![]() |
VEDA Elimde, sükûtun nabzını dinle Dinlede gönlümü alıver gitsin Saçlarımdan tutup, kor gözlerinle Yaşlı gözlerime dalıver gitsin. Yürü, gölgen seni uğurlamakta Küçülüp küçülüp kaybol ırakta Yolu tam dönerken arkana bak da Köşede bir lahza kalıver gitsin. Ümidim yılların seline düştü Saçının en titrek teline düştü Kuru bir yaprak gibi eline düştü İstersen rüzgâra salıver gitsin. |
Sana Uyandım Sevgili Rüzgârınla uyandım bu sabah Sevgili... Ellerini getirdi uzaklığından saçlarıma; Dokunuşunu, kokunu... Sensizliğe ‘sen’ diye sığındım, Issızdın! .. Gözlerimi kapadım, Yanıbaşımdaydın! .. Özleminle uyandım bu sabah Sevgili... Gözlerini getirdi uzaklığından bakışlarıma; Dudaklarını, kucaklayışını... Boşluğa ‘sen’ diye sarıldım; Sıcacıktın! .. Nabzımı tuttum, Canımdaydın! .. Yangınınla uyandım bu sabah Sevgili... Ateşini getirdi uzaklığından avuçlarıma; Nefesini, tenini... Düşlere sen diye uzandım; Yalındın! .. Zamanı durdurdum, Sonsuzdun! .. |
Veda Ediyorum Herşeyi olduğu gibi bırakıyorum Ne ben benim artık Nede hayallerim Nede ümitlerim var Herşeye veda ediyorum artık Şunu soruyorum kendime Ümidin bittiği yerde ne başlar? Aslında kolay bir cevabı var Hiçbir şey.... Ümitsiz yaşanmaz Hayalsiz yaşanmaz Biliyorum Oyüzdende Hayallarime,ümitlerime 'Veda Ediyorum'..... |
BEN SENDEN ÖNCE ÖLMEK İSTERİM Ben senden önce ölmek isterim. Gidenin arkasından gelen gideni bulacak mı zannediyorsun? Ben zannetmiyorum bunu. İyisi mi,beni yaktırırsın, odanda ocağın üstüne korsun içinde bir kavanozun. Kavanoz camdan olsun, şeffaf, beyaz camdan olsun ki içinde beni görebilesin Fedakarlığımı anlıyorsun vazgeçtim toprak olmaktan, vazgeçtim çiçek olmaktan senin yanında kalabilmek için. Ve toz oluyorum yaşıyorum yanında senin. Sonra, sen de ölünce kavanozuma gelirsin. Ve orada beraber yaşarız külümün içinde külün ta ki bir savruk gelin yahut vefasız bir torun bizi ordan atana kadar... Ama biz o zamana kadar o kadar karışacağız ki birbirimize, atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz yan yana düşecek. Toprağa beraber dalacağız. Ve bir gün yabani bir çiçek bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse sapında muhakkak iki çiçek açacak : biri sen biri de ben. Ben daha ölümü düşünmüyorum. Ben daha bir çocuk doğuracağım Hayat taşıyor içimden. Kaynıyor kanım. Yaşayacağım, ama ,çok, pek çok, ama sen de beraber. Ama ölüm de korkutmuyor beni. Yalnız pek sevimsiz buluyorum bizim cenaze şeklini. Ben ölünceye kadar da Bu düzelir herhalde. Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bugünlerde? İçimden bir şey : belki diyor. |
Uzun Müddet Haber Yoktur Sılamdan Uzun müddet haber yoktur sılamdan Her posta geldikçe gönlüm yerinir Haber yok evlad ü ayal, anamdan Can postanelere varır sürünür Kör olsun gurbetin kahrı bitmedi Gidemem vatana çilem yetmedi Gül de taksam bülbülümüz ötmedi Altın kafes olsa viran görünür Bahar geldi seyran için iline Herkes sevdiğim takmış koluna Zihniya gurbetin gider yoluna Hasretli sîneme hicran sarınır |
BİR ACAYİP DUYGU Mürdüm eriği çiçek açmıştır. — ilkönce zerdali çiçek açar mürdüm en sonra — Sevgilim, çimenin üzerine diz üstü oturalım karşı-be-karşı. Hava lezzetli ve aydınlık — fakat iyice ısınmadı daha — çağlanın kabuğu yemyeşil tüylüdür henüz yumuşacık... Bahtiyarız yaşayabildiğimiz için. Herhalde çoktan öldürülmüştük sen Londra'da olsaydın ben Tobruk'ta olsaydım, bir İngiliz şilebinde yahut... Sevgilim, ellerini koy dizlerine — bileklerin kalın ve beyaz — sol avucunu çevir : gün ışığı avucunun içindedir kayısı gibi... Dünkü hava akınında ölenlerin yüz kadarı beş yaşından aşağı, yirmi dördü emzikte... Sevgilim, nar tanesinin rengine bayılırım — nar tanesi, nur tanesi — kavunda ıtrı severim mayhoşluğu erikte ..........» ........ yağmurlu bir gün yemişlerden ve senden uzak — daha bir tek ağaç bahar açmadı kar yağması ihtimali bile var — Bursa cezaevinde acayip bir duyguya kapılarak ve kahredici bir öfke içinde inadıma yazıyorum bunları, kendime ve sevgili insanlarıma inat. |
Öykü Konuksever ağaç Kuşları konuk etmişti dalında Epeyce bir zaman konakladılar Yedi doydular İçti kandılar Keyifli keyifli öttüler Güneşli günlerde Olacak olur ya Hava karardı bir gün Düzen bozuldu Kışt dedi, öteden biri Kuşlar korktu. Ne özür beyan ettiler ağaca Ne teşekkür ettiler Övgülerini unutup Kaçıp gittiler Konuksever ağaç Güngörmüş Çilesini çekmişti hayatın Üzüntüsü uzun sürmedi Alışkındı gelip gidene Pişman da olmadı. Kuşları konuk ettiğine. Kuşları bilmiyorum. Onlar da memnun mu? Kaçıp gittiğine. |
BENİ BAĞIŞLA, SENİ SEVİYORUM Beni bağışla aşkım, aşkımı hoşgör artık Beni hoşgör, beni bağışla, seni seviyorum. Yolsuz yordamsız bir kuş gibi öksendeyim Yüreğim tir tir, örtüsünden kurtulmuş Şimdi yoksul, şimdi çırılçıplak, şimdi soyunuk Acını esirgeme benden, ko sarınsın yüreğim Ko giyinsin, ko kuşansın, ko örtünsün. Sonra Beni bağışla aşkım, beni hoş gör, seni seviyorum. Eğer bir lokmacık bile sevemezsen beni, Hiç mi hiç sevemezsen eğer Acımı bağışla, beni hoşgör, seni seviyorum. Bana öyle eğri bakma, ırak durma ellerden De, kuytuma çekilirim, de karanlığa kavuşurum Sımsıkı tutarım ellerimle utancımı Sarıp sarmalarım, dürüp bükerim O an yüzün eğ benden aşkım, kaçır benden Beni hoşgör, beni bağışla, seni seviyorum Gün gelir, hayalin erişir karanlık yiter Meyil verirsin bana, gün gelir Şimdi çaresizim, yalnızım, kolum kanadım kırık Beni bağışla aşkım, beni hoşgör, seni seviyorum Seni seviyorum, yüreğim mutluluk selinde Kapıp koyveriyor kendini gurbetlere varıyor Gülme bu korkulu gidişime, gülme bağışla aşkım Beni bağışla, beni hoşgör, seni seviyorum. Rabindranath Tagore |
İçimdekileri, kim görse zihni bulanır. Yazdıklarım utandırır belki yangınların sönmek bilmez ateşini. Katli olmak istemem hiçbir düşün. Bir ‘hiç’ kadar bile var olamadım ‘ömrüm’ diye sızlandıklarımın sayfalarında. Dağ kadar patlasam, yankısı ulaşır mı kentine? Mezarlarından kalkmaya üşenir ölüler, şişe dibindeki halimi gördükçe. Depremlerini salsam toprağımın, 7.8 şiddetinde, tepkisi varır mı kendine? 78 şiddeti, anamın kasıklarından kalma zira, bir ‘Aralık’ sabaha karşısı, 23 gün devşirilen sıtmalı çığlıklarla… O günden bugüne ne geldi ki? Yorgunluğum, vurgunluğumdan daha sağlam. Daha sağlam kılıçtan geçmiş yanları etimin, sevdanın çivilediği yüreğimin yanında. Sen olmasan, ben gelmezdim kendime. İstanbul kadar kalabalıklaşmazdım, Kentim kadar yalnızlaşmaz… Ömrümü ortaya koyup ölmezdim her gün, sesinin inleyen aksine, Nereye yürüdüğümü bilmeden geçerdim yollardan, Şimdi belliymiş gibi… Su yeşili akmazdı yaralarımdan, kızıllığını görmezdim gün doğumlarının, Maviyi umuruma bile almazdım, Sen gelmeseydin…Yorgunluğum, vurgunluğumdan daha sağlam. Tütün molalarını ciğerlediğim taş yığınlara oturduğumda, Yüzümü görebiliyorum asfaltlarda. Mavi otobüsler geçiyor üzerimden, Siren sesleri sağırlaştıracak kadar yankılı. Bir balyoz iniyor savurarak kemiklerimi. Herkes üstüme geliyor, yığınlarca, uçar adım; Kaşlarını birleştirip, yüzlerini soru işareti kılığına sokarak, Herkes bana geliyor. Ben çaresizim. Kırık yanlarım, yolda yürütmez geceleyin, Gözlerim göremez hiçbir varolmuşluğu, hayatımın kepenklerinden. Bu mutsuz yüz benim, maskelerimi takmadım bugün. Duymadım çıtırdadığını bir dalın -duysam ağlardım.- Yürürken senli bir nakaratın üstünden, üzerimden vagonları geçti doğu ekspresinin. Kemiklerim kırıldı, parçalarım yapıştı raylara. Yüzümü güneşe astım, aldırmadım paramparçalığıma. - Hadi! - dedim. Hararetimin soğumasına izin vermedim. Tam kalkacakken, ellerin geldi aklıma, Kaldım. Yürüsem, anca kendime giderim bu güçsüzlükle. Biçare, tükenmiş, harap kendime… Kaldım. Bu üzgünlük deva değil seni getirmeye, Yitir beni de gelmediğin gitmelere…Bir deniz gördüm. Sayrık, eski, deli bir deniz. Vapurları geçiyor önümden, uğuldayan rüzgarları vurarak sırtına. Damarlarımın yolunda ‘deniz’i gördüm. Gezindim kıyılarında, - özlemişim- dedim. Eğildim, Yüzüm suyuna değdi, Bir ölüm haberi geldi. ‘gel’ dedi… Gidecektim. Hani yontarak dilimin bütün inkarlarını, ***** duruşlarını yırtarak dalgaların, Kanımı akıtarak kanalizasyonların kokmuş mazgalına, Gidecektim. Bir hiçliğim nasıl olsa, bu dünyanın yargıları az gelir bana. Nihilist oyunlarımı ilikleyip üstümde bıraktığın soyunmuşluğa, gidecektim. Sonra, Dokunduğun yerleri acıdı içimin. Yanan yağa su dökülmüşçesine bir ses kıvrıldı kulağımın örsüne, Gidemedim. Külçelerce taş bağladım ayaklarıma, Yılgınlıktan örülme paltomu geçirdim sırtıma, soğutsun diye hücrelerimi, İndim Ankara seferini bitirmemiş kukla bir trenden. Ben geldim kendime, Senden. Gidecektim, Gözlerin… dedim, Kaldım. |
Eftelya Denizde olmak var şimdi Gecenin bi vakti Bilmediğin sularda dolaşmak... Haydi Reis! Sen ki yılların eskitemediği adamsın, İmbat dostundur, sesleniver; Bize halatları toplamak kalsın. Hey yüreğim hey! Mehtap da vurmuş ya sulara, Denizkızları istersin sen "Yanına da rakı" dersin utanmadan Gururlusundur, eyvallah etmezsin kimseye Ama başladı mı bir kez fasıl, Dur diyemezsin... "Ay beyaz deniz mavi, eğlenin kızlar..." Sabah edelim bu geceyi Reis! Kuru kuru değil yalnız! Geç karşıma, şerefe diyelim Eftalya'ya! Sesimizi duyan koşsun denize Öyle bir karşılayalım ki sabahı; Diğer tüm sabahlar hasetinden kudursun... Sen demiştin Reis: "Yıllar önceydi Deli divaneydi gönül aşkından ya, Denizden başka karşılık veren yoktu. Efkar fazla geldi, çarpıldık... Bir an geldi; kadehtekini deniz sandık, Kıyıya vuranı rakı... Atalım dedik kendimizi, deryaya karışalım Yalnız o bilir halimizi Nasip işte, o bizi almadı koynuna ama Biz ona abayı yaktık" Bi daha anlat be Reis! Bak şu yıldız hiç duymamış o öyküyü... Levrek de gelmiş sofraya, Yanında roka yatıyor Daha ne! Hah, şöyle! Bitir kadehini! Doldur tekrar, doldur da başka hatıralar canlansın Nasıl tanışmıştık seninle? Ben rıhtımda ağlardım, Sen hep bana bakardın uzaktan Her gece isyan ederdim kaderime orada Bir defasında beni çağırdın "Gel bakalım delikanlı!" dedin Anlattırdın derdimi. Güldün sonra... "Hey gidi ***** dünya hey!" Ne ağlar bu garip her gece kıyıda diye düşünürdüm; Doğru ya! Aşıksan eğer, Az uz, dere tepe düz, ne yöne gidersen git; Her yol denize çıkar..." Nice zaman geçti Reis, Değişen bir şey yok. Dünya aynı dünya, öylece duruyor, Lakin sevdalar artık aşındı Kaç defa geçtik o yollardan biz; Kimi kez ölümüne, kimi kez kör gibi... Ama yorulduk be... Yolu kestiler uçtuk, Kanadımızı kırdılar koştuk Sona yaklaştık Reis! Bırak bu geceyi mutlu geçirelim Sen de zalimleşme... Her gün denize açıldık da ne oldu? Kurtardı mı bizi melûn? Ne gezer! Daha beter vurdu namerdin eli! Sonunda anladık değil mi? Biz ne kadar seversek sevelim, O kadar sürgün edildik Gördüğümüz her düşte biraz daha kovulduk, Kendimizin sandığımız hayatlarımızdan... Bırak rahat ölelim be Reis! Ağlayanımız olmasın isterse Kim bildi ömrümüzce kadrimizi, kim? Haydi, şerefe! Ne olur sevdasız göçsek sanki? Dalgalara ver burnunu, hızlan; Bırak bizi son gören Eftalya olsun... |
| Saat: 00:46 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık