![]() |
Sahi gözlerinin rengi nasıldı? Denizler affetsin unuttum onu. Saçın vardı birde siyah mı neydi? Başaklar affetsin unuttum onu. Akıl mı kalıyor ihtiyar serde? Ola ki rastlarım olmadık yerde Dudakların vardı, yüzünde birde Kirazlar affetsin unuttum onu Aglama boşuna yaşın silemem Yollar dersen ırak aşıp gelemem Yüzünü diyorum, görsem bilemem Gökte ay affetsin unuttum onu Serseri aşıgım çekmem sözümü Çok ettin bagcıya yerken üzümü Şöyle bir yokladım kendi özümü Sevdalar affetsin unuttum onu ÖZCAN DERE |
Onur Ödülü Sevgili eşim Havva'ya Olmasın gözünde ne yaş ne bir nem Sana hiç kıyamam canım birtanem Benim tek varlığım sevgi hazinem Sensin aşk bahçemin goncası gülü Tanrı'nın verdiği onur ödülü Her şeyden azizdir bende değerin Kalbimde aşkının izleri derin Gözümde öylesi yüceki yerin Sensin aşk bahçemin goncası gülü Tanrı'nın verdiği onur ödülü Sevincim kederim her gamım sensin Aşkımın imdadı amanım sensin Yazdığım şiirin ilhamı sensin Sensin aşk bahçemin goncası gülü Tanrı'nın verdiği onur ödülü. Ali Dilki |
Daha dokunmadan kurudu irem çöllere bir türlü yağamıyorum yeni bir koşunun başlangıcında biraz deprem sonrası biraz şehir hülyası bir kalp yangınından geriye kalan siyah gözlerine beni de götür artık bu yerlere sığamıyorum. Pembe uçurtmalar yolladığından beri sarardı tiryaki menekşeleri sonbaharın tozlu kafeslerinde sevgi turnaları yakalıyorum turnalar gidiyor;ben kalıyorum avareyim,asudeyim,yorgunum bilmiyorum neden sana vurgunum Erzurum garında banklar üstünde uyku tutmuyor karanlıkları yitik düşlerimi kovalıyorum gölgeler gidiyor;ben kalıyorum. Binbir türlü kokuyorsa yaylalar siyah gözlerine beni de götür baharın koynundan koparıp sana ipek bir mendile sardığım yüreğimle şehzade gülleri gönderiyorum umutlar kalıyor;ben gidiyorum. Bütün yelkenlileri,deniz fenerlerini kaptanları sorgulayan yanından geçen küheylanların korku tufanına yakalandığı siyah gözlerine beni de götür güneş ülkesinden gelen yiğitler benzeri olmayan bir dünya kursun cellat,ayrılığın boynunu vursun. Usul usul intizarı çürüten bu hercai diken,bu çılgın arzu sürüklüyor imkansız muştuların eşiğine gönül vadilerini bir ağaçtan düşen yapraklar gibi düşüyorum tanyerine ya topla yaralı kırlangıçları ya da bu vefasız şarkıyı bitir özgürlüğe giden tutsaklar gibi siyah gözlerine beni de götür CANER AZİZ |
Yer kızıl, gök kızıl Gecenin kara çarşafı yırtılıyor Korkunç bir patlama ortalıkta Ya Rab, mahşer dedikleri bu mu? .. Sarılmış çocuklar birbirlerine Titriyor, titriyorlar... Çağın oyununa kaç beden kurban? Of aman aman! ! ! Yer kızıl, gök kızıl Işık parıltısında görüyorum, bir anne Bir anne ağlamaklı, Kucağında bebeği Yanıbaşında bir kaç evlâdı Küçümen yüreklerde feryâd-figan Of aman aman! ! ! Yer kızıl, gök kızıl İnsanlığın geleceğini vuruyor bombalar Bir gelincik çatal kapı önüne düşmüş, Zift karası giysilerde lâmbalar İnsanın hükmünü veriyor insan Of aman aman! ! ! -II- İstemem İstemem savaş, kavga, kin, nefret İstemem Hastalık, zulüm, işkence, gurbet... Gayya kuyusuna düşsün cümle silâhlar Tebessüme dönüşsün dudaktan çıkan ah'lar Gelincik rüzgârına gebe kalsın sabahlar... -III- Şarkılar, türkülerle gelsin yavrularım okula Ben onu istiyorum Ve de Barış, sevgi dolu bir harita... Var mı ötesi? ... Ahmet Ünal |
Sen uykusuzluk nedir bilirmisin? Tırnaklarınla yastığını parçaladınmı hiç? Gözlerini tavana dikip Düşündüğün oldumu,bütün gece. Ve bütün birgün <Belki gelir> ümidiyle bekledinmi hiç. Gelmeyince seni armayınca Ölesiye ağladınmı?... Sonra çekilp en koyusuna yanlızlıkların O'na ait ne varsa, Bir bir hatırladın mı? Sen günden güne erimeyi bilirmisin? Dev bir ağacın vekarı içinde ölmeyi Bir teselli aramayı Issız parklarda,ten sokaklarda Ve bütün bir şehir uyurken,uzaklarda Deli divane yollara düşüp Yaşlanmış bir köpek gibi, Eskimiş bir gömlek gibi Atılmışlığını hissettiğini oldu mu? Sevmekten, Günler,geceler boyunca yürümekten Elin,ayağın,kalbin yoruldu mu? Sen yanlızlığın acısını bilirmisin? Unutulmak bir hançer bir hançer gibi saplandımı sırtına İçinde kıskançlığın zehirli çiçekleri açtı mı? Sen bütün gururunu çiğneyip, Onun bastığı toprakları eğilip öptün mü? Sen çaresizlik nedir bilirmisin? Sen yokluk nedir, gördünmü? Yanan başını duvarlara vurup parçalamak geldimi içinden? Sen hergün bin defa öldün mü? Böyleyim diye ayıplama beni Birgün kendimi sonsuzluğun koynuna bırakırsam Yaralı ve yenik bir asker gibi, Darılma... UNUTMA Kİ, Her seven adsız bir kahramandır. UNUTMAK Kİ, İnsan sevebildiği kadar İNSANDIR.... AHMET GÜNEŞ |
Döngel sevdiğim döngel yoruldum aramakdan Mutlumusun şimdi bensız uzak diyarlarda Güneşe yildız lara bakar seni sorarım Sorma bana neden sendin benden giden Yagmurla buluta dost oldum seni ararken Ağlatın beni hic hesap ta ayrılık yokken Ayrılık nerden çıkdı seni boyle severken Sorma bana neden sendin benden giden Sokakta sarhoşlara aşık misali kuşlara Şu asırlık dünyaya sorar seni ararım Bu sevdayı bitiremem dünyayı ters döndüremem Sorma bana neden sendin benden giden Aşkın ile bu dünyada cehennem ateşin de yandım Seni boyle severken sensiz nasıl yaparım Döngel sevdigim döngel kurtar beni bu ateşden Sorma bana neden sendin benden giden Ali AY |
Karanlık. Burnunun ucunu bile göremiyor insan, kalkmış türkü söylüyorsun oysa sen. -Hadi ölüversene artık, diye gakıyor karga. -Duan batsın, sen de türkü söyle artık günün ağarsın. -Türkünün dehşetinden çıkıver, kökün tepesinden iniver; türkünün dünyanın neresinde yankılandığını işitebilmem için. -Hadi ölüversene artık, diye gaklıyor karga. Karga, sen de türküye dur artık kes şu gaklamayı ya da konuş insansan eğer. Hava başka yere akıyor. (Çeviren: Suat Engüllü) Radovan Pavlovski |
açılmış sarmaşık gülleri kokularıyla baygın en görkemli saatinde yıldız alacasının gizli bir yılan gibi yuvalanmış içimde keder uzak bir telefonda ağlayan yağmurlu genç kadın rüzgâr uzak karanlıklara sürmüş yıldızları mor kıvılcımlar geçiyor dağınık yalnızlığımdan onu çok arıyorum onu çok arıyorum heryerinde vücudumun ağır yanık sızıları bir yerlere yıldırım düşüyorum ayrılığımızı hissettiğim an demirler eriyor hırsımdan ay ışığına batmış karabiber ağaçları gümüş tozu gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar yaseminler unutulmuş tedirgin gülümser çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var çünkü ayrılık da sevdâya dahil çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili hiç bir anı tek başına yaşayamazlar her an ötekisiyle birlikte herşey onunla ilgili telaşlı karanlıkta yumuşak yarasalar gittikçe genişleyen yakılmış ot kokusu yıldızlar inanılmayacak bir irilikte yansımalar tutmuş bütün sâhili çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil çünkü ayrılık da sevdâya dahil çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili yalnızlık hızla alçalan bulutlar karanlık bir ağırlık hava ağır toprak ağır yaprak ağır su tozları yağıyor üstümüze özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır eflatuna çalar puslu lacivert bir sis kuşattı ormanı karanlık çöktü denize yalnızlık çakmak taşı gibi sert elmas gibi keskin ne yanına dönsen bir yerin kesilir fena kan kaybedersin kapını bir çalan olmadı mı hele elini bir tutan bilekleri bembeyaz kuğu boynu parmakları uzun ve ince sımsıcak bakışları suç ortağı kaçamak gülüşleri gizlice yalnızların en büyük sorunu tek başına özgürlük ne işe yarayacak bir türlü çözemedikleri bu ölü bir gezegenin soğuk tenhalığına benzemesin diye özgürlük mutlaka paylaşılacak suç ortağı bir sevgiliyle sanmıştık ki ikimiz yeryüzünde ancak birbirimiz için varız ikimiz sanmıştık ki tek kişilik bir yalnızlığa bile rahatça sığarız hiç yanılmamışız her an düşüp düşüp kristal bir bardak gibi tuz parça kırılsak da hâlâ içimizde o yanardağ ağzı hâlâ kıpkızıl gülümseyen -sanki ateşten bir tebessüm- zehir zemberek aşkımız(yalnızkurt levent) |
Sensiz Ankara... Dün yağmur yağdı Ankara'da bardaktan boşalırcasına, Sanki benim yerime Ankara ağlıyordu, Sanki senin gidişinle Ankara kahroluyordu... Ankara'da biliyordu bu son gidişti; Gelmeyecektin birdaha,dönmeyecektin Ankara'ya Kendini bu kadar sevdirmişken zamansızdı bu gidiş... Ankara bugün de ağlıyor dünkü gibi, Alışamamıştı yokluğuna tıpkı benim gibi, Sokaklarda çağlayanlar oluştu aynı gözlerimdeki gibi, Dostlar bile fayda etmedi;çünkü sevmişim seni deli gibi... Ankara'da yarın güneş açacakmış,ısıtacakmış insanları, Umuda yelken açıp unutacakmış yaşananları, Peki ben ne yapacağım yarın? Unutabilecekmiyim yaşananları? Söz verdim Ankara'ya seni unutmayı deneyeceğim; Seni unutamayacağımı bildiğim için Ankara'yı terkedeceğim, Yanlış anlama Ankara seni hep seveceğim; Ama sevgilime söz verdim onun yanına; Cennet'e gideceğim.. Aslıhan Erdal |
Artik cok gec gel desende gelemem uzaklardayim yikilmisim viraneyim hanceri derin vurdun yüregime simdi hatiralarimla basbasayim yiktin dünyami soldurdun benzimi giydirdin kefenimi daha ölmeden hayalimdesin her zaman kavusuruz bir zaman bu dünyada kavusamadik rabbim kavustursun ahir zaman saclarin zülüflerin altindan teller bakislarin gözlerin birer mücevher beline dolansin bu eller doyulmaz sana bütün ömürler besir demir- iskenderun- bremen |
Zındanlardayım Özgürlüğe hasret Sevilmeye hasret Zindanlardayım Sevdiğime hasret İstanbula hasret Zindanlardayım Gülmeye hasret Sevince hasret Zindanlardayım Oğluma hasret Boğuşmaya hasret Zindanlardayım İsmet Zeren |
Sarı Zeybek Samsun’da meşale yakılıp yürünür İstiklal güneşi doğar Ankara’dan Anadolu şahlanır düşmanlar sürülür İstiklal güneşi doğar Ankara’dan Leş kargaları göz diker de yurduma Yürekler susamış öyle kıvılcıma Güneşi görür de durulur mu ama İstiklal güneşi doğar Ankara’dan Kuruldu meclis düşmanlara inat Türklüğün bekası için bu bir sırat Sarı zeybek önde kesilir mi sürat İstiklal güneşi doğar Ankara’dan Sarı zeybek durmaz al bir at üstünde Düşmanlar diz çöktü ordumuz önünde Türk zafere koştu taarruz gününde İstiklal güneşi doğar Ankara’dan Savaşın kartalı ne cepheler yarar Hüzünlü yurdumun sislerini kovar Kara günler gider aydınlıklar sarar İstiklal güneşi doğar Ankara’dan Sarı zeybek barış sevdalısı insan Millete bıraktı büyük bir armağan Dünya çocukları, kardeştir her zaman Hepinize bayram her yirmi üç nisan 22 Nisan 1987 Muallim Ayhan |
ŞEHİRDEN BİR ÇOCUK SEVDİN YİNE http://www.e-sehir.com/siirler/images/503bar.gif Yaktın masum hırslarını geliyorsun oysa bir bilsen, seni ona taşıyan şehir saçını bağladığın iple bile alay ediyor Ah! bir bilsen herkes tetikte; sense böyle hesapsız, böyle sevinçle Ah! bir bilsen sadece güzelliğin tutuyor acımasızlığın kapılarını Yaktın masum hırslarını geliyorsun, şehirden bir çocuk sevdin yine... cezmi ersöz |
Yağmurlar Ve Sen Dün sabah yağmur vardı yürüdüğün yollarda Her damlada da ben bastığın her yer ben ben yani yağmurları sevdiren ağlamayı gülmeyi Bir çocuk edasında koşturduğun o yollarda Peşinden sürüklenen bir toz gibi ben Toz gibi yani.. Uçsuz bucaksız çöllerde, suya hasret her bedenden Bir parça alıp götüren özlemleri yüreğinde hissettiren Hırçın bir dalga gibi sonra alıp giden sen Sen yani. Soğuk bir kış sabahında Meltem rüzgârı gibi yüreğime esen Adı konmamış her bebek tazeliğinde kokusu sinmiş her yerden denizlerden göklerden Genzi yosun kokan nehirlerden Daha derinlere akan sen Ellerimden gözlerimden Her dem aldığım nefesten Büyük bir parçasın sen. |
bekler kaldık uzak kaldık bakmayız beklerde,ağlarız şimdilerde yarım kalmış işte aşklarda,sözlerde yalanmış bekler kaldık içimizi anlattık hep,anlaşılamadık aşkı içimizde anlamadık bekledik,anlamadık garip kaldı işte aşkta ... nedense kendini anlatamadı b1954 |
Acem Kızı Sefamı sürersin uzaklarda Eğlenirmisin bensiz Söyle yüzün güler mi Birazda olsa acem kızı Yoksa yalnızlık mı çekersin Kanlı gözyaşları mı dökersin Hasretle yollarımı mı beklersin Söylesene acem kızı Sen sevilmeye layıksın Sen hep gülmeye alışıksın Sen hayatla barışıksın Ne desem yalan olur Senin için acem kızı. Halil İbrahim Sürücü |
Acıya Alışılmaz Hangi çığlık bir çığ gibi yarıyorsa gecenin gerilmiş karnını bu saatte acı tükenip bitmiştir orada artık çırılçıplaktır tarihin bu sayfası Fiziğin armağan ettiği bu teller keçeleştirirken cinsel organımı haykırıyorum insan olduğumu ve çatlatıyor alnımın en gergin teli Ahmet Telli |
Karagözlüm An be an düşünüyorum; .karagözlerinden nasıl kurtulacağım.? Sen ve yalnızlığım, Yalvarışım! Vazgeçsem her şeyden, Ne acı..,bilinmez,tek başına aşk kaç zaman sürer.. Zaman acımaz, Bir de karagözlerin, Gittikçe çoğalan yalnızlığından Kurtulamam…. An be an düşünüyorum; …karagözlerin bana beddua mıydı? Duvara çizdiğim bırakılmışlığımdan, Avuç açtığım umutlarımdan, İçimde unutulmuş karanlıktan, Bir de karagözlerinden, Kurtulamam…… Vazgeçsem her şeyden, Bilinmez,..tekbaşına aşk kaç çizik atar… Öldürür beni bu yalnızlık Anlatamam! ... Bir şarkıda düşünüyorum,karagözlerinin çilesini,.. Yoğunluğuna sarılmış dizelerinde’’zuhal olcay’ın yalnızlığı’’, Yalnızlığım,.. Karagözlüm! Dağınık saçlım! Sabahın altısında, Bitmeyen akşamlarda-yanımda uyumalısın! ! ! Gittikçe çoğalan sevdandan,… Ve sürüklediğin yalnızlıktan Kurtulamam! ! ! An be an düşünüyorum,karagözlerinden kurtulacak mıyım? .. Sorsalar bana Bırakmayacağım! ! ! Bu kasabaya yağan ilk kar tanelerini; Ben seninle saydım! Yağmuru kuruttun dudağımda, Bir de rüzgarlar şahit! .. Yine aynı şarkı söyleniyor..aynı ezgi dudaklar da… ‘’yalnızlığım’’….. an be an ağlayacağım! ! Bir de karagözlerin.. …… KARAGÖZLÜM! ! ! SENDEN NASIL KURTULACAĞIM? ? ? ipek topyan |
Ayrılıksa Amaç... Bir dakika durmam yanında eğer bitti dersen Gözlerinden aldığım o mutluluğu çekersen Ellerimi biran bile çeksen ellerinden Sensiz bir hayata baktığımı görürsen Eğer ayrılınca mutlu olacaksan ayrılalım Beraber kurduğumuz hayallerle vedalaşalım Gökyüzünden seçtiğimiz yıldızımızı bırakalım Ayrılıksa amaç birbirimizle yaşamayalım |
ENGELLENMİŞ KAÇAK http://www.e-sehir.com/siirler/images/503bar.gif Kırıldığın zaman, çitin ötesindeki insanları düşün, acıları içini ısıtsın, doğrulansın yüzün, gözlerine çekimser bir mevsim süsü ver korkma, kimsenin gözükmez içi... Hem bak nasıl da harcanıyor dünya aileler...sevgililer...bütün ülke. Üstelik kadının yüzü paramparça kadın kalpten ölecek, o kadına sakın nüfuz etme... Boğ odana deniz menevişleri getiren kızı vehimlerinden yaptığın sevginle, ufacık sahnelerde büyük öfkeler tasarla, antika bir çerçeve uydur büyük insanlık derdine... Nasılsa çitin ötesi insan dolu, sen gövdeni düşün yalnızca göğsünün en ince yerinde... Hem bak nasıl da harcanıyor dünya aileler...sevgililer...bütün ülke üstelik kadının yüzü paramparça, kadın kalpten ölecek, o kadına nüfuz etme... Kış basladı...başlayacak, artık hesaplar açık veriyor, bir isim bulmalısın kendine engellenmiş kaçak... engellenmiş kaçak... cezmi ersöz |
Sevgi Olursa Sevgi dediğimiz görülmez güçtür, Eğer birde karşılıklı olursa, Sevgisiz yaşanan yaşantı hiçtir, Sevilmeden seven sevgi olursa... Sevgi bir çiçektir, bilgiyle açan, Bir ışık gibidir etrafa saçan, Özgür bir kuş gibi göklere uçan, Aydınlatan gerçek sevgi olursa... Sonsuza uzanan bir el gibidir, Yatağından taşan bir sel gibidir, Tenleri okşayan bir yel gibidir, Sarıp, okşar gerçek sevgi olursa... Bülbül öter gül üstünde sevgiyle, İnsan yaşar, ten içinde sevgiyle, Çiçek açar, kuşlar uçar sevgiyle, Bakıp okşar gerçek sevgi olursa... Gerçek sevgi mutlu eder insanı, Yaklaştırır o insana insanı, Hiç arayıp sormaz dini, lisanı, Karşılıklı seven sevgi olursa... Seyfet Bozçalı |
SONET http://www.e-sehir.com/siirler/images/503bar.gif Benzetebilir miyim bir yaz gününe seni? Sen daha sevimlisin, daha sakinsin ondan. Sert rüzgarlar Mayısın narin çiçeklerini. Hırpalar ;Yaz ise pek çabuk geçer...Durmadan! Bazan, kızgın olarak,parlar gözü semanın... Bir karartıyla sık sık söner altın bakışı ; Her güzel,güzelliğini kaybeder: Tabiatın- Sebep olur da bazan bu kararsız akışı! Fakat senin ebedi yazın hiç sönmeyecek, Dönmeyecek sendeki güzellik bir yalana. Ölüm sana yaklaştı diye, öğünmeyecek: Sen eşitken ebedi mısralarla zamana Yaşadıkça insanlar, görebildikçe gözler, Seni yaşatmak için yaşayacak bu sözler SHAKESPEARE |
Okyanus Bana okyanus ol dedin Sonra akıntılara kapılıp Med ceziri anıp Dalgalarda yaşadık Birlikte deniz olup Okyanuslara karıştık Saheser |
ÖYLE YIKMA http://www.e-sehir.com/siirler/images/503bar.gif öyle yıkma kendini öyle mahsun, öyle garip... nerede olursan ol içerde, dışarda, derste, sırada, yürü üstüne üstüne tükür yüzüne celladın fırsatçının, fesatçının, hayının... dayan kitap ile dayan iş ile tırnak ile, diş ile umut ile, sevda ile, düş ile dayan rüsva etme beni! ahmed arif |
kelebek gibi... dokunulmazlık benliğinde bir şiir alabildiğine kırılgan ve ürkek yasak aşk yaşarken o çınarın yaprağıyla heyecandan durur mu körpecik yürek narin dokunuşlar bile mi zalim ceza sana oysa yaprak dokunmak ister, sevmek bu kırılganlığın olmasa ne kolaydır senin kalbinde köklenmek biliyorum, dursun istiyorsun tüm saatler dakikalar ama ne fayda, içinden geçiyor zaman, üzerek bir varmış bir yokmuşlarda, kısacık hayatın nasıl çabuk geçecek... karanlık odalara terkediliyorsun rengarenk kanatlarına rağmen, minik kelebek |
DÜNYAYI VERELİM ÇOCUKLARA http://www.e-sehir.com/siirler/images/503bar.gif Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar oynasınlar türküler söyliyerek yıldızların arasında dünyayı çocuklara verelim kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi hiç değilse bir günlüğüne doysunlar bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı çocuklar dünyayı alacak elimizden ölümsüz ağaçlar dikecekler NAZIM HİKMET |
Evliliğin Gerçekleri Sevgililer yaşar, hiç bitmeyecek aşkla. Toz pembe hayat, sürsün bir imzayla. Falcı masalı bitirir, nikah masasında. Evlilik Sandığın kadar, kolay değil gülüm. Hayeller gerçek oldu, bir gelinlik, birde damat. Dansettin kollarında, mutlu gözlerine bakarak. Hasret bitti zannetme! Başlıyor yüreğini yakarak. Evlilik hiç bitmeyen, acı bir flm dir gülüm. Sakladı benliğini, biter diye sevgiden. Bilmem ne bekledi, sahte beraberlikten. Çekildi dalgalar, çakıllar kaldı denizden. Evlilik coşan derya değildir gülüm. Bir gün olur çatırdar, mutlu yuvanın çatısı. Artılar bitti, çıktı eksi kutup yıldızları. Köşe başından duyulurdu mutluluk kahkahaları. Evlilik dudaklarında gamze değildir gülüm. GÜRLEK derki! Okuyun satırlarımı, düşüpte şaşırana. Aşk olsun bu zorlu yolu bulupta başarana. Alnından öperim, yenilmeden hayatla yarışana. Evlilik hayatın kendisidir gülüm. Azime Gürlek |
Sevdalar.. hasari bir yumurcak... acisiyla ,tatlisiyla degisik bir sey! kalbe gizlice girmistir farkinda olmadan sizinde bir sevdaniz olmustur artik... sevdalar!!! benim sevdam diyebilirisiniz... sizi mutlu ediyordur ellerinizle mutlulugu yakalamissinizdir sarki söylerken sesiniz titriyordur. sevdalar!!! göz pinarlariniz cosar durur.. üzüntüden degil sevinçten dudaklariniz yorulur artik gülümsemekten sok etkisi yaratmisdir sizde sevdalar!!degil ama son on dakikadir sizi uyandirmaya calisan kisinin basinizdan asagi bosalttigi bir bardak su sok etmeye yetmistir sizi... sevdalar!!! aslinda hiç olmamistir. sadece bir rüyadir. ve rüyasindan bile sudan cikmis baliga dönerek uyanmissinizdir... o halde onu aramak bosunadir.. size kalan tek sey ıslak saclarinizdir... yaprak |
AYNALARA BAKTIĞIMDA SENİ GÖRÜYORUM KENDİMDE... NEMLİ VE BOŞ BAKAN GÖZLERİM SANA BAKIYOR HR YERDE KALBİM ACIYOR... ACILARIN EN BÜYÜĞÜNÜ YAŞIYOR... GİT DİYORUM AMA; ÇOK ZOR GELİYOR GİTMENİ İSTEMEZKEN GİT DEMEK. YALNIZ KALINCA SENSİZLİK DAHA BİR KOYUYOR SESSİZLİK VE SENSİZ ÇOK ACITIYOR BENİ BELKİ SENİ DE... ALLAH\'IMDAN BİR MUCİZE BEKLİYORUM DÖN DEMEMEN VE DÖNEBİLMEM İÇİN... BİR SIĞINAK ARIYORUM... BİR KUCAK ARIYORUM... BİR YÜREK ARIYORUM BENİ ANLAYACAK AMA YOK ÖYLE BİR YER YAKINIMDA HEPSİ ÇOK UZAĞIMDA SENİN YANINDA... MEHMET ÖZTÜRK |
Umut işler atom reaktörleri işler yapma aylar doğar güneş doğarken ve güneş doğarken çöp kamyonları ölüleri toplar kaldırımlardan işsiz ölüleri aç ölüleri işler atom reaktörleri işler yapma aylar geçer güneş doğarken ve güneş doğarken köylü aile erkek kadın eşek ve karasaban saban koşulu eşekle kadın toprağı sürerler toprak bir avuç işler atom reaktörleri işler yapma aylar geçer güneş doğarken ve güneş doğarken ölür bir çocuk ölür bir japon çocuğu hiroşima'da on iki yaşında ve numaralı ve ne boğmacadan ne menenjitten ölür bin dokuzyüz elli sekiz de ölür bir japon çocuğu hiroşima'da dokuzyüz kırkbeş te doğduğu için işler atom reaktörleri işler Nazım Hikmet Ran |
Eğer birgün; bir boşluk hissedersen, belki de, hayat sana gençliğini hatırlatırsa.. Farkında olursan hayatta savrulup gittiğinin.. Bilinmez düşünceler sırla dolu bir yaşam, ama bir çare bir amaçla hayata inat, yağmura çamura inat.. Sessizlikte dinlediğin son ses son bir şarkı.. Son hissetiklerin,son insanlar.. siyah beyaz film anıları gibi düşünceler, hatırladığın insanlar, yaşadığın olaylar.. Kısa zamanda çok hatıralar.. belki de, hayat sana gençliğini hatırlatırsa.. nedensiz ve niçinsiz insanlar ve kıpırtısız sesler.. sonunu bulmak.. kimliğini aramak.. ve dinlediğin son şarkı.. son ilham..ilk kıpırtı.. son sessizlik.. son dinlediğin sözler.. "biter elbet bu yağmur sabret.. dönmüyor epeydir başım.. yanlış bir öyküdeyim beni yeniden yaz.." SEDEF GÜL |
Dus(me) ler /ask bitti I ..ustat, beni musait bir siirde indir... bugun bir siir bile ugramadi yanima sana ugradi mi bilmiyorum pencere kenarinda yagmuru seyrettik yalnizligimla, balkona astigimiz duslerimizi iceri aldiktan sonra kimsenin ogretmedigi bir seyi ogretmeni dilerdim../..ayrilirken ama sen herkesin ogrettigini yineledin simdi ask../..inanclarini yitiren bir ayyastir kopru altlarimda deniz kabuklarindan bir mumluk yapmistim sana, vermeye zamanim olmadi simdilerde icinde yakiyorum, sesini duyuramayan kelimelerimin yorgunlugunu biliyor musun../..bilmem sen cumlelerimin 1. Kordonuydun II ..susmaya gidiyorum.../..birazdan donerim.. acil servis gibi yetistim butun kanamali sevdalarima yanlarina gittigimde, odalari bostu, carsaflari temiz bir kucuk not bile yoktu../..”kurtardiginiz icin tesekkur ederiz; bu yuzden emekliligimi istedim yorgun asklarin bas hekiminden tazminatim suskunluk beni ait olmadigim sehirlerde aramayin, adresimin caddesi../..burukluk III ..teri sogumamis bir ayrilikla icilen ozlem, ates yapar.. dun gibi hatirliyorum ayrildigimiz gunu 24 ocak../..kis../..kiyamet../..felaket sanki herkes beni gormek icin toplanmisti sehir meydaninda parmaklariyla gosteriyorlardi../...;iste bu kadin terk edildi naralariyla bu gunlerde../.dalgasini gecebiliyorum vedalarin o gunlerde../..serum kokularina bulasmisti butun kilcal damarlarim gercekte kim oldugunu cok dusundum, ozleminin yer yer saganak yagisli oldugu zamanlarda galiba artik biliyorum sen../..buyumeye zamani olmayan cocuklarin, dar zamanlarda attigi icten bir kahkahasin beni beklemeye gidiyordun.../..galiba yolu sasirdin IV ...bu siire girmek huzunlu ve yaslidir.. biraz once gozlerimden dustun seni islattigim icin uzgunum yanaklarimda kurumani istemezdim, dudaklarima almisken islakligini sen../..gozlerim../..ve katre sana yasatmak istedigim cok sey vardi, ask;da kisa cubugu ben cektim... V ...kirginliklarimi kaybettim, hukumsuzdur... sabaha karsi gittigin icin bagisladim seni sen de kendini bagisladin mi../.. bilmiyorum zor oldu indirmek resimlerini duvarlardan ki tozlanma diye albumlerde yasatmadim seni seni../..bir ; olsun diye sevmedim ...ve hic aldatmadim../..kirpiklerimle bile cok onceleri sordugum bir soruydu, bir aski kurtarabilir mi? diye otuzuma yaklasirken gulumsuyorum da, siir bir askin ancak bekcisi olabilir VI ...bu siirde U donusu yapilmaz... illegaldir butun terk edisler, olumlerde dahil... VII ...kizim bahara aldanma, ustune yine de bir siir al sen.. mayisin cocuklariyiz ikimizde belki de bu yuzden acele ettik ayrilmak icin, tenlerimizin atesi bizi kavurmasin diye.. biliyorsun../..cok erken aldim hediyemi senden seninkini vermek icinse cok gec dogum gunun kutlu olsun../..unutmadi giritlalesi mumlarini sondurdum../..yuzumde gonderdigim dileklerin golgesi VII ...ask dersem cik, ayrilik dersem cikma.. dedim../..cikmadin ask bitti... Pelin Onay |
CEHENNEM MELEĞİ http://www.e-sehir.com/siirler/images/503bar.gif Gözlerini eksik yaşanmış bir bahar gibi kullan gülüşünü as intihar koğuşlarına çelimsiz ruhlarda erken yağmurlar biriktir nasılsa taşra hep hazırdır aşka Üzülme, sakın dönme kendine tesellisi ol cehennemin cehennemin son meleği ol Gözlerini eksik yaşanmış bir bahar gibi kullan gülüşünü as intihar koğuşlarına çelimsiz ruhlarda erken yağmurlar biriktir Nasılsa taşra hep hazırdır aşka cezmi ersöz |
Sana söylediğim tüm şarkılarda, Aşkımı haykırdım duyan olmadı, Kendimi kaybettim hatıralarda, Karşıma gerçekten seven çıkmadı. Kimisi kul etti, kimisi köle, Mutluluk yerine verdiler çile, Hasreti sapladım şimdi kalbime, Karşıma gerçekten seven çıkmadı. O suskun akşamın her saatinde, Kaç gece ağladım duyan olmadı, Yıllarca yaşadım kalbim dolmadı, Karşıma gerçekten seven çıkmadı CEREN ÖZTÜRK |
Korktum kendimden Dün gece nefret ettim sevdigimden Ölümüne severken bu nefret nerden Korktum kendimden insani duygularım Köreliyormuydu benden Çok seviliyor diye ezermi hiç insan sevdigini İlk kez nefret ettim sevdigimden Özlemi delerken yüregimi Nasıl nefret eder bu yürek bir insandan Sevmedim ben bu duyguyu Gelmesin uzak olsun yüregimden Yaşarım sevgimi yine eskisi gibi yarsız Hallerimle süsler rüyalarımda buluşurum eski gibi Yaşarım sevdamı bir ömür yarsız Neden seven sevilmez ezilir sevdası adına Nereye kadar sürer ezilmeler Yoruldum ben artık sevmekten Hakir görmemeli kimse kimseyi Kimse üstün degil kimseden Sevdadan sevgiden üstün ne varki Şu yalan dünyada sevgili ezemeyeceksin Artık sen beni benden daha çok seveni bul ve yaşa Yaşam dedigimiz hayat ne kadar kısa Nejla Özkan |
Seni saran ellerimi, Başka eller tutsa da! Sana bakan gözlerim, Yaşlarla dolsa da. Sevginle çarpan yüreğim Paramparça olsa da Aklımda daima sen olacaksın Yıllar sensiz geçse de, Anılar köreltse de Ömrüm bitip tükense de Bil ki sevgilim son nefesimde bile Kalbimde Daima sen olacaksın... ŞULE BULUT |
Bilseydim Bileseydim nefret edeceğimi Hiç dinlemezdim o şarkıları seninle Bizi anlatan iki üç şarkı tutmazdık Sonunda gözlerimin kurumayacağını bilseydim Bilseydim nefret edeceğimi Koca dört duvarı kendime mesken etmezdim Konuşmazdım kendi kendime, seni özlerken Sonunda hayatta hep susacağımı bilseydim Bilseydim nefret edeceğimi Hep dalıp gitmezdim zeytin karası gözlerine Saçı sana benzeyenleri görüpte, başımı çevirmezdim Sonunda kimsesiz kalacağımı bilseydim Bilseydim nefret edeceğimi En değerli köşede tutmazdım çizdiğin resimleri Ve sabahlara kadar uykusuz kalmazdım Sonunda sonsuz uykuya düşeceğimi bilseydim Bilseydim nefret edeceğimi Bu kötü duyguyu besleyeceğimi Güzelliğinden yok yere çalmazdım Sonunda sensizlikle cezalanacağımı bilseydim Bilseydim nefret edeceğimi Ben Sadece sana sevdalı kalmazdım Sevgine böyle koşa koşa gelmezdim Sonunda yana yana gideceğimi bilseydim... Aykut Aktüy |
Ben sevda da senin ile yürüdüm. Senin bile hiç haberin olmadı. Gece rüyamda gördüm gündüz düşündüm Senin yine hiç haberin olmadı. Aklımı aldın beni benden götürdün, Erittin tükettin beni bitirdin, Gelir dedim uzaklara bakıttın Senin yine hiç haberin olmadı. Gezdiğim dolaştığım yerde hayalimde sen vardın Senin ile yüreğimi dağladım. Nice gecelerde düşündüm sabahladım. Yandım amma hiç haberin olmadı. GÜLÇİN SOYKAN |
İçimde Bir Ben Ölüyor Nefesim elinde bir mezru kefenimin ölçüsünü alıyor Omuzlarımdaki tüm kuşlar güneşli yarınlara kanatlanıyor Önümde maun tabut aczime ağlıyor. Gitmeliyim sarı saçlı kızım çağıyor beni Başakların arasına uzatmış küçük ellerini Yaşıyor muyum yoksa ölüyor muyum muamma Perdeleri kapattım gözlerim güneşe ama. İçimde bir ben ölüyor Çuha çiçekleri ezilmiş son deminde kan soluyor Şiirlerim karanlıklarda yetim kalıyor. Gitmeliyim sarı saçlı kızım çağıyor beni Gülümsüyor babam gelecek diye sevinç alıyor gözlerini Umutlarım bir damla gözyaşına aşina İsmimi bile yazmayın soğuk mezar taşına. İçimde bir ben ölüyor Bulutlar yağmıyor sanki acılarıma ağlıyor Gerçeğin ötesinde bir adam toprağa defnediliyor. Gitmeliyim sarı saçlı kızım çağırıyor beni Yirmi beş sene beklemişken bir kez göreyim gözlerini Muradım yoktur faniliğe dair Kalmadı acı, gözyaşı ve umut bende vesair. İçimde bir ben ölüyor Denizin ortasında maviler yanıyor Ve ateşin içinde sular çağlıyor İçimde bir ben ölüyor. İsmail Sarıgene |
AŞKIN ALDI BENDEN BENİ Işkun aldı benden beni bana seni gerek seni Ben yanarım düni güni bana seni gerek seni Ne varlığa sevinürem ne yokluğa yirinürem Işkun ile avınuram bana seni gerek seni Işkun âşıklar öldürür ışk denizine taldurur Tecellîyile toldurur bana seni gerek seni Işkun şarâbından içem Mecnûn olup tağa düşem Sensin dün ü gün endîşem bana seni gerek seni Sûfilere sohbet gerek ahîlere ahret gerek Mecnunlara Leylî gerek bana seni gerek seni Eğer beni öldüreler külüm göğe savuralar Toprağum anda çağıra bana seni gerek seni Cennet cennet dedikleri bir kaç köşkle birkaç huri İsteyene ver onları bana seni gerek seni Yûnus'durur benüm adum gün geldükçe artar odum İki cihanda maksûdum bana seni gerek seni YUNUS EMRE |
Bende sana yetecek ben kalmadı Sende bana yetecek sen olmadı Bilmem bu sevgi denklemi niye kurulmadı Bunca yıl niye tutuklu kaldım sende gizem pares |
'umutsuz olmak ne güzel' .................................utku..... 'bekleme, umut etme' dedin... aklımın deseninde umudun rengi olmadı hiç... umudu kalbim işledi genç kız sandığına... ve koydu en mahrem odasına... umut aşk gibidir... gelme, git dedikçe üstüne düşer, karabasan gibi çevreler seni, umutsuz bir nefes alamazsın... diyorum ki: beni bırak kendi halime... umudumla çoğalayım sende.. umudumla büyüsün günlerin sonsuz pazarları... tezgahlara yayayım seni, gösterişli ve pahalı dursun hayatım... beni umudu doğuştan ölü ceninlerimle bırak... sallayayım gönül beşiğimde... ninnilerle süsleyeyim rüyalarımı... beni umutlarımla bırak sevgili... eğer umudumu alırsan elimden! ben o zaman ölürüm, içimdeki aşk zehirler bedenimi, çürütürüm ruhumu, çürütürüm fakir göğümü... beni umudumla bırak sevgili... ama biliyorum ki; umudum olmasa sana dair, üzerimde arş taşır gibi değil, tüy taşır gibi kanatlanırım... istemem sensiz gelecek hafifliği, ben ağırlığınla, ezilmek isterim, umutlarımın ağrı terazisinde... bak ağır basıyor aşkın, umutsuzluğun hafifliğine.... beni umutlarımla bırak sevgili... FATMA SANCAK |
Gönlümdeki Gurbet Dost ülkeler duman duman önümde Dağların alnında gurbet yazılı. Göv göcekler firez oldu gönlümde Çamların dalında gurbet yazılı. Ilgıt ılgıt yeller eser ovadan Kuşlar tüm tedirgin kalkar yuvadan Özümüz gövünür yanık havadan Sazların telinde gurbet yazılı. Gene yanar oldu bağrımın başı Nasıl söner bu sevginin ateşi? Oğuzlar soyunun savaş yoldaşı Atların nalında gurbet yazılı. Bir canım olsa da yurt için versem Ufka nakış nakış kanımı sersem Kalk gardaş sılaya gidelim desem ÖTÜKEN yolunda gurbet yazılı. Vur Emri(sh.122) Abdurrahim Karakoç |
sevdiğini elde edemezsen elde ettiğini sevmeye çalış demiş napolyon gülüyorum bu söze neden biliyormusun elde ettiğimi sevemiyorum cünkü sevdiğim tek varlık elde edmediğim sensin |
Aşkta Yarın Yoktur Sevgili Aşk Bu Dünyanın Ölçüleriyle Açıklanamaz Sevgili O İlkel Bir Acıdır, Yaban Bir Ağrıdır. Gelir ve İçimizdeki O Çok Eski Bir Şeye Dokunur. Sonra Bir Perde Açılır ve Yolculuk Başlar Bu Yolculukta Artık Para, Tarifeler Beklentiler, Randevular, Taksitler, İş, Anneler ve Korkular Yoktur Aşkın Kendi Gerçekliği Vardır Sevgili. İnsan Başka Bir Işığa Teslim Olur, Daha Derinden Anlamaya Başlar, Bilgeleşir Hiç Bilmediği Sezgileriyle Buluşur Yükü Çok Ağırdır, Kendiyle Buluşmuştur Hem Dışındadır Dünyanın, Hem de Tam Ortasında. Hindistan'da Ganj Nehri'nin Yakılan Yoksun Adamın Hissettikleri de Onunladır, Yitirdikleri de... New York'ta, Bir Sokakta, Kartondan Kulübesinde Yaşayan Kadının Çıplak Yalnızlığı da Her Şey Onunladır, Ona Emanettir Sanki, Ama O, Çıldırtıcı Bir Yalnızlık İçindedir Yine de... Aşkın Kültürlü Olmakla, Bilgili Olmakla da İlgisi Yoktur Sevgili, Kanımıza Karışan İlkel Acı, O Yaban Ağrıyla Hiçbir Kitabın Yazamadığı Hakikatlere Daha Yakınızdır, İnan... Kim Demiştir Hatırlamıyorum, Aşk Varlığın Değil, Yokluğun Acısıdır Diye. Belki de Bu Yüzden İlk Gençliğimde, O Yoğun Aşık Olduğum Yıllarda, Gözüme Uyku Girmez, Dudağımda Bir Islıkla Bütün Gece Şehri, O Karanlık, O Hüzünlü Sokakları Dolaşır, İnsanları Uykularından Uyandırmak İsterdim. Uyanıp, İçimde Derin Bir Sızıyla Uyanan O Derin Sancının Acısına Ortak Olsunlar Diye... Aşk Çok Eski Bir Şeydir Sevgili Onun İçinden O Çileli Çocukluğumuz Geçer Sevdiğimiz İnsanların Çocuklukları da... Oradan Üvey Anneler, Eksik Babalar, Parasız Yatılılar Geçer Ve Sonra Aşk Bütün Bunları Alır, Daha da Eskilere Gider, Hep O İlkel Acıya, O Yaban Ağrıya... İnsan Bazen Nedensiz Yere Umutsuzluğa Kapılır Kimselere Veremez Sevgisini, Kimselere Derdini Anlatamaz, Evlere Kapanır... Bazen Denizler Kıyılar Çeker İnsanı. İnsan Bu Kapılmayı Anlayamaz, Oysa Çok Eski Bir Yerde Yaşanmasından Korkulup Vazgeçilmez Aşkların Sızısıdır Bu. Bu Sızı, Bu Yenilgi Mevsimlerle Yıllarla Devrilir Başka İnsanlara... Bir İnsanın Yaptığı Bir Hatanın Tüm İnsanlara Yayılması Gibi... İşte Şimdi Biz de Sevgili, Ya Olmadık Zamanlarda Umutsuzluğa Kapılıp, Soluğu Evlerde Alacağız, Ya da Denizler, Kıyılar Çekecek Bizi. Nasıl Biz Başkalarının Korkularını Taşıyorsak, Başkaları da Bizim Korkularımızı Taşıyacak, Yenilgimizi, Umutsuzluğumuzu... Birazdan Sabah Olacak... Para, Tarifeler, Beklentiler, Randevular, Taksitler, İş, Anneler ve Korkular Başlayacak... Bunlar Varsa Bizim İçin Geçerliyse Aşk Yoktur ve Hiç Olmamıştır Sevgili. Birbirimizi Kandırmayalım... Hadi Güne Hazırlan, Yaşadıklarımızı Unutmaya Çalış Aşk Bize Güvenip Verdiği Büyüsünü, Sırlarını, Cesaretini, Bilgeliğini ve O İlkel, O Yaban Ağrısını Geri Alacak Bunlar Olurken İçimiz Bir an Üşüyecek, Sonra Geçecek... Hadi, Oyalanma Birazdan Yarın Olacak... AŞKTA YARIN YOKTUR SEVGİLİ Cezmi Ersöz |
sevmek istiyorum...!! DaLgaLar gibi oLmak istiyorum artık Bana ait oLmayan herşeyi denize bırakmak YaLnız, yapayaLnız kaLma pahasına Sahte sevgiLeri kendimden uzak tutmak Sewmek istiyorum artık gerçekten sewmek Sewme sarhoşLuğuna düşsem biLe mutsuzlukLa uyanmamak Sewgim doruktayken sımsıkı sarıLmak GözLerine bakıp daLarken gidişine mahkum oLmamak Gün değiL, ay değiL, yıL geçsin istiorum Bir öpücük kadar masum bi bakış kadar etkiLi Ne gitmek istiyorum ne de ardından bakmak En güzeL anLarı en güzeLLe payLaşmak oLsun bu kaLbin kederi OLacakmı biLmiorum sadece istiorum Artıq çok yoruLdum sadece bekLiyorum Sevda çöLünde serbest bi kum tanesi oLmaktansa GözLerinde hapis bir mahkum oLmayı diLiyorum.. ibrahim yılmaz |
Mutlu Kahraman Yoktur Mutlu kahraman yoktur... Ya kahraman olursun, Ya da mutlu... Kahraman olmak, Es geçmektir mutluluğu; Başkaları için, kendinden Feragat etmek... Başkalarına Mutluluk armağan etmeyi, Meslek edinmek... Gülümsetebildiğin her yüze, Mutluluğum diyebilmek... Mutlu kahraman yoktur O yüzden... Ya kahraman olursun, Ya da mutlu... Ben senin için, senden geçtim; Ben kahraman olmayı seçtim! Şimdi git onunla; durma... Kahramanın benim nasılsa! (Bu da bir çeşidi mutluluğun!) Burak Zorlu |
Biraz dikkatli baksaydın gülen gözlerimdeki , ağlayan ben'i görebilirdin. Yada gerçekten sevseydin beni kalbimin çığlıklarını susturabilirdin. Ben senken sen ben olamadın. Izdırabımın sebebi oldu sevgim. Tükendim, tükettim hıncımı almak için tekmeler attım sevgiye kendime, yüreğime... Birçok kez hazırladım kalbimi seni unutmak için ne yaptıysam olmadı Boyun eğdim varlığınla yaşamaya Artık özlemiyorum. Dilim söylüyor ama hissetmiyorum. Sevgiyi kandırarak ve gizlenerek yaşıyorum. Daha fazlasını kaldıramayacak kadar yorgunum yada bahaneler buluyorum. İçim acıyor Gücüm yetene kadar dayanıyorum. Daha dayanabilirmiyim bilmiyorum. Zaman sığındım kurtuluşum için yaralanan kalbimi sarmak biraz olsun hayata bağlanmak kaybettiğim kendimi bulmak için... Sen benden gittin ardında bıraktığın beni düşünmeden gittin... Belki yıkıldım sevgiye güvenimi kaybettim ama yürekten sevdim Şunu bilki terkedenim, sen yüreğimi hiç haketmedin ŞİNASİ ÖZYÜREK |
Yüreğime çizildiğin zaman Rıhtımlar sevda şarkıları söyler Martılar uçar notaları kanatlarında Mevsimsiz çizgiler vurur düşler dalgalanır sahilde denize ay düşer ay sis olur omzuma konar martılar sevdaların ağırlığında gönül halatları çekemez siste kaybolunur gönlüme kelepçe takıldığı zaman suya çizilmiş kaderimiz el yordamıyla aranır aşklar diken batar gökyüzü ağlar deniz boğulur sandallar yüreğime çizildiği zaman akif tütüncü |
Hayatının her dakikasında dünyanın tüm mutlulukların en güzel renkleri ellerine çiçek buketi olarak verilsin..Yarınlarındaki umutların ise nakıs nakış kalbine armağan edilsin Sakın unutma: hayat seninle güzel ve kısa ama hayatın en güzel yanı kısa zamanda en güzel mutlulukları tadma sansın var.Bu şans senin elinde..Bu şans senin gözbebeklerinin içindeki masumiyette... alıntı |
| Saat: 00:26 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık