![]() |
Sana Geldim Sana geldim Sende sen olmaya geldim Senden geçmedim beklerken yolunu, Umutlarıma ektim seni Bir yağmur tanesi kadar temiz, saf Toprak kadar vefalı Su kadar azizdin ruhuma, Narin bir bekleyişin kalbindeyim Sana geldim Sende sen olmaya geldim, Bileklerime takılan kelepçeydin Senin zindanına hükümlüyüm Müebbet bir hapsi ben istedim, Şimdi senin kapında Yüzü ak bir dilenci Sadakaya değil Eşiğinde sadık yar olmaya Sende var olmaya geldim.. Sana geldim Aydınlık bir gecenin sabahında Güneşle el ele verdim, Ben güneşin batmayan oğluyum, Yedi gencin kaybolan izinde buldum seni.. Okumaya elifle başladım bu şehirde Elifle başladım yollarda yürümeye yeniden, Duvarda sen, aynada sen, Nereye baksam peşimde gözlerin, Ve dua isteyişin benden, son sözlerin.. Sana geldim, Bir fincan kahve hatrına değil Yedi mevsim görmüş ruhumda Senin limanına demir atmaya Geceden daha karanlık çaresizliğe bir nur olmaya geldim Çünkü ben güneşim oğluyum, Ruhumda en aydınlık günlerden Daha nurani huzur var, Dert varsa çaresi de elbette var, Sana geldim Senin ikliminde yetişmiş bir gül olamaya Göz yaşlarınla deselenmiş yeşil seccadede Nefsimi eritip namaza geldim Sana geldim, şimdi senin kapındayım Sensizliğin hükmünü bozmaya Sende sen olmaya geldim. |
BAKTIĞIM SAATTE YÜRÜDÜĞÜM GECEDE YATTIĞIM KAMPETTE SENİ GÖRÜYORUM SİGARAMIN DUMANINDA ATTIĞIM ADIMLARDA BAKTIĞIM UFUKLARDA SENİ DÜŞÜNÜYORUM SÖYLENEN ŞARKILARDA YAZILAN SATIRLARDA GÖRÜNEN DAĞLARDA SENİ DUYUYORUM KALBİMİN TA İÇİNDE BEYNİMİN GÖBEĞİNDE GÖZÜMÜN BEBEĞİNDE SENİ BULUYORUM |
Demedim Mi? Oraya gitme demedim mi sana? Seni yalnız ben tanırım demedim mi? Demedim mi bu yokluk yurdunda hayat çeşmesi benim? Bir gün kızsan bana, alsan başını yüzbin yıllık yere gitsen Dönüp kavuşacağın yer benim demedim mi? Demedim mi şu görünene razı olma Demedim mi sana yaraşır otağ kuran benim asıl. Onu süsleyen bezeyen benim demedim mi? Ben bir denizim demedim mi sana. Sen bir balıksın demedim mi, Demedim mi o kuru yerlere gitme sakın. Senin duru denizin benim demedim mi? Kuşlar gibi tuzağa gitme demedim mi? Demedim mi senin uçmanı sağlayan benim, Senin kolun kanadın benim, demedim mi? Demedim mi yolunu vururlar senin, Demedim mi tövbeni bozarlar senin. Oysa senin ateşin benim, sıcaklığın benim demedim mi? Onu süsleyen bezeyen benim demedim mi? Ben bir denizim demedim mi sana. Sen bir balıksın demedim mi, Demedim mi o kuru yerlere gitme sakın. Senin duru denizin benim demedim mi? Kuşlar gibi tuzağa gitme demedim mi? Demedim mi senin uçmanı sağlayan benim, Denin kolun kanadın benim, demedim mi? Demedim mi yolunu vururlar senin, Demedim mi tövbeni bozarlar senin. Oysa senin ateşin benim, sıcaklığın benim demedim mi? |
Sana Geldim Ben yaşamaya geldim dünyaya , Zalim bir kula tutulup yanmaya değil, Sevdiğim için ölmeye geldim, Sevgimi hak edeni bulmaya geldim, Güneşin batışını birlikte izleyeceğim, Dalgaların hışırtısını birlikte dinleyeceğim, Birini bulmaya geldim, Aşk acısı çekmeye değil.... |
Ey siyah ! Katran sür cılk yarama , yak çıranı Suya değdir dolunayın yüzünden çekip kanatlarını Denize , o sonsuz gaybubete , büyük yetime Dağların şekline ah ! Tepelere,doruklara,eteğe Öp ayın kenarını,sür geceyi laciverte Cebimde taşıdım yıllar yılı fermanımı Bu benim ölümüm dedim,ben ki seyyahım Zail oldu cürümüm;aşk geldi ,gurbet bitti Rengarenk flamalar,sancaklar,ordularla Girer yarin hanesine omuzunda şahini Külrengi bulutlar küfleniyor,aşk mı yalan? Kelimeler yorulup çekiliyor meydanlardan Bir dönen ok sesin,kurşun bakışın can alan Ömrümü verirdim tek nefesine,ay bölünse ortasından Kar yağıyor topuğundan,tenin kan kokuyor Kutsal İncil,Kutsal Tevrat,Kutsal Kur’an ve Zebur Bütün iyi insanların hayatı kollayan sözleri Söylenmemiş saklı şiirlerin utangaç kelimeleri Sen geliyorsun aklıma,elini kalbimde unutuşlarınla Ay dökülüyor dünyaya,ay ! Bütün çocukluğuyla Gizlendiği yerden çıkıyor gece,yani bir denizden Bir karanlık ormandan,o ipek kozasından,vadiden Benim yetim kızlarım korku ve üzüntüden : Ey siyah ! Devir ağaçları,sallansın sokaklarım Kendini yorumlasın kalbinden mecruh bir aşk |
Sana Geldim Gün nazlı nazlı doğarken yaralı şafaklardan Ayak bastığım her sokağa veda ettim Ve güneş ışıkları sızarken yüreğime usulca Bir martının kanadına takılıp sana geldim Çizik attım eskimiş bir günün üstüne Zamanı yutkunurken , yalnızlığı öğrendim Denizlere anlattım her gece hasretimi İnci ve mercan tanesiyle sana geldim Issız çöllere döndü gözlerim sensiz Her geçen gün bir bir tükendim Ağlarken ayışığı gizlice halime Sarı saçlı yıldızlarla sana geldim Merhaba demeyi unuttum doğan güneşe Bütün hayallerimi mavi gökyüzüne verdim Ardımda bırakırken sahte baharları Sırılsıklam bir yağmurla sana geldim!..... |
Sensiz İki Gün Nere gizlendimse aşikâr oldum. Hedefte gördüler sensiz iki gün. Dertler avcı oldu ben şikâr oldum. İnsafsız vurdular sensiz iki gün. Ayağıma prangalar taktılar. Gözlerimi dağladılar yaktılar. İki koldan bir alnımdan çaktılar. Çarmıha gerdiler sensiz iki gün. Kâle almadılar dileklerimi. Yarasalar emdi iliklerimi. Bükülmez sandığım bileklerimi. Kırk yerden kırdılar sensiz iki gün. Nere gizlendimse aşikâr oldum. Hedefte gördüler sensiz iki gün. Dertler avcı oldu ben şikâr oldum. İnsafsız vurdular sensiz iki gün. Cemal Safi |
Sana Geldim Yağmurlar içinden ıslandım geldim Bir kuru değneye yaslandım geldim Sıcacık çorbana muhtacım inan Ölümlerden geçtim uslandım geldim Üşüdü ellerim üşüdü kalbim Yaban ellerinde taşlandım geldim Sanki cehennemdi sensizlik bana Irmaklar içinden sislendim geldim Tren yollarında islendim geldim Kalmadı hevesim kalmadı inan Yıkandım arındım süslendim geldim Sana geldim sana kucaklarmısın Bilmemki yeniden bağışlarmısın |
göğün başka adıyla çıksanız da bu reklâmları değişmez dünyaya kan reçeteleri sızıyor topuklarınızdan yürüyüşümü çiziyor iğrenç tırnaklarınız ne zaman geç kalsa uyuşmuş etinizde sıhhatli bir gaz ocağı: tünele çok uzak diyor kısa donlu amcaların kısa çocukları en hariçten emekliyor bahçemizde sizi diyorum aptal aptal aptalsınız aslını isterseniz allah huzuru noter huzuru değil ya değil mi duyuluyor mu sesim alo alo aaalooo bay(an) ayağınızı soksanıza cebinize gezmesin ayağımın altında böyle boş bir cenâze göğün başka adıyla çıksanız da tanrılarınıza tapmıyorum: not al: arabayı kaçırırsın sahili boylasa da küçük boyunuz ben diyorum ki: bana secde yok defolunuz aşağıda bekliyor ayakkaplarım: sağ olun berhüdâr olun teşekkürlerimi bırakın olduğu yere üstü kalsın tanrılarınıza tapmıyorum: not al: arabayı kaçırırsın isimlerini yazsan da bütün durakların parmağımın ucundakini göremezsin mümkünü yok boş bir mezarlığı çiğneyedur asfalta at yatağı rakamları yan yana yaz açılmazsa kır kapıyı üstüme üstüme gelme üst’üm yok benim üstüm kalmadı cızırtılı sesinize buradan kaç kilogram tartayım buradan kaç kilogram buradan kaç buradan gözünüz doymaz çünkü gözünüz yok ki gözünüz doymaz bu reklâmları değişmez dünyaya ne diyeyim titriyor dizleriniz dizeleriniz boş bir şapkaya doldurduğunuz gizleriniz aaa sizlersiniz siz leke sürüngenleri merâmınız falan filan değil yarıtanrılı âlim ahvâl yani siz cübbenin altında geğiren soysuzlar küçük sosyete masasında toplandınız nutuk attınız nutuk yani mecburi kemâl öksürdüğünde külotunuza indiniz sene bilmem kaç civarı bir karakaralar _lar lar lar lar lar_ vira bismillah aşk evet yo hayır illallah gelip dayanıyor benim yumruğum sizin tomruğunuza gelip dayanıyor kapkara korkularınıza gelip dayanıyor rızâ tozlu otlara kapkara kumaşlara ilk ben biliyorum erdiğim andızlardan kızlardan kalan kuru sızılardan ilk ben biliyorum çevirgenleri tenimin ipliğini sizi sevdiğimi sizi sevmediğimi her cumartesi sizi sevmediğimi hayır evladım kabileler azıtıncaya kadar ulusa kadar gelip beni görene kadar soğana sarımsağa sigaraya kadar ısırıyorum ısırıyorum bu sandığı içimde uzanıp giden kayalığı ısırıyorum bütün dişlerim ağzımda göğün başka adıyla çıksanız da hepiniz benden bereket dilersiniz hepiniz bir toteme doluşup tophanelerde benim öfkemden eriyen demirlerde kimse kalmayacak kimsenin sırrı yok bende herşey belli oluyor takma kafanızda bileklerimden hep bileklerimden: bilenirsiniz geldiniz ve hiç görmeden gideceksiniz… |
KARANLIK DENİZ Şimdi seni düşünüyorum Aklıma ellerin geliyor önce Yağmurlu bir gün hatırlıyorum Islanmış bir serçe kuşu hatırlıyorum Durup durup ölümü hatırlıyorum Alnıma bir ışık vuruyor karanlıkta Sonra alabildiğine bir sessizlik başlıyor Alabildiğine bir deniz Alabildiğine kum İçim ürpertilerle dolu Karanlık denizlerin ortasında Seni düşünüyorum Hani denizin insanı deli eden maviliği Nerde o güneş parıltıları nerde Göremiyorum ama duyuyorum Yaklaşan fırtına sen olmalısın Senin ümitlerin Senin arzuların olmalı Bütün karanlıklara razıyım Yalnız uzaklarda, çok uzaklarda Bir gemici feneri yanmalı Bu korkunç ağırlıkları kim koydu başıma Bu marşantiz trenleri nereye gidiyor Ben bir katran deniziyim artık Dalgalarım iri kayaları döver durur Bütün yaratıklar derinlerimde kapkara Ne bir seven var beni Ne bir anlayan bulunur İçimde çalkalanan bir dünya Kulaklarımda karanlığın uğultusu Ve gözbebeklerimde korkuların en büyüğü Bir büyük dünyada yalnız kalmak korkusu Ölürsem korkumdan öleceğim Düşen yıldızlar gibi Batan gemiler gibi yalnızlığım Sisli şafaklar doğar ufkumdan Kör bıçaklar bilenir düşlerimde her gece Kirli bir güneş kahreder dalgalarımı Bir çamur yığını sıvanır yüzüme Gitgide artar yalnızlığım Sonra duyarım ilik elerimde sabahın olduğunu Bir parçası kımıldanır, gerinir Bittiği yerde başlar yalnızlığım Puslalar işlemiyor artık Yıldızlar yol göstermiyor Rüzğar bile ihanet etti bize Bir saçların vardı deli divane olduğumuz Bir saçların vardı Bir saçların vardı Alnına düşerdi akşamları Hiç değilse yaşadığımızı bilirdik hayal meyal Nefes aldığımızı İnsan olduğumuzu bilirdik Saçların bizi kurtarırdı düştüğümüz girdaplardan Bizi bir derinlerden yeryüzüne çıkarırdı Her telinde mevsimleri seyrettiğimiz Varlığını en büyük mutluluk bildiğimiz Bir saçların vardı Bir saçların vardı deli divane olduğumuz Şimdi bütün gün üstüme yağmur yağıyor Bütün gece kar Ümit Yaşar Oğuzcan if (objAdMgr.isSlotAvailable("leaderboard2")) { objAdMgr.renderSlot("leaderboard2") } |
| Saat: 22:19 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık