![]() |
Hepsi Bu Değişen ben değilim dönüşen savaş yaşlanmakla ıslanmak aynı şey: bir yağmurun gölgesinde ihtiyarlanmak şimdi ölüm bile yetmiyor acılarımızı tartmaya dostlar alıngan bir sahili pinekliyorlar bir merhabayı bıçaklar gibi artık selamlaşmalar değişen ben değilim dönüşen savaş artık zaman bile yetmiyor yaşadığımızı sanmaya yine de ışıklar bu kenti güzelmiş gibi gösteriyor geceleri... geceler... yani Ahmet Haşim in kafiyeleri... seni aklıma düşüren yerçekimi değil yalancı yıldızlar öyle uzaksın ki üflesem soğuyacaksın sarılsam okyanus bir aşka yetecek kadar ve anımsatacak kadar sebepsiz bir ölümü, acılarımız ve kafiyelerimiz var... işte hepsi bu kadar... Yılmaz Erdoğan |
NE OLUR GERİ GEL Senden çok şey istemedim İsteyemem de, Ben seni gizli aşklar içinde sevdim, Anlarsın diye gözlerinin nehrine daldım, Ama sen beni o nehirde boğuyorsun. Öyle bir aşk fırtınası esiyor ki gönlümde, Param parça olmuyorsa sırf senin aşkın Sırf senin sevgin için Aşk deryasında sürüklenen bir sal misali Düştüm gönül nehrine Ne olur gör artık beni, Gör sana olan aşkımı Saygımı sevgimi. Sana olan aşkımı bakışlarımla hareketlerimle anlattım Dilim dönmedi yüzüne karşı, Karşında cesaretleri birer ölü, ölü sevgilim. Benim hayalimde en güzel şey sensin, Mutluluğum varlığınla sınırlı olmamalı, Ne olur gülmeyen kaderimin gülen gülü ol, Sevgime layık bir sevgili ol. Ben seni unutulmayacak duyguların, Unutulmayacak aşkların yüceliği kadar, tertemiz seviyorum . NE OLUR SENDE SEV. Ne olur geri gel Ne olur geri dön, Sensiz yaşayamayacağımı BİLİYORSUN Öyleyse unutmayı öğret yada geri dön |
hani ayıramazdı hiç kimse bizi söküp atamazdı sevgimizi böyle mi seviyorduk birbirimizi şimdi ayrılık sardı her yerimizi ağlamak yetmiyot gizli gizli tabiki seviyorumuz birbirimizi bütün yollar aşkımıza çıkarken şimdi çıkmaz yola soktular bizi duyuramadık dünyaya sevgimizi nasıl anlatamadık onlara sevgimizi dağ taş dinlemez derdik sevgimizi şimdi dertler içimizde dizi dizi ayırdılar sonunda ikimizi dostlarımızda anlamadı sevgimizi bütün dünyanın haberi olsun biz yineden seviyoruz birbirimizi |
Çürümüş İnsanlığımız Gözümün katmanlarına işledikçe aksin, Baygın bakışlarında çocukluğuma döner, Paslı çemberimin tiz sesiyle avunurum, İlk aşklarımı anlatmak gelir içimden. Dudağındaki mut'u tatmak, parmak parmak, O, çocukluk çağı ardındaki gerçeğe dalmak, Yitip gitmiş, ağzımızdan düşmeyen bahar, Bizi de almış içine sonunda, hain yangınlar. Oysa, sevgi güneşleri bitmezmiş, anladım Gül baharda yeniden fışkırırmış budağından, Ak kağıtlar bir anda dolarmış yeniden, İçimizdeki has bahçelerde, sevdalarla. Bunca yıl sıcacık bir el beklemişim oysa, Beni tüketen ayrılıklarmış bilmedim, Hançerler tutuşturmuşum ellerine bilmeden, Vurdu, vurdu o çok sevdiğim sevdalar. Ölüm bilmez, toprak bilmez yüreklerde, Düşer tetiği zamanın, başlar korkular, Utanç duvarlarına köpek gibi siğen, Tiksindim, düşleri talanlayan insanlardan. Şimdi, her yüklü yürekte bir düğüm, Sevgiden koparılmış kanayan dudaklar, Hani bir tadımlık sevgiydi koştuğumuz, Umut ağaçlarında 'Çürümüş İnsanlığımız'... |
Gitme Kal Diyemedim Bir sevda dudağında tutsak kaldı özlemim uzun kara trenler alıp götürdü seni hasret boyu uzayan raylara döküldü gözlerim bütün insanlar ağladı sen giderken. bütün istasyonlar gözyaşlarına boğuldu bir ben ağlamadım inanki, bir ben ince bir duman gibi kaybolup gittin oysa seni sevdiğimi söylememiştim daha sensiz yaşamayacağımı, sana aşkımı anlatamamıştım gitme kal, giden ben olayım gitme kal diyemedim kahrolası gururum, kahrolası dilim arkanı dönüp giderken hıçkırıklar düğümlendi boğazıma kızdım ,bağırdım , haykırdım, isyan ettim yine de seni sevdiğimi söylemedim ardında ağlayan bir çift göz paramparça bir yürek ve dalları kırılmış bir ağaç gibi baktım ama gitme kal diyemedim kahrolası gururum, kahrolası dilim gittin hayallerim ardında yaprak yaprak düşüyordu bir çocuk üşüyordu elleri cebinde dalında bir gelincik ağlıyordu bir dağ yanıyordu içimde gitme, gidersen baharda git sonbaharda gitme yapraklar düşmesin ardında diyemedim kızdım ,bağırdım , haykırdım, isyan ettim yine de seni sevdiğimi söylemedim kahrolası gururum, kahrolası dilim gitme kal diyemedim .../ bir rüzgara açarım şimdi kalbimi bir de sulara alıp getirsinler diye sevgimi sana bir tutam sevgiydi yaşam kalbimde bir yudum hasret oldu döküldü gözlerimde tane tane gittin, bir tren garında ömrümü rayların arasında götürdün oturdum bir köşede öylece ağladım, kahroldum bir sessiz çığlığın yarayla buluşmasıydı gidişin ardından gitme kal, gözlerin yaralarımın tek merhemi diyemedim dizlerim, ellerim, yüreğim paramparça şimdi suları çekildi canağacımın asitli yağmurlar döküldü dallarıma acılar topluyorum takvim yapraklarından her gece gözlerime kan oturdu ey yar!.. her gece bekleyişler öldürür beni gelmeyişler bir de eriyişler hasretinden her gece ah! gurbet ah! sen olmasaydın ayrılık olmasaydı hasret olmasaydı ben olmasaydım sen olmasaydın aşk olmasaydı kahrolmasaydım... Nuri CAN |
Her satırı mendireğe dizili karabatağa benzeyen bir mektup bırakarak balıkçı koyundan sisler içinde uzaklaşan kayık gibi bir sabah usulca ayrıldın koynumdan Bütün yolcularını boğaz köprüsünün çaldığı araba vapurunun boş seferleri gibi yalnızca rüzgar gezinir sensiz yüreğimde Durgun bir sudur aslında deniz ki çocukların acemi oltalarını denedikleri kuytu bir iskelenin tahtaları altına yazdığım ayrılık şiirini okudukça dalgalanır Sunay Akın |
http://img101.imageshack.us/img101/7638/132jj5.jpg Işığını yitirmiş bir yıldız olsam gökyüzünde beni arar mısın? dizlerimin ütüne yığılıp kaldığımda üzülür müsün? kaldırır mısın tökezlenip düştüğümde? gelip sarılır mısın boynuma? alır mısın koynuna üşüdüğümde? yaralarımı bağlar mısın? oturup benimle ağlar mısın? Rengini yitirmiş bir gül olsam eline alıp koklar mısın? okşar mısın ılık nefesinle? bir öpücük kondurur musun alnıma? savurduğunda uzaklara hayat yüreğinde yoklar mısın? Çocuğunu yitirmiş bir baba dizlerine vururken umarsız. bastırırken ellerini, acıyan yüreğinin üstüne& senin de yanar mı yüreğin? acımı anlatsam dinler misin? oturup benimle inler misin? bulutlandığında gözlerim gözyaşımı siler misin? İçimde kanlı cam kırıklarıyla titrerken gece kirpik uclarımda hüzün koktuğunda pencereme vuran yağmur seslensem sesimi duyar mısın? dokunur musun hasretime? alır mısın beni bu uzak diyarlardan? merhem olur musun yaralarıma? sarar mısın acılarımı? alevimde yanar mısın? bulutlandığında gözlerim oturup benimle ağlar mısın? Yanar mı yüreğin seninde? bir yetim ah! çektiğinde? boyun büktüğünde kınalı bir çiçek düşer mi acı canevine? yanar mısın alevine? inler misin sende? gece rüzgar inlediğinde!... Acılar kavururken yüreğimi yüreğini yüreğime ekler misin? titrer misin üzerime? hastalandığımda yataklarda başucumda bekler misin? dinler misin acılarımı anlattığımda? ağlayıp benimle inler misin? Vakit gece olunca, gözlerim tavanda hasta düşünce sıkıntılar içinde, çaresiz bir yudum suya muhtaç kaldığımda acı ile kıvrandığında bedenim yatakta arasam, sana ihtiyacım var desem gelir misin? bir şiir yaz desem baharlardan, yazar mısın? öldüğümde ağlar mısın? arar mısın kıyı köşe? boynu bükük bakar mısın ardımdan? yüreğimi yüreğinde saklar mısın? Nuri CAN |
Şiire Düşen Ayrılık kanlar içinde önüme düşüyor düşlerimde umuda uçan kuşlar içim ürperiyor, korkuyorum sen gidiyorsun... ölümün soğukluğu alacak biliyorum geceden aldığın soluğunun yerini ve ben üşüyeceğim her soluğumda haykırışlar boğacak suskunluğumu gidişindeki sessizliğin ardından... şimdi sen gidiyorsun sızlatırken iliklerimi acı kimbilir kaç dağın ötesindendir gelen bana her zaman dost olan sesin duyamıyorum her yankısı ızdırapken bir ağrıdır yüreğimdeki inilti; " o yok artık... " gidiyorsun işte söküp akıttığın yerden sazının telinden ruhuma akan türkülerini kimbilir belki başka gecelerde başka iki kişilik dünyaların olacaksınız sen ve türkülerin... Mehtap Karaman |
Aşka ve Sevgiye Dair Aşk ikidir sevgi bir; Aşk yalan,sevgi gerçektir. Aşk sudur,sevgi susuzluk. Bu yüzden sevgi hasrettir, Özlemektir,beklemektir. Asıl maharet: Susuzken suyu içmek değil Karşısına geçip seyretmektir. Aşk haykırmaktır,sevgi ağlamak; Aşk açmaktır,sevgi katlamak. Sevgi saklamaktır Yüreğini,gözlerini Ve de ellerini saklamak Bahar geldiğinde… Bir çiçeğe,yeşile,çimene Aşık olamazsın ama seversin. Arkadaşına aşık olamazsın Ama seversin. Toprağa fidanı aşkla değil Sevgiyle dikersin. Sevgi için ölünür,aşk öldürür. Aşk kıskançtır,nankördür Sevgiyi öldürür. Aşk Kabil’dir,sevgi Habil. Aşkla sevgi aslında kardeştir Babaları insandır,Adem’dir Aşk için şiirler yazarsın, Şarkılar yaparsın; Sevgiyi anlatamazsın. Çünkü yüreğine sığdıramazsın. Kalbini aşka kapatabilirsin Ama sevgiye kapatamazsın Sevgi gizli,aşk aşikardır. Yüz vermeyince unutursun Sen aşığım diye daha kendini kandır. Dedim ya sevgi gerçek,aşk yalandır. Dahası da var: Aşkın gözü kördür, Fazla naz aşık usandırır; Aşk oyun,aşık oyuncaktır. Sevgi ise yaşamdır,hakikattir. Aşk aceledir, Sevgi usul usul sabırlıdır. Acele işe hem şeytan karışır. Aşk ateşlidir Çünkü hastalıklıdır. Sevgi ılıktır Çünkü sağlıklıdır. Velhasıl bu iki kardeşin hikayesidir Aşka ve sevgiye dair… Yüksel Kasım |
Görmeyeceğim O mutlu günü Çalgılı çengili,düğünü Heran yol gözlüyorum, Gün geçtikçe özlüyorum Kara gözlümü Sonsuzmuş gibi,görünen Ayrılığa,gülüyorum Gülüyorum Yaşar Tezel |
Yıldızlarla ağlaşırsam huzuruna al beni Işıklarınla aydınlat mahzeninden sal beni Bu bir davettir sevgili, boynunu bükme garibin Bahçesinde hüzün biter yaşını dökme garibin Uçurulan güvercinin kanadında aşk yazılı Korkutursan konmayacak, sonsuza yemin yazgılı Adımlıyor yollarını aşk suyundan kana kana Isırgan zehir bakışlar zehrini akıtır o'na Mühür gözlüm yüreğimden yüreğine ör beni Kalbinin kıyısından limanına sür beni. mehmet yaşar genç |
Sadece Sen Seni düşünmediğim zamanlarda Gözlerini görüyorum karşımda. Gözlerini görmediğim zamanlarda, Saçlarını okşuyorum büyük bir hazla. Saçlarını okşayamadığım zaman da, Seni düşünüyorum. Anlıyacağın çok meşgulüm seninle İlgili zamanlarda. Kendime bir dünya kurdum. Sadece senin olduğun, Ve ben, En mutlu insanım Kendi dünyamda. Özlem Uluğ |
Biliyorsun Yaşıyor muyum bilmiyorum sensiz Peki sen nasıl yaşıyorsun bensiz Gecelerim bile aydınlıktı seninle Karardı sensiz gündüzlerim bile Hani ben sensiz sen de bensiz yaşayamazdın Ben denedim yaşanmıyor sensiz Sen denedin mi nefes alınıyor mu bensiz Hayatta olduğunu bilsem Bilsem bensiz yaşayabildiğini Gelmez miyim yanına Bulmaz mıyım seni sanıyorsun Ararım geceler boyu biliyorsun Bilsem göçüp de gittiğini buralardan Gelmez miyim sanıyorsun yanına Dayamaz mıyım silahı kafama Gelirim yanına biliyorsun Bir haberin gelse, burdayım desen Bırakamadım seni desen Dünyanın öbür ucuna gelmez miyim Bulmaz mıyım seni sanıyorsun O yemyeşil gözlerine bakmak için canımı Bütün hayatımı,yalnız seni alarak içinden Veririm o küçücük kalbimi veririm biliyorsun isimsiz kral </B> |
Önce Zambakları Çaldılar Uykularımızdan Görüyorum; Sizinde göz bebeklerinizde sancısı aşkın Yağmur ıslatamadığından korkuları belki; Bakışlar şaşkın.... Nezaketini yitiren her kelime İsyanın gün batımı dudaklarınızda Duysanız sus azaplarını Konuşmazdınız böyle! ......Önce zambakları çaldılar uykularımızdan ......Sonra kaybolmuş zamanlara sattılar.... Sizin de kulaklarınızda hırçınlığı sevdanın Hep bitecek gibi sözler Bir baharı daha solacak ellerimizde Nur siyahı dünyanın! Asalet baş eğiyor kirpiklerimizde Artık,ateş çemberine takılı gözler..... Sevseniz mutluluk anlarını Yazamazdınız böyle! ......Önce zambakları çaldılar uykularımızdan.... ......Sonra,göz yaşı diktiler rüyalarımıza... Sizin de dudaklarınızda hicranı şarkıların Buğulu senfonilerinde ıslanıyoruz Düş kokulu yıldızların Yalnızlığın omuzunda başımız Hüzünler yer tuttu şiirlerimizde Görseniz bahar kışlarını Gülemezdiniz böyle! .....Önce zambakları çaldılar uykularımızdan .....Sonra,eskimeyen günahlara astılar.... Görüyorum; Sizin de saçlarınızda ağırlığı hayatın Pembe gülücükler bırakıyoruz gökyüzüne Mutlu bir şehir kayıyor ellerimizden.... Temmuz anları donuyor sabahların.... Bilseniz can yangınlarımı Konuşmazdınız böyle! ... .....Önce zambakları çaldılar uykularımızdan ......Sonra,kor ateşlerde yaktılar.... Nuray ALPER |
Unuttuğum İstanbul Hatırını mı sordun! İstanbul’un yıllar sonra, Unutulacak şehir değildi o. Oysa ondan başka hiçbir şehir şahit değildir, Yusufçuk kuşlarının insanlarla dost olmasına! Kız kulesinde şarap tadı kaldı damağımda. Unutulmuş hatıraları özledim. İstanbul’da bıraktığım çocukluğumu özledim, Bebek sahilinde ilk ve son görüşüm idi, Unutamadığım Mehmet amcayı. Ah be! Mehmet amca sende olmasaydın, Bekleyecektim günlerce, Bir tek balık çekene kadar Balık geçmez sahillerinde. Ada vapurunda bayat simiti, Bozcaada’nın sessizliğinde Fayton seslerini bile özledim. Oysaki o gün ne güzeldin İstanbul. En kuytu bankında oturuyorken Gülhane’nin Askerlere yakalanmayı özledim. Maçka parkında yanan dudaklarımı, Ben özlemesem bile O günkü İstanbul mutlaka özlüyordur. Oysaki o gün ne güzeldin sen İstanbul. İstanbul hala sırlarını kopartamadı yüreğinden, Günahlarla sarıldı sigaranın içine İstanbul Gizlice içilen o içkide de vardı İstanbul. Zaten hep İstanbul suçludur sorumsuz hayattan. Ama iyisi ile kötüsü ile bütün sırlarımı sakladı İstanbul. Balat sokaklarında söndürmüştüm geçmişimi, O kırmızı kilisenin tepesinde bırakıp çocukluğumu Son bir kez kaydım tahtadan yapılmış kızağımla, Haliç’e kadar Oysaki o gün ne güzeldin İstanbul. Hangi sevgilim ile gezmiştik Kuruçeşme sahilinde, Ne büyük hayaller kurduruyorsun İstanbul! Hani evlenince dolmabahçe sarayında oturacaktık. Sorgusuzca her şeyini sahiplenmiştim İstanbulun, Çünkü o gün suyu bile bedava idi İstanbulun. Haremde oturduğum bankı bile özledim. Pamuk şekerimde tatlanan ve çocukluğumda son bulan Kadıköy’ü de özledim. Oysaki o gün şekerimi sen tatlandırmıştın İstanbul Aşiyan yolunda ayrıldığım sevgilimi özledim, Ayrılığımın nedenini asla unutamam Aşiyan köprüsünden atlayan asıl aşıklar gibi Sevemeyeceğimi anladığım an Ayrılığın tohumları dökülmüştü gözlerimden Oysaki o gün gökyüzü masmavi idi İstanbulda Yaslandığım çınarı bile özler oldum, Birde Tankların gürültülerini özledim Zafer Bayramlarında İstanbulun. isimsiz kral </B> |
Zamansız Ağrıyan Zamansız geldik cemre gibi düştük gökyüzüne ilk Düşün ki düş gördü çocuklar zemheride soğuk bir rüzgar ısırdı yanaklarını Üşüdü elleri çatladı endişe yazamadım ardına düştüğüm ezberi Kar altında kalan yeryüzü gibi bekledim ürpererek Üzerinden yangın geçmiş tenimde sakladım ateş kokusunu koklarsın açılırsın diye Ellerim gülden saklar korkusunu gel çocukluk etme Gitme Pencere önü mahpushanede görüş günü voltada yan yana düşen dostluklar yoluma çıkmış gitmemiş gün çoğalması Sevdam çeliğe su veren ustanın sevdası sokakta okulda çocuklar uzayan dövüşün dinmez çavlanı ABECE öğrenir gibi öğrenilir ölümün yalnız gidilen sır zamanı Gelip dayanır kapımıza çıvgın haziran yağmurları bereketli Akşamdan sabaha yürürken leyli daha çok can alır kurşun seli Kimse büyütemez sessizliğini dargın koyma beni ortalarda zamansız gelen çiçek açmalarda kucağına atma umarsızlığın Gel çocukluk etme Yağmur yağabilir kuşlar susabilir bıyıklarım ıslanırsa üşürüm gitme Kanlı mayıslara bırakma beni Su gibi sabah gibi bir mevsimlik olsun sıcaklığına sarınayım Gel dokun alnımın çatına Gözlerin kınalı bir mermi vur gözlerimi ısınayım Munzur dağında çocukluğum kaldı Karasu’da kanlı gömleğim En zehir zamanımdır leylim Geldim dayandım kapına medet umduğum sensin sürgün ardı Gel çocukluk etme gitme Babür Pınar |
Arkadaşlar görüyorum ki çok hoş paylaşımlar da bulunmaktasınız , fakat bu paylaşımlarda bir kaç arkadaşımız şair isimlerinin belirtilmesi konusunda hassasiyet göstermediğini görüyorum ... Yaptığınız paylaşımlarda lütfen şair ismi belirtiniz ! |
Sabah Yıldızı Gözlerin doğuyor zifiri gecelerime, Nasıl da ışıldıyorum bir görsen, Bütün yıldızlar avuçlarımın içinde, Nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden Dudaklarımda sevdalılara ait Eski bir mehtap şarkısı.. Ben seni unutmak için sevmedim İşte doğduğun o virane evdesin, Nasıl bakarsa su toprağa Öylece bakmaktayım sana, Yolunu gözlemekteyim senin, beklemekteyim… Gözlerin dalgalanmakta olan bir mavi deniz Ben dalgalı denizin kucağına aldığı Sabah Yıldızı, Denizin mehtap şarkısı güzel Gece yıldızları kıskanmakta bu Sabah Yıldızı’nı, Bütün balıklar mutludur denizlerde Bir deniz girdabı çeker beni içine, Çaresiz bir kuştur çırpınan ellerim Mavi denizinde gözlerinin, Bu tekne ben miyim mavi denizinde yüzen? Bu rüzgar ben miyim, sarı gök yüzünü dalgalandıran? Gözlerin doğuyor zifiri gecelerime, Nasıl da ışıldıyorum bir görsen, Bütün yıldızlar avuçlarımın içinde, Nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden Dudaklarımda sevdalılara ait Eski bir mehtap şarkısı, Ben Sabah Yıldızı. Zafer Şık |
Aklımdasın http://www.resimekle.gen.tr/imagehosting/images/WQI89141.jpg Aklımdasın Şimdi, şu an elimin altında Yeşili terlemiş Bir tabak erik Bir bardak serin su yanında Aklımdasın Saksıdaki toprağımda Yaprağında sardunyanın Dalgalandır dalgalandır rüzgarım Olur a ansızın alabora Anımsayamadığım bir sözcük Yüzünle birlikte gelen Ama tedirgin, ama yitimsiz Devingen Soluk bir fotoğrafta Zamanı geri çeken Aklımdasın... Ece A. Günel |
Bahar Sevgili tutmuş yularımdan beni, develer gibi habire çeker. Esrik devesini böyle nereye götürür, böyle hangi katara? Hem canımı çiğnedi benim o, hem bedenimi çiğnedi. Gönlümü bağladı benim o, kırdı şişemi. Ne iş yaptırmaya götürür, bilmem, nereye götürür beni. Sevgili takar beni oltasına, atar karaya balık gibi. Sevgili kurar gönlüme bir tuzak, avcıdan yana çeker sürür beni. Bakarım tabiat başlar büyük işine: Bulutlar gelir uzaktan katar katar, küme küme. Bulutlar sular ovaları. Bulutlar yürür dağlara doğru. Uyanır açar gözlerini yeryüzü. Gökler çalar davulunu. Dalların gönlüne çeker gülün özü en güzel kokusunu baharın. Tohumun gönlü başlar vermeye tohum. Ağaç durmadan söyler, döker içini. Mevlana Celaleddin Rumi |
Tanımadığım Bir Şaire Şair aşıktır... Kaleme,kağıda,söze,dile... Vermiştir yüreğini uzak diyarlardaki sevgiliye... Vurulmuştur yüreğinin en suskun yerinden... Acı çekmiştir yüzyıllar boyu tarifsiz... Acıyı da sevda bilmiştir umudu da... Özlemenin tutkusu başkadır onun için... Ağlarken göremezsiniz onu... Gözyaşlarını kağıda akıtır, Yalnızca okursunuz... Şair zengindir... Çözemezsiniz onu bin bir türlü duyguya sahiptir... Gökyüzü kadar aşk,denizler kadar tutku... Kimsenin bilmediği şehirlerde gezer... Caddeler,sokaklar onundur. Dilediğince özgür... düşünemeyeceği kadar tutsak..! Ölüm kadar ölümsüzdür... Keşfeder kendini yazmaktan başka çaresi yoktur... Bazen bir uçurtmaya takıp uçurur düşlerini... Bezen de kelimelerle savurur duygularını delice... Duygusuzca yaşamak en kötü ölümdür onun için... Kendini ifade edebilmek hayatı anlayabilmek, Anlatabilmek yaşamaktır onun için... En büyük korkusu unutulmaktır ki: O asla unutmaz, Güzeli de çirkini de... Senem Haymana |
|
HAZİRAN KOKULU EYLÜLÜM Sensizlik çekilmiyor, ne baharda nede güzün Adın dudaklarımda yasak,kilitli bir hüzün, Oysa ne güzelde gülümsüyor resminde yüzün Dokunsan dağılırım şimdi, inan ağlarım be gözüm. Söylesem adını dost bildiğim beni yargılar Anlamaz kimse bizi,aklınca kızar,sorgular Bilseler,saramaz yaramı en iyi sargılar Acil durum var gülüm,yine çoğaldı sancılar. Sabaha ne kaldı bilmem, kaça dayandı saat Seni unutmayacağım,bu sana en son vaat Biz bizi anlayalım,başkada istemez naat Sen iyi ol güzel gözlüm,kaçmasın sende rahat Gün gelir, belki yine dokunur elin ellerime Bir kurşun gibi düşer,yine bakışın gözlerime İşte o gün,intihar eder mutsuzluk,yüreğimde Yasaksa yasak! anlamıyor,söz geçmiyor gönlüme. Yine taşırdı yüreğimi,özlemlerin dört nala Dizginden anlamıyorlar,gem vurulmuyor bu ara Resminle dertleştim yar,fazlamı daldım yoksa lafa Affını istiyorum,gözlerim '-git yat' diyor bu aptala Adın dudaklarımda saklı,o benim en yasaklı türküm. Bilsen seni anmadan geçmiyor hiçbir anım hiçbir günüm Resminde başka güzel ama inan yetmiyor güzel gözlüm. Ellerini özledim, benim haziran kokulu eylülüm EMİN AKDUMAN |
Hatırla papatya biri vardı hayatımda, Bir zamanlar sorardım sana, Seviyormu,sevmiyormu diye, Meğer ne çok seviyormuş seni gidi yalacı. Geri döndü meğer hiç gitmemiş, Adım adım beni izlemiş, Şiirlerimde gizlenmiş, Meğer ne çok seviyormuş seni gidi yalancı. Kızdı,bağırdı,küfretti, Ama çok sevdiği belliydi, Artık sormayacağım sana, Meğer ne çok seviyormuş seni gidi yalancı. Hep yalan söyledin sevmiyor dedin, Bilsenki ne kadar günaha girdin, Sendemi benim mutsuzluğumu istedin, Meğer ne çok seviyormuş seni gidi yalancı. Yorgunum yoruldum, Şaşkınım şaşırdım, Dizlerimde kalmadı dermanım, Meğer ne çok seviyormuş seni gidi yalancı. Papatyasın sen, Nasılda yalancısın bir bilsen, Olsun ginede çok seviyorum seni ben, Meğer ne çok seviyormuş seni gidi yalancı. Papatya yorganım ol kapat üstümü, Görmesin sevmesin kimse beni, Güvenmiyorum ben artık kimseye, Kırıldı gönlüm açmam sevgiliye. nihal çiğdem nalçacı |
Yalnızlığıma kement attım her gece Kimsesizliğime acır gecenin bekçileri Saatler bile düşman kesilir Zaman darılır vefasızlığına bir bir.. Umman olur dökülen damlalar Bir kumru konar pencereme Seni söyler gözlerini açtıkça.. Yağmur damlaları alır götürür uzaklara Uykularım kaçar ansızın, Keşkeler başlar yeniden.. Yıldızlar oklarını atar gecelere, Yeniden dönesin diye... Dönüp baktın mı maziye? Neler oldu yüreğime Viran evimin duvarı yıkık dökük kapıları Benim gecelerim feryattır sabaha Eksilmez kalbimden sensizlik Ararken düşerim kaldırımlara Bir kedinin miyavlaması, Unutturur vefasızlığı,şikayetleri.. Özlemdir gecelerim benim, Bir çığlıktır... abdulhamit güllük |
Aşklara Gel Aşklara Yeni çıkmış aşk bunlar Kapış, kapış alanlar Bin bir çeşit olanlar Aşklara gel aşklara Canlı konuşandan var Banttan konuşandan var Dört kontörlük aşktan var Gel vatandaş aşklara Aşkın yenisi bur da Leyla Mecnunlar hurda Şimdi bunlarmış moda Aşklara gel aşklara Sarışınlar kumrallar Kıvırcık var normal var Şehvet dolu yaşarlar Aşklara gel aşklara Batan dünya malları Gel kaçırma bunları Bırak Eski aşkları Aşklara gel aşklara Hangisinden istersin Reklamlık gecelik mi Banu nun kinden de var Tadımlık heveslik mi Filortluk aşk mı olsun Kızanlık aşk mı olsun Gel gözün gönlün doysun Aşklara gel aşklara Leylanın ki kalmadı S ülünün ister misin Mecnun henüz çıkmadı L anerin sever misin Bir ömürlük olan yok Zaten olsa alan yok Bunlar taze şehvetlik Gel vatandaş aşklara Aşklara gel aşklara Ne olur..Leyla-Mecnun Kaldırın başınızı Affedin Rezil ettik O Kutsal Aşkınızı Fikri Özkan |
Izdırap Yokluguna degil aglamam, aldanma. Sevmedigimi de zannetme, aldirma. Matem degil, sitem de degil, kizma. Izdirabi yasiyorum, böyle bil ve anla. Kizginligim sana degil, yüregime ve gözlerime. Ikiside birbirinden hâkir, duramadilar sözlerinde. Hüznü ve kabusu koyup giderken bedenimde. Sende kalan yanlarima salladim elimide gönlümüde. Sevgin bir fidandi ve aklimi sarmisti. Gidisinle gönlümü yakti, içime kin bosaltti. Yalnizligima dost oldu, paylasti benle aciyi. Beklememi sagladi, izdirabi ve de sanciyi. Ahmet Arslan |
Ben bu gece sevgiye kalem kırdım, İdam kararı verdim yüreğime, Ben bu gece son kez seni düşündüm, Kahrettim lanet ettim çektiklerime. Hatırlarsan biranda yok oldun, Aramadın sormadın, Tam yüreğimde öldürmüşken seni, Alt üst ettin yine beni. Hoşunamı gidiyor sevgiyle oynamak, Kolaymı sanıyorsun yaptıklarını unutmak, Şimdi seviyorum deyip haykırıyorsun, Söyle sen ölü bir yürekten ne istiyorsun. Git hadi uzak dur benden, Ben bu gece sevgiye kalem kırdım, İdam kararı verdim yüreğime, Budur sana söyleyeceğim son kelime. (Aşk deryasında yüzmek çok kolay,amaa sevda okulunu okumak ve takdir alarak mezun olmak çok zordur.Çünkiii bunu her yürek başaramaz. Sevgiii ağır bir sorumluluktur her yürek kaldıramaz.) Nihal çiğdem NALÇACI |
Küskün Yolcunun Türküsü Uzun yürümelerden Sonra bitkin düşerek Bu bir çocuk oyunu: Ben seni çektim çekerek. Şimdi hangi kitaplardan Öğreneceksiniz onu, Gelmiyorsa bazı şeyler Çocukluktan geçerek. Kasırgayı, doluyu Yemiş de düşmüş gibi Issız kaldırımlarda Garip gece kelebeği Düşe kalka sekerek. Şimdi hangi yollardan Siliniyor izleri Çağ dışı bir çağrıyı Sigara içer gibi İçine çekerek. Dünya böyle gidiyorsa Elbet bir nedeni var Ben sana küstüm küserek. Behçet Necatigil |
|
Yürü şimdi...Az ileride yalnızlığını bulacaksın...Kavuşacaksın benliğine Yürü şimdi...Ama unutma bir gün gerçek aşkı bulacaksın!!! Benliğimmmm!!!!! Sakladığım sözler birikiyor içimde, Söylenmesi imkansızlıklarda kalmış artık. Dönüp geriye bakmaktan vazgeçtim çoktan Siluetin kaldı geride ve senin kaldığın yerde sadece kahır. Yollarım uzak,çok uzak biliyorsun Ben de uzağım hayallerinden daha uzağım sana. Şimdi sırtımı döndüm, Gözümü ufka diktim Acılar denizine kustum öfkemi Sapsarı ayrılık tarlalarından geçiyorum Hakedilmemiş azaplardan kaçıyorum. Seni ölümüne seviyorum demeyecektin öldün şimdi işte!!! İçiniz titrer hani??? Ansızın gelmiştir...Aşk demişsinizdir.Ağzınızı doldura doldura haykırmışsınızdır "SENİ SEVİYORUM" diye. Tüm bunların bir yalan olduğunu anlarsanız ne olur? Ölüm olur! Vurgun olur! Azap olur! Çekip giderken uğrunuza ölürüm diyen AŞK YALAN olur... İnancınız düşmüş,yerle sevişirken, siz ruhunuzla yalnızlığınızın arasını yapmayı denersiniz... Zaman... Zaman... Giden gitmiştir.Yabancıdır artık.Siz yeni farketseniz de o hep yabancıdır.Çünkü yalancıdır.Yoksa ölürüm diyen adam ölmeden ayrı düşer miydi sizden? Beni bıraktığın yere dönme Ben orada olmayacağım Ben aşk sandığımı sevmiştim Demiştim ya sonsuza dek beklerim UNUTTT!!!! Madem sen ölmedin ama gittin Seni bir saniye bile beklemeyeceğim Ve sen giderken Ben çoktan pimini çekmiştim. Ruhum barıştı benimle.Ve ben kendi yoluma yürüyorum.Geride kalan mı?Aynı hatayı iki kere yapmak aptallıktır bir onu biliyorum. Arka sokaklarda aşk arayan küçük bir kız çocuğu düştü.Dizleri kanarken ağlama yavrum diyen tüm dostlara teşekkürler... alıntı |
Seni Seviyorum Ne güzel şey seni seviyorum demek Sevdiğini söyleyebilmek ne güzel Her baharda gece gündüz her saniye Seni seviyorum Seni seviyorum Seviyorum seni diyebilmek ne güzel Bir kere sevdaya tutulmayagör Ateşlere yandığının resmidir Aşık dediğin mecnun misali kör Ne bilsin alemde ne mevsimidir Çünküsü yok nedeni yok sevmenin Zamanı hiç yok, dakikalar zaman üstü Utangaç bir gecenin kucağında Yağmurlar vuruyor pencereme Aşkın vuruyor kalbimin kıyılarına Gecenin bu çıldırtan yalnızlığında Aşkın ayak seslerinin duyuyorum yüreğimde Ve hasretin içimde Seni seviyorum Sesinin duymak istiyorum uyumadan önce Sabahlara kadar konuşmak Hiç kapatmamak telefonu Aynı düşlere uyumak sonra Ve uyanmak aynı güneşe Bir kere sevdaya tutulmayagör Ateşlere yandığının resmidir Aşık dediğin mecnun misali kör Ne bilsin alemde ne mevsimidir Daha bir güzelleştim son günlerde Gözlerimin içi parlıyor Kabıma sığdıramıyorum aşkı Gülmek geliyor içimden Sokaklarda koşar adım yürümek Tanıdık tanımadık herkese selam vermek Merhaba ülkemin güzel insanları Hepinize hepinize merhaba Sizi de seviyorum Yağmuru, denizi, kokusunu toprağın Gökmavisinde güvercinleri, martıları Dağ eteklerinde gelincikleri seviyorum ateş kırmızısı Bindallılarıyla köy kızlarını Ve elleri hamur kokan anaları Hepsini sende seviyorum Seni seviyorum Bir kenara mahsun çekilen içim Yemeden içmeden kesilen içim Sensiz/yarsız uykuyu haram bilen için Ayrılık ölümün diğer ismidir Senin sevdiğin gibi topluyorum saçlarımı Siyah kazağımı daha çok yakıştırıyorum kendime Ve daha çok seviyorum limonlu çayı Senin sevdiğin herşeyi seviyorum Türkülerini memleketinin Feneri ve kara kartalı senin için Davamızı ve şiiri sende seviyorum Seni seviyorum İyi ki doğdun İyi ki varsın Doğum günün kutlu olsun Seni çok seviyorum Seni çok seviyorum Yaşamaksa seni sevmek Ben hiç ölmedim Seni seviyorum Şebnem Kısaparmak Ne Olacak Halim Sen bu satırları okurken ben cok uzaklarda olacağım... Böyle başlardı bütün bildiğimiz mektuplar, Biliyormusun? Bu ikimizin hikayesi, Şu anda nerdesin, ne yapmaktasın; Bildiğim yerlerdemisin yoksa hiç görmediğim bir evin penceresinde mi, Sevdiklerin özlemi sardımı nicedir kalbini, Pişman mısın başlamadıkların için, iç cekiyorsundur şimdi Düşünüpte yazmadığın yazıpta yollamadığın mektupları saklıyormusun hala, Kafanda hep aynı cümle biliyorum ne olacak halim, Ah, biriktirdiğimiz bütün hevesler nasılda hızla tükendiler. En çok kimi özledin, en çok neyi bekledin? Şimdi düşlediklerimin neresindesin... Dedim ya. Bu ikimizin hikayesi... Islandımız bütün yağmurları, dudak kanatan kalpli sızı aşklarımızı, Bizi buluşturan kaldırımları, İşte bütün bunları bütün bunları yazıyorum. Ben unutmadım diye Hatırlıyormusun sonunu değiştirmediğimiz filmleri Hayatın gerceğidir sandığımız kabullenilmiş yenikliği Bir ağızdan söylediğimiz en kahraman cenkliği, Büyürken vazgectiklerimizi yada vazgeçittirdikleri seyleri, Ne Olacak Halim... Çabuk mu büyüdük dersin Biliyorum.. NE Olacak Halim... Sen bu satırları okurken, ben nerde olacağım kim bilir. Neleri bırakmış olacağım birde, Ne aşkları Ne başlangıçları Ne ayrılıkları tıpkı senin gibi. Biliyormusun... Tek sorum var kendimle şimdi Ahhh Ne Olacak Şimdi Halim.... İclal Aydın |
UZATTIM ELİMİ İşte yine gergin, zindan bir gece Yine yandı yürek hasret değince Özlemler rüzgârla sana sürükler Bu yolda can versem geleceğim der Başımda efkârlı bulutlar durur Sözlerin çok gergin, öfkeye yürür Her bir çıkışında yaralanırım Sanki koca sevda bitti sanırım Utandım dedin ya ben bu sevdadan Topraklara gömdün beni vurmadan Dedim ki aşk öldü kafatasında Hani kavrulmuştuk aşk potasında Böylece ilk kurşun saplandı aşka Düşünceler başka, sözlerin başka Bu yara her daim kanar ha kanar Bir bilsen bu gönlüm sevginle yanar Ben de seviyorum seni diyorsun Sonra sevdiğinden utanıyorsun Bu sözle bir çınar yıkıldı inan Beslenen umutlar bu sözle yanan Belki istemeden söylenen sözdü Bu yorgun gönlümü bir hayli üzdü Beni sevdiğine inancım tamdır Belki birazcık da benim hatamdır Bir şeyler hissettik, bir şey yaşadık Hep sevgi ürettik sevgi taşıdık Böyle sarsıntıyla sarsılmaz bu aşk Küçük darbelerden hiç yılmaz bu aşk Belki zaman zaman kalp kırıyorum Yinede sevgimi haykırıyorum Uzattım elimi tut be sevgilim El ele seninle aşka gidelim Asla utanmadan, başımız hep dik Biz bu yüreklerle bu güne geldik Seninle ağlayıp senle güleyim Yüreğimde sevgin öyle öleyim İBRAHİM ÇOŞAR |
gecenin karanlığında gölge misali geçer gözlerimin önünden hayalin yakarım ışıkları silerim hayalini kovarım seninle ilgili bütün gerçekleri kararlıyım bu gece unutacağım herşeyi sema gözmen payamlar |
Ayrılık Tüm umut yollarını kapayan aşk da bir isyandır. Nerede kimbilir o fırtına, beni yüzyıllara savuran yüzü yırtık kan. İşlediğim zamansız sevdanın cılız kemiklerini sayıp, özgürlük adına soyunuyorum uykunun karesine aşk kafesimde. Ey duru bestesini dinlediğim gökyüzü! Kiminle o ihtiras denizi, kimi boğuyor dalgalarıyla, nedir bu uğultu, Kimdir tanık? Sussun sularını aşınmış yatağımdan alıp götüren deli yel, umarsız dalgaların uzandığı hiçbir kuyuyu bağlamayan köprünün üstünde Kral Lear gibi güçsüz ve deli düşsün elime ayrılık.. isimsiz kral |
Azraile seslenirim Gecelerime girsin varsın hasretin, Rüyalarımı süslesin sevgin, sıcak nefesin, Söyle sevgilim söyle seninle geçsin hayat nöbetim... Alsın canımı sensiz geceler ve boş günlerim, Zannetme çıkma teklifim, üç günlük gönül zevklerim, Hayatıma bütünüyle girmeni isterim, işte bu benim heveslerim, Yoruldum artık ayrılıklardan sende olma vefasız sevgililerim, Bu yazımı okuyunca senden sadece ve sadece, Sevgini isterim; Şimdi... Sadece... Sen-i Sevgi Yüklü Kalbim-e beklerim, Aksi takdirde; Yine kadere isyan ederim ya da... Azrail'e seslenirim... |
Umut Bir yasak içimde yaşattığım Bir cesedin bakışlarında kalmışım Umut etmek bile hayal Belki açar gözlerini belki açar Yar ne olur senli sevdalarımda kal Sensizliğin üstesinden gelemem Yanına benim sen var mıda Umut çok zor yar Mevsim sonbahar Aşkımda ayaz var. Handan Koca |
CEHENNEM in ismini aşk koymuşlar Aptallara güzellik diye sunmuşlar İşte ben ve benim gibiler olması gereken durumu bulmuşlar Cehennem tutkunları halk dilinde EFSANE olmuşlar :):):) |
SEVEMEDİN Eğer seviyorsa insan Sevdiğine inanır... Yalanına bile güvenir Ben seni seviyorum dedikçe Sen kıskanmaktan sevemedin... Hangi kadına baktın? Neler yazdın? Diye kafayı taktın... Sen kıskanmaktan sevemedin... Armudun sapı Üzümün çöpü Diye ettin beni dert küpü Sen kıskanmaktan sevemedin... Anlamsız krizlerinle Hem kendini Hem de beni üzüyorsun Hayatı kendine ve bana Zindan ediyorsun Sen kıskanmaktan sevemedin... Yapma böyle... Bakma bana öyle.... Dök eteğindekileri bana söyle! .. Sen kıskanmaktan sevemedin... Ben sensiz olabilir miyim sanıyorsun Neden herkese inanıyorsun Kendini harap ediyorsun Beni de kırıp-döküyorsun Sen kıskanmaktan sevemedin... Sensiz ve sevgisiz olmuyor Sanki kalbim durdu, çarpmıyor Kıskansan da sensiz olunmuyor Sen kıskanmaktan sevemedin TEVFİK KARA |
VİRANEYİM viraneyim şimdi sayende söyleyemem saklı bende kadife kaplı defterimde yazıyor bütün sırlar ipek kaftan biçsende gözden düştün bir kere sen beni üzüyorsun kanıyor yaram yine kabarık deniz gibi coşuyorum her gece söyleyemem saklıdır kadife kaplı defterimde SEMA GÖZMEN PAYAMLAR |
Manolya Bana biraz gökyüzü getir Tek bir kelime bile konuşmadan Suyun kiyisinda durup Işaret ver kalbime Gözlerin hangi çiçekten renk almişsa Mecaz duruşuyla o dalga Beni de içine çagirsin Konuştukça azaliyor güzelligim Dalindan düşen bir yapragin kaderini yaşiyorum Aynalar kirilinca Fotograflar da düşüyor suya Muglak bir cümlenin peşine düşüp Üşüyorum Rüzgara açik bir yaninda oluyorum hayatin Merhametin, o ilik rüzgar degmese yüzüme Elbet benim de kiyametim olacak Bedenimdeki dünya kokusu Kendime sapladigim bu biçak bu agri Dişimdaki kalabalik içimdeki tenhalik Ne çok şey buluyor beni sen olmayinca Bana kehanetler üzerine sorular sorma şimdi Sesim ki bir gölgenin rengine bürünüp Sana varligini sunuyor Manolya! Yüz yillik adresim Beni bana birakma Bak, daracik merdivenlerinden çikiyorum sarayina Düşebilirim sen olmasan Derin kuyulara Yeryüzü korkularina Ey bir yazin rüyasinda Bir kere daha açan çiçek Her gölge varliginin esiridir Aşikar kil kendini Demli bir çay, biraz melâl Yetmiyor bu hayati anlamaya Istersen çocuk olur Defne agaçlarini düşünürüm Meleklerin yapraklari altinda Gizli duruşlariyla olduklari yerde Beni kimseler bulamaz Uyurum sularin serin yataginda Istersen yolcu olurum daglarinda Kapinda akşamlari bürünüp sabahi beklerim Ey ay işigi! Gökten bana bakan suret Mürekkebi kurumadan şiirimin Bana bak Yeni açilmiş bir güle benzesin yüzüm Mustafa Özçelik |
Sokak Çocukları Kimisi öksüz Kimisi terk edilmiş bazısının içinde özlem bazısının içinde hasret var bazıları ise onları terk eden ailelerine kin tutuyor,nefret kusuyorlar gidiyorlar bir yolda bir amaçları yok aslında tek istekleri karınlarını doyuracak üç kuruş para ve ilerliyorlar sonu belli olmayan uçsuz bucaksız boşlukta... Ebru Şahin |
Ben ölümü bile bile kucakladım. Ateşlerde yanmak kavurmaz tenimi. Ben gözlerinde boğudum gülüm. Denizler savurmaz kıyıya bedenimi. Ben acıları merhem diye sürdüm. Kalbimdeki acı sancımaz bugün. Ben sevgiliyi idamda bıraktım. Avunmak kar etmez ağıtlarda. Ben seni sevemekle büyüdüm. Ayrılıklar küçültmez beni. Ben varlılıgını sensiz yaşadım. Yokluğun sensizligi aratmaz gülüm. Ben seni ölümüne sevdim. Ahiret kar etmez azabıma. Melekler dürdü kitabımı. Sevaplar yazılmadı bitti sensiz. Tartının bir kefesine seni koydum. Öbür kefesine ölümü bıraktım. Sen agır bastın ömür tartısında. Ben seni böyle sevdim gülüm. Sonbahar yapraklarında bahtım. Savruldukca rüzgarda bilinmeze. Bilinmezligin dip kuyusunda, Aşkın büyüdükce büyür bende gülüm.. selvi çelik |
Suçlama Beni Suçlama beni Böyle bırakıp Gidiyorum diye Bağrımı yakan Bir yaradır Bu ayrılık şimdi Bil ki kanımdadır Sevişmelerin yangını Öylece girerken Gecenin bağrına Taşıyorum sımsıcak gülümseyişini Yaşanan günler Hayatı oyarak Gedikler açıyor Durulur mu artık Durgun sularda Bekleyerek seheri Talan ediliyor Bahar ve aşk Öyle bir soyun ki Duracak gibi değil Vurmazsak eğer Kendimizi yola Yaşamak zorunlu Kurtarılırsa eğer Bahar ve aşk Ve simdi hayat Acı yeşil Bir kader renginde Hayatın ve sevincin Kaderinin altettiği yer Kavganın ortasıdır Ki umudun çiçeklenişi Aşkın Yengisidir bu Söylenecek bütün sözler Sevincin ve sevdanın Savunulmasına dairdir Ve şimdi onlar Yaralarını saracak Birilerini beklemektedirler Ey anısıyla Kalbimi yakan Kederlenme hemen Ve suçlama beni Böyle bırakıp Gidiyorum diye Ahmet Telli |
gidebilirsin Madem ki icinde o ates sondu.. Bir daha yakmadan gidebilirsin.. Aklimda kalmasin bu son bakislar.. Yuzume bakmadan gidebilirsin.. Yillardir verdigin kederi gorme.. Ustume yiktigin kaderi gorme.. Omrumden caldigin gunleri gorme.. Beni de gormeden gidebilirsin.. Sen dusun yarani kimler saracak.. Sen dusun gonlunu kim avutacak.. Bir an once kaybol oldu olacak.. Bir veda etmeden gidebilirsin.. Demek ben sucluyum bir tek sen hakli.. Ben zalim bir dusman sense zavalli.. En guzeli alip beni asmali.. Beni affetmeden gidebilirsin... Zorlama kendini veda etmeye.. Zorlama gozunden yaslar dokmeye.. Mecbur da degilsin birsey demeye.. Hic bir sey demeden gidebilirsin.... |
sensizlik Deniz gözlerine vuruldu arsız yüregim. Ettigim yeminleri unuttu akılsız fikrim. Salıverdi aşka durulmuş bam telim. Nasılda masumdu o gülüşlerin. Bir söze meyillendi,karanlıgın fikri. Doğmadan öldü kinin nefretin zikri. Bu aşk degil,tutku degil sevgi ilmi. Dert eyledi sensiz geçen günlerim. Sançılanan suskunluk boğdu varlıgını, Bocalıyor kimliksiz kişilik, ay gecede. Dilencin torbasında aranan sevgili. Bir söze bin metelik gerek satın alına. Kulaklarım dolu,ninemin nasihati ile, Yinede viz geliyor dinlemiyor asiliğim. Boş vermişlik koyurdu bencil bedenime. Yoklugun vurdukca kücüldü aptal beynim. Unnuttu geçmişi,unuttu gelecegi Her günüm seninle doğdu seninle öldü. Bir cana bin nefesti bu ömrüm Nefes almadı bu can sensizligin gırdabında selvi çelik |
güneş saçlı çocuklar... ışık saçtı etrafa, gök yere değdi meraktan, yer titredi... tutuştu, yandı alev alev... anadolu sordu kimsiniz siz diye, ateş saçan buz gibi gözler, nal sesleri kulağımda... yüreğim kanadı ellerimi parçalarken... sen tanımazsın dedim bizi, daha ne gördün ki... kafdağının güneş saçlı, deniz yürekli atlılarıyız biz, mutluluk dağıtırız insanlara, gözümüz yaş da olsa... ve sevda taşırız yüreğimizde... bir de hasret... ülkeme... |
DÜŞLERİM MAVİYE BULANDI Düşlerim maviye bulandı... Bulandı diyorum,fırça benim elimde değil... Eğer görebilseydim uzakları... Önce bir gökkuşağı çizerdim,maviden kırmızıya kırmızıdan eflatuna.... Sonra... Sonra o gökkuşagının üzerinde yürümeye başlardım... Attığım her adımda yeni bir ağaç çıkardı göğe yükselen... Koşardım bilmediğim ufka... Ardımda bıraktıklarımdan endişe duymazdım, Çünkü biliyorum ki o ağaçlar solmayacak,kurumayacak... Ben koca bir orman çizeceğim düşlerimde... Düşünüyorumda... Zaten herşey zihnimde değilmi... Beynimin algılayabildiği dünya.. Sadece gözlerimin gördüğü ufuklar,ayaklarımın bastığı topraklar,baktığım fotoğraflar değilmidir... Şimdi diyorsun ki bana... Sen sadece gördüklerinle düş kurabilirsin... İlahi SENDE ne alaka şimdi... Sana diyorum ki maviye bulandı düşlerim... Sonsuzluğa bulandı... Yürüdüğüm,gördüğüm şeylerin niteliği kalmadı... Ben yeni bir dünya kuruyorum düşlerimde... Maviden kırmızıya,kırmızıdan eflatuna... HÜSNÜ CESUR |
Olmaz Mı ? Yön yön sarılmışım ne yana baksam; Sarılan olur da saran olmaz mı? Kim bu yüzü çizen sanatkar ressam; Geçip de aynaya,soran olmaz mı? Bir parçacığım ben,bütüne hasret; Zaman döne dursun,o güne hasret; Ruhumsa zamanın üstüne hasret; Ebediyet boyu bir an... Olmaz mı? Necip Fazıl Kısakürek |
Askerim Askerim Denizlide Sınıfım piyade Geceleri nöbette Gündüzleri eğitimde Askerim asker Saçlarımı kestiler Elime G1 tüfeğini verdiler Emre itaat şart dediler Baba dağlarına çevirdiler Askerim asker Elbisem araziye uygun Şaşkın acemi durgun Sılam aklımda bugün Eğitim alanında yorgun Askerim asker Vatana feda canlar Hepsi askerdir bunlar Peyganber ocağıdır anlar Unutulmaz bu anlar Askerim asker Çok değişik bir ortam Daha çoktur hatam Sivil hayatı unutam Çekil geliyor kadrolu ustan Askerim asker Sadece eğitim ağır Kısa künyede bağır Allahım yağmur yağdır Tozu çok sıcağı vardır Askerim asker Kepte piyade neftesi Düz tıraş olmalı ensesi Çamlıkta üçüncü bölük sesi Botlar yaktı herkesi Askerim asker Sabah akşam içtima Temizlik var günlerde Cuma Eğitimde öğretileni unutma Tüfeği sopa gibi tutma Askerim şimdi asker. Turan Gül |
| Saat: 20:25 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık