağıtır
Gök kuşağı ümit hediyesidir güneşin
İşte böyle anlıyorum ben, yağmurun dilinden
Bu benim sezişim..



perihan karakaşlı


Misafir 22 Aralık 2006 04:00

kadın, gözlerinin eski gürültüsünü
göçebe, ırmağını gezdiriyor, suçortakları gibi,
gövde arayan bıçak, yarasıyla buluşuyor,
bağışlıyor yoksul sevişme taklitlerini

kalbimizin gam yükünden geçilmediği yalan,
yaralarımızı gösterecek kadar seviştiğimiz de.

Haydar Ergülen


tkgm18 22 Aralık 2006 05:26

Zindandan Mehmed'e Mektup

Zindan iki hece. Mehmed'im lafta!
Baba katiliyle baban bir safta!
Bir de geri adam, boynunda yafta...
Halimi düşünüp yanma Mehmed'im!
Kavuşmak mı?.. Belki... Daha ölmedim!

Avlu... Bir uzun yol... Tuğla döşeli,
Kırmızı tuğlalar altı köşeli.
Bu yol da tutuktur hapse düşeli...
Git ve gel... Yüz adım... Bin yıllık konak
Ne ayak dayanır buna, ne tırnak!

Bir alem ki, gökler boru içinde.
Akıl, olmazların zoru içinde
Üstüste sorular soru içinde.
Düşün mü, konuş mu, sus mu, unut mu?
Buradan insan mı çıkar, tabut mu?

Bir idamlık Ali vardı, asıldı;
Kaydını düştüler, mühür basıldı.
Geçti gitti, birkaç günlük fasıldı
Ondan kalan, boynu bükük ve sefil;
Bahçeye diktiği üç beş karanfil...

Müdür bey dert dinler, bugün "maruzat"!
Çatık kaş... Hükümet dedikleri zat...
Beni Allah tutmuş kim eder azat?
Anlamaz; yazısız, pulsuz dilekçem...
Anlamaz! ruhuma geçti bilekçem!

Saat beş dedi mi, bir yırtıcı zil
Sayım var, maltada hizaya dizil!
Tek yekün içinde yazıl ve çizil!
İnsanlar zindanda birer kemmiyet;
Urbalarla kemik, mintanlarla et.

Somurtuş ki bıçak, nara ki tokat;
Zift dolu gözlerde karanlık kat kat...
Yalnız seccademin yönünde şefkat
Beni kimsecikler okşamaz madem
Öp beni alnımdan, sen öp seccadem!

Çaycı getir ilaç kokulu çaydan!
Dakika düşelim, senelik paydan!
Zindanda dakika farksızdır aydan
Karıştır çayını zaman erisin
Köpük köpük, duman duman erisin!

Peykeler, duvara mıhlı peykeler
Duvarda, başlardan yağlı lekeler
Gömülmüş duvara, baş baş gölgeler...
Duvar, katil duvar yolumu biçtin
Kanla dolu sünger... Beynimi içtin

Sükut... Kıvrım kıvrım uzaklık uzar
Tek nokta seçemez dünyadan nazar
Yerinde mi acep, ölü ve mezar?
Yeryüzü boşaldı habersiz miyiz?
Güneşe göç var da, kalan biz miyiz?

Ses demir, su demir ve ekmek demir...
İstersen demirde muhali kemir.
Ne gelir ki elden, kader bu, emir...
Garip pencerecik, küçük daracık;
Dünyaya kapalı, Allah'a açık

Dua, dua, eller karıncalanmış;
Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış
Gözyaşı bir tarla, hep yoncalanmış
Bir soluk, bir tütsü, bir uçan buğu
İplik ki incecik, örer boşluğu

Ana rahmi zahir, şu bizim koğuş
Karanlığında nur, yeniden doğuş...
Sesler duymaktayım; Davran ve boğuş!
Sen bir devsin, yükü ağırdır devin!
Kalk ayağa, dimdik doğrul ve sevin!

Mehmed'im, sevinin, başlar yüksekte!
Ölsek de sevinin, eve dönsek de!
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!
Yarın elbet bizim, elbet bizimdir!
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!

Necip Fazıl Kısakürek


Misafir 22 Aralık 2006 09:42

Olur Mu?

Emrini terkeder, neyhini tutar
Kuru dava ile kul olur mu ya!..
Döner bir de halka sofuluk satar
Böyle erkân, böyle yol olur mu ya!..

Kişizadelik hiç alınmaz satın,
Asil azmaz diye söylerler bütün
Bir mülevves yere düşse bir altın
O kıymetten düşüp pul olur mu ya!..

Terk-i heves edip hizmet tutmalı
Arı ahvalini ibret tutmalı
Her çiçekten birer çeşni tatmalı
Bal, bal desen ağzın bal olur mu ya!..

Haberi yok say ü gayret, emekten
Böyle karın doymaz yarım çörekten
Güdük çapa ile kırık kürekten
İki çift katıra nal olur mu ya!..

Gönül yücelerden yüce olmak ister
Beş-on kuruş ile hacı; olmak ister
Ellisinden sonra hoca; olmak ister
Kart ağaçtan taze dal olur mu ya!..

Söyleyemez asla galatsız sözü
Hiçbir marifette yoktur bir yüzü
Mektebi görmemiş, kürsüde gözü
Elif, be demeden dal olur mu ya!..

Dolaşır dolambaya, varma sen kıra
Caddeyi boşlama dayanıp dura
Uğradığın çayın köprüsün ara
Bilmediğin suya dal olur mu ya!..

Ne bir zikrin, fikrin, doğru yolun var
İyi halin yoktur, kötü halin var
Gufrani! hep günahlarda elin var
Böyle şair ehl-i dil olur mu ya!.

Aşık Gafruni


Misafir 22 Aralık 2006 14:17

YAPRAK

Ey yeşile doymadan sararan yaprak!
Her şeyin bittiğini mi söylüyorsun solarak?
Unutma seni bir ömür boyu yaşatacak
Bir yağmur ve saplandığın kara toprak

İtiraf edecek aşkını yağmur, üzerine yağarak
Dile gelecek bulutlar, üzerine ağlayarak
Güneş zalim bir sevgili, seni hep yakacak
Ay varken boş ver güneşi, ol ondan ırak

Bir çiğ tanesi düşecek önce
Sana konup öpmek için
Sonra da bir sam yeli üzerine
Seni üzüp sarartmak için

Ey yeşile doyamadan sararan yaprak!
Hala her şeyin bittiğini mi sanıyorsun solarak?
Unutma seni bir ömür boyu yaşatacak
Bir ben, bir de saklandığın kalbim olacak



DİLEK ÇAKMAK


Misafir 22 Aralık 2006 22:42

Kaç içki daha ne ağır bir iş

Alkol ırgatlığı bardakta ruj izi

Gözlerinin mavisi akında erimiş

Tütün sarısına dönüyor benzi

Şehvetin dürtüsü

Seviş

Seviş

Seviş

İçindeki çöl çok daha geniş

Nasıl bir susamak içebilse denizi

Ağzını bulamıyor nerede kaybetmiş

Oysa yutabilir erkekliğinizi

Şehvetin dürtüsü

Seviş

Seviş

Seviş

Attila İlhan..


arwen 22 Aralık 2006 22:59

İbresiz bir saat…
Yapraksız bir takvim…
Çok şey mi istiyorum sanki…
Güvenmiyorum ki ben bu hayata…
Ki hayat,ertelemiyor ki yapacaklarını…
Korkuyorum…
Korkuyorum bu ahiri zamandan…
Ertelenmiş mutluluklardan…
Susan dillerden…
Uzanamayan ellerden…
Gerçek olma ihtimalli rüyaların sadece rüyada kalmasından…
Utanılan tüm güzelliklerden…
Ertelenmeden…
Ertelenmekten…
Güvenmiyorum ki ben bu hayata…
Dün,bugüne güvenmedim…
Bugün,yarına…
Korkuyorum ki ben bu ahiri zamandan…
Ki içimde hala sevgi varken…
Onu da kaybetmeden…
Seviyorum’a hala dilim dönerken…
Ne diye çekineyim elini tutmaktan…
Gözlerine bakıp seviyorum demekten…
Ki ben korkuyorum yarından…
Hala yaşıyorken…
Hala varken…
Ne diye erteleyeyim sevgimi…
Güvenmiyorum ki ben bu ahiri zamana…
Yarını meçhul hayatıma…
Hala saklıyken tüm kötülüklere inat içimde bir güzellik…
Ne diye erteleyeyim…
Bir anda geçip giderken hayat üstelik…



sevnur şaylan


Misafir 22 Aralık 2006 23:03

Ellerim
Açar varlığının perdelerini
Giydirir seni başka bir çıplaklıkla
Bedenler soyar senin bedeninden
Ellerim
Uydurur senin bedenine başka bir beden

Octavio Paz

Dünya Şiir Mitosları
Türkçesi: Adnan Özer


Misafir 22 Aralık 2006 23:17

YAĞMURA DÖNDÜM YÜZÜMÜ


Hüznüme dokun göklerden gelen berrak karar
Kanatlarındaki haberi gönlüme kondur
Rüzgârın rahmindeki nemden bana da haber
Rahmetinden doğan toprakta yeşil bir kök ver.

Yaşadıkça çoğalır ruhumda yalçın çorak
Kaç mevsim geçerde eksilmez içimde kurak
Çürüyen nefesimde çağırdığım imdada bak
Çölünde buhar oldum sırrını yağmurla ver.

Masalların özge diyarından yüreğime eğil
Gece ol mutlu hülyalarla koynuma sokul
Çağlayanlardan ağ yüreğme mümbit damla ol
İçimde yokuş uzar tabanıma kuvvet ver.

Yazan : benyaminaras


arwen 22 Aralık 2006 23:25

Yıldızlı geceler gibiydi gözlerin öyle delici içten ve yumuşak
Kalbime saplanan bir ok
Yüreğimi parçalasada o delici sızı
Senden gelen her şeye sevdalanmıştım ben

Karanlığı deler gecer gözlerim
Yüreğimde bir sen varsın birde umut
Cama vuran herdamla seni hatırlatır bana
Bir şafak vakti düştü gönlüme sevdan

Seninle hüzne sevdalanmıştım ben
Sen ben ve hüzün ayrılamaz bir üçlü
Yağmurla gelen sevda
Hüzne dönüşmüştü gözlerimde
Seninle hüzne sevdalanmıştım ben



mehtap karakaşlı


Misafir 22 Aralık 2006 23:33

elim sana değse
diniyor gece
saçlarından başlıyorum
günü çözmeye

yüzüm sana değse
sürçüyor zaman
daracık odalarda
ben kâfir, sen müslüman

dilim sana değse
uyanıyor sözcükler

Enver ERCAN


Misafir 22 Aralık 2006 23:47

Rüzgar...


Denizlerin üzerinde
boranlar olup geleceğim yanına

görmem lazım
seni duymam lazım

bakarsın duygular rüzgarım olur
alır götürür beni kirpiklerinin arasına

damla olur dokunurum yanaklarına
buharlaşır varırım toprağına.


Zeki Arlan


arwen 23 Aralık 2006 00:33

hani diyorum ki
gelsen
otursan yanıma
masada
iki kişiyi geçmesek
kendimiz
doldursak kadehimizi
kendimiz
yaksak mumu
masada
başka şeyler
olmasa da olur
be gülüm

türk öğer koç




Misafir 23 Aralık 2006 00:44

Mesafe...


Gitme
gitme kal, dilediğince
bu gün doğmuş
bir an bitecek hayat
yine yeniden sevdim aşkı.

kardelen çiçeğini bilirmisin
sade ve gururla,
hayata mücadelesini

bilirmisin sessizliği
olanca kasvetiyle hayata direnmesini
sen gül çiçek
tohum atsın toprağa aşk.

bak;
beyaza boyanmış sabah
kuşlar övün derdinde
akşam ve sonrası karanlık

yüzü solgun.
bir gece daha bitecek
üzüldüm annem
hayat akıyor
içim eriyor..........


Zeki ARLAN...


Misafir 23 Aralık 2006 01:04

Gökte rahmet olsan umrum değilsin
Senin yağmurunda ıslanmıyor bedenim.
Kızgınlığım sana değil kendime benim
Senin mevsiminde açmıyor çiçeklerim.

Bedirhan Gökçe..


Misafir 23 Aralık 2006 03:29

Buzdağına çarptın mı bilmiyorum
ama Titanik
gibi oldu batışın
bir sen vardın çünkü
şiirin dört bacalı şairi

Dalgaların kıyıya vurduğu
eşyalarını toplama telaşında
imgenin derin sularına
nefesleri yetmeyen
lodosçular

Bir gemi gibi batmak
yakışırdı sonuna
filikaya biniş sırasına benzeyen yaşantının:
-Önce çocuklar
ve kadınlar

SUNAY AKIN
ANTİK ACILAR
Çınar yayınları, Ekim 1999..


arwen 23 Aralık 2006 03:41

O ilk bakış, o ilk yakış,
O ilk sevgin,
Duruyor hala içimde…
Meğer ne çok sevmişim,
Seni özümde…

Seviyorum sanırdım seni,
Sen yanımdayken…
Oysa insan,
Asıl o zaman anlarmış sevgiyi,
Sevdiği uzaktayken…

Ben seni sevmeyi,
Senden ayrıldıktan sonra öğrendim!
Ne olur darılma,
Demezsem,
Sen yanındayken…
SENİ SEVİYORUM!

SENİ SEVİYORUM!
Diyemediğim kadar…

SENİ SEVİYORUM!
Diyebileceğim kadar…

SENİ SEVİYORUM!
Sonsuza kadar…


mehmet kıyak


arwen 23 Aralık 2006 04:19

İlk aşkım ilk dansım seninleydi
Erkekleri tanımaya seninle başladım
Ne kadar büyük bir sevgin vardı
Yürek ister böylesine sevgiye

Sırtlanmıştın en ağır yükü
Hiç itirazın yoktu her şeye razıydın sen
Tek amacın bizi mutlu etmekti

İlk sevğimdin sen
Gözlerimi açtığımda gördüğüm
Sıcaklığını hissettiğim
Sorgusuz soalsiz koruyanımdın sen

Ellerin ne kadar güzeldi
Ne kadar güçlü ne kadar sıcak
Ya gözlerin ne kadar şevkatli

Mağrurdu başın hep dik ve gururlu
Yaşamın ağırlığına karşı hep ayakta
Hep yalnız mücadele vermiştin sen
Anne sevgisi bilmeden tanımadan

Bize en büyük sevgiyi verdin sen
Belki o yüzden hep sakladın sevgini
Gözlerin ve sıcaklığın olmasa
Bilmezdik bizi sevdiğini

Hep söylerdin ya...
Sizden başka sevenim olmadı diye
Kimse kucaklamadı beni sizin gibi
Kimse okşamadı başımı

Kimbilir belki içinde kaldı bu
O yüzden fazla sevdin bizi sen
Hep sıcaklığını varlığını hissettirdin

Sesin hep güçlüydü yüksekti
Mağrur bir aslan gibi hep kükrerdin sen
O kükremenin ardında ki sıcaklığı
Hep hissederdim ben

Gittin diyemiyorum gidemezsin sen
Hep yanımda hep bizimlesin
Görmesemde biliyorum
Hep içimdesin sen
Babasın sevgisin sen



mehtap karakaşlı


AY_ISIGI 23 Aralık 2006 04:25

İki Gözüm


Dayan İki Gözüm
Acılarımı çöllere bir bıraksam
Ölüm kokan yatağımda
Rüzgarda yerimden delicesine fırlasam
Ateşte açan çiçekleriyle dolduracağım eteğini
Ve yıldızlarla parlatacağım gözbebeğini

Sensizlikte
Gözyaşım Aras gibi bulanık akar
Acılarını bir anlatsam Kızılırmak' a
Benimle her gece sana ağlar
Ve içim hep sana için için sızlar

Dayan İki Gözüm
Hatırlar mısın?
Çıplak ayağımda denize değmemişti ayaklarım demiştin
Üç düğmeli kefeni üzerimden bir çıkarsam
Umutlarınla kırlarda delicesine bir koşsam
Avuçlarımda denizleri bırakacağım kıyına
Koynumda sakladığım
Meltem kokulu baharları bırakacağım kapına.

Sensizlikte
Sıva tutmaz duvarlara çarpıyor kanadım
Sanki her gece
Ölüme kundaklanıyor sensiz yarınım
Ve dağ yollarında
Siyaha bürünmüş ağıtlar besteliyorum
Yavru serçelerimi matemle besliyorum.

Dayan İki Gözüm
Ovamdaki tüm ceylanları bir emzirsem
Yatağımda hastalığımı bir yensem
Cennetin kokularıyla sana koşacağım
Yüreğimi sonsuza dek sevdana bırakacağım.


İsmail Sarıgene


Misafir 23 Aralık 2006 15:08

ADSIZ BİR ÇİÇEK

Rengini dunyaya ilk defa sunan
Adsiz bir cicek gibi parliyorsa gozlerim
Sevgilim
Bana "sen bir sairsin" dedigin zaman.

Yalniz sana yaziyorum bu siiri
Istersen bir siir gibi okuma
Cunku her yil yeniden yazacagim onu
Sogukllar baslayince havalanip
Millerce yol katettikten sonra
Guneyi tadan bir kusun sevinciyle.

Ve yazmis olacagim bir de
Her donemde her cagda
Sevdanin kendine ozgu diliyle

GÜLPINAR


Misafir 23 Aralık 2006 21:31

Bir ırmak adını taşıyan kız
Zonklayan o yıldızla
Ufkun ucunda
Soruyor bana:
- Uyumadın mı daha!

Batıyor kirpiklerim
Kapandıkça
Işıklar bir bir
Yüreğimin sesi kulaklarımda
- Uyumadın mı daha!

Bir dize borçluyum
Tek bir dize
Temmuz sıcağına
Karşı koyanlara
Ölümün serinliğiyle:
Tek silahıydı hayatı
Yaşamak için silahını fırlattı.

Bir yıldız zonkluyor hâlâ
Adı ırmak bir kızın anısıyla

Sennur Sezer...


Misafir 23 Aralık 2006 22:05

Gelsene dedi bana
Kalsana dedi bana
Gülsene dedi bana
Ölsene dedi bana

Geldim
Kaldım
Güldüm
Öldüm

NAZIM HİKMET


Şair İsimleri, Mystical...


Misafir 23 Aralık 2006 22:26

Akdeniz Yaşıyor Sana
Akdeniz yaraşıyor sana
Yıldızlar terler ya sen de terliyorsun
Aynı ıslak pırıltı burun kanatlarında
Hiç dinmiyor motorların gürültüsü
Köpekler havlıyor uzaktan
Demin bir çocuk ağladı
Fatmanım cumbadan çarşaf silkiyor yine
Ali dumdum anasına sövüyor saatlerdir
Denizi tokmaklıyor balıkçılar
Bu sesler işte sessizliğini büyüten toprak
O sesinin sardunyalar gibi konuşkan sessizliği

Hayatta yattık dün gece
Üstümüzde meltem
Kekik kokuyor ellerim hala
Senle yatmadım sanki
Dağları dolaştım

Ben senden öğrendim deniz yazmayı
Elimden düşmüyor mavi kalem
Bir tirandil çıkar gibi sefere
Okula gidiyor öğretmenim
Ben de ardından açılıyorum
Bir poyraz çizip deftere
Bir ada var sırf ebabil
Dönüyor dönüyor başımda
Senle yaşadığım günler
Gümüş bir çevre oldu ömrüm
Değince güneşine

Neden sonra buldum o kaçakçı mağarasını
Gözlerim kamaşınca senden
Ölüm belki sularından kaçırdığım
O loş suda yıkanmaktır
Durdukça yosundan yeşil
Kulaç attıkça mavi

Ben düzde sanırdım yıkıntım
Örenim alkolik asarım
Mutun doruğundaymışım meğer

Senle çıkınca anladım
Eski Yunan atları var hani
Yeleleri bükümlü
Gün inerken de öyle
Ağaçtan izdüşümleriyle
Yürüyor Balan tepeleri
Yürüyor bölük bölük can
Toplu bir güzelliğe doğru

Kadınım Yaraşıyorsun sen Akdenize

Can Yücel


Misafir 23 Aralık 2006 23:10

ikimizdik, sen ve ben, bir çiçekle
onun tomurcuğu arasında bir yerde;
öylece durur muyduk, ikimiz gibi?
dâima birlikte olurduk hüzünlerde...

anımsar mısın, yaz günü, bir bahçeyle
gizledikti kendimizi birbirimizden;
sen ve bahçe, ben ve bahçe, sen ve ben:
akşamlar derlerdik her ikimizden...

üşürüz, çünkü uzağız şimdi o yazdan;
ey, birazdan bir yazdan geçer olan, ey!
kimbilir ne anlama geliyor artık,
şu eskiden “hüzün” dediğimiz şey?

Hilmi Yavuz..



Saat: 16:45
Sayfa 9 / 161

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık