![]() |
Ayrılık da Bitmeli Sevgilim, Sana sevgilim diyorum. Ayrılık da sevdaya dahil Ayrılanlar hala sevgili Dediği gibi İlhan'ın. Sevgilim, sana sevgilim diyorum, bir daha hiç demeyeceğim içindir belki. Ayrılmamız neyi değiştirecek, ayrılık yüreğimden silip atabilir mi seni derdin. Kimbilir.. Bu sana son yazışım. Sözcüklere yüklemeye çalıştığım duygularım, beyaz kağıtların keskin kenarlarıyla nasıl da parçalanıyor böyle. İlk kez yazmak böyle zor, anlatmak bu kadar olanaksız. İçimde çağıldayan herşeyin, sana doğru aktığını duyupta bunu anlatamamak.. Ne acı. Oysa, seni her düşündüğümde, sesim, zamanın ve mekanın olmadığı görünmeyen ince ipeksi bir yolda ilerleyip kulaklarına akmadı mı. Her düşündüğümde seni, yapmam gereken sadece izlemekti. Ruhumun sana akışı, o hızlı ama bir o kadar yavaş, delice ama bir o kadar sakin, coşkuyla ama nasıl huzurlu bir çağlamaydı onların hepsi. Hemen duyardın, büyük kalabalıklarda, iki kişilik yalnızlıklarda, yada gözlerin maviliklere kilitlenmiş.. Duyardın. Hala duyuyorsun. Şimdi, şuan, seninle konuşurken, ruhunda geziniyorum yine. Baktığın yerden uzaklaşan bakışlarını, o kimselere hissettirmediğin bir anlık dalgınlığı, sadece anın yakaladığı o ince sızıyı.. Kapa gözlerini.. Sen hep duyacak mısın beni, ben hep anlatacak mıyım. Bilmiyorum. Ama, madem ayrılanlar hala sevgili, ayrılanlar hala sevdalı, bu ayrılıkta bitmeli.. Ayrılık.. Ne çok korkardık bu sözcüğe yüklenen anlamdan. Oysa şimdi anlıyorum ki, ayrılığın kendisi değil, ayrılmakmış asıl zor olan. Ayrılmayı başarana kadar yaşanılanlar, o kanatan acıtan korkulu bekleyişler.. O kopuşu yaşamak, artık başka biri değil, sen olan o varlığı olduğu yerden çıkarmaya çalışmak, ağlayarak git artık içimden diyebilmek, ama daha derken pişman olup hayır kal ne olur diye yalvarmak.. Ne kadar zordu mabel.. Öyle içimdeydin ki, seni ordan çıkarmak kendimi paramparça etmek demekti. Ayrılık.. O kanlı zafer.. Şimdi paylaştığımız işte bu. İçimizde o boşluğun büyük acısı yüzümüzde birbirimizin kanı var hala.. Sevgilim, Sevgilim diyorum son kez sana. Bir daha demiyeceğimdendir bu, ve bir daha yazmayacağımdan. Ayrılık da bitmeli.. Aylin Cansu |
Keşke Keşke gitmeseydim senin olduğun yere, Keşke görmeseydim seni, Keşke sevmeseydim delicesine, Yoksa bu kadar üzülmez acı çekmezdi kalbim, Gözlerim her zaman seni aramaz, Adını sayıklamazdım saatlerce, Ama seni delicesine seviyor, Seni sevdiğimi dünyaya haykırmak, O ışıl ışıl gözlerine bakmak, Her zaman yanında olmak, Zamanı durdurmak istiyorum, Seni çok seviyorum. isimsiz kral </B> |
Mavi Sızı bir mavi sızı kaplar benliğimi vururum ayaklarımı kaldırımlara dökülür ellerim cigaraya ve gözbebeğimde bir umut inatla bastırır mavi sızımı ama ne cigara biter ne de kaldırımlar. Hakan Önal |
Söyleyemedim.. Düşlerde sevdim seni söyleyemedim Sessiz öptüm nefesini söyleyemedim İnsanın içini en çok yakan şey söylenemeyen sözlermiş meğer. Sana söyleyemediğim her söz acı bir yumruk gibi boğazımda. Sana her baktığımda kalbimi avucuna alıyorsun, sesini her duyduğumda biraz daha sıkıyorsun avucunu, yüreğim sıkışıyor sesini duyduğumda. Kaçmak istiyorum senden, senin sesinden, senin gözlerinden kaçmak istiyorum, bırakmıyorsun. Bilmeden tutuyorsun beni. Bilmeden sevdiriyorsun. Bilmeden acılar veriyorsun yüreğime. Bilmeden… öldürüyorsun. Sana ben şiirler sözler büyüttüm Sana ben baharlar yazlar büyüttüm Sana ben hummalı gizler büyüttüm Söyleyemedim Yanı başında olabilmek isterken delice, sana bakmak isterken, seninle konuşmak isterken, sana dokunmak isterken, sana yakarken yüreğimi, sana baktıkça acı çekiyorum. Gözlerin ölümüm oluyor. Sana baktıkça yıkıla yıkıla ölüyorum. Sen bilmesen de, ben biliyorum. Şarkılar yazdım sana okuyamadım Hep yanımdaydın oysa dokunamadım Bir gün sen de bileceksin, biliyorum. Bir gün söyleyemediğim bütün sözler yol bulacak yüreğimden gözlerine. Yüreğim yol bulacak yüreğine. Biliyorum, bir gün uzattığım ellerim buluşacak ellerinle. Bilmekle yetiniyorum. Sensizlikte seni sevmek yüreğime yetmese de, gözlerinde yabancı olmak gözlerime yetmese de, uzandığım boşlukta seni hissetmek ellerime yetmese de yetiriyorum. Seni sevmekten vazgeçmemek için kendimi bitiriyorum. Yokluğunda seni var etmeye çalışırken, varlığımda yok oluyorum. Bitiriyorum kendimi bizi başlatmak için. Seni çok seversem duyarsın sanıyorum. Yüreğimin çığlıklarından kendimi duyamıyorum. Sana yüreğimi duyuramıyorum. Sen bilmesen de ben biliyorum. Sana ben hayaller düşler büyüttüm Sana ben gözümde yaşlar büyüttüm Sana ben hummalı aşklar büyüttüm Söyleyemedim Gözlerimden gitmiyor bakışın. Gülüşüne bakarken gülüşünü özlüyorum. Bana gülmeni istiyorum sadece. Benim için gülmeni. Gülümserken küçülen gözlerine aşık oluyorum durup durup. Durup durup seni seviyorum. Sen bilmesen de ben biliyorum. Sen sevmeden de ben seviyorum ahmet akkaya |
http://fc02.deviantart.com/fs12/f/2006/321/8/f/_don__t_let_go_by_chell_o.jpg Erkek kadına dedi ki: - Seni seviyorum Ama nasıl? Avuçlarımda camdan bir parça gibi kalbimi sıkıp Parmaklarımı kanatarak; Kırasıya, çıldırasıya... Erkek kadına dedi ki: - Seni seviyorum Ama nasıl? Kilometrelerce derin, kilometrelerce dümdüz, Yüzde yüz, yüzde bin beşyüz, Yüzde hudutsuz kere yüz... Kadın erkeğe dedi ki: - Baktım Dudağımla, yüreğimle, kafamla; Severek, korkarak, eğilerek, Dudağına, yüreğine, kafana... Şimdi ne söylüyorsam, Karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana... Ve artık biliyorum: Toprağın Yüzü güneşli bir ana gibi En son, en güzel çocuğunu emzirdiğini... Fakat neyleyim? Saçlarım dolanmış, ölmekte olanın parmaklarına. Başımı kurtarmam kâbil değil! Sen, Yürümelisin Yeni doğan çocuğun gözlerine bakarak... Sen, Yürümelisin Beni bırakarak... Kadın sustu. Sarıldılar... Bir kitap düştü yere, Kapandı bir pencere. Ayrıldılar... Nazım Hikmet Ran_Bir Ayrılış Hik |
Seni Elinden Tutmuşum Seni elinden tutmuştum...yaz geçiyordu Yaz geçiyordu, biz geçiyorduk Yazı elinden tutmuştuk Birazdan geleceksin, bakışacağız Bakışacağız, hem var hem yok gibi Hem var hem yok gibi öpüşeceğiz Aramızda söylenmemiş sözlerin uzaklığı Aramızda yaşanmamış şeylerin uzaklığı Yakın ayrılıkların sezgisi tenimizde Hayat geçiyor biz geçiyorduk Bir denizin üzgün kıyısında Güz bir hastalık gibi ilerliyordu Olgun ışığıyla güz Ve biz yaklaşan ayrılıkların önünde Kış duygularına bürünmüşüz Dışardan ağlayışı geliyor çocuğumuzun ATAOL BEHRAMOĞLU |
yazılırken ayrılık kederlerin pasına yapayalnız yasına ölü dağlar rüyalarla sevişir sökülmüş düşlerin de çadırları neye yarar mezarlıklarda çigan? sussam artık yıllarca, bin yıllarca boğup ağrımın köhnemiş çağrısını konuşturmasam ben artık bu aşka koşturmasam! mezarlıklarda çigan... mezarlıklarda çigan... Yılmaz Odabaşı |
Senin iklimindeyim senin mevsiminde. Sana uyumadığım gece yok düşlerden daha çok sarmal kedi patilerinde. En çok maviyi seviyorum en çok denizi en çok gökyüzünü yıldızlarla dolu… Senin iklimindeyim senin mevsiminde. Buz sıcaklığından kor mavi gözlerinden Işık düşüyor tenime. süleyman güney |
sensizliğimi alıp gidicem buralardan anılarımı alıp gidicem buralardan iki damla göz yaşı bile dökmedin biten sewgimize sen üzülmeyi hak ediyorsun bendeğil ama kader işte ben kendimi buldum biten sewgimizde nefret war artık aşk dolu gözlerimde sen gitmeyi seçdim ben kalmayı seçdim |
Elâ Gözlüm Ben Bu İlden Gideyim Elâ gözlüm ben bu ilden gideyim Zülfü perişanım kal melil melil Kerem et aklından çıkarma beni Ağla göz yaşını sil melil melil Yekin ey sevdiğim sen seni düzelt Karayı bağla da beyazı çöz at Doldur ver bâdeyi bir dahi uzat Ayrılık şerbetin ver melil melil Elvan çiçeklerden sokma başına Kudret kalemini çekme kaşına Beni unutursan doyma yaşına Gez benim aşkımla yâr melil melil Karac'oğlan der ki ölüp ölünce Ben de güzel sevdim kendi halimce Varıp gurbet ile vâsıl olunca Dostlardan haberim al melil melil Karacaoğlan |
Sevdadandır -Her sevgili bir Leyla'dır- Rol yapma bana Sen sensin Ben de benim Kendini güzel sanıyorsun Gerçekten de güzelsin Ama! Ne Leyla kadar Leylasın Ne Arzu kadar Arzu Ne de Şirin kadar Şirin Biliyorum Ben de Mecnun değilim Ne Ferhat olabilirim Ne de dağları delerim Lakin! Sabırla beklerim Nazına bile katlanırım Bana rol yapma Leyla olmaya çalışma Leyla olamazsın Leyla olmanı istemiyorum Zaten ben Leyla'yı değil Seni seviyorum... 1996 Abdulkadir Kahraman |
Ayrılar Gemisi Bunlar en mutlu günleri ayrılığımızın Yanaşmadan özleminin limanlarına Bir uzun hava içinde kendimiz kendimizin Uzasın dönmenin saçları, çagırma uzasın 1982 Kaynak: Kestim Kara Saçlarımı, 1982 Gülten Akın |
Ölsün Aşk Sessizliğe bir ses ver endamınla Dile gelsin gecenin ürkek karanlığı Bir damla yağmur ol toprağa Canlansın yeşillerin aşk kokan fidanlığı Bir kanat çırp korkmadan Barış’ a Dinlensin yüreğinin yorgun firtınaları Ömrümü teklif ederken sana hiç düşünmeden Sevmelisin demiştim son kez en derininden Bu hoyratlığı kalbin nasıl kaldırıyorsa Vurdumduymaz olmaya nasıl cesaret ediyorsa Bir adım atmaya bu kadar korkuyorsa Varsın ölsün aşk ölsün senden sonra. isimsiz kral |
Çocukluğun Aşkıydı Camdan cama göz göze bakıştık yıllar yılı Ayrı kaldığımız günler parmakla sayılı Çocukluğun aşkıydı belki de bizimkisi Öyle güzeldi öyle haz doluydu sevgisi Şu koskoca alem bizlere cennetti sanki Üstümüze dünyalar yıkılsa duymazsınki Ne elem ne gam ne buhran kimin umurunda Aşk için zorluğa boyun eğilmek zorunda Tılsımlı yaşama adapte olunur iken İnsanı bambaşka yapan ne gülmüş ne diken Sevgiler duyguları yayardı dalga dalga Aşkla yola gelirdi ihtiras kin ve kavga Mutlak mutluluğa ulaşmaktı bir tek sebep Hakk'ça yaşantıyı arzuladık yıllarca hep Neyseki güzel yolculuk mutlu sonla bitti Kalpler aşk kervanıyla en son vuslata gitti |
Bir Şarkının Ardından Damla damla aktın gözlerimden Yürek boşaldı yanaklarıma Nicedir saklıydı hallerimden Cefa savruldu kuytularıma. Gittin boğdu beni girdaplarım Gücüm dayandı sancılarıma Umutsuz haklıydı korkularım Hüzün bulundu şarkılarıma. Kokun artık özgür ellerimde Aşkım darıldı yalanlarıma Sevdanın adıydı dillerimde Öfke tutuldu kalanlarıma. Şimdi deniz gibi hırçınlığım Geçti sanıldı kahırlarıma Şükürsüz duaydı kızgınlığım Hançer vuruldu sabırlarıma. isimsiz kral |
KİM OLDUĞUNU BİLMEDİĞİM BİRİNE http://www.e-sehir.com/siirler/images/503bar.gif Karşılıksız aşkının zehrini taşıyordu bana Kokusu sinmişti inatçı ruhuma, kitalarıma, ellerime... Öyle çok öpüşürdük ki, Ağzının tadıyla yerdim yemeklerimi... Öylesine inanıyordu ki dünyadaki son aşkla beni sevdiğine, Bir gün ansızın korkunç bir özlem duymaya başlamıştım Kim olduğunu bilmediğim birine... Şimdi ağzımda karşılıksız aşkın o aç tadı... Karşımda o... Yine hüzünlü, yine yenik... Ama eşitiz artık, Damarlarımızda karşılıkız aşkın o zehirli kanı... cezmi ersöz |
Acemi Unutulurmuş dediler ya!.. O zamanlar çocukluk işte, Platonik sipariş bayramlar Tescillenmemiş kaygılı umutlar vardı Ve karanlıkla uzayan rüyalar adama bakardı… Sonra kalakalmışlık yalnız başına bu şehirde İncitilmiş arzuların viraneliği hatıralarda Ismarlama hesaplar, Tek kişilik sahne oyunları! Şimdi her şey bir yürek ağrısı!!! Sürgülenmiş ve mıhlanmış kapı! Çaylaklık ve çömezlik; bir ilk işte, İşte fersiz geleceğin akıbeti; Kalemiz düştü ilkin Sonra atların nalları düşünce bir gül fırtınasında Ve vezir de esir edilince peşinen bir file Şahı devirmek bize kaldı! Acemilik işte, Gençliğimiz; pusatsız hovardalığın hazin nihayeti.. Şimdi her şey bir baş belası!!! Kendim gibiyim her daim Şiiri eskiden de severdim, Ben inşa ettim tüm çıkmaz sokakları Hep vuslat türkülerini damıttın aynalardan Çareler aradım aylarca bu diyarda Sonunda bir mim koyabildim hatıralara Mezara gömdüm eski- Ve siyah-beyaz fotoğrafları.. Acemilik kazası işte, Şimdi her şey nisan ayı Ve geriye dönüp baktığımda Tüm olup bitenler yapma kartpostal gibi buralarda, Senin çocuğundum ve ağırdım o zamanlar Şimdi bir şey o kadar uzak ki.. isimsiz kral |
BENİ HEP BİR BAŞKASI SAVUNUYOR http://www.e-sehir.com/siirler/images/503bar.gif Onca atılıştan sonra balkonuma döndüm Onca bilgi utandığım çocukluğum içindi Çünkü beni hep bir başkası savunuyor Sesimden, ellerimden, gülüşümden biliyorum Hep sakladığım yara izini balkonumdan odama götürüyorum işte... odamdan bir kez olsun çıkartmadığım sesimden, ellerimden, gülüşümden biliyorum... cezmi ersöz |
Hayat yağıyordu gözyaşlarıma Yıldızlar üstüme-üstüme düşüyor Güneş üstüme-üstüme Karanlık sokaklardan geçiyordum baba, -içimde ürperen yalnızlığım- bir tutam unutulmuşluk bir tutam unutamadığım eski hikayelerden kalma dostluk, ve bir tutam ihanet, çığlık çığlığa gece çığlık çığlığa kimsesiz bomboş sokaklar, sessizliğin sesi kulaklarımda damarlarımda, tarlalardan sökün gelen atlılar gibi hızlanıyor nabız vuruşlarım, gece üstüme-üstüme düşüyor baba... korku üstüme-üstüme... Karanlık sokaklardan geçiyordum baba Teneffüs edilen havanın Damardan akan kanın Korkunun ve kavganın ardındaydım, Umudun ve sevdanın ardında, Sağanak ve sessiz -gök gürültüsüz falan yani- bir hayat yağıyordu gözyaşlarıma ağlıyordum, karanlıktı sokaklar baba cansızdı, -ağaçsız kedisizdi yani- büyük, tekdüze taş duvarlar vardı harap evler, kırık camlar vardı üşüyordum baba, yağmur üstüme-üstüme düşüyor umut üstüme-üstüme Bulanık ırmaklardan geçiyordum baba, Bulanık ve durgun Ölümle hayat gibi tezat Sevdayla-nefret gibi, Pulsuz ölü balıklar Bir tane, yüz tane, milyon tane Ölü balıklar, Ağaç ölüsü gibi Nehrin üstünde Bulanık ırmaklardan geçiyordum baba... Çamurdan ve kandan suları.. Balçıktan ve kandan Balık ölüleri suyun üstünde -insanoğlunun son ihaneti- doğa ölüyor diyorum içimden nehir küsmüş güneş kızgın ve ellerim bir kilise ayinindeki gibi kenetli nehir üstüme-üstüme düşüyor baba... ölüm üstüme-üstüme Umutsuz yaşamlardan geçiyordum baba... Bir avuç sevda içimde Horlanmış bakışları tanıdım Horlanmış yalvarışları Derdi ve tasayı Hasreti ve gurbeti Ve bütün çıplaklığıyla Ölümü gördüm baba Üstadın dediği gibi -hakikat gibi çıplak- ve kemikten elleriyle sıtma gibi Keban gölünden gelen ısıtma gibi Maden ocağında gaz, Hayata sunulan itiraz gibi Çırılçıplak Ölümü gördüm baba Ölüm üstüme-üstüme düşüyor baba Yıldız üstüme-üstüme Umutsuz yaşamlardan geçiyordum baba Bir tutam güneş ışığı Avuçlarımda Yorulan ve kırılan yüreklerin Vurulan yüreklerin Bakımsız ve çelimsiz çocukların -elleri yüzleri kir-pas içinde- aç ve kimsesiz çocukların -kemikleri sayılır gündeliklerinden- ve ucu ucuna yaşanan sabahların içinden geçiyordum havada ölü balıkların kokusu havada kan havada pelin havada hasatlık buğday kokusu, avuçlarım yetmiyor gözyaşlarıma bulanık ırmaklar akıyor gözyaşlarımdan umutsuz yaşamlardan geçiyordum baba... tebessümleri çirkin gülüşleri korkunç sevinçleri ölü balık mahiyetinde kocaman elleri ve kocaman korkuları olan -kir-pas içinde yüzleri- umutsuz insanların yaşamlarından, aklım kesecek elbet, insan işi diyorum bu kavga bu kötü bu bet sıfatlar hepsi insan işi aynalara bakıyorum baba kocaman gözlerim var kocaman ışıklar tutuyorum yüzüme, görünmüyor gözlerimin arkası, beynim, yüreğim şaşırıyorum, ışık üstüme-üstüme düşüyor baba... gece üstüme-üstüme şafak üstüme-üstüme. Turgay Yıldız |
SEVMEK İÇİN GEÇ ÖLMEK İÇİN ERKEN http://www.e-sehir.com/siirler/images/503bar.gif akşamın acı su karanlığı içinden soğuk kadife teması yalnızlığın şuh bir kahkaha balkonun birinden gizli işareti midir bir başlangıcın sevmek için geç ölmek için erken başbaşa çay elele yürümek derken boğaz vapurları mı iskele sancak telefonda kaybolmak sesini beklerken insan insanı yeniler doğrudur ancak sevmek için geç ölmek için erken içimdeki gökkuşağı besbelli neden bulutların içinden kuşlar yağıyor bir şiire başlarsın birini bitirmeden hiç kimse gözlerine inanamıyor sevmek için geç ölmek için erken sevmek sevildiğini bile farketmeden yaklaştıkça ölüm soğuk bir yağmur gibi sevmek zehir zemberek ve yürekten gecikerek de olsa vuruşur gibi sevmek için geç ölmek için erken atilla ilhan |
Ask Dediki;Ben SevGiyim...!! Aşk Dedi Ki; Ben Sevgiyim. Hem Acıyım, Hem Kederim. http://www.ceceydeniz.biz/images/smilies/heart.gif Hep Kalplerde Gezinirim, Yerim Yurdum Yoktur Benim. Sessizce Girerim Yüreklere. Önce Coştururum Sevgiyle. Bazen Mutluluk Olurum, Taşarım Gönüllerden. Sonra Şüphe Olur, Yavaş Yavaş Kırgınlığa Dönüşürüm. Gözlerde Hüzün, Gönüllerde Çaresizlik Diye Bilinirim. En Yakın Dostum Ayrılıktır, O Da Aşka Düşenlerden Gücünü Alır. Yalnızlık Kardeşimdir, Benden Sonra Söz Sahibidir. Sevgiyi Boynumda, Kederi Sırtımda Taşırım. Gezdiğim Yüreklerde Kederi Bırakır, Sevgiyi Büyütür Yanıma Alırım. Gözyaşında Saklıyım. Yanaklardan Süzülür, Dudaklara Ulaşırım. Yine Yolunu Bulur, Kalplere Taşınırım. Davetsiz Misafirim, Ne Buyur Gel Derler, Ne De Defol Git... Hem Cesaretim, Hem De Korku. Anlayacağınız, Yüreklerin Dermansız Yarasıyım, Durmadan Kanayan. |
Anlıyor musun sevgili Aşk diyordum ya sevgili Aşk hissettiğin kadarmış Tabiatın kanunu iklimler gibi İlkbaharı-Sonbaharıda varmış Aşk diyordum ya sevgili tavşan kanı çay kıvamında son sıgara içimi tadında Çiğerlerine kadarmış Aşk diyordum ya sevgili Yaşananın toplamı bir karede saklı Gözünde hiç gitmeyen veda anı. Hatıraların izleri seni bulduğunda Duygularının yoğunluğu kadarmış Aşk diyordum ya sevgili Seni benim kadar kimse beklemedi Ne saçlarının siyahı ne gözlerinin feri ............. Rıza Baldede |
Yağmurlar Ve Sen Dün sabah yağmur vardı yürüdüğün yollarda Her damlada da ben bastığın her yer ben ben yani yağmurları sevdiren ağlamayı gülmeyi Bir çocuk edasında koşturduğun o yollarda Peşinden sürüklenen bir toz gibi ben Toz gibi yani.. Uçsuz bucaksız çöllerde, suya hasret her bedenden Bir parça alıp götüren özlemleri yüreğinde hissettiren Hırçın bir dalga gibi sonra alıp giden sen Sen yani. Soğuk bir kış sabahında Meltem rüzgârı gibi yüreğime esen Adı konmamış her bebek tazeliğinde kokusu sinmiş her yerden denizlerden göklerden Genzi yosun kokan nehirlerden Daha derinlere akan sen Ellerimden gözlerimden Her dem aldığım nefesten Büyük bir parçasın sen. Murat SAYDAM |
Bitti deyip gitmek kolaysa git Gidemeyeceksin Hayalim bir adım önünde olacak Beni unutamayacaksın Kalbinden aşkımı silemeyeceksin İstesen de beni unutamayacaksın Unuttum dese de,dilin Sen beni Unutamayacaksın Beni unutamayacaksın Hatırlatacak beni şarkılar Ağlayacak özleyeceksin Dualar edeceksin unutmak için Yaşadığımız günler gelecek aklına Beni dualarda bile hatırlayacak Asla Unutamayacaksın Ben sana unutmayı değil unutulmamayı öğrettim Gönlünün ilk dersinde ilk sözleri benim ismim Hangi silgi silermiş kalbine yazılan bu yazıyı Silmeye çalıştıkça,daha çok sevecek Beni asla unutamayacaksın |
ben aşkı sen sandım gözyaşlarını izlesem giderkena rdında unuttuğun bulur muyum yorulur muyum kalan tek kalple oturup beklesem şu yolda tozunda senin izin ve üzerinde çaresizliğim belki de hiç secmedin her rüzgarı nefesin gölzerime bakanın kalbin olduğunu sandım belki de ben aşkı sen sandım bırak sürsün hayatım böyle güzel ya seninle ya da bensiz hasan gunaydın |
Gidişinle öldü bedenim, sadece nefes alıyor bu can, bir kurşunla bitirseydin olmaz mıydı, bu kadar acıya dayanamıyorum sen gittin mi şimdi yok musun doğacak güneşin artında bu eller bir daha tutmayacak mı? Ellerini, özleyen gözler bir daha görmeyecek mi? seni of ya bir kurşunla bitirseydin olmaz mıydı, bu kadar acıya dayanamıyorum ağlamakla olmuyor, gönül dağlarında volkanlar sönmüyor gidenler neden geri dönmüyor, of ya bir kurşunla bitirseydin olmaz mıydı, bu kadar acıya dayanamıyorum giderken artından bakan bu sevdalı gözlerin, acısını görmen için,bir kez olsun geri dönüp,bakmalıydın. titreyen bedenimin sessiz haykırışlarını duymalıydın. acımadın ne sevdamıza ne de aşkımıza sadece elveda dedin son kez bu şehir şahittir yeminimize bu sokaklar şahittir aşkımıza of ya bir kurşunla bitirseydin olmaz mıydı, bu kadar acıya dayanamıyorum bu acı ile yaşamak istemiyorum |
Hatırlamıyorum Hatırlamıyorum, En son ne vâkit tutunmuştum Baharın eteklerine... Ansızın mı geçmiştim İlkyazdan güze... Yoksa usul usul muydu uyanışım Ayaz bir kimsesizliğin gözlerinde... Bilmiyorum, Kim, hangi masalla inandırmıştı aşka Çocuk yüreğimi İzi silinmedi yıllardır içimde... Ve Arık bir umuda rağmen Nasıl, neresinden sarılmıştım hayata Ki, hâlâ elleri ellerimde... hasan yıldız |
Daha Yaşanacak Çok Güzellikler Var Ölümden korkma Ardında pişmanlıklar yoksa Arkanda yarım kalan işler Kırık kalpler bıraktıysan Haklısın üzülmekte ölüme Korktuğum ölüm değil asla Kapının vakitsiz çalınması Tanyeri ağaranda Güneşin batması Sevgili dost Bilirim meşgulsün Alacağın çok can var Var sen biraz daha oyalan yine de Gidecek değilim bir yerlere Buradayım Lakin Daha yaşanacak çok güzellikler var. Özcan Günergök |
gel sarıl bana Gel saril bana, gel tut ellerimi Yasayalim seninle tum hayellerimizi Bu firsat bir daha ele gecer mi Biz boeyle seversek bu ask biter mi Kasirgalar essin tenlerimizde Ayrilik olmasin guenlerimizde Bir vucut olursak her ikimizde Bizim askimiza oemuer yeter mi Biz boeyle seversek bu ask biter mi Her gun asir olsa bize yeter mi Kacar uykularim, solar duygularim Sensiz ne yaparim Duenya doener mi Biz boyle seversek bu ask biter mi mehmet aydın |
Toprak Beni bekliyor bu toprak Seni de istiyordur mutlak Üstünde ruhlar geziyor Altında bedenler çürüyor Var mı ölüm gibi saadet Bekleme hayattan medet Ömer Turkuaz |
Deniz Gözlüm Benim İlk değilsen bile Son aşkım olup kal Senden öncesini Yaşamadım sayarım Böyle bir aşka ömür vermeye değer Dillenir de nazara gelir diye korkarım Deniz gözlüm benim Senin için hazırım Eğer ölüm gerekse Ölmeye giderim Yemin olsun seninim çocuklar gibi şenim Deniz gözlerinde hayat bulur gözlerim Yüreğim acır inan senden uzak kalmasın O deniz gözler benim başkası hiç bakmasın Son arzum nedir diye Gelip te bir sorsalar Haykırış olur sesim Sen yine sen der Canım seni özler, seni diler, ister Beni bırakma ele ateşlerim söner ilkay akkaya |
|
Sen Sorumlusun gözlerimin yüzünü aramasından beynimin hayallerle dolmasından kalbimin hızla çarpmasından sen sorumlusun geceleri uyuyamamamdan yazamamamdan , okuyamamamdan her kadında seni aldatmamdan sen sorumlusun |
Yıkılsa da hayalleri bir mavzer sesin de Uçar füzeler Filistin'li çocukların üstünde, Yıkılsa da çocukca hayalleri, bir mavzer sesinde, Patlar bombalar, kücük bedenlerinde, Bir gece vakti, tank sesleriyle... Doğmaz güneş karanlık gecelerine, Düşesi uçaklar saldırır her gece, Barut kokar minik bedenlerinde, Yıkılsa da hayalleri bir mavzer sesinde. Çocuklar ölüyor,barış bunun neresinde, Elin de taşla karşı koyarlar bilmedikleri bir güce, Hiç görmedikleri bir oyuncağı hayal etselerde, Yıkılır hayalleri bir mavzer sesin de! .. Haydar Turan |
GözLerimin içine baktı ve dedi; "AsırLık senin yaLnızLıqın.." Kalakaldım... AsırLıkmış yaLnızLıqım!... 'AsırLarca sürecekmiş' öyle dedi.. 'Ama ben bunu haketmedim' dedim.. Korktu, dinLemedi.. 'HakLıLıqım qün yüzüne çıkarsa, yaLnızLıqa Leke sürüLürmüş'.. ÖyLe dedi, dinLemedi.. Oysa suçum yoktu benim.. Aşkı öLdürmedim, sevdayı kirLetmedim.. Terketmedim aşkı, o beni terkedene kadar... ÖyLeyse suçum neydi benim?? Neden ezeLden beri boş koLLarım.. Ve bakışLarım, neden birine öLesiye bakamıyor.. Can neden kurban oLamıyor, yoLunda öLemiyor bir başkasının.. Suçum.. AsırLar öncesindeymiş.. Kimsenin hatta yaLnızLıqın biLe hatırLamadıqı kadar eskiLerde.. Ve cezam yaLınLıkmış.. YaLın bi sevda biLe yaşayamamakmış.. Kısacası "yaLnızLık.." Suçumu bana hüküm verenLer biLe hatırLamıyor şimdi.. 'Ne zaman bitecek bu yaLnızLık?' diyorum.. ALdıqım cevap "Ne zaman başLadıqını unuttuk.. HatırLayamıyoruz ki.." oLuyor... BiLiyorLar hakLıLıqımı.. AsırLık yaLnızLıkLar haketmedim BEN biLiyorLar.. Ama dinLemiyorLar.. 'HakLıLıqım qün yüzüne çıkarsa aşkın adaLetine Leke sürüLürmüş'.. ÖyLe diyorLar.. DinLemiyorLar.. Ve dava açtım tüm hak ediLmeyen yaLnızLıkLara..! Davacıyım aşkın bu kafasına qöre işLeyen adaLetinden.. Bu hiç hakkı oLmadan can yakan suretinden.. Kişiye qöre muameLe etmesinden ve daha nice beterLiqinden davacıyım.. Kazanacaqım bu davayı... Atacaqım sırtımdan Leke sürüLecek yaLnızLıqı.. Dünyayı dize qetirecek kanıtım... Kanıtım: "AsırLık yaLnızLıqım..!" |
Umudun Menzili Kül rengi geceler göz kapaklarında; Zamansızlık ile yersizliğe yanar. Sözler mahzundur titrek dudaklarında; İfadeler hep manasızlığa yanar. Yarım kalmış hayaller başaklarında Beklersin; güneş doğmaz, yağmur geç yağar. Kavuşmanın ninnisi kulaklarında Umutsuzluk hırçın, ufukları sarar. Derman var sanırsın da ayaklarında Yollar uzun, çileli, menzile kadar... Öfkem dinmez bu şehrin sokaklarında, Gönül sessiz; yine de bir umut arar.... Hasan Gezer |
Yaşayabilme İhtimali Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam... Ben seninle bir gün Veyselkarani'de haşlama yeme ihtimalini sevdim. İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında Ankara'da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman özlemeye başladım herkesi... Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra.. Bizim Kemalettin Tuğcu'larımız vardı... Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı... Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan kahverengi sıralarda, solculuk oynamaya başladık.. Ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla... Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu pütürlü duvarlara ve Türk Dil Kurumu'na inat bir Türkçeyle... Ağbilerimizden öğrendik, S harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi.. Ankara'ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu. Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri. Oysa Ankara'da hiç sevişmedim ben. Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim.. Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak.. Ankara'ya usul usul kurşun yağıyordu.. Ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri. Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim Ve hiç bir mahkeme tutanağında geçmedi adım Çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece Sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde, ama sen yoktun Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni teneffüs saatlerinde Okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu Ben, senin benimle Tunalı Hilmi Caddesi'ne gelebilme ihtimalini seviyordum. Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum. Yaz sıcağı toprağa çekiyor da tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini Sonra otobüs oluyordum, kırık yarık yolların çare bilmez sürgünü Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum Muş ovasının yalancı maviliğini Otobüs oluyordum bir süre Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum, yanağım otobüs camının garantisinde Otobüs oluyordum Bir ülkeden bir iç ülkeye Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum. Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin Korkuyordum Sonra iniyordum otobüsten Çarşıdan bizim eve giden, ömrümün en uzun, ömrümün en kısa, ömrümün en çocuk, ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum. Çünkü sonunda annem oluyordum, babam kokuyordum sonunda.. Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam Ben seninle bir gün Van'daki bir kahvaltı salonunda Ben seninle sadece bilmek zorunda kalanların bildiği bir yol üstü lokantasında Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan Doğubeyazıt'ın herhangi bir toprak damında Ben seninle herhangi bir insan elinin terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim Ben senin, beni sevebilme ihtimalini sevdim! Yılmaz Erdoğan |
Aşkı Özlemek... Bir insanı sevmek, ama sadece duygularla sevmek... Öylesine seviyorsun ki, onu gördüğünde kalbin yerinden fırlıyor, sesini duyduğunda vücudunun kimyası değişiyor adeta. Öylesine hayran oluyorsun ki, bir sürü hatasını görmüyorsun, artık tüm zaafların seni yönetmeye başlıyor. Öylesine saygı duyuyorsun ki, kendini hiç düşünmüyorsun, sadece onun seni düşündüğü kadarıyla yaşıyorsun kendi hayatını. Öylesine verici oluyorsun ki, artık almayı bile unutuyorsun nerdeyse, sanki sürekli sen vermek zorundasın. Öylesine direnç kazanıyor ki vücudun, hastalanmıyorsun bile, hastalıkların varlığından sadece onunkilerle haberdar oluyorsun. Öylesine mutlu hissediyorsun ki kendini, hiçbir olumsuzluk seni yıldıramıyor, sanki hep mutlu olmak zorundasın. Öylesine benimsiyorsun ki onu, yanında değilken gözlerin hep onu arıyor, işte belki de tatlı bir hüzün duyduğun anlar bunlar. Öylesine bütünleşiyorsun ki onunla, her sevişme bir maraton gibi, bitmese, bitmiyor, bitmeyecek... Ancak bir gün geliyor ve sanki kendi varlığını hissediyorsun. Çünkü yorgun olduğunun farkına varıyorsun. Çünkü yapmış olduğun hatalar geri tepmeye başlıyor. Çünkü onun seni sadece kendi ihtiyaç duyduğunda düşündüğünü görüyorsun. Çünkü aslında sen verdikçe bir şeyler alabilmiş olduğunu fark ediyorsun. Çünkü hastalanmaya başlıyorsun, ama bunu bile yalnız yaşıyorsun. Çünkü mutluluğun nasıl bir şey olduğunu düşünmek bile acı veriyor. Çünkü artık birbirinize dokunmaktan kaçınarak oturuyorsunuz, yürüyorsunuz, yatıyorsunuz. Çünkü en son ne zaman seviştiğinizi bile hatırlayamıyorsun. Ve anlıyorsun ki, doğru sandığın kişi aslında yanlışmış, sen aşka aşık olduğun için kendini aldatmışsın! Kahrediyorsun, kendini bu kadar aldatmaya ne hakkın vardı diye. Yaşamakla yaşamamak arasında gidip geliyorsun bir süre... Son çırpınmalar sürüyor karşılıklı, sen aşkı tükettin, oysa asıl o senin güvenini! Ve ayrılık zamanı, her şey mekanik; kutular taşınıyor, camlar çıplak; el sıkışarak vedalaşıyorsun... Kendi yalnızlığının tadını çıkarmaya çalışıyorsun, kendin için yaşamayı öğreniyorsun. Bütün kötü anıları gömmeye başlıyorsun, hatta nefret etmeyi bile beceremiyorsun. Ama bir gün bakıyorsun, içinde büyük bir boşluk var. Rahatlamışsın, mutlu olabileceğini fark ediyorsun yine ibrahım kara |
ömrüm oy Kalabalık kentler ürkütür yüreğimi uğultular doldurur beynimi yürüdükçe tüm gözlerden incinmiş bir bakış sızar istasyonlara kirli vagonlarda taşınan ince bir hüzün gibi ki, hep aynı yerimi burkan bu yüzü kirli şehirde kimse kimseyi sevmiyor bilmiyor avuçları kar çiçeği kokan bir çocuğun saçlarına dokunmayı şiirler okumayı bir alacaşafağa kaç kez uçuruma ittiysem yüreğimi bir çift göz gördüm deltalarda yalvaran bir ses kırıldı içimde yıllarca gizlediğim ayna kalbime batıyor şimdi kırıkları nehirler boyu kanıyorum ateşler boyu yanıyorum alın götürün beni buralardan allah aşkına dayanamıyorum nereye baksam denizi duman neye dokunsam ah hüznün acıyla öpüştüğü bir kıyıda kaldım yok gidemem başka bir liman anla al bu acıları koy bir yana kör bir sevdanın imgeminde bir yanı Mecnun’dur çöllerimin bir yanı Leyla bir yanı Yusuf’tur zindanımın bir yanı Züleyha şimdi yorgunum her akşam yollara bakıp ah çekmekten nereye baksam güz bahçeleri nereye gitsem üstüme devrilir gök kime nasıl anlatırım sancılarımı, kim anlar beni hasretin bin çeşidiyle delik deşik yüreğim kimsem de kalmadı artık halime ağlayacak böyle boynu bükük duruşum ondan ondan bir yanım hep vurgun, hep yetim, hep kırgın ömrüm vay şiir cıvıltıları oysa gönül ormanımda yıldız ışıltıları uzanıpda tutamıyorum hüznün en karanlık sularında boğuldu sevinçlerim unutulmuş bir sokak ortasında düş denizlerine bırakıyorum soluğumu ellerim üşüyor, yüreğim, gözlerim üşüyor kimseler bölüşmüyor sevinçlerini uzak bir kıyıda kalıyor hayallerim bütün iskeleler yıkılıyor bütün iskeleler yıkılıyor hiç bir gemi almıyor beni bir damla gözyaşı olup akıyor yüreğim avuçlarıma yüreğim deliboran, yüreğim delipoyraz, yüreğim kan hasret ki, kızıl alev bir güldür koparıp göğsümden ateşlere atıyorum hiç kimse çekip almıyor hiç kimse çekip almıyor kalbimi ateşler içinde kanıyor en katı yerinde gece, yanıyor yüreğim yüreğim alev topu yüreğim kanrevan yüreğim nar yüreğim vayyy tutunduğum dal kırık sokulduğum kucak çiçek açmıyor aldırmıyor çığlıklarıma sevdasına yandığım hayat acının ve ateşin burgacında ince bir sızı gibi geçip gidiyor ömrüm nasıl katlanacaksa kalbim bunca ağrıya ömrüm oy ömrüm oy ömrüm oy Nuri Can |
ÖLÜME EĞİLMEK Uyumaya degil Rüyalarıma gidiyorum Orada yasayacagım istegimce Uyanıkken hic yasayamadigim Hepsi de gencti güzeldi Sevdim sevildim diye aldanarak Son gordugum onlar olacak Bunca yildir sevgiye dayanamadıgım Olume degil Sonsuzluga gidiyorum Orda dinlenecegim gonlumce Yasarken hic mi hic dinlenemedigim Kalemim yine elimde Kagıtlarım da onumde Son uykusunda dusecek basım Sagligimda hic egmedigim |
Bir gül soldu Yıllar önce Yüreğimde Taa derinde Bir gün oldu Bir ay oldu Bir yıl oldu Hasretine Haykırdım alem duydu Ağladım eller sordu Bir tek sen, bir tek sen duymadın Bir tek sen, bir tek sen sormadın Lanet olsun Yeminim olsun Ben yalan aşkını unuttum Seni sevdim ya Değer verdim ya Sana akan her damla gözyaşıma Lanet olsun Yeminim olsun Ben yalan aşkları hep unuttum Benden kalan bütün bu ahlar Birgün gelir seni de yakalar |
Seni Seviyorum Hani seversin de, Sevdiğini söyleyemezsin. Hani seversin de, Acı çekersin. Hani seversin de, Onu görmek bile yeter dersin. Hani seversin de, Sesini duymak istersin. Hani seversin de, Daima onu düşlersin. Hani seversin de, Sevdiğini söyleyemezsin. Yine de seversin, Beklersin, Beklersin, Beklersin... |
Oy maral maral Gözlerin gözlerimde hangi denizler mavisi hangi ayın vurgunuydu mavi gecelerde ah nazlı maral umudun adresi var mı? sevgiye nereden gidilir yitirdim adresini dostluğun, vefanın, aşkın bul beni her adımda ateşlere basıyorum körler ülkesinde körüm ben yaşamın adını sen koydum senin adını sevda düşmüşüm tut elimden kaldır beni alıp sevdalara götür sesin çağlayan bir ırmağın türküsüydü karlı dağlarda oy maral maral gülün boyun büküşüydü hasret bahçelerinde ben gönlümü yalnızca sana sakladım yıllar boyu sev beni sev beni ateşler içinde de olsam düşmüşüm kaldır beni yüreğine yaslanayım üçler, yediler, kırklar aşkına ah nazlı maral canevimde büyüyen hasretimi yasladımda yıllara uzak, çok uzak bir yıldızda kaldı düşlediğim dünya sonra uzun bir kar yağdı yollara üşüdüm duman oldu tufan oldu ömrüm içimde dinmeyen fırtınalar gece karası öfkeler kaldı yüreğimde ve ihanetlerin açtığı çukurlar hesabını kimselere soramadığım üstümde kar yangını başımda gam gönlüm rüzgarlara vurgun yollar duman ateşler içinde dolanır kanım, yüreğim sarıl bana üşüyorum sarıl bana düşüyorum soru sorma ne olur Zaman kör karanlık ve acımasız yıldızlara dönder yüzümü oy maral lekesiz sabahlara güneşe dönder yüzümü şimdi soğuk bir kutup dünya iliklerime dek üşüyorum kar altında kalbim şimdi dağların doruklarında gözlerim üşüyor gözlerimin anadolusunda kirpiklerim mühür vuruldu yaralarıma oy maral maral sarıl boynuma sıcak dostluğun ısıtır beni ancak hilesiz sevgin bunca yıldır gönlümü yalnızca sana sakladım sev beni üçler beşler aşkına öyle uzak durma gel acılar uçurum acılar uçurum tut beni düşüyorum düşüyorum ısıt beni üşüyorum gel yürek çatlağı bir ezgiye sar beni gül yaprağı bir sevgiye sar ki, ölem ey yarasında nehirler fışkıran kalbim ey saksısında sevgiler büyüttüğüm kalbim bak akşam kararıp kaldı düşlerim ah ben bu acıların hesabını kime soracağım kendimi anlatacak kadar vaktimde yok aşka ve toprağa ahtımız var oy maral maral şiir serpin üstüme su yerine sevgi serpin üşüyorum gel yürek çatlağı bir ezgiye sar beni gül yaprağı bir sevgiye sar ki, ölem gümbür gümbür bir yürek nasıl düşermiş görsün dünya alem elveda nazlı çiçek, elveda *zeyran sana su veremem, koklayamam bir daha okşayamam yapraklarını bağışla derin bir ah gibi sevdalar içinde tutuşan upuzun nehirler alsın beni ah maral tutmaya gücüm yetmiyor artık kalbimdeki soluğu turnamın göğsü yaralı turnamın kanadı kırık taşıyamaz gurbeti kanatlarında bitmeyen bir hüznün kıskacında yaralı ezgilere tutsak kaldım paramparça kaldım ortasında karanlığın geçen trenler de almıyor beni içimde tarifsiz kederler büyüyor toz toz oldum buralarda duman duman gel görki, kan çanağı gözlerim sesim gelmiyor ah maral maral Nuri Can |
Seni Görünce Ürperdim Görünce seni titredi vücudum kızardı yüzüm Kalbim parçalanarak ikiye ayrıldı sandım Bir anda bir ömür geçti bakarken sana gözüm Kalbim alevlenip kor olarak yandı sandım Hayal misin gözümde neden böyle bağladın beni Sanki senden başkası değildi verecek sevgimi Otursan yanı başımda sorsan halimi derdimi Sana söylenecek birçok sözlerim var sandım Seni görenler acaba hep böyle mi oluyor Çaresiz insan kendine bu soruyu soruyor İster istemez bu duruma içten kıskanıyor Bir anda seni bana gönül vermiş sandım Seviyorum seni çoktan karar verdim buna Ne olursun sev beni aşık oldum içten sana Sensiz yaşamak çok zor inanmalısın bana Senin de beni görünce seveceğini sandım |
Kirpikler ve Kadın Rüzgar bir gece takıldı Gözbebeklerinin derinliklerine Ve derin uykuya dalan kirpiklerine Gece eğlence düşkününe benziyor Dışarda delicesine yağmur Sana sarılan beden Titriyor soğuktan Belli belirsiz sınırları aşarak Denize ulaşıyor yaz sürgünleri Titrek ve tutsak Tüm duyguların evreninde Sarhoşu seninle olmanın Gecenin bir saatinde Rüzgarlı bozkırlarda Yasak karanlıklardasın İçeri dışarı gibi Kapkara ve ürpertici Yağmur sonrası Renksiz bulutları kovalarken Değdi değecek yeryüzüne Buğday saçakları gibi Doplolu gözbebekleri Gecenin... Arslan Bayır |
Şair Olmak Zarar Ömüre Şiirler yazdım, türküler söyledim En çok birilerini sevdim, en çok Aynalara sürdüm yüzümü olur olmaz yerde Dişimi çiçeklerle biledim Yorgunum diyorsam da inanma, değilim Yaşarım daha yıllar yıllar Ellerim hep böyle yaramın üstünde Acının tarihini düşerim Işık karanlıktır nice Ayırabilirsen ayır elin erdiğince Ben bildiğimi söylerim Şair olmak zarar ömüre... Ahmet Erhan |
bir ufukta bitiyor yüzün ve başka bir gökyüzü başlıyor komşu ellerle sarmalanıyorsun yanıyorsun... ne kadar övülsen az avazım çıktığı kadar susuyorum ismindeki sesli harfleri mayınlı bir gülümsemeyle senin karasularında olmak üstünde ilkbahar bir entari; sanki yeniden eski bir öyküye başlamak... yüzündeki o billur akşam kahvaltısı sürgülerken özümü, ne kadarını sustuk konuştuklarımızın?... yılmaz erdoğan |
http://img389.imageshack.us/img389/381/adsz18kj.jpg s ...nefret ediyorum-deli gibi seviyorum ... senin gidişlerin benim susuşlarım olacak artık ve ağlamayacağım gözümden akan her damla yaş senin içinse eğer... unutmayacağım..ama konuşmayacağım suskunluğum anlatacak bundan sonra sana olan nefretimi de...unutmak istediğim sadece senden nefret etmemi gerektiren hususlar o kadar... ben seni artık sevmeyeceğim-ki sevmemeliyim..sen bende ki bu sevgiyi hakedemeyecek kadar bitirdin kendini...anlayabiliyor musun??? desem de farketmez sen nasıl olsa anlamak istediğin gibi anlıyorsun herşeyi... sana şuan içimden dökmek istediğim o kadar çok yürek var ki,senden nefret ederken bile seni çok büyük sevebiliyorum...ben bu kadar büyüğüm... ne kadar ikilemdeyim görüyor musun?..aşkımı da nefretimide karıştırdım birbirine..ve seni kattım tüm bunların içine..kendim yokum ama ..ben yokum artık..olmamam gerekli artık..anlayabiliyorum..sana olan nefretimle sevgimi ancak bu kadar anlatabiliyorum.. senden nefret ediyorum... deli gibi seviyorum... bu yüzden biraz garip bakıyorum bu aralar,ağlasam mı bana yaptıklarına,yoksa gülsem mi içimde büyük bir aşkı yaşatabildiğime??? bişeyler söyle,söz veriyorum bir daha bakmayacağım gözlerine.. ah affet bana ait değiller artık o gözler..bir başka bakış var gözlerinde anlayabiliyorum ama affet sevgilim senin gözlerinde başka birini görmeye alışamıyorum... |
http://img171.imageshack.us/img171/594/29fb235916bd8.gif Bir bilseydin sana ola sevgimi, Ölüm gelse bırakmazdın elimi, Şimdi bir başkası alacak yerimi, Sakın geri dönme affetmem seni. Ne kadar masumdun önceden, Kalbimde bir sızıydın incenden, Hayat artık farksız bir işkenceden, Oynadın benimle affetmem seni. Nasıl da acımadın gençliğime, Değmedin urunda acı çektiğime, Böyle mi yapar insan sevdiğine? Yıktın dünyamı affetmem seni. Hani beni kendinden çok severdin, Hani ben dünyalara değerdim, İstesen sana canımı verirdim, Kırdın gururumu affetmem seni. Gidişine sustum mutlu ol diye, İnanmıştım sendeki aşka sevgiye, Şimdi böyle ansızın ayrılmak niye, Bağrımı yaktın affetmem seni, Bir insana bu kadar zulüm yapılmaz, Kulluk isteme benden kula tapılmaz, Benim sevgim mal değil satılmaz, Allah affetse de ben affetmem seni |
Sevdamıza türküler söylenir bu şehirde.. Gün gelir devran döner Sevdamıza türküler söylenir bu şehirde.. Gün gelir ağlayan güler Sevdamıza şiirler yazılır bu şehirde.. Gün gelir bülbüller öter be yaman öter Sevdamıza nağmeler dökülür bu şehirde.. Gün gelir güller açar kokusu yayılır kente Sevdamıza güller derilir bu şehirde.. Gün gelir SEVDA KENT olur gider bu şehirde Sevdamıza ortak olurlar bu şehirde... Sözler :PARKERLİFE |
| Saat: 10:36 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık