![]() |
Ağlamaklıdır Kadınİnsafsızca solan gülün Parlak rengimiydi Gece gördüğün düşün Yaşadığın mutluluğun sonu muydu Mutsuzluğun.. Yada yaşadığın mutsuzluğun bedeli miydi Ki.. hayatının bedeli yalnızlığın Manalar ve manasızlıklar içindesin Ne seni seçendir Ne senin seçtiğin Hayatın değişmez kurgusu Başlarken biten Kısır bir döngüdür zaman Gözlerde iki damla yaştır yatan Hayat dediğin yolun ucu Ve hep ağlamaklıdır kadın Döndükçe duyguların burgusu Burhan Küçük |
Yalnızım Çünkü Sen Varsın gel" desen gelirdim gittiğin uzak da bendim dağ gibi bir ihanetten düştüm bu kendime son gelişim ölümbaz öpüşler kusuyorum ceplerime kendimi suçüstü yakalıyorum ve kentsizliğimin isimsizliğini Araz'a uyak düşüyorum gözlerime senden düşler sürüyorum ıslak bileklerim kan bayr..... yatıyor bana en büyük tehdit yine ben oluyorum.. sonra bir durağa yaslanıyorum sonra bir kente ve sen gidiyorsun ben kanıyorum diyorlar ki; kendini dinleme hiçbir şey söylemiyorsun.. oysa "gel" desen gelirdim biliyorsun |
Bu Sabah Derdi nedir; Koşmakta güneş? Karanlıktan kızıllığa, Kızıldan tarifsiz aydınlığa.... Derdi nedir...? Bu erken saatte, Yanımda ötede beride Bir koro tutturmuşlar, Cıvıldaşıyor kuşlar.... Derdi nedir.? Arılar, türlü böcekler, Karşı yamaçta keklikler, Kümesten çıkıyor tavuklar, Eğitiyorlar, peşlerinde yavrular Bin bir ses vermekte alem... Derdi nedir...? Tamamlamak ta ömrünü, sarı gül, Son kokularını gönderiyor. Ona yetişti iğde, En nefis esansını sunuyor... Bütün programlanmışlar; Şaşırmadan işliyor kendince. Ekmek toplamaya başladı; Kaç yıllığını bir anda, işte karınca.... Derdi nedir ..? Bitirmekte hardal Çiçek mevsimini, Tohuma durmuş, Bekliyor kıyametini.. isimsiz kral |
söyleyemem seni sevdiğimi. korkarım bozulur büyüsü sevemem seni eskisi gibi. adın geçer meclislerde paylaşmış olurum başkalarıyla bana özel kalmamana başkasının seni anmasına üzülürüm. bir giz ol hayatımda saklı kal en derin yerimde kimseler bilmesin seni. hep saklı kal içimde. bir ben bileyim seni. bir ben bileyim nasıl sevdiğimi. duygular bile kıskansın seni. bir ben bileyim seni bir sen ol hayatımda. en büyük sırrım ol sebebini bilmediğim herşeyim ol bir ben seveyim seni. böylesine SEVGİ ÇAĞLAYAN |
Kalp TutsağıElimi uzatıp dokunacağım kadar yakınsın bana, Sesimi duyamayacak kadar uzak, Ne seni görmeden geçiyor zaman, Ne de zaman seni görmeye yetiyor. Bir zaman geliyor,görüyorum,bakıyorum, Tam geleceğim an yanına yok oluyorsun, Ya ben görmüyorum seni,ya sen bana gözükmüyorsun. Bir zaman geliyor yanımdasın, Uzatsam elimi dokunabileceğim kadar yakın, Bakıyorum gözlerine anlatmak istiyorum sevgimi, Bakıyorsun bakıyorsun ve gelip geçiyorsun. Ya anlamıyorsun sana olan sevgimi, Ya da sevgiden kaçıyorsun. Ama sevgiden kaçılmaz ki. AŞK yakaladığı zaman,bütün bedenini sarar, Hapseder seni adeta. Hiçbir şey güzel gelmez,ondan başka hiçbir şey mutlu etmez seni, Bir tek kelime duysan ondan sana ait, Bulutun üstünde hissedersin kendini. Kilitler seni kalp tutsağında. İmkansız artık kaçamazsın,sevdiğinden kaçabilirsin ama onu sevmeden edemezsin. Bir kere kalp tutsak etmiş seni,çıkmak için çaba harcama,çıkamazsın. Eğer bir gün gelir çıkmak istersen kalp tutsağından O zaman ruhun da bedenden çıkar unutma. Çünkü sevgi o kadar büyüktür ki unutamazsın, Unutmak için harcanan çabalar boşadır, Seviyorsun,inkar etmeyeceksin. Üstüne üstüne gideceksin ki sevginin sen ondan kaçacağına o senden kaçsın. Bu kadar büyük bir aşk görmediği için, Korktuğu için kaçsın. Bu kadar büyük bir aşkı ilk sen yaşadığın için mutlu olacaksın, Sevdiğinle olduğun mutlu olacaksın, Seni sen yapan değerleri bulduğun için mutlu olacaksın. Esra Çiftçi |
Sadece bu sabah için, içimden ağlamak geldiği halde yüzünü gördüğümde gülümseyeceğim. Sadece bu sabah için, ne giymek istediğinin seçimini sana bırakacağım, gülümseyerek ne kadar yakıştığını söyleyeceğim. Sadece bu sabah, çamaşırları yıkamaktan vazgeçip seninle parkta oynamaya gideceğim. Bu sabah bulaşıkları lavaboda bırakıp, bulmacanın nasıl çözüldüğünü bana öğretmeni izleyeceğim. Öğlenden sonra telefonun fişini çekip bilgisayarı kapatacağım ve arka bahçede oturup seninle köpükten balonlar uçuracağım. Bu öğleden sonra dondurma arabası için çığlıklar attığında sana hiç kızmayacağım ve gelirse bir tane alacağım. Bu öğleden sonra büyüdüğünde ne olacağın hakkında hiç canimi sıkmayacağım yada seni ilgilendiren konularda ikinci bir düşünce üretmeyeceğim. Bu öğleden sonra kurabiye pişirirken bana yardim etmene izin vereceğim ve çalışmayacağım. Bu öğleden sonra Mc Donald’a a gideceğiz ve iki tane çocuk menusu isteyeceğiz ki, iki oyuncak alabilesin. Bu gece seni kollarımda tutacağım ve nasıl doğduğunu seni ne kadar çok sevdiğimi anlatacağım. Bu gece küvette suları sıçratmana izin vereceğim ve sana hiç kızmayacağım. Bu gece geç saate kadar oturmana ve balkonda oturup yıldızları saymana izin vereceğim. Bu gece yanına uzanıp en sevdiğim TV programlarını bir kenara bırakıp parmaklarımı saçlarında dolaştırırken bana en büyük armağanı verdiği için Tanrıya şükredeceğim. Kayıp çocuklarını arayan anne ve babaları düşüneceğim. Yatak odaları hastane odalarında donuk bakışlarla, daha fazla içlerinde tutamadıkları çığlıklarıyla hasta çocuklarını seyreden anne-babalar düşüneceğim. Ve bu gece yanağına iyi geceler öpücüğü için biraz daha uzun tutacağım kollarımda. Tanrıya senin için teşekkür edip bize yalnızca bir gün Daha vermesi için yakaracağım..... http://www.malesef.com/resimler/Resim/Bebek/bebek5.jpg |
Seviyorum Geceleri Geceleri seviyorum, hani şu “gece mavisi” dedikleri... Geceler siyah, ertesi gün aydınlık olacak, umutlar yine yarınlara kalacak, siyahıyla seviyorum geceleri Saatler gibi gizemli, bir ürperti sarar içimi, Birol Dalkılıç |
Maviyim,yapayalnız bir mavi... Yakamoz vuruyor gözlerimin daldığı yere, Apansız gidişin geliyor aklıma, Eskidin artık,unuttum resmini, Sadece adını hatırlıyorum, Birkaç harften oluşan kelime işte... Yağmur yağıyor geceme, Gölgemden bile korkar oldum, Yoksa sen de mi aynısın? Kalbim,yanardağ misali, Nefes bile alamıyorum artık, Gündüzleri balkona çıkıp, Derinlere dalıyorum, Sanki seni görüyorum, Denizle gök birleşiyor, Tek bir ses bile duymuyorum, Maviyim işte, Yapayalnız bir mavi... FATIH TURGAY AKCAY |
Zindanı Taştan Oyarlar Sılanın ufak tefek yolları Ağrıdan sızıdan tutmaz elleri Tepeden tırnağa şiir gülleri Yiğitim aslanım aman burda yatıyor Bugün efkarlıyım açmasın güller Yiğitimden kötü haber verirler Demirden döşeği taştan sedirler Yatak diken diken yastık batıyor Yiğitim aslanım aman burda yatıyor Bir şubat gecesi tutuldu dilin Silaha bıçağa varmadı elin Ne ana ne baba ne kız ne gelin Yiğitim aslanım aman burda yatıyor Ne bir haram yedin ne bir cana kıydın Ekmek kadar temiz su gibi aydın Hiç kimse duymadan hükümler giydin Yiğitim aslanım aman burda yatıyor Döşek melil mahzun yastık batıyor Mezar arasında harman olur mu onüç yıl hapiste derman kalır mı Azrail aç susuz canın alır mı Yiğitim aslanım aman burda yatıyor Döşek melil mahzun yastık batıyor Zindanı taştan oyarlar İçine bir yiğit koyarlar Sağa döner böğrü taşa gelir Sola döner çırılçıplak demir Çeliğin hası da yiğitim aman böyle bilenir Döşek melil mahzun yastık batıyor Yiğitim aslanım aman burda yatıyor Dilimde dilimi bulduğum, gücüne kurban olduğum Anam babam gibi övdüğüm Dayan aslan ustam yiğitim dayan Dayan hey gözünü sevdiğim Bugün efkarlıyım açmasın güller Yiğitimden kötü haber verirler Sana kökü dışarda diyenlerin kökleri kurusun Kurusun murdar ilikleri dilleri çürüsün Şiirin gökyüzü gibi herkesin Sen Kızılırmak'çasına bizimsin En büyük demircisi dilimizin Canımız ciğerimizsin Bugün burdaysa şiirin yarın Çin'dedir Bütün hışmıyla dilimiz Kökünden sökülmüş bir çınar gibi yüreğimiz içindedir Bugün burdaysa şiirin yarın Çin'dedir Acısıyla sızısıyla alnının kara yazısıyla Bir yanı nur içinde tertemiz Bir yanı sızım sızım sızlayan memleketimiz içindedir Bugün burdaysa şiirin yarın Çin'dedir Bütün hışmıyla dilimiz Kökünden sökülmüş bir çınar gibi yüreğimiz içindedir Kaynak: Biguzel Bedri Rahmi Eyüboğlu |
bu kışta üşüyorum. kimbilir kaç kış daha üşüyeceğim. sana yanacağım bu yazda. ve kim bilir kaç yaz daha. kaç bahar seni açacak bütün çiçekler, senden uçacak bütün böcekler. arılar seni koyacak kovanlarına, kaç ülke gezecek seni göçmen kuşlar... ama sen hep umut çiçeğim olacaksın. yaşayacağız yaşlanacağız seninle. sürekli değişen dünyamda değişmeyecek tek gerçeğim olacaksın ömür boyu |
Sabah Olursa Bu memlekette de bir gün sabah olursa, Halûk, eğer bu memleketin sislenen şu nâsıye-i mukadderatı, kavi bir elin kavi, muhyi bir ihtizâz-ı temasiyle silkinip şu donuk, şu paslı çehre-i millet biraz gülerse... O gün ben ölmemiş bile olsam, hayâta pek ölgün bir irtibatım olur şüphesiz; - O gün benden ümidi kes, beni kötürüm ve boş muhitimde merâretimle unut; çünkü leng ü pejmürde nazarlarım seni maziye çekmek ister; sen bütün hüviyyet ü uzviyyetinle âtisin: Terennüm eyliyor el'an kulaklarımda sesin! Evet, sabah olacaktır, sabah olur, geceler tulû-i haşre kadar sürmez; âkıbet bu semâ, bu mâi gök size bir gün acır; melûl olma, Hayâta neş'e güneştir, melâl içinde beşer çürür bizim gibi... siz, ey fezâ-yı ferdânın küçük güneşleri, artık birer birer uyanın! Ufukların ebedi iştiyâkı var nura. Tenevvür.... asrımızın işte rûh-i amali; Silin bulutları, silkin zılâl-i ehvâli, zıyâ içinde koşun bir halâs-i meşkûra Ümidimiz bu: ölürsek biz, yaşar mutlak vatan sizinle, şu zindan karanlığından uzak! Tevfik Fikret | |
GÖZLERİNİN İÇİNDE Gözlerinin içinde başladım hayata Işıl ışıl bana bakan Gözlerinin içinde İlk adımımı sana doğru attım Gülümseyen gözlerinle İlk hecelerimde Seni söyledim İlklerimde hep sen vardın Yüreğime işlenmişsin Hep benimlesin Gözlerinin içinde Devam ettim yaşamaya Yollar yürüdüm Hayatı senden öğrendim Seninle büyüdüm Senden bir parça Sevincimde üzüntümde Hep sen vardın Bana öğrettiğin hayatta Çoğu şeyden korktum Ama en çok sensiz kalmaktan Korktum Gözlerinin içinde başladım hayata Işıl ışıl gözlerinde Seni kaybedeceğim gün Gözlerinin içinde Elveda diyeceğim yaşantıma Hiç hayatımı Yaşamamışçasına... ibrahim kara |
ÜŞÜME Sıkı sıkı giyin üzerini Ayaklarında botların olsun sıcacık Ellerinde eldiven Kaşkolünü dola boynuna gel Başını ısıtsın beren. Sıkı sıkı giyin ki üşüme Dışarıda kar var Dışarıda ayaz Ayak izlerini tak peşine gel Gel biraz. Kış olsa da mevsim Bahar giysilerimle geleceğim Ve seni, Sen gelinceye dek bekleyeceğim. Mantom olmayacak üzerimde Takmayacağım , Ne kaşkol ne eldiven ne bere Ayazını yiyeceğim akşamların Üşüdükçe titreyeceğim Titredikçe sokulacağım sana yalnızca sen ısıt, Sen sar, sarmala. Nevin Kurular |
sevmeeek Gerçekten Sevmek O durmadan kaçıyor; sen ardından gitmiyorsan; o günün her saatinde saklanıyor, sen yollara düşüp deli divane aramıyorsan; o sana acıların en büyüğünü tattırıyo sen bundan en yüce hazzı duymuyorsan; boşuna aldatma kendini, onu sevmiyorsun demektir. Elindeki içki kadehinde, dudağındaki sigarada , okuduğun kitapta, mırıldandığın şarkıda, söylediğin şiirde, gördüğün rüyada ve yasaman için ciğerlerine doldurduğun havada o yoksa; Onun vazgeçilmezliğini anlamamışsan; onu sevmiyorsun demektir. Renkler onunla değerlenmiyorsa, örneğin onsuz kırmızı kırmızılığının, mavi maviliğinin farkında değilse, beyaz yalnız o giydiği zaman güzelliğini haykırmıyorsa, sabahları onu görünceye kadar güneş doğmuyorsa ve onsuz gökyüzü geceleri aya, yıldızlara sevmek nefes almak için onun gözleıne bakman demektır |
PİŞMAN DEĞİLİM Pişman değilim, Gözyaşlarımdan, Gidişinle ağlayan, Gözlerimden, Mutlu etmiş ise, Beni varlığın, Acısı da olmalı , Bu ayrılığın |
Sürgün Ellerimi verebilirdim,sürgündüm kent biçimsiz uzuvlara gebedir şimdi, Sarı kızlar geçecek sokaklardan,düşleriyle sarı sıcakları getiren bekleme. Akşamdır; hüzünlenirsin kaldırımlardan yürüme,Ankara’ya gülümseme, Yollar tenhalığı getirir saçlarına otobüs farlarından süzülünce. Bir tutam sakız olur gökdelenler adımlarından uyanınca türküler, gözlerimi verebilirdim,yalnızdım kent karanlıklara gebedir şimdi. Kırılan gecedir avuçlarımda,tutanaklarda sürgünlüğümün solmayan resmi, Kirpiksiz gözler girer düşlerime,böceklerin şafağında kadınlar göçerken. Utancı emerek damarlarımdan,yakama karanfillerle iliştirip uykuyu Sabahı ağırlayabilirdim otobüs duraklarında,geceden utanarak. Ellerimi verebilirdim,kimliğimi sormadan şehir,insanlar yürümeden üstüme, Ellerimi verebilirdim,sürgündüm,kent biçimsiz uzuvlara gebedir şimdi, Sarı kızlar geçecek sokaklardan sarı sıcakları getiren; bekleme. Muhittin Ulupınar |
İki kelime sadece Senden istediğim Kulağıma fısılda sessizce Ruhumda hissedeyim İki kelime sadece Söylemek zor değil Ne olur bir dene Gerçekten zor değil İki kelime sadece Biliyorsun senden uzağım Günler geçse de Yanında olacağım İki kelime sadece Söylersen rahatlayacağım Ama yazmadan gönlünle Söylersen huzurlanacağım İki kelime sadece Seni özlüyorum Bu kelimeleri söyle Çünkü bende özlüyorum Emre Şeyda |
Şehre Yağmur Yağdı gök üzerime devrildi sanki ezildim, ıslandım, ağladım katmer katmer artı yalnızlığım yağmurlarda gizlendi göz yaşlarım yağmur sessiz mâhzun yağdı bir köşede bir başıma ağladım görüyor musun şafak yüzlü yâr bulutların beyzası tenine göğün mavisi damlıyor gözlerine görüyor musun ayaz bakışlı yâr yağmur sağanak sağanak yağdı kuraklık içimde çöl kadardı yağmur berrak yağdı örtüsüne bürünen yâr yanağında bahar açtı yüreğime güller saçtı yağmur kaldırımlara yağdı şehrin yüreğine yağdı sular her yanda gürül gürül aktı biriken çamur eriyen günahtı yağmur akşama deyin yağdı yağmur toz duman günahkar şehre yağdı şehre yağmur yağdı Ramazan İlhan |
Yaşama Dair herşey koskoca bir sessizlik içinde kayboluyor yaşam o saçmalıklarını düzeltmek yerine batırıyor dünyanın o güzel anlarını korkutuyor içimi ve korkuyoruz o pembe görüntülerni yaşayamayız diye yaşamak için öğrenmeliyiz ve öğretmeliyiz onlara artık gökyüzünün esmerliğini gece tatmayı solmuş yaprakların ezildiğinde zevk almayı tattırmalıyız artık sevdalarda bir kere yaşanmalı yüreklerde olmazlıklara konup göçmemeli korkutmamalı yaşam gözümüzü korkmadan yaşamalıyız bunları korksak bile isimsiz kral |
Özlem Kumsalı Bende sevdim bir kus gibi salinmayı gokyuzunde Ozgurce kanatlarini acmis ucmayi barisa dogru Sessizce beyaz guvercin gagasinda zeytin dali tasimayi Bende istedim bir marti gibi atilan simidin pesinde kosmayi İnsan hasretinde bir kus olup ucmak istedim kanatsiz Adalarim olmali kesifsiz hayran duydugum topraklarda Dunyayi ikiye bolen goc etmis duygularimla Sercelerim olmali kafessiz ucan kapılari ardina dek acilmis Saka kuslari gibi dal dala konmaliyim insancil hislere dogru Ozlem kumsalında bir karabatak gibi hasretim olmali baliklar Dogasinda kalmalin yesilin ozunde bulmalim hevesi Bende asik oldum yuvasini yaptim bir kartal gibi Gozleri keskin bir sahin gibi suzuldum gokyuzunden Daglarim olmali kuslar gibi zirvesine ciktigim Kuslarim olmali kafessiz ucan yada kafeste olanlari saldigim Bir kus olmaliyim dedimya hukumsuz yargisiz ucan Yazdan yaza kanatlarimi cirpmaliyim yeni ufuklara dogru Sevismeliyim soyuma dair cogalmaliyim bitmeden hazan Opusmeliyim ozlem kumsalinda bir avciya av olmadan Bir capariye tuy olmadan ucmaliyim buralardan ozlem duydugum ozlem kumsalina Emre Erkut |
vurdum dibe, daha ötesi var mı bilmiyorum... tabakta kalan son makarna tanesi gibiyim, demiştin ya sen de... inandım artık ben de... yoksun! yabancı her şey... tanımlar yabancı, anlamlar tutmuyor birbirini... kandırmıyorum kendimi! hiç olmadığım kadar gerçekçiyim ve yalnızım! cümle içinde kullanınca karın ağrıları başlatan cinsten bir yalnızlık, kurcalamaya gelmiyor... yoksun! adın dilimde, dilim boğazımda! susuyorum halimi... zaten söyleyecek çok şey yok, birkaç cümleden başka... onları da; gururuma yedirip, ben söyleyemiyorum... yoksun! ve olmayacaksın... silmedin mi kokumu teninden! silmedin mi parmak izlerimi bedeninden! hangi oluş? hangi var oluş? sen bakma bana, yokluğunla uyuştururum ağrılarımı, yalnızlığımla basarım tuzumu... sen bakma bana, ben bakarım başımın çaresizliğine ibrahimkara |
YÜREĞİNE SAĞLIK ÇOK GÜZEL BİR ŞİİR; YAZARKEN HİSSETTİKLERİNİZİ MERAK ETTİM DOĞRUSU http://img253.imageshack.us/img253/7770/023dy5.gif |
GİT BAŞIMDAN AŞKIM yoğun ve tedbirsiz çökerdi sevdan sökülürdü duvardan tırnakları varlığının taş bile gücenir sabır bile dile gelirdi sen inatla tutunurken bir yürek coşkudan çatlar bir derviş muradına ererdi sen bıçak kadar keskin ben sel kadar taşkınken gölge etme aşkım artık dokunuşu ve sesi rengi ve soluğu olmayan gölgemle sırdaşım yorgun ve gelişigüzel yağardı sevdan beslerdi özlemin sevgimi yosun bile darılır yağmur bile dize gelirdi sen bir türlü dinmezken bir yürek ümit biriktirir bir damla gülden süzülürdü sen sahil kadar dingin ben dalga kadar azgınken düş yakamdan aşkım artık boşa akmaktan sıkkın ve ardında bıraktığı kanıttan bıkkın yaramı deşerek dökülür gözyaşım sensizlik kurulurdu tahtına gecemin sürerdi hükmünü Zaferinden emin kahır bile hırslanır kin bile aman dilerdi sen ısrarla beklerken bir yürek pas tutar bir bulut yaslanırdı omzuna dağların sen kül kadar dargın ben volkan kadar kızgınken çık aklımdan aşkım artık hesaplaşma günü yakın ve çarpılacak suratına aklımda yarım bıraktıkların canevimden sorgularla vururdu gerçekliğin bozulurdu tılsımı gizemin yemin bile çiğnenir düş bile diş bilerdi sen ayak diretip gitmezken bir yürek yas tutar bir garip sallanırdı ucunda yağlı urganın sen kabullenirdin ayrılığı yılgın ben yenilginin kederinden çılgınken git başımdan aşkım aşkın; başımdan aşkın.... ibrahimkara |
Martılar bu şehri terk etti Martılar bu şehri terk etti Direnmek zor artık Şimdi dur gitme Gidersen konuşma İncitme kelimeyi Bu şehri unutmak kolay olur Kolay belki Şimdi dur gitme “Sana hiç hasret söylemedim Hiç açamadım kalbime gözlerinin nakşettikleri Sevgili, kalbimi sana vurdum ben’i buldum Acıyı hayata örtü yapana şükürler olsun.” Selçuk Küpçük |
saol |
Açilir Kapilar Alir seni korum damla damlasuyuma, ekmegime, asima, kaygima, sevincime, acima, umuduma, sabrima, gücüme.. Alir seni bölerim parça parça, dagitirim topraklara, denizlere, geceye, Açilir her sabah kapilar gözlerinde, girerim isiltili, yemyesil bir bahçeye.. A. Kadir Bilgin |
SON ASIK Hasretinle geçiyorken bu gençlik çagim, Ey sevdigim, ben umitsiz degilim gene Ak düsünce saçlarin kumral rengine Kollarinda son asikin ben olacagim. Ey basinda simdi sevda rüzgarlari esen, Böyle her gün yollarimdan geçsen de süzgün Sen benimsin büsbütün terk olundugun gün ... O mukadder günü, bilmem, düsündün mü sen? Ben bir beyaz saçli asik, sen bir ihtiyar ... O gün bana yalasirken ey ilahi yar, Esirgeme gözlerimden bir son buseni, Kirpiginden yavas yavas bir damla aksin, Çünkü, ruhum, sen de o gün anlayacaksin Ki hiç kimse benim kadar sevmemis seni FARUK NAFIZ CAMLIBEL |
Düşüncemde Sen Bir rüzgar estiğinde karşı tepelerden Ben seni düşünürüm... Seni düşünürüm sırtımın her terleyişinde yürümekten.... Yanaklarımdan süzülürken damlalar Yakarken tuzlu ter taneleri gözlerimi Bitkin, Yorgun, Ayakta bile duramıyorken Ve gene de kilometrelerce yol uzanırken önümden Düşüncelerimde sen..... Bana kısık gözlerle baktığım güneş kadar Geceleyin zifiri karanlıkta tek ışığım ay kadar Yıldızlar kadar uzaksın. Dağ başında Gölgesinde oturduğum kaya gibi kuvvetli duygularım yalanım yok Bu soğuk,bu karanlık,bu bilinmez gecelerde Bana ben kadar yakınsın düşüncelerimde... Kurumuş,çatlamış dudaklarıma değdirdiğim bir yudum su kadar değerli Kuru,katıksız ekmeğim kadar tatlısın.. Düşüncelerimde sen Çok uzaksın ama bana en yakınsın..... 19/07/1992 Erol Altunay __________________ |
saol |
İstanbul'un Sevdası ne zordu yaşamak o günlerde vurulmuştum kalbimden düşmüştüm yere büyük and vermiştim yüreğime biliyordum hayat, gülecekti bana yine bırakmıştım sevda şiiri yazmayı yaşamayı... aşka açıldı yüreğimin tüm kilitleri yeniden yeşerdim işte seninle filiz oldu aşkın, fidan verdi içimde ismini söyledim kısık bir sesle; T.... gelişti kök saldı derinlere istanbul sun artık, bütün güzellikler sende ve ben yine o sahilde başak saçlarının rüzgarla raks ettigi yerde uzaklarda... bekliyorum seni, adını istambul koyduğum güzel son sigaramı yaktım, birde istanbul'un dumanı birkere sevdi mehmet...anladım. dönüşü yok, zorda olsa istanbul'un sevdası. 08_02_2006 Mehmet Cengiz |
HER AYNANIN KARŞISINDA KONUŞTUĞUM BENDEN BENİ BENDEN ALAN SENDEN SENİ SENDEN ÇOK SEVEN ŞU KALBİMDEN BIKTIM USANDIM SENİ HER GÖRDÜĞÜMDE,GÖZLERİNİN İÇİNE DÜŞMEKDEN BUNUN,SEVGİMİ AŞKMI, YOKSA SARHOŞLUK MU NE OLDUĞUNU BİLMEDEN, YAŞAYIP GİTMEKDEN BIKTIM USANDIM CİĞERİMİN YANGININDAN BEDENİMİN CEKTİĞİ IZTIRAPLARDAN SENİ BENDEN AYIRAN HER ŞEYDEN BIKTIM USANDIM |
Kalbinde Olmak İsterdim. Ben sende bir can olmak isterdim Ya da senden bir parça Mesala dudaklarında olmak isterdim "Ben sana mecburum" diyen "attila ilhan" şiiri gibi Ya da "adı bende saklı" bir "sezen" şarkısı gibi... Ben senin gözlerinde olmak isterdim Bakışlarında kendimi bulmak Baktığın her yerde olmak isterdim Ve elbette gözlerinde yıldızları seyretmek... Ben senin saçlarında olmak isterdim Her teline ayrı ayrı dokunmak Rüzgar gibi okşamak arada bir Saçlarında serinlemek isterdim Ben senin kulaklarında bir ses olmak isterdim Aşka davet eder gibi Ve haykırmak binlerce kez Anlatamadığım sevgimi... En güzeli Ben senin kalbinde olmak isterdim Orada, aynı duygular içinde Oada yaşamak ömür boyu Ve bir gün öleceksem Yine orda ölmek isterdim! Peki ya sen? ibrahim kara |
Kahraman Kahramanım çıktı yola, Çok saldırır sağa sola, Her köşede sinsi mola, Vay kahraman! ... Vay kahraman! Cinlik onun mayasında, Ar kalmamış hayasında, Köroğlu’nun havasında, Vay kahraman! ... Vay kahraman! Atar tutar utanmadan, Bir gerçeğe tutunmadan, Haram yutar yutkunmadan, Vay kahraman! ... Vay kahraman! Nusret Turan |
O Gece Yakında gelirim bekle sevgilim Mehtabın cama vurduğu gece Sakın usanma bekle vazgeçme Mecnunun leylayı bulduğu gece Mevsimler bahara ulaşmaz sanma Güllerin tomurcuk açtığı gece Serap sönmeden karşımda seni Saatler ikiye vurduğu gece İlk satırım sana hatıra olsun Son satırımsa eveda Seni unutursam yazıklar olsun Yeter ki sevgimiz ebedi olsun |
AŞK HAYATI http://www.e-sehir.com/siirler/images/503bar.gif Sevmek gibi geliyordu her şey, sevmek gibi gidiyordu kadın adının anlattığı, canın tenini yakmasıydı bir bulut evet ama aslolan bulutun suyu yağmasıydı... "Bir insanı sevmekle başlıyordu her şey" ve boşanmak için en az iki şahit gerekiyordu Yılmaz Erdoğan |
http://www.frozenlove.se/images/FrozenHeart08ICE05.jpg En çok özlenildiği zaman sevilir giden Özledikçe severiz, sevdikçe özlemler birikir göğsümüzün en yangın yerinde. Sevgi varken yaşanan ayrılıklar sızılı bir masaldır. Sebep ya şartlardır, ya zamandır, ya da belki de sevginin göz alıcı, sihirli ışığına teslim olmaktan korkmaktır. Ne olursa olsun bu masal ayrılıkların ayrılıklarla başlamadığını anlatır. "Hoşça kal" der bir yazı, ya da bir ses. Yüzünü sevgilinin yüzüne değdirmeyi kimse bu anda istemez. Çünkü en çok o ana isyan eder belki çıldırasıya sarılma, delice öpme isteği... ("Dur gitme! Hoşça kalamaz ki kimse, ne giden ne de kalan geriye...") (Gidenin biz olduğumuzu düşündüğümüzde hep kalan olmadık mı aslında geriye? Gittiğimizi düşünüp aynı yerde saydık hep. Doğum günleri çoğaldı avuçlarımızda, takvim yaprakları anılarıyla düştü yüreğimize. Ne yana kaçsak aynı yerde kaldık hep. Vakitli vakitsiz hasretler nöbeti, gece yarısı sevgilinin o güzel hayali, gözlerde lanetli bir hıçkırığın intihar eşiği...) Sevdikçe sevilenin yürekte kalmasındandır aslında hepsi... Oysa aslında bitmemiştir değil mi? Sözler söylenmiş, gereği düşünülmüş, süren sürülmüştür... Ama bir bekleyiştir, içinde taşıyan ümidi... Beklersin, neyi niye niçin beklediğini bilmeden... Aslında bilirsin, çünkü geriye sevgi ve şiir kalmıştır, terk edemez ki onları seven. (Evet şimdi ne zaman bir şarkı, bir söz, bir hatırlayış olsa hep bir pay bırakır bana ve sana olan sevdama... UNUTMA BEN GİDERKEN DÖNÜP DOLASIP HEP SANA GELİYORUM ASLINDA... Arkama baksam da bakmasam da umudum "Gitme" sözünün fısıltısında |
AŞKTAN NEFES ALAMADIĞIM O YERDE http://www.e-sehir.com/siirler/images/503bar.gif Çocukluğumun bahçesiydin sen bütün bilinen mutluluklardan uzakta, o sarışın akşam üstlerinde, ıstırabın eşiğinde... Nefesim sıkıştığında seni sevmekten ömrünü okurdum o acı neşede, boşalırdı ağzımdan o kanlı nefes sonra çok özlendiği için acımasızca talan edilen her baharda dönerdim oraya... O sarışın akşam üstleri hiç gitmediğim uzaklardan döndüğüm yer olurdu... Bilinen bütün mutluluklardan uzakta kalırdım orada, kalırdım çocukluğumun bahçesinde, aşktan nefes alamadığım o yerde... cezmi ersöz |
Seni Seviyorum Hani seversin de, Sevdiğini söyleyemezsin. Hani seversin de, Acı çekersin. Hani seversin de, Onu görmek bile yeter dersin. Hani seversin de, Sesini duymak istersin. Hani seversin de, Daima onu düşlersin. Hani seversin de, Sevdiğini söyleyemezsin. Yine de seversin, Beklersin, Beklersin, Beklersin... |
Bafra Tütünü Ciğerlerime çekiyorum Bafra tütünüm usulca seni Sen yanarken için için bilsen deli kız, bir bilsen Döktüğüm yaşlar kim için Başlı başına bir sanatmış yaşamak Yaşamak düşmelerle kalkmalarla, Hakkıyla, layıkıyla icrası için Kah tufanları beslesin Kah yangınları söndürsün gözlerim, gözlerin Hey derdi aşkımdan büyük sevdiğim, Ağır ağır ciğerime çektiğim Bafra tütünüm, Ağla sellercesine yangın büyümesin Sil gözlerin, taneler bağrımı delmesin Ve yanasın için için, ben de yanarım sen için... isimsiz kral |
Zordu yaşamak sensizliği, Günün en kalabalık saatlerini sakinleştirmeyi, Ve hiç durmadan geçmişi özlemeyi, “Özledim” diyorum şimdi… Gelmesen de yalnızlığımı kalabalıklaştırmaya, Kaçamasam da sensizlikten uzaklara, Biliyorum ki bekliyorsun beni, Benim seni, Sen gibi, su gibi, nan gibi, beklediğim gibi… “Sen” ile başlayan cümleler kuruyorum, İçinde ben yok muyum? Ben olamıyor muyum, hiç bilmiyorum… Bildiğim birçok şey vardı, Şimdi bildiğimi bilemeyecek kadar umutsuz muyum? Yoksa umut mu yok bu şehirde, Bunu da bilmiyorum… Bildiğim, Hatırladığım tek bir şarkı kaldı şimdi, Günümün başladığı, Gecemin bittiği: “Zordu yaşamak sensizliği”… yusuf kabataş |
Gurbet Akşamları Hiç istemem yine gelir, Çatar gurbet akşamları Yüreğime hançer olur, Batar gurbet akşamları. Öldürecek beni dertler, Bende geçti bini dertler, Dertlerime yeni dertler Katar gurbet akşamları. Bilmiyorum dertten gamdan, Zevk mi alır intikamdan? Kanlım gibi şu yakamdan, Tutar gurbet akşamları Şimdi akşam bak şu anda, Zindandayım ben zindanda, Zindan ne ki zindandan da Beter gurbet akşamları Acılara beler beni, Kesip doğrar diler beni, Parça parça böler beni, Yutar gurbet akşamları. Memleketim ilim obam, Kavim, gardaş, dost, akrabam, Gözlerimde anam, babam, Tüter gurbet akşamları. Kadir Mevla’m yardım etsin Ozan Arif yurda gitsin Bitsin artık bitsin bitsin... Yeter gurbet akşamları. Ozan Arif |
Başka da Hiçbir şey beni bekleme acılar ve hüzünler bıraktım ardımda anlaşılmayan ve yalansız sözcüklerimi çürüyen gözlerimi, yalnızlığımı bıraktım sana sen dudaklarımda ay ışığı bir ıslıksın ayak izlerimin kaldığı İzmir sokaklarında ağlamanın ayıbını taşıyan gözlerimde gözlerinin izleri utançlı ve felçli ellerimde ellerinin izleri kaldı başka da hiçbir şey beni bekle. Mahmut Ayaz |
Aşk Aklımda Hep Var Bugün aklımda bir tek sevgili var. Diğer insanlar nerdeler? Ne önemi var.. Benim aklımda sevdiğim, Onun aklında ben? Yeteriz birbirimize, Yaşarız yaşadıklarımızda birbirimizi... isimsiz kral |
saolunşiiirler için |
beklesem gözyaşlarını izlesem giderken ardında unuttuğun bulur muyum yorulur muyum kalan tek kalple oturup beklesem şu yolda tozunda senin izin ve üzerinde çaresizliğim |
De Hele De hele ey deli gönül de hele Seyis atsız kuş kanatsız olur mu Asilenme sen sadete gel hele Kul umutsuz tanrı kulsuz olur mu Bak hele ey deli gönül bak hele Gök bulutsuz tarla susuz olur mu Göreceksin şu abayı yak hele Sevgi aşksız gözler yaşsız olur mu Der hele ey deli gönül der hele Bağ bülbülsüz bülbül gülsüz olur mu Bilinmeyen yere doğru gir hele Beden cansız can ecelsiz olur mu Gör hele ey deli gönül gör hele Kuzu otsuz orman kurtsuz olur mu Önümüzde kara kış var dur hele Bebek sütsüz insan yurtsuz olur mu Yan hele ey deli gönül yan hele Yürek dertsiz dert acısız olur mu Elemlerin alasıyla kan hele Hayat zorsuz zor Murat’sız olur mu. isimsiz kral |
Özletiyor Seni Bu Yağmurlar Burada yağmur yağıyor Aralıksız yağıyor günlerdir Ama sen yine de şemsiyeni Almadan gel ilk otobüsle Buğulanan camlara usulca Yüzünü çiziyorum ki yüzün Bir yağmur damlası olup Düşüyor yapraklarına gülün Güller de bozamıyor bu uzun Karanlık sessizliğini kentin Anılarını yitiriyor sokaklar Bezirgânlaşıyor bulvar ışıkları Tarih de kekemeleşiyor bazen Ki o zaman aşktır tek bilici Aşksa yürümek gibi bir şey Duyabilmek kuşların gelişini Anısı bizsek eğer bu kentin Unuttuğu türküler bizsek Acıyı rehin bırakıp bir güle Anımsatmalıyız bunları bir bir Sonra yürümeliyiz seninle Sokaklara caddelere çıkmalıyız Belki bir aşktır bu kentin Belleğini geri getirecek olan Burada yağmur yağıyor ama sen Şemsiyeni almadan gel yine de Özletiyor bu çılgın sağanak seni Sırılsıklam özletiyor biliyor musun Ahmet Telli |
Aşk Dersen, Aşk Hiç görmedim ki, ama bilirim gözlerinin rengini, eladır, yeşildir, mavidir, çakırdır… Vallahi görmedim, ama bilirim saçlarının rengini, sarıdır, siyahtır, kızıldır, açık kestane… Üsteleme dost, inan hiç görmedim, ama bilirim sıcaklığını, ellerinin yumuşaklığını, sevdalı bakışını… Hiç görmedim, düşümde bile. Ama anlatabiliyorum işte onu sana, belki de sen görürsün, kim bilir? İşte o benim sevdiğim, sevgilim. isimsiz kral |
Barış Güvercinini Vurdular “güzel insan Hırant Dink’in anısına” Barış istemeyen karanlık güçler Barış güvercinin vurdular bu gün Şovanist duygusu kabaran ***ler Barış güvercinin vurdular bu gün Ellerine maşa etmişler dini Ey Müslüman dostlar insanlık hani İnsan olan böyle olamaz cani Barış güvercinin vurdular bu gün Neyi hallettiniz yakıp yıkarak Sokak ortasında kurşun sıkarak Bu nasıl bir duygu bu nasıl merak Barış güvercinin vurdular bu gün Ey insanlık böyle zalim olaman Vurup kırmak ile yolu bulaman Yaşam hakkı kutsal onu çalaman Barış güvercinin vurdular bu gün Sebep nedir böyle öfkeye kine Hele düşün şöyle kendi kendine Neden? Bu ırkçılık ayırıp yine Barış güvercinin vurdular bu gün Hep koşturdu durdu barıştan yana Barışı sevmeyen kıyarken cana Şovanist yam yamlar doymayıp kana Barış güvercinin vurdular bu gün Kul Sefili yeter! De ayağa kalk Seyirci kalmasın barış seven halk Bunların hesabı sorulsun mutlak Barış güvercinin vurdular bu gün KUL SEFİLİ (ali turalı) Ali Turalı |
Yokluğunda Canım Yanıyor yokluğunda canim yanıyor tenime ateş değmişçesine bir bilsen geceler nasıl uzuyor şafak sökerken yangınlardayım sevdiceğim neyin varsa götürmüşsün ne gözlerinin yeşili, ne saçlarının kokusu bir veda busen bile yok yanaklarımda dağların zirvelerindeydim seninle simdi yavaş yavaş eriyorum kar gibi dağın eteklerine iniyorum korkarak simal rüzgarları esiyor buralarda kuruyor dudaklarım, dikenler batıyor canim acıyor sevdiceğim, yanıyor yüreğim ırmaklara bırakıyorum kendimi delice arınıyorum yokluğundan, kalbimi yıkıyorum olmuyor yinede tortuları kalıyor aşkının ekmeğimde, suyumda, aşımda, nefes alışlarımda boğazıma düğüm düğüm takılıyor sevdan sevişmelerimiz geliyor aklıma sinsi sinsi beynimi kemiriyor hatıralar sensizlik zehir, zıkkım, yüreğim kan, revan tanımam ben başka göz, başka insan bırakma yüreğimi ormanda kurtlara uçurumlardayım tut düşüyorum neredesin hasretim, umudum, gözbebeğim zincirlere vuracağım kendimi avcı vurdu mu ceylanı, taşımasını bilmeli yakışmaz sana delikanlım, kadınını kurdun, kusun sofrasına bırakma yiğidim kurbanın olayım bir haberin gelsin yeter ki bileyim nefes aldığını, bileyim de bu sevda beni öldürecekse, yalancı gönüllere girmeden yüreğimde sevdan, dudaklarımda adin bende namusun, bende şerefin, öyle öleyim. isimsiz kral |
| Saat: 03:40 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık