![]() |
BEN AŞK ADAMIYIM Dolaştığım denizlerce düşünüyorum, Bineceğim son gemi değil midir Hayır sahibi omuzlarda giden tabut. Herkes gibi teselliye muhtaç olsaydım eğer, Derdim ki: "Elbet bir ağlayanım olur benim de; Ramazan geceleri Yasin okuyanım, Baharda kabrime menekşe getirenim de." Fakat bütün bunlar da olur, Yine tasa etmem, Yine kırılmam kimseye. Ben aşk adamıyım, Sevmeye geldim insanları, Gönlümle, elimle, kafamla sevmeye; Hesapsız, karşılıksız, Ayrılık gayrılık gözetmeden. Gün gelip gidersem şayet, Öyle severekten gideceğim ki, Karanlık kıyılardan bile olsa, Candan selamlarım, Civarımdan geçecek gemileri; Güneşli gemileri; Şarkılı gemileri; İçlerinde kendim varmışım gibi! |
Duvarda asılı bir kartpostal, Çalmamış bir saat, Bozulmuş bir zemberek, Unutulmuş bir sandık, Kitletilmeye hazır bir yatak, Askıdaki pantolon, İhanetin rengi şimdi pencereden sızan ışık. nilgün yalçınkaya |
Resti bastım sensizliğe Kalbimdeki cam kırıklarını topladım bir bir Tezgahlarda satılan üç kuruşluk Ve ciğeri kokuşmuş aşklara inat Sana geldim dün gece Kan kırmızı dudaklarda Kğıt yakan ayrılığın feryadı Çatal kaş kısık gözlerle bakan Beyhudeler tarafından mırıldanmakta Tüm imkansızlıklara inat İmkanları katledip Anamdan miras merhametle Sana geldim dün gece İstanbul ihtişamlı korkuların otağı Narin bir nazlı gelin edasıyla Gördün mü bilmem Göz kırptı Hayallerle süslediğim sevgine Ve bende gölgesini çektim üstüme Sana geldim dün gece hüseyin cihan |
Bu ne biçim bir sevda ki Uğruna adanmış baş yok Daldığı gözlerden gör ki Kan ile boşalmış yaş yok Ne fedakarlık var canda Ne de ıstırap bu handa Aşkı uzaklaştığında Bağrına basılmış taş yok sefer kutlu |
IzDIRap Gün sonu; ışıklar, araba kornaları, renkler, insan sesleri… silinir yavaş yavaş kapımın arkasında. yalnızlığım koyulaşır böyle ağır ağır, aheste. Gün kararmış, gün aydınlanmış… bana ne! gün sonu, canım sesli tekilliğim gider, kahrolası bu sessiz yalnızlık oturur ayakuçlarıma. Ne konuşayım şimdi, ne anlatayım? ne anlatsam deli, ne söylesem bunağım! oysa, gün ışısa şimdi ezan okunsa, ışıklar yansa tek tek sonra onlar geri sönüp, araba farları her biri tan yeri gibi geçseler penceremden. ama gün sonu, ışıklar, araba kornaları, renkler, insan sesleri… siliniyor yavaş yavaş kapımın arkasında. ah güzelim, hey gidi eski dostum, ah derdimi dinleyen sesli yalnızlığım. ~ by iedebiyat |
Umut işte, gündönümü, Hoyrat rüzgârın ölümü... Güle verip ben gönlümü, Düşünürüm geceleyin... Geceleyin sevdalanır, Geceleyin umutlanır, Geceleyin ben uyanır, Düşünürüm hep ölümü... Ölüm tende güz iklimi Ki bir esrik şarkı gibi Alır gider beni kimi Güne boyarım ölümü... Bülent ÖZCAN |
Döngü Bir keman, Bir de ney ağlar ... ben gibi Bir demlik, bir de gözyaşı sızar İçimdeki sen misali... Birikir de birikir. Kuru gürültüdür yağmur ve gereksiz bir kurşun olur şimşek Düşlerim kaç renk taşısa da Kaybolur gecenin nankörlüğünde Dökülür de dökülür. Takılır türkü peşine savaş Acıya yakılır da, aşka yakılmaz ağıt Lâl yer kalem, kör olur güneş Suskun ve karanlık bir dünya kalır Döner de döner. Bir bayrak Bir de bebek yanar...ben gibi Bir şehit düşer, bir ocak söner Ha evlat acısı, ha vatan sancısı İkisi de aynı yangın Tüter de tüter. Kuru küfürdür şiirler Ve gereksiz bestelenmiştir onca marş Dua gibi tekrarlasak da Kaybolur bunca teneke sesi içinde Vurdum duymazlar içinde Özgürlük de bir gün biter. - Bir keman - Birikir de birikir. - Kuru gürültüdür yağmur - Dökülür de dökülür. - Takılır türkü peşine savaş - Döner de döner. - Bir bayrak - Tüter de tüter. - Kuru küfürdür şiirler - Özgürlük de bir gün biter. A.Altincicek |
eylül sabahının serinliğini Yaprakların serinliğini Ciğerlerime dolduruyorum Sessizlik ve serinlik Birleşiyor Yıkanmış güvercinler Ve çok uzakta bir tren sesi Her zaman yeniden başlamak duygusu Doğuyor içimde Her uyanışımda Düşmanlarımı bağışlıyorum Daha çok seviyorum dostlarımı Her uyanışımda Eylül sabahının serinliğini Yaprakların serinliğini Yüreğime dolduruyorum http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gifAtaol BEHRAMOĞLU |
Yüregimdeki çocuk Yüregimde bir çocuk Sevinçle hüznü Bir arada yaşıyor Bir elinde umut çiçekleri Digerinde mutsuzluk dikenleri... Yüregimdeki bu çocuk aglıyor, Batmış eline Mutsuzluk dikenleri... Umut çiçekleri Gönlünü okşuyor... Kendisini Bekleyen geleceği Umut çiçeklerinde Biliyor... Yüregimdeki çocuk Ellerin de Umut çiçekleri, Gözlerinde Bir ümit ışıgı yanıp sönerken Kendisine sevgiyle uzanacak Bir dost eli bekliyor... Yüregimdeki çocuk Bir elinde umutsuz dikenleri Digerinde umut çiçekleri Gözlerinin içi gülüyor... Yüregimdeki bu çocuk Gelecekten umutlu Hayatla barışık yaşıyor... 06.04.2005 saat: 12:00 Halide Selcan Karagül |
Sabaha Karşı Gece Ben sabahları seviyorum Sabah koksun istiyorum gözyaşlarım Soframda ekmek, çay ve sabah Sabahları açsın çiçek Kuşlar sabahlara sarılsın güneş gibi Bu yüzden geceleri uyuyup Sabahları açıyorum gözlerimi Ben sabahları seviyorum Şafaktan önce uyanıp Terkedişini seyrediyorum gecenin Terkedişin geliyor aklıma Susuyorum.. Gün vuruyor mührünü yavaş yavaş Rüzgar ürpertiyor bakışlarımı Ve sabahları hatırlayıp gülümsüyorum Ben sabahları seviyorum. Hatırlıyor musun gidişini? Bir geceydi ve sen, Sen alıp götürdün beni benden Zamanın sonsuz hapishanesinde Müebbete mahkûm ettin kalbimi Bir geceydi hatırlıyorum Artık geceleri seni sevmiyorum Bu yüzden ben Sabahları bekliyorum, Sabahları seviyorum... Erdinç Gürer |
Seni sen olduğun için sevendir Yüreğinin sesini uzaklarda bile dinleyendir İki eli kanda olsa derdine yetişendir Varolduğunu hissetiren,kıymet bilendir Dostdur sözde değil özdedir adı... Sabun köpüğü değil, darlık anında kaybolmaz Sözünün eri güvenirliği tartışılmaz Bilirsin, çıkılan yolda yarenlikden caymaz Hayatına girdi mi kolay kolay çıkamaz Dostdur sözde değil özdedir adı... Yüreğini menfaatsiz sunar İyiliğin için sözleri acıya bular, Vakti zamanı gelir söyledikleri bir bir çıkar Yoktur senle dolan kalbinde ne fitne fucur ne de çıkar Dostdur sözde değil özdedir adı... Yangınlardaki yüreğine, varlığı ile ferahlık Mutluluklarında, üstüne dikilen saf ipekden bayramlık Bilmez ne rol ne sahtekarlık En büyük özelliği yaradılışı doğallık Dostdur sözde değil özdedir adı... Yalnızlıklar rıhtımından alıp götürür, süt beyaz yelkeniyle Uçurum kenarından çeker,adı şefkat elleriyle İyiki varsın dedirttiren, avucunda tuttuğu yüreğiyle 'Sen cansın benim dostumsun ' ağız dolusu kelimeleriyle Dostdur sözde değil özdedir adı.... Tüm Dostlarıma.... Özlem Gökdem |
Rüzgar esiyor, Bulutların arasından, Beni seçiyor, İnsanların arasından, Seni arıyor, Gönül yarasından, Havadan, Ondan, Benden, Senden. kamer taşkın |
Ne tuhaf, siste yürümek! Her çalı, her taş ıssız, Ağaçlar görmüyor birbirini, Hepsi de yalnız. Hayatım aydınlıkken henüz Dostlarımla doluydu dünya. Çöktü işte şimdi sis, Biri yok ortalıkta. Karanlığı bilmeyen Bilge değil, olamaz. İnsanı ayıran her şeyden, Karanlık: hafif, kaçınılmaz. Siste yürümek ne tuhaf! Yalnız olmaktır yaşamak. Kimse kimseyi tanımaz, Herkes yalnız. Hermann HESSE Çeviren : Behçet NECATİGİL |
Öyle kolay olsa çekipte gitmek Yıllar öncesinden çekip giderdim Istemezdim hiçbir şeyi dert etmek Sıyrılıp içinden çıkıp giderdim.. Yalan sevdalara bulaşmasaydım Mutlu günlerimi bölüşmeseydım Tiryakisi olup alışmasaydım Bunca acılardan bıkıp giderdim.. Hiç soran olmadı günün birinde Hatırlayan yoktu bayram gününde Yemin, post olmazdım dostun önünde O can yürekleri yıkıp giderdim.. Hevesim olmadı ne şöhret ne şan Sayan bendim büyük küçük danışan Yüzüme gülüp de ardım konuşan Riyakara kurşun sıkıp giderdim.. Yem oldum yıllarca kurda kuşlara Kaptırdım kendimi hayal düşlere Inansaydım eğer sahte yaşlara Bende seller gibi akıp giderdim.. hilmi yazgı |
Gökyüzü değişecek Bekleyeni bulacaksın, orada, Eşiğin yanında. Gökyüzü değişecek Gece, Bu düşün peşinden gittiğin zaman, Gökyüzü değişecek Dökülen beden tükenecek Adımlarını sende unutacak. Bu bahçede adımlarını unutacak. İskender Habeş Çeviren: Metin Fındıkçı |
KAÇIŞ DENEMESİ {Eda AKTAŞ} .a İçli türkülerden geçerken yollar Hala diriyken tablada kül İçimde bir gül gözlerinden ölür! Gitmek dilerim turna kanı mürekkebimde donduğu vakit! Kırmak isterim hatrını harın!… İşte, Derunumda kuyular sıralarken mütercim Bir Yusuf dilerim, değilken Züleyha! Aklımın bir ucundan geçerken kalbimin müstakil bahçelerine Sen bu meçhulün faili olabilirsin sadece! -bana kal de!- .b Sen bu seslenişin kalbi olabilirsin sadece! Ellerimde bir demet okyanus vardı oysa! Münferit güller getirdim sana pusat gölgelerinden! Ölümü hatmettim kanarken gülbank! Gördüm tuzlanmış yarada kanı Ebabiller bekliyordu sırtım namluyla boğuşurken! Gücenmiş yağmurlar getirdim sana çöl diyarından! Telef olmuş yanlarım ağrıyor şimdi! Kaç kalmak bana yeter ki?! Beter kalsan da bu viranede Sen bu vedanın şahidi olabilirsin sadece! -bana kal de!- .a leylim kül kaldım .muradım yangınlarda! .onikisiekimin |
Gece yarıları Issızlığın Geçtiği Kasabaların yarı açık camlarında olurdu silüyetin. Ben hep kentleri taşırdım içime. Hiçbir gitme kavuşturmaz dı Ardımda kalanla önümle duran arasında büyüdü yüreğim kemal kıcır |
HER DAMLADA BİNBİR BELA Yağan yağmur değil, damla damla gözyaşım. Yağmurlarda bereket... Her damlada bin bir bela, dertte başım. Ey keder beni terket! Beni söyler masallardaki her kör kuyu. Kah kendimi bulurum devlerde. Bir fırtına eser kuyuda, kurumuş acı suyu. Kah yatarım kapısız bacasız evlerde. Necmi Ünsal |
Bir gün yazacagım bende Gözümden akan damların Canımı nasıl yaktıgını Anlatacagım bir bir Kusacagım içimden ne geliyorsa Adı isyan Adı Nefret Adı hüzün olsun Ne fark eder Nasıl olsa bir gün yazacagım Adı ne olursa olsun Sensizligin Ama bir gün yasadılarımı.. Sana mutlaka okutacagım Sensizligin nası bir duygu oldugunu Anlatacagım Resmini eline alıp Dökülen her damlayı Kalbimden gecenleri Canımın nasıl yandıgını Birgün mutlaka yazacagım Sensizliği Bir gün yazacagım bende Gözümden akan damların Canımı nasıl yaktıgını Anlatacagım bir bir Kusacagım içimden ne geliyorsa Adı isyan Adı Nefret Adı hüzün olsun Ne fark eder Nasıl olsa bir gün yazacagım Adı ne olursa olsun Sensizligin Ama bir gün yasadılarımı.. Sana mutlaka okutacagım Sensizligin nası bir duygu oldugunu Anlatacagım Resmini eline alıp Dökülen her damlayı Kalbimden gecenleri Canımın nasıl yandıgını Birgün mutlaka yazacagım Sensizliği ChAtLaC |
Hüzzam Sözcükler Seni hangi tona ekleyip ……….bir tabloya konu etsem Hangi tonu sana uyarlasam Ya da hangi yanağına ……… masum bir öpücük kondursam Dilimdeki hüzzam sözcükler Bizans’a kafa tutar ……….bu hisar üstü gecelerde …………… ve bir yel eser senin olduğun diyardan Öyle bir eser ki ……….bir yanım Halepçe katliamı …………..diğer yanım senin elinde Hadi vur beni ………vur ki vurmanın ne demek olduğunu …………… kanıtlama ihtiyacı olmasın kimsenin Vur ki aşkın temiz yüzüne ………..yüz geçirecek yüzü kalmasın kimsenin… Yazan : roj yiğit |
İki akşam oluyor bazen hayatımda gece yarıları, kaçırırmış gibi giden son treni, bir kement atar gibi, boşluğa fırlıyorum yataktan bilinçsizce, deli gözbebeklerimle... İki akşamdan diğerine sımsıkı ne zaman sarılsam böyle, içimden kapıp giden bir duygu selini, birdaha asla duyumsuyamayacağımı düşünüyorum.. hızla kayıp gidiyor akşam gördüğüm düşler... nedeni belirsiz bir sıkıntı hissediyorum... masal anlatana rastlasam koridorumda bağdaş kurup dinleyeceğim... çekip çıkarsalar kuyumdan beni, yapayalnız bir taş olan bedenimi, hüngür hüngür parçalanacağım un ufak bir kum tanesi oluncaya kadar.... hain sabahlara inat iki gece yaşıyorum.. bazen birincisini yaşarken ikincisi kucağına alıp başlıyor ninni söylemeye... kement atıyorum gecelerime daha bir tutsun aklıma doldurduğum düş nesnelerimi diye.... suluyorum çiçeklerimi sevdamı ve düşlerimi elimden geldiğince.. kayıtsız da kalsalar, umursamasalar, düşünmeseler ne çıkar ki... beklentisiz savuruyorum kementlerimi boşluğa.... beceremeseler bile tutunmayı hiçbiryerlere... koyu karanlıkta bile göz kırpıyor gölgelerim bana ellerinde kementleri ve renkli geçmişleriyle... bütün ışıkları açıyorum sonra sabaha meydan okuyorum kendime göreceli bir cesurlukla... dolaşırken evin dar koridorunda akşamdan savurduğum kementlerimi arıyorum.. belki de yanıp sönen şu çığlıklarımın arasında bir yerdeler karşılaşmayı umuyorum ama emin olamıyorum.. yüzbinlerce imge dolaşıyor aynı anda hem bende, hem benimle gezinen ikinci gecemde.. geçmişden gelen her ses daha da zora sokuyor bu mavi yangını... uyuyamıyorum... iki gece yaşıyorum bu günlerde, birincisi formal yapabildiğimce ikincisi bana ait olabildiğince... yoksa nasıl başederdim koca bir günle...... mehmet yüce |
Sana bir gün hoşça kal diyeceğimi biliyordum zaten, hoşça kal papatyam, hoşça kal… Acımasız hayat bazen akrep gibi, son darbeyi kendine vurur, ve kıyar ya canına, sana da öyle oldu… İnsanlar zalim olmuş, sevgiye aşka katil olmuş, gülen yüzlere isyankar, ihanete aç kalmışlar… Sevmişler geceyi gündüzden çok, ayı güneşe yeğlemişler pörsümüş tenlerinde… Kuru ekmeği bulamazken, şarap ile kaşara meyletmişler boş mideyi… Bir damla sevda bulamazken, esir sanmışlar sevdaları kendilerine… Hoşça kal papatyam, yeşil denizimin beyaz gözyaşı, sevdamın en beyaz gelinliği, hoşça kal… Bir gider bin açarsın ya sen, bir dalın gider bin kök doğarsın yürekte… Sen salın yine sımsıcak gülen yüzünle, Sonbaharın serin yeliyle, baharın ılık meltemiyle, aç beyaza hasret gönüllerde damla damla… Çiğnesinler seni çamurlu postallarıyla, ihanet askerlerinin kılıksız neferleri, sevda eşkiyası olsun anılsın adın, can ver sen bu yolda, birkaç yoldaşınla… Ben ağlarken gülen gözyaşlarımın, damladığı yüreksin sen… Kokunu hasretime, adını dağlara, sevdanı yüreğime yazacağım, ve her sevdayı, sana adayacağım… Hoşça kal papatyam… bedri kenan karaal |
Saatler kaldı kavuşmamıza bir kaç saat sonra az kaldı dakikaları geri saymaya ama geçmiyor saatler inadına eskiden hemen geçip giderdi ya şimdi ise sanki sözleşmiş gibi akrep ile yelkovan çocuk oyalar gibi beni oylalıyorlar bakıyorum saate daralıyor bazen zaman tekrar bakıyorum kavuşmamıza daha saatler var ya nasıl geçer bu saatler kavuştuğumuz an unutacaz seni zaman duracak o anda tüm saatler yine baktım saate bir iki dakika daha geçmiş geç artık zaman kavuştur bizi birbirimize gülce şeren |
Tek taraflı bir sevgiydi, beni sana bağlayan ve gözyaşına boğulan yüreğimdeki.. İki tarafına da dokunsan, hiçbir sonuç alamadığın, bir sevdaydı benimkisi.. Ben seviyordum ve içimden, bağıra bağıra söylüyordum. Ben sana aşıktım, ama sen hissetmiyordun.. Çıkaramıyordum içimdeki gücü. Anlatamıyordum ´seviyorum´lu biten o son sözü. Ve gözlerimle söylüyordum ve ben seni özlüyordum, ama sen görmüyordun...! Seviyordum çocuksu bakışını. Her yere ayak uyduran, o çılgın rahatlığını. Ve yerinde kullandığın, olgun tavrını seviyordum.. Her şeyinle hoşuma gidiyordun ve bana, her şeyinle çekici geliyordun.. Ben sana hayrandım, ama sen bilmiyordun.. Söyleyemedim sana.. Attığım her yeni adımda, risk alarak başlardım hayata. Ama, sana karşı kumar oynayamadım, rest çekemedim hayata. Seni kaybetmekti, sevginin yanında sevgimin yalnız kalmasıydı korkum ve ben bunu, bir türlü göze alamıyordum...! Sana söyleyemedim... Belki sen bunu, hiçbir zaman bilmeyeceksin.. Ama birgün öğrenirsen, suçu kendinde arama. Çünkü bütün suç benim.. Ve olur ya, birgün gelirsen bana, ben her zaman, her şeyimle seninim...! UMUT CAKMAK |
Kim anlayabilir beni sessiz odamda. Aşklarım, kavgalarım, Ve yine ardından yalnız kalmalarım. Vefamı; teşebbüsünde kalmış ellerindemi arasam. Yoksa anne kaygısızlıgındamı? Yada sarhoş satırlardamı? Geberiyorum sensizligimde. Köpekleşiyor yalnızlıgım. Tam gitmek isterken şehrinden. Gözyaşlarım sana teslim olmasada. Yükünü taşıyamadıgı duygularıma kapılıyor, Nacizane oluyor kimligim mısralarda. Bırakıyor kendini. Bırakıyor ebedi teslimata. Mültecileşirken düşüncelerim. Ve yine sakinleşiyorum. Sokulurken koynuna. Gurbet hasreti çekiyorum olmayışlarına. Naralar patlıyor yalnızlıgıma. Küfrediyorum duvarlara. Sızarken gün ışıgı odama. Sensiz olmalarıma..... Yanarım........ özdemir ünler |
Seheryeli çık dağlara Güneş topla benim için Haber ilet dört bir yana Güneş topla benim için Umutların arasından Kirpiklerin karasından Döşte bıçak yarasından Güneş topla benim için Yazdan kıştan ilkbahardan Mahpuslarda dört duvardan Doludizgin sevdalardan Güneş topla benim için Seheryeli yâr gözünden Havadaki kuş izinden Geceleyin gökyüzünden Güneş topla benim için... Ülkü Tamer |
Yağıyor elmas taneleri gibi saçılıyor her yere O dur gökyüzünün göz yaşı, sanki dökülüyor hece hece Bunda gizli itiraflar göz yaşları saklanmış iniyor bazı gece Yağmur bazen yavaş yavaş ümitsiz göz yaşları gibi akar Bazen şiddetlenir çoşar sanki isyana kaçar Neden bilmem her seferinde acı sunuyor bana Gözlerim dolarak bakarım uzun uzun ona Bazen birden etrafa bir tebessüm yayılır, Şimdi güneş gökyüzüne ümit ışıkları dağıtır Gök kuşağı ümit hediyesidir güneşin İşte böyle anlıyorum ben, yağmurun dilinden Bu benim sezişim.. perihan karakaşlı |
kadın, gözlerinin eski gürültüsünü göçebe, ırmağını gezdiriyor, suçortakları gibi, gövde arayan bıçak, yarasıyla buluşuyor, bağışlıyor yoksul sevişme taklitlerini kalbimizin gam yükünden geçilmediği yalan, yaralarımızı gösterecek kadar seviştiğimiz de. Haydar Ergülen |
Zindandan Mehmed'e Mektup Zindan iki hece. Mehmed'im lafta! Baba katiliyle baban bir safta! Bir de geri adam, boynunda yafta... Halimi düşünüp yanma Mehmed'im! Kavuşmak mı?.. Belki... Daha ölmedim! Avlu... Bir uzun yol... Tuğla döşeli, Kırmızı tuğlalar altı köşeli. Bu yol da tutuktur hapse düşeli... Git ve gel... Yüz adım... Bin yıllık konak Ne ayak dayanır buna, ne tırnak! Bir alem ki, gökler boru içinde. Akıl, olmazların zoru içinde Üstüste sorular soru içinde. Düşün mü, konuş mu, sus mu, unut mu? Buradan insan mı çıkar, tabut mu? Bir idamlık Ali vardı, asıldı; Kaydını düştüler, mühür basıldı. Geçti gitti, birkaç günlük fasıldı Ondan kalan, boynu bükük ve sefil; Bahçeye diktiği üç beş karanfil... Müdür bey dert dinler, bugün "maruzat"! Çatık kaş... Hükümet dedikleri zat... Beni Allah tutmuş kim eder azat? Anlamaz; yazısız, pulsuz dilekçem... Anlamaz! ruhuma geçti bilekçem! Saat beş dedi mi, bir yırtıcı zil Sayım var, maltada hizaya dizil! Tek yekün içinde yazıl ve çizil! İnsanlar zindanda birer kemmiyet; Urbalarla kemik, mintanlarla et. Somurtuş ki bıçak, nara ki tokat; Zift dolu gözlerde karanlık kat kat... Yalnız seccademin yönünde şefkat Beni kimsecikler okşamaz madem Öp beni alnımdan, sen öp seccadem! Çaycı getir ilaç kokulu çaydan! Dakika düşelim, senelik paydan! Zindanda dakika farksızdır aydan Karıştır çayını zaman erisin Köpük köpük, duman duman erisin! Peykeler, duvara mıhlı peykeler Duvarda, başlardan yağlı lekeler Gömülmüş duvara, baş baş gölgeler... Duvar, katil duvar yolumu biçtin Kanla dolu sünger... Beynimi içtin Sükut... Kıvrım kıvrım uzaklık uzar Tek nokta seçemez dünyadan nazar Yerinde mi acep, ölü ve mezar? Yeryüzü boşaldı habersiz miyiz? Güneşe göç var da, kalan biz miyiz? Ses demir, su demir ve ekmek demir... İstersen demirde muhali kemir. Ne gelir ki elden, kader bu, emir... Garip pencerecik, küçük daracık; Dünyaya kapalı, Allah'a açık Dua, dua, eller karıncalanmış; Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış Gözyaşı bir tarla, hep yoncalanmış Bir soluk, bir tütsü, bir uçan buğu İplik ki incecik, örer boşluğu Ana rahmi zahir, şu bizim koğuş Karanlığında nur, yeniden doğuş... Sesler duymaktayım; Davran ve boğuş! Sen bir devsin, yükü ağırdır devin! Kalk ayağa, dimdik doğrul ve sevin! Mehmed'im, sevinin, başlar yüksekte! Ölsek de sevinin, eve dönsek de! Sanma bu tekerlek kalır tümsekte! Yarın elbet bizim, elbet bizimdir! Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir! Necip Fazıl Kısakürek |
Olur Mu? Emrini terkeder, neyhini tutar Kuru dava ile kul olur mu ya!.. Döner bir de halka sofuluk satar Böyle erkân, böyle yol olur mu ya!.. Kişizadelik hiç alınmaz satın, Asil azmaz diye söylerler bütün Bir mülevves yere düşse bir altın O kıymetten düşüp pul olur mu ya!.. Terk-i heves edip hizmet tutmalı Arı ahvalini ibret tutmalı Her çiçekten birer çeşni tatmalı Bal, bal desen ağzın bal olur mu ya!.. Haberi yok say ü gayret, emekten Böyle karın doymaz yarım çörekten Güdük çapa ile kırık kürekten İki çift katıra nal olur mu ya!.. Gönül yücelerden yüce olmak ister Beş-on kuruş ile hacı; olmak ister Ellisinden sonra hoca; olmak ister Kart ağaçtan taze dal olur mu ya!.. Söyleyemez asla galatsız sözü Hiçbir marifette yoktur bir yüzü Mektebi görmemiş, kürsüde gözü Elif, be demeden dal olur mu ya!.. Dolaşır dolambaya, varma sen kıra Caddeyi boşlama dayanıp dura Uğradığın çayın köprüsün ara Bilmediğin suya dal olur mu ya!.. Ne bir zikrin, fikrin, doğru yolun var İyi halin yoktur, kötü halin var Gufrani! hep günahlarda elin var Böyle şair ehl-i dil olur mu ya!. Aşık Gafruni |
YAPRAK Ey yeşile doymadan sararan yaprak! Her şeyin bittiğini mi söylüyorsun solarak? Unutma seni bir ömür boyu yaşatacak Bir yağmur ve saplandığın kara toprak İtiraf edecek aşkını yağmur, üzerine yağarak Dile gelecek bulutlar, üzerine ağlayarak Güneş zalim bir sevgili, seni hep yakacak Ay varken boş ver güneşi, ol ondan ırak Bir çiğ tanesi düşecek önce Sana konup öpmek için Sonra da bir sam yeli üzerine Seni üzüp sarartmak için Ey yeşile doyamadan sararan yaprak! Hala her şeyin bittiğini mi sanıyorsun solarak? Unutma seni bir ömür boyu yaşatacak Bir ben, bir de saklandığın kalbim olacak DİLEK ÇAKMAK |
Kaç içki daha ne ağır bir iş Alkol ırgatlığı bardakta ruj izi Gözlerinin mavisi akında erimiş Tütün sarısına dönüyor benzi Şehvetin dürtüsü Seviş Seviş Seviş İçindeki çöl çok daha geniş Nasıl bir susamak içebilse denizi Ağzını bulamıyor nerede kaybetmiş Oysa yutabilir erkekliğinizi Şehvetin dürtüsü Seviş Seviş Seviş Attila İlhan.. |
İbresiz bir saat… Yapraksız bir takvim… Çok şey mi istiyorum sanki… Güvenmiyorum ki ben bu hayata… Ki hayat,ertelemiyor ki yapacaklarını… Korkuyorum… Korkuyorum bu ahiri zamandan… Ertelenmiş mutluluklardan… Susan dillerden… Uzanamayan ellerden… Gerçek olma ihtimalli rüyaların sadece rüyada kalmasından… Utanılan tüm güzelliklerden… Ertelenmeden… Ertelenmekten… Güvenmiyorum ki ben bu hayata… Dün,bugüne güvenmedim… Bugün,yarına… Korkuyorum ki ben bu ahiri zamandan… Ki içimde hala sevgi varken… Onu da kaybetmeden… Seviyorum’a hala dilim dönerken… Ne diye çekineyim elini tutmaktan… Gözlerine bakıp seviyorum demekten… Ki ben korkuyorum yarından… Hala yaşıyorken… Hala varken… Ne diye erteleyeyim sevgimi… Güvenmiyorum ki ben bu ahiri zamana… Yarını meçhul hayatıma… Hala saklıyken tüm kötülüklere inat içimde bir güzellik… Ne diye erteleyeyim… Bir anda geçip giderken hayat üstelik… sevnur şaylan |
Ellerim Açar varlığının perdelerini Giydirir seni başka bir çıplaklıkla Bedenler soyar senin bedeninden Ellerim Uydurur senin bedenine başka bir beden Octavio Paz Dünya Şiir Mitosları Türkçesi: Adnan Özer |
YAĞMURA DÖNDÜM YÜZÜMÜ Hüznüme dokun göklerden gelen berrak karar Kanatlarındaki haberi gönlüme kondur Rüzgârın rahmindeki nemden bana da haber Rahmetinden doğan toprakta yeşil bir kök ver. Yaşadıkça çoğalır ruhumda yalçın çorak Kaç mevsim geçerde eksilmez içimde kurak Çürüyen nefesimde çağırdığım imdada bak Çölünde buhar oldum sırrını yağmurla ver. Masalların özge diyarından yüreğime eğil Gece ol mutlu hülyalarla koynuma sokul Çağlayanlardan ağ yüreğme mümbit damla ol İçimde yokuş uzar tabanıma kuvvet ver. Yazan : benyaminaras |
Yıldızlı geceler gibiydi gözlerin öyle delici içten ve yumuşak Kalbime saplanan bir ok Yüreğimi parçalasada o delici sızı Senden gelen her şeye sevdalanmıştım ben Karanlığı deler gecer gözlerim Yüreğimde bir sen varsın birde umut Cama vuran herdamla seni hatırlatır bana Bir şafak vakti düştü gönlüme sevdan Seninle hüzne sevdalanmıştım ben Sen ben ve hüzün ayrılamaz bir üçlü Yağmurla gelen sevda Hüzne dönüşmüştü gözlerimde Seninle hüzne sevdalanmıştım ben mehtap karakaşlı |
elim sana değse diniyor gece saçlarından başlıyorum günü çözmeye yüzüm sana değse sürçüyor zaman daracık odalarda ben kâfir, sen müslüman dilim sana değse uyanıyor sözcükler Enver ERCAN |
Rüzgar... Denizlerin üzerinde boranlar olup geleceğim yanına görmem lazım seni duymam lazım bakarsın duygular rüzgarım olur alır götürür beni kirpiklerinin arasına damla olur dokunurum yanaklarına buharlaşır varırım toprağına. Zeki Arlan |
hani diyorum ki gelsen otursan yanıma masada iki kişiyi geçmesek kendimiz doldursak kadehimizi kendimiz yaksak mumu masada başka şeyler olmasa da olur be gülüm türk öğer koç |
Mesafe... Gitme gitme kal, dilediğince bu gün doğmuş bir an bitecek hayat yine yeniden sevdim aşkı. kardelen çiçeğini bilirmisin sade ve gururla, hayata mücadelesini bilirmisin sessizliği olanca kasvetiyle hayata direnmesini sen gül çiçek tohum atsın toprağa aşk. bak; beyaza boyanmış sabah kuşlar övün derdinde akşam ve sonrası karanlık yüzü solgun. bir gece daha bitecek üzüldüm annem hayat akıyor içim eriyor.......... Zeki ARLAN... |
Gökte rahmet olsan umrum değilsin Senin yağmurunda ıslanmıyor bedenim. Kızgınlığım sana değil kendime benim Senin mevsiminde açmıyor çiçeklerim. Bedirhan Gökçe.. |
Buzdağına çarptın mı bilmiyorum ama Titanik gibi oldu batışın bir sen vardın çünkü şiirin dört bacalı şairi Dalgaların kıyıya vurduğu eşyalarını toplama telaşında imgenin derin sularına nefesleri yetmeyen lodosçular Bir gemi gibi batmak yakışırdı sonuna filikaya biniş sırasına benzeyen yaşantının: -Önce çocuklar ve kadınlar SUNAY AKIN ANTİK ACILAR Çınar yayınları, Ekim 1999.. |
O ilk bakış, o ilk yakış, O ilk sevgin, Duruyor hala içimde… Meğer ne çok sevmişim, Seni özümde… Seviyorum sanırdım seni, Sen yanımdayken… Oysa insan, Asıl o zaman anlarmış sevgiyi, Sevdiği uzaktayken… Ben seni sevmeyi, Senden ayrıldıktan sonra öğrendim! Ne olur darılma, Demezsem, Sen yanındayken… SENİ SEVİYORUM! SENİ SEVİYORUM! Diyemediğim kadar… SENİ SEVİYORUM! Diyebileceğim kadar… SENİ SEVİYORUM! Sonsuza kadar… mehmet kıyak |
İlk aşkım ilk dansım seninleydi Erkekleri tanımaya seninle başladım Ne kadar büyük bir sevgin vardı Yürek ister böylesine sevgiye Sırtlanmıştın en ağır yükü Hiç itirazın yoktu her şeye razıydın sen Tek amacın bizi mutlu etmekti İlk sevğimdin sen Gözlerimi açtığımda gördüğüm Sıcaklığını hissettiğim Sorgusuz soalsiz koruyanımdın sen Ellerin ne kadar güzeldi Ne kadar güçlü ne kadar sıcak Ya gözlerin ne kadar şevkatli Mağrurdu başın hep dik ve gururlu Yaşamın ağırlığına karşı hep ayakta Hep yalnız mücadele vermiştin sen Anne sevgisi bilmeden tanımadan Bize en büyük sevgiyi verdin sen Belki o yüzden hep sakladın sevgini Gözlerin ve sıcaklığın olmasa Bilmezdik bizi sevdiğini Hep söylerdin ya... Sizden başka sevenim olmadı diye Kimse kucaklamadı beni sizin gibi Kimse okşamadı başımı Kimbilir belki içinde kaldı bu O yüzden fazla sevdin bizi sen Hep sıcaklığını varlığını hissettirdin Sesin hep güçlüydü yüksekti Mağrur bir aslan gibi hep kükrerdin sen O kükremenin ardında ki sıcaklığı Hep hissederdim ben Gittin diyemiyorum gidemezsin sen Hep yanımda hep bizimlesin Görmesemde biliyorum Hep içimdesin sen Babasın sevgisin sen mehtap karakaşlı |
İki Gözüm Dayan İki Gözüm Acılarımı çöllere bir bıraksam Ölüm kokan yatağımda Rüzgarda yerimden delicesine fırlasam Ateşte açan çiçekleriyle dolduracağım eteğini Ve yıldızlarla parlatacağım gözbebeğini Sensizlikte Gözyaşım Aras gibi bulanık akar Acılarını bir anlatsam Kızılırmak' a Benimle her gece sana ağlar Ve içim hep sana için için sızlar Dayan İki Gözüm Hatırlar mısın? Çıplak ayağımda denize değmemişti ayaklarım demiştin Üç düğmeli kefeni üzerimden bir çıkarsam Umutlarınla kırlarda delicesine bir koşsam Avuçlarımda denizleri bırakacağım kıyına Koynumda sakladığım Meltem kokulu baharları bırakacağım kapına. Sensizlikte Sıva tutmaz duvarlara çarpıyor kanadım Sanki her gece Ölüme kundaklanıyor sensiz yarınım Ve dağ yollarında Siyaha bürünmüş ağıtlar besteliyorum Yavru serçelerimi matemle besliyorum. Dayan İki Gözüm Ovamdaki tüm ceylanları bir emzirsem Yatağımda hastalığımı bir yensem Cennetin kokularıyla sana koşacağım Yüreğimi sonsuza dek sevdana bırakacağım. İsmail Sarıgene |
ADSIZ BİR ÇİÇEK Rengini dunyaya ilk defa sunan Adsiz bir cicek gibi parliyorsa gozlerim Sevgilim Bana "sen bir sairsin" dedigin zaman. Yalniz sana yaziyorum bu siiri Istersen bir siir gibi okuma Cunku her yil yeniden yazacagim onu Sogukllar baslayince havalanip Millerce yol katettikten sonra Guneyi tadan bir kusun sevinciyle. Ve yazmis olacagim bir de Her donemde her cagda Sevdanin kendine ozgu diliyle GÜLPINAR |
Bir ırmak adını taşıyan kız Zonklayan o yıldızla Ufkun ucunda Soruyor bana: - Uyumadın mı daha! Batıyor kirpiklerim Kapandıkça Işıklar bir bir Yüreğimin sesi kulaklarımda - Uyumadın mı daha! Bir dize borçluyum Tek bir dize Temmuz sıcağına Karşı koyanlara Ölümün serinliğiyle: Tek silahıydı hayatı Yaşamak için silahını fırlattı. Bir yıldız zonkluyor hâlâ Adı ırmak bir kızın anısıyla Sennur Sezer... |
Gelsene dedi bana Kalsana dedi bana Gülsene dedi bana Ölsene dedi bana Geldim Kaldım Güldüm Öldüm NAZIM HİKMET Şair İsimleri, Mystical... |
Akdeniz Yaşıyor Sana Akdeniz yaraşıyor sana Yıldızlar terler ya sen de terliyorsun Aynı ıslak pırıltı burun kanatlarında Hiç dinmiyor motorların gürültüsü Köpekler havlıyor uzaktan Demin bir çocuk ağladı Fatmanım cumbadan çarşaf silkiyor yine Ali dumdum anasına sövüyor saatlerdir Denizi tokmaklıyor balıkçılar Bu sesler işte sessizliğini büyüten toprak O sesinin sardunyalar gibi konuşkan sessizliği Hayatta yattık dün gece Üstümüzde meltem Kekik kokuyor ellerim hala Senle yatmadım sanki Dağları dolaştım Ben senden öğrendim deniz yazmayı Elimden düşmüyor mavi kalem Bir tirandil çıkar gibi sefere Okula gidiyor öğretmenim Ben de ardından açılıyorum Bir poyraz çizip deftere Bir ada var sırf ebabil Dönüyor dönüyor başımda Senle yaşadığım günler Gümüş bir çevre oldu ömrüm Değince güneşine Neden sonra buldum o kaçakçı mağarasını Gözlerim kamaşınca senden Ölüm belki sularından kaçırdığım O loş suda yıkanmaktır Durdukça yosundan yeşil Kulaç attıkça mavi Ben düzde sanırdım yıkıntım Örenim alkolik asarım Mutun doruğundaymışım meğer Senle çıkınca anladım Eski Yunan atları var hani Yeleleri bükümlü Gün inerken de öyle Ağaçtan izdüşümleriyle Yürüyor Balan tepeleri Yürüyor bölük bölük can Toplu bir güzelliğe doğru Kadınım Yaraşıyorsun sen Akdenize Can Yücel |
ikimizdik, sen ve ben, bir çiçekle onun tomurcuğu arasında bir yerde; öylece durur muyduk, ikimiz gibi? dâima birlikte olurduk hüzünlerde... anımsar mısın, yaz günü, bir bahçeyle gizledikti kendimizi birbirimizden; sen ve bahçe, ben ve bahçe, sen ve ben: akşamlar derlerdik her ikimizden... üşürüz, çünkü uzağız şimdi o yazdan; ey, birazdan bir yazdan geçer olan, ey! kimbilir ne anlama geliyor artık, şu eskiden “hüzün” dediğimiz şey? Hilmi Yavuz.. |
| Saat: 16:45 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık