![]() |
Sana Günün ilk ışığı, kuş cıvıltılarıyla Gelmek istiyorum habersizce, Gökyüzünün kızıllığı, utancımın allığıyla, Kapını aralayarak girmek istiyorum. Uyanıksın biliyorum Bu sevdanın uykusuzluğuyla Koynunda uyumak istiyorum Çocuk gibi öperek, severek Koklayarak uyumak istiyorum. |
Kimi sevsem.. Onun hep uzakta bir sevdiği vardı, Unutamadığı ilk aşkı ya da terk edip giden sevgilisi.. Öylesine çok sevdim ki onları, başkalarına duydukları sevgiyi anlatmalarını sessizce, içim acıyla kanayarak dinledim. Beni yitirmekten hiç korkmadılar; çünkü onlara göre fazla iyiydim; Bu yüzden ilk anda vazgeçilebilirdi benden! ..tek bir isteğim olurdu. 'Ne olur, bir daha beni aramayın! Çünkü ben kolay unutamıyorum. Böyle derdim Ama yine de ararlardı beni.. Soluksuz ve umutsuz kaldıkları bir gece mutlaka akıllarına ben gelirdim.. O, yedek sevgili! |
Sana Ait Olmak sana olan aşkım hep akan bir su sende benim gibimisin söyle!!! aklımda senden başka birşey yok bugünlerde sadece senin aşkın avutur beni unutturur bana bütün dertleri şefkatli kollarınla sar beni bu gece istediğim aslında çok değil, istediğim aslında çok değil sadece senin olmak istedim sadece sana ait olmak aşk denen duyguyu yeniden keşfettim sadece senin olmak istedim ,sadece senin olmak istedim!!! |
İstanbul Ve Martı İstanbul deyince aklıma martı denir Yarısı gümüş, yarısı köpük Yarısı balık yarısı kuş İstanbul deyince aklıma bir masal gelir Bir varmış, bir yokmuş İstanbul deyince aklıma Gülcemal gelir Anadolu`da toprak damlı bir evde Gülcemal üstüne türküler söylenir Süt akar cümle musluklarından Direklerinde güller tomurcuklanır Anadolu`da toprak damlı bir evde çocukluğum Gülcemalle gider İstanbul’a Gülcemalle gelir İstanbul deyince aklıma Bir sepet kınalı yapıncak gelir Şehzadebaşı`nda akşam üstü Sepetin üstünde üç tane mum Bir kız yanaşır insafsızca dişi Boyuna bosuna kurban olduğum Kalın dudaklarında yapıncağın balı Tepeden tırnağa arzu dolu Sam yeli söğüt dalı harmandalı Bir şarap mahzeninde doğmuş olmalı Şehzadebaşı`nda akşam üstü Yine zevrak-ı derunum Kırılıp kenara düştü İstanbul deyince aklıma Kapalıçarşı gelir Dokuzuncu Senfoniyle kolkola Cezayir marşı gelir Dört başı mamur bir gelin odası Haraç mezat satılmakta Bir gelinle güvey eksik yatakta Köşede sedef kakmalı tombul bir ut Tamburi Cemil Bey çalıyor eski plakta Sonra ellerinde şamdanlar nargileler Paslı Acem kılıçları Amerikan kovboyları Eller yukarı Ne kadar da beyaz elbiseleri Amerikan deniz erleri Kocaman bir papatyadan yolunmuşlar gibi Sütten duru buluttan beyaz Beyazın böylesine ölüm yakışır mı dersin Yakışmaz Ama harbederken onlara Bambaşka elbiseler giydirirler Kan rengi, barut rengi, duman rengi Kin tutar kir tutmaz İstanbul deyince aklıma Kocaman bir dalyan gelir Kimi paslı bir örümcek ağı gibi Gerinir Beykoz’da Kimi Fenerbahçe’de yan gelir Dalyanda kırk tane Orkinos Sensiz İstanbul İstanbul bana hep seni hatırlatıyor. Çünkü onun gözleri de en az senin ki kadar yeşil. Hâlâ, gülümseyen bir lâle gibi bana sürgününü gönderiyorsun dört yanı çevrili bir kale gibi ne sır umut, ne de sır veriyorsun gemiler gidiyor, sen gidiyorsun sulara yansıyor yeşil gözlerin hüzün dalga dalga, ıssız ve derin beni İstanbul'a terkediyorsun sensiz ne şehrayin, ne deniz kalır gidersin, harabe olur İstanbul martılar göç eder; sular alçalır kendini çöllerde bulur İstanbul güneşi rengarenk şavkınla gökte saçlarını tarar iken bulurum beyazı, gecenin çizgilerinde ellerini arar iken bulurum sensiz çözülür mü gül ve muamma yüreğimden hala habersiz misin adını göklere yazarım amma mehtabı kaybolur düşlerimin |
Sana Anlatabilmek Sana anlatabilmek... Bu çok zor, Anlık dinlemelerinde Sana doyasıya bakıp içimi dökmek çok zor. Karşılaşmak gibi bakışmalar gibi bu, Acelesi olan biri gibi, kaçıp gitmen gibi Gitmem gibi.. Sana anlatabilmek bu çok zor, ... uzattığında ellerini benim senden saatler istemem seninse asla olmayan sarılmak istediğimde tüm gücümle şefkatimle asla yetmeyen zamanlar bulmak, bulmaya çalışmak ... seni nasıl delice merak ettiğimi bildiğin halde hala da uzaklaşman sesini hep en uzaklardan duymam. ... her kapatışımda telefonu içimde kalan eksik cümlelerin, hepsinin beynime üşüşmesi gene içimde kalması,gene söylenememesi ... sana anlatabilmek bu çok zor ... işte sana şimdi anlatıyorum... içimdesin ve bütün cümlelerimde kalbimdesin sevgi dolu kalbinle gözlerimdesin bakışlarınla dudaklarımdasın önce sözlerin sonra dudaklarınla ve duyduğum her şeyde sen varsın AMA GALİBA BİZ AYNI YERDE DEĞİLİZ. |
BİR ADAM Korku dağlarının yürekçisi, Ölüm denizlerinin kürekçisi; Öyle suskun oturuyor şişesinin basında, İçtiğinin hem hırsızı, hem bekçisi, Onu kırmış olmalı yaşamında birisi. Dinledikçe susması, düşündükçe susması... Tek başına iki kişi olmuş kendisiyle gölgesi, Heykelini yontuyor yalnızlığın ustası. Özdemir Asaf Üstad nede güzel söylemis... |
Sana Aşık Olmak İçimden kopup gelen bir korkuydu sana aşık olmak. Dalgalarına kapılıp sürüklenmek bir sal gibi ufka doğru. Bu yüzden gecelere gizlerdim gözlerinin eşsiz ışıltısını. Geceleri dizelere gizlerdim sonra. Saçlarından yola çıkardım sessizce. Uzun ve yorucu bir yolculuk olurdu parmaklarıma. Yumuşak dokunuşlarda alevlenirdi dudakların. Dudakların İzmir Dudakların İstanbul Dudakların içimi ısıtan bir masaldı annemden dinlediğim. Bütün bir gün seni seyredebilirdim. Gözlerin gözlerimde yankılanırdı. Gözlerim sessiz çığlıklarla gözbebeklerine koşardı. Kaybolurdum. Her defasında çekip çıkarırdın beni acının derinleştirdiği dipsiz kuyulardan. Beni "SENİNleştirirdin". Dudakların ateş,dudakların volkan gibi yakardı. Ruhum yükselmek isterken ölüme, her defasında beni çeker alırdın. Dudakların alırdı beni,gözlerin alırdı. Benliğim olurdun. Yüreğim olurdun. Gökyüzünden bir parçaydın sen. En güzel maviden kesip almıştım seni. O günden beri sonsuzmuş gibi meydan okuyup her kıyamete, dilek yerine seni tutmuştum yıldız geçişlerinde. Her seni dilediğimde daha çok senin olmuştum. Uzaklardan,nehirlerden bir şarkı mırıldanıyor yalnızlık... Soğuk gecelerden biri Soğuk ve sensizlik dolu Saçların,ellerin yok yanımda Sensiz ölüm gibiyim... Gözlerinin dokunduğu her yer acıyor bebeğim. Biliyorsun sensin silemediğim aklımın en uzak köşelerinden. Sen gittin ve mutluluk ta kalktı tedavülden. İçimde öldüğün günden beri Geceler uzun Geceler, sonsuz düşler Ayrılan ve bir daha hiç birleşmeyen eller Bir gece "küçük bir hikayeyle biten" Ölümsüz sandığımız sevişmeler Gecelerden biri Bir son daha istiyor Tanrılar uzaklardan bir son daha Kurban aranıyor sonsuzluğa... Gökyüzünden bir yıldız kayıyor Dere kıyısındaki taşlar parıldıyor Ve her gece bir yıldız Bir ayrılık Bir yıldız Bir ayrılık Kaçamadım sensizliğimden, bu son dansın olsun bensiz... Ve Bu son şiirim olsun sensiz... |
Sensiz parlayan yıldızlarla Bitmek bilmeyen yalnızlığımla Sana geldim bu gece anne. Islak gözlerimle , Yağan yağmur tanesiyle , Senin gül tenini Toprakta koklamaya geldim anne. Sakın üzülme üşüyorum diye Hiç yağmur tanesi anne yüreğinde üşür mü ? Sensiz ısıtmayan güneşle , Özlemini yüklediğim yüreğimle , Üşüyen ellerine dokunmaya geldim anne. Toprağında biten dikenleri Karla örtmeye geldim anne. Sakın üzülme anne Heybeme beyaz karları yükledim diye. Sakın kederlenme anne Gözlerimde ayazları görüp üşüyorum diye. Hiç kar tanesi ana yüreğinde üşür mü ? Sensiz kuruyan güllerimle, Her nefesimde Sana ağlayan gözlerimle , Çiceklerin açtığı Yüreğinde ağlamaya geldim anne. Baharların konakladığı saçlarına Cennet kokulu avuçlarına Çicek kokulu nefesimi vermeye geldim anne. Sakın üzülme anne Ölümün koynunda geziniyorum diye Hiç annesine kavuşacak evlat Ölümde üşür mü anne ? |
Sana Aşık Oluyor Biri Kapında öyle yalnızlıklar gördümki senden önce hiç biri yaşatmadı böyle kendini acıtmadı gecelerce ağlatmadı ve ben böyle ıssızlığın çığlıklarını hç duymadım her sesi sana yordum her rengi sende buldum seni aradım duyduğum sesle avundum ama yıne yoktun ve sabahlar. gecenın teslimiydi belkide acısıydı tum tesellilerin belkide hesabıydı geçmiş koca ömrün rengim siyahtı hayat ise senin ödülün aklımdaydın yıne o sokaklarda gezerken evet belkıde sarhoş oldum gecelerce bir su damlası gibi koca denizlerde ya da bir kum tanesi yalnız kumsallarda dilimin ucunda hep sen ama yaşadığım hayalin sevda kocaman bir yalan dillere düşen bir ateş belkide yüreğimi koydum sana ben tüm benliğimle derinden öyle yırtarak öyle sırılsıklam çığlık çığlığa aşık oldum sana ben hayatımı sana verdim öylesine değil erkekçe doğmamış çocuğumuzun adını koyduk her yağmurda onu andık senınle sen sen öylece yatardın omuzuma tüm dünyaya küser ikimizde belki ölürdük o anda ama sen unuttun şimdi beni verdiğin sözleri,ne o yoksa ağladınmı ağlama ben sana hala vurgun hala aşık hala sana ait ve verdiğim sözdeyim hayata dair ölmicem ayrılmıcam hayattan sana söz verdim ama sorma sakın aslında o an öldüm o son bakışınla vurdun beni hayata bağlayan her şeyi kopardın mezarıma bakıyorum son kurşun silahımda boynumda vebalim göz yaşlarım hala yanaklarımda dönmezsin bilirim bedenin ağır kalır yaşamda belkide gitmeliyim şimdi bir daha dönmemek üzere tutamadığım sözümle bulamadığım kendimle ağlamadan yine erkekçe ölüyorum zaten ölü olan ruhum bedenimide çekiyor içine sus sakın ağlama çünki ben yine sana aşık yine sana vurgun yine seninim |
Şiirlerim vardı, Kar soğukları,çöl sıcakları gibi, Yazılarım vardı, Her damlası kalemimde eriyen duygularım Sayfalar dolusu çığlıklarım vardı Ben vardım... Ve bu işte bir aksilik vardı ... Masabaşında sabahladığım geceler, Bir parşömenle paylaştığım düşünceler, Bir de tiktaklarına şiir yazdığım Kurduğum saatte asla çalmayan, Bana benzeyen bir saatim vardı... Ben vardım... Ve bu işte bir aksilik vardı.. ... Karaladığım satırlar, Penceremde yağmurun sesi, Kafamda ölesiye bir kargaşa, Gözlerimde derin bir suskunluk vardı.. Ben vardım.. Ve bu işte bir aksilik vardı... ... Yazamadığında hırçınlaşan denizim, Göz kamaştıran bir mavim, Özgürlüğüne toz kondurmayan halim, Kalemime bir ömür tutsaklığım vardı... Ben vardım hep.. Ve bu işte hep bir aksilik vardı.. |
| Saat: 00:46 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık