![]() |
YAĞMURLAR bu şehrin en çok yağmurlarını sevdim seni öyle bir günde tanıdığım için sevgin yağdı yüreğime damla damla sonra büyüdü çağlayarak gürledi umutlarım sevgin oldu engin ufuklarım taptaze yarınlarım hadi çık sokağa bak yine yağmur var hüzünlü bulutlarda aç pencerelerini bu sicim yığınına ve beni düşle o bitip tükenmez yağmurları bedeninde hisset sıkı sıkı sarmala... |
SENİ İÇİMDEN TERK EDİYORUM Binmediğim hiç bir otobüs Beklemediğim hiç bir durak kalmadı bu şehirde Gittikçe azalıyor hayat Neyi erken yaşadıysam Hep ona geç kalıyorum Sana göçüyorum her sonbahar Yolların çıkmıyor aşkıma Unuttuğun yağmurların adı saklımda Seni içimden terk ediyorum Susmaktan yoruldum Kuşlar ve şarkılar, bu şehri terk edeli Efkar demliyorum gözlerimde yaşlarımı, yanağıma varmadan öldürüyorum Tam sancağımdan yaralıyorum kendimi Alnını yüreğime dayadığın güne bakıp SENİ İÇİMDEN TERK EDİYORUM Ne unutacak kadar nefret ettin Ne hatırlayacak kadar sevdin Yıkık bir duvar kadar bile Pişman değilsin biliyorum Beni hep bulmamak için aradın Yanıldığımdın Yangınımdın Yangındın Sensizliğe yenilmek Sana yenilmekten zor olsada Ardımda bir sürü "belki"ler bırakarak Seni içimden terk ediyorum Şimdi İçimde öldürecek bir anı bile bulamayan İki yarım kaldık Tamamlayamadık bizi Elinden tutamadık yanlızlığımın Saçlarımıda uzaklarına gömdün İçimin mavisi senin okyanusundandı Al! geri veriyorum. Kilitleri hep yanlış kapılara vurdun Devrilmiş vagonlara dönerken gözlerim Sana bensizliği terkediyorum "Yarime uzanmayan bütün dallar kırık" demiştin Aşk içinde doğmuşsa nereye kaçabilirdi? Ne tuaf değil mi? İçimi acıtanda sendin Acımı dindirecek olanda. "Ya öldür beni"dedim Ya da ğit benden. İçi bulanık bir sevdanın ucunda Seni kaybettim. Aldırmadın aldırmalarıma Bir gecede yakıp yarini Şafaklara sattın ihanetini Küllerime basanlar bile utandı yaptığından İşte soluk bir ömrün son nefesi Benden İçimden Terkediyorum. |
Sen Yağmur Ol Acısını unuttuğum sevdanın tadıyla gel Sen yağmur ol Belki bir damlası benim payıma düşer Bu azabı bilerek seçtim Aydınlanma karşılıksız kara sevdaya benzer Tökezledim kimi zaman Takımyıldızlara, galaksilere kaçtım Beynimde sevda acısı gibi gelgitler Sen yağmur ol Bana yakın yerlere yağ yeter Dörtbir yanım yeni canlara gebe Dörtbir yanım Islak toprak kokusu Evrende hiç bir şey kaybolmaz demiş bilginler Peki karşılıksız sevgiler nereye gider? Ve gurbet akşamlarında Türkiye'den yana dönüp Söylenen türküler Sen yağmur ol O ezgileri hatırlat yeter |
Çocukluğunda Yalnızlıklar çocukluğunda yalnızlıklar- çocuklara yükleniyor haksızlıklar yargıç kalem kırmış süt beyazlara çocuklara çocukça ağlıyor umut bizlere bakmak kızıl aydını ateş sanki yakıyor içleri çocukluğunda umut yakıyor dışlanan çocukluğu haksızlıklar evcilik oynayan sevdalı sübyan gelincik elini ver azıcık yanıyor çocuklar azar azar açık yok hiç yaylada kırmızı gelincik yok elinde açlık verimli vadiler çok yangın yeri artık çocukluğunda yalnızlıklar |
Bu Gece Ağlayacağım... Birazdan akşam olacak bitanem Yalnızlık aç kurtlar misali Üstüme çullanacak. Ben çaresizlik içinde Sana teslim olacağım Kör sağır gecelere tutsak Sana mahkum yaşayacağım Özlemin devleşecek içimde Yüreğim titreyecek Ellerim soğuyacak sensizlikten Dudaklarımdan, şarkımız dökülecek Yarım yamalak, bir kez daha Seni sensiz yaşayacağım... Bu gece ağlayacağım sevgilim Hangi saatte bilinmez Kendimi bir kenara çekip sorgulayacağım. Ne yapmak istiyorsun, böyle nereye gidiyorsun deyip, Biraz da çatacağım. Hatırladıkça seni Sevdan kokacak evimin her yanı. Sensizliğin çaresizliği çökecek Kan gibi yüreğime Kahredecek yokluğun beni milyon kere... Bu gece ağlayacağım sevgilim Sen de benimle ağlayacaksın Uzaklarda bir yerlerde Biliyorum, biliyorum ki Yüreğin yüreğime değecek. Aynaya baktığımda Hep ben yerine sen olacaksın. Adını bile bilmediğim bu duygular için Sen de, sen de benimle ağlayacaksın... |
Şimdi git.. Say ki, seninle içinden sevda geçen bir türkü söylemedik.. Say ki, gece mektuplarını, en güzel aşk şiirlerini beraber ezberlemedik.. Say ki, sevda trenini kaçırdığım durakta bir süre beraber beklemedik.. Sen git.. Ben gelemem bu yürekle.. Ya da kal.. Eylül yağmurlarını bekle.. Seni yağmurdan sonra seveceğim.. Saçlarıma ak düşmemiş halimle.. Sen yaşlardayken.. Onsekizimde, yirmimde.. Seni yağmurdan sonra seveceğim.. Kaldırımların ıslak ve temiz haliyle.. Yaşlı yüzüm delikanlı yüreğimle.. Seni yağmurdan sonra seveceğim.. Aşksız geçen onca yılı yakacağım.. Sevda alevinde kendi ellerimle... Şimdi git.. Say ki, seninle sahildeki çardakta hiç dondurma yemedik.. Say ki, oturup konuştuğun yaşlı ve yabancı bir adamdı.. Ve sevdadan hiç söz etmedik.. Say ki, hiç gülmedik.. Aynı şeyleri sevmedik.. Ve yağmurdan sonra beraber yürümedik.. Seni yağmurdan sonra seveceğim.. Kimse bilmeyecek, herkesten gizleyeceğim.. Yağmurdan sonraki toprak kokusu olacak havada.. Seninle gökkuşağının altından geçeceğim.. Seni yağmurdan sonra seveceğim.. Ve seni sevdiğimi kimseye söylemeyeceğim.. Belki bu dünya gözüyle gördüğüm son yağmur olacak.. Islak kaldırımlarda sırılsıklam yürüyeceğim.. Ben seni yağmurdan sonra seveceğim.. Ve bir gün ölürsem siyah gözlerinde öleceğim..... ADAM GİBİ Ben seni hiç sevmedim ki Durgun akşamlarda söylediğimiz şarkıları sevdim Bir çiçeğe gülmeni, bir güle benzemeni sevdim Birde yıldızları sevdim Eylül akşamlarında gelip, Gözlerinde tutulan. Ben seni hiç sevmedim ki Beni yola koyduğunda ayrılmayı sevdim Kurşunları sevdim beni vurduğunda Ağlamayı sevdim unuttuğunda Yalnız olduğumu anladığımda Ayakta kalmamı sevdim Yıkılmamı sevdim seni hatırladığımda Ekmeği sever gibi sevdim sensizliği Su gibi özledim Temmuz güneşinde sesini İkindide yağmur gibi Geceleyin yağan yağmur gibi sevdim seni sevdiğimi Ben seni hiç sevmedim ki Kuşlara şarkılar öğretmeni sevdim Menekşeyle konuşmanı Nisan'a hatırlatmanı Baharın bir adının da yalnızlık olmadığını Düştüğün zaman kanayan yaralarını Ve tuhaflığını üşüdüğün zaman Sakız satan çocukları Yeni çıkan şarkıları Her kaybettiğinde kazanan yanlarını sevdim Denize düşmüş gül gibi düştüm ateşe Ben yangını sevdim yandığım zaman böyle işte Ben seni hiç sevmedim ki Bir gece bir ceylan indi dağdan kalbine Bir gece bir şiir gibi kibrit alevinde Alemin ortasında, kimsesizliğin sesinde Buğusunda sabahın, acımasızlığında ahın Ağlayan yüzünde İsa'nın Ferahlatan gücüyle duanın Korkutan yanıyla nar'ın İncenin, zeytinin ve kalbin üstüne Gülün üstüne Tutunduğum umudun üstüne Korkunun üstüne Hep senin üstüne, hep senin üstüne Ben seni hiç sevmedim ki Gittiğin zaman gitmeni sevdim Evreni sevdim geldiğin zaman Kalmanı sevdim Korkuyordum sana alışmaktan Yine de sevdim gülümsemeyi Mendilimi sallarken, seni götüren trenin arkasından Kırlara ilk kar düştüğü zaman Ölümünün ne güzel olduğunu sevdim Seni içimde öldürdüğüm zaman Ben seni hiç sevmedim ki Durgun akşamlarda söylenen şarkı neyse Bir çiçeğe gülmeni, bir güle benzemeni sevdim Birde yıldızları sevdim Eylül akşamlarında gelip, Gözlerinde tutulan. Düştüğün zaman kanayan yaralarını Ve tuhaflığını üşüdüğün zaman Sakız satan çocukları Yeni çıkan şarkıları Her kaybettiğinde kazanan yanlarını sevdim Denize düşmüş gül gibi düştüm ateşe Ben yangını sevdim yandığım zaman böyle işte Ben sevdim mi adam gibi severim |
Yagmurun Sıcaklığı Hayatın donukluğu Gecenin soğukluğu Bunlar senden kalan En derin izler Yanlarında hediye Sensizlik ve sessizlik Sensizliğe alışamadım Sessizliğe alıştım Sanma ki sessiz sakin Bir gece bu Sessizliği yırtan bir Gök gürültüsü İstanbul'da Çakan şimşeklerin haritası Parıldıyor sularda Eriyor gecenin soğukluğu Yağmurun sıcaklığında Esin Çınar 12,06,2006 |
Denizler Hepimiz bilemeyiz denizlerin sırrını O sana dönse bile sakın dönme sırtını Sakin anında bile düşünür yarınını Planlayıp hazırlar rüzgarının hızını Bazı insanlar vardır denizlere benzerler Bazı denizler vardır insanlara benzerler İnsanlar hesapsızdır sevgilerden bezerler Denizler insafsızdır insanlardan bezerler Denizlerin dalgası isterse yıkıp geçer İnsanların dalgası her zaman yakıp geçer Denizin aşkı tekdir hep rüzgarla sevişir İnsanların aşkları çıkarıyla çelişir Eğer rüzgar esmezse deniz çok sevecendir Fakat rüzgar esince en çok aşka gelendir Anlamaz yaptığını aşkının şehvetinden Bu aşkın kurbanları dönmedi seferinden İnsanlara ne olur asla anlayamazsın Denizlerle farkını ölçüp de tartamazsın İsteyip zarar verir denizi aratırlar Her şey güzel olsada rüzgarı yaratırlar Bazen rüzgar her şeydir denize hayat verir Bazen deniz her şeydir insana hayat verir Bazen insan her şeydir onlara değer verir Bazen onlar her şeydir yaşamına tat verir Gerçekten bilmiyoruz belki deniz hayattır Belkide hayatımız denizde bir yataktır Düşmedikçe yataktan tarifsiz ihanetle Denizde dolaşırız inanılmaz bir zevkle İnsan ile denizin yakınken ayrılığı Hatırlatır insana belki de insanlığı Ayrılığın sonunda hep buluşma olurmuş Deniz insanlar ile sahilde kavuşurmuş... Esin Çınar 14.05.2004 |
Isyana Davet Susmak, Kabullenmenin ve öfkenin, Yürege hapsedilmesinin diger adi. Isyanin, öfkenin önüne geçip, Biçak gibi bogazina dayandigi an, Haykir haykirabildigin kadar. At atabildigin kadar içindekileri. Dikil karşisina, Şerefsizin, üçkagitçinin, pezevengin, namerdin, Cigeri beş para etmez kimliksizlerin. Ömrünü alin terinle yogurup, Kurtlar sofrasinda sunmak istemiyorsan, Onurunu ve namusunu, Gözyaşlarinla islatmak istemiyorsan, Direnmelisin… Unutma ki yaşamak direnmektir. Vurmalisin isyanini, Bir tokat gibi karanlik yüzlere. Ve ben varim diyebilmelisin her seferinde. Aklini benligine katip, Haykir isyanini. Haykir ki, yüregin aydinlansin. Haykir ki, yarinlara beyaz güvercinler havalansin. Haykir ki, dügünler kurulsun halaylar çekilsin. Ve haykir ki, Ben insanim diyebilesin... |
Hani Bir An Gelir... Hani bir ân gelir... Ve söylenmez sözler söylenir olur! ..... Hani bir ân gelir... Mutluluk pembe bir ipek mendil gibi savrulur loş odada! ..... Hani bir ân gelir... Bir ân gelir... Hani bir göz bir göze gelir. Hani, öyle bir ân gelir ki; En “gelinmez” yollarla en “varılmaz” yolların, senle ben arasındaki yarda boyun büktüğünü görürsün... Bu yar; iki yâr arasıdır! .. Her yar iki yâr arasıdır! .. Ve üstelik; Yaralar yara benzer, Her yar yaraya benzer! Yar başında duruşum; Yâre nâraya benzer! ... Halbuki gök yerin... Halbuki gök yarın... Halbuki gök yârin içindedir bu mesafelerde! .. ..... Veya gök, mavi bir hançer gibi dalıvermiştir de toprağın içine; şimdi toprak, kendi içindeki kocca bir yarayı yâr bilmiş... Kendini parçalayan kooskoca bir yar başına türbedar olmuştur! ! ! Halbuki hep... Hep iki yârdır; Bir yar başında duran... ..... Her yar, yâri gördüğüm rüyadır! .. Yolun biri gözlerinden başlaar senden içeri gider; diğeri gözlerimden, benden içeri... Bir yar oluşur her yârin arasında kalan boşlukta! .. Ben, yarın bir duvarı olup sana bakarım bu yandan... Sen yarın bir duvarı olur, o yandan bana bakarsın! .. Ve en derinimden gelip en derinine gidebilecek olan yol ile, en derininden çıkıp en derinime inebilecek olan gökkuşağı “bakışlarımızda” kopar! .. Biz, sarılmadıkça... ..... Yarlar kaldıkça yârlar arasında! .. Hani bir ân gelir... Ve söylenmez sözler söylenir olur! ..... Hani bir ân gelir... Mutluluk pembe bir ipek mendil gibi savrulur loş odada! ..... Hani bir ân gelir... Bir ân gelir... Hani bir göz bir göze gelir... Hani bir ân gelir... Bir ân... Bakışlar düğümlenir; Bütün yarlar silinir, Sıra söylenmezlere gelir... |
| Saat: 12:47 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık