![]() |
Aşk Hayatın hızıyla yaşadık o aşkı Her şey bir anda başladı Yaşandı Ve bitti... Yan yana gidip de bir süre Ayrı yönlerde uzaklaşan İki tren gibi... |
**...Yüzün Söndürülmek sırasını bekleyen bir ışıkla Göz göze geldiğimiz anın hatırı için Yüzünü tüm ayrıntısıyla nakşettim O gece hafızama bilir misin? Gölgeler bir sahip bulmak telaşıyla Koşup duruyorlardı mahşeri kalabalıklarda Aydınlıklar tutsağıydı yedi kat göğün Envai türlü sessizlik çınlıyordu kulaklarda O anda evrene müjdeler salan yüzün Bölüştürüldü sofralara ganimet olarak Yüzün ki bin bir bereketi ömrümüzün Yüzün ki yeter aleme nimet olarak |
Susuyorum Gecenin karanlığına inat Parlayan yıldızlar toplardım Umutsuzluklara inat Ellerimi açtığımda Sonsuzluğun hiçliği avuçlarımda Adının her tanesi düşüyor yalnızlığıma Bir ışık süzülüyor pencereden koşmalı Koşup yakalamalı güneşi Tutmalı yaşam ağacının dalından Oysa ki; Ellerde yaşanmışlıkların kelepçeleri, Ayaklarda tükenmişliğin prangaları.. Gözlerimde yağmur bulutları Avuçlarımda geçmişin izleri Savurdukça tenime çarpıyor Acıtıyor canımı Kan kırmızı gözlerim Susuyorum suskunluğumla Kendimi öldürüyor Sadece sen oluyorum.. |
Gittin... Ben arkandan sadece baktım. Oysa söyleyecek o kadar çok şeyim vardı ki... ’’gidersen, iyiye dair ne varsa içimde yitireceğim hepsini. Gidersen, sönecek içimdeki ateş ve bir daha hiç kimse yakamayacak. Gidersen, karanlığa mahkum edeceksin günlerimi. O karanlıkta yolumu kaybedeceğim...’’ diyecektim sana. Konuşamadım... Gittin... gidişini görmemek için gözlerimi kapattım. Öğlesine acıdı ki içim, tutup koparsalardı kolumu, bacağımı bu kadar acı duymazdım. Acım yaş olup akmalıydı gözümden. Ağlayamadım... Gittin... gidişini önlemek için tutmalıydım ellerinden. Ellerim değilmiydi her dokunuşunda seni ürperten?! ürperirdin yine biliyorum. Bir kez dokunsam, bir kes tutsam ellerini, gitmek için biriktirdiğin bütün cesaretin kaybolurdu. Tutamadım... Gittin... bir yıkım gibiydi gidişin. Sen adım, adım uzaklaşırken benden çöküp kaldı bedenim olduğu yerde. Nice terk edişlere dayanan bu yürek bu kes yenilmişti. Bu kadar zayıf değildim ben, kalkmalıydım. Kalkamadım... Gittin... oysa ben geldiğin gün gideceğini biliyordum. Hazırdım gidişine. Kaçak zamanları yaşıyorduk. Zaman bitecek ve sen gidecektin. Bense gidişinin ertesi günü hayatıma kaldığım yerden devam edecektim. Edemedim... Başlayamadım... Gittin... bir şey söyledin mi giderken? ‘KAL’ dememi istedin mi? Son bir kez ‘ SENİ SEVİYORUM ’ dedin mi? ‘BEKLE BENİ DÖNECEĞİM’ dedin mi? Beynim öylesine uğulduyordu ki... Duyamadım... Gittin... Nereye gittiğin önemli değildi. Binlerce kilometre uzaklarda dahi olsan, iki metre ötemde de fark etmiyordu. Artık yoktun ve asıl bu düşünce beni felç ediyordu. Kurtulmalıydım senden, bu yokluğun duygusundan kurtulmalıydım. Kurtulamadım... Gittin... unutulanların arasına katılmalıydın. Anıları bir sandığa koyup hayatı bir yerinden yakalamalıydım. Bu aşk noktalanmalıydı, bu sevdadan vazgeçmeliydim. Yapamadım... Gittin... bir okyanusun ortasında, tek küreği kaybolmuş sandalda dev dalgalarla boğuşan bir denizciyim artık. Bil ki; Sevmekten vazgeçmedim seni, bil ki seninle birlikte sevdanıda taşıyacağım yüreğimde. Bil ki seni... unutamadım... |
Çıksam, Çıkıp gitsem uzaklara, Burdan çok uzaklara, Yine yanımdasın ya, burkulur içim.. Hani sen gider gidersin de Evler,köyler durur ya orda, Akşamsa kuşlar göçer, Işıkları yanar evlerin, Bir hüzün çöker ya hani Karanlık iner dağlara.. Buğulanır gözlerim,burkulur içim.. Kaçsam, Kaçıp bağırsam dağlara, Feryadım yine sen olursun ya, Burkulur içim... Hani bağırsan da çıkmaz sesin Uyansam bitse bu karabasan dersin, Bir gülüş, bir dokunuş arar yüreğin.. Uyanır bakarım yoksun, Boğulur sesim... Girsem, Girip yıkansam sulara, Buz gibi denizlerde yanar, Etim cayır cayır seni bağırır ya Burkulur işte o zaman içim... Aksini görüp sularda Sarılır kucaklarım hayalini... Koşsam, Koşup karışsam kalabalığa, Gürültülü, cıvıl cıvıl, Işıl ışıl vitrinler Gidenler gelenler. Telaşlı koşarak yürüsem, Sanki bir yere yetişecekmişim, Aceleymiş işim, Bekleyenim varmış gibi hani... İçim burkulur yine Sen gelirsin aklıma. Ayaklarım ağırlaşır gitmez... Buluşurmuşuz seninle Dediğimiz yer ve saatte. Özlermişiz, Elele yürür gülüşürmüşüz. Çok şeyimiz olurmuş konuşacak, Kimseyi görmezmiş gözlerimiz. Dünya durur, seyreder Yollarımız gül olurmuş ya hani, Dertler tasalar biter, Simit alır yermişiz Dilenciye para verirmişiz hani, İçim burkulur, burkulur içim... Kalksam, Kalkıp sofralar kursam, Mumları yaksam, donatsam, Herkesi çağırıp toplasam Sen gelirsin yine aklıma Burkulur içim... Hani çok açmışız da Güle oynaya iştahla Bağıra çağıra, döke saça yer, '' Bugün neler oldu neler '' diye Hepbir ağızdan konuşurmuşuz ya... Bir sessizlik boynunu büker, Yemekler tatsız tuzsuz olur, Kurur ekmek, lokmalar büyür. Çınlar tabak çatal Sessizlik ölüm olur Dağıtmak için pusu Sözler diken olur, Sofra küser, Gönüller alıngan olur... İçim burkulur burkulur... Düşsem, Düşüp yatsam yataklara, Sen gelirsin yine aklıma... Hani çocukmuşuz, hasta olmuşuz Gözlerimiz baygın, buğulu Yanaklarımız al al, ateşli, Dışarda oyunlar oynanır neşeli Kalkamaz yataktan Kesiliriz ya iştahtan hani... Öyle işte, boynum bükülür Sen gelirsin aklıma öksüz, yalnız Bakarım camdan, yoksun Burkulur içim.... Ölsem, Ölüp gitsem mesela, Nasıl öldüğümü bilmeden, aniden. Sen gelirsin aklıma yine... Hani ölmüşüm de Sevdiklerim, sevmediklerim, Üzgün, ağlamaklı herkes. İyiliğim, güzelliğim, bahtsızlığım, Pişmanlıklar, keşkeler, feryatlar.. Ürpertiler rüzgarla karışık, Sessiz dualarla örtülür ya toprak... İçim burkulur, üzülürüm.. Ölüp gittiğime değil de Seni burda yapayalnız, bensiz Koyup gittiğime yanar, yanar içim... Sen aklıma gelince Sessizce akar süzülür gözyaşım. Sevdiğim, yoldaşım, aşkım... Burkulur yanar içim |
Kuşa Görünme her sabah nafakamı getirir bir kuş nereye kaçayım o kuşun elinden kuyulara saklansam kuyulara girer tavan aralarına kaçsam tavan aralarını bilir tabutlukta yatsam gelir beni bulur sabahları gel kız tabutluğa gir benimle memelerin kan içinde bacakların yaralı nafakamı beraber yiyelim ve paçavraların işitmiyor diye bana sokul gel kız tabutluğun içinde yat benimle yalnız kuşa görünme sabahları Kaynak: Om Mani Padme Hum (1953) Asaf Halet Çelebi |
Aşk Kırıntıları yaklaştırsana yavaş yavaş kendini bana. al içine tekrar derinine sakla,kat kasırgana. yalan söyleme bak gözlerime bitmiş olamaz. yokla ceplerini aşk kırıntıları kalmış olmalı biraz. yürürüm ipte,ağım yokken hem de, kopkoyu içim inan çok çalıştım bu kalpsiz dünyayı sevebilmek için . neyim var ki sanki senden başka hadi son bir kez ceplerini yokla aşk kırıntıları kalmış olmalı biraz. aşk kırıntılarıyla doymaktansa aç kalırım tek başıma bu hayatta. paylaşacak bir şey artık yoksa bir erkekle bir kadın arasında |
http://www.yazgulu.com/karisik/eysevgili.jpg http://www.yazgulu.com/karisik/eysevgilibas.jpg Sevgili En sevgili Ey sevgili radyoda bir yanık bir sevda türküsü...yüreğime yüreğime vuruyor... seni getiriyor uykularından... kahve içiyorum sevgili... hücreyi andıran odamda şiirler büyütüyorum.. bir ağrı gibi saplanıyorsun sol yanıma aynalarda bakışını arıyorum sevgili simeranyayı düşünüyorum... karkent düşleri görüyorum kimsesiz odamda... üşüyorum sevgili..sen yoksun... aşkı düşünüyorum sevgili... aşkı yazıyorum "Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. Aşk bir yolculuktur sevgili...Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur... " ahh yüreğim... aşka aşık yüreğim... yüreğimde med cezirler senin dalgaların kıyına vuruyorum köpük köpük topla beni... sevgili... aynalara değil geceye tut beni |
Acılara Tutsak Neden bu yaşam böyle Soguk kuru buruk? Neden gecem, gündüzüm bir, Işıklar.. kopuk kopuk? Içimdeki bu hiçlik Uzar da gider, uzar da gider. Yaşamak istiyorum bir sevmelik Bu kadari bana yeter. Mutsuzlugun karanlik yollarinda kör, Zaman gerçegine tutsak olmuşum. Yenik düştüm acilarima durdu asansör - Dört duvar arasinda - Kendime yasak olmuşum. Umutlarimi yiyorum Işiksiz, neş'esiz, tedirgin. Ve ben yalnizligimda tek. Acilar sonsuz, acilar geniş, acilar zengin. Zaman gerçegine tutsak olmuşum, Kendime kendim yasak olmuşum. |
Sarsılmış Duygular Sarsıntılarını atlatamadım Senin depremlerinden Göçük altında bıraktın kalbimi Karanlıkta kalmış dugularım Enkazından kurtulmayı bekliyor. |
| Saat: 21:05 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık