![]() |
Son Mektup Sevgiliye bırakmaz yakamı hiç bir aşk sonunda ne oldu bize bak ayrılmak için çok erken yarım kalacak bak yine sevdalar can dayanırmı buna derken basımı koydugum kucak nerelerde salıp kurtul beni yine derde bedenden koptum bi pare elimde bi taş olacak bak yanındayken ben biçare yaşanmaz olmuş sevdalar saatler durmus gözümde zaman yada cok derinde ellerim buz gibi oldu bak ateş teninde nafile hasretlik çekilmiyor bu soğuk gecelerde sensiz hiç yaşamadım bu garip şehirde ah bi bilsen sevgilim bu sana son mektubum ister at ister oku yüreğim gibi ben yine sana mecburum... |
Sana Bıraktım Bir şeyin kalmadı, bende alacak Ne varsa güzelim, SANA BIRAKTIM ! Dertlerin bende, bak kucak kucak Mutluluğu güzelim, SANA BIRAKTIM ! Her anı huzurla, neşeyle dolan Yanında eriyip, biterdi zaman Bana maziden, hatıra kalan Günlerimi güzelim, SANA BIRAKTIM ! İçimde en güzel, duygularımı Hayalini kurduğum, tüm umutları Yaşanmadan geçen, bütün yılları Dünlerimi güzelim, SANA BIRAKTIM ! Şu vazo da duran, çiçekler bile Aşkımı anlatır, gelse bir dile Dikenlerini batırıp, kendi kalbime Güllerini güzelim, SANA BIRAKTIM ! GÜLLERİNİ GÜZELİM, SANA BIRAKTIM !.. |
YARGI öldürenle katiliz çalanla hırsız tümümüz sanığız tümümüz savcı tümümüz suçlu tümümüz yargıç kimi aklar kimi suçlarız kimi bağışlar kimi asarız kendimizi başkasında hergün bıçak saplı birinin arkasında vurulan da biziz vuran da Bülent ECEVİT |
Sana Bu Şiir Sen, sevincin yüreğisin, Umudun öbür adı. Bulutlar kadar beyaz, Gökyüzü kadar mavi. Yağmur da sensin, Rüzgar da. Alı mavi, Aalı nar, Ve rüzgarı rüzgar kılan. Gece ve gündüz, Zaman ve mekan. Hava Ateş Ve su. Birin iki, İkinin bir oluşu. Hazın tende dağılışı. Ve akışı suların. Tohumda sensin , Toprak da. Mutun en yakın, Kahrın en uzak. Suyun en derin yeri. Ateşin en sıcak. Sen olmasan, yaşamak? Kimbilir? Nasıl fazladan bir şey… SEVİYORUM SENİ. |
UÇURUMLAR kaç türkü yaktım kaç şiir söyledim kaç sevgiyi yitirdim ellerimde kaldı sevgilerim aşklarım hep kıyında bekledi hislerim şimdilerde savurmuşsundur ta en diplerine kaybetmişsindir beni ve şiirlerimi her yenisi eklendikçe kayboldu benimkiler sen ye ye ama hiç doyma ve şimdi bir şiir daha yazdım sana anlattım belki az uz bir derdimi anlarsan bir anlam verirsin ve bu şiirimde üstüme yazılan bir şiirlen uçurumda kayboldu veysel GÜLTEKİN - 2006-09-02 08:17:19 |
Aşkı Sırtından Vurdum Acısını içtim aşkın, Hüznüne dokundum Gökkuşağı gibi değildi renkleri Siyahında boğuldum. Yoruldum,hep yoruldum Kime tutunduysam yaralı kanadımla Yalanlarında kayboldum. Masum bir çocuk bakışıyla geçtim Aşkın kör gözlerinden Yüreğimi büyüttüm, Düşler yetiştirdim minik avuçlarımda Ağlamayı öğrendim, Gülmeyi unuttum. Hırçın denizlerde, Boşa kürek çektim hep Yalnızlığın kıyısında, Unutulan bir liman gibi Bekledim,durdum. Nereye gittiğini bilmeyen bir yolcunun Sessizliğinde geçti hayatım Aşkı bulayım derken, Yolumdan oldum. Korkularım büyüdü aşkın kollarında Sessizlik parladı içimde, Bir yakamoz gibi. Üç kuruşa yalnızlığa sattı Gülen suretimi Ne bana gösterdi kendi yüzünü, Ne güldürdü benim yüzümü Yar olmadı bana hiç Seslendim ses vermedi Sonunda sustum Ve bir akşam üstü Aşkı sırtından vurdum!.... |
Dayanamıyorum:*( Sabahları kovalıyorum şimdi o kaçıyor ben kovalıyorum... geceler geçmez hasret bitmez oluyor, dayanamıyorum... o çok sevdiğim geceler geçmiyor işte cıgaramın dumanıyla yakıyorum ıslığımı ve ardından da örseleniyorum burnuma tütüyor dışarının kokusu yanıyorum... Ama yine de suskunum bana mı düşmüş sabahları beklemek; Ağzımdaki çürük türküyü atıp sevmem gerek hemde nasıl sevmek hem ölümüne hemde ölesiye kara kaplı gözlerini atıp içime Neyse... derken son kullanma tarihi geçmiş bir türkü yakıyorum geceler geçmiyor yine dayanamıyorum... |
Akşam Serüvenleri Bir seferden döneriz seninle bazı akşamlar Gün bulutları açık mora boyadıktan az sonra Bile bile karanlığın bizi kalın örtülerle örteceğini Son ışıklara dalarız koşa koşa gene de Sürgününüm, izini sürerim her yerde seve seve Alacakaranlıkta hem özlemlin hem öksüzün olmak için Kapanmaya hazırımdır kat kat kendi üstüme Yağmurdan, güneşten, poyrazdan, uzun yollardan Biz şimdi gurbetimize çıkıyoruz, vakit tamam Çanlarla, türkülerle, davullarla ayrılmak uzak bize Yüzüme vuran sıcaklığınla çocuk dudaklarınla Sen giderken, ellerimde ellerinden ayrılmanın öfkesi Varlığında yeniden kurulur eksiksiz bir sıla Seni her düşünmemde benzersiz bir yurt özlemi Bana düşen, gelişini aralıksız beklemek Beklerken bakışında eriyip gitmek yavaşça Beklerken sonsuz bir ormanı yürümek saçlarında Benim tutkum, ölümüm, serüvenim bu işte |
ben burada böylece bilmem kaç asırlık tortusuyla ölümün tazelenen gülümsemesi ve kimin parmakları kana uzansa kırılan damardan kalbe yürüyen elmaslı aynası sorguçlarda kaftanlarda dolaşan korku güvesi ben burada böylece ölümün nefesi olarak ah işte buyrukları sarı hazırlayan şimşek dişlerinin hırsında bir melekle öpüşmek gibi asırlarla devrilen asur akşamlarını tek tek dolaşıp güne eren dolaşıp iğri bedenler deren o ıssız o üflemesiz dirilten boruların sahibi kadın o ıssızlığın ortasından parmaklarını geçiren kitaplar inmede gökten direnen bir tabaka yargıcın oyulmuş gözleri çarmıhın çivisi ağzında hangi romalının şalını atmışsa omzuna ipekten ve kozadan ve kutsalın kesik başlara öğütlediği minderinden yahudi doğruluşlu karnı gergin doğrulmaktan utanan ve asırları sıçrayan hamle sen medeniyet bilgisi koyu kızıl kara dut şarabı eğilirken boynunu müşrik sulara ak gösteren putlara bilenen baltanın yönünden ibrahim kurbana bilenen bıçağın ağzından ismail kaçıran sen altın bilekleriyle gökyüzü eğiren kadın sarsılan kanını ruhumda temizleyerek yükselen ben burada böylece bilmem kaç seferlik atlarını ve develerini hızlandıran coğrafya tozu sarayı ve haşmeti çığ gibi örten kemiğe dayanarak yalandan ruha uzanan köprülerini atarak senin ölümün fotoğrafına senin gözlerinle bakarak ben burada böylece kanını ayakta tutarak ve iki şehrin arasına sığınan mağaranın yüreği kelepçeli kadınları ağır yalnızlıklar korosunun yakılan kamp ateşi evin ve aşkın boşluğunda çan sesiyle açılan rüyanın taranan saçı ve kokusu şöhretin iğrenç ağızlı tavşan kuş bakışlı kumralı senin kaburgalarından sızan nakış ölüye ve kine |
Biten aşklar Ağır kırgınlığımdır Biten aşklar... Bırakıp gitmeler başlar Kan ter içinde Sevişir seninle Horatça yalnızlıklar Umutlar koynunda Uyuklar... Pirus zaferi gibidir Sevişmeler Tam kazandım derken Kaybedip giden Zamandır Yaşanır bilmeden Onca hüzünler İzbe karanlıklarda Bir başınasın artık Hep keşkeler dolanır Ayaklarına Birde özlem haykırışların Duyulur sanırsın Duyulmaz sesin boğulursun |
| Saat: 04:37 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık