![]() |
Yaşayan Bir Ölü Eğer bir gece yarısı kaçarsa uykun Bakarsan öylece bomboş duvarlara Anlarsın beni ve uykusuzluğu Ne yapıyor o diye sorarsın kendine Bil ki ben hala seni yaşıyorum sensiz gecelerde Hayal meyal hatırladığım o gül yüzün Ve hiç unutamadığım kahverengi gözlerin Ve hiç aklımdan çıkmadı o gece Sen öldüren müzik ve alkış sesleri Hepsi dün gibi aklımda unutmadım hiçbirini Bir tek mutluluğu unuttum o geceden sonra Acılarla oldum arkadaş Yüreğimde yeşeren bütün sevgiler Kurudu oldular birer taş Aradan dört yıl geçti ama Hiç kimseyi sevmedim seni sevdiğim kadar Ve hiçbir aşk mutluluk vermedi senden sonra bana İşte yine acılara boğulduğum bir gece Şu dakikalarda yaşayan bir ölünün duygularını taşıyorum Kimsenin bilmediği içimdeki dünyamda Ben hala seni yaşıyorum |
Sen de Alışırsın hıçkırarak ağladığında; kirpiklerindeki göz yaşı değil, yüreğime saplanan mızrak sanki sesindeki titremeyle ölüyor gibiyim. geçer be güzelim dert etme, bir sen misin sevdiğinden ayrılan... bak; ben kavuşacağım günün hayalindeyim. sen en azından, beraber olmuşsun, aşkın büyüsüne kapılıp, ada sahilinde, mehtapta, yakamoza karşı gitar eşliğinde coşmuşsun, öpüşmüşsün tek yürek, göz göze, geçer be güzelim dert etme..! bir sen misin sevdiğinden ayrılan. bak;ben yıllardır yarım sevda yaşıyorum, kimisinde gelip geçtiği ben de delipte geçtiği bir sevda... geçer be güzelim dert etme..! sen de alışırsın. bak bana kirli uzun sakalıyla derbeder uzun tırnakları, pis ellerime, yırtık sökük elbiseme, deli olmuş aklıma nasıl da alışmışım yarım sevdaya sen de benim gibi alışırsın |
Gezerim İstanbul'u Senin Gözlerinde İstanbul’u görürüm senin yeşil gözlerinde, Aşk vardır,mutluluk vardır,sen varsın İstanbul’da. Ama bir yerlerde bir İstanbul daha yok. Ne buralarda,ne de başka bir yerde. Hiç simit yedin mi oturup Sarıyer’de? Boğaza karşı oturup kafayı dinledin mi hiç? İstanbul’u görürüm senin yeşil gözlerinde, Yemyeşil masmavi,hasret kokan İstanbul… Gemi deniz fenerine bakar da bulur ya yolu; Bende tarihi koklayarak buldum İstanbul’u. Yeşil gözlerinde gördüğüm o İstanbul’u. Tarihi görürüm İstanbul’da. Hem de İstanbul vardır tarihte. Hala koruyor gibi İstanbul’u Fatih’in askeri, Silinmemiş duruyor tarihin ayak izleri. Gemiler nasıl da çekilmişti Haliç’te…. Artık başka amaca patlıyor,susmaz top sesleri, İstanbul da bir başka olur ramazan geceleri. İnsanın içi burkuluyor İstanbul’dan her geçişte, En güzel komutan ki İstanbul’u ele geçirmiş. İstanbul koskoca bir devri değiştirmiş. İstanbul’dan bir anı vardır belki geçmişte, Belki İstanbul vardır tarihin derinliklerinde. Camileri görürüm İstanbul’da. Minarelerin gözetlediği koca şehir.. Okunan ezanlar sanki gök kubbeyi devirir. İstanbul bu; dört dinin merkezi… Nasıl da bağrına basmış her dinden herkezi. Camiler bir başkadır İstanbul’da. Bir yanda Sultanahmet,Ayasofya,Eyüp Sultan, Nasıl da imrenerek yapmış, Süleymaniye’yi, Mimar Sinan. İstanbul canım memleketim,,, Dini öğeleri hep bağrında saklayan, Topkapıyı görürüm İstanbul’da…. Maviyi koklarım İstanbul’da. Bir tarafta Karadeniz’i,bir yanda Marmara’yı. Tadına doyulmaz İstanbul manzaraları. Ah sabah erken kalkıpta izlesen güneşle ayı, İzlesen bir tarafta ekmek bekleyen martıları, Bir de ekmek derdine düşüp simit satanları. Maviyi koklarım İstanbul’da. Bir taraftan Haliç’i,bir yandan boğazı, Boğaz nasılda ayırmış ikiye İstanbul’u, Bir tarafı Avrupa’nın gülü, Bir tarafı torosların nazlı kızı. Hasreti görürüm İstanbul’da. Şarkılar söylerim İstanbul’da. En güzel aşk şarkılarını, Senin için,İstanbul için söylerim. Yürürken İstanbul’da…. Ben canım,sen canan,İstanbul canan Daha sevdalanmaz bu kalbim,viran. Sen,İstanbul’un en güzel yanısın. Ben İstanbul’a mı aşığım sana mı? Yok yok ben galiba İstanbul’a aşığım. Çünkü İstanbul’da sen varsın. Utangaç aşıkları görürüm İstanbul’da. En güzel aşkların yaşandığı bu diyarda.. Geceleri yürürüm İstanbul’da. O ışıltılı parlak geceler… Yıldızların yerde parladığı geceler.. Bir sokaktan gitar çalar,bir yerde gramofon. İstanbul işte böyle bir diyar.. Bir yanı eski bir anı,bir yanı pavyon. Geceleri yürürüm İstanbul’da, Meşhur Sulukule, Beyoğlu geceleri. İstanbul; ışıltılı yıldızlı büyük bir salon. İstanbul’da hiç bitmez gece eğlenceleri.. Gezerim İstanbul’u dün akşamdan kalan… İnsanları görürüm İstanbul’da. Bin bir türlü her çeşit insanları… Kimilerinin cebinde akrep gezer. Kimi ayakkabı bulamazda çıplak ayak gezer. Düşmüş İstanbul’a milletimin zengini fakiri, Ben daha nasıl sevmeyeyim bu şehri…. |
Sen de Benim Gibi Sanki yokmuşsun gibi özlemlerimde Gözlerin bulutlar oluşturmamış gibi gözlerimde Görmüyormuşum gibi rüyalarımda Bana insafsız diyorsun. Söyle ne yapmam gerek Seni sevdiğime inandırabilmek için Bilmem nasıl olmam gerek Senin kalbini kazanabilmek için. Birgün sen de beni anlayacaksın Benim gibi geceler boyu ağlayacaksın karaları bağlayacaksın Bunu sen de biliyorsun. İnat etme ne olur Üzme beni böyle gurbet ellerde Ağlamaktan güllerim soldu düşürme beni dillere yad ellerde. |
Laleler Ülkesi - İstanbul - Yolların ortasında, aşka açılan meydan, Denizin atlıları, kıyında kızıl mercan, Dünyalara mehirsin, sana müptela cihan; Yusuf yüzlü şehirsin, rüyalarda İstanbul. Ay şehri İstanbul! gül şehri İstanbul! Lale, sümbül şehri dür İstanbul! Güzeller güzelisin, vaslına erilemez, Gemileri yakmadan, aslına varılamaz, Senden toprak almadan, çamurum karılamaz; Adem soylu mekansın, dünyalarda İstanbul. Ay şehri İstanbul! gül şehri İstanbul! Lale, sümbül şehri dür İstanbul! Nebi'nin emaneti, sende gül oldu sancak, Sulanırdı toprağın, şehit kanıyla ancak, Sende yaşadı tarih, seninle kapanacak; Fatihler fatihisin, gönüllerde İstanbul. Ay şehri İstanbul! gül şehri İstanbul! Lale, sümbül şehri dür İstanbul! Kapında hükümdarlar, kayserler kul olmuştur, Sevdanın ummanında, aşıklar boğulmuştur, Adını anmayanlar, hayattan kovulmuştur; Hızır'ın kadehisin, ak ellerde İstanbul. Ay şehri İstanbul! gül şehri İstanbul! Lale, sümbül şehri dür İstanbul! Zaman ebed esirin, sana ayarlı saat, Hangi taşına baksam, aşkı anlatır sanat, Al demkeşi ülkemin, arz üstünde çift kanat; Zülkarneyn boynuzusun, ufuklarda İstanbul. Ay şehri İstanbul! gül şehri İstanbul! Lale, sümbül şehri dür İstanbul! Arş'a niyaz kalemi, lale saklı minare, Semalardan nur toplar, kubbe altı nihale, Pervaneyi kül eyler, kandillerdeki hale; Yunus'un lisanısın, şen dillerde İstanbul. Ay şehri İstanbul! gül şehri İstanbul! Lale, sümbül şehri dür İstanbul! Sendin şair Nedim'in, eremediği dilber, Mecnun'a vahalarda, gülen seraba benzer, Belkıs'ın hayalleri, Boğaziçi'nde gezer; Süleyman'ın mührüsün, yeryüzünde İstanbul. |
Sen de Olsan sensiz geçen üçüncü bahardayım, ellerim cebimde;portakal çiçeği kokusunda gözümde ve kalbimde yaşlarla... yapayalnız şehri dolaşıyorum. ağlamaklı olurum hep, nisan yağmurunun gizeminde. ah ah sen de olsan derim...! ıslak teninle beni sarsan.. hani Naci Abi’nin yerine gitsek, sen;meyve suyu içsen; bende demli çay. ah ah send e olsan derim. ne baharın tadı var,nede sensizliğin, keşke diyorum; o kızdığım gevezeliğin hep yanımda olsa! ah ah sen de olsan derim. senden başkasını sevmek senden başkasını öpmek senden başkasının mavi gözlerinde kaybolmak mümkün mü sevebilmek...? ah ah, sen de olsan derim ömrümün son dem ini göz göze diz dize yaşasak... sende olsan derim,ille de sen olsan derim |
İstanbul'da Bahar İstanbul'da bahar, tam üç ay Mayıs kokar 'Fatih Molla Fenarî Camiine' İstanbul'da Mayıs, fetihe kucak açar İstanbul'da fetih, medeniyeti saklar İstanbul'da medeniyet, iç içe kucak kucağa İstanbul'da içtenlik, asırlık çınarlarda İstanbul'da çınarlar, Mimar Sinan kokarlar İstanbul'da Sinan, hayatın taş mabedi İstanbul'da hayat, yaşama neşe katar İstanbul'da neşe, bir bardak çay fiyatı İstanbul'da bir çay; mavi, yeşil ve tarih İstanbul'da tarih, üç bin yıllık bâkire İstanbul'da üç bin yıl, henüz çocuk yaşında İstanbul'da çocuk, ille de şâir doğar İstanbul'da şâir, taşlardan ilham kapar İstanbul'da taşlar, kâinatın tanığı İstanbul'da kâinat avucunun içinde İstanbul'da ellerin kâinata gebe İstanbul'da lugatler O'nu tasvirden âciz Mürekkep olsa biter yetmeye yedi deniz! |
Sen de Sev bir kez göreyim o güzel yüzünü bir kez dokunsun ellerim ellerine bir kez fısıldıyayım "SENİ SEVİYORUM" sana doğru sessizce kimse dokunmasın,görmesin isterlerse sevmesinler beni ben seni seviyorum yeter ki az da olsa sen de sev beni |
Sen de Yanarsın Aşka davet eder, derde salarsın Beni mecnun eder, seyre dalarsın Bu kadar da zulüm etme sevgili Yaktığın ateşte sen de yanarsın Sevda üzerine oyun oynanmaz Seven gönüllerin ahı alınmaz Senin de yüreğin sanma ki yanmaz Yaktığın ateşte sen de yanarsın Sanma güzelliğin yarına kalır Alaycı gülüşün mazide kalır Eziyet ettiğin bir Engin kalır Yaktığın ateşte sen de yanarsın |
Her Şeyi Sana Yazdım...Senide Her Şeye... Her şeyi sana yazdım seni de her şeye... Kalemler tükettim, tükenmeyen hasretle, ucundan dökülen aşkla, umutla çığlıklar, belki de nefretle. Her umuda avuc açtım sen dilendim. Aşktan harap bir dilenci şimdi yüreğim... Her şeyi sana yazdım seni de her şeye... Hayallerimin paragraf başlarına, umutlarımın parantez içlerine. Kalemler tükettim tükenmeyen hasretle.. Her şeyi sana yazdımseni de herşeye Binlerce kez okudum her gün bir ilkokul defterinden. Binlerce kez okudum seçebilmek için seni soru işaretlerinden Seni ezberledim hergün karmakarış yazılar içinden. Sana da kendimi yazdım bana ait harflerle, farklı alfabelerle.. Herşeyi sana yazdım Herşeye seni yazdım... |
| Saat: 21:05 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık