![]() |
O Yol Sevgilimin yolu O yol öyle bi yolki mehtaba bakan Aşıkların aşklarını pekiştirdikleri İşte böyle bi yol Ve ben bu yolda yürüdüm ve Çok mutluydum Ama şimdi halime bi bak Darmadağın bitik durumdayım O yoldan geçmemek için Çektiğim acı Ama asıl acı kalbimdeki acı Kim bilebilirdi ki bizim ayrılacağımızı Ferhat Şirini nasıl sevdiği ise Mecnun Leyla’ya nasıl bağlandığı ise Bende seni öyle seviyordum Batuhan Altınok |
Çocuktan Al Haberi Çocuktan aldım haberi yakın, diyor güzel, diyor dopdolu, diyor iştecik, şuracıkta iştecik yolu, diyor Çocuktan aldım haberi iyi, diyor açık, diyor kurtuluş, diyor iştecik, şuracıkta koş birazcık koş, diyor Çocuktan aldım haberi oh, diyor tatlı, diyor sıcacık, diyor iştecik, şuracıkta diren azıcık, diyor Koştuk direndik yorulduk Düştük anılar ırmağına ey çocuk Bak işte kan içinde yumruğumuz Belki senin hakkındır mutluluk Hasan Hüseyin Korkmazgil |
önce ben sevdim Dudaklarım belki cesaretsizdi Ama, Tutkulu gözlerim o iki kelimeyi defalarca söyledi. Sana önce ben söyledim Tek ortak yanımızın yalnızlıktan korkmak olduğunu. Yanlış yerde, yanlış insanlara sığınmak isterken, İlk defa sevdi kalbim. Seni önce ben sevdim... Ömrüm boyunca gözüm senden başkasını görmeyecek, Ömrüm boyunca gönlüm senden başkasını sevmeyecek, Diyecek kadar gerçek sevdim. Önce ben gördüm gözlerinde bozkırları. Ve o bozkırlarda açan çiçekleri... Ve o bozkırlarda akan nehirleri... Seninle geçen her anım, tüketirken derdi,kederleri Seni önce ben sevdim bir tanem, önce ben sevdim.... Bir durak vardı ya, İmaret Çarşısı'nın karşısında, Seni önce ben bekledim bu sevdamın son durağında. Gelince lokumun, kaymağın tadını Gidince de, Kafein gibi haşhaşın acısını bırakırdın damağımda. Sana önce ben kızdım, Beraberliğimizin en güzel zamanında, Ellerimi bıraktığında. Ağlıyorken, önce ben sildim ıslak gözlerini. Sana önce ben okudum, o ağlatan sevda şiirlerini. Bu şiirimi de öyle bir zamanda duyacaksın ki, Defalarca ağlayacaksın. Ve her okuyuşta, Mazinde yitirdiklerini tekrar kalbinde bulacaksın Neden sana bir gün olsun, Seni Seviyorum diyemediğimi de anlayacaksın. Anlamasan da, Seni önce ben sevdim. Ömrüm boyunca gözüm senden balkasını görmeyecek, Ömrüm boyunca gönlüm senden başkasını sevmeyecek, Diyecek kadar gerçek sevdim. Önce ben gördüm gözlerinde gökyüzünü Ve o gökyüzünde süzülen kuşları... Ve o gökyüzünde kayan yıldızları... Ben seni tanıdığımda unuttum, Beni sızlatan tüm vefasızları, Beni ağlatan bütün hayırsızları. Seni önce ben sevdim bir tanem, önce ben sevdim... Sokağında gezdim. Her gün pencereni, Her gün yollarını gözledim. Seni önce ben özledim, Sadece mektuplarınla yetinirken. Önce ben gizledim, Geldiğin gün, bütün heyecanımı. Bundan sonra hep yanımda kalmanı istedim. Gördün ya güzelim sevdamın kılıcını, Her engelin damarını kestim hiç acımadan. Ağladığımı da gördün, "Güle Güle" dediğin zaman. Eyy hazan çağımı açan sultan ! Seni önce ben sevdim. Ömrüm boyunca gözüm senden balkasını görmeyecek, Ömrüm boyunca gönlüm senden başkasını sevmeyecek, Diyecek kadar gerçek sevdim. Önce ben gördüm gözlerinde deryaları. Ve o deryalarda yükselen dalgaları... Ve o deryalarda batan gemileri... |
Seni, seni bi seversem görürsün o zaman… tatlı şey seni! Hasta etme beni, o yosun gözlerini açıp açıp bakma öyle Gözbebeklerindeki yaramaz, sevimli afacana hastayım ben senin Yemyeşil ovaları, rengarenk çiçekleri yaşatıyorsun sanki bana, İçimdeki çocuk yanlarıma arkadaş oluyorsun, haberin olsun. O yeşil gözlere bir dalarsam, bakışlarımı alamazsam Seni bi severim görürsün o zaman… Penceremin pervazında, nerden çıktığını bilmediğim Minik bir serçe var, öylesine sevimli ki Ellerimi uzatıp avuçlarıma almak istiyorum seni Okşamak, sevmek, en sıcak yürekliliğimle Aşkı öğretmek istiyorum sana, hissettiğim kadarıyla Sevdanın kollarına atmayı, sana sevgiyi yaşatmayı istiyorum Nereye gidersen git, eninde sonunda döndüğün omuz ben olursam Seni bi severim görürsün o zaman… En son saçlarına dokunduğumda, tel tel titredi yüreğim Sonra dayanamayıp, bir nefes çektim kokusundan ciğerlerime Sonra, doymak bilmez açlığımla sana, bir nefes daha, bir nefes daha… Bir gün, bir yarışmada soru olarak çıksa karşıma… ‘’cennetin kokusunu tarif edin diye’’ İşte bu derim, işte bu saçların kokusu cennettir bana. Ve bana gönderilen meleğimde sen olursun, olurmusun…? Eğer sen, yalnız benim olursan, Eğer sen yalnız benim ruhumla yaşarsan, Seni bi severim… Seni bi severim görürsün o zaman… Refik KESTEM http://www.gizlimsn.com/joopssXX/statusicon/user_offline.gif Mynet VDO - Refik KESTEM |
İncitir tenini Kim olursa olsun sevişmek, İncitir yüzleri olmayan bedenlerin Kimsesiz hazları... Çarmıha gerilmiş ruhlar Döner boşluğun çarkında. Bir elin burada, bu aşksız zamanlarda, Bir elin yorgun kalbinde, Döner bir gün döner diye beklersin, Tenini incitmeden kalbinin kapısını açacak el, Eldeki incetilmiş büyü, sabır, yangın... Beklersin, beklersin... Beklerken, Kalbini bir ıssızlığa, umut dolu bir yokluğa emzirirsin... Cezmi Ersöz |
Aydınlık Uyan yârim, uyan, söndü yıldızlar, Gün, karşı tepeden doğmak üzredir. Her sabah güneşi seyreden kızlar, Mahmur gözlerini oğmak üzredir. Uyan yârim, sesler geldi derinden, Karanlık oynadı, koptu yerinden; İlk ışık, kapının eşiklerinden, Şimdi bir gölgeyi koğmak üzredir. Sevgilim, kapımı çaldı aydınlık, Baygın gözlerimi aldı aydınlık, İçimde tıkandı, kaldı aydınlık, Bu aydınlık beni boğmak üzredir. Necip Fazıl KISAKÜREK |
Ben yüreğime sevmeyi öğrettimde, Sana öğretemedim yada sen, Sevmeyi bildinde kendince bana veremedin kalbini. Son arzumdun her zaman yaşamımda, Ama ölmeyi becerdimde kendimi anlatmayı beceremedim. Yada sen beni anlamayı istemedin. Gri bulutlar altına vurdun beni yüreğimle, Sessizliğimi feryadımla kilitledin konuşamadım. Ellerimi her uzattığımda kabuslarla ulaştırmadın. Sen beni sevdin ama göstermeyi kendine yakıştıramadın. Herşey küçük egolarının tatmini içinde, Bir yürek ölmüş senin aldığın efes nerede? Bittiğimde sen kaybolmayı seçip gittin ellere. Dön dedim ama sesimi sana duyaramadım, Yada sen duymak yerine sağır olmayı yüreğine yakıştırdın. Bu kalbin sesini dua gibi semaya yönelttim, Melekler dualarımı duydu yazdı defterlerine, Sen kalbine sokupta yazmayı denemedin. Oysa giden ben olacaktım el vermediğin sevgimde. Sen bunu bildin ama görmezlikten gelmeyi seçtin, Yada gurur denen iblisine boyun eğip beni terkettin. Gözlerinde sevgi damlacıkları yüreğine inmek istiyor, Ama sen benden yana bakmamayı seçiyorsun. Üçbeş kuruş yalan hikayesi aşklara el veriyorsun. Benim ölümsüz sevgimi çiğnemeyi seçiyorsun. Ben ise senin zalimliğinde bitiyorum. Oysa sesimi duysan neler anlatıyor ruhum sana. Bana sen lazımsın diyen şarkılar yollarda. Ama sen hiçbirine bakmamayı seçiyorsun. Yolun sonuna geldim dayanmam artık daha fazlasına, Sabır tükendi,sen yoluna ben yoluma. Fazla naz aşık usandırır çık git hayatımdan. Yalan aşklara yelken açmışsın devam et yoluna. Benden bu aşka bu kadar emek. Ruhum ve ben sana diyoruz elveda, Güle güle sevmeyen yürek... yasemin kurt |
Acaba Nereden başlasam acaba yazmaya Anlam veremediğim şeylerden mi Gizli kapaklı yerlerden mi Bu ne çıkılmaz bir yokuş Bu nasıl bir değiş tokuş Kapılmışım yüreğimin akışına Bir sağa bir sola gidiyorum Arayıp bulamadığım karanlığın çıkışına Düşe kalka ilerliyorum... Bilmediklerim çıkıyor karşıma Fırtınalar fink atıyor Kara bulutlar çıkın karşıma İçimde bir ölü yatıyor Son hamlenizi yapın sıra bana gelecek Şah damarlarınızdan vuracağım sizi Bu karamsarlığım bir gün bitecek İşte ben burada dimdik duracağım Kemal Baş |
Kim Özlerdi Avuç İçlerinin Kokusunu O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler, arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer. Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile, en güzel yerde başlatılsaydı eğer. Utanılacak bir şey değildir ağlamak, yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer. Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık, çalınan birinin kalbiyse eğer. Korkulacak bir yanı yoktur aşkların, insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer. O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses, hiçbir zaman duyulmasaydı eğer. Daha çabuk unutulurdu belki su sızdırmayan sarılmalar, kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer. Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla, öylesine delice bakmasalardı eğer. Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de, kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer. Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin, son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer. Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman, meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer. Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman, beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer. Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla, tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer. O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi, yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer. O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar, son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer. Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri, her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer. Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de, dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer. Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel, namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer. Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından, dokunulası ipekten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer. Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de, sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer. Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine, kulağına okunacak biri olsaydı eğer. İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de, kartvizitinde "onca ayrılığın birinci dereceden failidir" denmeseydi eğer. Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar, ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer. Issızlığa teslim olmazdı sahiller, kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer. Sen gittikten sonra yalnız kalacağım. Yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini tutmak isterse... Evet Sevgili, Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu, kim uzanmak isterdi ince parmaklarına, mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!! can yücel |
Adı Bende Saklı Bölünür sancıyla uykular Sığınak değil en kuytular Gökte ay ondört ben dolunay Son hatıramı sinene sar Bu kadarına razıyım yar Uzak diyarlarda evli barklı Mutluluk en çok onun hakkı Bu yorgun, kırık, dökük hikayenin Adı bende saklı Dalda muhabbette kumrular Bana ayrılığı sordular Dedim afet, yangın, dedim kar Dedim adet aşkı vururlar Sezen Aksu |
ÖP BENİ Sana üşüdüğümü söylüyorum. Çocukmuşum da sanki çamura çıplak ayaklarımla basmışım soğuk bir kış gününde. Annem mi geliyor sen mi geliyorsun koşarak biraz da kızgın.? Annem mi sen mi? ...Üşümüşüm diyorum...Ben üşümem biliyorsun. Oysa üşümüşüm. Buz tutmuş ellerim. Bak parmaklarımın ucuna. Saçaklardan sarkan ve dikkat edilmesi gereken buz sarkıtları gibiler. Üşümüşüm diyorum. Isıtacak mısın? Öp beni o zaman! Sana estiğimi söylüyorum. Ucuz bir şarabın berbat tadı ile yaptığı iş arasındaki uçuruma düşüyorum eserken. Beni basınç farkları getiriyor sana. Eserken belki eski diye belki de es es es ki ki ki diye bağıran kekeme bir rüzgar oluyorum. Tadını değiştiriyorum dokunduğum yaprağın, sürtündüğüm toprağın, arasından geçtiğim saçların. Dağlar üzerinden gelen kaynağı belirsiz bir esintiyim. Eseyim mi? Öp beni o zaman! Sana geldiğimi söylüyorum. Ayaklarımı nerde bıraktım bilmiyorum. Bir telefon numarası gibi ezberliyorum kilometreleri. Aramızda üç tane iki... İki yüz yirmi iki. Ayaklarımı düşürdüğüm yerde her zaman senin kokun. Telefon direkleri eşlik ediyor bana, bulutlar benimle geliyor, çizgi halinde bir toprak benimle geliyor, sincapların endişesi benimle...Çok konuşan bir yolcunun sustuğu yerin yanındayım. Yalnız sana geldiğimi söylüyorum. Geleyim mi? Öp beni o zaman! Sana sustuğumu söylüyorum. Susmak derinlere inmek değil midir? İçerden konuşmak? Ancak içerden yanıtı olmak? Susmak dibe sarkıtılmış bir ağ değil midir? Ateşi saran oksijen? Sana sustuğumu söylüyorum...Dut yemekle süt dökmek arasında bir yerde olduğumu...Kedi ya da bülbülden birini yeğlemek değil midir susmak? Yalnızlığında kendini avlamak değil midir dudaklarını kapamak? Kapayım mı dudaklarımı? Öp beni o zaman! Sana gördüğümü söylüyorum. Olanlarla olabilecekler arasında, görülebileceklerle görülenler arasında düğüm atıyorum. Gördüklerim parantezler içinde geziniyor. Görmediklerimi ise sen evlatlık alıyorsun belki isteyerek belki istemeyerek. Ellerini gördüğümü söylüyorum. Uyanmışlar beden eğitimi yapıyorlar bedenimde. Gözlerin bir şiirin ilk karalaması gibi açılmıyor mu? Seni gördüğümü söylüyorum. Ama gözüm kapalı göreceğim. Kapat gözlerimi...Göreyim mi? Öp beni o zaman! Sana sevdiğimi söylemiyorum. “Bana sevdiğini söyleme, beni sev” diyor şair. Aşk bana inan(a) mıyor...Ben aşkı yalnız tanımlıyorum. “Üşüdüysen es, Geldiysen sus, Gördüysen sev” diyor rüyama nerden girdiği belli olmayan ak sakallı bir ihtiyar. Derin anlamlar arıyorum söylediklerinde sevgiye dair. Belki de üşüyorum, belki esiyorum, belki geliyorum, belki susuyorum ve belki görüyorum seveyim mi seni der gibi. Seveyim mi seni? Öp beni her zaman! ~ Evrim Nisan ~ |
Bu Kedi Başka Kedi Bu kedi benim kedim Tüyleri diken diken Ölecek stresten, Bakışları uysaldır İki çizgi gözleri, Dökülmüş tırnakları Acıların içinde Dolaşır sokak sokak Yorgundur ayakları. Bu kedi benim kedim Yolunmuştur tüyleri Munistir her bir huyu Bal şeker mırıldanır Asildir baba soyu. Bu kedi başka kedi Kaderi düğüm düğüm Gördüğü çile zulüm Dürüst yorgun sevimli Sevince olur deli. Bu kedi benim kedim Yüreği gonca güldür Yanağı taç yapraktır Sevgisinde riya yok Tutunca ellerini Sıcaktır her bir yeri Gözlerinde canlanır Özlem,sevgi,özveri. Bu kedi başka kedi İki çizgi gözleri Dökülmüş tırnakları Tüyleri diken diken Ölecek stresten... Ahmet TIĞLI 2.12.2006 (Sevgi Merdivenleri) Ahmet Tığlı |
http://img90.imageshack.us/img90/5500/liesbyblindedbysightes5.jpg DAHA NE KADAR SÜRECEK BU KAÇIŞLAR??.. yine nazlarda yine kaçışlardasın kaç bakalım daha ne kadar sürecek bu kaçışlar... ne zaman sussam ve ne zaman kötü olsam sanki hiç sevmiyormuş gibi sanki tanımadığın biriymişim gibi umursamaz ve rahat tavrınla deli edercesine beni kaç bakalım daha ne kadar sürecek bu kaçışlar... oysa ben kararımı vermişken tam gidecekken gitme diyen sen sensiz ne ederim diyen sonra yine kaçıp giden kaç bakalım daha ne kadar sürecek bu kaçışlar... sarsa bedenimi kordan geceler titretse ruhumu,eritse düşünceler duymasam sesini kahrolsam çıldırsam alamasam senden bir haber kaçma artık yeter kaçtıkça herşey biter sus ağlama,bağırma öyle hem kızmada gitmem gerekiyor bakma yüzüme öyle sadece sus,bu bana yeter bir kelime bile konuşma ne sesin duymak isterim ne görmek yüzünü sakın ümitlenme artık dönmem geri yasta tutma arkamdan tek bildiğin şeyi yap yine hadi kaç sen kaçtıkça yürek dolusu sevgiler uğruna serilmiş ömürler bir bir kaçıp giderler kalplerinde sana yer verdiler hani şimdi nerdeler diye sorma sakın şimdi onlar çok uzaktalar geride bir sen birde vicdanını bırakarak kaçıp gittiler hadi şimdide kaç göreyim seni hadi kaç ey sevgili vicdanından da kaç göreyim seni dememişmiydim sana daha ne kadar sürecek bu kaçışlar... EMRE SARIBOR... |
YÜZÜNÜ ARADIN SEN HEP http://www.e-sehir.com/siirler/images/503bar.gif Yüzünü aradın sen hep en çok sevmek isterken bile... Bir bulsan yüzünü bir bulsan insanlara dağıtılmış hasretini İstediğin gibi sevecektin Oysa utandın, utandın kendin oldukça en çok severken bile Sevdiğinin kişiliğine girdin bu yüzden Ne söylesen hep eksik kaldı Shaipsiz utancın gibi eksik kaldı Delice sevmeyi istedin aslında sen hep ama ne zaman böyle sevsen deli sevgini senden çaldılar Ne zaman söylesen sevgini, seni seninle böyle yüzünü araken bıraktılar... kıstın ateşini, küçülttün kanatlarını çekildin en arka odana Gölgelerini bıraktın pencerelere Ah bu hayattan sana kalan sadece deli sevgini özlemekti... Sana kalan, bu hayatta kendini delice özlemekti... cezmı ersöz |
ÖLÜMÜNE SEVMEDİK Mİ GECELERİN KARANLIĞI CEHENNEMİN SICAKLIĞI UNUT ARTIK AYRILIĞI ÖLÜMÜNE SEVMEDİK Mİ? ARAYA DAĞLAR GİRERKEN GENÇLİK ELDEN GİDERKEN BU ÖMRÜMÜZ BİTERKEN ÖLÜMÜNE SEVMEDİK Mİ? YOLLARIMIZ AYRILSADA KOLLARIMIZ BOŞ KALSADA KADER BİZİ AYIRSADA ÖLÜMÜĞNE SEVMEDİK Mİ? |
ACIYLA ERİR YÜZÜNE AŞIK ÇOCUK http://www.e-sehir.com/siirler/images/503bar.gif Ne zaman yüzüne baksam yalnızlığın o mutlu gerilimi O öksüz göl hızla derinleşir biliyorum,acılarım hiç bitmeyecek,bu öyle bir yeşil Ne zaman gözlerinin içine baksam,biliyorum ikimizi de aşar,o kapının ardındaki masal bense yüreğimin bu hallerinden korkar,kalırım bir hız trenine bindirilmiş küçük bir çocuk gibi geçip giden yüzlerine bakar kalırım Ömrün kısalığı çarpar camlara ateş hızla yayılır içerilere Akşam olur,evler dolar boşalır acıyla erir,yüzüne aşık çocuk Ne zaman gözlerinin içine baksam,bliyorum İkimizi de aşar,o kapının ardındaki masal cezmi ersöz |
DİYEBİLİRMİSİN EN GÜZEL ŞEY NEDİR DESELER, AŞTIR DİYEBİLİRMİSİN? EN ÇOK KİMİ SEVİYORSUN DESELER ADIMI SÖYLEBİLİRMİSİN? NEDEN AĞLIYORSUN DESELER SEVGİLİM İÇİN DİYEBİLİRMİSİN? BENİ UNUTMANI SÖYLESELER HAYIR DİYEBİLİRMİSİN? YAŞAMAK GÜZEL Mİ DESELER ONSUZ ANLAMSIZ DERMİSİN SÖYLE SEN KİMSİN KİMİNSİN DESELER AŞIĞIM VE YALNIZ ONUNUM DERMİSİN SÖYLE NERDE ÖLMEK İSTERSİN DESELER ONUN KOLLARINDA DİYEBİLİRMİSİN SEVGİLİM....................... |
Karanlık bir gecesinde Soğuk sokakta yürüyorum tek başıma, korkuyla Sinirle çıkmışım evden Aklımda sen, kalbimde sevgin... Sokakta yürürken seni düşünüyorum Gelecek hakkında planlar yapıyorum. Birden sinirim bozuluyor Gurbette olduğuma, seni geç tanıdığıma Lanet yağdırasım geliyor. Ama susuyorum, susuyorum Yürümeye devam ediyorum, içimde korku. Sensizlik içimde acı, yalnızlık canıma sıkıntı oluyor. Yavaş yavaş geri dönüyorum. Soğuktan kulaklarımın kızardığını hissediyorum. Az ilerden geliyor metronun sesi Her sabah üniversiteye giderken Penceresinden bakıp, seni düşündüğüm metronun sesi. Metroda hep ayakta gidiyorum, cam kenarındayım. Tam karşımda bir kız bana bakıyor. Ben ise aklımda sen, seni düşünüyorum. Metro yavaş yavaş dolmaya başladı. Kızla aramda insanlar var. Ben ise yine seni düşünüyorum. İşte ineceğim istasyon, aşağı indim. Merdivenleri hızla çıktım, sokakta yürüyorum. Sen yine aklımdasın, elime telefonu alıyorum. Seni arıyorum, Alo? diyorsun. Ben ise yine aynı şeyi söylüyorum. SENİ SEVİYORUM BİTANEM... |
O GÜNNDEN BERİ Hasretin bir yangın avuçlarımda Ayrılıp gittiğin o günden beri Ararım gölgeni boş duvarlarda Ayrılıp gittiğin o günden beri Sensiz diken oldu başımda yastık Mutluluğu hangi dolaba astık Odamda ne varsa yüzleri asık Ayrılıp gittiğin o günden beri Bu nasıl bir duygu bilemiyorum Kimseye ayrıldık diyemiyorum Adını kim sorsa eziliyorum Ayrılıp gittiğin o günden beri Ahmet Selçuk İlkan |
hayatla aramda yalnızca benim görebildiğim kocaman bir çember var sanki.. kocaman bir konuşma baloncuğunun içinde hapsedilmiş gibiyim.. başkasına ait bir konuşma balonu.. başkasına ait bir yaşam..öyle çepeçevre sarmışki bu çember.. sanki ses geçirmeyen bir duvar. insanların neler konuştuklarını duyamıyorum.. sadece ağzını açıp kapatıyorlar gibi.. ve göremiyorum yüzlerini net olarak.. ve sanki kimse beni duyamıyor.. kimse ne söylediğimi anlamıyor.. ve de kimse göremiyor asıl beni.. bendeki ‘’ben'’i.. sanki hiç bilmediğim biryerlerden kanıyorum.. kanım eksildikçe nefesim yavaşladıkça hissediyorum kan kaybettiğimi.. soluğım yavaşlıyor.. kalbim yavaşlıyor.. ve anlıyorum ki kanıyorum.. farketmeden ağlamak gibi..göremediğim biryerden,bilmediğim biryerden kanıyorum.. sanki vücudumda hiç bakmadığım baksamda göremeyeceğim bir yer var.. yada görmekten kaçtığım,görmezden geldiğim zayıf bir yer..ve o çemberin içinde kimse kanadığımıda görmüyor.. sanki doğduğumdan beri yalnızım.. yalnızlık değil canımı acıtan..hiç insanın ailesi canını acıtır mı .. canımı acıtan kendi soluğumun buharından başka ısınacak hiçbişeyimin olmaması…üşüyorum..canım yanıyor.. ve ben bilmiyorum gene .. neden kanadığımı bilmediğim gibi.. neden canımın yandığını da.. bilmiyorum…..hiçbirşey… |
Sevda Çınarı Neydi o günler gelip geçerdi. Neşe sevinç,coşku içinde Annemin sevinci,babamın sesi Delerdi içimi bir mermi gibi... Ah! ...Köyümün akan pınarı Pınar koruyan sevda çınarı İçimde dolanan AŞK fırtınası Salıyor köyümün dört yanını Gözümü açıyorum acı,nefret... Çirkeflik dolmuş içim,dışım Ağlıyorum, birçare halime Maziyi anıpta da, dolan gözlerle. artık ğüvenim yokki dünyaya Şu dost görünen, sahte simaya Duyun, inanmıyorum sevda sözüne İnansam ne çıkar,değişen nedir? Muzaffer Arslan |
|
Beyaz ile siyah renkler,birbirine zıttır Gündüz ile gece birbirinden umutludur Bunların ikiside,biri olmayınca diğeri yoktur Sevilmeyen yok ise, seven daha çoktur Siyah beyaz temel bir renktir Aşk ile kalp yaşanan bir derttir Gece ile gündüz ayrılık demektir Sevilmeyenle seven nasıl birleşecektir Dağ ile deniz,nasıl farklı ise Biri toprak,diğerinde su dolu ise Aradaki çizgi nasıl bir bağ ise Sevilmeyenle seven,böye birleşemeyecektir Aralarındaki sınır,kalkmadıkca Biri diğerine uyum sağlamadıkca İki gönül bir birine, akmadıkca Sevilmeyenle seven,birleşemeyecektir 3.9.2007 Bahattin tonbul |
biz üç kişiydik Biz üç kişiydik; Bedirhan, Nazlıcan ve ben Üç ağız, üç yürek, üç yeminli fişek... Adımız bela diye yazılmıştı dağlara taşlara, Boynumuzda ağır vebal, koynumuzda çapraz tüfek... El tetikte kulak kirişte Ve sırtımız toprağa emanet... Baldıran acısıyla ovarak üşüyen ellerimizi, Yıldız yorgan altında birbirimize sarılırdık. Deniz çok uzaktaydı Ve dokunuyordu yalnızlık. Gece uçurum boylarında, Uzak çakal sesleri Yüzümüze, ekmeğimize, Türkümüze çarpar geçerdi. Göğsüne kekik süredi Nazlıcan, Tüterdi buram buram. Gizlice ona bakardık, Yüreğimiz göçerdi... Belki bir çoban kavalında yitirdik Nazlıcan'ı, Ateşböcekleriyle bir oldu kırpışarak tükendi. Bir narin kelebek ölüsü bırakıp tam ortamıza, Kurşun gibi, mayın gibi tutuşarak tükendi... Oy Nazlıcan vahşi bayırların maralı, Nazlıcan saçları fırtınayla taralı, Sen de gider miydin böyle yıldızlar ülkesine, Oy Nazlıcan oy can evinden yaralı... Nazlıcan serin yayla çiçeği Nazlıcan deli dolu heyecan Göğsümde bir sevda kelebeği Nazlıcan ah Nazlıcan... Artık yenilmiş ordular kadar Eziktik, sahipsizdik Geçip gittik, parka ve yürek paramparça, Gerisi ölüm duygusu, gerisi sağır sessizlik, Geçip gittik, Nazlıcan boşluğu aramızda... Bedirhan'ı bir geçitte sırtından vurdular... Yarıp çıkmışken nice büyük ablukaları, Omuzdan kayan bir tüfek gibi usulca, Titredi ve iki yana düştü kolları... . Ölüm bir ısırgan otu gibi sarmıştı her yanını Devrilmiş bir ağaçtı ayışığında gölgesi Uzanıp bir damla yaş ile dokundum kirpiklerine Göğsümü çatlatırken nabzımın tükenmiş sesi... Sanki bir şakaydı bu, birazdan uyanacaktı, Birazdan ateşi karıştırıp bir sigara saracaktı Oysa ölüm sadık kalmıştı randevusuna ah O da Nazlıcan gibi bir daha olmayacaktı... Ey Bedirhan; Katran gecelerin heyulası, Ey Bedirhan; ****** pusuların belası Sen de böyle düşecek adam mıydın konuşsana, Ey Bedirhan ey mezarı kartal yuvası... Bedirhan mor dağların kaçağı Bedirhan mavi gözleri şahan Zulamda suskun gece bıçağı Bedirhan ah Bedirhan... Biz üç kişiydik Üç intihar çiçeği Bedirhan, Nazlıcan ve ben Suphi... yusuf hayaloğlu |
Ölüme düştü akşam tülbentten süzdüler bataklığı öksüz bir arı kuşu kaldı. Dalgaya düştü deniz unutup tuza döndü koynundaki balığı Maviye düştü kırlangıç kanadı bulutla oynuyor düşler ışık yokluğun öbür adı. Sevgi çağırınca düşmez savur umutlarını yele göğe yükselsinler hele. A.Kadir Bilgin |
ŞİİRLE VEDA Beynimde kalbime tezat bir dönme dolap misali mantığım havada sihirli bir esinti var eflatun bulutlar uykulu son tangolarını yaparken alev saçları savruk güneş güne veda eder yavaş yavaş kadife bir gece başlar evren hercai bir deniz sanki birazdan yıldızlara meftun gümüş perçemli aykız samanyolunda gezer pırıltılar duygu yağmuru olur yağar inci inci saçlarıma dudaklarımda hüzzam bir şarkı yüreğimde hülyalı şiirler raks eder ah....... ah o şiirler seni bana getiren satırlar işte böyle bir gecede mavi bir yıldız parladı dev bir ay doğdu yeni gezegenler aşk dünyası oluştu bizim dünyamız sen ve ben vardık orada saf temiz katıksız bir sevda başladı haykırdım her hücremle seviyor seviyor seviyorum gök kubbede yankılar melekler de inandılar bu ender aşka ama sen beğeni var aşk yok dedin ben senin canım gülüşünü öpüşünü Papağan misali noktasız virgülsüz konuşurken beni sessiz sedasız sabırla dinlemelerini kucağında çiçeklerle sürpriz yapıp kapımda duruşunu uzun zaman suskun kalan telefondaki utangaç ihtiraslı sesini sevdim çok sevdim ama en çokta sende ki seni içindeki seni sevdim gerçek sevginin varlığını bilmeyen asla aşık olmam diyen sen gerçekciydin sevmeden seviyorum demedin fark etmez dedim ben seni ikimizede yetecek sevgimle sevdim sana olan hislerim boran oldu tüm şiirlerimde çavlandı mantığımın isyanlarına aldırmadım aşkta mantık olmaz dedim yaşadım sevdamın ac kollarında lakin acı gün geldi mantık kazandı kalbim sevgini haykırsada tebessümlü kelimeler dudaklarımda dondu kaldı dilimde sadece acı bir merhaba var mutluluğun zirvesine ulaştığım anıları sen dolu şiiridefterimi kapadım artık gerçek dostum mantık ümitle teselli edercesine mırıldanırusul usul her bitiş yeni bir başlangıca yoldur yaşamda sadece karşılıksız sevgiler var sanma gönül gözü ile bak yaşama yeni güne yeni bir aşka mutluluk dolu bir şiirle başla hayat ayıkol |
Mavi Mavi Sevdim Seni Bir tek şeyi unutma! Seni sevdim ben. Kalbim şimdi bir sokak çocuğu Kelebekleri göç etti gönlümün Issızlaştı hayat sanki Sanki, sabahı eksik şiirlerimin. Sanki, gecesi hep kanayan bir yara Ve sanki, artık hep kanayacak... Ağlanacak bir aşkın kıyısına vurduysa gözlerim Çare yok, ağlayacak. Bir tek şeyi unutma! Seni sevdim ben. Kapıları kendime ben açamadım Ya da yanlış saatlerde bekledim gelmeni Düşünüyorum da sen gideli ne çok yalnızım.. Sarmaşık aşkın sarısında kaldım, sarılamadım. Savunamadım seni kimselere Anlatamadım seni kimselere Kimsesiz kaldım,En çok da sensiz... Bir tek şeyi unutma! Seni sevdim ben.. Sana uyumak,Sana uyanmaktı hayat. Sıratını geçtim yaşarken korkmadan Korkumu geçtim cesaretle, ihanetle Berduş bir yalan masumiyeti öptüm bile bile Tek sen gitme diye Sonbahar oldum yaprak yaprak Ağaç oldum köklerimi unutarak Tesellisiz bir geceye fırlatıldım Kalbimi dar kafese kapatarak İçimdeki bir kanarya Hiç susmadan ağlayacak Bir tek şeyi unutma! Seni sevdim ben. Yakamozlarında yıkadım sevdamı çırılçıplak Seni sevdiğimi bağırdım mehtabına Beyazında akladım bulutunun Mavi mavi sevdim seni içim kan ağlayarak Bir tek şeyi unutma! Seni sevdim ben. Anlattıkça kış vuruyor satırlarıma Anlattıkça üşüyor, anlattıkça ısınıyor yüreğim. Bugün sardunyalarım da açmadı Belki de küskün renklere Ellerimde günah gibi yaşayamadıklarım Sensiz soluyorum anlayacağın Mavi mavi ölüyorum Duyuyor musun, orada mısın, Var mısın, yok musun? Bir tek şeyi unutma! Seni sevdim ben. Yanarak, yıkılarak Aklıma her geldiğinde ağlayarak.... Naşide Göktürk |
AŞK İKİ KİŞİLİKTİR Değişir yönü rüzgârın Solar ansızın yapraklar; Şaşırır yolunu denizde gemi Boşuna bir liman arar; Gülüşü bir yabancının Çalmıştır senden sevdiğini; İçinde biriken zehir Sadece kendini öldürecektir; Ölümdür yaşanan tek başına, Aşk iki kişiliktir. Bir anı bile kalmamıştır Geceler boyu sevişmelerden; Binlerce yıl uzaklardadır Binlerce kez dokunduğun ten; Yazabileceğin şiirler Çoktan yazılıp bitmiştir; Ölümdür yaşanan tek başına, Aşk iki kişiliktir. Avutmaz olur artık Seni, bildiğin şarkılar; Boşanır keder zincirlerinden Sular tersin tersin akar; Bir hançer gibi çeksen de sevgini Onu ancak öldürmeye yarar: Uçarı kuşu sevdanın Alıp başını gitmiştir; Ölümdür yaşanan tek başına, Aşk, iki kişiliktir. Yitik bir ezgisin sadece, Tüketilmiş ve düşmüş gözden; Düşlerinde bir çocuk hıçkırır Gece camlara sürtünürken; Çünkü hiç bir kelebek Tek başına yaşamaz sevdasını, Severken hiç bir böcek Hiç bir kuş yalnız değildir; Ölümdür yaşanan tek başına, Aşk iki kişiliktir. Ataol BEHRAMOĞLU |
Mutluluk Yemyeşil bir bahçe ortasındayım, Dört yanımda, öbek öbek çiçekler... Rüzgârın eliyle titrer yapraklar, Bilmezler ne zaman dökülecekler: Güneş ışığını vurmuş üstüne, Baharın yeşili sarmış her yanı. Bulutlar dökerek yağmurlarını Ki yeşil bir kucak alır insanı. Kokular karışmış birbirlerine, Yemyeşil bir halı üzerindeyim. Gözlerimde çiçek çiçek derilmiş Bir kutlu alemin eşiğindeyim. Sanki bir ziyafet ortasındayım, Ağaçlar vermişler meyvelerini. Geçirsem diyorum herkesten uzak, Bu yeşil bahçede senelerimi. isimsiz kral |
SENMİSİN Bu nasıl hüzündürki gönlüme çöken Senmi varsın yoksa içinde Salına salına geçen Bir ümit savurda git sensen Bir sızım var tedavisi gecikmiş Bir ilaç eylesen Yaraları kapayarak geçsen Eğer geri dönmeyeceksen Tuzlarını eritemedim bastığın giderken Evet çok ağır diyemedim Sen ağırmı geldi derken Yıllarca kurtulamadım sayısız bir sözden Çınladı durdu yüreğimde Hadi şimdi doğruyu söyle Eğer sensen hüznüme değen Bende birdaha seni anmıycam Eğer sen değilsen gönlümden geçen alıntı |
AĞLAYACAKSIN Bir buruk pişmanlık sarınca seni Aldanmak ne demek anlayacaksın Çok arayacaksın bir dost elini Yalnızlık ne demek anlayacaksın Yakınca içini aşkın ateşi Sevmek ne demek anlayacaksın Yalansız aşkımı ,seven kalbimi Söylenen yalanlar yıkınca seni Kırınca ümitlerini Hatırlayacaksın mazide beni Yaptıkların için AĞLAYACAKSIN... |
OZLUYORUM Özlüyorum seni. Gücüm yetmiyor unutmaya Özlüyorum Elini tutmayi sesini duymayi Boynuna sarilip omuzunda aglamayi Nedensiz sevinçleri Hasret dolu sevgi dolu simsicak düslerimi Özlüyorum Gücüm yetmiyor unutmaya Seni aramazsam unuturum sanmistim Girmez sanmistim hayalin beynime Geceleri düslerimde Gündüz baktigim heryerde seni Özlüyorum.. Renkler gitmenle soldu Kirmizi kirmiziligini unuttu Mavi maviliginin farkinda degil Beyaz yanliz sen giydiginde güzelligini haykiriyormus Özlüyorum Bu özlem bu bekleyis hiç bitmiyecek Ruhumda sana açan eflatun renkli çiçekler solmayacak Olmasanda sensiz sensizligi yasatacagim Sensiz seninle olmayi basaracagim Sonun yaklastigini hissettigim gün Beyaz, bembeyaz mendilimi sallayarak Sensiz yasamin kahrediciligine veda ederek Seninle sonsuzluga kavusacagim.. Gülay Atilay |
TEK SENDE KALAYIM Aşksız yaşamaktan bulanık yüreğim ah eder kirlenmiş mi herkes dilsiz gezer kim kimi dinler mızrapta inleyen teller benim sevdamı söyler uzat gülüşünü gönül pınarım sana aksın Hovardaca harcadım hayatı artık huysuzum Kerbelada unutuldum bir sevgiye susuzum gölgeli telaş sardı her yanımı uykusuzum uzat dizini başımı dayayıp dinleneyim Catlayan bir serap oldu hayatımda ne oldu adrese varmayan pulsuz postaya döndü soldu içimde kendimi dolaşırım yollar yoruldu uzat ellerini tutsana beni çok bitkinim Günler askıda kuruyan yaprak yaşamıyorum kırılmış narin çiçeğim mutsuzluk saçıyorum başkaldırdım anılara kendimden kaçıyorum uzat bakışını yoktan gelip tüme varayım tek sende kalayım SERDAR SAN |
Tek tabanca hüzün Yılların arenasın da ayların son dansı Aylar kıvırdıkça haftalar yitirdi şansı İçimde bir şeyler yaralı biraz da kansı Tek tabanca hüznü içe içe öleceğim... Avucumda bir damla göz yaşı can çekişir Parmaklarım uyuşmuş,kollarım sa çelişir Aklımın zoru yüreğimle,fikrim ruhum da ekşir Tek tabanca hüznü seve seve öleceğim... Dudaklarım mühürlendi şiirlerimin tortusuyla Dişlerim kilitlenmiş,dilimin derin uykusuyla Boğazım düğüm düğüm,söz olur korkusuyla Tek tabancasın hüzün diye diye öleceğim... Ayaklarım mıhla hicran kavşağına çakılmış Dizlerim titrerken,oturup ta seyrine bakılmış Menfaat üzre olmak sa en güzel akılmış Tek tabanca hüznü ar bile bile öleceğim... Öyle hasretim ki şimdi ben de ana kucağına İçimdeki yağları eriten giden yalansız sıcağına Bir dönebilsem çocukluğuma baba ocağına Tek tabanca hüznü vura vura öleceğim... HÜZÜN ŞAİRİ (08.07.2007 23:24:00) Nimet Yıldız |
Yüzünde eller sonsuz denizin Gömelim yüreğe dediğim durum Saçların en derin bir gökyüzüdür Varamaz ellerin merdivenleri Her an bir güvercin çırpınır durur Kalp atışlarında ve gözlerinde Bir sırdır içinde evler anneler Çocuklar başında bir yeşil çelenk Göklerden bir haber gibidir umut Görünmez bir yerde saklanmış mahçup Su gibi içtiğin çok zor son on yıl Sadakat anıtı bir sonbahardır Duygu ve sabırdan bir deri giydin Kuşandın demektir ölümsüzlüğü Bulutlara gömülü sedeften yüzün Dünyanı kuşatmış destansı hüzün M. Akif İnan |
Kaybolan Yillar Hatirlarmisin gecenin bir vaktinde pencereni açip yildizlara bakardin, Ben ise pencerenin kenarinda duran iki saksi çiçegi arasinda açan yildiz gözlerine bakardim. Bazen gülümser bazen aglardin , içindeki arayista kendimi arardim. Oysa sen yildizlarina adini koyarken ben ise saçlarinin her bir teline bir isim koyardim. Uzun kis gecelerinde pencerenin bugusuna parmaklarinin ucuyla papatya çizerdin. Bir çocuk gibi gülümser bir cocuk gibi dudak bükerdin Ben ise içindeki sakli çocugu gözlerimle severdim ve bir cocuk gibi aglardim aglardim aglardim. Ama sen hala çocuktun görmezdin. Limanda vapurlari izleyisini izlerdim bazen, saçlarini tarayan ruzgari , el salladigin vapurlari kiskanirdim. Oysaki denizlerden daha derin, vapurlarin ufkundan daha gizemli yuregime hiç el sallamazdin, Çünkü sen çocuktun ve ben bir cocuk gibi aglardim aglardim aglardim. Beyazlara bürünen güvercin gibi avucumdan uçup gittigin gün, yüzünde gülücükler, saçlarina savrulan çiçekler , adim adim mutluluk dedigin yaban ellere yürürdün. Oysa ben üstüne savurdugum umut karanfilini saçlarin tasimaz düsürürdü, ve üstüne basip gectigin zaman, bir volkan gibi yanardim yanardim yanardim. Mutlu deilsin , oyle duydum tanidiklardan , Gözlerinden akan yagmurlar beni arar, Vapurlara el sallamiyorsun artik. Oyle masum bakiyorsunki denizlere , belkilerle baktigin vapurlardan çikarim karsina diye. Oysaki o limanda yeni bir umutla kaybolan yillarimin arasinda seni hergün ararim ararim ararim. ismail Akman |
Bir kutu dolusu yaşam gönderiyorum sana,sade bir kurdeleyle süslenmiş. Çöz kurdeleyi ve kaldir yavasça kutunun kapağını. Mavi bir gül koydum içine Ebedi sevgiyi gör yaşa ve hisset diye. Kocaman bir fırça ve bin renk koydum kutuya Bir cennet resmi yapıp içine gir diye. 19 yapraklı papatyalar yerleştirdim Falında şansa yer bırakma diye. Düşler serpiştirdim gizlice,düş kurmayı unutma diye. Bir tanede elma şekeri yerleştirdim,içindeki çocuğu yeniden tadabil diye. Boğazın kokusunu,çayın sıcaklığını ve taze simidin tadını koydum içine İstanbul sevgisini yaşatalım diye. Güneğin batışını billur suyun sesini,kırmızıyı gelinciklerin saflığını,taze ekmeğin kokusunu ve bir gülümsemenin sıcaklığını da sığdırdım, Ruhlarımız aç kalmasın diye. Kutuya biraz da sevecenlik koydum,güçlü ol diye,çünkü acımasız olan güçsüzdür. Beyaz bir güvercin uçup kendi kondu kutuya, barışı ve özgürlüğü sunmak için. Kısa dünya hayatında kavgaya yer yok diye. Bir buket sevgi,bir yudum aşk ve yarım bir elma da koymadan edemedim. Paylaşmayı anımsayalım diye. Sevdiklerimize onlari sevdiğimizi söylemek için yarını beklemeyelim. Hemen simdi bunu yapalim diye. Içtenliği,umudu neşeyi, bağışlayıcılığı,hoşgörüyü,saygıyı özgüveni ve açık yürekliliği unutmadım. "Ben" in dışına çıkıp bize ulaşabilelim diye. Son olarak da bir kart iliştirdim kutuya bak bu kartta neler yaziyor. "Bu kutunun kapağını her kaldırışında yaşamla ilgili yepyeni şeyler keşfedeceksin.Yaşamak için yarını bekleme,al yaşamı kollarının arasına ve sımsıki sarıl,yaşamdan yalnızca almak yerine ona bir şeyler ver. Kısacası bütünüyle "Insan" ol. Unutma yasam dokuması henüz tamamlanmamış,olağanüstü güzellikte bir duvar halısıdır ve sana ait olan boşluğu yalnız sen doldurabilirsin.Kimseyi kırmamak ve üzmemek şartıyla istediğin her şeyi dene. Bir gün sonsuzluğun bulutlarına oturduğunda ne aklın kalsın geride ne de kırık bir yürek " |
Kirli Yüzlü Melekler sayende şayeban olduk istanbul şehri sayende sebil olduk aç kaldık sefil olduk yıldızlar dem çekti güvercinler gibi başucumuzda ve yaktı perişan eyledi sine-i sâd-pâremizi saplanıp hançer misâli bir hilâl sokaklar serseri biz serseri yüksekkaldırım’da bir cezayir şarkısını dile getirdi plâklar cadde-i kebir: bütün ışıklarını yakmış bir gemidir sinemalar neredeyse boşalacaklar vay anam vay sen ne dersin istanbul sen garip bir şair olsan söyle ne halt edersin kimin gücü yeterse kahretsin parasızlığı sefalet akıyor gürül gürül sokaklardan yol üstünde bir şehvet çarşısı tıklım tıklım yol üstünde sevda pazarlığı aşk pazarlığı kurtulamadık gitti bu denli kepaze hayattan hep böyle gecelerin koynunda yaşadık geceler serseri biz serseri karakoldaki aynada safran gibi kirli yüzümüz gözlerimiz hasta gözleri ellerimiz hasta elleri kırılmış kavala dönmüşüz sen söyle serseriler kralı istanbul sen söyle iki gözüm hangi merhem çâredir şu bizim yaramıza yel üfürdü su götürdü gençliğimizi elimiz boşa geldi meydanlarda kaldık meydanlar serseri biz serseri sağımız sefalet solumuz ölüm işte geldik gidiyoruz kahrolasın kahrolasın istanbul şehri Attilâ İlhan |
ACIMIN SOYADI Irmağın söğütlerin sesiyle Söylüyorum bu şiiri Senin o kırılgan sesinle Badem çiçeklerine Sabahın ilk ışıklarına Dönüştürüyorum hüznümü Hüznümü ve acımı Öfkemin karanlığı Korkutuyor beni Bir orman çiziyorum Sesime kattığın sevinçle Yalnızlığımın üstüne Kıyımlar yaşamış yalnızlığımın Kuşları unutmuyorum Ve su başlarını Bir geyiğin avcısına bakan gözlerini Sevgimin silgisiyle sildim öfkemi Öfkemi ve acımı Yerine yeniden adını yazdım Adın acımın soyadı Bedrettin Aykın |
YAN YANA İKİ ÜLKE GİBİYİZ SENİNLE Yan yana iki ülke gibiyiz seninle, ayın önünden geçen bulut, önce seni karanlıkta bırakır sonra beni, senden bana eser, yerine göre, yerine göre benden sana, şakaklarımızı serinleten rüzgâr. İki kıyı gibiyiz karşılıklı, hem ayırır bizi, hem bağlar birbirimize aramızda akan ırmak. İki tarih sayfası gibiyiz art arda, birinde başlayan cümlenin sonu, ötekinde düğümlenir ancak. Geldiği vakit hasat günleri, iki ayrı ağızda aynı anda beliren bir gülümseme gibiyiz seninle ve iki ter damlası gibiyiz alnında elbirliği ile üretilip kardeşçe bölüşülen bir dünyanın... Kemal Özer |
Kalbimde saklısın, zihnimde mıhlı Adını, her daim anar dururum Feryadımı duyar her vicdan ehli Ateşler içinde yanar dururum Gönlüm isyanlarda, dinlemez komut Gel de, gözlerimin yaşını kurut Yıkılır giderim vermezsen umut Gazsız lamba gibi söner dururum Mutlu bir çift görsem, sızılar içim Yüzüne hasretim, sevgine açım Seni, gözlemekten ağardı saçım Her sabah yoluna iner dururum Nurdan cemalini ölmeden görsem Bütün varlığımı yoluna sersem Senin, derdin beni eyledi sersem Çıkmaz sokaklarda döner dururum Aşk ile bağlanır bülbül, gülüne Figan eder pembesine, alına Rüzgârla savrulup, zülfün teline Kar tanesi gibi konar dururum Uslanmaz aşığa yüz vermesen de Tatlı bir gülüşle poz vermesen de Bir bahane bulup, söz vermesen de Ben yine şansımı dener dururum Hayat çekilmiyor yalnız başına No’lur çok bekletme Allah aşkına Resmini işledim gönül taşına Cansız hayalinle kanar dururum mehmet postallı |
SENİ BAŞKA SEVDİM BEN :( Çok zor senin yokluğun gözlerime sonbahar yağmurları düştüğünde ve sen her geldiğinde, yağmurlarla biriktin seni çok özledim sonra kırıcı kelimelerin ucunda dumana karışıyor bazen hayatımın ikilemleri. ve bu ne zaman isyana dönse, her günahtan sana kaçıyorum benim, benden kaçan mahkumluğum soluk soluğa yorgun senin gözlerinde bakmayı, bir becerebilseydim bütün gidişler diz çöküp... senin gözlerinde dünya yanıyordu fırtınaya gideceksen,kar çiçeği gibi inat benim her kaybedişim ben seni sen bilmedende sevdim, kendimden çok seni kaybettim belkide başkaları baktı gözlerinin buğusuna...ama ben en çok onları özledim başkaları oldu hep senin yanında...ama seni en çok ben özledim ve bütün gecenin kıyısında, senin uzağına doğru koştum ve hep gecenin kıyısında bekliyorum. sana asla gel demedim bunu duvarlara bile söylemedim hayatım da bir hücre gibi sana bölünmüş acılar var belki şimdi benim yanımdan gidecekler yok, yalnızlığın sana dönük bir yüzü var sadece, şimdi benim gidecek bir yerimde yok, çok deli, bu başı boşluk ve adı gökyüzünde bir dua gibi bunun, bunu sana söyleyemem bir adı yok bunun. seni üzdüklerinde hissettim bunu... çünkü yağmurluydu seni özlediğim geceler sen durgunca bakmışsan gecenin öteki yüzüne, benim içimde günahlar kavrulur içimde yıkık bir köşede bir yoksulun hıçkırığı gibisin asla karşılığın yok senin. seni onlardan başka sevdim ben yanında olanlardan çok başka.... BATTAL KARSLIOĞLU |
Seni Özledim Seni özledim sur kentim Bağrında doğdum Bağrında soludum havayı Bağrında yatanlarım var Bağrına basıp geçenlerin olduğu zamanda Sam yelinin serinliğini özleyişimle Burnumda tutuyor herşeyin Az kaldı yirmiden bir aşağı yirmiden bir yukarı Sana gelmeme az kaldı ansız kapını çalabilirim. Senden ayrılırken ölüm gelsin diye Dua etmiştim ölümü arzulamıştım Aslında bu kısa yolculuğa çıkarken Ölmek için başlamıştım bu sonu belli olmayan sefere Ama olmadı yapamdaım kıyıdan döndüm... Adın kimliğimde yazıyor diye Zulüm gördüm ezildim kahroldum kahredildim Senin adını lekeleyenlerden olmadığım halde Sabıkalı Olanlarla aynı kefeye konuldum Çünkü adın adımın önünde yazılı sur kentim Seni görüp o muhteşem tarihini bilmeyenler Seni lekeleyenlerle aynı anlayışta. Sana zarar vermekten Seni kötüleyip aşağı görmekten Sana hakaret etmekten Başka amaçları yok Ben herşeye rağmen Sana hayranım sur kentim Seni özledim Sağ olmazsa da Ölü bedenim gelecek Sana ulaşacağım Er yada geç geleceğim Beni bağrında saklayacağına İnanıyorum sur kentim Ben sana sevdalıyım Sana susadım bekle sağ gelmesem de Mutlaka ölü bedenimle geleceğim O gün 19 ocak cuma olacak Geçerse bu tarih bilki ölüm gelecek sana Ve beni unutma sakla bağrında Sur kentim seni özledim. isimsiz kral |
Aşk’a Dair Sen hiç aşık oldun mu dedim Olmadım dedi Ne yazayım sana dedim o zaman Aşka dair Biri vardı dedi Aşk değildi ama Aşka yakın bir şey Ne oldu dedim Öldü dedi Öldü mü dedim Evet dedi Korktum sormaya Aşk’ı mı öldü Aşık olduğu mu Biri daha var dedi Uzakta çok uzaklarda Görmüyorum,konuşmuyorum Anlat dedim Boş ver dedi Unuttum bile yüzünü Şimdi ne olacak dedim Biri var dedi Yeşil gözleriyle bana sıcacık bakan Bu da hayal olmasın dedim Hayır bu aşk galiba dedi İnanmadım önce söylediklerine Ama bir bulut geldi Üzerine bindi gitti Haklıymış dedim Aşk bu,aşık bu Mehmet Akif Gülhan |
Yağmur Karanlık gecenin bağrına düşen yağmur; Bir yüreğe korku verir, bir başkasına huzur. Geçen yılların her köşeye sinmiş izlerini, Damla damla koparır, siler alır yağmur... Bir şimşek çakar, şiddetlenir yağmur, Gölgelerin dolaştığı kuytu yerleri, Yıllar yılı gizlenen, saklı kalan her şeyi, Islatır da ıslatır, siler alır yağmur... Yalnız gönülleri hüzünlendirir yağmur, Biçare kalır seven, gönlü mahzun olur. Maziye dargın gözyaşlarıma karışır, Yanaklarımdan süzülür akar yağmur... Göklerden topraklara boşanan yağmur, Geçmişin günahlarını yüzüme vurur! Bir körpe fidana can veren bu yağmur, İçimde çınarlar deviren koca bir sel olur... Abacan Aşkısev Şenkal |
Sevgi - Aşk Sevgi, geleceği görmektir, dünü ekmek yarını biçmektir sevgi. Aşk, vaktim çok sanır ekmeye, yabanıl bir süreklilikte coşmaktır aşk. Sevgi, umudu bilemek karamsarlığı yenmektir. İçebakıştır sevgi. Aşk, meydan okumaktır bilenmemiş kılıcı sallamaktır hayata... Sevgi, hoşgörü ve anlayış taşır mekanına. Güvene ve huzura varıştır sevgi. Aşk, şiddeti kadar şüphecidir. Hatırlatır sana kendini her anda, koşullanmış varlığına, ispat ister aşk. Sevgi, okyanusun derinliklerinde keşiftir, aşmaktır her engeli varmaktır okyanusa. Aşk, okyanuslar için çırpınan bir balık, engeli çok olan. Sevgi, sınar insanı bırakır kendi haline. Aşk bırakmaz yakanı, seven geri döner ama giden aşık dönmez asla... Derya Kızılgöz |
Seni Sevdim Delilercesine Kimseyi sevmediğim kadar çok O kadar çok ki bilemezsin Bir deli gibi sevdim Adını söyleyip durdum her yerde Binlerce kez Benle alay etmeye başladılar Seni sevmiyor diye Ben seni yinede sevdim Delilercesine İsmini duvarlara yazdım Her seferinde seni hatırlamak için Ama olmadı Karşılığında küçük bir veda Ama seni her şeyden Her şeyden daha çok sevmiştim Delilercesine... isimsiz kral |
Beklenen Ne hasta bekler sabahı, Ne taze ölüyü mezar. Ne de şeytan, bir günahı, Seni beklediğim kadar. Geçti istemem gelmeni, Yokluğunda buldum seni; Bırak vehmimde gölgeni, Gelme, artık neye yarar? Necip Fazıl Kısakürek |
Masaldaki Yalnızlık Ben yalnızlığı Gökte uçar gördüm. Ben yalnızlığı Garip naçar gördüm. Ben yalnızlığı Gelip geçer gördüm. Cahit Külebi |
O Gece O gece ne kadar güzeldi mehtap Gönülden fışkıran nağmeler gibi. Ruhumu yıkayan bir seldi mehtap En tatlı ilk ve son buseler gibi. O gece o müthiş deniz durgundu, Ömründe susmayan rüzgar yorgundu, En kara gönüller aya vurgundu Leyla’yı içinde bulan er gibi. O gece zevkini duydum hayatın, Sırrını anladım mükevvenatın. Gönlümde yıkılan bir kainatın Sesini işittim giryeler gibi. O gece hayatım sanki masaldı, Şuurum o anın içinde kaldı, Kalbime ışıktan bir füsun doldu İnsanı çıldırtan handeler gibi. O gece felekten bir gece çaldım, Ömrümde son defa bahtiyar oldum; Ölürken yaşadım, yaşarken öldüm Ve, sustum, sükutu besteler gibi. O gece ne kadar güzeldi mehtap, Sandım ki ruhumda yükseldi mehtap, Gönlümü yıkayan bir seldi mehtap, Rüyada çalınmış buseler gibi. O gece gönlüm de aya vuruldu; İçimde küllenen ateş dirildi. Dünyada ne varsa yere serildi, “O” kaldı... Kalbimi seyreder gibi. O gece sevgim coşkun ırmaktı, Kalbimden taşarak o kalbe aktı; Gözlerime en keskin bakışla baktı: ”Ben de seni Atsız, ben de ....” der gibi... Hüseyin Nihal Atsız |
| Saat: 09:13 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık