![]() |
Nasıl Sevmem İstanbul'u Sen yaşarken bu şehirde Nasıl sevmem İstanbul'u Hatıran var binbir yerde Nasıl sevmem İstanbul'u Denizlere vurmuş gözün Sahillerde durur izin Ufuklarda güler yüzün Nasıl sevmem İstanbul'u Emirgan'da dizdizeyiz Çamlıca'da gözgözeyiz Tarabya'da bizbizeyiz Nasıl sevmem İstanbul'u Seni arar bu sokaklar Seni sorar bu duraklar Her köşede izlerin var Nasıl sevmem İstanbul'u Sende gülüp ağlamışım Sana gönül bağlamışım Seni burda tanımışım Nasıl sevmem İstanbul'u Unutturdu derdi bana Mutluluklar serdi bana Bir de seni verdi bana Nasıl sevmem İstanbul'u? |
Özgürlüğe Kanat Açmak Kuşlar kadar özgür olmak var ya Kanat çırpmak sonsuzluğa doğru Uçmak hiç durmamacasına yeni diyârlara Ayak basmak hiç ayak basılmadık yerlere Kuşlar kadar hür olmak var ya Yükseldikçe yükselmek göklere ve bulutlara Yerçekimine meydan okumak bir çift kanatla Ağır ağır süzülmek kan kırmızısı ufuklara Kuşlar kadar özgür olmak var ya Gökyüzünü fethetmek santim santim Kuş bakışı bakabilmek bütün dünyâya Esen rüzgârlarla yarışmak hoyratça Özgürlüğe kanat açmak her yeni doğan günde Bir daha hiç kapatmamacasına Kuşlar kadar özgür olmak var ya |
Aşk ve Düş içinde parantezlere sıkıştırılmış hayatlar olmayan ölümsüz bir beklentiydi aşk ağır aksak giden, huysuz ve t a t l ı.. lâhdini bulan ikiz bedendi aynı çizgide rastlantıları biriktiren ey aşk kaç bildik tekrardın sen kaç kez vurdun, en y a k ı n ı m ı.. kaç kez hüznü kilitledin odalara kayıtsız cümleleri evlat edindin ya da ahdına savrulan solgun bir şarkı mıydın hiç s ö y l e n m e y e n.. yosun renkli yeşil gözler senin miydi! A ş k! .. içinde koşulsuz sevmeyi tetikleyen kaygıdan uzak bir kanat çırpışıydın aşk seni bulduğumda yaralı ve y a l n ı z d ı n.. defalarca yuvasını terk eden ve dönemediğinden hep tek kişilikti biletin tüm dönüşlerini yüreklere k e s m i ş k e n.. yüreğin şemsiyemdi ve ıslanmak bir nefes hüznünde acı biriktirmekti en güzel sancılarını d ö n m e y i ş l e r i n i n.. yosun renkli yeşil gözlerin, hiç olmadı senin A ş k! .. Ali Hakan Düz |
Özgürlüğümü İstiyorum Çıplak bir ağaca astım kendimi İsteklice ölümü bekliyorum Kalp atışlarım hızlanmaya başladı Ve tarafsızca sallanıyorum Umutsuzluğa sabitledim gözlerimi Ağlıyorum ama yutkunamıyorum Bedenim titremeye başladı anne Ölüyorum ve hissedeceğini umuyorum. Özgürlük insanın kendi başına ölebilmesiymiş Bunu üstüne basarak söylüyorum Oysa ne kanlar dökülüyor bu uğurda Şimdi hepsine acımaya başlıyorum Haydi ölüm gözlerimde kapandı Savunmasızca seni bekliyorum. Demokrasi yok mu bu ağaçta Ben özgürlüğümü istiyorum Güneş umut ışıkları saçar diyordum Oysa şimdi göremiyorum Kör insanlara haksızlık etmişim Hepsinden özür diliyorum Umut güneşin ışıklarında değil Aldığın nefestedir diye düzeltiyorum Haydi ölüm illa kan mı istiyorsun İşte sana onu da veriyorum Bıçağı da sapladım kalbime Karşılıksız aşkımı akıtıyorum Oysa umutlarımı asmıştım kızın kalbine Şimdi hepsini ona bırakıyorum Yalnız bir gerçek var inkar edemiyorum Ben o kızı hala seviyorum Ölüm ellerimden tutmanı istiyorum Çünkü kuşları artık duyamıyorum Elveda hiçbir zaman kanunlarına Boyun eğmediğim dünya Elveda hiçbir zaman kendisini sevdiğimi Bilemeyecek olan sevgili Elveda yalnızca bedenimi emanet ettiğim Ön yargılı ama, sevdiğim ailem Ve elveda ruhumu halen titreten Benim duygusal dostlarım İpi çıkarmayın benim boynumdan Ölüm var onda acıtır sizi Bıçağı da çıkarmayın kalbimden Ucunda gizli bir aşk gizli Gözlerimi açın desem de açmazsınız Bilirsiniz ki kahreder sizi Yeter artık ölümü bekletmeyelim Bir an önce gömün beni. Özlediğim Nerdesin yine daldım gözlerim odaklandı baktığım her yerde sen vardın bakıyordum .. görenler düşüncelisin bu sabah dediler oysa ben oysa ben gözlerim kapalı sadece seni seyrediyordum .. yüreğim de uçtu gitti içimden bilmem ki nereye? bir afeti canın sevgisine öyle hasretim,özlemlerdeyim ki.. yüreğim; senden başka yardımcım yok konduğun yerlerde onu görürsen benim yerime söyle aynen şunu; söylersin değil mi? “Sevgiyi taşımak değil,hasreti çekmek zor Yaşamak değil, ölüm değil Sevdiğini özleyip de görememek zor” diye.. |
Hüzün benim işimdir ey gözlerinde ay ışığını namus eylediğim! sen bilmezsin halden bilmezim. bir sızı kavurur durmadan içimi okul koridorlarında, sokaksı adımlarımda yetim bir çocuğun ıslak bakışlarıyla bakıyorsam hayata bu içimin sızısını sana anlatamamamdan, yüreğimin yangınını sevdanla söndüremememdendir. Sen bilmezsin, bilemezsin! ....Semih HAN.... |
gün gelecek anılar canlanacak ürperecek yüreklerimiz göz damlalarımız süzülecek yanaklarımızdan zaman ilaçtır demişlerdi yalanmış diyeceğiz zaman bile yetmeyecek anıları silmeye ne güzel başlamıştık paylaşmıştık her şeyi diyeceğiz önce çocuksu gülüşler ve inandıklarımız bitmiş olacak ama anılar hiç silinmeyecek hep kalacak hani sen hep benimdin bende senin diyen anılar ardında sadece yaralı kalplerimiz olacak nice yürekler girecek belki ama anılarda hep bir iz kalacak ilk olan izler saf izler temiz izler. |
Senden Öncesi Boşluk... Senden Öncesi Hiçlik... http://img64.imageshack.us/img64/8522/barrinha5dt.gif Gidemezdi bir daha başka yerlere Senin ırmaklarında uçan turaçlar Oysa uçurum uçurumdu sana gelişim Yüreğime yıldırımdı inişin Sevişin sağnaklarcaydı güllere Dağ yıkıldı Yer yarıldı Yandı bahar dalları Umudum zifiri gecelere düştü..... Senin dallarına değen rüzgarlar Gayri esemezdi başka güllerde Bilemedim aşkların katlolduğu devrandır Güle kan bulaşmış bir kere Yürek yangınlar sofrası Umut hangi yalan ufkun ardında Yolumuz nere düştü... Bilemedim Düş unutmuş düşleyeni Ayrılıklar devranında Yerle bir olmuş hüzünler Ben kime desem anlar şimdi Senden öncesi boşluk Senden sonrası hiçlik Gülüşüm kedere düştü.. http://img64.imageshack.us/img64/8522/barrinha5dt.gif |
Yalancı gülerken yüzüme dost kalalım demişti inandım sözlerine bekledim sevinçle yeniden dost saatlerini tanyeri ağarmasından gecelerin koyusuna kadar ne gelen vardı ne de giden o hep böyleydi zaten sesinden tanıdım bir akşamüstü yeni yüzüyle sarmaş dolaş yeni kurbanıyla o bildik yerde paylaştığımız yalan günleri Enfal Törün.İzmir.01.09.2006 |
Elif olmak zordur Çünkü elif olmak; Yuvarlak bir dünyada dik durmanın Dik ve önde Belki acıyla Ama vazgeçmeden durmanın Dünya ne kadar dönerse dönsün Olduğu yerde kalmanın adıdır elif olmak Kaç silah varsa elife çevrilir Elif hep olduğu yerdedir Silahlar patladığında ilk vurulan eliftir Zordur elif olmak Elif olmak hep vurulmaktır Elif olmak yalnızca elif olmaktır Ne B, ne T, ne S Elif Yalnızca elif Elif demeden hiçbir şey denilemez Ben elif dedim Artık her şeyi söyleyebilirim MEVLANA İDRİS |
ÖLÜMSÜZ KIRMIZI GÜLLER.... Kan rengi, kıpkırmızı güllere bayılırdı. Zaten onlarla adaştı da. Rose... Gül... Kocasının sevgili Rose'u... Her yıl Sevgililer Günü'nü kapının önünde bulduğu enfes fiyonklarla süslü kucak dolusu kırmızı güllerle kutlardı. Hiç aksamadan. Hatta, eşini kaybettiği yıl dahi kapısı çalınmış, gülleri kucağına bırakılmıştı..Tıpkı geçmişte olduğu gibi, küçük bir kartla birlikte.. Her yıl güllere iliştirdiği karta aynı cümleleri yazardı: "Seni, geçen sene bugünkünden, daha çok seviyorum..." Birden, bunların son gülleri olduğunu düşündü.. Önceden ısmarlanmış olmalıydı.. Öleceğini nasıl bilebilirdi?.. Zaten her seyi önceden planlamayı ve yapmayı severdi, yumurta kapıya gelmeden... Gülleri özenle içeri taşıdı..saplarını kesti, vazoya yerleştirdi.. Vazoyu da konsolun üzerine, eşinin kendisine gülümseyen fotoğrafının yanına koydu. Orada kocasının koltuğunda oturup saatlerce güller ve fotoğrafı seyretti sessizce.. Bitmek bilmeyen bir yıl geçti.. Yapayalnız ve hüzün dolu bir yıl.. Sonra bir sabah kapı çalındı.. Tıpkı eski günlerde olduğu gibi.. Kırmızı gülleri, üzerinde küçük kartıyla birlikte eşikteydi.. Sevgililer Günü'nü kutluyordu. Gülleri içeri aldı. Şaşkınlık içinde doğru telefona gitti. Çiçekçi dükkanını aradı... Onu bu kadar üzmeye kimin hakkı vardı ? "Biliyorum" dedi, çiçekçi.. " Eşinizi geçen yıl kaybettiniz.. Telefon edeceğinizi de biliyordum.. Bugün size yolladığım gülleri çok önceden ısmarlamış, parasını da ödemisti.. Hep öyle yapardı zaten, hiç şansa bırakmazdı. Dosyamda talimat var. Bu çiçekleri size her yıl yollayacağım. Bir de özel kart vardı, kendi el yazısıyla. Bilmeniz gerek diye düşünüyorum.. Ölümünden sonra çiçeklere iliştirmemi istediği kart..." Rose hıçkırıklar arasında teşekkür ederek telefonu kapattı. Parmakları titreyerek zarfı açtı.. " Merhaba gülüm" diye başlıyordu, kart.. " Bir yıldır ayrıyız. Umarım senin için çok zor olmamıştır. Yalnızlığınıı ve acılarını hissedebiliyorum. Giden sen, kalan ben olsaydım neler çekerdim kimbilir? Sevgi paylaşıldığında yaşamın tadına doyum olmuyor. Seni kelimelerle anlatılmayacak kadar çok sevdim. Harika bir eştin dostum, sevgilim benim... Sadece bir yıldır ayrıyız. Kendini bırakma. Ağlarken bile mutlu olmanı istiyorum. Onun için bundan sonraki yıllarda güller hep kapımızda olacak. Onları kucağına aldığında paylaştığımız mutluluğu ve kutsandığımızı düşün. Seni hep sevdim.. Her zaman da seveceğim. Ama yaşamalısın. Devam etmelisin... Lütfen.. Mutluluğu yeniden yakalamaya çalış. Kolay değil, biliyorum ama bir yolunu bulacağına eminim.... Güller, senin kapıyı açmadığın güne dek gelmeye devam edecek. O gün çiçekçi beş ayrı zamanda gelip kapıyı çalacak, eve dönüp dönmediğini kontrol edecek. Beşinciden sonra emin olarak gülleri ona verdiğim yeni adrese getirip seninle yeniden ve ebediyyen kavuştuğumuz yere bırakacak.. SENİ SEVİYORUM GÜLÜM..." |
| Saat: 10:48 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık