![]() |
Eskiden yeterdim kendime artardım bile! Şimdi ne yapsam nafile........ ve kim demiş can eksilmez diye... Can tedirgin tende,canda eksilmiş bende bir canım uzak bir yerde kimse bilmez üzgnlüğümü taşırım ölümüm gibi bu duyguyu ömrümün en gizli yerinde yaşam kadar acı canımı tutuşturan özlem gibi! özlüyorum ve seviyorum gizlice sevdiğim seni saklıyorum yüreğimin ta içinde................................. |
Tum cift lere... Farkında mısın? Son günlerde ne kadar da aciz kaldık Bize ait cümleler kurmaktan Bırak seni seviyorum demeyi, Bir günaydını bile çok görür olduk birbirimize Tükenen, sevgimiz mi, Yoksa, yoksa dilimiz mi varmıyor? Ne sen bana iyi misin diyorsun, Ne ben sana günaydın Farkında mısın? ağzımızı bıçak açmıyor Sebepsiz değil yavan kelimelere baş vurmamız, Saçlarını bile taramıyorsun eskisi gibi. Benimse içimden gelmiyor tıraş olmak. Eskiden daha zili çalmadan açardın kapıyı. Kokunu taa aşağılardan duydum derdin. Özledim derdin. Kısar gözlerini, ya sen ya sen derdin. Öylece sarılıp kalırdık kapı eşiğinde. Kaç gecedir koltuğun bir kenarında uyuyup kalıyorum. Öyle arttı ki son günlerde romatizmalarım. Adeta kar yağıyor geceleri sol omzuma. Sana ilaçlarımın yerini korkudan soramıyorum. Ya cevap vermezsen, Ya git kendin al dersen. Korkuyorum işte, Sevginin tükendiğini bilmekten korkuyorum. Dün, ilk defa kahvaltı etmişsin beni kaldırmadan. İlk defa çayı dün soğuk ve şekersiz içtim. Kaç zamandır adımla seslenmiyorsun bana Bir tabloyu meydana getiren iki unsur gibiyiz. Senin vurdumduymazlığını, Benim aksiliğim tamamlıyor. Sen ayrı odadan kalkıyorsun, Ben taa uçtaki odadan. Bir suçlu gibi öne eğip başımızı, Öylece geçiyoruz yanından birbirimizin. Hiç umursamadan! Yok yok bu böyle olmayacak. Ya sen aç kıza telefon Ya ben bu böyle olmayacak. İstersen oğlanları sen ara, Onlar seni daha bir severler. Kısaca ya ben gideyim, ya sen Belki de bir zaman ayrı kalırsak, Kim bilir belki de özleriz birbirimizi. Bu günleri hiç düşünmeden, O hoyrat, o pervasızca harcadığımız, Aşkımıza nasıl muhtacım şimdi, nasıl! Bilemezsin. Olsun, bir müddet yemeği dışarıda yerim. İlaçlarımı masanın üstüne geceden dizerim… Parmağıma ip bağlarım falan. Ya da istersen ben gideyim. Gideyim de nereye. Galiba yaşlanmamalı insan. Şuç erkek veya kadın olmakta değil, Suç dediğim gibi o hoyratça harcadığımız yılların bir bedeli olmalı. Dün o filmi seyrederken ağladığını gördüm Sanma ki fark etmedim. Sanki ikimizin son dönemi. Ne kadar açığa vursak ta öfkemizi, Gem vuramasak ta alışkanlıklarımıza. Demek ki bazı şeylerin çok geç anlaşılıyormuş değeri. Bir ara gözüm takıldı, saçlarına karışmış akların. Benimse kış çoktan oturmuştu şakaklarıma. Hatırlar mısın ilk yemeğe çıktığımız günü, Nasılda elim ayağıma dolaşmıştı hani, Hatırlar mısın, bir mecal kalırcasına gülüğünü, Şimdi ise bak yüreğimiz bir mecal. Dağ başı yalnızlıklarına mahkum ettik birbirimizi. Ne zaman biter bu suskunluğumuz bilmem. Ya bir ölüm anı çığlığıyla, Sahi ben ölürsem ağlar mısın? Bana, bana hiç sorma. Düşünmek bile acıtıyor içimi. Cam kesiği ağrılara gark oluyorum. Hem benim bildiğim önce, Erkekler ölür. O zamanda sen, O zamanda sen kalacaksın yapayalnız. Ne yapar, ne edersin bu koca şehirde. Kim getirir her sabah o çok sevdiğin, Taze fırın ekmeğini. Kim sular bahçeyi, Kim budar yediverenlerini. Ve kim koyar sen daha uyanmadan Yastığına o en güzel güllerini… Zor değil mi? Yaşamın en zor tarafı işte. Kolay değil alışkanlıklardan, Bir an için vazgeçmek. Zaten, zaten benim tek alışkanlığımda sensin. Yok, yok senden vazgeçemem. Zaten benim bildiğim, Erkekler özür dilemeli ilk, Galiba daha bir yakışıyor Seni seviyorum demek erkeğe. Yok yok, bu sabah kalkınca, İlk işim sana sarılıp ve hiç yüksünmeden, Ve kırgınlığı bir yana atıp, Seni seviyorum demeliyim. Seni seviyorum günaydın demeliyim. Günaydın bir tanem, Seni çok seviyorum. Canım karım… Günaydın… Şiir: Mehmet Çetin Söz-Düzenleme: Bedirhan Gökçe |
YÜREĞİMİZ DURULUR Yine de toprak suyu dışına salar Kan boşaltır güneş beyinlerimize İki özgür ruhun kucaklaşmasıdır Birbirimize çektiğimiz hançerle Yine de tıpkı bana benzer Senin açtığın ilk kişiliğimin döngüsü Yine zevk içinde güzel bedeninden Doğanın en soylu sessizliği Mıhlanır yıldızların gücüne. Tanrısal bir şölendir Umutlara bağlıdır görüntümüz Birbirimize inancımız ya da Sudan geçer gibi ellerimiz Birbirine değmeden dokunur Ve konaklamadan hiçbir yerde Sadece sonsuzda, o bomboş ıssızlkta Yüreğimiz durulur |
SENİ SEVİYORUM ÇÜNKÜ...(U) Seni seviyorum çünkü Adını duyduğumda titriyorum. İçimdeki sevda telleri titriyor Eriyorum su olup akacağım sanki Su olsam da sana akmak için yol bulurum ben Ayaklarının dibine göl olurum Sen bu aşk suyu ile yıkanırsın Seni düşünmediğim tek bir an yok bile Senin hasretine tutsak oluyorum Hasret dedim de,seni özlemenin bu kadar zor olacağını bilmezdim. Bir sarmaşığa dönüşüyor hasretin, bedenimi sarıyor. Hasretten şikayet etsem de aldırma sen Kavuştuğumuzda yaşadığım bahtiyarlık kötü olan ne varsa hepsini silip atıyor. Seni Seviyorum Çünkü Yanındayken dört mevsim bahar oluyorum Seni o baharın en nadide çiçeği yapıyorum Buram buram çiçek açıyorsun yüreğimde. Kokunla başımı döndürüyorsun Bir bahardan diğerine uzanırken zaman sensizliği aklıma bile getirmek istemiyorum. Çiçek dedim ya, Bir çiçek adı verseydim sana papatya olurdun Tomurcuklarıyla dünyaya, insanlara baharın geldiğini müjdeleyen papatya iddiasız ama güzel,güzel ama kibirsiz Seni Seviyorum Çünkü Sana baktıkça kendimi hiç keşfedilmemiş bir kıtanın topraklarında buluyorum Adım adım dolaşıyorum seni Sana ait ne varsa öğrenmek istiyorum Keşfetmeye aç bir kaşifim ben Ancak senin topraklarında doyuyorum hayata Sana her gün yeniden aşık oluyorum Bu aşka ben bile şaşıyorum Ama şaşkınlığım beni mutlu ediyor Seni Seviyorum Çünkü Her sabah kalktığımda bir günü daha seninle geçirecek olmanın mutluluğunu yaşatıyorsun bana Ben güne seninle başlıyorum ve her gün hayatı yeniden keşfediyorum Gök kuşağının her tonunu gölgede bırakan en parlak renksin sen Her şey senin rengini taşıyor benim için ancak o zaman anlamlı oluyorsun Seni Seviyorum Çünkü Soğuk günlerde içimi ısıtan ceketimsin Sıcak günlerde ise ferahlık veren kuzey rüzgarı İliklerime işleyerek esiyorsun Her şeyde sen varsın.Nasıl olmayacaksın ki sanki sen doğduğumdan beri içimdeydin Yüreğimin en derin köşesinde idin Sanki ortaya çıkmak için beni bekliyordun Ve ben orada olduğunu fark edince hak ettiğin yere çıkardım seni Seni Seviyorum Çünkü Hep benimlesin.Seni görmem için yüzüne bakmam gerekmiyor.Gözümü kapatsam oradasın Gördüğüm her sima aslında sensin. Gözlerinin içindeki binlerce yıldız gecenin karanlığını delip geçiyor Sen bana bakarken ben kendimi yıldızlara bakıyor gibi hissediyorum O yıldızların parlaklığında kaybediyorum kendimi.Gözlerim kamaşıyor ama şikayetçi değilim aydınlığından.Güneş doğmasa,yıldızlar kaybolmasa diyorum Ama biliyorum ki güneşimde sen olacaksın gecenin sonunda. Bu kez daha parlak ve aydınlık çıkacaksın karşıma Seni Seviyorum Çünkü Saçların ellerimin arasında kayıp giderken dünyadaki cenneti bulmuş gibi hissediyorum kendimi Her gülümseyişin içime yeniden yaşama sevinci dolduruyor. Her gülümseyişin karamsarlığı yıkıyor,mutsuzluğu parçalıyor Seni seviyorum çünkü,seni sevmeyi,sana dokunmayı, seni dinlemeyi,sana bakmayı, seni koklamayı. seninle paylaşmayı seviyorum. Seni sen olduğun için seviyorum Seni Seviyorum Çünkü Seni sevdiğimi anlatmaya çalışırken ne kadar çaresiz olduğumu da görüyorum Her sözcükten sonra durup tekrar düşünüyorum Seni yeterince anlatabildim mi diye Biliyorum ki yetmeyecek.Bu kadar sözcükten sonra bile sana sevgimi anlatamamış olacağım SÖZCÜKLERİN BİTTİĞİ YERDE GÖZLERİME BAK ONLAR BU SEVGİYİ ÇOK DAHA İYİ ANLATACAKTIR SANA!.... |
zigon sehpa Şiir: Bedirhan Gökçe Bu gün ordaydım… Aynı yerde, aynı evde… Aynı kapıdan girdim içeri. Tesadüf bu ya aynı anahtar kalmış bende. Sandalyede yeleğini unutmuşsun, Masada kahkahanı, Mutfak da bardağını. Salon da duruşunu unutmuşsun. Sonra yan oda da hıçkırığını, Koridorda gözyaşlarını. Kapıda çarpıp çıkışını unutmuşsun. Bir çiçeğin zehri düşmüş zigon sehpaya. Bir rujunun rengi düşmüş oval aynaya. O kavgadan arta kalan kırık bir vazoyla. İkimizin kalbi düşmüş tozlu balkona… Duvardaki resminde gülüşün kalmış. Son içtiğin fincanda dudak izlerin. Portmantonun yanında gidişin kalmış. Kapıda bıraktığın ayak izleri. Yastığının üstünde saçını buldum. Posta kutusunda mektuplarını. En son dinlediğin şarkını buldum… O hicazda kalmış göz yaşlarını. Yazan böyle yazmış demek şarkıyı. Nasıl anlam buldu sen olmayınca Neyleyim köşkü, neyleyim sarayı… İçinde salınan yar olmayınca… |
Ben Misin? dirilten misin beni gövdem öldüren misin bilmem gördüren misin beni gözüm körleten misin bilmem bildiren misin bana başım gizleyen misin bilmem bir ben varım benden öte ben misin bilmem |
SEVİYORUM SENİ Yeni bir gün, yeni bir başlangıç... Yeni bir ümit... Ve... Soğuk ve yağışlı bir bayram sabahı. Heyecanlıyım, Ve suskun, Ve daha cesaretli... Uzaklardan gelen, İçimde bir yerlere gizlenmiş, Sadece sesini duyabildiğim bir yabancı. Karşımda... Yabancı değil artık bana ve duygularıma. Zaman akıp gidiyor... Duyulması istenenler duyuluyor... Bazen sessizlik alıyor sözü. Bazen de bakışlar anlatıyor söylenemeyenleri... Neydi istenen? Yaşadığımızın, paylaştığımızın adı neydi? Herşey söylenmiş miydi? Derken... Zamanı gelmişti ayrılığın... Bir yabancıydın beklediğim... Ve şimdi sevdiğim adamsın, özlediğim... Seviyorum seni İMKANSIZLIK Sustum, dişlerimi sıktım çoğu zaman, Hep ben oldum bir köşede unutulan, Sen uzaklarda gördüğüm liman, Kıyılarına demir atamazdım ki. Kimi zaman maziyi savurdun, Yüreğimi dağladın,ellerimi kavurdun, Alıp beni yerden yere vurdun, Ben hiç sana kıyamazdım ki. Neydi o sendeki ne saklıydı, Ellerin ellerime yasaklıydı, Şu kader dedikleri belkide haklıydı, Sen hiç benim olamazdın ki. |
Ben ve Sen BEN VE SEN SAAT VE YATAK Seni düşündüğümü anladığında saat, Vuslata davet çıkar usulca tik - tak, tik - tak Karanlık sataşınca beyazlar kara olur. Ay her zamanki gibi ne yakar ne soğutur. Seni düşündüğümü anladığında saat, Saat bile anlar ki halim dünkünden harap... Anladığında yatak ben seni düşünürüm, Sıcacık okur birden bende yine üşürüm. Karabasanlar gelip düşlerime gidin der; Senli olan düşlerim kavgadan tırsıp gider. Anladığında yatak ben seni düşünürüm, Yatak tilkiye uyur ben bende bölünürüm.... |
İŞTE AKŞAM: Yağmurlarla birlikte esen soğuk rüzgarla irkildim ,içim ürperdi... Yine birgünün bitimiydi...hergünün bitiminde olduğu gibi... Tüm günün telaşı sönerek gwcwnin karanlığına,sessizliğine ve yalnızlığına salıverdim kendimi...ve yine gözlerde bir buğu çerçevesi.... VE BUGÜNDE HAYATTAYIM VE BUGÜNDE BİTTİ...... |
ARARSAN BENİ.. Bir gün olur da, Bir gün olur da ararsan beni , Bil ki andığın yerdeyim. Hiç gider miyim senden uzaklara? Yapar mıyım,yapabilir miyim hiç? Et tırnaktan, Can nefesten ayrılır mı? Durup da ! Durup da boşuna arama beni, Bil ki bıraktığın yerdeyim. Bir gün olurda, Bir gün olur da ararsan beni, Bil ki baktığın yerdeyim. Gördüğün ağaçta, öten kuşta, Açan çiçekte ben varım. Hiç gider miyim senden uzaklara? Yapar mıyım, yapabilir miyim hiç? Hiçbir yerde arama beni, Mutluluktan ağladığım, Küçücük ellerinle sildiğin, Göz yaşlarıma karışıp da, Bil ki aktığın yerdeyim |
| Saat: 06:16 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık