![]() |
Evet bugün içtim Sığmadı bir türlü içime acılarım Kaldıramadım bu kadar yalnızlığı Kalbim sende değil mi be gülüm Bu neyin ağırlığı?... Kapı çaldı döndün sandım Gecelerce sen diye boşluğa sarıldım Rüzgar esti nefesin gibiydi Uyudum ama nafile,rüyalarımdaydın.... Ama saçmalamam içmemden değil Aşkımdan Hani içki şişede durduğu gibi durmazmış ya Aşkta öyle Başkasında durduğu gibi durmuyormuş Çok acıtıyormuş Çok ağlatıyormuş gerçekten.. Kar gibi eriyormuş insan severken Mutlulukta verirmiş arada Eğer bulursan bir şişede bana yolla.... |
Sessizlik Her yer sessiz Ay gizlenmiş karartmış geceyi Duygular susmuş Haykıramaz olmuş Sevdayı Sen gittin diye Sessiz çığlıklara dönmüş Haykırışlar özlemler El açıp tanrıya yalvarmalar Gecenin suskunluğunda Sessiz çığlıklar duyulmuş İçini acıtan insanın Karanlıklarda kaybolup giden Sevdasının ardından… |
Güçlü olmalıyım..Sen arkanı döndüğün vakit..Özgür bırakmalıyım gözyaşlarımı.. Yere düşmeli hepsi..Seni götüren arabanın tekerini yıkamalı gözlerimden süzülen yaşlar..Seni benden alan şehre kadar gelmeliler seninle..Ve sen ayağını yere basmadan toprağa karışmalıyım.. Yağmur yağdığı vakit hepsi filiz vermeli..Sen o şehri terk edip bana gelene kadar ayaklarının dibinde çiçek çiçek açmalıyım.. Sonra bir bulut olup gökyüzüne çıkmalıyım.. Özledikçe ellerini bir fırtına kopmalı şehrinde Sana yağmalıyım |
Özlem Böyle miydi bir zamanlar Şu griye kesmiş meydan, Yeşili çalınmış meyve bahçesi Ve yeni doğmuş bir bebeğin Masmavi gözleri değil miydi bu Dünya Gerçeküstü düşlerinizin O ılıman iklimli sahnesi Daha güzel şeyler de vardı Kalküta’da gecenin rahmini parçalayarak doğan güneşin Marmara’da kıpkızıl batışını izlemek Sonra parmak hesabı sayabilmek gökteki bütün yıldızları Hani erdemleriniz vardı, Yeryüzünün öbür ucunda suya düşen Bir gül yaprağının çıkarttığı sesi duyabilen Fidan gibi gencecik nesilleriniz vardı Ayışığını avuçlarında taşıyan Ardı sıra yürüyeceklere Hani inandıklarınız vardı Uğruna kendi hürriyetlerinizi Hiç düşünmeden feda ettiğiniz Anneleriniz vardı Altı milyar çocuğu Kendi çocuğu gibi bağrına basan. Vakur ve onurlu insanlarınız vardı Hürriyet altın tepside sunulurken önüne Daracık bir odada ölümsüzlüğü seçen... Bir zamanlar öyle güzeldi ki Şu insanlık dedikleri Şimdi ne zaman “bir çift güvercin havalansa' Ağlamaklı oluyor gözlerim... |
Takvimlere bıraktım yalnızlığı, Yağmurlardan düştüm yokluğuna, cümlelerinden içtim, Sabahlara saklandı ayışığı, Usulca unuttum bu şehrin sessizliğini. Yanımda sen, Ellerimde yüzüne gülümseyen zamanlarım, Onca sevda vardı şafaklara sevdiğim, Ben yalnız seninkini seçtim. |
Ne Küçükmüşüm Meğer Eziliyorum, ruhumun tüm şanı ile Ne küçükmüşüm meğer Ne kadar küçücük Kaybolup gittim küçük bir fırtınada Sonsuz deryaların içine Savaşmak da olmuyor şimdi Alsam kendimi, satsam yeniden Kaç para eder Kim alır eskimiş duyguları Kıyıya vurmuş bir kayığı İçinde devrilmiş duygularla Al işte bıraktım, Hiç hiçine hikayeler yazmayı Yavaş yavaş kayboluyor tüm yeteneklerim Bakışlarım da siliniyor Şimdi başka bakışlarda Aldırmıyorum desem Kim inanır Kim inanır da düşer peşime El sallamak lazım, Tam zamanı şimdi Hadi güle güle git Ey sevdiğim ben.. İşte yeniler geliyor Giriyor bedenime Fırtınalar sallıyor yeniden Kayıklarımı Taptaze bir fırtına Limana yaklaştıkça |
Hayal bir kucak dolusu hayalle uyanıyorum güne her birini özene bezene şekillendirdiğim olmazsa olmazlarım hep başrolde kimini kendi elimle bir başka sefere ertelediğim kurulamayan hayal olmamalı bence ya da hayal etmeyen insan gerektiğinde emeklilik tarihini geciktirmeli yeri geldikçe hayal bu ya deyip bol ikramiye vermeli ve unutulmamalı ki: hayaller bir basamaktır gerçeğe uzanan |
İsyan Senin gözlerine kaç yalan göz baktı Kaçı o masum gözlerini boyadı Kaçı boyadı ki senin için ışığını feda edicek O sadakatli gözleri görmez oldun Eline kaç tane ateşten el dokundu Kaçı dokundu ki Senin bir sözünle dünyayı yerinden kaldırıcak O elleri görmez oldun Seni kaç oZaN sevdi aldattı Kaçı aldattı ki Bir ömrünü senin sevgine adıyan oZaN' ı görmez oldun Etrafında sana senelerini harcayan kaç kişinin yalanı yıktı Kaçının, yıktı ki Ömrünü senin için harcayan bu garip kulu görmez oldun Kaç kişi ellerini koynunda bıraktı Kaçı bıraktı ki Sen de oZaN'ın ellerini kırıp koynunda bıraktın |
Masumiyet Maskesi Bana ağlama akıttığın o gözyaşları seni Yalnız seni boğar bana ağlama Bundan sen sorumlusun Benim için ağlıyanlara bakma Bakma ki görmeyesin o öfkeyi Ellerine dökülen siyah gül yapraklarını sakın saklama Siyah yağmurlarda dolaşma o sokaklarda Gözlerin yaşamın sadece siyahlarını gösteriyorsa Bana ağlama Masumiyet maskesi her insana yakışmaz Tıpkı sen gibi Kalbine ince bir sızı uğrarsa Ayakların taşıyamazsa bir gün vucudunu Kendini bırakırsan toprağın kollarına Sakın dert etme toprakta senin gibi İnsan müsvettelerini beslemeye bayılır Tıpkı bu adi hayat gibi |
Kederlerde belki yüreciğim Dumanlı belki gönlüm son deminde akşamın Belkide mavilerde yürek yine umutlarımla Ama ürkek gelen acıdan ürkek yüreğe saplanan sancıdan Ruhumun derinliklerinde ise mavi umutlarla Merhaba diyor bir ses sevda yüküyle limana yaklaşan gemiye Merhaba diyor hayata merhaba diyor güneşe Merhaba diyor gökyüzünden güneşle süzülen Mavi bir güne daha........ |
| Saat: 10:48 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık