![]() |
Papatyanın Mevsimi Papatya falına bakacak zamanlar geçti, Yağmur yağınca toprak kokmuyor. Artık tükendim ben, gençliğim gitti, Elim tutulunca kalbim durmuyor. Damarlarımdaki kan dondu sanırım, Deli gibi akıp birden coşmuyor. Giysilerim gibi mat, karamsarım, Yüzüm aynalardan bıktı, bakmıyor. Sesim öyle çok çıkmıyor eskisi gibi, Geleceğe ait düşlerim bitti. "Ben onsuz ölürüm, yaşayamam ki", Diye düşündüğüm dünler dönmüyor. |
İÇİMDE ki GÖLGE ...............................Gecede ...............................Gölgeler... ...............................Dökülür caddelere. ...............................Caddeler... ...............................Hep o bildiğimiz, ...............................İnsafsız.! ...............................Gölgeler... ...............................Hep o bildiğimiz.! ...............................Neden utanır.? ...............................Neden üşür.? ...............................GECELER... ...............................Ve neden ümitler, ...............................Çaresiz gizlenir ...............................Kuytulara.! ...............................Gecedir ...............................Giyinir ...............................Tüm evren simsiyahını. ...............................Ve gölgeler süzülür ...............................Caddelere... ...............................Neden utanır.? ...............................Neden üşür.? ...............................GECELER... ...............................Ve neden kişiler ...............................Gölgeleşip, ...............................Gizlenir .........................................İçimizde...? |
Ben Senden Önce Ölmek İsterim Ben senden önce ölmek isterim. Gidenin arkasından gelen gideni bulacak mı zannediyorsun? Ben zannetmiyorum bunu. Iyisi mi,beni yaktırırsın, odanda ocağın üstüne korsun içinde bir kavanozun. Kavanoz camdan olsun, şeffaf, beyaz camdan olsun ki içinde beni gorebilesin Fedakarliğimi anlıyorsun vazgeçtim toprak olmaktan, vazgeçtim çiçek olmaktan senin yanında kalabilmek için. Ve toz oluyorum yaşiyorum yanında senin. Sonra, sende ölünce kavanozuma gelirsin. Ve orada beraber yaşarız külümün içinde külün ta ki bir savruk gelin yahut vefasız bir torun bizi ordan atana kadar... Ama biz o zamana kadar o kadar karışacağız ki birbirimize, atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz yan yana düşecek. Toprağa beraber dalacagız. Ve bir gün yabani bir çiçek bu toprak parçasndan nemlenip filizlenirse sapında muhakkak iki çiçek açacak : biri sen biri de ben. Ben daha ölümü düşünmüyorum. Ben daha bir çocuk doğuracağım Hayat taşıyor içimden. Kaynıyor kanım. Yaşayacağım, ama ,çok, pek çok, ama sen de beraber. Ama ölüm de korkutmuyor beni. Yalnız pek sevimsiz buluyorum bizim cenaze şeklini. Ben ölünceye kadar da Bu düzelir herhalde. Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bugünlerde? Içimden bir şey : belki diyor. |
Paylaşamadıklarımız Yan yana otururken ırmak kıyısında Öpücüklerin ıslaklığı kalmıştı dudaklarımda Acımızı paylaşmıştı ağaçlar İki sevgili gelip Aşkı sormuştu bize Gözlerimizle anlatmıştık aşkı Aşk anılarını anlatıyordu Deniz Bizi dinliyordu can Ruhi sazıyla eşlik ediyordu Hasretle Anladım ki hepimiz devrime âşıktık. |
Kayıp Umutlar yeşeren umut çiçeklerimizi kırdı umut diye sevdiklerimiz gençliğimizi aldılar hani nerede o ideallerimiz yeni bir dünya kurulacaktı hani bizde yerimizi alacaktık seneler geçti zaman değişti düzene uydular hepsi düzen değişecekti hani olan gençliğime oldu yanarım ben bir daha bu sözlere zor kanarım ama malzeme bitmiyor onlara yetişiyor yenileri ardımızdan ben işte şimdi onlara yanarım |
Aşk ve Sevgiye Dair Aşk ikidir sevgi bir; Aşk yalan,sevgi gerçektir. Aşk sudur,sevgi susuzluk. Bu yüzden sevgi hasrettir, Özlemektir,beklemektir. Asıl maharet: Susuzken suyu içmek değil Karşısına geçip seyretmektir. Aşk haykırmaktır,sevgi ağlamak; Aşk açmaktır,sevgi katlamak. Sevgi saklamaktır Yüreğini,gözlerini Ve de ellerini saklamak Bahar geldiğinde… Bir çiçeğe,yeşile,çimene Aşık olamazsın ama seversin. Arkadaşına aşık olamazsın Ama seversin. Toprağa fidanı aşkla değil Sevgiyle dikersin. Sevgi için ölünür,aşk öldürür. Aşk kıskançtır,nankördür Sevgiyi öldürür. Aşk Kabil’dir,sevgi Habil. Aşkla sevgi aslında kardeştir Babaları insandır,Adem’dir Aşk için şiirler yazarsın, Şarkılar yaparsın; Sevgiyi anlatamazsın. Çünkü yüreğine sığdıramazsın. Kalbini aşka kapatabilirsin Ama sevgiye kapatamazsın Sevgi gizli,aşk aşikardır. Yüz vermeyince unutursun Sen aşığım diye daha kendini kandır. Dedim ya sevgi gerçek,aşk yalandır. Dahası da var: Aşkın gözü kördür, Fazla naz aşık usandırır; Aşk oyun,aşık oyuncaktır. Sevgi ise yaşamdır,hakikattir. Aşk aceledir, Sevgi usul usul sabırlıdır. Acele işe hem şeytan karışır. Aşk ateşlidir Çünkü hastalıklıdır. Sevgi ılıktır Çünkü sağlıklıdır. Velhasıl bu iki kardeşin hikayesidir Aşka ve sevgiye dair… |
Ben Seni Görmeden Sevdim Ben seni görmeden sevdim Yorgun gecelerde titreyen bir yetim bir öksüz yüreğimde sevdim seni Ey gönül bahçemde büyüttüğüm nazlı çiçek Ey sevdamın adı, aşkın gerçek anlamı Bu hasret, bu gurbet söyle, söyle ne zaman bitecek Ben seni görmeden sevdim. Yolunu gözledim her gece her sabah Ellerimde güller, güller ki kokunu aldığım, kokunu alıp yandığım yanıp yanıp ağladığım. Ben seni görmeden sevdim Gözlerini gözlerime değdir, ellerini ellerime Sevmeyi senden öğrendim ilkin, sevilmesi gereken her şeyi senden Sevgi seninle mana buldu, buz çöllerini seninle aşdım Ben seni görmeden sevdim Seninle yasamak seninle ölmek, Ama en çok seni görmek istedim... Ben seni görmeden sevdim, konunu aldım güllerde, Ben seni görmeden sevdim, adini andım yürekte Adını hala bilmesem de Sevgili Sevgili en Sevgili! |
Ayrılık Ayracı Bütün ayraçları kaldırdın ama unuttuğun Bir şey vardı yine de, çiçekleri sulamadın Gökyüzü sarardı o zaman bulutlar kirlendi Ve ne kadar az konuşur olduk günboyu Birden ayrımsadık ki ayrılık orda başlıyor Tam da susuşların birbirine eklendiği yerde Ezberlenecek hiçbir şey yok bu dünyada Kirletilmemiş bir bulut bile yok artık Böyle diyorsun her yolculuğa çıkışımda Yaşadığın kent de sana benziyor gitgide Ne zaman dönmeyi düşünsem yangın çıkıyor Ya da erteletiyorum biletimi son anda Uzun bir sessizlik oluyorsun dağlara baksam Karşılıksız mektuplar kadar burkuluyor kalbin Yazdığım şiirler de canımı sıkıyor artık Fotoğraflarımı yırtıp atıyorum tek tek Ve ben bütün yapraklarımı döküyorken şimdi Eylül diyorsun, tam da orda başlıyor ayrılık Üşüyünce ağlıyorsun yalnızım dememek için Uçaklar gemiler trenler çiziyorsun duvarlara Kendine bir deniz bul artık bir de rüzgâr Parçalanacağın bir uçurum bul bu dünyada Tek tutkun o kenti bırakıp gelmek olmalı Ve gelirken havaya uçurmak bindiğin otobüsü Birden ayrımsadık ki ayrılık orda başlıyor Tam da çiçeklerin sulanmadığı yerde Konuşacak bir şeyler bulamıyorsak günboyu Derim ki ayrılık gündemdedir ne yapılsa Ve sen bütün ayraçları kaldırdığını sanmıştın Ama unutmuşsun yine de ayrılık ayracın |
Hüma Kuşum Martılar uçuyor üstümüzde Yelken salınıyor gönlünce Sen ve ben hüma kuşum Nasılda özgürüz denizde Koparmışım zincirleri Açılmışım denize ve sen Hüma kuşum yanımdasın Yaşlı kartal yüreğim Nasılda pırpır yapıyor İncitmek ürkütmek seni Ne mümkün hüma kuşum Bakma yırtıcı kartal görünüşüme Sana kıyamam seni incitemem Dalgaları dinle şarkılar söylüyor Ay ışığı parlıyor elimi uzatsam Tutarım yıldızları dünya güzel Hayat güzel hüma kuşum Başın göğsümde kalbim Senin için çarpıyor senin İçin çarpacak daima Hüma kuşum ......... |
Ben Yalnız Seni SevdimKapıyı anahtarla açmayı sevmiyorum Zili çalmalıyım ve sen açmalısın kapıyı ‘’Hoş geldin canımmm..’’ deyip boynuma sarılmalısın Uzun uzun öpüşmeliyiz kapı aralığında, Elelele tutuşup içeri yürümeliyiz Sen biçırpıda sıralamısın; Belki de üçü önemli otuzbeş kırk haberi birden ’’Sular yoktu bütün gün biliyormusun’’ Demelisin mesela. ’’Yemeği ocakta unutup yakmamışmıyım pilavın dibini Sonra da tüpgaz bitti alay eder gibi’’ demelisin mesela. Adları da saçları gibi hep birbirine benzeyen ortaokul arkadaşların Çatkapı yapmış olmalı aniden ve öğlen. Annen aramış yakında geleceklermiş Bana da selam söylemişmiş olmalı mesela. O kadar işinin arasında, Camları da silmiş serinmiş olmalısın. Eskilerini eskiciye verdim,o eski mintanlarını filan demelisin Pilastik leğen, mandal bi de faraş almış olmalısın karşılığında Bi gündüz yayınında faydalı en az on şey öğrenmiş olmalısın Çıkmayan lekeleri kolayca çıkarmaya Şarap şişelerini kolayca açıp, Boş şişelere mumlar damlatıp dekor yapmaya Bi ton faydalı şeyler Ben mutlaka; ’’yaaaa öylemi olmuş’’ Diyeceğin haberler varmeliyim sana Süratle beni kızdıracak bişeyler yapmalısın Ben zaten seni kızdıracak bisürü şey yapmış olmalıyım dışarda Gözüme bakıp anlamalısın yediğim herzeleleri Sen anlamazlıktan gelmelisin hepsini Yüzlememelisin yine de Usulca utanmalıyım Anladığını anlamazdan gelmeliyim Anladığını anladığımı anlamamalısın Bu böylece sürüp gitmeli bi vakit Ben yine herzamanki gibi, yarın rejim yapmaya Spora başlamaya, sigarayı artık bırakmaya karar vermeliyim. Sen bikaçgüne kadar bi iş bulup artık çalışmaya, Bi ev bulup oraya geçmeye Hayatına bi çeki düzen vermeye, karar vermelisin ’’Çay koyyyy’’ yapmalı, yine ben hatırlatmalıyım Radyo yine tuhaf şarkılar çalan bi gavur kanalına ayarlı olmalı Televizyon yine senin kanallarına kilitli Ve kül tablaları, çay tabakları yani Firar etmiş olmalı ortalıktan yine Gözlerinde güzellikten başka Güzellikten başka bişey yokmuş gibi Sıkıntı yüklü, soru yüklü bakışları görememeliyim Sevgimin büyüklüğü herşeye yeter sanmalı Hiçbi bunaltını anlamayacak kadar dangalaşmalıyım İkide bi sözlerini kesip,çocuksuluğunu Saflığını, yalınlığının sularını kurutup Ciddi, akarlı, kerametli konulara davet etmeliyim seni. Ve bigün.... Bigün çekip gitmelisin evden Gitmenle anlamalıyım; Bu ev sevdasız olana bol gelir, Yürü yürü bitmez koridorlar Evin manzarası karanlığa göz kırpar, Bu evde tek başına yaşayanlara, köpekler bile havlamaz bahçede Çay pişmez, yemek yenmez Sigaranın bile tadı kaçar Dışarda itiş kakış kalabalıklarda yiter gider evin sahibi Kendini arayıp arayıp bulamaz Merhabaların da anlamı kalmadığından; Kimselere selam verip alamaz Denizde,karada,yatakta; Hiçlik solukları alıp verir Bi şiirin dizeleri okunur kitaptan Şair sankimde bilmiş gibi; ’’Düşmesin bizimle yola evinde ağlayanların gözyaşlarını boynunda ağır bi zincir gibi taşıyanlar, çekilsin yolumuzdan kendi yüreğinin kabuğunda yaşayanlar’’ yazmıştır. Şiire de, şaire de, yaşama da kızılır Kapının önüne gelinir Alışkanlık icabı kapı çalınır Yalnızlık pusuya yatmıştır içerde Duyar, ama açmaz kapıyı Neden sonra hatırlarsın Anahtarını çıkarırsın Kapıyı anahtarla açmayı sevmiyorum be... Yalnızlığımı sevmiyorum Ben yalnız, ben yalnız seni, yalnız seni ÇOK... VE ÇOK....VE ÇOKKKKK... SEVİYORUM!...Kazanç Ortaklığı |
| Saat: 14:53 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık