MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

Dark-Line 23 Ağustos 2007 15:44

Ayrılık da Bitmeli


Sevgilim,
Sana sevgilim diyorum.
Ayrılık da sevdaya dahil
Ayrılanlar hala sevgili

Dediği gibi İlhan'ın.

Sevgilim, sana sevgilim diyorum, bir daha hiç
demeyeceğim içindir belki.

Ayrılmamız neyi değiştirecek, ayrılık yüreğimden silip
atabilir mi seni derdin. Kimbilir..

Bu sana son yazışım.
Sözcüklere yüklemeye çalıştığım duygularım,
beyaz kağıtların keskin kenarlarıyla nasıl da parçalanıyor böyle.
İlk kez yazmak böyle zor, anlatmak bu kadar olanaksız.
İçimde çağıldayan herşeyin, sana doğru aktığını duyupta bunu anlatamamak.. Ne acı.

Oysa, seni her düşündüğümde, sesim, zamanın ve mekanın olmadığı görünmeyen
ince ipeksi bir yolda ilerleyip kulaklarına akmadı mı.

Her düşündüğümde seni, yapmam gereken sadece izlemekti.
Ruhumun sana akışı, o hızlı ama bir o kadar yavaş, delice ama bir o kadar sakin,
coşkuyla ama nasıl huzurlu bir çağlamaydı onların hepsi.
Hemen duyardın, büyük kalabalıklarda, iki kişilik yalnızlıklarda,
yada gözlerin maviliklere kilitlenmiş.. Duyardın.

Hala duyuyorsun. Şimdi, şuan, seninle konuşurken, ruhunda geziniyorum yine.
Baktığın yerden uzaklaşan bakışlarını, o kimselere hissettirmediğin
bir anlık dalgınlığı, sadece anın yakaladığı o ince sızıyı.. Kapa gözlerini..

Sen hep duyacak mısın beni, ben hep anlatacak mıyım. Bilmiyorum.

Ama, madem ayrılanlar hala sevgili, ayrılanlar hala sevdalı, bu ayrılıkta bitmeli..

Ayrılık.. Ne çok korkardık bu sözcüğe yüklenen anlamdan.
Oysa şimdi anlıyorum ki, ayrılığın kendisi değil, ayrılmakmış asıl zor olan.
Ayrılmayı başarana kadar yaşanılanlar, o kanatan acıtan korkulu bekleyişler..
O kopuşu yaşamak, artık başka biri değil, sen olan o varlığı olduğu yerden çıkarmaya çalışmak,
ağlayarak git artık içimden diyebilmek, ama daha derken pişman olup hayır kal ne olur diye yalvarmak..
Ne kadar zordu mabel.. Öyle içimdeydin ki, seni ordan çıkarmak kendimi paramparça etmek demekti.

Ayrılık.. O kanlı zafer.. Şimdi paylaştığımız işte bu.
İçimizde o boşluğun büyük acısı yüzümüzde birbirimizin kanı var hala..

Sevgilim,
Sevgilim diyorum son kez sana. Bir daha demiyeceğimdendir bu, ve bir daha yazmayacağımdan.

Ayrılık da bitmeli..

Aylin Cansu


Misafir 23 Ağustos 2007 15:47

Keşke

Keşke gitmeseydim senin olduğun yere,
Keşke görmeseydim seni,
Keşke sevmeseydim delicesine,
Yoksa bu kadar üzülmez acı çekmezdi kalbim,
Gözlerim her zaman seni aramaz,
Adını sayıklamazdım saatlerce,
Ama seni delicesine seviyor,
Seni sevdiğimi dünyaya haykırmak,
O ışıl ışıl gözlerine bakmak,
Her zaman yanında olmak,
Zamanı durdurmak istiyorum,
Seni çok seviyorum.

isimsiz kral
</B>


Dark-Line 23 Ağustos 2007 16:00

Mavi Sızı

bir mavi sızı kaplar benliğimi
vururum ayaklarımı kaldırımlara
dökülür ellerim cigaraya
ve gözbebeğimde bir umut
inatla bastırır mavi sızımı
ama ne cigara biter
ne de kaldırımlar.


Hakan Önal



Misafir 23 Ağustos 2007 18:42

Söyleyemedim..

Düşlerde sevdim seni söyleyemedim
Sessiz öptüm nefesini söyleyemedim

İnsanın içini en çok yakan şey söylenemeyen sözlermiş meğer. Sana söyleyemediğim her söz acı bir yumruk gibi boğazımda. Sana her baktığımda kalbimi avucuna alıyorsun, sesini her duyduğumda biraz daha sıkıyorsun avucunu, yüreğim sıkışıyor sesini duyduğumda. Kaçmak istiyorum senden, senin sesinden, senin gözlerinden kaçmak istiyorum, bırakmıyorsun. Bilmeden tutuyorsun beni. Bilmeden sevdiriyorsun. Bilmeden acılar veriyorsun yüreğime. Bilmeden… öldürüyorsun.


Sana ben şiirler sözler büyüttüm
Sana ben baharlar yazlar büyüttüm
Sana ben hummalı gizler büyüttüm
Söyleyemedim

Yanı başında olabilmek isterken delice, sana bakmak isterken, seninle konuşmak isterken, sana dokunmak isterken, sana yakarken yüreğimi, sana baktıkça acı çekiyorum. Gözlerin ölümüm oluyor.

Sana baktıkça yıkıla yıkıla ölüyorum.

Sen bilmesen de, ben biliyorum.


Şarkılar yazdım sana okuyamadım
Hep yanımdaydın oysa dokunamadım

Bir gün sen de bileceksin, biliyorum. Bir gün söyleyemediğim bütün sözler yol bulacak yüreğimden gözlerine. Yüreğim yol bulacak yüreğine. Biliyorum, bir gün uzattığım ellerim buluşacak ellerinle. Bilmekle yetiniyorum. Sensizlikte seni sevmek yüreğime yetmese de, gözlerinde yabancı olmak gözlerime yetmese de, uzandığım boşlukta seni hissetmek ellerime yetmese de yetiriyorum. Seni sevmekten vazgeçmemek için kendimi bitiriyorum. Yokluğunda seni var etmeye çalışırken, varlığımda yok oluyorum. Bitiriyorum kendimi bizi başlatmak için. Seni çok seversem duyarsın sanıyorum. Yüreğimin çığlıklarından kendimi duyamıyorum.

Sana yüreğimi duyuramıyorum.

Sen bilmesen de ben biliyorum.


Sana ben hayaller düşler büyüttüm
Sana ben gözümde yaşlar büyüttüm
Sana ben hummalı aşklar büyüttüm
Söyleyemedim

Gözlerimden gitmiyor bakışın. Gülüşüne bakarken gülüşünü özlüyorum. Bana gülmeni istiyorum sadece. Benim için gülmeni. Gülümserken küçülen gözlerine aşık oluyorum durup durup. Durup durup seni seviyorum.

Sen bilmesen de ben biliyorum.

Sen sevmeden de ben seviyorum


ahmet akkaya


Misafir 23 Ağustos 2007 19:06

http://fc02.deviantart.com/fs12/f/2006/321/8/f/_don__t_let_go_by_chell_o.jpg


Erkek kadına dedi ki:
- Seni seviyorum
Ama nasıl?
Avuçlarımda camdan bir parça gibi kalbimi sıkıp
Parmaklarımı kanatarak;
Kırasıya, çıldırasıya...

Erkek kadına dedi ki:
- Seni seviyorum
Ama nasıl?
Kilometrelerce derin, kilometrelerce dümdüz,
Yüzde yüz, yüzde bin beşyüz,
Yüzde hudutsuz kere yüz...

Kadın erkeğe dedi ki:
- Baktım
Dudağımla, yüreğimle, kafamla;
Severek, korkarak, eğilerek,
Dudağına, yüreğine, kafana...
Şimdi ne söylüyorsam,
Karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana...
Ve artık biliyorum:
Toprağın
Yüzü güneşli bir ana gibi
En son, en güzel çocuğunu emzirdiğini...

Fakat neyleyim?
Saçlarım dolanmış, ölmekte olanın parmaklarına.
Başımı kurtarmam kâbil değil!
Sen,
Yürümelisin
Yeni doğan çocuğun gözlerine bakarak...

Sen,
Yürümelisin
Beni bırakarak...

Kadın sustu.

Sarıldılar...

Bir kitap düştü yere,
Kapandı bir pencere.

Ayrıldılar...
Nazım Hikmet Ran_Bir Ayrılış Hik


Misafir 23 Ağustos 2007 21:14

Seni Elinden Tutmuşum
Seni elinden tutmuştum...yaz geçiyordu
Yaz geçiyordu, biz geçiyorduk
Yazı elinden tutmuştuk

Birazdan geleceksin, bakışacağız
Bakışacağız, hem var hem yok gibi
Hem var hem yok gibi öpüşeceğiz

Aramızda söylenmemiş sözlerin uzaklığı
Aramızda yaşanmamış şeylerin uzaklığı
Yakın ayrılıkların sezgisi tenimizde

Hayat geçiyor biz geçiyorduk
Bir denizin üzgün kıyısında
Güz bir hastalık gibi ilerliyordu

Olgun ışığıyla güz
Ve biz yaklaşan ayrılıkların önünde
Kış duygularına bürünmüşüz

Dışardan ağlayışı geliyor çocuğumuzun


ATAOL BEHRAMOĞLU


Mystic@L 24 Ağustos 2007 01:52

yazılırken
ayrılık
kederlerin pasına
yapayalnız yasına
ölü dağlar rüyalarla sevişir
sökülmüş düşlerin de çadırları
neye yarar mezarlıklarda çigan?

sussam artık yıllarca, bin yıllarca
boğup ağrımın köhnemiş çağrısını konuşturmasam
ben artık bu aşka koşturmasam!

mezarlıklarda çigan... mezarlıklarda çigan...
Yılmaz Odabaşı


arwen 24 Ağustos 2007 02:21

Senin iklimindeyim
senin mevsiminde.
Sana uyumadığım gece yok
düşlerden daha çok
sarmal kedi patilerinde.

En çok maviyi seviyorum
en çok denizi
en çok gökyüzünü
yıldızlarla dolu…

Senin iklimindeyim
senin mevsiminde.
Buz sıcaklığından kor
mavi gözlerinden
Işık düşüyor tenime.


süleyman güney


NAIAS 24 Ağustos 2007 04:33

sensizliğimi alıp gidicem buralardan
anılarımı alıp gidicem buralardan

iki damla göz yaşı bile dökmedin biten sewgimize
sen üzülmeyi hak ediyorsun bendeğil

ama kader işte ben kendimi buldum biten sewgimizde
nefret war artık aşk dolu gözlerimde


sen gitmeyi seçdim
ben kalmayı seçdim


recruit87 24 Ağustos 2007 09:46

Elâ Gözlüm Ben Bu İlden Gideyim

Elâ gözlüm ben bu ilden gideyim
Zülfü perişanım kal melil melil
Kerem et aklından çıkarma beni
Ağla göz yaşını sil melil melil

Yekin ey sevdiğim sen seni düzelt
Karayı bağla da beyazı çöz at
Doldur ver bâdeyi bir dahi uzat
Ayrılık şerbetin ver melil melil

Elvan çiçeklerden sokma başına
Kudret kalemini çekme kaşına
Beni unutursan doyma yaşına
Gez benim aşkımla yâr melil melil

Karac'oğlan der ki ölüp ölünce
Ben de güzel sevdim kendi halimce
Varıp gurbet ile vâsıl olunca
Dostlardan haberim al melil melil

Karacaoğlan


Misafir 24 Ağustos 2007 10:33

Sevdadandır

-Her sevgili bir Leyla'dır-

Rol yapma bana
Sen sensin
Ben de benim
Kendini güzel sanıyorsun
Gerçekten de güzelsin
Ama!
Ne Leyla kadar Leylasın
Ne Arzu kadar Arzu
Ne de Şirin kadar Şirin
Biliyorum
Ben de Mecnun değilim
Ne Ferhat olabilirim
Ne de dağları delerim
Lakin!
Sabırla beklerim
Nazına bile katlanırım
Bana rol yapma
Leyla olmaya çalışma
Leyla olamazsın
Leyla olmanı istemiyorum
Zaten ben Leyla'yı değil
Seni seviyorum...

1996
Abdulkadir Kahraman


recruit87 24 Ağustos 2007 11:03

Ayrılar Gemisi

Bunlar en mutlu günleri ayrılığımızın
Yanaşmadan özleminin limanlarına
Bir uzun hava içinde kendimiz kendimizin
Uzasın dönmenin saçları, çagırma uzasın

1982
Kaynak: Kestim Kara Saçlarımı, 1982

Gülten Akın


Misafir 24 Ağustos 2007 11:30

Ölsün Aşk

Sessizliğe bir ses ver endamınla
Dile gelsin gecenin ürkek karanlığı
Bir damla yağmur ol toprağa
Canlansın yeşillerin aşk kokan fidanlığı
Bir kanat çırp korkmadan Barış’ a
Dinlensin yüreğinin yorgun firtınaları
Ömrümü teklif ederken sana hiç düşünmeden
Sevmelisin demiştim son kez en derininden
Bu hoyratlığı kalbin nasıl kaldırıyorsa
Vurdumduymaz olmaya nasıl cesaret ediyorsa
Bir adım atmaya bu kadar korkuyorsa
Varsın ölsün aşk ölsün senden sonra.

isimsiz kral


recruit87 24 Ağustos 2007 11:48

Çocukluğun Aşkıydı

Camdan cama göz göze bakıştık yıllar yılı
Ayrı kaldığımız günler parmakla sayılı

Çocukluğun aşkıydı belki de bizimkisi
Öyle güzeldi öyle haz doluydu sevgisi

Şu koskoca alem bizlere cennetti sanki
Üstümüze dünyalar yıkılsa duymazsınki

Ne elem ne gam ne buhran kimin umurunda
Aşk için zorluğa boyun eğilmek zorunda

Tılsımlı yaşama adapte olunur iken
İnsanı bambaşka yapan ne gülmüş ne diken

Sevgiler duyguları yayardı dalga dalga
Aşkla yola gelirdi ihtiras kin ve kavga

Mutlak mutluluğa ulaşmaktı bir tek sebep
Hakk'ça yaşantıyı arzuladık yıllarca hep

Neyseki güzel yolculuk mutlu sonla bitti
Kalpler aşk kervanıyla en son vuslata gitti


Misafir 24 Ağustos 2007 11:51

Bir Şarkının Ardından





Damla damla aktın gözlerimden
Yürek boşaldı yanaklarıma
Nicedir saklıydı hallerimden
Cefa savruldu kuytularıma.

Gittin boğdu beni girdaplarım
Gücüm dayandı sancılarıma
Umutsuz haklıydı korkularım
Hüzün bulundu şarkılarıma.

Kokun artık özgür ellerimde
Aşkım darıldı yalanlarıma
Sevdanın adıydı dillerimde
Öfke tutuldu kalanlarıma.

Şimdi deniz gibi hırçınlığım
Geçti sanıldı kahırlarıma
Şükürsüz duaydı kızgınlığım
Hançer vuruldu sabırlarıma.

isimsiz kral


Misafir 24 Ağustos 2007 11:54

KİM OLDUĞUNU BİLMEDİĞİM BİRİNE
http://www.e-sehir.com/siirler/images/503bar.gif

Karşılıksız aşkının zehrini taşıyordu bana
Kokusu sinmişti inatçı ruhuma, kitalarıma, ellerime...
Öyle çok öpüşürdük ki,
Ağzının tadıyla yerdim yemeklerimi...
Öylesine inanıyordu ki dünyadaki son aşkla beni sevdiğine,
Bir gün ansızın korkunç bir özlem duymaya başlamıştım
Kim olduğunu bilmediğim birine...
Şimdi ağzımda karşılıksız aşkın o aç tadı...
Karşımda o...
Yine hüzünlü, yine yenik...
Ama eşitiz artık,
Damarlarımızda karşılıkız aşkın o zehirli kanı...


cezmi ersöz


Misafir 24 Ağustos 2007 12:23

Acemi



Unutulurmuş dediler ya!..
O zamanlar çocukluk işte,
Platonik sipariş bayramlar
Tescillenmemiş kaygılı umutlar vardı
Ve karanlıkla uzayan rüyalar adama bakardı…
Sonra kalakalmışlık yalnız başına bu şehirde
İncitilmiş arzuların viraneliği hatıralarda
Ismarlama hesaplar,
Tek kişilik sahne oyunları!
Şimdi her şey bir yürek ağrısı!!!

Sürgülenmiş ve mıhlanmış kapı!
Çaylaklık ve çömezlik; bir ilk işte,
İşte fersiz geleceğin akıbeti;
Kalemiz düştü ilkin
Sonra atların nalları düşünce bir gül fırtınasında
Ve vezir de esir edilince peşinen bir file
Şahı devirmek bize kaldı!
Acemilik işte,
Gençliğimiz; pusatsız hovardalığın hazin nihayeti..
Şimdi her şey bir baş belası!!!

Kendim gibiyim her daim
Şiiri eskiden de severdim,
Ben inşa ettim tüm çıkmaz sokakları
Hep vuslat türkülerini damıttın aynalardan
Çareler aradım aylarca bu diyarda
Sonunda bir mim koyabildim hatıralara
Mezara gömdüm eski-
Ve siyah-beyaz fotoğrafları..
Acemilik kazası işte,
Şimdi her şey nisan ayı
Ve geriye dönüp baktığımda
Tüm olup bitenler yapma kartpostal gibi buralarda,
Senin çocuğundum ve ağırdım o zamanlar
Şimdi bir şey o kadar uzak ki..

isimsiz kral


Misafir 24 Ağustos 2007 12:34

BENİ HEP BİR BAŞKASI SAVUNUYOR
http://www.e-sehir.com/siirler/images/503bar.gif

Onca atılıştan sonra
balkonuma döndüm
Onca bilgi utandığım çocukluğum içindi
Çünkü beni hep bir başkası savunuyor
Sesimden, ellerimden, gülüşümden biliyorum

Hep sakladığım yara izini
balkonumdan odama götürüyorum işte...
odamdan bir kez olsun çıkartmadığım
sesimden, ellerimden, gülüşümden
biliyorum...


cezmi ersöz


Misafir 24 Ağustos 2007 12:46

Hayat yağıyordu gözyaşlarıma

Yıldızlar üstüme-üstüme düşüyor
Güneş üstüme-üstüme
Karanlık sokaklardan geçiyordum baba,
-içimde ürperen yalnızlığım-
bir tutam unutulmuşluk
bir tutam unutamadığım
eski hikayelerden kalma dostluk,
ve bir tutam ihanet,
çığlık çığlığa gece
çığlık çığlığa kimsesiz
bomboş sokaklar,
sessizliğin sesi kulaklarımda
damarlarımda,
tarlalardan sökün gelen
atlılar gibi
hızlanıyor nabız vuruşlarım,
gece üstüme-üstüme düşüyor baba...
korku üstüme-üstüme...

Karanlık sokaklardan geçiyordum baba
Teneffüs edilen havanın
Damardan akan kanın
Korkunun ve kavganın ardındaydım,
Umudun ve sevdanın ardında,
Sağanak ve sessiz
-gök gürültüsüz falan yani-
bir hayat yağıyordu gözyaşlarıma
ağlıyordum,
karanlıktı sokaklar baba
cansızdı,
-ağaçsız kedisizdi yani-
büyük,
tekdüze taş duvarlar vardı
harap evler,
kırık camlar vardı
üşüyordum baba,
yağmur üstüme-üstüme düşüyor
umut üstüme-üstüme

Bulanık ırmaklardan geçiyordum baba,
Bulanık ve durgun
Ölümle hayat gibi tezat
Sevdayla-nefret gibi,
Pulsuz ölü balıklar
Bir tane, yüz tane, milyon tane
Ölü balıklar,
Ağaç ölüsü gibi
Nehrin üstünde

Bulanık ırmaklardan geçiyordum baba...
Çamurdan ve kandan suları..
Balçıktan ve kandan
Balık ölüleri suyun üstünde
-insanoğlunun son ihaneti-
doğa ölüyor diyorum içimden
nehir küsmüş
güneş kızgın
ve ellerim
bir kilise ayinindeki gibi kenetli
nehir üstüme-üstüme düşüyor baba...
ölüm üstüme-üstüme

Umutsuz yaşamlardan geçiyordum baba...
Bir avuç sevda içimde
Horlanmış bakışları tanıdım
Horlanmış yalvarışları
Derdi ve tasayı
Hasreti ve gurbeti
Ve bütün çıplaklığıyla
Ölümü gördüm baba
Üstadın dediği gibi
-hakikat gibi çıplak-
ve kemikten elleriyle
sıtma gibi
Keban gölünden gelen ısıtma gibi
Maden ocağında gaz,
Hayata sunulan itiraz gibi
Çırılçıplak
Ölümü gördüm baba
Ölüm üstüme-üstüme düşüyor baba
Yıldız üstüme-üstüme

Umutsuz yaşamlardan geçiyordum baba
Bir tutam güneş ışığı
Avuçlarımda
Yorulan ve kırılan yüreklerin
Vurulan yüreklerin
Bakımsız ve çelimsiz çocukların
-elleri yüzleri kir-pas içinde-
aç ve kimsesiz çocukların
-kemikleri sayılır gündeliklerinden-
ve ucu ucuna yaşanan
sabahların içinden geçiyordum
havada ölü balıkların kokusu
havada kan
havada pelin
havada hasatlık buğday kokusu,
avuçlarım yetmiyor
gözyaşlarıma
bulanık ırmaklar akıyor gözyaşlarımdan
umutsuz yaşamlardan geçiyordum baba...
tebessümleri çirkin
gülüşleri korkunç
sevinçleri ölü balık mahiyetinde
kocaman elleri
ve kocaman korkuları olan
-kir-pas içinde yüzleri-
umutsuz insanların yaşamlarından,
aklım kesecek elbet,
insan işi diyorum bu kavga
bu kötü bu bet sıfatlar
hepsi insan işi
aynalara bakıyorum baba
kocaman gözlerim var
kocaman ışıklar tutuyorum yüzüme,
görünmüyor gözlerimin arkası,
beynim, yüreğim
şaşırıyorum,
ışık üstüme-üstüme düşüyor baba...
gece üstüme-üstüme
şafak üstüme-üstüme.

Turgay Yıldız


Misafir 24 Ağustos 2007 12:50

SEVMEK İÇİN GEÇ ÖLMEK İÇİN ERKEN
http://www.e-sehir.com/siirler/images/503bar.gif

akşamın acı su karanlığı içinden
soğuk kadife teması yalnızlığın
şuh bir kahkaha balkonun birinden
gizli işareti midir bir başlangıcın

sevmek için geç ölmek için erken

başbaşa çay elele yürümek derken
boğaz vapurları mı iskele sancak
telefonda kaybolmak sesini beklerken
insan insanı yeniler doğrudur ancak

sevmek için geç ölmek için erken

içimdeki gökkuşağı besbelli neden
bulutların içinden kuşlar yağıyor
bir şiire başlarsın birini bitirmeden
hiç kimse gözlerine inanamıyor

sevmek için geç ölmek için erken

sevmek sevildiğini bile farketmeden
yaklaştıkça ölüm soğuk bir yağmur gibi
sevmek zehir zemberek ve yürekten
gecikerek de olsa vuruşur gibi

sevmek için geç ölmek için erken


atilla ilhan


Misafir 24 Ağustos 2007 12:58

Ask Dediki;Ben SevGiyim...!!
Aşk Dedi Ki;
Ben Sevgiyim.
Hem Acıyım, Hem Kederim. http://www.ceceydeniz.biz/images/smilies/heart.gif
Hep Kalplerde Gezinirim,
Yerim Yurdum Yoktur Benim.

Sessizce Girerim Yüreklere.
Önce Coştururum Sevgiyle.
Bazen Mutluluk Olurum, Taşarım Gönüllerden.
Sonra Şüphe Olur,
Yavaş Yavaş Kırgınlığa Dönüşürüm.
Gözlerde Hüzün,
Gönüllerde Çaresizlik Diye Bilinirim.
En Yakın Dostum Ayrılıktır,
O Da Aşka Düşenlerden Gücünü Alır.
Yalnızlık Kardeşimdir,
Benden Sonra Söz Sahibidir.
Sevgiyi Boynumda, Kederi Sırtımda Taşırım.
Gezdiğim Yüreklerde Kederi Bırakır,
Sevgiyi Büyütür Yanıma Alırım.

Gözyaşında Saklıyım.
Yanaklardan Süzülür, Dudaklara Ulaşırım.
Yine Yolunu Bulur, Kalplere Taşınırım.
Davetsiz Misafirim,
Ne Buyur Gel Derler, Ne De Defol Git...
Hem Cesaretim, Hem De Korku.
Anlayacağınız,
Yüreklerin Dermansız Yarasıyım,
Durmadan Kanayan.


kambis 24 Ağustos 2007 12:58

Anlıyor musun sevgili
Aşk diyordum ya sevgili
Aşk hissettiğin kadarmış
Tabiatın kanunu iklimler gibi
İlkbaharı-Sonbaharıda varmış
Aşk diyordum ya sevgili
tavşan kanı çay kıvamında
son sıgara içimi tadında
Çiğerlerine kadarmış
Aşk diyordum ya sevgili
Yaşananın toplamı bir karede saklı
Gözünde hiç gitmeyen veda anı.
Hatıraların izleri seni bulduğunda
Duygularının yoğunluğu kadarmış
Aşk diyordum ya sevgili
Seni benim kadar kimse beklemedi
Ne saçlarının siyahı ne gözlerinin feri
.............
Rıza Baldede


Misafir 24 Ağustos 2007 13:07

Yağmurlar Ve Sen

Dün sabah yağmur vardı yürüdüğün yollarda
Her damlada da ben
bastığın her yer ben
ben yani yağmurları sevdiren
ağlamayı
gülmeyi
Bir çocuk edasında koşturduğun o yollarda
Peşinden sürüklenen bir toz gibi ben
Toz gibi yani..
Uçsuz bucaksız çöllerde,
suya hasret her bedenden
Bir parça alıp götüren
özlemleri
yüreğinde hissettiren
Hırçın bir dalga gibi
sonra alıp giden sen
Sen yani.
Soğuk bir kış sabahında
Meltem rüzgârı gibi yüreğime esen
Adı konmamış her bebek tazeliğinde
kokusu sinmiş her yerden
denizlerden
göklerden
Genzi yosun kokan nehirlerden
Daha derinlere akan sen
Ellerimden
gözlerimden
Her dem aldığım nefesten
Büyük bir parçasın sen.

Murat SAYDAM


the_pretty 24 Ağustos 2007 14:08

Bitti deyip gitmek kolaysa git
Gidemeyeceksin
Hayalim bir adım önünde olacak
Beni unutamayacaksın

Kalbinden aşkımı silemeyeceksin
İstesen de beni unutamayacaksın
Unuttum dese de,dilin
Sen beni Unutamayacaksın

Beni unutamayacaksın
Hatırlatacak beni şarkılar
Ağlayacak özleyeceksin
Dualar edeceksin unutmak için
Yaşadığımız günler gelecek aklına
Beni dualarda bile hatırlayacak
Asla Unutamayacaksın

Ben sana unutmayı değil unutulmamayı öğrettim
Gönlünün ilk dersinde ilk sözleri benim ismim
Hangi silgi silermiş kalbine yazılan bu yazıyı
Silmeye çalıştıkça,daha çok sevecek
Beni asla unutamayacaksın


Misafir 24 Ağustos 2007 14:15

ben aşkı sen sandım
gözyaşlarını izlesem
giderkena rdında unuttuğun
bulur muyum
yorulur muyum kalan tek kalple
oturup beklesem şu yolda
tozunda senin izin
ve üzerinde çaresizliğim

belki de hiç secmedin
her rüzgarı nefesin
gölzerime bakanın kalbin
olduğunu sandım
belki de
ben aşkı sen sandım

bırak sürsün hayatım böyle güzel
ya seninle
ya da bensiz

hasan gunaydın


the_pretty 24 Ağustos 2007 14:28









Gidişinle öldü bedenim,
sadece nefes alıyor bu can,
bir kurşunla bitirseydin olmaz mıydı,
bu kadar acıya dayanamıyorum

sen gittin mi şimdi
yok musun doğacak güneşin artında
bu eller bir daha tutmayacak mı? Ellerini,
özleyen gözler bir daha görmeyecek mi? seni
of ya
bir kurşunla bitirseydin olmaz mıydı,
bu kadar acıya dayanamıyorum

ağlamakla olmuyor,
gönül dağlarında volkanlar sönmüyor
gidenler neden geri dönmüyor,
of ya
bir kurşunla bitirseydin olmaz mıydı,
bu kadar acıya dayanamıyorum

giderken artından bakan bu sevdalı gözlerin,
acısını görmen için,bir kez olsun
geri dönüp,bakmalıydın.
titreyen bedenimin sessiz haykırışlarını duymalıydın.
acımadın ne sevdamıza ne de aşkımıza
sadece elveda dedin son kez
bu şehir şahittir yeminimize
bu sokaklar şahittir aşkımıza
of ya
bir kurşunla bitirseydin olmaz mıydı,
bu kadar acıya dayanamıyorum
bu acı ile yaşamak istemiyorum


Misafir 25 Ağustos 2007 01:34

Hatırlamıyorum
Hatırlamıyorum,
En son ne vâkit tutunmuştum
Baharın eteklerine...
Ansızın mı geçmiştim
İlkyazdan güze...
Yoksa usul usul muydu uyanışım
Ayaz bir kimsesizliğin gözlerinde...

Bilmiyorum,
Kim, hangi masalla inandırmıştı aşka
Çocuk yüreğimi
İzi silinmedi yıllardır içimde...
Ve
Arık bir umuda rağmen
Nasıl, neresinden sarılmıştım hayata
Ki, hâlâ elleri ellerimde...


hasan yıldız


Sedef 21 25 Ağustos 2007 03:14

Daha Yaşanacak Çok Güzellikler Var

Ölümden korkma
Ardında pişmanlıklar yoksa
Arkanda yarım kalan işler
Kırık kalpler bıraktıysan
Haklısın üzülmekte ölüme

Korktuğum ölüm değil asla
Kapının vakitsiz çalınması
Tanyeri ağaranda
Güneşin batması

Sevgili dost
Bilirim meşgulsün
Alacağın çok can var
Var sen biraz daha oyalan yine de

Gidecek değilim bir yerlere
Buradayım
Lakin
Daha yaşanacak çok güzellikler var.

Özcan Günergök


Misafir 25 Ağustos 2007 10:53

gel sarıl bana
Gel saril bana, gel tut ellerimi
Yasayalim seninle tum hayellerimizi
Bu firsat bir daha ele gecer mi
Biz boeyle seversek bu ask biter mi



Kasirgalar essin tenlerimizde
Ayrilik olmasin guenlerimizde
Bir vucut olursak her ikimizde
Bizim askimiza oemuer yeter mi
Biz boeyle seversek bu ask biter mi



Her gun asir olsa bize yeter mi
Kacar uykularim, solar duygularim
Sensiz ne yaparim
Duenya doener mi
Biz boyle seversek bu ask biter mi

mehmet aydın


Dark-Line 25 Ağustos 2007 11:09

Toprak

Beni bekliyor bu toprak
Seni de istiyordur mutlak
Üstünde ruhlar geziyor
Altında bedenler çürüyor
Var mı ölüm gibi saadet
Bekleme hayattan medet


Ömer Turkuaz


Misafir 25 Ağustos 2007 11:25

Deniz Gözlüm Benim
İlk değilsen bile
Son aşkım olup kal
Senden öncesini
Yaşamadım sayarım
Böyle bir aşka ömür vermeye değer
Dillenir de nazara gelir diye korkarım

Deniz gözlüm benim
Senin için hazırım
Eğer ölüm gerekse
Ölmeye giderim
Yemin olsun seninim çocuklar gibi şenim
Deniz gözlerinde hayat bulur gözlerim
Yüreğim acır inan senden uzak kalmasın
O deniz gözler benim başkası hiç bakmasın

Son arzum nedir diye
Gelip te bir sorsalar
Haykırış olur sesim
Sen yine sen der
Canım seni özler, seni diler, ister
Beni bırakma ele ateşlerim söner

ilkay akkaya


Misafir 25 Ağustos 2007 13:00

http://img212.imageshack.us/img212/6135/at1ga2.jpg


Misafir 25 Ağustos 2007 13:48

Sen Sorumlusun


gözlerimin yüzünü aramasından
beynimin hayallerle dolmasından
kalbimin hızla çarpmasından
sen sorumlusun

geceleri uyuyamamamdan
yazamamamdan , okuyamamamdan
her kadında seni aldatmamdan
sen sorumlusun


Dark-Line 25 Ağustos 2007 14:17

Yıkılsa da hayalleri bir mavzer sesin de

Uçar füzeler Filistin'li çocukların üstünde,
Yıkılsa da çocukca hayalleri, bir mavzer sesinde,
Patlar bombalar, kücük bedenlerinde,
Bir gece vakti, tank sesleriyle...

Doğmaz güneş karanlık gecelerine,
Düşesi uçaklar saldırır her gece,
Barut kokar minik bedenlerinde,
Yıkılsa da hayalleri bir mavzer sesinde.

Çocuklar ölüyor,barış bunun neresinde,
Elin de taşla karşı koyarlar bilmedikleri bir güce,
Hiç görmedikleri bir oyuncağı hayal etselerde,
Yıkılır hayalleri bir mavzer sesin de! ..

Haydar Turan


Misafir 25 Ağustos 2007 14:45

GözLerimin içine baktı ve dedi; "AsırLık senin yaLnızLıqın.."


Kalakaldım...
AsırLıkmış yaLnızLıqım!...

'AsırLarca sürecekmiş' öyle dedi..
'Ama ben bunu haketmedim' dedim..
Korktu, dinLemedi..
'HakLıLıqım qün yüzüne çıkarsa, yaLnızLıqa Leke sürüLürmüş'..
ÖyLe dedi, dinLemedi..

Oysa suçum yoktu benim..
Aşkı öLdürmedim, sevdayı kirLetmedim..
Terketmedim aşkı, o beni terkedene kadar...


ÖyLeyse suçum neydi benim?? Neden ezeLden beri boş koLLarım.. Ve bakışLarım, neden birine öLesiye bakamıyor.. Can neden kurban oLamıyor, yoLunda öLemiyor bir başkasının..



Suçum..
AsırLar öncesindeymiş.. Kimsenin hatta yaLnızLıqın biLe hatırLamadıqı kadar eskiLerde.. Ve cezam yaLınLıkmış..
YaLın bi sevda biLe yaşayamamakmış..
Kısacası "yaLnızLık.."



Suçumu bana hüküm verenLer biLe hatırLamıyor şimdi..
'Ne zaman bitecek bu yaLnızLık?' diyorum..
ALdıqım cevap "Ne zaman başLadıqını unuttuk.. HatırLayamıyoruz ki.." oLuyor...



BiLiyorLar hakLıLıqımı.. AsırLık yaLnızLıkLar haketmedim BEN biLiyorLar..
Ama dinLemiyorLar..
'HakLıLıqım qün yüzüne çıkarsa aşkın adaLetine Leke sürüLürmüş'.. ÖyLe
diyorLar..
DinLemiyorLar..



Ve dava açtım tüm hak ediLmeyen yaLnızLıkLara..!
Davacıyım aşkın bu kafasına qöre işLeyen adaLetinden..
Bu hiç hakkı oLmadan can yakan suretinden.. Kişiye qöre muameLe etmesinden ve daha nice beterLiqinden davacıyım..
Kazanacaqım bu davayı...
Atacaqım sırtımdan Leke sürüLecek yaLnızLıqı..


Dünyayı dize qetirecek kanıtım...


Kanıtım: "AsırLık yaLnızLıqım..!"


Sedef 21 25 Ağustos 2007 16:04

Umudun Menzili

Kül rengi geceler göz kapaklarında;
Zamansızlık ile yersizliğe yanar.
Sözler mahzundur titrek dudaklarında;
İfadeler hep manasızlığa yanar.
Yarım kalmış hayaller başaklarında
Beklersin; güneş doğmaz, yağmur geç yağar.

Kavuşmanın ninnisi kulaklarında
Umutsuzluk hırçın, ufukları sarar.
Derman var sanırsın da ayaklarında
Yollar uzun, çileli, menzile kadar...
Öfkem dinmez bu şehrin sokaklarında,
Gönül sessiz; yine de bir umut arar....

Hasan Gezer


Misafir 25 Ağustos 2007 16:40



Yaşayabilme İhtimali

Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan
Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam...
Ben seninle bir gün Veyselkarani'de haşlama yeme ihtimalini sevdim.
İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında
Ankara'da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman
özlemeye başladım herkesi...
Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra..
Bizim Kemalettin Tuğcu'larımız vardı...
Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı...
Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan kahverengi sıralarda,
solculuk oynamaya başladık..
Ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla...
Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu pütürlü duvarlara ve
Türk Dil Kurumu'na inat bir Türkçeyle...
Ağbilerimizden öğrendik, S harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi..
Ankara'ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu.
Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri.
Oysa Ankara'da hiç sevişmedim ben.
Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim..
Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak..
Ankara'ya usul usul kurşun yağıyordu..
Ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri.
Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim
Ve hiç bir mahkeme tutanağında geçmedi adım
Çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece
Sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde, ama sen yoktun
Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni teneffüs saatlerinde
Okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu
Ben, senin benimle Tunalı Hilmi Caddesi'ne gelebilme ihtimalini seviyordum.

Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum.

Yaz sıcağı toprağa çekiyor da tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini
Sonra otobüs oluyordum, kırık yarık yolların çare bilmez sürgünü
Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum
Muş ovasının yalancı maviliğini
Otobüs oluyordum bir süre
Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum, yanağım otobüs camının garantisinde
Otobüs oluyordum
Bir ülkeden bir iç ülkeye
Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum.
Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin
Korkuyordum
Sonra iniyordum otobüsten
Çarşıdan bizim eve giden, ömrümün en uzun,
ömrümün en kısa, ömrümün en çocuk,
ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum.
Çünkü sonunda annem oluyordum, babam kokuyordum sonunda..
Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan
Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam
Ben seninle bir gün Van'daki bir kahvaltı salonunda
Ben seninle sadece bilmek zorunda kalanların bildiği
bir yol üstü lokantasında
Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan
Doğubeyazıt'ın herhangi bir toprak damında
Ben seninle herhangi bir insan elinin
terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim

Ben senin, beni sevebilme ihtimalini sevdim!
Yılmaz Erdoğan


Misafir 25 Ağustos 2007 19:51

Aşkı Özlemek...


Bir insanı sevmek, ama sadece duygularla sevmek...


Öylesine seviyorsun ki, onu gördüğünde kalbin yerinden fırlıyor,
sesini duyduğunda vücudunun kimyası değişiyor adeta.

Öylesine hayran oluyorsun ki, bir sürü hatasını görmüyorsun,
artık tüm zaafların seni yönetmeye başlıyor.

Öylesine saygı duyuyorsun ki, kendini hiç düşünmüyorsun,
sadece onun seni düşündüğü kadarıyla yaşıyorsun kendi hayatını.

Öylesine verici oluyorsun ki, artık almayı bile unutuyorsun nerdeyse,
sanki sürekli sen vermek zorundasın.

Öylesine direnç kazanıyor ki vücudun, hastalanmıyorsun bile,
hastalıkların varlığından sadece onunkilerle haberdar oluyorsun.

Öylesine mutlu hissediyorsun ki kendini, hiçbir olumsuzluk
seni yıldıramıyor, sanki hep mutlu olmak zorundasın.

Öylesine benimsiyorsun ki onu, yanında değilken gözlerin hep onu arıyor,
işte belki de tatlı bir hüzün duyduğun anlar bunlar.

Öylesine bütünleşiyorsun ki onunla, her sevişme bir maraton gibi,
bitmese, bitmiyor, bitmeyecek...

Ancak bir gün geliyor ve sanki kendi varlığını hissediyorsun.

Çünkü yorgun olduğunun farkına varıyorsun.

Çünkü yapmış olduğun hatalar geri tepmeye başlıyor.

Çünkü onun seni sadece kendi ihtiyaç duyduğunda
düşündüğünü görüyorsun.

Çünkü aslında sen verdikçe bir şeyler alabilmiş olduğunu fark ediyorsun.

Çünkü hastalanmaya başlıyorsun, ama bunu bile yalnız yaşıyorsun.

Çünkü mutluluğun nasıl bir şey olduğunu düşünmek bile acı veriyor.

Çünkü artık birbirinize dokunmaktan kaçınarak oturuyorsunuz,
yürüyorsunuz, yatıyorsunuz.

Çünkü en son ne zaman seviştiğinizi bile hatırlayamıyorsun.
Ve anlıyorsun ki, doğru sandığın kişi aslında yanlışmış,
sen aşka aşık olduğun için kendini aldatmışsın!

Kahrediyorsun, kendini bu kadar aldatmaya ne hakkın vardı diye.
Yaşamakla yaşamamak arasında gidip geliyorsun bir süre...
Son çırpınmalar sürüyor karşılıklı, sen aşkı tükettin,
oysa asıl o senin güvenini!

Ve ayrılık zamanı, her şey mekanik; kutular taşınıyor, camlar çıplak;
el sıkışarak vedalaşıyorsun...

Kendi yalnızlığının tadını çıkarmaya çalışıyorsun,
kendin için yaşamayı öğreniyorsun.
Bütün kötü anıları gömmeye başlıyorsun,
hatta nefret etmeyi bile beceremiyorsun.
Ama bir gün bakıyorsun, içinde büyük bir boşluk var.
Rahatlamışsın, mutlu olabileceğini fark ediyorsun yine


ibrahım kara


Samenta 26 Ağustos 2007 13:30

ömrüm oy


Kalabalık kentler ürkütür yüreğimi

uğultular doldurur beynimi yürüdükçe

tüm gözlerden incinmiş bir bakış sızar istasyonlara

kirli vagonlarda taşınan ince bir hüzün gibi ki,

hep aynı yerimi burkan



bu yüzü kirli şehirde

kimse kimseyi sevmiyor

bilmiyor avuçları kar çiçeği kokan

bir çocuğun saçlarına dokunmayı

şiirler okumayı bir alacaşafağa



kaç kez uçuruma ittiysem yüreğimi

bir çift göz gördüm deltalarda

yalvaran bir ses

kırıldı içimde yıllarca gizlediğim ayna

kalbime batıyor şimdi kırıkları

nehirler boyu kanıyorum

ateşler boyu yanıyorum

alın götürün beni buralardan allah aşkına

dayanamıyorum



nereye baksam denizi duman

neye dokunsam ah

hüznün acıyla öpüştüğü bir kıyıda kaldım

yok gidemem başka bir liman

anla

al bu acıları koy bir yana



kör bir sevdanın imgeminde

bir yanı Mecnun’dur çöllerimin bir yanı Leyla

bir yanı Yusuf’tur zindanımın bir yanı Züleyha

şimdi yorgunum her akşam yollara bakıp ah çekmekten



nereye baksam güz bahçeleri

nereye gitsem üstüme devrilir gök

kime nasıl anlatırım sancılarımı, kim anlar beni

hasretin bin çeşidiyle delik deşik yüreğim

kimsem de kalmadı artık halime ağlayacak

böyle boynu bükük duruşum ondan

ondan bir yanım hep vurgun, hep yetim, hep kırgın

ömrüm vay





şiir cıvıltıları oysa gönül ormanımda

yıldız ışıltıları

uzanıpda tutamıyorum

hüznün en karanlık sularında boğuldu sevinçlerim



unutulmuş bir sokak ortasında

düş denizlerine bırakıyorum soluğumu

ellerim üşüyor, yüreğim, gözlerim üşüyor

kimseler bölüşmüyor sevinçlerini

uzak bir kıyıda kalıyor hayallerim

bütün iskeleler yıkılıyor

bütün iskeleler yıkılıyor

hiç bir gemi almıyor beni

bir damla gözyaşı olup akıyor yüreğim avuçlarıma

yüreğim deliboran, yüreğim delipoyraz, yüreğim kan



hasret ki, kızıl alev bir güldür

koparıp göğsümden ateşlere atıyorum

hiç kimse çekip almıyor

hiç kimse çekip almıyor kalbimi ateşler içinde

kanıyor en katı yerinde gece, yanıyor yüreğim

yüreğim alev topu

yüreğim kanrevan

yüreğim nar

yüreğim vayyy



tutunduğum dal kırık

sokulduğum kucak çiçek açmıyor

aldırmıyor çığlıklarıma sevdasına yandığım hayat

acının ve ateşin burgacında

ince bir sızı gibi geçip gidiyor ömrüm



nasıl katlanacaksa kalbim bunca ağrıya

ömrüm oy

ömrüm oy

ömrüm oy

Nuri Can


*TeoDora* 26 Ağustos 2007 13:51

ÖLÜME EĞİLMEK

Uyumaya degil
Rüyalarıma gidiyorum
Orada yasayacagım istegimce
Uyanıkken hic yasayamadigim

Hepsi de gencti güzeldi
Sevdim sevildim diye aldanarak
Son gordugum onlar olacak
Bunca yildir sevgiye dayanamadıgım

Olume degil
Sonsuzluga gidiyorum
Orda dinlenecegim gonlumce
Yasarken hic mi hic dinlenemedigim

Kalemim yine elimde
Kagıtlarım da onumde
Son uykusunda dusecek basım
Sagligimda hic egmedigim


Misafir 26 Ağustos 2007 14:57

Bir gül soldu
Yıllar önce
Yüreğimde
Taa derinde
Bir gün oldu
Bir ay oldu
Bir yıl oldu
Hasretine

Haykırdım alem duydu
Ağladım eller sordu
Bir tek sen, bir tek sen duymadın
Bir tek sen, bir tek sen sormadın

Lanet olsun
Yeminim olsun
Ben yalan aşkını unuttum
Seni sevdim ya
Değer verdim ya
Sana akan her damla gözyaşıma
Lanet olsun
Yeminim olsun
Ben yalan aşkları hep unuttum
Benden kalan bütün bu ahlar
Birgün gelir seni de yakalar


the_pretty 26 Ağustos 2007 16:01

Seni Seviyorum

Hani seversin de,
Sevdiğini söyleyemezsin.
Hani seversin de,
Acı çekersin.
Hani seversin de,
Onu görmek bile yeter dersin.
Hani seversin de,
Sesini duymak istersin.
Hani seversin de,
Daima onu düşlersin.
Hani seversin de,
Sevdiğini söyleyemezsin.

Yine de seversin,
Beklersin, Beklersin, Beklersin...


Samenta 26 Ağustos 2007 16:23

Oy maral maral
Gözlerin gözlerimde hangi denizler mavisi

hangi ayın vurgunuydu mavi gecelerde ah nazlı maral

umudun adresi var mı?

sevgiye nereden gidilir

yitirdim adresini dostluğun, vefanın, aşkın

bul beni

her adımda ateşlere basıyorum

körler ülkesinde körüm

ben yaşamın adını sen koydum

senin adını sevda

şşüm

tut elimden kaldır beni

alıp sevdalara götür



sesin

çağlayan bir ırmağın türküsüydü

karlı dağlarda oy maral maral

gülün boyun büküşüydü hasret bahçelerinde

ben gönlümü yalnızca sana sakladım yıllar boyu

sev beni

sev beni ateşler içinde de olsam

şşüm kaldır beni

yüreğine yaslanayım

üçler, yediler, kırklar aşkına



ah nazlı maral

canevimde büyüyen hasretimi yasladımda yıllara

uzak, çok uzak bir yıldızda kaldı düşlediğim dünya

sonra

uzun bir kar yağdı yollara üşüdüm

duman oldu

tufan oldu ömrüm



içimde dinmeyen fırtınalar

gece karası öfkeler kaldı yüreğimde

ve ihanetlerin açtığı çukurlar

hesabını kimselere soramadığım



üstümde kar yangını

başımda gam

gönlüm rüzgarlara vurgun

yollar duman

ateşler içinde dolanır kanım, yüreğim

sarıl bana üşüyorum

sarıl bana düşüyorum

soru sorma ne olur



Zaman

kör karanlık ve acımasız

yıldızlara dönder yüzümü oy maral

lekesiz sabahlara

güneşe dönder yüzümü

şimdi soğuk bir kutup dünya

iliklerime dek üşüyorum

kar altında kalbim

şimdi dağların doruklarında gözlerim üşüyor

gözlerimin anadolusunda kirpiklerim

mühür vuruldu yaralarıma oy maral maral



sarıl boynuma

sıcak dostluğun ısıtır beni ancak

hilesiz sevgin

bunca yıldır gönlümü yalnızca sana sakladım

sev beni

üçler beşler aşkına



öyle uzak durma

gel

acılar uçurum

acılar uçurum

tut beni

şüyorum

şüyorum

ısıt beni

üşüyorum

gel

yürek çatlağı bir ezgiye sar beni

gül yaprağı bir sevgiye

sar ki, ölem



ey yarasında nehirler fışkıran kalbim

ey saksısında sevgiler büyüttüğüm kalbim

bak akşam

kararıp kaldı düşlerim

ah ben bu acıların hesabını kime soracağım

kendimi anlatacak kadar vaktimde yok



aşka ve toprağa ahtımız var oy maral maral

şiir serpin üstüme su yerine

sevgi serpin

üşüyorum

gel

yürek çatlağı bir ezgiye sar beni

gül yaprağı bir sevgiye

sar ki, ölem

gümbür gümbür bir yürek

nasıl düşermiş görsün dünya alem



elveda nazlı çiçek, elveda *zeyran

sana su veremem, koklayamam bir daha

okşayamam yapraklarını

bağışla



derin bir ah gibi

sevdalar içinde tutuşan

upuzun nehirler alsın beni ah maral

tutmaya gücüm yetmiyor artık

kalbimdeki soluğu



turnamın göğsü yaralı

turnamın kanadı kırık

taşıyamaz gurbeti kanatlarında



bitmeyen bir hüznün kıskacında

yaralı ezgilere tutsak kaldım

paramparça kaldım ortasında karanlığın

geçen trenler de almıyor beni



içimde tarifsiz kederler büyüyor

toz toz oldum buralarda duman duman

gel görki, kan çanağı gözlerim


sesim gelmiyor ah maral maral
Nuri Can


Mikropçuk_11 26 Ağustos 2007 16:26

Seni Görünce Ürperdim

Görünce seni titredi vücudum kızardı yüzüm
Kalbim parçalanarak ikiye ayrıldı sandım
Bir anda bir ömür geçti bakarken sana gözüm
Kalbim alevlenip kor olarak yandı sandım

Hayal misin gözümde neden böyle bağladın beni
Sanki senden başkası değildi verecek sevgimi
Otursan yanı başımda sorsan halimi derdimi
Sana söylenecek birçok sözlerim var sandım

Seni görenler acaba hep böyle mi oluyor
Çaresiz insan kendine bu soruyu soruyor
İster istemez bu duruma içten kıskanıyor
Bir anda seni bana gönül vermiş sandım

Seviyorum seni çoktan karar verdim buna
Ne olursun sev beni aşık oldum içten sana
Sensiz yaşamak çok zor inanmalısın bana
Senin de beni görünce seveceğini sandım


Mystic@L 26 Ağustos 2007 16:37

Kirpikler ve Kadın Rüzgar bir gece takıldı
Gözbebeklerinin derinliklerine
Ve derin uykuya dalan kirpiklerine
Gece eğlence düşkününe benziyor
Dışarda delicesine yağmur
Sana sarılan beden
Titriyor soğuktan
Belli belirsiz sınırları aşarak
Denize ulaşıyor yaz sürgünleri
Titrek ve tutsak
Tüm duyguların evreninde
Sarhoşu seninle olmanın
Gecenin bir saatinde
Rüzgarlı bozkırlarda
Yasak karanlıklardasın
İçeri dışarı gibi
Kapkara ve ürpertici
Yağmur sonrası
Renksiz bulutları kovalarken
Değdi değecek yeryüzüne
Buğday saçakları gibi
Doplolu gözbebekleri
Gecenin...
Arslan Bayır


Sedef 21 26 Ağustos 2007 16:46

Şair Olmak Zarar Ömüre

Şiirler yazdım, türküler söyledim
En çok birilerini sevdim, en çok
Aynalara sürdüm yüzümü olur olmaz yerde
Dişimi çiçeklerle biledim

Yorgunum diyorsam da inanma, değilim
Yaşarım daha yıllar yıllar
Ellerim hep böyle yaramın üstünde
Acının tarihini düşerim

Işık karanlıktır nice
Ayırabilirsen ayır elin erdiğince
Ben bildiğimi söylerim
Şair olmak zarar ömüre...

Ahmet Erhan


Misafir 26 Ağustos 2007 18:23


bir ufukta bitiyor yüzün
ve başka bir gökyüzü başlıyor
komşu ellerle sarmalanıyorsun
yanıyorsun...

ne kadar övülsen az
avazım çıktığı kadar susuyorum
ismindeki sesli harfleri

mayınlı bir gülümsemeyle
senin karasularında olmak
üstünde ilkbahar bir entari;
sanki
yeniden
eski bir öyküye başlamak...

yüzündeki o billur akşam kahvaltısı
sürgülerken özümü,
ne kadarını sustuk konuştuklarımızın?...
yılmaz erdoğan


the_pretty 26 Ağustos 2007 18:59

http://img389.imageshack.us/img389/381/adsz18kj.jpg s
...nefret ediyorum-deli gibi seviyorum ...


senin gidişlerin benim susuşlarım olacak artık ve ağlamayacağım gözümden akan her damla yaş senin içinse eğer...

unutmayacağım..ama konuşmayacağım suskunluğum anlatacak bundan sonra sana olan nefretimi de...unutmak istediğim sadece senden nefret etmemi gerektiren hususlar o kadar...
ben seni artık sevmeyeceğim-ki sevmemeliyim..sen bende ki bu sevgiyi hakedemeyecek kadar bitirdin kendini...anlayabiliyor musun???
desem de farketmez sen nasıl olsa anlamak istediğin gibi anlıyorsun herşeyi...
sana şuan içimden dökmek istediğim o kadar çok yürek var ki,senden nefret ederken bile seni çok büyük sevebiliyorum...ben bu kadar büyüğüm...

ne kadar ikilemdeyim görüyor musun?..aşkımı da nefretimide karıştırdım birbirine..ve seni kattım tüm bunların içine..kendim yokum ama ..ben yokum artık..olmamam gerekli artık..anlayabiliyorum..sana olan nefretimle sevgimi ancak bu kadar anlatabiliyorum..

senden nefret ediyorum...
deli gibi seviyorum...

bu yüzden biraz garip bakıyorum bu aralar,ağlasam mı bana yaptıklarına,yoksa gülsem mi içimde büyük bir aşkı yaşatabildiğime???

bişeyler söyle,söz veriyorum bir daha bakmayacağım gözlerine..
ah affet bana ait değiller artık o gözler..bir başka bakış var gözlerinde anlayabiliyorum ama affet sevgilim senin gözlerinde başka birini görmeye alışamıyorum...


the_pretty 26 Ağustos 2007 19:21

http://img171.imageshack.us/img171/594/29fb235916bd8.gif


Bir bilseydin sana ola sevgimi,
Ölüm gelse bırakmazdın elimi,
Şimdi bir başkası alacak yerimi,
Sakın geri dönme affetmem seni.

Ne kadar masumdun önceden,
Kalbimde bir sızıydın incenden,
Hayat artık farksız bir işkenceden,
Oynadın benimle affetmem seni.

Nasıl da acımadın gençliğime,
Değmedin urunda acı çektiğime,
Böyle mi yapar insan sevdiğine?
Yıktın dünyamı affetmem seni.

Hani beni kendinden çok severdin,
Hani ben dünyalara değerdim,
İstesen sana canımı verirdim,
Kırdın gururumu affetmem seni.

Gidişine sustum mutlu ol diye,
İnanmıştım sendeki aşka sevgiye,
Şimdi böyle ansızın ayrılmak niye,
Bağrımı yaktın affetmem seni,

Bir insana bu kadar zulüm yapılmaz,
Kulluk isteme benden kula tapılmaz,
Benim sevgim mal değil satılmaz,
Allah affetse de ben affetmem seni


Misafir 27 Ağustos 2007 01:14

Sevdamıza türküler söylenir bu şehirde..
Gün gelir devran döner
Sevdamıza türküler söylenir bu şehirde..
Gün gelir ağlayan güler
Sevdamıza şiirler yazılır bu şehirde..

Gün gelir bülbüller öter be yaman öter
Sevdamıza nağmeler dökülür bu şehirde..
Gün gelir güller açar kokusu yayılır kente
Sevdamıza güller derilir bu şehirde..

Gün gelir SEVDA KENT olur gider bu şehirde
Sevdamıza ortak olurlar bu şehirde...


Sözler :PARKERLİFE



Saat: 10:36

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık