![]() |
İ s t e m e s e n D e Sanma ki bitecek bu aşk ansızın, Sen istesen de, bitmez ben istemesen de Ne zaman biter bilmem ki; Ben toprağa girdiğimde, sen istemesen de Dayanmak, zor bilirim bensizliğe Ben istemesem de, sen istemesen de, Ben söyle; alıştım mı sanırsın sensizliğe Sen istemesen de, ben istesem de. Biter miyim artık yoruldum. Ben istemesem de, sensizliğe düşsem de. Unutmaz, unutamaz kalbim sonsuza dek. Ben istemesem de bırakıp çekip gitsen de. Ardına bakmadan, çünkü hep varsın İzlerin silinmez, karışmış kanın kanıma, Anlıyor musun? akacak damarlarımdan, her nefes alışımda... Düşünmesen de. İstanbul - 25.04.2002 Mustafa Eskin |
Ateşle köz değil miyiz? Seninle yine ikimiz. İhtiyacın var mı söyle, Aşkımızı test etmeye. Tutuşurken biz el ele, Otururken hep diz dize. İhtiyacın var mı söyle, Aşkımızı test etmeye. Bedenimle, yüreğimle, Sevdiğimi bile,bile. İhtiyacın var mı söyle, Aşkımızı test etmeye. kemal tekir |
Gecenin karanlığında Ay bizimleyse eğer Yaşarım sonsuza dek Sen benimleysen eğer Fuat Yaşar Doğan güneşe sırtımı döndüm İstemedim beni ısıtmasını Bütün istediğim,bir gün Benimle batmasın Fuat Yaşar ----------------------------------------------- Odalarda yanlızım,sessiz gecem Özlüyorum geçmişi,çabuk geçen Öyle karanlık ki gecem Olsada olur olmasada pencerem Fuat Yaşar |
Ayrılık da Bitmeli Sevgilim, Sana sevgilim diyorum. Ayrılık da sevdaya dahil Ayrılanlar hala sevgili Dediği gibi İlhan'ın. Sevgilim, sana sevgilim diyorum, bir daha hiç demeyeceğim içindir belki. Ayrılmamız neyi değiştirecek, ayrılık yüreğimden silip atabilir mi seni derdin. Kimbilir.. Bu sana son yazışım. Sözcüklere yüklemeye çalıştığım duygularım, beyaz kağıtların keskin kenarlarıyla nasıl da parçalanıyor böyle. İlk kez yazmak böyle zor, anlatmak bu kadar olanaksız. İçimde çağıldayan herşeyin, sana doğru aktığını duyupta bunu anlatamamak.. Ne acı. Oysa, seni her düşündüğümde, sesim, zamanın ve mekanın olmadığı görünmeyen ince ipeksi bir yolda ilerleyip kulaklarına akmadı mı. Her düşündüğümde seni, yapmam gereken sadece izlemekti. Ruhumun sana akışı, o hızlı ama bir o kadar yavaş, delice ama bir o kadar sakin, coşkuyla ama nasıl huzurlu bir çağlamaydı onların hepsi. Hemen duyardın, büyük kalabalıklarda, iki kişilik yalnızlıklarda, yada gözlerin maviliklere kilitlenmiş.. Duyardın. Hala duyuyorsun. Şimdi, şuan, seninle konuşurken, ruhunda geziniyorum yine. Baktığın yerden uzaklaşan bakışlarını, o kimselere hissettirmediğin bir anlık dalgınlığı, sadece anın yakaladığı o ince sızıyı.. Kapa gözlerini.. Sen hep duyacak mısın beni, ben hep anlatacak mıyım. Bilmiyorum. Ama, madem ayrılanlar hala sevgili, ayrılanlar hala sevdalı, bu ayrılıkta bitmeli.. Ayrılık.. Ne çok korkardık bu sözcüğe yüklenen anlamdan. Oysa şimdi anlıyorum ki, ayrılığın kendisi değil, ayrılmakmış asıl zor olan. Ayrılmayı başarana kadar yaşanılanlar, o kanatan acıtan korkulu bekleyişler.. O kopuşu yaşamak, artık başka biri değil, sen olan o varlığı olduğu yerden çıkarmaya çalışmak, ağlayarak git artık içimden diyebilmek, ama daha derken pişman olup hayır kal ne olur diye yalvarmak.. Ne kadar zordu mabel.. Öyle içimdeydin ki, seni ordan çıkarmak kendimi paramparça etmek demekti. Ayrılık.. O kanlı zafer.. Şimdi paylaştığımız işte bu. İçimizde o boşluğun büyük acısı yüzümüzde birbirimizin kanı var hala.. Sevgilim, Sevgilim diyorum son kez sana. Bir daha demiyeceğimdendir bu, ve bir daha yazmayacağımdan. Ayrılık da bitmeli.. Aylin CANSU |
gül süslüm.. derin gözleri var aşkın sonsuzluğa kanat çırpan kılıç keskini kırmızı şarkılar göktan boyu yıldız alacasından sevişmelerin propagandasında kolların çiçek kucağın gül içinde şiire yanar avuçların kanar ay ışığından.. / demdeyim nicedir sende bütün benleri içine saklamış duruyorum öylece kıyısında içinin gül süslüm parmakların değmiş yüzüme dallarımda sırmasıra tomurcuk patlamış dokunduğun senimdir gözlerimden akan can yaprağımda büyülü buğu mavi düşün kızılkırmızı olsun bu gece ipek adın bir ıslığın kıvırcıklığında ay yansın şavkındayım ah! benim içimin sızısı çığlık çiçeğim açar sevdalı susuşlarında bürünürüm çocuksu gülücüğünü an be an köpük öpücük deniz kokar bahar delisi odam gel.. bulacaklar yoksa sabaha zamansız bir saat ıslak ceketinin üstünde ciğerim kül duman senli değilse kızılkırmızı gül susuşum silsinler beni yaşam haritasından ... S .Sevinç YILDIZ |
Karlı bir şubat sabahı, Hicranında yandın mı hiç? Mecnun gibi ağlayarak, Bir zalimi andın mı hiç? Yar hasretine düşerek, Yollarına baktın mı hiç? Gül dudağını öperek, Vuslatına kandın mı hiç? Yar koynunda sabahladın Boynuna dolandın mı hiç? Saçlarından bir yorganın Hapsinde uyandın mı hiç? Saçıma düşen akları, Boş yıllara sordun mu hiç? Böyle deli sevdaları, Gelir, geçer sandın mı hiç? selami ateş |
hadi ağlayın ne zaman bir düşüm yanar közünde zamanın hayatın dilime doladığı âhı susarım elde sığınacak ne var yollanırım aklımın çocukluğuna ortalık dede seccadesi kokar... ağlamayacağım gözüm bu mevsimde eksik eylül ekime ekim kasıma satılık varsın dursun boğazımda kusamadığım çığlık... ağlamayacağım ben terk edildikçe açan yaban bir papatyayım Tanrı’nın bahçesinde toprağım gururlu güllerinizden yitince kırmızı beni siz ağlayın... Esra Güzelipek |
Hangi Ayrılık? Hangi sevgili var ki, senin kadar duyarsız ve kalpsiz? Ve hangi sevgili var ki, benim kadar çaresiz? Hangi ayrılık var ki, böyle kanasın ve böyle acısın? Ve hangi taş yürek var ki, benim kadar ağlasın? Hangi gün karar verdin, küt diye çekip gitmeye? Hangi lafım dokundu sana, böyle inceden inceye? Hangi otobüs söyle, hangi uçak, hangi tren? Seni benden götüren, beni bir kuş gibi öttüren. Hangi kırılası eller dolanır, kırılası beline? Hangi rüzgar şarkı söyler, o ay tanrıçası teninde? Hangi çirkin gerçek uğruna, tükettin güzel ütopyamızı? Hangi boşboğazlara deşifre ettin, en mahrem sırlarımızı? Hangi cama kafa atsam? Hangi kapıyı omuzlayıp kırsam? Hangi meyhanede dellenip, hangi masaları dağıtsam? Bende bu sersem başımı, karakolun duvarına vursam. Kendimi caddeye atıp, arabaların altına savursam. Hangi tercih beni en hızlı şekilde öldürür? Hangi şekil öldürmez de, ömür boyu süründürür? Kayıp ilanı mı versem, şehir şehir dolanmak yerine? Ödül mü koysam, ölü veya diri seni bulup getirene? Hangi ayrılık var ki, böyle diş ağrısı gibi durmadan zonklasın? Hangi cam kesiği var ki, böyle musluk gibi içime damlasın? Hiç sanmam! ... Hasta kalbim bunu bir süre daha kaldıramaz! . Feriştah olsa, böyle eli kolu bağlı bekleyip duramaz. Hangi mübarek dua, Hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye? Hangi aptal mazeret ikna eder, ateşimi söndürmeye? Olur mu be! . olur mu? Bu da benim gibi adama yapılır mı? Aşk dediğin mendil mi? Buruşturup bir kenara atılır mı? VEFA bu kadar basit mi? Alınır mı? Satılır mı? Hangi hırsız çaldı, seni yırtık cebimden? Hangi pense kopardı bizi birbirimizden? Hangi uğursuz hamal taşıdı valizini? Hangi çöpçü süpürdü yerden bütün izini? Hangi yaldızlı otel çarşaf serip barındırdı? Hangi süslü manzara seni kolayca kandırdı? Hangi şarlatan imaj böyle çabuk ilgini çekti? Hangi pembe vaadler o saf kalbini cezbetti? Dağ gibi adamı eze eze! ..... Hangi anası tipli parlak çömeze, Hangi alemlerde kahkahanı ettin meze? Hangi yamyamlara yedirdin o masum rüyamızı? Hangi mahluklar çiğnedi el değmemiş sevdamızı? Hangi bıçak keser şimdi benim biriken hıncımı? Hangi mermi dağıtır insanlara olan inancımı? Hangi bekçi, hangi polis artık zapteder beni? Ve! .. Hangi su bağışlatır? Hangi musalla temizler seni? Bu Nasıl Ayrılık? ... Yusuf Hayaloğlu |
Nedir sendeki bu esrar Seni sevdim diye bana çalım atma Dayanmaz benden başkası nazına Kör ettin gözümü senden başkasına Nedir güzelim sendeki bu esrar? Gördüm seni düştüm ince düşlere Doymuşken dünyada tüm güzelliklere Yaktın beni dumansız ateşlerde Nedir güzelim sendeki bu esrar? Bilirim nadiren gönlün açıktır Güzelsin gönüller sana âşıktır Kaçarsan benden, bana yazıktır. Nedir güzelim sendeki bu esrar? Yüreğimi depremler sardı Gözlerimde şimşekler çaktı Geceler boyu uykular kaçtı Nedir güzelim sendeki bu esrar? Bir görünür bir kaybolursun Çapkın bakışınla canlar öldürürsün Bir gün sende aşkınla kavrulursun Nedir güzelim sendeki bu esrar.? bilal esen |
ruhuma yazılmıştı bir sessiz şiir bütün aydınlıkların defnedildiği bir yerde sorarsan bulmaz acısını yürek avunmadan korkan kadınların ihanetidir aslında kapılıp giden rüzgarın seyrine hür ben her zaman bulurum eylülü dökülürken yaprakların yalnız siyaseti ne ölüm yas tutar ömürde ne güller dikilir dağların yüceliğine ben her zaman bulurum eylülü dökülürken çocuklar sokakların seyrine..! -2- ah her yerde yalnız kalmış bir hikayenin yazarı gibi ben suçlarımı bırakırım karanlığına oysa yıldızlar aratmaz geceyi ya da deniz dinlemeden dalgaların mavisini neyi nerde kaybettiysen hep orda bulursun biterken kainatın haşmetli sesi..! -3- seni arar gözlerim gökyüzüne baktığında ve her vakit bir kefaret öderken tarihin tılsımına neden yaşadığını bilmez insan yaşarken ya da yanan bir yangının ortasında çıplak yankılar karışırken kalabalığın çığlığına seni arar gözlerim gökyüzünde gökkuşağı vururken beynimin ortasına..! ahmet taha türkmen |
| Saat: 23:04 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık