![]() |
Hiç Düşündün mü ? Ayrılık çanları çalsa ansızın Elveda sevgilim diyecek misin? Önünde diz çöksem, gitme kal desem Bakmadan ardına gidecek misin? Ayrı yönde akan ırmaklar gibi Dalından uçuşan yapraklar gibi Ümitsiz, çaresiz aşıklar gibi Kalbinden aşkımı silecek misin? Son ümidi yere serecek misin? Kendini boş yere teselli edip iyiki düşünmemişsin.. bittiSevdadır nasılsa geçici deyip Yaşlı gözlerini gizlice silip Bakıp da yüzüme gülecek misin? |
Nisan yağmurlarıyla ıslandım sokaklarda Ağladım ikimize, senden çok uzaklarda Evim barkımdın benim, en son şarkımdın benim Gözlerinden içtiğim mavi rakımdın benim Bu dağ ne rüzgarlar gördü Ne çığlar, ne karlar gördü Beni hiç tanımamışsın Kaç yağmurda ıslanmışım Ne alevlerde yanmışım Beni hiç tanımamışsın Hadi git, bir ihanet borcum olsun Hadi git, anılar sende kalsın Hadi git, senin canın sağolsun Hadi git, sen de git... Düşümde yarattığım hayale sen demiştin Oysa ben seni değil, o hayali sevmişim Evim barkımdın benim, aşkta korkumdun benim Gözlerinden içtiğim yeşil (siyah) rakımdın benim Hadi git, bir ihanet borcum olsun Hadi git, bu şarkım senin olsun Hadi git, senin canın sağolsun Hadi git-me... n'olursun! |
Pişmanlık ve Çileler Rüzgar eser, yağmur yağar, tilkiler üşür Bir odun parçası aydınlatır ocağı Annesi ateşin önünde perişan Annesi ateşin içinde hür Rüzgar eser, yağmur yağar, tilkiler üşür Yağmurlar sırtıyla sırtım arasındadır Şarkılar dudaklarıyla dudaklarımın Kalbimi bin parçaya böldü divane sır Sesi geliyor sesi, günahkar çocuklarım Şarkılar dudaklarıyla dudaklarımın arasındadır Benim boyum ufak onun da ufaktı Kıvırcık saçlarından öpmediğim için onu Onun bu ocakta yanan toprağı Her gece rüyamda avuçlarımı yaktı Benim boyum ufak onun da ufaktı Benim gözlerim yeşildir onun kara Ben günah kadar beyazım, o tevbe kadar kara Annesinin başı elleri arasında Parmağında aydınlık günlerden kalma yüzük Bir fotoğraf asılıdır duvarda Aynaya, geceye, maziye dönük Annesinin başı elleri arasında Bir tüfeğin burnu havadadır Ateş almak üzeredir mermisiz Ben bir küçük kızım, ben bir deli kızım Siz beni ne anlarsınız... siz... Bir tüfek ateş almak üzeredir mermisiz Bir saman çöpüne tutunmuş kızların Eteğini ben çektim Neyleyim göğsümü Karacadağ'ın sert rüzgarı doldurmuş Annemden ben ilk sütü Geyve'de içtim Ankara'ya Çataldağ'a bir zindandan gül vurmuş Az kalsın ben ölecektim Bir saman çöpüne tutunmuş kızların Kediler halıları parçalıyor Kırmızı bir ışık düşüyor yere Annemin dizinde derman yok Hükmedemiyor insan ruhuna ateş Rüzgar hükmedemiyor incecik perdelere Kediler halıları parçalıyor Ateşte sarı gül açan saksılar Kızarmış bir ekmek gibi duruyor Kulağıma garip sesler geliyor Kuş yumurtasından çıkan insanlar Ahırda bir ata eyer oluyor Kulağıma garip sesler geliyor Ben bir şarkı bir türküyüm Ben Meryem'in yanağındaki tüyüm Beni bir azizin nefesi uçurur Kalbimde Allah'ın elleri durur Cici ayaklarım ilikli bağlı Ben onun sılası kendimin gurbetindeyim Ben azizin hasreti Ben Meryem'in yanağındakı tüyüm Benim gözlerim yeşildir, onun gözleri kara Ben günah kadar beyazım, o tevbe kadar kara Ocak sönüyor ateş kül oluyor Annesinin saçları beyaz Annesi saçlarını yoluyor Ateşin içinde gül açılmış Servi büyür, ardıç büyür, çocuk büyür Annesi ruhunda ruhuma eğilir Sineklerin kanadını ısıtan Bir güneş toprağı yarıp çıkacak Kadınlar sansa da yaşadığını Şarkısız kaldıkça yaşayamayacak Kadınları sarkılır, akrepler aydınlatır Kadınları sarkılır, zahirlar aydınlatır Artık ben gideceğim ata eyer vuruyorlar Hatıralarımı birer birer yakacağım Entarimi parça parça edip Zehirli kirpilere bırakacağım Beyaz bir kayanın üstüne çıkıp Göğsüme siyah bir gül takacağım Batan güneşe doğru kurşunlar sıkıp Kendimi boşluğa bırakacağım Ayaklarımın altından geçiyor bir deniz Ben bir küçük kızım, ben bir deli kızım Siz beni ne anlarsınız... siz... Artık ben gideceğim atım kişniyor Bir bebek mum istiyor, bir ölü şarkı istiyor Ayaklarımın altından geçiyor bir deniz bir deniz Beni onun gözleri çağırıyor duramam, duramam Benim gözlerim yeşildir ah... onun gözleri kara Ben günah kadar beyazım, o tevbe kadar kara |
Gelişin bir yaz başlangıcıydı Güneş gibi gülümsemişti gün O gün Kirpiklerinin her kavuşmasında Biriktirdim maviyi derinlerimde Biliyor gibi Şimdi aklıma her gelişinde Derinlerimdeki maviyi çıkartıyorum Lacivert gecelere Birden saçları ışıldıyor Ayın Göz kırpıyor çapkınca İçimdeki deniz coşuyor Yakamozlar cilveleşiyor Düş huzmelerim de Artık değmiyor gözlerin gözlerime Sadece hasretin derin çizgisi Ve bu çizginin kanayan sessizliği Ama sanki Sanki yine Gelecekmişsin gibi... |
Sen Yokken Biraz Daha Ölüyorum Ben Sen yokken biraz daha ölüyorum ben Gönlüm sonbahar, yaprak yaprak dökülüyor Her mevsim kış, hergünüm gece Sonu yok yolların, yarını yok saatlerin Ve ben biraz daha ölüyorum sensizliğin ortasında Kokusu yok çiçeklerin, gök kuşağının rengi yok Ateşi yok sevmelerin, sigaramın dumanı yok Gözlerin her yerde, ne yana baksam gözlerin Ve ben biraz daha ölüyorum gözlerinin ortasında Alevi yok yangınların, suyu olmadığı gibi yağmurun Denizin mavisi yok, tıpkı gözlerin gibi Gözlerin her yerde, ne yana baksam gözlerin Ve ben biraz daha ölüyorum sensizliğin ortasında Dostu yok gecelerin, geceler çok uzun Geceler bir ömür, ömür dediğin bir tutam ümit Ümidi yok yarınların, Tıpkı senin yokluğun gibi Ve ben biraz daha sana hasret Hasret bir ip boğazıma düğümlenmiş Düğümler her tarafımda, bütün yollar kör düğüm Ve ben biraz daha ölüyorum sensizliğin ortasında Yalnızlığını ben yazarım şiirlerin, ayrılığını ben Karamsarlıkları hep senden Hayalinle süslenen bu şehir Ve ben ölüyorum bu şehirde sensizlik ortasında |
Platonik Takılıyorum hayatımdaki en büyük değişiklik sendin bugüne kadar. saçın,gözlerin ve ellerin. bilmiyorum ki neden seviyorum seni? ve şu satırları yazarken ellerim, neden sen varsın duygularımda? hayatıma açtığım o bembeyaz sensiz sayfa neden bomboş? aklıma gereksiz cümlelerle girmek zorunda mısın anlamıyorum? neden bende herkes gibi sevdiğimi haykıramıyorum? neden kalbim seni her gördüğünde hızla atıyor? arkadaşlar senden konuştuğunda neden lafı çevirmeye çalışıyorum? onlar bilmiyorlar ki ben tek seni sevdim. ama bu saçma kızın bir sorusu var sana. ya sen,ya sen onu,onun seni sevdiği gibi seviyor musun? işte bu sorunun cevabını hiç öğrenemeyeceğim. çünkü ben sana platonik takılıyorum. |
Yüregim adına cagırdım seni Bulutlara tutun, yagmurlarla gel Günesin dogup da, battıgı yerden Yalnız benim olan bir bir baharla gel Gel ki, ayak sesleri duyuluyor yoklugun Onune gecilemez bir depremdir gokyuzu OLumsuz bır cazibe saklare kendisinde Donusu olmayana cekiyor omrumuzu Gel ki, matem tukensin yaslı bulbul adına İksirini alnıma süreyim gül adına Sabrını tasıyarak semenderin Giriyorum en gizli ormanına gecenin Güneşten usul usul çalıyorum gölgeni İhanet kurşunuyla vursun avcılar beni Vaadler, meyhaneler, nağmeler, sesler yalan Neruda'nın Umutsuz Sarkısı'dır duyulan Kanatları cicek turnalarla gel Sırları gosteren aynalarla gel Beni sensiz bırakacaksan, gelme Karanlık olmayan dunyalarla gel |
Portakal Çiçeğim yorganım yıldızlar yastığım dizlerin ekmek arası tütün azığım şubatın 21 i kıtlık kıran ve zemheri dağ başında bir serseri ve gözleri ateş koru bir sevgili annemi özledim ve makarnayı isyankar olmayı istemedim belki de babam çok istemişti berber olmamı, olmadı 18 inde ortak oldum isyana ve seni seviyordum bir de kırmızı kalem ve saman kağıdını abim de derdi olum oku adam ol peki abi sen ne yaptın hayatın boyunca ben sadece sevdim ve yüreğimin yolunda gittim bu gün dağ başındayım yarın bilmem nerde belki bilmem kaçında dönerim martın dönmezsem aile mezarlığımızdaki yerimi Atıf amcaya verin ben sevdiğimle beraber öleceğim kırmızı karanfil ekersiniz toprağıma bir de kırmızı kuşak bağlarsınız mezar taşımıza neyse... kekik kokulu gecelerin eylem gözlü güzel kızı çapraz ateş ortasında bir sevinç çığlığı gibisin kaybolmak üzereyken gençliğim onu poyraz rüzgarıyla geri getirdin teşekkür ederim turuncu portakal çiçeğim |
HAİN Ve bütün bu felaketlerin üzerinde kahkaha atıyordu bir zorba ve tükürüyordu aldatılmış maden işçilerinin umutlarına. Her halkın kendi acıları vardır, her savaşımın kendi ıstırapları, fakat gel buraya ve söyle bana bu kana susamış bu yasasız despotların arasında nefretle taçlanmışların, yeşil kırbaçlardan kral asalarıyla dolaşanların arasında var mıdır Şili’deki gibi biri daha? Tutmadı verdiği sözleri ve ayaklar altında çiğnedi vaatlerini ve gülüşü, bulantıdan oluşturdu kral asasını, zavallı, üzerine tükürülmüş halkının acıları üstünde dans etti. Ve sahte fermanları sayesinde dopdolu olan hapishanelerde yaralanmış olanların ve hakaret edilmişlerin siyah gözleri toplandığında üst üste, dans ediyordu o Viña del Mar’da, mücevherler ve kupalarla çevrilmiş olarak. Fakat bakıyor siyah gözler kara gecenin içinden dosdoğru. Sen kendin ne yapmıştın? Sözcüklerin işitildi mi derin madenlerde biraderin için, aldatılmışın acıları için, geldi mi alevlerin heceleri sana haykırmak için ve savunmak için halkını? |
Rengim Gece ve gündüz gibiydiniz Bense tan yeri aranızda Siz yakınlaşamazken Ben ikinize birden sahiptim aslında İkinizin bir parçasıydı benim sahip olduğum Ama hiçbir zaman hükmedemeyecektim bütün varlığınıza En güzel anlarınız En karanlığınız ve en aydınlığınız Uzaktı bana Sönüklüğün kontrastıydım ben Ve ben adı hiç geçmeyendim Çünkü insanlar siyah ve beyazı severler aslında Grilerse sadece benim gibilerin rengidir |
| Saat: 13:19 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık