![]() |
AYRILIK Islak bir sokakta bulursun kendini Yüreğin taş, dudakların yok Yaşadığını zannedip yürümek istersin Ellerin titer, gözlerin dolar Yüreğinde ne varsa yaş olup akar gözlerinden Üşüdüğünü zannedersin; ölmektesindir Sıkı dur bebeğim buna AYRILIK derler..... |
Öğreneceksin Gözyaşların sele dönüştüğünde Saatlerin yok olup gittiğinde İnsanı yıkıp gitmek neymiş Elbet sende öğreneceksin. Gördüğünde içine nefret dolarsa Her şeyde bahanen o olursa Bir kurşun sıkıp kurtulmak istemeyi Elbet sende öğreneceksin. Her şeyin hesabını verememek Sevgiyi bir hiçe dönüştürmek Gözyaşlarının hesabını görememeyi Elbet sende öğreneceksin. Gün gelecek sende çekeceksin Bir gün elbet sende göreceksin Severken ayrılmak neymiş Elbet sende öğreneceksin. |
Seni Beklerken Hadi ne duruyorsun... Ağlasana Yağmurlar gibi yüreğime Hıçkırıklara boğulsana Haykırsana sevdanı yankı alevleriyle Konsana yüreğime bir kuş misali Gecemin sessizliğini bozsana Aydınlatsana karanlığımı Dağıtsana efkarımı Şimşekler çaktırtsana gönül bağımda Kasırgalar estirsene uçsuz ovalarda Bıraksana kalbindeki solmuş yaprakları Boşaltsana hüznümü Nil’ in derinliklerine Parçalasana içindeki surları Yıksana engin denizlerin bentlerini Alsana beni yüreğine Kurtarsana beni çile dağından Bir fidan diksene umudun bittiği yere Pembe düşlerime konu olsana Hadi daha bekliyorsun Kollarımı açmış seni beklerken Hadi haykırsana sevdanı yankı alevleriyle Hadi ağlasana... Nurettin Yerkazan |
Çırpınış Ve güneş doğuyor içime Sıcak bakışlarında Bu kar kıyamette. Yüreğim tutuşuyor alev alev Yüzündeki masumiyeti gördükçe Ayazda kalmış bedenimde. Seni yaşıyorum her soluduğumda Çaresizliğin dalgalarıyla boğuşuyorum Senden uzak olduğumda. Baharlara özlem duyuyorum Çığlığını susturmak için yüreğimin Mutluluğa kanat açmak istiyorum. Çiçeklere uzatıyorum ellerimi Aklıma sen geliyorsun İncitmeye kıyamıyorum. Özleminle boğuluyorum Uzaktan uzağa sana baktığımda Düşüncelerimi senden uzaklaştıramadığımda. Kendime kızıyorum bazen Suskunluğuma umutsuzluğuma Seni senden çalamadığıma. |
Ölçüsüz Aşk Seni seviyorum desem, var olan en yüce dağlar kadar, En yücesi bir yol kadar düz olur... Seviyorum desem seni, bütün denizler kadar, yetmez ki, İçimdeki aşkın bir damlasından, zaten bin deniz olur... Desem seni seviyorum, evren ne kadar büyükse, Şu koca evren çok çok küçülür, ölçü olmaz az olur... Seni seviyorum desem,büsbütün mevsimler kadar, Dört mevsimin bütünü de, sımsıcacık yaz olur... Desem seviyorum seni, sayısız yıldızlar kadar, Yıldızlar güneşe dönüşür, tüm geceler gündüz olur... Seviyorum seni desem, bütün canlılardaki hayatlar kadar, Ölenlerde katılınca, yaşam dünyaya hiç sığmaz olur... Seni seviyorum desem, acı gerçek ölüm kadar, Yaşam utanır kendinden, zerreleşir, bir toz olur... Özlüyorum seni desem, bir anlığım bin romandan çok olur... Aşkımıza kalem yetmez, kağıt yetmez, bu sevdaya, bu özleme az olur... |
Rüya Bir çocuk gördüm Dün gece rüyamda Masmavi gözlerinde Geleceğe giden Küçük eski bir vapur , Yüzündeki çizgilerde Aydınlığa giden yolun Sonsuzluğunu gördüm Elinden uçurtmasını aldılar , ansızın Mavi göklere alışmış Peşinden durmadan Yılmadan Koştuğunu gördüm Bir de koca bir çınar ağacına kazılı Şimdilik adının .... olduğunu gördüm. . . . |
Ağlar Gözlerimin yaşı içime akar Bırak beni, gamsız bilsin nazlı yar. İçimi döktüğüm boş bir odayken, Etrafımı sarmış dört duvar ağlar. Altmış köprüleri, kırılmış bağlar, Kapatmış önümü görkemli dağlar. Dil dikenli ise zordadır gönül, Damarımda akan kan dahi ağlar. Bir ateşe düşüp kavruldum yandım, Kül oldu her yanım, ise boyandım. Bir hortum doladı, savruldum göğe, Tenimi ürperten kıl dahi ağlar. Aşkı sarıp, yumak yumak doladım Sevgi özümdeymiş, yeni anladım. Meraksız gözlere hep gönül koydum, Bırak eşi dostu, el dahi ağlar. |
Sitem etmek mi Hem de sana Kalkıp varmak kapına Deli gönlü koyu vermek yola Bendini yıkmış su gibi Yok edip gitmek dere yatağına Adını yazmak sana ulaşan yola Koparıp almak Alıp kaçmak Hiç bırakmamacasına Sitem etmek mi Hem de sana Sitem deli olan bana Laf anlamayan Senden vazgeçmeyen yara İsteyerek aşkı yaşayan Bir buzu ellerinde eriten bana Sitem olmazlara Sitem Uludağ’a Sitem ayrılığa |
Öldüğüm Bahar Sana yazıyorum okumak istermisin Şiir gibi hissedeceksin kendini Dilimdeki tüm sözler dökülecek sayfama Bilesin ki o sayfa bedeldir Gözümden akan bir damla yaşıma Çünkü seni kattım hem ölüme hem ömrüme Çünkü bende tek sen vardın Hiç yaşamamış gibiydim kışı Sen ki öldüğüm bahardın Olmayınca yazamadım ölüme dek Gün battı aydınlatmadın etrafımı Sana yazıyorum son kez Olsada sözlerim haksız Hayalinde sende İyi ki vardınız... |
Aşk Bu Dünyanın Ölçüleriyle Açıklanamaz Sevgili O İlkel Bir Acıdır, Yaban Bir Ağrıdır. Gelir ve İçimizdeki O Çok Eski Bir Şeye Dokunur. Sonra Bir Perde Açılır ve Yolculuk Başlar Bu Yolculukta Artık Para, Tarifeler Beklentiler, Randevular, Taksitler, İş, Anneler ve Korkular Yoktur Aşkın Kendi Gerçekliği Vardır Sevgili. İnsan Başka Bir Işığa Teslim Olur, Daha Derinden Anlamaya Başlar, Bilgeleşir Hiç Bilmediği Sezgileriyle Buluşur Yükü Çok Ağırdır, Kendiyle Buluşmuştur Hem Dışındadır Dünyanın, Hem de Tam Ortasında. Hindistan'da Ganj Nehri'nin Yakılan Yoksun Adamın Hissettikleri de Onunladır, Yitirdikleri de... New York'ta, Bir Sokakta, Kartondan Kulübesinde Yaşayan Kadının Çıplak Yalnızlığı da Her Şey Onunladır, Ona Emanettir Sanki, Ama O, Çıldırtıcı Bir Yalnızlık İçindedir Yine de... Aşkın Kültürlü Olmakla, Bilgili Olmakla da İlgisi Yoktur Sevgili, Kanımıza Karışan İlkel Acı, O Yaban Ağrıyla Hiçbir Kitabın Yazamadığı Hakikatlere Daha Yakınızdır, İnan... Kim Demiştir Hatırlamıyorum, Aşk Varlığın Değil, Yokluğun Acısıdır Diye. Belki de Bu Yüzden İlk Gençliğimde, O Yoğun Aşık Olduğum Yıllarda, Gözüme Uyku Girmez, Dudağımda Bir Islıkla Bütün Gece Şehri, O Karanlık, O Hüzünlü Sokakları Dolaşır, İnsanları Uykularından Uyandırmak İsterdim. Uyanıp, İçimde Derin Bir Sızıyla Uyanan O Derin Sancının Acısına Ortak Olsunlar Diye... Aşk Çok Eski Bir Şeydir Sevgili Onun İçinden O Çileli Çocukluğumuz Geçer Sevdiğimiz İnsanların Çocuklukları da... Oradan Üvey Anneler, Eksik Babalar, Parasız Yatılılar Geçer Ve Sonra Aşk Bütün Bunları Alır, Daha da Eskilere Gider, Hep O İlkel Acıya, O Yaban Ağrıya... İnsan Bazen Nedensiz Yere Umutsuzluğa Kapılır Kimselere Veremez Sevgisini, Kimselere Derdini Anlatamaz, Evlere Kapanır... Bazen Denizler Kıyılar Çeker İnsanı. İnsan Bu Kapılmayı Anlayamaz, Oysa Çok Eski Bir Yerde Yaşanmasından Korkulup Vazgeçilmez Aşkların Sızısıdır Bu. Bu Sızı, Bu Yenilgi Mevsimlerle Yıllarla Devrilir Başka İnsanlara... Bir İnsanın Yaptığı Bir Hatanın Tüm İnsanlara Yayılması Gibi... İşte Şimdi Biz de Sevgili, Ya Olmadık Zamanlarda Umutsuzluğa Kapılıp, Soluğu Evlerde Alacağız, Ya da Denizler, Kıyılar Çekecek Bizi. Nasıl Biz Başkalarının Korkularını Taşıyorsak, Başkaları da Bizim Korkularımızı Taşıyacak, Yenilgimizi, Umutsuzluğumuzu... Birazdan Sabah Olacak... Para, Tarifeler, Beklentiler, Randevular, Taksitler, İş, Anneler ve Korkular Başlayacak... Bunlar Varsa Bizim İçin Geçerliyse Aşk Yoktur ve Hiç Olmamıştır Sevgili. Birbirimizi Kandırmayalım... Hadi Güne Hazırlan, Yaşadıklarımızı Unutmaya Çalış Aşk Bize Güvenip Verdiği Büyüsünü, Sırlarını, Cesaretini, Bilgeliğini ve O İlkel, O Yaban Ağrısını Geri Alacak Bunlar Olurken İçimiz Bir an Üşüyecek, Sonra Geçecek... Hadi, Oyalanma Birazdan Yarın Olacak... AŞKTA YARIN YOKTUR SEVGİLİ |
| Saat: 17:40 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık