![]() |
Yalan Mı? Sen bir günde dört mevsimi yaşatan şu gönlüme Yağmurların ardından yeşeren umutsun sen Mazide yarım kalmış, doymamış bir sevdanın Yeniden dünyaya gelen savrulmuş halisin sen. Bu dünya gerçeklerden uzak mı gülüm; Neden ben her gece seni hayal ederim Sen diye sarıldığım sen kokan yastıklarım Ellerimde ellerin terlerken avuçlarım Gözlerinin içine bakarken uçurum kenarlarından Gözlerinin içine düşüşlerim yalan mı? Ölmelerim yalan mı senin yoluna Vurulmalarım, parçalanışlarım sınırlarında Ve senin ellerinde dirilişim yeniden; Yalan mı? |
Öyle Bakma Çünkü... Güzel bahçeli bir ilkokulun penceresinden Dünyaya, Hayret, hasret ve biraz da Bayat bayram şekeri kederiyle bakan, Aklı canbaz, yanağı al, Sesi çilek aroması Bir çocuk oturuyor Gözlerinde... |
Kaçmalı... Aslında şimdi , Kaçmalı buralardan, kaçmalı Sonsuz özgürlüklere; dağlara çıkmalı. Deli gönlü kırlara sermeli. Lale , gül ve nergis dermeli. Çam ormanlarından geçmeli, Yürümeli, yürümeli, yürümeli... Ve sonra yorulup bir yol kenarında Mola vermeli; ayran tasş yanında Irgat yemeği götüren köylüler Yemekler vermeli... Sonra soluklanıp kalkmalı insan Her zamanki gibi dönecek devran Devrana yetişmeli.. Devrana yetişmeli... |
Özgürsen Ağlayamazsın. . . Sonsuz çöllerde yaşayabilir misin? Kuraklık nedir bilir misin? Bulutlar cimri süzülür yüzüne baka baka Aldırış etmezler kuru yapraklara Kuru aşkına,kuruyan yollara,umutlara Dondurur kinleri seni,onlar üşümezler Isınırlar gözyaşlarınla,taş kalplerinde Kıramazsın sözcükleri,çözemezsin kelimeleri Vuramazsın utançlarını yüzlerine Düşünürsün geleceği,ölümü Ama duyuramazsın sesini kalbine Tutsaktır bulutların içinde Sisle kaplıdır gözlerinin ruhu Çıldırır mantığın rüzgarları Çözüm arasın bir o kadar tutsak Sonunda hançer olur ellerin Uyurken gözlerin,sökersin soğuk kalbini Isınır güneşi görünce,o soğuk bulutların ardında Sen. . . Artık özgürsün! Soğuğu,acıyı hissetmezsin Ağlayamazsın,artık sevemezsin hayatı Ne olduğunu ararsın,kendini göremezsin Kalbin küt küt atar ama senin değildir Yalnız kalırsın hayallerinle,başka diyarlarda Soğuk nedir bilmezsin Solan yaprak göremezsin Silemezsin sevginin pişmanlığını gözlerinden Ama olsun,sen artık özgürsün! Umut Güzel |
Kaçışına Uğrayan Çiçek Şurayı götürün dedim onlara Buraya da, burayı da Alın götürün dedim Çimenlerin tirse buğusunun üstünden Tirse bugünün düşlere değen üstünden Düşlerin ayçiçeği giysilerinin üstünden O zaman anlatırım dedim onlara Pencere önümün niye uçtuğunu. Evet Dönüp geliyor az sonra Kolumun altına yerleşiyor Kendisiyle yer değiştirir gibi İtiyorum onu, itiyorum, itiyorum Bütün zamanlar bitti diyorum-anlasa'ya- İki tek kiraz ağacı kaldı yalnız İki tek kiraz ağacı İlkyazlar ve bütün başlangıçlar bitti Kiraz ağaçları? onlar da Gözlerimin deli kırmızısını yıkamak için Ağladıkları zaman Ne vardı sundurmanın üstünde-ne vardı- Anımsayamıyorum şimdi -Pek şimdi değil, çoktandır- Yağmurlar yağdığı zaman büyüyen Geçmişi olmayan bir saksı mı Yoksa Bir sap çiçek mi-saksısız- Kaçışına uğrayan bir çiçek Neden olmasın Yağmurlar Yağmurlar yağdığı zaman. Sular insanlar gibi geçiyor aklımdan Mavi aklımdan Sordular-anımsıyorum- Bir gün Neyle örtülürmüş ki su Suyla demiştim -elbette suyla- Ya yaşam Bir başka yaşamla, bir başka, bir başka, bir başka Oysa bütün yaşamlar bitti İlkyazlar ve bütün başlangıçlar Sular İnsanlar gibi duruyor aklımda. Dişlerimin arasından gösteriyorum ellerimi Korkuyla kaçışıyor güvercinle karanfil Dönüp arkama bakmıyorum Odalar bitti çünkü, merdivenler de Dışarsı var:şurası, burası, orası Ve yağmur-yağmurlar- Ah şu yağmurlar durmasa ya Ne güzel ıslanıyor ilkyaz Ne güzel ne güzel ne güzel Denize zorla sokulmuş Ağlamaklı bir çocuk gibi. |
Sessiz Hüzün kalabalıkta yanlız kaldın mı hiç etrafında insanlar doluyken sen yapayanlız taksimde dolaşırken yanlızlık çektin mi istiklal caddesinde çiçek pasajında köpüklü bira içinde aradın mı bir tanıdık yüz kemanın telinde bir tanıdık ses baktın mı tranvay arkasından yitirdiklerini arar gibi uzattın mı boşluklara ellerini sanki tutacak biri varmış gibi boşlukta düşünce eller tutunamadan boşandı mı gözlerinden seller yıkandı mı istanbul tozuna bulanmış yanakların yol yol oldu mu içindeki sevda çiçeği soldu mu |
Karagün Dostu biliyorum matarada su torbada ekme ve kemerde kurşun değil şiir ama yine de matarasında su torbasında ekmek ve kemerinde kurşun kalmamışları ayakta tutabilir biliyorum şiirle şarkıyla olacak iş değil bu dalda narı tarlada ekini kızartmaz güvercin gurultusu ama yine de diler arasında bıçak gibi parlar kavgada şiirin doğrultusu göz güzü görmez olmuş tek bir ışık bile yok yürek bir yaralı şahindir döner boşlukta belki bir şiir belki bir şiir kırıntısı çalar kapımızı umutsuz karanlıkta yoklar yüreğimizi iğilir yaramıza dağıtır korkumuzu ve karşı tepelerden gürül gürül bir kalk borusu |
Öyle Bir Geç Ki Ömrümden Hiçbir nefesim sensiz geçmesin öyle bir tut ki ellerimi asla bırakma öyle bir bak ki gözlerime unutamayayım o esmer elerini... Güz yapraklarında ki gülüşünü ve arkana bakmadan gidişini simdi öyle bir vurki beni gülüşünle öldürmeden sakın bırakma... |
Sen Rüyasın Seni gördüm dün gece rüyamda gülüm Sevecen bakıyordun bana mutluydum Sen yanımda Sen karşımda Sen benimle Sevgiyle uzattın elini bana Sevgiyle tuttum elini Sevgiyle koklayarak öptüm Solgun renkli yanağını Solgundu yüzün hüzünlü nedendir bilemedim Sessizce yasladım Seni göğsüme kokladım kokunu Soludum soluğunu Sıcacıktı nefesin Sevecen kokuyordu Saçların ellerimle taradım Saçların ipek gibi Siyahtı bahtım kadar Sonra gözlerine bakabildim Sonsuzluk vardı gözlerinde Sevgi gördüm bana diye umutlandım Sevdalandım bir daha bir daha Sevginle yandım ellerim terledi Senin ellerin elimde ter içinde kaldı Sonra çıktık beraberce Sokaklara girdin koluma Sokuldun bana iyice Soğuktu dışarısı gerçek soğuk Soğuğa aldırmadım yanıyordum Sıkıca sarıldım kolumdaki eline Sararmış yapraklar arasında Sarmaş dolaş yürüdük Sevgi ısıtıyordu bizi Sabırsızdık ikimizde bir parka gidip Sarılmak için birbirimize daha da Sıkıca ve sevgiyle dudaklarımız birleşti Seyredenlere bakanlara aldırmadan Sağanak bir yağmur başladı birden Sığındık bir saçak altına Soluklarımız karıştı birbirine yeniden Saadet ten ölebileceğimi düşündüm Saat çaldı birden uyandım Soluğunun sıcaklığı dudağının ıslak tadı Dudağımdaydı hala |
Karlı bir gece vakti bir dostu uyandırmak Benim adım insanların hizasına yazılmıştır. Hergün yepyeni rüyalarla ödenebilen bir ceza bu. Keşke yağmuru çağıracak kadar güzel olsaydım ölüm ve acılar çatsaydı beni düşüncem yapma çiçekler kadar gösterişli ve parlak sözlerim ihanete varacak doğrulukta olsaydı. Anmaya gücüm yetseydi de konuşsaydım diri-gergin kasları konuşsaydım "Kardeşler! " deseydim "Kardeşlerim! " "Bakın yaklaşıyor yaklaşmakta olan "Bakın yaklaşıyor yaklaşmakta olan Bakın yaklaşıyor..." yazık, şairler kadar cesur değilim çoçukların üşüdükleri anlaşılıyor bütün yaşadıklarımdan gövdem kuduz yarasalarla birazcık yatışıyor. Benim gövdem yıllar boyu sevmekle tarazlandı öyle bir çalımlarla gecenin çitlerinden atlardım bir güneş sayardım kendimi denizin karşısında çünkü çam kokularına sürtünüp ağırlaşan ruhların inanmazdım dosyalara sığacağına gittikçe ışıldardım dükkanlar kararırken hüznün o beyaz etrafına sakallarım batardı. Benim adım bilinen bütün cevapların üstüne mühürlenmiş ellerim tütsülenmiş evlerin yeni yıkanmış serin taşlıklarında dirgenler, bakraçlar, tornavidalar bende kül, bende kanat, bende gizem bırakmadılar ve içinden bir baş ağrısı gibi çınlamaktansa gövdem açık bir hedef kılındı belâlara. Ve bu yüzden yakışıksız oluyor insanları hummalı baharlar olarak tanımlamak ve bu yüzden göğsümde dakikalar ince parmaklar halinde geziniyor konvoylar geçiyor meşelikler arasından bir yaprak kapatıyorum hayatımın nemli taraflarına ölümden anlayani ciddi bir yaprak unutulacak diyorum, iyice unutulsun neden büyük ırmaklardan bile heyecanlıydı karlı bir gece vakti bir dostu uyandırmak. |
| Saat: 17:40 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık