![]() |
SAADET KUŞU Hickiran ruhlar ozlemle cirpinir. Hayallerde suslenmis mutlululuk icin. Kanayan kalpler bir bekleyisle kivranir Derinliklerde gizlenmis saadet icin Bilinmezki kimine gulecektir kader Kimisinide gulerken aglatacak. Bazisinin basina saadet kusu konacak Bazisida yasarken olecek Bilinmezki saadet ruzgari Kimlerin kapisini calacak Kimininde yuzunu oksayip gececeK.. |
Ölüm Çare Değil üzülüyorum ben sana aşık olmak buysa acırım buna vururdum başımı taştan taşa isyan ederdim tüm dünyaya aşk böyle değil sevmek öyle değil çok düşünme arkadaş hayat öyle zor değil kader buysa eğer sözüm yoktur benim seçtiğin yol buysa eğer sözüm çoktur benim |
Heeey ! Ne duruyorsun be, at kendini denize. Geride bekleyenin varmış, aldırma Görmüyormusun, her yerde hürriyet. Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol. Git gidebildigin yere Orhan Veli Kanık |
Ölüm Değil Zor Gelen Yıllar,sanki bir nehir, maziye akıp giden. Aşkın,kâlbimde zehir, yavaş yavaş,öldüren. Bu nehrin içersin de, sürüklenip giderken. Hayalin gözlerimde, yavaş yavaş,öldüren. Ecel gelse kapıya, ölüm değil zor gelen. Senden ayrılmak var ya, yavaş yavaş,öldüren. |
HASRET Denize donmek istiyorum! Mavi aynasinda sularin: boy verip gorunmek istiyorum! Denize donmek istiyorum! Gemiler gider aydin ufuklara gemiler gider! Gergin beyaz yelkenleri doldurmaz keder. Elbet omrum gemilerde bir gun olsun nobete yeter. Ve madem ki bir gun olum mukkader; Ben sularda batan bir isik gibi sularda sonmek istiyorum! Denize donmek istiyorum! Denize donmek istiyorum! 1927 Nazim Hikmet |
Ölüm ve Çerçeveler Bir lamba yanıyor hafif ve sarı Garip bir yolculuk, tren ve geyve Bir hançer bölüyor, ah... rüyaları: Bir rüya, bir hançer, bir el: ve, ve, ve... Lambalar yanıyor hafif ve sarı Gece kar yağacak sabaha kadar Toprakta et, kemik çatırtıları... Yarı ölüleri bir korku tutar, Değince bir taşa kafa tasları, - Ölüler ki yalnız tırnakları var, Ve yalnız burkulmuş diz kapakları... Bir lamba yanıyor hafif ve sarı, Esmer delikanlı, hatıra ve kan. Yeşil gözlü kızın hıçkırıkları, Sızıyor bir kapı aralığından, Lambalar yanıyor hafif ve sarı Bir lamba yanıyor hafif ve sarı Açıyor elini göğe bir kadın Uzuyor, uzuyor altın saçları Uğrunda ölünen güzel kızların Lambalar yanıyor hafif ve sarı Çocuklara açar mağaraları Güngörmemiş kuşlar ve örümcekler İlân-ı aşktan dil balıkları Aşina suları çabuk terkeder. Lambalar yanıyor hafif ve sarı Bakıyor ateşe, küle böcekler. Köpekler parçalar kanaryaları Mektupları bir boz ağaç kurdu yer Baykuşlar ötüyor harabelerde Yanıyor lambalar hafif ve sarı. Bir kaza kurşunudur her yerde Süvarisiz şaha kalkan atları Bir ruhun ışığı vardır göklerde Lambalar yanıyor hafif ve sarı Ötüyor baykuşlar harabelerde. Bir lamba yanıyor hafif ve sarı Titriyor yıldırım düşmüş gibi yer Bekledi arzuyla karanlıkları Anneler, babalar, erkek kardeşler: Tâ içinden duyar ani bir ağrı Bir hüzün şarkısı tutturur gider Anneler, babalar, erkek kardeşler... Lambalar yanıyor hafif ve sarı Her yatak dopdolu, bir yatak bomboş Bir neşe şarkısı tutturur gider Birinci, ikinci, üçüncü sarhoş Kurşunlar sıkılır göklere doğru Serçe yavruları havada titrer Lambalar yanıyor hafif ve sarı... Bir lamba yanıyor hafif ve sarı İnce yelkenleri alıyor yeller Titretir kalpleri ve bayrakları Gemiden toprağa uzanan eller... Lambalar yanıyor hafif ve sarı Bir yosun köküne hasret kalacak Gizli hazineler, su yılanları... İnce yelkenleri alıyor yeller Bir lamba yanıyor hafif ve sarı Bir lamba yanıyor hafif ve sarı Beyaz pelerinli hür tayfaları Kendine bağlar siyah kediler Titriyor gönüller ve kara bayrak Bir yosun köküne hasret kalacak Gemiden toprağa uzanan eller Bir lamba yanıyor hafif ve sarı Bir lamba yanıyor hafif ve sarı Garip bir yolculuk, tren ve geyve Bir hançer bölüyor, ah... rüyaları: Bir rüya, bir hançer, bir el: ve, ve, ve... |
DÜŞTÜM YÜREĞİNDEN Gidişin ,tuz basılmış ayrılıklar... Gidişin, sazsız sözsüz eylül düğünleri ... Gidişin harmandalı ,gözyaşı... Sevda böyle yaşanır leyli, sessiz bir başına. Ayaklarıma dolanır bir ince gurur, bir ince suskunluk. güle güle diyem ardın sıra bileklerim burkulur ,yüreğim incinir inan ! Güle güle diyemem ardın sıra şimdi susuzluğunu dindirdiğin bir çeşmede ıpıslak hayaller biriktiriyorum gözlerime. Akşamlar siyah bir şal gibi düşüveriyor omuzlarımdan, tam da dindirmişken bu sevdayı, tam da dönüp kapılardan vazgeçtim demişken, niye bir yanım, niye hep yüreğim, niye hep en kuvvetli yanım sevdadan yana duruyor ? Şimdi suskun bu sevdayı çıkarsam sakladığım yerden koysam avuçlarına, söyle emanet kabul eder misin? Gitsem bu şehirden ayaklarım ıslak, kansam ,yaralansam, bütün sözler anlamını kaybetmişken, bu sevda bu hayatın neresinde duruyor? Düştüm yüreğinden leyli, ben artık bir düşüm. Sevda böyle yaşanır sessiz ,bir başına, düştüm yüreğinden leyli, ben artık bir düşüm. Hoşçakal! |
eni özlüyor, gözlerini unutamıyorum. Seni unutamıyor, sözlerini düşünüyorum. Seni düşünüyor, sevgini düşlüyorum. Seni düşlüyor, ellerini istiyorum. Seni istiyor, fakat ulaşamıyorum. Çünkü sana olan sevgim, Yıldızlar kadar uzak, Bir yürek kadar yakın. Cana can katan varlığın, Kana renk veren dudakların, Bedene ruh veren duyguların, Kalbe huzur veren coşkuların, Göğsüme çisenti gibi düşen göz yaşların, Bana hep huzur veren hatıraların, İşte; Hep sana ulaşmak için çabalıyorum, Yüzlerdeki maskeleri çıkarıyorum, Saygı, sevgi ve saadet zinciriyle, Güzelliklere koşuyorum. “Seni seviyorum” sözünü, Baharın getirdiği heyecanla, Dünyaya haykırarak söylüyorum. Ne mutlu duyanlara.. |
Ölümdü O ölümdü o biliyorum ellerinin ellerimden ayrılışı gözlerimin belirsizce bir noktaya bakışı arkandan yalvaramayaşım gitme diyemeyişim ölümdü o biliyorum olduğum yere çakılışım ardından gelemeyişim seni seviyorum diyemeyeşim ölümdü o biliyorum çaresizce yere yığılışım kimseden yardım isteyemeyişim ve elveda sözünden başka bir duymayaşım ölümdü o biliyorum değilse bile gidişin ölümüm olacak biliyorum |
İçimde tarifsiz bir arzu senden yana Gülüşünle,sevişinle öpüşünle Sadece seninle dopdoluydum. Sen diyordum başka şey bilmiyordum. Pek mahcub da değildim ama Bakamıyordum gözlerinin yeşiline Bir ürperti dolanırdı benliğime Çekip alıverir di beni enginliğine. Oysa ne arzu edip ne düşlüyorduk Küçük bir yuvanın özlem duygusu ile İçinde birlikte yaşanmalı diyordum Aşkların en mutlusu sevgilerin en tatlısı. Bedenlerimizi sunalım birbirimize Mutlu ve saadet dolu geceler yaşayalım Bir ömür boyu tüm kötülüklre inat Sen çocuklarımın anası evimin perisi. Kalbimin hanım efendisi olacaktın Eve dönüşümü bekleyecektin akşamları Gözlerinden mutluluğunu okuyacaktım Dizlerinde yorgunluğumu unutacaktım. |
| Saat: 21:45 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık