![]() |
Belki bir gün özlersin beni Dokunur içine kırıntılarım Yanan ateşin olurum düşe Yapışırım mahşerinde sana Bekle o günü o yanlızlıgını Hatırla bana cektirdiklerini Gördüklerini göreceklerini Bir daha düşün beni sevgilim Sakın dönüp bakma yaşama Acıdır düşlerim aklımda Senden kalanlardır yarım Bir bıcagın sırtında yarim Durduramadım zamanı sevgili Hatıraların yaktı geceleremizi Otur dinlen düşün geçmişimizi Dönüp bakma sakın bana Acıtırım bütün düşüncelerini Git uzaklara benden uzaklara Yeni sevinçler yap kendine Yeni umutlarda buluş maviye Hatır sorma benden geçmişe Liman olmasın gittigin yerde Birde sevgilin olmasın dilegim Söz verdigimiz gibi sevdigim Ben seni kaybettim sildim Öyle anlatamadım ben aşkım Ben hep sevdim sevdim sevdim Sana olan nefretim unutmaktı Sana verdigim sözü tutmaktı Aşk yüceydi gönlümde sevgili Ve hep öyle büyük sevildin Bütün yüregimde özümde Sözümde sözlügümde aşktın Sevgilim ben seni yaşamadım... ali baskı |
Dağlarının, dağlarının ardı, Nazlıdır. Uçurum kıyısında incecik bir yol Gider dolan-dolana, Bir hastan vardır, umutsuz, Belki ayşe, belki Elif Endamı kuytuda başak, Memesinin, memesinin altında, Bir sancı, Bir hayın bıçak... Ölüm bu, Fukara ölümü Geldim, geliyorum demez. Ya bir kuşluk vakti, ya akşam üstü, Ya da seher, mahmurlukta, Bakarsın, olmuş olacak. Bir hastan vardı umutsuz, Hayreti uykularda, Hayreti soğuk sularda. Gayrı, iki korku çiçeğidir gözleri, İki mavi, kocaman korku çiçeği, Açar, derin kuyularda... Dağlarının, dağlarının ardı korkunçtur. Hiç akıl edip de düşünen var mı? Gün kimin hesabına tutar akşamı, Rahmetinden kim demlenir bulutun, Hayırlı evlat makina Nasıl canavar kesilir. Kurdun, karıncanın rızkını veren Toprak nasıl ayartılır, Yüz vermez topal öküze, Ve almaz koynuna kara sabanı. Sepetçioğlu'm bir kömür işçişidir, Mavzer değil, kürek tutar Urfalı Nazif Mal, haraç-mezattır, Can, pazar-pazar. Kırmızı, ak ve esmer, Yumuşak ve sert buğdayları Yaratan ellerin sahibidir bu, Kör boğaz, nafaka uğruna, Haldan düşmüş, tebdil gezer... Dağlarının, dağlarının ardı, Nasıl anlatsam... Ağaçsız, kuşsuz, gölgesiz. Çırılçıplak, Vay kurban... "Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda." Yiğitlik, sen cehennem olsan da bile Fedayı kabul etmektir, Cennet yapabilmek için seni, Yoksul ve namuslu halka. Bu'dur ol hikayet, Ol kara sevda. Seni sevmek, Felsefedir, kusursuz. İmandır, konkunç sabırlı. İp'in, kurşun'un rağmına, Yürür, pervasız ve güzel. Sıradağları devirir, Akan suları çevirir, Alır yetimin hakkını, Buyurur, kitabınca... Gün ola, devran döne, umut yetişe, Dağlarının, dağlarının ardında, Değil öyle yoksulluklar, hasretler, Bir tek başak bile dargın kalmayacaktır, Bir tek zeytin dalı bile yalnız... Sıkıysa yağmasın yağmur, Sıkıysa uykudan uyanmasın dağ. bu yürek, ne güne vurur... Kaçar damarlarından karanlık, Kaçar, bir daha dönemez, Sunar koynunda yatandan, Hem de mutlulukla sunar Beynimizin ışığında yeraltı. Her mevsim daha genç, daha verimli, Sunar, pırıl-pırıl, sebil, Ömrünün en güzel aşk hasadını, Elimizin hünerinde yeryüzü. Dolu sofra, gülen anne, gülen çocuklar, Bir'e on, bir'e yüz'le akşama gebe Şafakla doğan işgücü. Yalanım yok, sözüm erkek sözüdür, Olm kitapta böylece yazılıdır, Ol sevda, böyledir çünkü... Ahmed Arif |
Seninle doldurdum canımdaki bütün açıkları zamanda bıraktığım bütün boşlukları hiçbir açık yerim yok şimdi aşkım ak, başım dik yokluğundan başka masum elmas gül |
Ö.L.Ü.M Hayat sıkmaya başladı artık, Gidiyorum sensizken sensizliğe, Bir masal gibiydi sen ve dünya Bir varmış bir yokmuş diye başlayan, Ve sona doğru yaklaşılan. Ölümden korkmuyorum artık, Korkularımı sende bıraktım, Ölmekten korkmuyorum artık, Ben ölümü ilk seninle tattım. İlk gördüğümde gözlerini, Dünya sanki cennet oldu bana, Kalbini tanıdığımda Düşlerim yoluma çıktı her sokakta Seninle tanışmam bir anlıktı Kaybetmem de bir anlık oldu. Ölümden korkmuyorum artık, Ölmekten korkmuyorum, Ben ölümü ilk gözlerinde tattım. Kaybetmekten korkmuyorum artık, Ben hayatımı sayende kaybetmeye kalktım. Ne gurur, ne derman kaldı dizlerimde, Uğrunda yıllarımı harcadım, Anlatmaya kalktım aşkımı, Ya ben anlatmayı başaramadım, Ya sen anlamamayı başardın. Ölümden korkmuyorum artık, Son satırlarını yazıyorum, Sensiz hayatın. Ölümden korkmuyorum artık, Ben uğruna canımı adadım. Sevdiğim, gözlerin hiç geceleri Ağlamaktan ağrıdı mı senin. Hiç elin kolunun, bağlı olduğu oldu mu, Sen dünyanın en kalpsiz insanını Sevdin mi hiç, Uğrunda ölmeyi düşündün mü, Bu dünyanın yalan olduğunu, Geç olsa da anladın mı sen. Ölümden korkmuyorum artık, Alıştım ben her gün ölmeye, Ölümden korkmuyorum işte Benim ruhum zaten hiç bedenimde değil ki Senin hep o gözlerini izlemekte. Ölümden korkmuyorum artık, Yaklaşıyorum her geçen dakika, Bu dünyadan göçüp gitmeye. Ölümden korkmuyorum artık, Korkuyorum dünyada sana birşey olmasından, Korkuyorum canının acımasından, Ölümden korkmuyorum artık, Son satırları yazıyorum, Korkmadığım ölüme yaklaşırken, Sana ve hayata. Ben hep gülümseyeceğim, O yaşlarla dolu gözlerimle, Bulutların arasından, Sana ve yalan insanlara.! Eren Özen |
UTANIRIM HAYALLERINDEN Tam geceyarısı bir ölüm sessizliğiyle karanlığı delecek hayallerin ürpereceğim gözlerim yorgunluktan kapanırken uykuyu göndereceğim Uyanacak arzular ve sen Çıplaklığımdan utanacağım karşında sen farkında olmayacaksın yüzümün kızardığının karanlığa sarınacak ten beyazlığın Gözlerin gözlerimde birleşirken ellerin ellerimi arayacak teninin sıcaklığı hep avuçlarımda saklı zaten isyankar uyku gözlerimi kapayacak Gün ışığıyla hayallerimi toplayacağım kilitleyeceğim en kuytu köşelere sahiplendiğim gecenin sırrı olacaksın Kamuran GUNDUZALP |
yokluğun batıyor umursamadıkça sen yetmiyor nefesim küllenirken alev en sıcak gecelerin hayali bile ısıtmıyor üşürken senden ne varsa içimde yitirmeden yarınları karanlığa gömmeden gel. tutkum değil aşkımsın tenimde ürperti değil günüme geceme karışmış diğer yarımsın sensizliğe tükenirken ömür ne saatim belli ne gideceğim yol uzanan elim yoruldu düşmeden tut ya da ya da unut baki ceylan |
O Ben Olduğum İçin yıldızlara takılır ya bazı geceler gözlerin alamazsın kendini saatlerce beni hatırlarsın yüreğinde işte o an yıldızlardan sana baktığım içindir bir şarkı mırıldanırsın ya bazen sonu gelmez bestesinin sözlerinde beni bulduğun içindir hani bir çocuğu seversin ya bazen, doyamazsın gözlerinde beni gördüğün içindir hani bazende bir kalem alıp eline bir şeyler yazarsın kağıtlara sonunu getiremezsin işte o, ben olduğum içindir 13.05.1993 Cengiz Azman |
Sensizlik Akşamın sonlarındayım. Yine elimde kalem, Yastığımda defterim. Her akşam olduğu gibi Yine sensizim... Ve sensizliğimi yazıyorum Satır satır, sayfa sayfa, Sensizliğime ağlıyorum Sessiz sessiz usulca... Her sayfada damla damla gözyaşı izleri, Her gözyaşının yanında hep aynı kelime, Hep aynı hıçkırık! Her damla bir "sen"le birleşmiş, Her "sen" gözümden bir damla eksiltmiş. Her akşamın sonunda, Bu defteri her açtığımda, Aklıma yalnız sen gelirsin... Hayır, yalan söyledim! Sen aslında hiç aklımdan gitmezsin... İçimdeki hasret öyle büyük ki, Seni bana bir an bile unutturmuyor. Geleceksin diye yolunu bekliyor yüreğim, Bir kuş gibi kanatlanıp uçuyor kalbim. Uçuyor, uçuyor, ama sana kavuşamıyor, Daha fazla bekletme, Kuşun ömrü bitiyor! Her akşam olduğu gibi, Bu akşam yine elimde kalem, Yastığımda defterim. Sensizliğimi yazıyorum Satır satır, sayfa sayfa, Seni andığım her yerde, Her "sen" deyişimde Bir damla düşüyor gözümden. Bak! Şimdiden on iki damla oldu bile, Başlığı da sayarsak tam on üç. Tam on üç gözyaşı, On üç kez kanayan hasret yarası. Geri kalanların bir kısmı yüreğimde, Bir kısmı ise gözlerimde saklı... Bu akşam da sona erdi artık, Sayfaya düşecek son gözyaşım damlamak üzere... Her akşam olduğu gibi Defteri yine aynı sözlerle kapatıyorum: "Seni seviyorum..." İşte son damla da düştü deftere... Şimdi başımı yastığıma gömüp Hıçkıra hıçkıra ağlayabilirim artık, Her akşam olduğu gibi Sana ve sensizliğime Bitmeyen, tükenmeyen gözyaşlarımı Harcayabilirim artık! İşte yastığa düşen ilk damla, Ve ikinci, Üçüncü, Dördüncü... zülfiye ayaksız |
perı bacalarında bir tütsüdür yalnızlık peri bacalarında bir tütsüdür yalnızlık ur gibi sıkısmış iki duvar arası ezilir katmerlesen duygular merhemsiz bır kar tanesı gibi gönül ak kristal parçası kayan yıldız geceyarısı sessizliğinde duraklar perı bacalarında ansızın her şapka bir sorgulamadır beyaza bürünmüş Kamuran Gündüzalp |
ÖLÜMLÜ AKARSU Aktığı her yere, Kırgınlığını götüren bir akarsuyum… Ellerine saçıldım… Yüzüne çarpılmak için… Ayaklarının arasından geçerek, Su diyen çocuklarına yetişen akarsuyum… Nice denizlerde kendimi gizledim, Kızaran yüzümü saklamak için… Önündeki bentlerden aşamayan, Asırlık taşları eriten, Doğumundan çok denize öldüğü yer önemli olan, kıvrımlı bir coğrafyayım… Bir ders kitabında ölmeden önce, son isteğim tenine dolanmak, her bir hücrendeki acıyı yıkamak…
|
| Saat: 11:14 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık