MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Taslak Konular (https://www.msxlabs.org/forum/taslak-konular/)
-   -   Şebnem Ferah (https://www.msxlabs.org/forum/taslak-konular/3374-sebnem-ferah.html)

Misafir 25 Ocak 2006 17:53

Şebnem Ferah
 
1 ek
Şebnem Ferah
12 Nisan 1972'de doğdu.
Koç burcu
Şebnem Ferah ilkokulu Yalova'da okuduktan sonra Bursa Koleji'nde 7 sene yatılı ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde 2 sene ekonomi öğrenimi gördü.
1996 yılında ilk albümü Kadın'ı çıkaran sanatçı 1999 yılının yazında ikinci albümü olan Artık Kısa Cümleler Kuruyorum'u çıkarttı.
Aradaki üç sene içersinde aralarında Müzeyyen Senar, Sezen Aksu ve Haluk Levent gibi büyük sanatçıların albümlerine vokalleriyle katkıda bulundu.
Dinleyici kitlesini Lise ve Üniversite gençliği oluşturmaktadır.
En sevdiği yemekler : Yaprak dolması spagetti
Favori içeceği: Kola ve su

Favori restoranı: İskele balık restoranı

Favori tatil yeri: Bodrum

Alıntıdaki Ek 11444
Şebnem 12 Nisan 1972'de Yalova'da doğdu. Evin en küçük çocuğuydu ve ona hep ya tiyatrocu ya da şarkıcı olacak gözüyle bakılıyordu çünkü ailesine gösteriler yapıp onları güldürmeye bayılıyordu. 5 yaşına geldiğinde en büyük hayali keman dersleri almaktı ama uygun bir öğretmen bulamadıklarından babası ona küçük bir keyboard aldı ve Şebnem de duyduğu her melodiyi çalmaya çalışarak kendi kendini eğitmeye başladı. İlkokul dönemlerinde ise Yalova'da ne kadar müzikal etkinlik ve kurs varsa hemen hepsine katıldı. Sabahları okuluna gidip; öğleden sonraları önlüğünü bile çıkarmadan sokaklarda oynayarak ilköğrenimini tamamladı ve kolej sınavlarına girip Bursa Koleji'nde yatılı öğrenci oldu.
Artık daha disiplinli bir hayatla karşı karşıyaydı ve okulu sosyal faaliyetler açısından pek zengin değildi. Bu yüzden derslerinin dışında zamanını paylaşacağı iyi bir arkadaşa ihtiyacı vardı ve işte o yıllarda müzik Şebnem'in hayatında hobi olmaktan çıkıp vazgeçilmez oldu.
Önce okulunun müzik grubunda sonra da çeşitli gruplarda solistlik yapmaya başladı. ''Gitar da çalabilsem keşke...'' deyip gitar dersleri almaya başladı. Çok hızlı öğreniyor ve öğrendiklerine yenilerini katmak için sevdiği şarkıların gitarlarını çalmaya çalışıyordu. Derken kendi grubunu kurmaya karar verdi. Bu grupta şarkı söyleyecek ve gitar çalacaktı. Fikirlerini, yakın hissettiği ve müzikle ilgilenen bazı arkadaşlarıyla paylaştı. İşte bir çok müzik dinleyicisinin hatırlayacağı Volvox böylece kurulmuş oldu. O dönemlerde kendi yaşındaki kız arkadaşlarının çoğu; ruj,oje gibi şeylerle ilgilenmeye başlamıştı. O ise gitar, gitar amfisi, kablo, distortion pedalı gibi şeylerle haşır neşirdi.
Şebnem o zamana kadar derslerinden hep yüksek notlar alırdı fakat birden bire eskiden 7, 8, 9, 10 aldığı derslerden; 0, 1, 2, gibi notlar almaya başladı. Okul idaresi; ailesini okula çağırıp çocuklarının müzik çalışmalarını derhal bırakması gerektiğini söylediler. Neyse ki Şebnem'in anne ve babası çocuklarının toparlanacağına inandıklarını söyleyerek; müziği Şebnem'in hayatından çıkarmak yerine kararı kendisine bıraktılar.
Şebnem, özel bir okulda okuduğunun bilincindeydi. Üniversite sınavları da yaklaşıyordu ve ailesini üzmek ya da hayal kırıklığına uğratmak istemiyordu. ''Ben nasıl olsa bir şekilde müziğime devam ederim!'' deyip kendini üniversite sınavı sendromunun içine attı. Matematiği seviyordu; işletme, ekonomi gibi bölümlerin kendine uygun olduğuna inanıp tercihini bu yönde kullandı.
ORTA DOĞU TEKNİK ÜNİVERSİTESİ-EKONOMİ BÖLÜMÜ'ne girdiğinde okulunu çok sevdi. Ama Volvox'taki bütün arkadaşları İstanbul'daydı ve bu yüzden biraz buruktu. Olsundu. Sabahları okuluna gidiyor; akşamları eve geldiğinde de her gün sevdiği bir albümü dinleyip gitarlarını ve vokallerini etüt ediyordu. Bu en az 4 saatini alıyordu ve geriye ders çalışacak zaman kalmıyordu. Şebnem ODTÜ'deki ilk yılını gayet iyi bir ortalamayla bitirdi. İkinci yıl başladığında ise okulunun müzik çalışmalarına engel olduğu düşüncesine kapıldı! Tüm zamanını müzikle geçirmek istiyordu. Ama ne yapacaktı? Okulu mu bırakacaktı???
Bunları düşündüğü zaman keyfi kaçıyordu, bu yüzden okuldaki ikinci yıl daha zor geçiyordu... Derken bir gece kararını verdi: İstanbul'a gidecek,arkadaşlarıyla bir araya gelip müzik yapacaktı. Karar verebildiği için içi rahattı ama ufak bir problem vardı. Şebnem'in annesi ve babası müzik çalışmalarına o güne dek hiç ses çıkarmamışlar hatta destek olmuşlardı. Annesini ikna edebileceğini biliyordu ama anlayışlı olduğu kadar otoriter de olan babasına bu durumu nasıl anlatacaktı? ''Babacım ben ODTÜ'yü bırakıp İstanbul'a yerleşmek istiyorum. Gitar çalıp şarkı söyleyeceğim. Ne olacağı belli olmaz, hiçbir garantiden sözedemem...'' mi diyecekti? Ne de olsa her anne, baba çocuğunun geleceğini garanti altına almak isterdi ve bunlar kulağa pek de sağlam gelmiyordu.
Aynı hafta sonu Şebnem düşüncelerini ailesi ile paylaştı. Tahmin ettiği gibi annesi konuya daha ılımlı yaklaştı. Şimdi babasının ağzından çıkan kelimeleri bekliyordu. Hoş... Bir kez kararını vermişti...
Şebnem'in babası o kadar değerli ve tatlı bir babaydı ki; ''insan ancak çok sevdiği şeyleri yaparsa mutlu ve başarılı olur...'' deyip kızına belki hayatı boyunca alacağı en kıymetli dersi verdi.
Şebnem hiç vakit kaybetmeden valizlerini toplayıp İstanbul'a geldi. Volvox'la çeşitli rock barlarda çalmaya başladılar. Kendine bir ev tuttu. Hem müzik yapıyordu; hem de kendi ayakları üzerinde duruyordu; çoook mutluydu. Bazen haftada 5 gece çalıyorlardı ama hiç sıkılmıyordu; ta ki kendi şarkılarını söylemek isteyene kadar...
Çocuk denebilecek yaşlarda kurulan Volvox'un her bir elemanı hayatına yön vermek durumundaydı çünkü aradan uzun zaman geçmiş; tercihleri, öncelikleri değişmişti. Bazıları müziğe devam etti; bazıları ise hayatlarında yeni sayfalar açtılar... Böylece her elemanı için inanılmaz bir tecrübe ve adeta okul olan Volvox dönemi kapanmış oldu..
İşte bundan sonra Şebnem evine kapanıp yazmakta olduğu şarkıları tamamladı ve ilk albümü KADIN'ı müzikseverlerin beğenisine sundu. KADIN; müzikal açıdan bir çok ilki bünyesinde barındırıyordu. Albüm kısa sürede geniş bir dinleyici kitlesine ulaştı. Sahne performansı açısından zaten tecrübeli sayılabilecek Şebnem, bu başarısını albüm konserleriyle daha da büyüttü.
Sonraları; yeni şarkılar yapmaya başladı. Bu şarkılar Şebnem'in çıkaracağı ARTIK KISA CÜMLELER KURUYORUM ve PERDELER albümlerinin içeriğini oluşturacak; Şebnem popüler olmak için çabalamak yerine ilk albümünde tanışıp ilişki kurduğu dinleyici kitlesiyle büyümeyi deneyecekti. Bu tavrı zaman içinde Şebnem'in kendi kitlesini oluşturmasında etkili oldu. Sadece sevdiği işi yapmak niyetindeydi. Dinleyici kitlesinin beklentilerini karşılamaya çalışırken bir diğer taraftan da bunun kendi özgürlük alanını daraltmaması için uğraşıyordu, çünkü hep içinden geleni yapmak istiyordu ve bunun tüm olası sonuçlarıyla yüzleşmeye de hazırdı. Şebnem'in ülkemizdeki müzik endüstrisinin genel gerekliliklerinden farklı hatta aykırı yapısı; aynı zamanda besteciliği ve şarkıcılığı, yine zaman içinde sayısız başarılara imza atan ünlü prodüktör ARİF MARDİN'in bile dikkatini çekecek; bu gibi şeyler de Şebnem'e hiçbir şeyle kıyaslanmayacak kadar büyük mutluluk verecekti. Çünkü o manevi olarak tatmin olmadığı zaman gerisiyle hiç ilgilenmiyor, ancak içi rahatsa kendini başarılı hissediyordu.
Çok yakından takip edenler bileceklerdir; hayat Şebnem'e son yıllarda ailevi açıdan arka arkaya ağır tecrübeler de yaşattı. O da biraz yorgun olduğunu farkedip herşeye bir süre için ara verdi. Durdu. Olanı, biteni idrak edip sindirmeye çalıştı.
Zaman geçti... Yeniden gitarını aldı ve yeni şarkılar yazdı. Stüdyoya girip bu şarkıları arkadaşlarıyla birlikte kaydetti. Albümün adını KELİMELER YETSE... koydu. Artık daha sağlam, daha cesur hissediyordu. Heyecanını, inancını kaybetmeden müzik yapmaya devam edebildiği için kendini şanslı hissediyordu. Müziğin; müzisyenler ve dinleyiciler arasında bir çeşit AŞK ilişkisi olduğuna inanıp; aşkını taze tutmaya çalışan bir sevgili gibi hissediyordu...
Tutku dolu, değer veren...


semiramis_sem 26 Ocak 2006 11:46

KIRMIZI RUGAN AYAKKABILAR
'Kırmızı rugan ayakkabılı kız', bir tatil kasabasında doğmuştu.
Ailesi Yalova'ya Üsküp'ten gelmişti. Tam bir sokak çocuğuydu, 'deli kız'… Dersleri de iyiydi ama, okul dönüşü önlüğü atıp top peşine koşanlardandı. Öğretmen olan babası bağlama, mandolin, piyano çalar, arada annesiyle düet yapıp Rumeli türküleri söylerlerdi.
Küçük Şebnem'i müzisyenliğe sevk eden, biraz da ailedeki müzik sevgisi oldu.
İlkokulu bitirince Bursa kolejine yatılı kaydoldu. 13 kızla bir arada kaldığı yatakhanesinde tek mutluluğu müzik dinlemekti. Ablası evde Abba dinlerdi. Okulda volkmeninin kulaklığında ise Bon Jovi gibi popüler rockçılar vardı. Artık kararını vermişti:

ŞARKI SÖYLEMEK İSTİYORDU
Lise 1'de Yalova'daki bir akrabasına bisikletini verdi, gitarını aldı. Şimdi deli gibi gitar çalıyor ve İngilizce şarkı sözleri yazıyordu.
Yatılı okuldan izinli olduğu Çarşambaları akustik gitar dersleri alıyor ve hafta sonları Yalova'daki odasında klasik gitarı ve küçük keyboard'uyla Scorpions'un Still Loving You'su gibi balatları çalmaya çalışıyordu. O yıllarda bir Londra gezisinde Soho'da bir müzik mağazasından Seth Riggs'in CD ve kitaplarını aldı. Riggs, Madonna'dan, Pavarotti'ye kadar pek çok müzisyen yetiştirmişti. Onun CD'lerinden gırtlağını nasıl kullanması gerektiğini öğrendi. Hâlâ her konser öncesi Seth Riggs'in CD'leri ile etüd yapmadan sahneye çıkmıyor.

VOLVOX DÖNEMİ
Lise 2'de Bursa'daki bir stüdyoda kiralık enstrümanlarla ilk grubunu kurdu:
Pegasus.
1987'de Bursa'da düzenlenen bir rock festivalinde ilk kez sahneye çıkıp şarkı söyledi. "Mükemmel bir histi."
Henüz 15 yaşındaydı.
Bir süre sonra Pegasus dağıldı. Şebnem, birlikte müzik yapacağı grupla arkadaş olmanın önemini keşfetmişti. O yüzden yeni grup için en yakınlarını topladı. Gitarcı Duygu, davulcu Gül, basçı Ebru bir de keyboard'cu bulup birleştiler. Bu, Türkiye'nin kadınlardan kurulu ilk rock grubuydu.
Aradıkları ismi biyoloji dersinde buldular:
Volvox (Latince 'ütün Sesler')

MUTSUZ SÖZLER
"Hafta sonları eve gittiğimde odama kapanıyor, yemek bile yemeden çalışıyordum. Kafamda bir şeyler çalıyor, içimden sesler geliyordu. Onları mırıldanarak teybe kaydediyordum. Notist değildim henüz, teyptekileri arkadaşlarımın anlayabileceği şifrelere döküyordum. Sonra gitarımla çalıp, üzerine İngilizce söz yazıyordum. Karanlık, mutsuz sözlerdi çoğu… Ya içimden öyle geliyordu, ya da dinlediğim yabancı parçalardan kulağıma yapışmış klişelerdi. Rock raconu öyleydi yani…"
"Yarınlar kadar yakın içimde fırtına
Bu dalgasız deniz durgun aldatır inanma
Yaslanıp gururumun kambur sırtına
Kendime rağmen durmam basar giderim"

ODTÜ ÖĞRENCİSİ
80'lerin sonunda ODTÜ Ekonomi'yi kazanıp ablasıyla birlikte "Çok mutlu zamanlarım geçti" dediği Ankara'ya yerleşti.
Artık yatılı okulun ancak volkmenle müzik dinleyebildiği kısıtlı ortamından kurtulmuş, teybinin sesini dilediği kadar açıp, gönlünce gitar çalabileceği bir mekâna ve sosyal faaliyeti yüksek bir okula kavuşmuştu.
Bu arada amatör gruplarda şarkıcılık yapan konservatuarlı Özlem Tekin'le tanışmış, onu da Volvox'a katmıştı.
Ama grubun diğer üyeleri İstanbul'daki üniversitelere gitmişti. Volvox 1,5 yıl hiçbir yerde çalamamış, dağılmaya yüz tutmuştu. Şebnem için karar vakti gelmişti:
Ekonomist olmak istemiyordu, oysa 'şarkıcılıkta yol katetmeye müsait olduğunun farkında'ydı.
"Hayır, sen hiç korkma/yarın senin yanında/yeniden koş yollarda/durma, durma!"
Kararını verdi. İkinci sınıfın sonunda ODTÜ'yü bırakıp, Ankara'ya 'emekliliğinde dönmek üzere' veda etti ve İstanbul'a, müziğin kollarına koştu.

KEMANCI DÖNEMİ
İstanbul barlarında rock furyası yeni başlamıştı. 18 yaşlarında dört kız, Sıraselviler'de Kemancı'da, Ortaköy'de Sis Bar'da, arada Ankara'da şimdiki Manhattan'da, A-Bar'da haftanın beş günü sabaha kadar çalıyorlardı. Yorgunluktan perişan, ama mutlulardı. Müzik yapıp kiralarını ödeyebiliyorlar, bir yandan da sahne performansını, disiplinini, 'dinleyiciyi ısıtmayı' öğreniyorlardı.
Ancak, iki yıl sonra bu tempodan yoruldular. Volvox, sekiz yaşına gelmişti. Sahnede aynı (cover) şarkıları söylemekten ne kendilerini yenileyebiliyor ne beste yapıp söz yazabiliyorlardı.
1994'te dağıldılar. Özlem Tekin ayrılıp bir albüm yaptı. Şebnem de 'artık kendi şarkısını söylemek istiyor'du.

SEZEN DEVREDE
Beklenen fırsat tam bu aşamada kapıyı çaldı.
Hazırladıkları İngilizce sözlü bir demo, TRT'de Kokteyl programında yayınlandı. O klipte gitar çalıp vokal yapan Şebnem, Sezen Aksu'nun dikkatini çekti. Sezen "Bulun bu kızı bana" dedi. Kız bulundu. Sezen'in albümünde vokalistlik yaptı. Lâkin o, rock yapmak istiyordu. İyi de nasıl?
Şebnem'in de okuduğu 'Lanet' gibi fotokopiyle çoğaltılan fanzinler aracılığıyla yeraltında üreyen bir rock kültürü varsa da, Türkçe rock bugünkü kadar popüler değildi.
O dönem iki gelişme rockçıların önünü açtı:
Biri Metallica'nın İstanbul'daki stadyum konserinde gördüğü muhteşem ilgiydi. Metallica'yı bile şaşırtan bu ilgi büyük bir potansiyelin işaretini verdi.
İkinci gelişme ise Batılı dev müzik firmalarının Türkiye pazarına girmesiydi.
Şebnem, tam bu gelişmelerin ortasında, hem de donanımını tamamlamış, çevre edinmiş olarak, çantasında bestelerle hazırdı.

İLK ALBÜM
Raks'ta Sezen Aksu ve Onno Tunç'a Deli Kızım Uyan'ı dinletti.
Bir gün odasına kapanıp yatağına oturmuş ve bu şarkıyı üç dakika içinde hem bestelemiş hem de sözünü yazmıştı. Gitarla en ilkel halinde çaldı:
"Deli kızım uyan/Söylenenler yalan/
Deli kızım uyan/bir tek sensin duyan."
Harikaydı. Sezen, Şebnem'i karşısına oturtup söz yazarken teknik anlamda nelere dikkat etmesi gerektiğini anlattı, birkaç müdahale yaptı; işte tamamdı. Hazır olan 4-5 şarkıya hiç dokunmadan albüme giriştiler.
"Benim müzikal anlamda aldığım ilk kıymetli hediyedir. Buna prestij albümü olarak bakıyorlardı. Ben iyi şarkı söylediğimi biliyordum.Yaptığım şeye inanıyor, güveniyordum. Ama satılır mı satılmaz mı, belli olmazdı. Yoktu hiç örneği. Benden biraz önce Özlem çıkmıştı ama benimki başka bir kulvardı. Hiç daha önce böyle bir şey yapılmamıştı, dolayısıyla maddi bir risk alıyorlardı."
Boşuna yaşanmamış
Çocukken harçlıklarından, sonraları konserden kalan zamanlarından kısıp çalıştıkları stüdyo emirlerindeydi artık…
İskender, Hakan, Demir, büyük bir şevk ve enerjiyle işe koyuldular. Beş ay gece gündüz çalıştılar. "Teknik anlamda da çok başarılı bir albüm oldu. İlk kez davul ve bas sesi duydu Türkiye…"
Sonuç, inanılmazdı:
Kadın, 400 bin sattı.
24 yaşında, hem de taviz vermeden hedefine ulaşmıştı Şebnem... Artık yolu açıktı. Altı yıl sonra dördüncü albümüne Deli Kızım Uyan'ın ikinci bölümünü şu sözlerle yazacaktı:
"Çok parçalandım/ parçalandıkça çoğaldım diye inanmazsam/
Nasıl yaşarım, nasıl yaşarım?
Hiçbir şey boşuna yaşanmamıştır diye inanmazsam/
Nasıl yaşarım, nasıl yaşarım?"


OLGUNLUĞA DAİR
"Acılardan öğrendim müziğe verdim"
Ablandan 11 ay sonra depremde babanı kaybettin. Uzun bir aradan sonra döndüğünde, sözlerin çok daha olgunlaşmış bir kadının sözleriydi.
Deprem sonrası bomboş geldi her şey... Hiçbir şey yapmak gelmedi içimden… Babam, hayatımın çok önemli bir karakteriydi. Depremde onunla birlikte mahallem de gitti. 'Ben hangi sokakta top oynuyordum' diye gidip bakmak istesem artık yok öyle bir şey. Böyle şeyler yaşadığında tabii müziğine de yansıyor bu... Bir süre sessiz durdum. 'Ne oluyor' diye anlamaya çalıştım. Ama müzik bunu atlatmama yardımcı oldu. Sonra onu bir şekilde üretime çevirebildim. Hatta, garip bir denge ama, müziğime, insanlığıma çok şey kattığını düşünüyorum. Acı, insana kısa zamanda çok şey öğretiyor.
"Sevgilim ve dostum; babam, oğlum…/ arkadaşım, aşkım; her şeyimdin sen" diyen sözlerle döndün. O deli kız, hızla büyümüştü sanki…
Çok hızlı olgunlaşıyor insan… Ve yalınlaşıyor. Ablamın hastalığı çok uzun sürdü. Evde kahkaha attığım zaman kendimi kötü hissederdim. Böyle bir gençlik dönemi yaşadığın zaman sorumluluk duygun o kadar ağır basıyor ki, içinden deli doluluk gelse de yapamıyorsun; bir tarafın hep nahoş bir şey düşünüyor. Ben yeni yeni 'Ya Şebocum gül biraz' diyorum kendi kendime. ..

Can DÜNDAR


semiramis_sem 26 Ocak 2006 12:42

80’ li yılların sonunda henüz yeterince erkek grubu yokken, biri Ankara’ lı Spinners(punk), biri de Bursa’ lı Volvox (heavy metal) olmak üzere tamamı kızlardan kurulu 2 guruba sahip olan Türk piyasası, her ne kadar her 2 gruba da gereken ilgiyi göstermemiş olsa da, bu gruplar kendi çabalarıyla konserler düzenlemiş ve demolar çıkartmışlardır
Bu gün içimizde küçük bir kitle Volvox’ dan haberi olmadan, bir kez dahi dinlemeden, Şebnem’ i Volvox’ u bırakıp Türkçe rock yapmakla suçluyor. E, suçlamayı yapanlara bakınca, suç da suç olmaktan çıkıyor. Volvox’ u yakından bilen ilk konserlerinden bar programlarına kadar takip eden ve dahası şebnemi o günlerden beri tanıyan biri olarak şebnemin kendine çizdiği yolu gayet haysiyetli ve doğru bulu yorum. Artık gereksiz küçük insan topluluklarına kendini uzun uzun anlatmak yerine kusa cümleler kurmak istemesini de gayet doğal buluyorum.
Ilık(ne ılığı düpedüz sıcak) bir haziran akşamı, yıllardır röportajlarda bir araya gelmeyen ÇAĞLAN- AYSIN-ZARİFE röportaj timi bir araya geliyor ve en güzel sorularını geçtiğimiz günlerde “artık kısa cümleler kuruyorum ”adlı albümünü çıkaran Şebnem Ferah’ a sormak üzere Şebnem’ in Arnavutköy' deki evinin kapısını çalıyor.
Şebnem küsel yemekleriyle bizi besledikten sonra, salataya sarımsak koyunca süper olduğundan, kendisinden, müzikten ve planlarından bahsediyor. Sonra dev ekranlı televizyonunun bulunduğu odaya geçiyoruz ve röportaj başlıyor.
PİYASA, İLK ALBÜMÜN “KADIN” I ÇIKARDIĞINDA NASILDI, BUGÜN NASIL?
Genel olarak müzik piyasası daha hareketliydi, sanırım daha çok albüm satılıyordu. Şu anda çok durgun olduğu söyleniyor. Ama bunun yapılan müzikle doğru orantılı olduğunu düşünüyorum. Yani insanların almaya değer görmedikleri bir şey çıkmıyorsa, tabii ki almayacaklardır. İyi albüm çıktığında satıyor. Sadece, bundan beş sene önce olduğu gibi çıkan her albüm satmıyor. Buda bence gayet yerinde bir gösterge, garip olan beş yıl önce çıkan her albümün 500 bin satmasıydı. O öyle bir dönemdi, geçti. Şimdi gerçekten kendine ait tarzı olan insanların albümleri tutmaya başladı.
PEKİ BU ALBÜMLE BİRLİKTE HAYATINDA DEĞİŞEN BİRŞEYLER OLDUMU?
Hayatımda çok bir şeyi değiştirmedi çünkü bu hep yapmak istediğim bir şey di. Bunu somut olarak yapmaya başladım, yani eskidende müzik yapıyordum, şimdi sadece bir tanede albümüm olmuş oldu. Aslında çok ciddi bir değişiklik çünkü elinde tutabileceğin bir şey oluyor. Hayatımı yaşamam açısından yada eskiden beri sahip olduğum birtakım fikirler açısından çok şey değişmedi. Daha doğrusu bende elimden geldiği kadar çok şeyi değiştirmemeye çalışıyorum. Çünkü beste yapmak için, söz yazmak için eskiden nasıl yaşıyorsam yine aynı şekilde yaşamak istiyorum.
İLK ALBÜMÜN KA SATMIŞTI
400 bini geçti. 40 bin civarında da CD
HANGİ PARÇANIN KLİBİYLE PATLADI ALBÜMÜN SATIŞI?
“Yağmurlar”la. Aslında herhangi bir parçanın klibiyle satışlar biranda 3 katına filan çıkmadı. İlk klip çıktığında hemen o hafta çok iyi bir satış grafiği başladı. Ama “yağmurlar” çıktığında onun iki katı oldu. O sıralarda zaten “bu aşk fazla sana” radyolarda en çok yayınlanan parça haline gelmişti. Ve bu albüm hala satılıyor. Zaman içinde çok satıldı ve sevildi, 3 yıl önce olmasına rağmen. Bazıları bir gecede meşhur olup, ertesi gün sokağa çıkamıyor. Ben hiç böyle bir şey yaşamadım. Benim albümümün satışını en çok etkileyen konserler oldu.
BEKLİYORMUYDUN BU KADAR ÇOK SATMAYI?
Sayı üzerinde düşünmemiştim ama açıkçası diğerlerinden ayrılacak bir albüm olacağını biliyordum. Kendimi bildim bileli hayatımın en büyük kısmını şarkıcılığa, şarkı sözü yazmaya ve beste yapmaya ayırdım. Daha az emek harcanarak yapılan başka albümlerle karşılaştırdığın zaman arada bir fark olması çok normal. Ayrıca çok samimi bir albüm yaptım. İstanbul”a geldiğimden beri bir takım albüm teklifleri alıyordum. Eğer acele edip onlardan birini kabul etseydim , istediğim müziği yapamama tehlikesi ile karsı karşıya kalabilirdim. Dolayısıyla da gerçekten içimden geldiği gibi yapma şansım olana kadar beklemeyi tercih ettim.
VOLVOX ZAMANI İNGİLİZCE ŞARKI SÖZLERİ DE YAZIYORDUN. ALBÜM İÇİNMİ TÜRKÇE YAZMAYA BAŞLADIN YOKSA BUNDAN ÖNCE TÜRKÇE”YE YÖNELMİŞMİYDİN
Ondan önce başlamıştım. Birçok insan bana “Güzel şeyler yapıyorsun ama yaptığın şeyi başkalarıyla paylaşma niyetin varsa Türkçe yapman çok daha akıllıca” diyordu. O zaman bana küfür gibi geliyordu bu. Geçmişi yabancı müzikle dolu olan bütün müzisyenler böyle bir dönem yaşarlar. Sonra öyle bir döneme giriyorsun ki
Türkiye de yaşayan insanların ingilizce yapması komik geliyor. Müziği ne için yaptığını kavraya bilmek hayatında her açıdan gelişmiş olmayı gerektiriyor. Eğer iletişim bunun büyük bir parçasıysa , hiç olmazsa yarısıysa o zaman Türkçe yapmak çok daha mantıklı geliyor...................................................................


semiramis_sem 30 Ocak 2006 11:52

RÖPORTAJIN DEVAMI

İLK ALBÜM BU KADAR ÇOK SATMIŞKEN İKİNCİYİ YAYINLAMAK NASIL BİR BASKI YARATIYOR ÜSTÜNDE?

İkinci albüm insanlar tarafından ya kabul gördüğün ya da "bu o kadar iyi olmamış " dedirtirse kolayca unutabileceğin bir albüm statüsündedir. O açıdan önemsiyorum. Ama satış konusunda kaygım yok. İşin bana kalan kısmını ne kadar doğru yaptığımla çok daha fazla ilgileniyorum. Az satması, bu dönem o kadar insanla iletişim kurabilmişim anlamına gelecektir.
ŞU AÇIDAN SORMUŞTUM. AYNA KLİPLERİNDE SİGARA İÇMİYORMUŞ, ÇÜNKÜ NE KADAR İNSANI ETKİLEDİKLERİNİN FARKINDAYMIŞLAR. SEN DE BU KADAR ÇOK İNSANA ULUŞTIĞINDA BU TARZ ŞEYLER HİSSETTİN Mİ?
Hissediyorum, çünkü bir sürür insan senin yazdığın sözleri dinleyip kendine göre istediği payları çıkartıyor. Müzik böyle bir şey zaten. Benimde müziği konumundaydı. Daha önceden dinlerken kendi hissettiklerim daha ön planda olur. Yani acaba bunu yaparken ne demek istemiştir di ye düşünme devresine geçmem bayaa zaman alıyor. Dolayısıyla insanları etkileyebilecek , yönlendirebilecek , hele kötü yönlendirebilecek şeyleri yaparken hakkatten iki kere düşünüyorsun, hatta daha çok.
İLK ALBÜMÜNDEN DAHA ÇOK MU DÜŞÜNDÜN?
Yoo, ilk albümde de çok düşünmüştüm. İlk albümün en büyük amacı samimi bir müzisyen olduğumu insanlara göstermekti. Kendimi çok daha fazla durdurmayı sevmiyordum. Günlük hayatta da hoşuna gitmeyen bir şeyi birine söylemen gerekiyorsa onun kırılacağını bile bile artık söylemen gereken bir zaman gelir. Onun için ben hakkatten içimden geliyorsa yanlış olanları hiç kimseyi kırmadan söylemeyi tercih ediyorum. Kırmadan lafını albüme çevirecek olursak, birilerine kötü enerji yüklemeyi hakkaten istemem.
PEKİ İLK ALBÜMÜN "KADIN" DA ALBÜMÜN STÜDYO VE ÇIKIŞ AŞAMASINDA YAPACAKLARINLA İLGİLİ SANA KARIŞAN OLDU MU?
Asla. Bu kadar zaman albüm yapmak için beklememin sebebi tesadüf değildi. Ben doğru hissettiğim her şeyi nerede daha rahat yapabilirsem o zaman ve o insanlarla albüm yaparım diye düşünüyorum. Ne yaptığım müziğe, ne fotoğrafa, ne klibe ne de her hangi bir şeye karışıldı. İlk albüm için stüdyoda acaip uzun kaldık. Bunlar hep maddiyatla doğru orantılı şeyler. Bir şekilde bana güvendiler.
ALBÜMDEKİ 10 PARÇAYI KAÇ PARÇA ARASINDAN SEÇTİN?
Çok fazla parça arasından seçtiğimi söyleyemeyeceğim. Aklıma gelen her türlü fikri ya kaydettim ya da yazdım;
Ondan sonra oturup onların üzerinde çalıştım. Yani kafamdaki bir fikirle ilgili dört tane parça ya akıtmaya gayret ettim. Çünkü artık kendimi çok daha iyi tanıyorum, ne yapmak istediğimi iyi biliyorum.
PEPSİ KONSERLERİNİ NEDEN VE NASIL KABUL ETTİN? BU TÜR ORGANİZASYONLARDA ŞEHİR ŞEHİR DOLAŞILDIĞI İÇİN FAZLA MASRAF OLMAMASI AÇISINDAN KÖTÜ SES DÜZENİ KULLANILIR ÇOĞUNLUKLA. RİSKLİ DEĞİL MİYDİ?
Bana öneriyi getiren kişi Mavi sakal dan Murat Tümer di, yani tanıdığım biri. Maddi açıdan da beni rahatlatacak bir teklifti, aynı zamanda her açıdan profosyonel bir projeydi. Çok büyük yerlerde, çok büyük ses düzeniyle, süper ışıklarla konserler yaptık. Her yerde ve aynı sistemle sahneler kuruldu. Sadece şehirler değişti. Neticede de, bunun karşılığında benden istenen şey rol yapmam değil şarkı söylememdi. Kendi işimi yapacağım için kabul ettim.
SEN ÇOK BAĞIMSIZ, KİMSEYE TUTUNMADAN ORTAYA ÇIKTIN. AMA SONRA, BELKİ SERTAB"LA YAKINLAŞMANDAN, SEZEN AKSU"NUN KLANINA DAHİL OLMAYA BAŞLADIN GİBİ BİR GÖRÜNTÜ OLUŞTU. SEN BÖYLE BİR ŞEY HİSSETTİNMİ? YADA HİSSEDERSEN RAHATSIZ OLURMUSUN?
Sertab en sevdiğim arkadaşlarımdan biri. Albümüm çıkmadan önce de yakındık onunla. Sezen Aksu ise karma müzik"in ortaklarındandı, yani patronum konumundaydı. Daha önceden tanışıyorduk, ama aynı şirket içinde yer almaya başladığın andan itibaren daha da yakınlaşıyorsun. Zamanla sık sık fikir alış verişinde bulunduğum, arkadaşım gibi hissettiğim biri haline geldi.
27 yaşındayım ve hayatıma kimlerle nasıl paylaşacağıma az çok aklım eriyor. Hayatıma giren insanlardan hiçbir şekilde şikayetçi olamam. Ama insanların tek bir resme bakıp yargıya varması çok canımı sıkıyor.........................................................


semiramis_sem 31 Ocak 2006 13:02

"ARTIK KISA CÜMLELER KURUYORUM" NASIL BİR SÜREÇTE ORTAYA ÇIKTI? NEDEN "KISA CÜMLELER" MESELA?

Hayatında bazen kontrol edemediğin, bazen kontrol edipte üstesinden gelemediğin değişiklikler oluyor; bazen de hiçbir şey olmuyor. Benimki her şeyin hat safhada değiştiği, kontrol edemediğim bir sürü değişikliğin olduğu bir dönemdi. Dolayısıyla hem susup kendimi dinlemeye, hem de oturup etrafımdaki insanların nasıl iletişim kurduğunu gözlemlemeye çok zaman ayırdım. Hayatım boyunca kendini seven, kendisiyle barışık insanlardan biri olmak istedim. Bunun için bilincimi, algılamamı yükseltecek her şeyi yapmaya gayret ettim. Böylece kendimi tanımaya ve kendimden mutlu olmaya başladığım bir döneme girdim. Albüm böyle bir süreçte oluştuğu için, elimden geldiğince bunları yansıtmaya çalıştım. "artık kısa cümleler kuruyorum" da bu süreci çok iyi ifade ediyormuş gibi geliyor bana. Yani artık kendimi anlatmam için cır cır konuşmam gerekmiyor. İnsanları dinlemeyi tercih ediyorum. Gerektiğinde de kendimi daha net ifade edebildiğimi düşünüyorum.


ALBÜMDE, SÖZ VE MELODİ OLARAK KENDİNE ÇOK YAKIN HİSSETTİĞİN, SENİ ÇOK İYİ İFADE EDEN BİR PARÇA VARMI?


"artık kısa cümleler kuruyorum" . sözlerini o kadar seviyorum ki, sırf gitarla çalmak, insanların evine gitmişimde orda çalıyormuşum gibi hissettirmek istedim. Ne hissediyorsam hepsini istedim. Ne hissediyorsam hepsinin anlatıyor bu şarkı. Geçen iki sene içinde gerçekten feleğin çemberinden geçtiğimi hissettiğim zamanlar oldu, ama hala hayatı seviyorum. Her şeye rağmen hayatta durmaya, üstelik zevk almaya çalışıyorum.


DİNLEDİĞİM KADARIYLA BU ALBÜMDE, TÜM ALBÜMÜ SIRTLAYACAK PİYASA BİR PARÇA YOK. BU BİLİNÇLİ BİR TERCİHMİ?


Tabii ki. Benim albüme koyduğum her parçanın içime sinmesi lazım. Yoksa rahat uyku uyuyamam ki o zaman. Ben ne kadar şöyle olmalı, böyle olmalı diye düşünmüyorum müzik yaparken. Benim kendim için inandığım, doğru olduğunu hissettiğim şeyler var. İnancımı bir an olsun kaybetmiyorum ve bana sanki içimden gelmeyen bir şeyi yaparsam insanlar bunu hemen fark edermiş ve iyice batarmış gibi geliyor. Yani bunu hiçbir zaman aklımdan bile geçirmem. Albümüm 3000 satsa bile geçirmem. Ben hissediyorsam insanlarla onu paylaşıyorum. Çok büyük satış rakamlarına ulaşmak için albüm üretmeye başlamıyorum. Müzik hapşırmak gibi bir şey, içinizden geldiğinde tutamıyorsunuz ki! Müzik yaptığım için albüm çıkarıyorum, albüm çıkarmak için müzik yapmıyorum. Dolayısıyla ne üretirsem onu sunmayı daha doğru buluyorum.


DİYELİMKİ BU ALBÜMDE SATIŞLARIN ÇOK DÜŞTÜ, AMA MÜZİK OTORİTERESİ OLARAK TANINAN BAZI İNSANLARDAN ÇOK İYİ TEPKİLER ALDIN.. NE HİSSEDERSİN. HANGİSİ DAHA ÖNEMLİ SENİN İÇİN


"bir albüm yaptım, müzisyenler çok beğendi ama halk beni anlamadı "diyenlerden olmak istemiyorum ve hiçbir zamanda olmayacağım. Böyle bir şey yok. Eğer böyle bir durumla karşılaşılıyorsa mutlaka yerlerde yanlış yapılmıştır. Çünkü müzik o kadar zor değil, üç dakika süren bir şey normalde beni nasıl etkiliyorsa bir başkasını da öyle etkilemesi lazım. Müziği sevmek için ciddi bir eğitime gerek yok. Duyguyla doğru orantılı ; sevmiyorsa sevmiyordur. Bu nedenle çok fazla promosyonun gerekliliğine de inanmıyorum. Üç günde, üç ayda yada üç haftada ulaşılabileceği kadar insana ulaşıyor zaten.


BU ALBÜM İÇİN NASIL BİR PROMOSYON STRATEJİSİ BELİRLEDİNİZ.


Okullar ve televizyon programları tatile giriyor. Zaten televizyonda playback yapmak ya da canlı çaldığımda onun çok kötü aktarılması hiç hoşuma gitmiyor. Bu yüzden gerçekten içim rahat kalabileceğim program sayısı çok az. Dolayısıyla daha çok klibi yayınlatmaya, konser vermeye ve yazılı basınla röportaj yapmaya yönelik bir promosyon olacak.


ALBÜMDE NEDEN GİTAR ÇALMADIN ?


Stüdyo gitaristi olmak çok başka bir şey. Sahnede çalabilirim ama stüdyoda çalmak için yıllarca stüdyo müzisyenliği yapmak gerek. Ayrıca, yanımda benden daha iyi yapabilecek biri varsa -ki demir çok iyi bir stüdyo gitaristi- o işi ona yaptırmak daha yaptırmak daha mantıklı geliyor bana. Neticede onlar genellikle benim yazdığım melodiler...............................


semiramis_sem 1 Şubat 2006 13:25

BU ALBÜMDE SESİN İLK ALBÜMDEKİNDEN DAHA FARKLI DUYULUYOR

İlk albümde herkes sesimin renginin farklı çıktığını söylüyordu. Aynı duyguyu bende yaşıyorum. Altyapı acayip doluydu; kesişen o kadar çok frekans vardı ki , kendi sesimi kendi duymak istediğim gibi duymuyordum. Bu albümde en çok önem verdiğimiz şeylerin başında, sesimi, boş bir odada nasıl duyuluyorsa o şekilde duyurmak geliyordu. Onun için de altyapı mümkün olduğunca sade tuttuk.


ON ŞARKIDAN SADECE BİRİNİN SÖZ MÜZİĞİ SAN AİT DEĞİL("YORGUN" KURBAN' DAN DENİZ YILMAZ' A AİT). BAŞKA BİRİNİN PARÇASINI SESLENDİRMEK, YANİ SADECE
YORUMCU OLMAK NASIL BİR DUYGUYDU SENİN İÇİN?


Parçayı dinletti, hoşuma gitti. Normalde birinden parça almak çok da yakın bir şey değil bana. Ama parçanın sözlerini ,müziğini çok sevdim. Bir parçaya bu şekilde hayat veriyorsun,artık o senin şarkın oluyor. Buda heyecan verici.


TÜRKİYE”DEKİ SANAT-SANATÇI KAVRAM KARMAŞASI YÜZÜNDEN KENDİNE SANATÇI DEMEYE ÇEKİNDİĞİN OLUYORMU?*


Oluyor oluyor!çoğu zaman bir sürü “sanatçıyla” ismimin aynı anda anılmasından rahatsız oluyorum. Bence bir şeyin ne kadar değer taşıdığını anlamak için biraz zaman tanımak gerekiyor. Sanatın ,içinde barındırdığı değerle ve tabii dolayısıyla da zamanla doğrudan ilişkili olduğunu düşünüyorum.


VOLVOX ŞEBNEM’LE ŞEBNEM FERAH ARASINDA FARK VE DEĞİŞİKLİKLER VAR MI?

O zamanda duygularımla hareket eden biriydim. Ne yapmak istiyorsam onu yapmak için kendime şans tanımaya çalışıyordum, içinde bulunduğum koşullara rağmen . Şimdide aynı şekilde davranıyorum. Duygularıma, hissettiğim şeylere değer verip neyi doğru hissediyorsam onu yapmaya çalışıyorum. Çok şey değiştiğini söyleyemem. O zaman bile daha yeni gitar çalmaya çalışırken beste yapıp insanların onu beğenmesini seviyordum. Şimdide aynı şekilde. Birtakım şeylerde de tabii ki çok değişti. Çünkü bir defa büyüyorsun. Zaman içinde kendime vakit ayırmayı öğrendim çok. Ve kendimle baş başa kaldığımda da daha çok yakınlaştım her şeye.


İLK GRUP KURDUĞUN ZAMANIN GÖZLERİYLE BUGÜNÜN ŞEBNEM’İNE BAKABİLİYORMUSUN?


O zamanlar ben böyle bir şeyi hayal etmiyordum. Yani hayal etmiyorum derken, “şimdi gitar çalıyorum,çünkü 10 yıl sonra albümleri olan bir şarkıcı olacağım” şeklinde davranmıyordum. O zaman gitar çalmayım öğrenmek istiyordum ve gitar çalıyordum. Gitar çalmayı öğrenince parça yapmak istiyorsun. Parça yapınca birileriyle onu paylaşmak istiyorsun. Bunlar sıralanan sebepler ve sonuçlar. Bir şarkıcı olmak istediğimi biliyordum. Hayatımdaki en uzun vadeli plan ve yaptığım her şeyi bunun için yaptım. Kendimi ne şekilde besleyebiliyorsam o şekilde beslemeye çalıştım. Gitar çalmayı öğrenmem, küçükken piyano dersi almam ve müzik konusunda kendimi geliştirmeye çalışmamın altında hep bir gün iyi bir şarkıcı olmam sebebi yatıyordu. Dolayısıyla o günkü hayallerimle pek ters düşmüyor.


VOLVOX DÖNEMİNDE YAPTIĞIIN BESTELER VE ŞARKI SÖZLERİYLE BUGÜNKÜLER OLDUKÇA FARKLI. SEN BUNU NEYE BAĞLIYORSUN?


Çünkü o zaman 17 yaşındaydım. Şimdi 27 yaşındayım, tabii ki farklı olacak. Bu benim doğal kendi doğal gelişme sürecim ve bu bana normal geliyor. Bundan 10 yıl sonra bugünden farklı olmasını da aslında tercih ederim. Kendi içinde tutarlığa sahip olmasını ama büyüyorsam ve geliştiğime inanıyorsam da onları da gösterebilmeyi tercih ederim. O zaman ben duyduğum ve gördüğüm herşeyi yapmaya çalışıyordum.


MÜZİK KARİYERİNE BAŞLADIĞINDA VOLWOX'LA HANGİ NOKTAYA GELMEYİ PLANLIYORDUN?İLERİDE SOLO ÇALIŞMALAR YAPMAK AKLINDA VAR MIYDI?


Ya şunu hissediyordum; Volvox' la çalışırken üretim açısından her şeyi ben yapıyordum ki , bunun bu şekle gireceğine emindim. Ama volvox' ta çaldığım dönem hayatımın en zevkli dönemidir. Hayatta hiç bir şey bana daha büyük zevk vermedi. Dolayısıyla onlarla birlikte bir kariyer edinebilmeyi çok isterdim. Onun hala da çok özel bir grup olduğunu düşünüyorum. Volvox' u kurduğumuzda da biz 17 yaşında filandık. 23-24 yaşına geldiğinde bile hayata bakış açınla ilgili çok şey değişmiş oluyor. Başkası için o an okulu çok önemli oluyor, bir başkası için sevgilisi çok önemli olabiliyor. Bütün bunların çok erken yaşta birlikte müzik yapmaya başlayan bir grup için hala devam etmesi çok zor,çünkü kendin kendinle ilgili gerçeklerle de karşılaşıyorsun. Şimdi bir grup kuracak olsam nasıl insanlarla çalışmam gerektiğini biliyorum artık ama o zaman en yakınımda kim varsa onunla birlikte çalışıyorsun. Çok özlüyorum ama böyle sonuca ulaşacağı kesindi. Ben o süre içerisinde hayatımda müzik dışında hiçbir şeye yer vermedim. Hayatım müzik etrafında dönüyor.


DİKKATİMİ ÇEKEN ŞU:VOLVOX DAĞILMA AŞAMASINDA OLDUKÇA FAAL BİR GRUPTU. HATTA KASET YAPMA AŞAMASINA GELMİŞTİ. BU TEKLİF GRUP ELEMANLARINA CAZİP GELMEDİ Mİ?


Cazip gelmemek değil, bu sorumluluk olayı. Bugün konuştuğumuz her şeyi düşünün. Bu kadar şeyi 4 kişinin aynı oranda sorumluluk duygusuyla sahiplenmesi mümkün değil. Mesela benim açımdan bakacak olursak; ben müzikal olarak oluşturacağım herhangi bir şeyin başkaların benden daha az sorumluluk gösterdiği için zarar görmesine asla katlanamam. Mümkün değil, böyle bir şey yok. En çok bu yüzden solo albüm yapmaya karar verdim. Bir şey olacaksa hatasıyla sevabıyla benim olmalı. Başkasının yaptığı bir hatanın benim hayatıma etki etmesine hiç dayanamıyorum. En faal dediğin dönemde barda çalışıyorduk. Haftada 4, bazen 5 gece sahne alıyorduk ve bu yaratıcılığı öldürüyordu. Ben buna kendi adıma dur demek istedim. Bu noktadan sonra barda havaya şarkı söylemek insanı tatmin etmiyor. Ben artık kendi şarkılarımı söylemek istediğimden çok emindim.


SON ALBÜMÜN YAPIM AŞAMASINDA ETKİLENDİĞİN ŞARKICI VE GRUPLAR OLDUMU?


Benim son zamanlarda çok kendime yakın hissettiğim Skunk Anansie oldu. Ve kadının şarkıcılığından çok hoşlanıyorum. Alanis Morissette, Tori Amos ve Bjork gibi şarkıcıların da bireyselliğinden çok hoşlanıyorum.


HER KLİBİNDE FARKLI BİR YÖNETMENLE ÇALIŞIYORSUN. BUNUN SEBEBİ VAR MI, TOKSA TESADÜF MÜ?


Hayır, tesadüf değil. Meltem CUMBUL,Özlem TEKİN ve Sezen AKSU. Üçünün de görüntü kalitesini çok beğenmiştim. "Bugün"ün klibi için yapmak istediğim basit ama görüntü kalitesi çok yüksek bir şeydi. Dolayısıyla o ilk aklıma isimlerdendi. Diğerleri ise Umur TURAGAY (" Vazgeçmem Dünyadan") ve hazım BAŞARAN (" Yağmurlar") dı. Hazım' la tarihlerimiz uymadı ve o sırada Levent 'le tanıştım. Çalışırsak iyi bir sonuç çıkacağı hissine kapıldım. Bu elektrik meselesidir. Onun için denemek de istedim. Değişik insanlarla çalışmayı denemeyi seviyorum.


EN ÇOK HANGİ KLİBİNİN SONUCUNDAN MEMNUN KALDIN?


"Vazgeçtim Dünyadan", "Yağmurlar" VE "Bugün" arasında seçim yapamıyorum. Albüm çıktıktan çok sonra çekilmiş olan "Fırtına" ve Bu aşk fazla sana"nın klip bütçeleri daha azdı. O yönetmenler de ellerinden geleni yaptılar ve değerli olduklarını düşünüyorum. Ama fikir olarak da, seyrederken etkilendiğim de başta söylediğim klipler.


KENDİNİ NASIL KATEGORİZE EDİYORSUN?


Kendimi bir yere dahil etmek çok zor. Ama benim bir tarzım var. Yani kendime özgü bir tarzım olduğuna eminim. Duyulduğunda "bu Şebnem' in bestesi" denilebileceğine de eminim.


Çağlayan Tekin

Aysın Önen
Zarife Öztürk
Bu röportaj NON-SERVİYAM dergisinden alınmıştır.


Misafir 8 Şubat 2006 11:21

BUKET DORAN

Boğaziçi Üniversitesi'nde okurken bass çalmaya merak sarmıştır ve "ain't non blondes" adlı gruplarıyla okul festivallerinde çalmıştır, ayrıca "dip not" olarak bu grubun solisti de Şebnem Ferah'ın eski vokalisti Kutsalmış..
Buket "Volvox" grubunun son basçısı aynı zamanda.. Ebru Bank gruptan ayrılınca yerine Buket'le çalmaya başlamışlar.. Volvox zamanından beri Şebnem Ferah ile birlikte çalmakta sahnede.. Ayrıca son 3 albümde yani, "Perdeler" , "Kelimeler Yetse" ve "Can Kırıkları" albümlerindeki basslar tamamen Buket'e aittir.. Aynı zamanda Şebnem'in menajerliğini yapmıştır..

OZAN TÜGEN

1976 Antalya doğumlu. Bilgi Üniversitesi Müzik Bölümü kompozisyon dalından mezun. Sertab Erener, Sezen Aksu, Emre Altuğ, Burak Kut, Serdar Şensezgin, Nazan Öncel gibi şarkıcıların canlı performansları ve albüm kayıtlarında klavyeci olarak çalıştı. Radyo/TV için jingle prodüksiyonlarında aranjörlük yaptı. Şebnem Ferah'ın 2001 tarihli "Perdeler" ve 2003 tarihli "Kelimeler Yetse" albümlerinde aranjörlük görevini üstlendi. 1997 senesinden bugüne Şebnem Ferah'a tüm sahne performanslarında klavyeci olarak eşlik ediyor..

METİN TÜRKCAN

1971 Karabük'te doğdu. İlk ve orta okulu Karabük'te, orta 3. sınıfı Kadıköy Anadolu'da okudu. İstanbul Üniversitesi Dericilik 2. sınıftan ayrıldı. 86'da "Metafor" grubunu kurdu. Bu gruptan sonra "Disgrace" diye bir grupta yer almıştır ve bu grupla birlikte "Discrazy" isimli bir albüm çıkartmışlardır.. Çok iyi bir rock gitaristidir..
"Pentagram"'ın "Trail Blazer" albümünde çalmıştır ve "Unspoken"'da uzun bi aradan sonra tekrar çalmıştır.. Geçtiğimiz yıl Alt Kemancı'da Pentagram'la birlikte uzun bir dönem sahne almışlardır ve ayrıca çeşitli yerlerde konserler vermişlerdir.. "Cherokee" adlı grupta da kısa süreli bi çalmışlığı vardır yanılmıyorsam (bu kısımdan emin olamadım )

Özlem Tekin'in "herkes şanslı doğmuyor" adlı şarkısınının muhteşem düzenlemesi de Metin Türkcan'a aittir..

AYKAN İLKAN

Aykan, "Kargo" grubunun ilk kadrosunda davul çalmaktaydı.. 94-95 yılları arasında "Mr. No" isimli yeni çıkış yapan grupta davul çalıyordu.. Ayrıca uzunca bir süre "Deniz Kızı" isimli grupla çeşitli barlarda da çalmışlığı vardır.. Kendisi "Pentagram"'ın solisti Murat İlkan'ın kardeşidir.. 97 yılından beri sahnede Şebnem Ferah'a eşlik etmektedir

CEREN TÜGEN


Pollyanna 26 Mart 2006 03:00

12 Nisan 1972 yılında Yalova'da doğdu. Kırmızı elbiseler giyerek mahallede şarkılar söyleyen Şebnem Ferah'ın müziğe olan ilgisi küçük yaşlarda başlamış. Şebnem'in müzikle tanışmasında ailesinin çok büyük rolü olmuş. İlk okulda enstrüman ve solfej dersleri almaya başlamış. Şebnem'in ailesinde hemen hemen herkes müzikle içiçe ve evin her köşesinde enstrüman olduğu için müzik konusunda bilgili ve hazır olarak atılmış piyasaya.

İlk okul yıllarında mandolin kursu alan Şebnem okul orkestrasında da solistlik yapmış ve bugüne dek hayatını müzikle bağdaştırmış. Liseyi Bursa Gemlik'te "Özel Namık Sözeri Lisesinde" yatılı bir öğrenci olarak okumuş ve bu dönemler Şebnem'in kendisini tanımasına, tek başına ayakta kalmasına yardımcı olmuş.

Şebnem'in okul orkestralarında başlayan bu serüveni daha sonra küçük topluluklarla devam etmiş. Lise zamanlarında"Pegasus"adlı grubuyla beraber çalışan ama kafasında bir kız grubu hayali olan Şebnem, 80'lerin ortasında Bursa'da açılan bir stüdyo sayesinde Sedat abisiyle tanışmış ve bu hayalini 1988 yılında kurduğu "Volvox" grubuyla gerçekleştirmiştir. Müzik uğruna "Odtü Ekonomi" Bölümünü 2. sınıftan terk etmiş ve daha sonra İstanbul'a gelince "İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili Ve Edebiyatı" bölümüne kaydolmuş.

1994 yılında "Volvox" grubunun dağılması sonucu Şebnem Ferah bireysel çalışmalarına başlamış. Rahmetli sanatçımız Onno Tunç ve Sezen Aksu'nun keşfi sonucu Underground ortamdan daha Ferah bir ortama kavuşmuş.

Daha sonra "15 Kasım 1996 Cumartesi" günü "KADIN" adlı ilk solo albümünü çıkardı. İlk videosunu "Vazgeçtim Dünyadan" adlı parçasına çeken Şebnem, Rock müzik piyasasını yeni bir döneme soktu. Çıkışıyla büyük bir sansasyon yarattı. Gerek kaset satışları gerekse video klibiyle uzun süre listelerde bir numara olarak boy gösterdi. Daha sonraları "Yağmurlar", "Bu Aşk Fazla Sana" ve "Fırtına" adlı şarkılarına klip çekti. İlk konserini "04 Nisan 1997" de "İzmir Ege Üniversitesi" nde verdi ve büyük bir kalabalığa yaklaşık 6000 kişiye unutulmayacak dakikalar yaşattı. İzmir'deki konserin ardından Türkiye'nin çeşitli yerlerinde konserlerine devam etti ve bu konserlerin yanı sıra düzenli bar programları da yaptı.

Tabii ki Şebnem`in yaşadığı çok büyük acılar da oldu. 1998 yılında Ablası Aycan Ferah`ı yitirdi. Üzüntülü bir dönemin ardından 2.5 yıllık bir aradan sonra "24 Haziran 1999 Perşembe Günü" ikinci albümünün ilk klibi "Bugün" müzik kanallarında boy göstermeye başladı ve tarih "30 Haziran 1999 Çarşamba" yı gösterdiği zaman "Artık Kısa Cümleler Kuruyorum" adlı ikinci albümünü yine sansasyonlu bir şekilde bizlere sundu. İlk albümünde olduğu gibi ikinci albümünde de İskender Paydaş ve Pentagram ekibiyle çalışan Şebnem yine herkesi üzerine yoğunlaştırdı. Çok samimi sözlerin üzerine sarılmış etkileyici melodiler yine hafızamıza kazınacak ve aklımızdan asla silinmeyeceklerdi. Albümün ikinci videosu "Artık Kısa Cümleler Kuruyorum" şarkısına geldi, klibin yönetmenliğini Hakan Yonat yaptı. İkinci albümün ardından yine araya uzun bir stüdyo dönemi girdi.

Bu arada acılar Şebnem`in peşini bırakmadı. 1999 yılında meydana gelen 17 Ağustos depreminde Babası Ali Ferah`ı yitirdi. Acılarını hafifletmek ve yeni şarkılar üretmek için müziğe daha da sıkı sarılmayı tercih etti. Böylece "03 Ekim 2001" tarihinde "Perdeler" adlı üçüncü albümü yayınlandı ve yine büyük beğeni topladı. Bu sefer ki albümde Şebnem, İskender Paydaş ve Pentagram üyeleriyle değil de sahnede birlikte çaldığı müzisyenlerle çalışmıştı. Bu albümden ilk video, albümle aynı adı taşıyan "Perdeler" şarkısına çekildi. Klip, Türkiye standartlarının çok dışında ve oldukça güzel görüntüler barındırıyordu. Bu klipten kısa bir süre sonra "Sigara" şarkısı da, renkli camda boy göstermeye başladı.

İki yıl aradan sonra, tarih "12 Mayıs 2003 Pazartesi" yi gösterdiğinde, yeni albümünün ilk videosu "Ben Şarkımı Söylerken" müzik kanallarında dönmeye başladı. "15 Mayıs 2003 Perşembe Günü" "Kelimeler Yetse" adlı muhteşem bir albümle Şebnem tekrar aramıza dönmüş oldu. İlk klibiyle kendinden oldukça söz ettirmeyi ve yine yeniden gündeme oturmayı başardı. Röportajlar, Tv programları derken kendini yoğun bir temponun içinde bulan Şebnem, bu yoğun temponun arasında Gözlerimin Etrafındaki Çizgiler ve Mayın Tarlası’na da klip çekti ve yeni albüm çalışmalarına başlayana dek Türkiye'nin bir çok şehrinde konserler verdi...

Sessiz sedasız geçen bir yılın ardından, “5 Temmuz 2005 Salı günü” bu defa Tarkan Gözübüyük prodüktörlüğünde 5. albümü “Can Kırıkları”nı yayınlayarak yeniden piyasaya damgasını vuran Şebnem Ferah, ilk klibini de albümle aynı ismi taşıyan şarkısı “Can Kırıkları”na çekti. Son albümlerine oranla sert sounduyla dikkat çeken albümünün, 29 Temmuz 2005 günü Parkorman’da gerçekleşen gala konseriyle yeniden dinleyicilerine kavuşan Şebnem’in yeni albüm konserleri de bu sayede başlamış oldu. Çok geçmeden “Çakıl Taşları”na ikinci video klip geldi. Katıldığı programlarda birçok klip ve konser müjdesi veren Şebnem’in, konser maratonu halen devam etmekte...

Albümleri dışında da Şebnem Ferah’ı pek çok farklı çalışmada görmemiz mümkün. Kimi sanatçıya geri vokalleriyle, kimisiyle de düet yaparak onlara eşlik etmiştir. Bunun yanı sıra birçok film ve reklam müziğini de seslendirmiştir. Aynı zamanda diğer sanatçılarla beraber yardım konserleri vermek gibi pek çok faaliyette de bulunmuştur.

Kısacası Şebnem varolduğu günden bu yana bir çok eşsiz başarıya imza atmıştır.

Kendi ruhunun müziğini bulup, seçtiği yolda emin ve sağlam adımlarla yürümeyi başaran, içi doldurulmuş boş şarkıları değil hayatın gerçeklerini yansıtan şarkılarını, eşsiz sesini bizlere sunan ve en önemlisi dinleyenlerine Yüreğinin Tümünü açmaktan çekinmeyen, daima Samimi Duygularını paylaşan Gerçek Müzisyen Şebnem Ferah'a binlerce teşekkürler.


Diğer İnsanları Bilmiyoruz Ama Biz Büyüyoruz Seninle, Şarkılarınla, Müziğinle...


JeLiBoN 27 Nisan 2006 08:34

ŞEBNEM FERAH_MÜLTECİ
ben bir mülteciyim kendi yüregimden baska siginacak yerim yok yurdum yok ben bir mülteciyim yüregime sigindim burda savas ciksa bile ölen yok tüm hayallerin sonsuzluga ve sona erebildigi bir yerdeyim tüm niyetlerin bedenleri varmiscasina görülebildigi bir yerdeyim ben bir mülteciyim yüregimde yasiyorum esir degil kul hic degil kendimde yasiyorum ben bir mülteciyim burda aslinda sinir yok kazanmak kaybetmek yok bu gücten daha büyük güc yok artik eminim her sey icimde filizlenip istersem büyüyor bakmazsam cürüyor asil topugum askti baska yüreklerde mutlu olmadim yasayamadim oysa icimde ne ok var ne de atan ne yön ne arka ön ister yasa ister sön ben bir mülteciyim yüregimde yasiyorum esir degil kul hic degil kendimde yasiyorum ben bir mülteciyim burda aslinda sinir yok kazanmak kaybetmek yok bu gücten daha büyük güc yok ben bir mülteciyim kendi yüregimden baska siginacak yerim yok yurdum yok tüm kitaplarin arasinda kurutulup saklanan anilarla dolu bir yerdeyim tüm sözcüklerin cümlelerden kurtulmus gibi incitmeden özgür kalabildigi yerdeyim ben bir mülteciyim yüregimde yasiyorum esir degil kul hic degil kendimde yasiyorum ben bir mülteciyim burda aslinda sinir yok kazanmak kaybetmek yok bu gücten daha büyük güc yok


MaTTo 13 Şubat 2007 11:21



PocahontaS 16 Ağustos 2007 16:20

:[ Çakıl Taşları :[



HEMAN 4 Eylül 2007 13:47

müzik piyasasına,donanımlı bir şekilde çıkmasını sağlamıştır.Şebnem,okuma yazma bilmeden önce birçok enstrüman çalmayı
Şebnem Ferah, Üsküp’ten Yalova’ya gelen ailesinin üç kızından en küçüğü olarak 12 Nisan 1972 tarihinde Yalova’da dünyaya gelmiştir.Şebnem Ferah’ın hayatında,müziğin hep ilk sırada yer almasını sağlayan ailesi olmuştur.Evlerinin her köşesinde bir müzik aleti olması onun müzik piyasasına,donanımlı bir şekilde çıkmasını sağlamıştır.Şebnem,okuma yazma bilmeden önce birçok enstrüman çalmayı öğrenmiştir.Bu yüzden evlerinde ki müzik hiçbir zaman bir eğlence aracı olmamıştır.Öğretmen olan babası Ali Bey’in ,evde bağlama,mandolin ve piyano eşliğinde annesiyle yaptığı,düet Yugoslav türkülerini dinleyerek büyümüştür.Küçük Şebnem,belki farkında değildi ama evinde anne ve babasıyla paylaştığı bu müziğin sıcaklığını, iler ki yıllarda o da hayranlarıyla paylaşacaktı…

İlkokulda enstrüman ve solfej dersleri aldı.Babasının onu mandolin kursuna yazdırmasıyla müziğe olan tutkusu giderek artmıştı.İlkokulu Yalova’da ortaokulu ise Bursa Koleji’nde okudu.Bursa Koleji,onun müzik hayatını hızlandırmıştı.Yatılı bir okulda okuduğu için kendisini bir şeylere vermesi gerekiyordu o da müziği seçmişti.Liseyi de yatılı olarak Bursa Gemlik’te,Özel Namık Sözeri Lisesinde okumuştur.Okul yıllarında bile tek mutluluğu o zaman ki büyük grupları dinlemek ve müzikle hep iç içe olmak olmuştu.Şebnem,hem okul orkestralarında solistlik yapıyor hem de birkaç arkadaşıyla kurduğu küçük gruplarda da çalıyordu.Lisenin ilk yıllarında çok istediği ve artık elinden düşürmeyeceği gitarına sahip olmuştu.Bir yandan İngilizce şarkı sözleri yazarken bir yandan da gitar kursuna devam ediyordu.Seth Riggs’in albümünü alarak gırtlağını nasıl kullanması gerektiğinide öğreniyordu bir yandan…

Müzikal anlamda artık çok daha ciddi bir şeyler yapabilirim düşüncesiyle Bursa’da bir stüdyoda, kiraladıkları enstrümanlarıyla ilk gruplarını olan PEGASUS’u kurdular.Bu grupla beraber tamamı kızlardan oluşan bir rock grubu kurma fikri Şebnem’in kafasında belirmişti.Şebnem’in bu fikrinde ‘Hearth’grubununda etkisi olmuştur.Onların,gitar çalıp şarkı söyleyen bayanlar olduğunu görünce çok etkilenmiştir.Daha sonraları,1987 yılında Bursa’da düzenlenen bir rock festivalinde henüz 15 yaşındayken ilk kez sahneye çıkıp şarkı söylemişti.Bu deneyim onun için ‘mükemmel bir his’ olmuştu.Pegasus’un dağılmasından sonra Şebnem yakın arkadaşlarını toplayarak Türkiye’nin bayanlardan oluşan ilk rock grubu olan ‘VOLVOX’ u 1988 yılında kurdu.Şebnem Ferah(elektro gitar ve vokal),Arzu Özbakış(klavye),Duygu Karpuz(gitar),Ebru Bank(bas),Gül Ağırca(davul) ve 1992 yılında gruba katılan Özlem Tekin(klavye ve geri vokal)’den oluşan volvox’un ismini biyoloji dersinde bulmuşlardı.Volvox,Latince bütün ses biyolojide ise tek hücreliler kolonisi anlamına geliyordu.Volvox’tan ilk ayrılan Arzu Özbakış olmuştur.Daha sonra Ebru Bank gruptan ayrılınca yerine Buket Doran(bas,geri vokal)geçmiştir.
Türkiye’nin o yıllarda rock müziğe bakış açısından dolayı önceleri yadırganan sonra konser teklifleri alan Şebnem Ferah, Sedat Yıldırım Sarıcan'ın da katkılarıyla düzenlenen 1989 yılındaki "Bursa 1. Rock Station Günleri’’nde Pentegram, Suspect, Metafor, Mirage ve King White gibi birçok grupla aynı sahneyi paylaşmıştı.Daha sonraları Volvox,Bursa Tayyare sineması ve bunun gibi birçok yerde konserlere devam etmişti.Şebnem Ferah,ODTÜ ekonomi bölümünü kazanınca Ankara’ya yerleşmek zorunda kaldı ve burada tanıştığı,barlarda çalan ‘The Bad’in solisti olan konservatuar öğrencisi Özlem Tekin’i Volvox’a dahil etti.Yanlız grubun diğer üyeleri İstanbul’da okurken Şebnem’in Ankara’da olması Volvox’u dağılma noktasına kadar getirmişti.( Ebru Bank Boğaziçi İngiliz Dili ve Edebiyatı,Gül Ağırca Marmara Güzel Sanatlar Endüstri Tasarımı, Özlem Tekin Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı Müzikoloji bölümünde okumaktaydılar)Şebnem,kendi deyimiyle ‘hayatının sil baştanı’ olan kararını vererek ODTÜ ekonomiyi ikinci sınıfta bırakarak İstanbul’a yerleşti ve İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümünde okumaya karar verdi.Hiç sevmediği bir bölümde okuyordu ve ekonomist olmak istemiyordu.O sadece müzik yapmak istiyordu ve bu yüzden de herhangi bir bölümden mezun olmak onun için yeterliydi.İstanbul’da ilk konserlerini 28 Nisan 1991 de Pentegram’la birlikte Pangaltı İnci Sinemasında verdiler.Odtü festivalinde,Boğaziçi Üniversitesinde,Bilsak rock cafede ve İzmir club 33 te birçok konserler verdiler.Volvox daha sonraları Kemancı,Sis,Manhattan gibi barlarda çalmaya başladı.Bu mekanlarda çalmak Şebnem Ferah ve grup üyeleri için çok önemli bir deneyim olmuştu.Daha sonraları grup üyelerinin birer birer ayrılması ve sadece cover şarkılar söyleyip üretememek, onları dağılma noktasına getirmişti ve Türkiye’nin ilk bayan rock grubu Volvox 1994 yılında dağıldı.
Volvox dağılmıştı belki ama Şebnem Ferah,hayatına yön verecek fırsatı yakalamıştı.TRT’de Kokteyl programında Volvox’un bir demosu yayınlanmıştı.Bu klipte gitar çalıp vokal yapan Şebnem Ferah.Sezen Aksu’nun dikkatini çekmeyi başarmıştı.O günden sonra Sezen Aksu’ya ve birçok ünlü müzisyene vokalistlik yaptı ama onun amacı kendi müziğini yapmaktı.Çünkü;rock müziğin ihtiyacı olan duygularına cevap vereceğini hissetmişti.Raks’ta Sezen Aksu ve Onno Tunç’a ‘Deli Kızım Uyan’ şarkısını dinletti ve çok beğenilmişti.Sezen Aksu ve Onno Tunç,cesaretine ve sesine hayran kaldıkları Şebnem’e albüm yapmaya karar vermişlerdi artık.Hazır olan birkaç şarkıyla beraber albüm için hazırlıklara başladılar.
UNUTULMAYACAK BİR ALBÜM; KADIN
15 Kasım 1996 Cumartesi günü Kadın adlı ilk solo albümü çıkmıştı artık.Türk rock müziği için çok önemli bir tarihdi bugün.Çünkü,böyle bir albümün benzeri daha önce yoktu.Bu şartlar altında ki ilk albümü kopyalar hariç 400 bin satmıştı.Bu rakam beklentilerin çok üzerinde olmuştu.Albümde hard-rocktan slow baladlara değin 10 parça yer aldı.Söz ve müzikleri kendisine ait olmakla birlikte 4 şarkıda da Sezen Aksu’nun desteği olmuştu.Hazırlığı iki yıl süren albümün prodüktörlüğünü İskender Paydaş yapmıştır.Albümün ilk videosu ‘Vazgeçtim Dünyadan’ adlı şarkıya çekildi.Bu şarkı ve videoyla müzik listelerinde uzun süre bir numarada kaldı.’Vazgeçtim Dünyadan’ dediği için bir kesimden tepkilerde almıştı ama O bu sözleiyle;’Nasıl birşeyleri sevebiliyorsak onlardan vazgeçebileceğimizinde çok doğal olması gerçeğini dile getiriyordu sadece.Kendi deyimiyle,bu albüm bir rüya ekiple hazırlanmıştı.İskender Paydaş,Tarkan Gözübüyük ve Demir Demirkan gibi başarılı müzisyenlerin katkısı albümde kendini göstermişti zaten.Daha sonra,Yağmurlar,Bu Aşk Fazla Sana ve Fırtına şarkılarınıda video çekildi.Bu Aşk Fazla Sana’ şarkısı çok önemli bir hit oldu.Şebnem Ferah, İlk konserini "04 Nisan 1997" de "İzmir Ege Üniversitesi" nde verdi ve büyük bir kalabalığa yaklaşık 6000 kişiye unutulmayacak dakikalar yaşattı. İzmir'deki konserin ardından Türkiye'nin çeşitli yerlerinde konserlerine devam etti ve bu konserlerin yanı sıra düzenli bar programları da yaptı.’Kadın’ albümü rock müzikseverler için vazgeçilmez bir klasik haline gelmiştir.Şebnem Ferah bu albümü,kendisine müzik yaşamında desteklerini hiç esirgemeyen anne ve babasına ithaf etmiştir.'Kadın' ın getirdiği başarının ardından gösterime girdiği bütün ülkelerde hasılat rekorları kıran Walt Disney yapımı 'Little Mermaid'in (Küçük Denizkızı)’O Dünyada’ adlı soundtrackinide seslendirmiştir.Mavi Sakal’dan Murat Tümer’in önerisiyle,Pepsi Music’in düzenlediği ‘Daha Fazlasını İste’ turnesi kapsamında Kenan Doğulu ile birlikte ilk konserlerini İzmir’de verdikten sonra Türkiye’nin çeşitli yerlerinde de konserler vermeye devam etmiştir.
Şebnem Ferah’ın hayatında müzikal anlamda başarılar ne kadar büyük olduysa, o dönemlerde acı olaylarda o kadar büyük olmuştu.1998 yılında ablası Aycan Ferah’ı yitirdi.Şebnem,ablasının o güzel sesiyle söylediği şarkıları artık yüreğinde hisseder olmuştu.Bu büyük acıya karşı direnişlerinde de yaptığı müziğe sığınacaktı…
ACILARA KARŞI KISA CÜMLELER…
Yaklaşık üç yıllık bir aradan sonra 30 Haziran 1999 Çarşamba günü ‘Artık Kısa Cümleler Kuruyorum’ adlı ikinci albümünü çıkardı.Ona müzik aşkını ilk kez hissettiren ve adeta öğreten ablası Aycan Ferah’ın anısına ithaf ediyordu bu albümü.Şebnem Ferah bu albümünde,kendi deyişiyle ´hayal dünyasıyla gerçek hayatı arasındaki gelgitlerden oluşan hikayelerini´ anlattı.Ferah, bu albümde de yine İskender Paydaş, Demir Demirkan ve Tarkan Gözübüyük üçlüsüyle çalıştı. Albümdeki 9 parçanın söz ve müzikleri kendine aitken ‘Yorgun’isimli şarkının söz ve müzikleri Kurban grubundan tanıdığımız Deniz Yılmaz’a ait.Ayrıca bu albümün cdsinde bir Bülent Ortaçgil klasiği olan ‘Değirmenler’ parçasınıda yorumlamıştır. Alternatif müziğin aranan isimlerinden Hakan Kurşun ise kayıt masasında tüm marifetlerini gösterdi.Albümden çıkan ilk hit ve video klip, sade altyapısı ve Ferah´ın duru vokaliyle süslediği 'Bugün' oldu.Albümün en iyi parçalarından biri olan ve albümle aynı adı taşıyan 'Artık Kısa Cümleler Kuruyorum' üzerine; 'Bu parçayı kaydederken herhangi bir düzenleme yapmaktan kaçındım. Yalnızca bir gitar eşliğinde söyledim çünkü gitarı alıp, evinize gelip birlikte şarkı söylemiş olmayı hissedelim istedim.' diyor Şebnem Ferah ve ekliyor; 'Sadece bu parçada değil albümdeki tüm parçalarda kalbimi sonuna kadar açmakta hiç tereddüt etmedim çünkü sizler benim arkadaşım oldunuz. Yakınlarınızda olduğumda kendimi çok huzurlu hissediyorum’.Ayrıca Şebnem Ferah bu şarkısıyla hayatına giren herkese teşekkür etme fırsatıda buluyordu.Düşüncelerinin,duygularının,acılarının dili şarkıları oluyordu her defasında.Bu arada ikinci bir büyük acıyla daha karşı karşıya kalıyordu Şebnem Ferah.Tüm Türkiye’yi yasa boğan 17 Ağustos 1999 depreminde babası Ali Ferah’ı yitiriyordu.Hiç beklemediği bir anda gelen bu ölüm haberi,hayatının en büyük hayalkırıklığını oluşturuyordu.Bu iki büyük acının üzerine şunları diyordu;’Herkesin hayatında üzücü şeyler olabiliyor ama benim ki çok yoğundu.Bir sihir var gibi sanki.Bunlara karşı bir antiformül üretiyorsun bir şekilde kendini yenileyip nerede kalmıştık diyerek hayata devam ediyorsun.’Deprem sonrası hiçbirşey yapmak gelmemişti içinden.Çünkü,babası hayatının önemli bir karakteriydi.’Ne oluyor’diye anlamaya çalışırken her zaman yaptığı gibi müziğine sarılıyordu yeniden.Acı kısa zamanda çok şeyler katmıştı hayatına…
YETER Kİ AÇIK OLSUN PERDELER…
"03 Ekim 2001" tarihinde "Perdeler" adlı üçüncü albümü universal müzik etiketiyle yayınlandı ve yine büyük beğeni topladı. Bu sefer ki albümde Şebnem, İskender Paydaş ve Pentagram üyeleriyle değil de sahnede birlikte çaldığı müzisyenlerle çalışmıştı.(Buket Doran,Aykan İlkan,Ozan Tügen,Metin Türkcan) Bu albümden ilk video, albümle aynı adı taşıyan "Perdeler" şarkısına çekildi. Klip, Türkiye standartlarının çok dışında ve oldukça güzel görüntüler barındırıyordu. Bu klipten kısa bir süre sonra "Sigara" şarkısına da videoklip çekildi.Bu şarkı çok sevildi ve uzun süre dillerden düşmedi.Ayrıca Apocalyptica ile birlikte yorumladığı’Perdeler’ adlı şarkısıyla da bir ilke imza atmıştır Şebnem Ferah hayranlarına bu albümde bir sürpriz yaparak albüm dışı olarak ‘Yemen Türküsü’nü de seslendirmiştir.Perdeler albümünde de Şebnem Ferah’ın samimi duyguları şarkılara yansımıştır ve onu en çok ne yıpratmışsa ona en çok ne dokunmuşsa onları aktarmıştır…
KELİMELER YETSE…
İki yıllık bir aradan sonra 15 Mayıs 2003 Perşembe günü ‘Kelimeler Yetse’ adlı dördüncü albümüyle bizlerin karşısına çıktı yine.Aslında bu albümün ismi son ana kadar ‘Mayın Tarlası’ olarak düşünülmüştü.’Ben Şarkımı Söylerken’ ilk videoklip şarkısı oldu ve Şebnem Ferah yeni imajıyla beraber uzun süre gündemde kaldı.Şarkı listelerde, haftalarca bir numarada kalmayı başardı.Televizyon programları,ropörtajlar,konserlerle beraber yoğun bir tempo içine giren Şebnem Ferah ikinci videoklibini ise ‘Gözlerimin Etrafındaki Çizgiler’ isimli şarkıya çekmiştir.Arkasından yine önemli bir hit olan ‘Mayın Tarlası’ na da bir videoklip çekilmiştir.Yine bu albümdeki bütün söz ve müzikler kendisine aittir.Bu albüm için; ’Çok yaşanmışlık var çok daha kendi hayatımdan çok daha dertleşir gibi ama bir otobiyografi değil.Kişisel yolculuğuma dair daha rahat daha cesur ve söylemek istediklerimi daha net söyledim.’diyor Şebnem Ferah.Aynı yıl Fanta için reklam müziğini,Teoman ve Mor ve Ötesi ile seslendirip bu isimlerle beraber 22 günde tam 17 şehirde unutulmaz konserler vermiştir.Fanta’nın ‘Dostluğun Rengini Yakala’ adlı toplama albümünde de üç şarkısıyla(Bu Aşk Fazla Sana,Sigara,Bugün) yer almıştır.
BENİM CAN KIRIKLARIM VAR…
Bu defa Tarkan Gözübüyük prodüktörlüğünde,Pasaj müzik etiketiyle “5 Temmuz 2005 Salı günü” 5. albümü “Can Kırıkları”nı yayınlayarak yeniden sevenlerine merhaba dedi Şebnem Ferah.Albüm üçbuçuk aylık bir stüdyo çalışması sonrasında hazırlandı.Şebnem Ferah’a ait 10 şarkının yer aldığı albümün İlk klibide albümle aynı ismi taşıyan şarkısı “Can Kırıkları”na geldi. Son albümlerine oranla sert sounduyla dikkat çeken albümünün, 29 Temmuz 2005 günü Parkorman’da gerçekleşen gala konseriyle yeniden dinleyicilerine kavuşan Şebnem’in yeni albüm konserleri çeşitli mekanlarda devam etmekte.Albümün ikinci videoklibi ise ‘Çakıl Taşları’ adlı şarkıya gelmiştir. Adını Karin Karakaşlı'nın aynı adlı kitabından alan albüm, Şebnem Ferah’ın başarılı ve sıcak sahne performansını yansıtabilen bir stüdyo kaydı olarak da dikkat çekiyor.
Şebnem Ferah’ın müzikal anlamda yaptıkları,sadece bu beş albümle sınırlı kalmamıştır.Çoğu müzisyene geri vokal yaparak eşlik etmiş kimisinin albümünde ise düetleriyle yer almıştır.Ayrıca birçok film ve reklam müziğinide seslendirmiştir. Polat Bülbüloğlu(Azerbaycan Kültür Bakanı)-Gel Ey Seher, Teoman-İki Yabancı,En Güzel Hikayem, Kargo-Kalamış Parkı, Müzeyyen Senar-Sarı Kurdelam Sarı gerçekleştirdiği düetlerinden bazılarıdır.Sertap Erener,Tarkan,Haluk Levent,Nilüfer,Sezen Aksu,Özlem Tekin,Çelik Erişçi,Umay Umay,Levent Yüksel,Mor ve Ötesi gibi Türkiye’nin başarılı müzisyenleri ve gruplarıyla da geri vokal çalışmaları olmuştur.Little Mermaid(Küçük Deniz Kızı)-O Dünyada,‘Ay Işığında Saklıdır’dizisinin soudtracki,Akbank ve Pepsi reklam müziklerinide seslendirmiştir.
Şebnem Ferah,dinleyicileriyle olan diyaloğunu sadece konserler ve albümleriyle gerçekleştirdiği için televizyon ekranlarında ya da gazete köşelerinde yaptığı müziğin dışında çok fazla yer almamaya özen gösteriyor.Gereksiz medyatik olmayı,yapmadığı,yapmayacağı şeylerle gündeme gelmek istemiyor.Her zaman,sadece yaptığı müzikle anılmak istiyor.Bu yüzden,en korktuğu şey sorulduğunda ‘müzikle ilgili heyecanımı kaybetmek’cevabını veriyor.Müziği sadece iki şey için yapıyor;’Kendini tatmin etmek ve iletişim kurmak için’.İnsanların hayatlarından üç dört dakika çalmak hoşuna gidiyor.Ne var ki Şebnem Ferah’ın her şarkısını dinlediğinizde,o büyülü sesin eşliğinde şarkıyla beraber yolculuğa çıkarsınız.Sadece içinden geçenleri ve hissettiklerini yazdığı için herhangi bir şarkısında bile müziğinin samimiyetiyle karşı karşıya kalırsınız.
Şebnem Ferah,dışarıda vakit geçirmektense evde olmayı tercih ediyor.Çünkü ev düzeni,işiyle ilgili her şeyi yapabilecek şekilde.Boş zamanlarında,evde ki ahşap eşyaları boyamayı çok seviyor ve de playstation oynamayı...Ayrıca,nutella,domates suyu ve diet kola vazgeçilmezleri arasında.Tori Amos,Alanis Morisette,Skin ve Sinead O’Conner sevdiği müzisyenlerden birkaçı…
Müziği bir yaşam biçimi olarak kabul edip bu yaşantısında müzikal tavrından ve duruşundan hiçbir zaman taviz vermeden,sadece samimi ve içten duygularını,defalarca dinlediğimiz şarkılarıyla bizlere açan, her bir sözünde her bir melodisinde hayatımızdan kesitler bulduğumuz,muhteşem sesini bir bebeğin saflığıyla dinlediğimiz ve sadece şarkılarıyla değil her haliyle hayatımızın en önemli bir parçası haline getirdiğimiz gerçek müzisyen Şebo’ya teşekkürleri bir mutluluk sayarız
ir.Bu yüzden evlerinde ki müzik hiçbir zaman bir eğlence aracı olmamıştır.Öğretmen olan babası Ali Bey’in ,evde bağlama,mandolin ve piyano eşliğinde annesiyle yaptığı,düet Yugoslav türkülerini dinleyerek büyümüştür.Küçük Şebnem,belki farkında değildi ama evinde anne ve babasıyla paylaştığı bu müziğin sıcaklığını, iler ki yıllarda o da hayranlarıyla paylaşacaktı…


İlkokulda enstrüman ve solfej dersleri aldı.Babasının onu mandolin kursuna yazdırmasıyla müziğe olan tutkusu giderek artmıştı.İlkokulu Yalova’da ortaokulu ise Bursa Koleji’nde okudu.Bursa Koleji,onun müzik hayatını hızlandırmıştı.Yatılı bir okulda okuduğu için kendisini bir şeylere vermesi gerekiyordu o da müziği seçmişti.Liseyi de yatılı olarak Bursa Gemlik’te,Özel Namık Sözeri Lisesinde okumuştur.Okul yıllarında bile tek mutluluğu o zaman ki büyük grupları dinlemek ve müzikle hep iç içe olmak olmuştu.Şebnem,hem okul orkestralarında solistlik yapıyor hem de birkaç arkadaşıyla kurduğu küçük gruplarda da çalıyordu.Lisenin ilk yıllarında çok istediği ve artık elinden düşürmeyeceği gitarına sahip olmuştu.Bir yandan İngilizce şarkı sözleri yazarken bir yandan da gitar kursuna devam ediyordu.Seth Riggs’in albümünü alarak gırtlağını nasıl kullanması gde öğreniyordu bir yandan…
Müzikal anlamda artık çok daha ciddi bir şeyler yapabilirim düşüncesiyle Bursa’da bir stüdyoda, kiraladıkları enstrümanlarıyla ilk gruplarını olan PEGASUS’u kurdular.Bu grupla beraber tamamı kızlardan oluşan bir rock grubu kurma fikri Şebnem’in kafasında belirmişti.Şebnem’in bu fikrinde ‘Hearth’grubununda etkisi olmuştur.Onların,gitar çalıp şarkı söyleyen bayanlar olduğunu görünce çok etkilenmiştir.Daha sonraları,1987 yılında Bursa’da düzenlenen bir rock festivalinde henüz 15 yaşındayken ilk kez sahneye çıkıp şarkı söylemişti.Bu deneyim onun için ‘mükemmel bir his’ olmuştu.Pegasus’un dağılmasından sonra Şebnem yakın arkadaşlarını toplayarak Türkiye’nin bayanlardan oluşan ilk rock grubu olan ‘VOLVOX’ u 1988 yılında kurdu.Şebnem Ferah(elektro gitar ve vokal),Arzu Özbakış(klavye),Duygu Karpuz(gitar),Ebru Bank(bas),Gül Ağırca(davul) ve 1992 yılında gruba katılan Özlem Tekin(klavye ve geri vokal)’den oluşan volvox’un ismini biyoloji dersinde bulmuşlardı.Volvox,Latince bütün ses biyolojide ise tek hücreliler kolonisi anlamına geliyordu.Volvox’tan ilk ayrılan Arzu Özbakış olmuştur.Daha sonra Ebru Bank gruptan ayrılınca yerine Buket Doran(bas,geri vokal)geçmiştir.
Türkiye’nin o yıllarda rock müziğe bakış açısından dolayı önceleri yadırganan sonra konser teklifleri alan Şebnem Ferah, Sedat Yıldırım Sarıcan'ın da katkılarıyla düzenlenen 1989 yılındaki "Bursa 1. Rock Station Günleri’’nde Pentegram, Suspect, Metafor, Mirage ve King White gibi birçok grupla aynı sahneyi paylaşmıştı.Daha sonraları Volvox,Bursa Tayyare sineması ve bunun gibi birçok yerde konserlere devam etmişti.Şebnem Ferah,ODTÜ ekonomi bölümünü kazanınca Ankara’ya yerleşmek zorunda kaldı ve burada tanıştığı,barlarda çalan ‘The Bad’in solisti olan konservatuar öğrencisi Özlem Tekin’i Volvox’a dahil etti.Yanlız grubun diğer üyeleri İstanbul’da okurken Şebnem’in Ankara’da olması Volvox’u dağılma noktasına kadar getirmişti.( Ebru Bank Boğaziçi İngiliz Dili ve Edebiyatı,Gül Ağırca Marmara Güzel Sanatlar Endüstri Tasarımı, Özlem Tekin Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı Müzikoloji bölümünde okumaktaydılar)Şebnem,kendi deyimiyle ‘hayatının sil baştanı’ olan kararını vererek ODTÜ ekonomiyi ikinci sınıfta bırakarak İstanbul’a yerleşti ve İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümünde okumaya karar verdi.Hiç sevmediği bir bölümde okuyordu ve ekonomist olmak istemiyordu.O sadece müzik yapmak istiyordu ve bu yüzden de herhangi bir bölümden mezun olmak onun için yeterliydi.İstanbul’da ilk konserlerini 28 Nisan 1991 de Pentegram’la birlikte Pangaltı İnci Sinemasında verdiler.Odtü festivalinde,Boğaziçi Üniversitesinde,Bilsak rock cafede ve İzmir club 33 te birçok konserler verdiler.Volvox daha sonraları Kemancı,Sis,Manhattan gibi barlarda çalmaya başladı.Bu mekanlarda çalmak Şebnem Ferah ve grup üyeleri için çok önemli bir deneyim olmuştu.Daha sonraları grup üyelerinin birer birer ayrılması ve sadece cover şarkılar söyleyip üretememek, onları dağılma noktasına getirmişti ve Türkiye’nin ilk bayan rock grubu Volvox 1994 yılında dağıldı.
Volvox dağılmıştı belki ama Şebnem Ferah,hayatına yön verecek fırsatı yakalamıştı.TRT’de Kokteyl programında Volvox’un bir demosu yayınlanmıştı.Bu klipte gitar çalıp vokal yapan Şebnem Ferah.Sezen Aksu’nun dikkatini çekmeyi başarmıştı.O günden sonra Sezen Aksu’ya ve birçok ünlü müzisyene vokalistlik yaptı ama onun amacı kendi müziğini yapmaktı.Çünkü;rock müziğin ihtiyacı olan duygularına cevap vereceğini hissetmişti.Raks’ta Sezen Aksu ve Onno Tunç’a ‘Deli Kızım Uyan’ şarkısını dinletti ve çok beğenilmişti.Sezen Aksu ve Onno Tunç,cesaretine ve sesine hayran kaldıkları Şebnem’e albüm yapmaya karar vermişlerdi artık.Hazır olan birkaç şarkıyla beraber albüm için hazırlıklara başladılar.
UNUTULMAYACAK BİR ALBÜM; KADIN
15 Kasım 1996 Cumartesi günü Kadın adlı ilk solo albümü çıkmıştı artık.Türk rock müziği için çok önemli bir tarihdi bugün.Çünkü,böyle bir albümün benzeri daha önce yoktu.Bu şartlar altında ki ilk albümü kopyalar hariç 400 bin satmıştı.Bu rakam beklentilerin çok üzerinde olmuştu.Albümde hard-rocktan slow baladlara değin 10 parça yer aldı.Söz ve müzikleri kendisine ait olmakla birlikte 4 şarkıda da Sezen Aksu’nun desteği olmuştu.Hazırlığı iki yıl süren albümün prodüktörlüğünü İskender Paydaş yapmıştır.Albümün ilk videosu ‘Vazgeçtim Dünyadan’ adlı şarkıya çekildi.Bu şarkı ve videoyla müzik listelerinde uzun süre bir numarada kaldı.’Vazgeçtim Dünyadan’ dediği için bir kesimden tepkilerde almıştı ama O bu sözleiyle;’Nasıl birşeyleri sevebiliyorsak onlardan vazgeçebileceğimizinde çok doğal olması gerçeğini dile getiriyordu sadece.Kendi deyimiyle,bu albüm bir rüya ekiple hazırlanmıştı.İskender Paydaş,Tarkan Gözübüyük ve Demir Demirkan gibi başarılı müzisyenlerin katkısı albümde kendini göstermişti zaten.Daha sonra,Yağmurlar,Bu Aşk Fazla Sana ve Fırtına şarkılarınıda video çekildi.Bu Aşk Fazla Sana’ şarkısı çok önemli bir hit oldu.Şebnem Ferah, İlk konserini "04 Nisan 1997" de "İzmir Ege Üniversitesi" nde verdi ve büyük bir kalabalığa yaklaşık 6000 kişiye unutulmayacak dakikalar yaşattı. İzmir'deki konserin ardından Türkiye'nin çeşitli yerlerinde konserlerine devam etti ve bu konserlerin yanı sıra düzenli bar programları da yaptı.’Kadın’ albümü rock müzikseverler için vazgeçilmez bir klasik haline gelmiştir.Şebnem Ferah bu albümü,kendisine müzik yaşamında desteklerini hiç esirgemeyen anne ve babasına ithaf etmiştir.'Kadın' ın getirdiği başarının ardından gösterime girdiği bütün ülkelerde hasılat rekorları kıran Walt Disney yapımı 'Little Mermaid'in (Küçük Denizkızı)’O Dünyada’ adlı soundtrackinide seslendirmiştir.Mavi Sakal’dan Murat Tümer’in önerisiyle,Pepsi Music’in düzenlediği ‘Daha Fazlasını İste’ turnesi kapsamında Kenan Doğulu ile birlikte ilk konserlerini İzmir’de verdikten sonra Türkiye’nin çeşitli yerlerinde de konserler vermeye devam etmiştir.
Şebnem Ferah’ın hayatında müzikal anlamda başarılar ne kadar büyük olduysa, o dönemlerde acı olaylarda o kadar büyük olmuştu.1998 yılında ablası Aycan Ferah’ı yitirdi.Şebnem,ablasının o güzel sesiyle söylediği şarkıları artık yüreğinde hisseder olmuştu.Bu büyük acıya karşı direnişlerinde de yaptığı müziğe sığınacaktı…
ACILARA KARŞI KISA CÜMLELER…
Yaklaşık üç yıllık bir aradan sonra 30 Haziran 1999 Çarşamba günü ‘Artık Kısa Cümleler Kuruyorum’ adlı ikinci albümünü çıkardı.Ona müzik aşkını ilk kez hissettiren ve adeta öğreten ablası Aycan Ferah’ın anısına ithaf ediyordu bu albümü.Şebnem Ferah bu albümünde,kendi deyişiyle ´hayal dünyasıyla gerçek hayatı arasındaki gelgitlerden oluşan hikayelerini´ anlattı.Ferah, bu albümde de yine İskender Paydaş, Demir Demirkan ve Tarkan Gözübüyük üçlüsüyle çalıştı. Albümdeki 9 parçanın söz ve müzikleri kendine aitken ‘Yorgun’isimli şarkının söz ve müzikleri Kurban grubundan tanıdığımız Deniz Yılmaz’a ait.Ayrıca bu albümün cdsinde bir Bülent Ortaçgil klasiği olan ‘Değirmenler’ parçasınıda yorumlamıştır. Alternatif müziğin aranan isimlerinden Hakan Kurşun ise kayıt masasında tüm marifetlerini gösterdi.Albümden çıkan ilk hit ve video klip, sade altyapısı ve Ferah´ın duru vokaliyle süslediği 'Bugün' oldu.Albümün en iyi parçalarından biri olan ve albümle aynı adı taşıyan 'Artık Kısa Cümleler Kuruyorum' üzerine; 'Bu parçayı kaydederken herhangi bir düzenleme yapmaktan kaçındım. Yalnızca bir gitar eşliğinde söyledim çünkü gitarı alıp, evinize gelip birlikte şarkı söylemiş olmayı hissedelim istedim.' diyor Şebnem Ferah ve ekliyor; 'Sadece bu parçada değil albümdeki tüm parçalarda kalbimi sonuna kadar açmakta hiç tereddüt etmedim çünkü sizler benim arkadaşım oldunuz. Yakınlarınızda olduğumda kendimi çok huzurlu hissediyorum’.Ayrıca Şebnem Ferah bu şarkısıyla hayatına giren herkese teşekkür etme fırsatıda buluyordu.Düşüncelerinin,duygularının,acılarının dili şarkıları oluyordu her defasında.Bu arada ikinci bir büyük acıyla daha karşı karşıya kalıyordu Şebnem Ferah.Tüm Türkiye’yi yasa boğan 17 Ağustos 1999 depreminde babası Ali Ferah’ı yitiriyordu.Hiç beklemediği bir anda gelen bu ölüm haberi,hayatının en büyük hayalkırıklığını oluşturuyordu.Bu iki büyük acının üzerine şunları diyordu;’Herkesin hayatında üzücü şeyler olabiliyor ama benim ki çok yoğundu.Bir sihir var gibi sanki.Bunlara karşı bir antiformül üretiyorsun bir şekilde kendini yenileyip nerede kalmıştık diyerek hayata devam ediyorsun.’Deprem sonrası hiçbirşey yapmak gelmemişti içinden.Çünkü,babası hayatının önemli bir karakteriydi.’Ne oluyor’diye anlamaya çalışırken her zaman yaptığı gibi müziğine sarılıyordu yeniden.Acı kısa zamanda çok şeyler katmıştı hayatına…
YETER Kİ AÇIK OLSUN PERDELER…
"03 Ekim 2001" tarihinde "Perdeler" adlı üçüncü albümü universal müzik etiketiyle yayınlandı ve yine büyük beğeni topladı. Bu sefer ki albümde Şebnem, İskender Paydaş ve Pentagram üyeleriyle değil de sahnede birlikte çaldığı müzisyenlerle çalışmıştı.(Buket Doran,Aykan İlkan,Ozan Tügen,Metin Türkcan) Bu albümden ilk video, albümle aynı adı taşıyan "Perdeler" şarkısına çekildi. Klip, Türkiye standartlarının çok dışında ve oldukça güzel görüntüler barındırıyordu. Bu klipten kısa bir süre sonra "Sigara" şarkısına da videoklip çekildi.Bu şarkı çok sevildi ve uzun süre dillerden düşmedi.Ayrıca Apocalyptica ile birlikte yorumladığı’Perdeler’ adlı şarkısıyla da bir ilke imza atmıştır Şebnem Ferah hayranlarına bu albümde bir sürpriz yaparak albüm dışı olarak ‘Yemen Türküsü’nü de seslendirmiştir.Perdeler albümünde de Şebnem Ferah’ın samimi duyguları şarkılara yansımıştır ve onu en çok ne yıpratmışsa ona en çok ne dokunmuşsa onları aktarmıştır…
KELİMELER YETSE…
İki yıllık bir aradan sonra 15 Mayıs 2003 Perşembe günü ‘Kelimeler Yetse’ adlı dördüncü albümüyle bizlerin karşısına çıktı yine.Aslında bu albümün ismi son ana kadar ‘Mayın Tarlası’ olarak düşünülmüştü.’Ben Şarkımı Söylerken’ ilk videoklip şarkısı oldu ve Şebnem Ferah yeni imajıyla beraber uzun süre gündemde kaldı.Şarkı listelerde, haftalarca bir numarada kalmayı başardı.Televizyon programları,ropörtajlar,konserlerle beraber yoğun bir tempo içine giren Şebnem Ferah ikinci videoklibini ise ‘Gözlerimin Etrafındaki Çizgiler’ isimli şarkıya çekmiştir.Arkasından yine önemli bir hit olan ‘Mayın Tarlası’ na da bir videoklip çekilmiştir.Yine bu albümdeki bütün söz ve müzikler kendisine aittir.Bu albüm için; ’Çok yaşanmışlık var çok daha kendi hayatımdan çok daha dertleşir gibi ama bir otobiyografi değil.Kişisel yolculuğuma dair daha rahat daha cesur ve söylemek istediklerimi daha net söyledim.’diyor Şebnem Ferah.Aynı yıl Fanta için reklam müziğini,Teoman ve Mor ve Ötesi ile seslendirip bu isimlerle beraber 22 günde tam 17 şehirde unutulmaz konserler vermiştir.Fanta’nın ‘Dostluğun Rengini Yakala’ adlı toplama albümünde de üç şarkısıyla(Bu Aşk Fazla Sana,Sigara,Bugün) yer almıştır.
BENİM CAN KIRIKLARIM VAR…
Bu defa Tarkan Gözübüyük prodüktörlüğünde,Pasaj müzik etiketiyle “5 Temmuz 2005 Salı günü” 5. albümü “Can Kırıkları”nı yayınlayarak yeniden sevenlerine merhaba dedi Şebnem Ferah.Albüm üçbuçuk aylık bir stüdyo çalışması sonrasında hazırlandı.Şebnem Ferah’a ait 10 şarkının yer aldığı albümün İlk klibide albümle aynı ismi taşıyan şarkısı “Can Kırıkları”na geldi. Son albümlerine oranla sert sounduyla dikkat çeken albümünün, 29 Temmuz 2005 günü Parkorman’da gerçekleşen gala konseriyle yeniden dinleyicilerine kavuşan Şebnem’in yeni albüm konserleri çeşitli mekanlarda devam etmekte.Albümün ikinci videoklibi ise ‘Çakıl Taşları’ adlı şarkıya gelmiştir. Adını Karin Karakaşlı'nın aynı adlı kitabından alan albüm, Şebnem Ferah’ın başarılı ve sıcak sahne performansını yansıtabilen bir stüdyo kaydı olarak da dikkat çekiyor.
Şebnem Ferah’ın müzikal anlamda yaptıkları,sadece bu beş albümle sınırlı kalmamıştır.Çoğu müzisyene geri vokal yaparak eşlik etmiş kimisinin albümünde ise düetleriyle yer almıştır.Ayrıca birçok film ve reklam müziğinide seslendirmiştir. Polat Bülbüloğlu(Azerbaycan Kültür Bakanı)-Gel Ey Seher, Teoman-İki Yabancı,En Güzel Hikayem, Kargo-Kalamış Parkı, Müzeyyen Senar-Sarı Kurdelam Sarı gerçekleştirdiği düetlerinden bazılarıdır.Sertap Erener,Tarkan,Haluk Levent,Nilüfer,Sezen Aksu,Özlem Tekin,Çelik Erişçi,Umay Umay,Levent Yüksel,Mor ve Ötesi gibi Türkiye’nin başarılı müzisyenleri ve gruplarıyla da geri vokal çalışmaları olmuştur.Little Mermaid(Küçük Deniz Kızı)-O Dünyada,‘Ay Işığında Saklıdır’dizisinin soudtracki,Akbank ve Pepsi reklam müziklerinide seslendirmiştir.
Şebnem Ferah,dinleyicileriyle olan diyaloğunu sadece konserler ve albümleriyle gerçekleştirdiği için televizyon ekranlarında ya da gazete köşelerinde yaptığı müziğin dışında çok fazla yer almamaya özen gösteriyor.Gereksiz medyatik olmayı,yapmadığı,yapmayacağı şeylerle gündeme gelmek istemiyor.Her zaman,sadece yaptığı müzikle anılmak istiyor.Bu yüzden,en korktuğu şey sorulduğunda ‘müzikle ilgili heyecanımı kaybetmek’cevabını veriyor.Müziği sadece iki şey için yapıyor;’Kendini tatmin etmek ve iletişim kurmak için’.İnsanların hayatlarından üç dört dakika çalmak hoşuna gidiyor.Ne var ki Şebnem Ferah’ın her şarkısını dinlediğinizde,o büyülü sesin eşliğinde şarkıyla beraber yolculuğa çıkarsınız.Sadece içinden geçenleri ve hissettiklerini yazdığı için herhangi bir şarkısında bile müziğinin samimiyetiyle karşı karşıya kalırsınız.
Şebnem Ferah,dışarıda vakit geçirmektense evde olmayı tercih ediyor.Çünkü ev düzeni,işiyle ilgili her şeyi yapabilecek şekilde.Boş zamanlarında,evde ki ahşap eşyaları boyamayı çok seviyor ve de playstation oynamayı...Ayrıca,nutella,domates suyu ve diet kola vazgeçilmezleri arasında.Tori Amos,Alanis Morisette,Skin ve Sinead O’Conner sevdiği müzisyenlerden birkaçı…
Müziği bir yaşam biçimi olarak kabul edip bu yaşantısında müzikal tavrından ve duruşundan hiçbir zaman taviz vermeden,sadece samimi ve içten duygularını,defalarca dinlediğimiz şarkılarıyla bizlere açan, her bir sözünde her bir melodisinde hayatımızdan kesitler bulduğumuz,muhteşem sesini bir bebeğin saflığıyla dinlediğimiz ve sadece şarkılarıyla değil her haliyle hayatımızın en önemli bir parçası haline getirdiğimiz gerçek müzisyen Şebo’ya teşekkürleri bir mutluluk sayarız


NihLe 13 Aralık 2007 14:16

1 ek
Alıntıdaki Ek 12404

Rock müziğin başarılı kadın vokallerinden Şebnem Ferah evinize konsere geliyor... İstanbul Symphonic Project'le 10 Mart 2007'de İstanbul'da verdiği konserin kayıtları; Pasaj Müzik etiketiyle..

DVD ve CD seçenekleriyle 7 Eylül Cuma müzik marketlerde...

Sanatçının bugüne kadar yayınladığı 5 stüdyo albümünden seçilen 22 şarkının senfonik düzenlemelerinden oluşan 2 CD'lik albümde; Bu Aşk Fazla Sana, Sigara, MayınTarlası, Deli Kızım Uyan, Yağmurlar gibi klasikleşen Şebnem Ferah şarkıları yer alıyor. Orhan Şallıel yönetimindeki 50 kişilik senfoni orkestrasının yanında, Şebnem Ferah'a, klavye ve geri vokalde Ozan Tügen, gitarda Metin Türkcan, bas gitarda Buket Doran, davulda Aykan İlkan, geri vokalde ise Ceren Tügen eşlik ediyor. Prodüktörlüğünü Tarkan Gözübüyük'ün yaptığı albümün edit ve miks işlemleri Murat Bulut tarafından gerçekleştirildi.

Pasaj Müzik ve Dream Tv işbirliğiyle, Hakan Utangaç yönetmenliğinde, 2 ayrı reji kurularak, 21 kamera işbirliği ile 46 kişilik bir ekip tarafından çekilen konserin DVD'sinin post-prodüksiyonu 3 ay sürdü. Türkiye'nin en önemli performans sanatçılarından biri olan Şebnem Ferah'ın, gerek sahne tasarımı, gerekse senfoni orkestrasının eşliği ile diğer performanslarından ayrılan ve sadece İstanbul seyircisinin izleme olanağı bulduğu "10 Mart 2007 İstanbul Konseri"; bu albümle tüm sevenlerine ulaşıyor.

10 Mart 2007 İstanbul Konseri; Şebnem Ferah'ın bugüne kadarki üretimlerinin ve müzikseverlerle paylaştıklarının küçük bir özeti...

Tracklist:
1. Intro
2. Okyanus
3. Can Kırıkları
4. Çakıl Taşları
5. Delgeç
6. Ay
7. Ben Şarkımı Söylerken
8. Babam, Oğlum
9. Mayın Tarlası
10. İyi - Kötü (Dans Pisti)
11. Sigara
12. Dünya
13. Bugün
14. Sil Baştan
15. Oyunun Sonu
16. Yağmurlar
17. Deli Kızım Uyan
18. Yeniden Doğup Gelsem
19. Ben Bir Mülteciyim
20. Fırtına
21. Hoşçakal
22. Vazgeçtim Dünyadan
23. Bu Aşk Fazla Sana


A.Arda 14 Mart 2008 00:38

Gerçekten de hem sesi hemde parçaları süper ötesi diyebilirim ama bana kalırsa giyiminden tutunda kliplerine kadar hatta buna albüm kapak resimlerini de dahil edebiliriz biraz fazlaca Amy Lee'ye benzemeye çalışıyo..



_darkness_ 2 Nisan 2008 23:45

Can Kırıkları albümündeki şarkıların hikayeleri :P
 
Türk Rock Müziği'nin en iyi kadın seslerinden Şebnem Ferah, son albümü 'Can Kırıkları'nda yer alan şarkıları hangi duygular içinde nasıl bestelediğini ve kaydettiğini yazdı. Öyküler Los Angeles'tan İstanbul'a, çocukluk anılarından aşk acısına uzanan geniş bir coğrafyayı içeriyor.
Ferah şarkılarının çoğunu geceleri odasına kapanarak yazdığını, böylece daha rahat konsantre olduğunu söylüyor.
Ferah, Can Kırıkları albümünün prodüktörlüğünü Pentagram grubunun basçısı Tarkan Gözübüyük’e emanet etmiş.
'Can Kırıkları' Şebnem Ferah'ın beşinci albümü. Prodüktörlüğünü Pentagram'ın basçısı olarak da tanınan Tarkan Gözübüyük'ün yaptığı albümde Ferah'a Ozan Tügen, Buket Doran, Metin Türkcan ve Aykan İlkan eşlik etti.
Ferah bir şarkının üç aşamada ortaya çıktığını söylüyor.
"Plan yapmadan sağa sola karalayarak ve kaydederek başlayan dönem ki bu dönemde çok şey belirginleşir. İkinci aşamaysa kaydettiğim bir şarkıyı ertesi gün dinleyip beğenirsem başladığım ayrıntılı çalışma dönemi. Bu dönem biraz zaman ve konsantrasyon gerektirir. Ve stüdyo dönemi! Yani arkadaşlarımla şarkıları son haline kavuşturduğumuz aşama. Okuyacaklarınız şarkı sözleriyle ilgili olduğu için sizlerle daha çok ilk ve ikinci dönemlere ilişkin ayrıntıları paylaşacağım.”



CAN KIRIKLARI
FISILDAYARAK BİTİRDİM
“Geçen albümü çıkardığımda dinleyicilerden gelen mektup ve küçük hediyeler arasında kalınca olanından, daha açmadan kitap çıkacağını anlamıştım. Adını okuduğumda şarkıyı kafamda duymaya başladım. Acı herkesin hayatında olan bir şey. Bu kadar güzel ifade edildiğine rastlamamıştım hiç. Parçanın iskeleti, nasıl çalınması gerektiği, nasıl bir vokal performansıyla söylemem gerektiği 15 dakikada çıktı. Kelimeler Yetse albümümün turnesini bitirdikten sonra dinlenmek için Los Angeles’a gitmek istedim. Tatil yapıp müzikle ilgilenebilirdim. Orada küçücük bir ev tuttum. Los Angeles’tan bir gitar aldım ve 15-20 dakikada gecenin bir vakti bitirdim şarkıyı. Yandakiler rahatsız olmasın diye fısıldayarak bitirmiştim. Dokuz yıldır aynı ekiple çalışıyorum ve albümün prodüktörü Tarkan Gözübüyük 20 yıllık arkadaşım. Onlar da bu şarkının ruhunu hissetti ve stüdyoda doğrudan akustik çalmayı tercih ettik. Can Kırıkları bir öykü kitabıydı. Aşkı anlatıyor, ama şarkım sadece bir aşk hikayesi değil. Başlıktan etkilendim. İçte yaşayan acıları ifade etmeye çalışan bir şarkı bu. Bir yandan da çok güçlü. Tek başımayken de keyifli olduğumu anlatmaya çalıştım aslında; sadece hüznü değil. Öykünün sahibine şarkıdan söz edip albümün adını Can Kırıkları koyduğumu bildirdiğimde çok memnun oldu. Çok beğendi. Farklı sanat alanlarındaki böyle etkileşimler değerlidir. Küçük ama çok değerli şeyler bunlar. “

OKYANUS
BALKONDAN GÖRDÜM, ETKİLENDİM
“Günlük hayatınızı denize bakıp resmedebilirsiniz. Tarkan Gözübüyük bana Los Angeles’a gitmeden önce ‘Git şöyle okyanusun karşısında bir dur’ demişti. Gittim ve önünde durdum. O kadar büyük ki. Denize baktığımızda en azından bir koy görmeye alışkınız. Oysa okyanus uçsuz bucaksız! Dünya kocamanmış, onu anladım. Bazı şeylere kendi merkezimizden baktığımız için çok büyük algılıyoruz. Dünyanın karşısındaysa ne kadar küçük olduğumuzun farkına varıyoruz. O kadar muhteşem bir şeyin karşısında olmak bana büyük bir özgürlük alanı sağlıyor. Şarkıların hepsinde Los Angeles’ta evimin balkonunda gördüğüm okyanustan çok etkilendim.”



BİR KALP KIRILDIĞINDA
İNANILMAZ BİR TECRÜBEYDİ
“Sözleri çok naif ama çok cici bulduğum bir şarkı. Bir kalp kırıldığında ne olur? Onu anlatmaya çalıştım. Çocukken bile bu duygu galiba içimizde vardı. Kimseyi kırmak istemiyoruz ama kırmaktan da çekinmiyoruz. Biraz daha nazik olsak her şey daha kolay olacak. Kimseyi kırmaya değmeyeceğini düşünürken yazdım. Şarkının ortasında bir solo olmasını hayal ediyordum. Grup arkadaşlarım da onu hayal ediyormuş. O vokal solo bölümünü arkadaşlarım da bir kerede çaldı, ben de kendi bölümümü bir kerede söyledim. Bunlar konuşarak yapacağınız şeyler değil. İnanılmaz bir tecrübeydi. Bir stüdyoda neler yapılabileceğini öğrenmiş oldum.”



DELGEÇ
BİLE BİLE LADES
“Büyük bölümü Los Angeles’ta yapıldı Delgeç’in. Bazı şeyler tekrar başına geldiğinde yaşayacağın acıyı biliyorsun. ‘Bile bile lades’ diyorsun. İlk kez karşılaştığında midene oturan bir şey üçüncü kere karşılaştığında aynı etkiyi yapmıyor. Daha hazırlıklı oluyorsun. Acıyı yaşamak istiyorsan senin kararındır. Cesur, ne yapmak istediğini bilen ama üzüntü denen şeyi itiraf etmesi güçsüzlük olarak algılanmayan bir kadının sözleri bu. Bir aşk hayal ederek yazmadım.”



GEÇMİŞE YOLCULUK
KORKU FİLMİ GİBİYDİ
“İç hesaplaşma yaşayan birinin şarkısı değil bu. Bazı değerleri çocukluğumuzda yaşattığımı düşünüyorum. Çocukken daha özgürüz. Canımız ne yapmak istiyorsa yapıyoruz. Çocukluğumu özlüyorum ama şu andaki hayatımdan da memnunum. ‘Hiçbir şeyden pişman olmadım’ diyenlerden değilim. Pişmanlık bile güzeldir. Sözü ve müziğiyle 15 dakikada yaptığım şarkılardan biri. Korku filmi gibiydi. Kolum beynimden önce gidiyordu. Bu şarkı için toplam 17 sayfa yazı yazmışım. Onların arasından derleyip topladığım bölümlerle bu şarkıyı oluşturdum. Gözümü kapatmamı istediniz! Peki! Gözümü kapattığımda çocukluğumla ilgili ilk hatırladığım sahne… 6 ya da 7 yaşındayım. Merdivenli bir evde oturuyoruz ve bisikletimi kendi başıma aşağıya indirmeye çalışıyorum. Bu arada ilkokul öğretmenim olacak Münevver Hanım da ziyarete gelmiş. Kendimi ona beğendirmeye çalıştığımı hatırlıyorum. Bisikletle o merdivenlerden yuvarlandığımızı hatırlıyorum. Hiçbir çizik almadan kurtulmuştum.”



BEN BİR MÜLTECİYİM
HAYAL DÜNYAM
“Büyük bölümü Los Angeles’ta yazıldı. Anlatmak istediğimin fiziksel olarak farklı bir yerde olmakla alakası yok. Bazen kendinizi olanlardan o kadar uzakta hissedersiniz ki iyice kabuğunuza çekilirsiniz. Bu şarkıda kendi yarattığım hayal dünyasını anlattım. Zorluklar içinde ama güçlü kalabilen birinin şarkısı. Hayata bakışımla ilgili geniş bir özet. En sevdiğim şarkılardan biri. Şarkıda anlattığım yer kalbim. Zorlandığım zamanlarda orada güç buluyorum.”



0SANA BİLMEDİĞİN BİR ŞEY SÖYLEYEMEM
ZAMANLA ANLAŞILACAK
“Şarkılarımda başkalarının anlatmadığı bir şeyler anlatmaya çalışsam da aslında kimsenin bilmediği bir şeyi söylemem zor. Her şey yüzyıllardır kim bilir kaç kez söylenmiştir. Ama bu duyguları tekrar tekrar söylemeyi çok seviyorum. Bunlar hayatın içinde var. Hepimiz bulunduğumuz noktada aynıyız. Stüdyo aşamasında mor ve ötesi’nden gitarist Kerem Özyeğen geldi. Evi çalıştığımız stüdyoya çok yakındı. Şarkıyı duydu ve ‘bu parçada çalmak istiyorum’ dedi. Onu paldır küldür stüdyoya soktuk ve harika bir solo attı. Benim için özel parçalardan biri. Zamanla anlaşılacağını düşünüyorum.”



ÇAKIL TAŞLARI
BİTİRİNCE “OH BE” DEDİM
“Çakıl taşları günlük hayatta oturup ‘ne olacak şimdi’ diye düşündüğüm zaman başvurduğum kaynaklardan birinin resmi. Neyle kendimi eğlendiriyor ve eğitiyorum, bunu gösteriyor. Azla yetinmeyi iyi bilirim. Hiçbir zaman çok büyük bir hayatım olsun istemedim. Çekirdek bir yaşantım ve arkadaşlarım vardır. O yüzden çakıl taşı gibi değersiz şeylerin ne kadar değerli olabileceğini anlatmak istedim. Bitirdiğimde ‘Oh be’ demiştim. Bazı şarkılarınızı çok seversiniz. Böyle bir şarkıyı düne kadar yapmamıştım ve bitirdiğimde kendimi çok gelişmiş hissettim.”



ZAMAN GEÇİP GİDİYOR
İKİ TİP İNSANI HAYATIMA SOKMAM
“İlk iki satırı benim için çok önemli. Cehalet sadece kitaplarla azaltılan bir şey değil. Bilginin insana çok büyük özgürlük alanı sağlayacağına inanıyorum. Zaman kaybetmek dünyanın en kötü şeylerinden biri. İki tip insanı hayatıma sokmam. Cehalet ve art niyet barındıranlar. Bu şarkının bir kısmı burada, bir kısmı Los Angeles’ta yapıldı. Benim için bir şarkının ilk haliyle son hali arasında pek fark yoktur. Arkadaşlarıma dinlettiğim halleri İstanbul’da gerçekleşti. Çalışma odamda genellikle akşam saatlerinde daha konsantre çalışabiliyorum. Gecenin sessizliğinde çalışmayı tercih ediyorum. Gece daha az telefonum çalıyor, daha az rahatsız ediliyorum. Şarkıya hazırlandığım dönemde sosyal hayatım neredeyse sıfıra iner. Evden sadece market alışverişi yapmak için çıkarım. Bu şarkıyı bir gecede yaptım.”



HOŞÇAKAL
EN İYİ ŞARKILARIMDAN BİRİ
“Albümün son şarkısı. Ama bir aşk şarkısı değil. İsteyen istediği anlamı yüklesin. Kendinize de, davranışlarınıza da ‘hoşça kal’ diyebilirsiniz. Adından ötürü grup arkadaşlarım ‘albümün en sonuna koyarız’ dedi. Ben de öyle düşünüyordum. Umarım böyle vedalar etmek zorunda kalmayız. Çak naif bulduğum ve sonradan çok sevdiğim bir şarkı. Kariyerimdeki en iyi şarkılardan biri.




*****
Çıktığı günden beri sadece "müziğiyle" gündeme gelmeyi seçmiş türk rockın kraliçesi(H) şarkıları kadar kişiliğide güzel olan insan :D konserleride ayrı bi süperdir anlatılmaz yaşanır :P :D


_darkness_ 17 Mayıs 2008 22:34

Koçfest 2008
 
Şebnem Ferah ve Hayko Cepkin 2 mayıs ve 1 haziran arasında 14 ilde üniversitelerde(istanbul hariç hep üniversitelerde) konser verecekler. biraz geç yazdım kusura bakmayın yeni aklıma geldi

bundan önceki konserlerde hep önce hayko sonra şebo çıktı heralde diğer konserlerde de böyle olur

geçmiş konserler:
02 Mayıs 2008 / Mersin Üniversitesi Konseri
05 Mayıs 2008 / Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi
07 Mayıs 2008 / Bursa Uludağ Üniversitesi Konseri
09 Mayıs 2008 / Kocaeli Üniversitesi Konseri
12 Mayıs 2008 / Eskişehir Anadolu Üniversitesi
14 Mayıs 2008 / Konya Selçuk Üniversitesi
16 Mayıs 2008 / Ankara Hacettepe Üniversitesi

gelecek konserler:
19 Mayıs 2008 / Malatya İnönü Üniversitesi
21 Mayıs 2008 / Samsun 19 Mayıs Üniversitesi
23 Mayıs 2008 / Sivas Cumhuriyet Üniversitesi
26 Mayıs 2008 / Erzurum Atatürk Üniversitesi
28 Mayıs 2008 / Kayseri Erciyes Üniversitesi
30 Mayıs 2008 / İzmir 9 Eylül Üniversitesi
01 Haziran 2008 / İstanbul Parkorman



saat 21:00


bu resmi ben yaptım arkadaşlar umarım beğenirsiniz


tuncdag 1 Ağustos 2008 22:51

Bir hususu düzeltmek isterim ki; Şebnem ferah'ın yaptığı tarz ROCK değildir, METALdir.

2. bir mevzu ise, dinleyicilerine bilgi vermek maksadı ile, Şebo'nun hayranlarının düşündüğünün aksine çok da çarpıcı bir müzisyen olmadığını, şarkılarının çoğunun ciddi "esinlenmeler" hatta "araklamalar" olduğudur.

İddialarım son derece ciddidir.

Yanlız okurken tarafsız gözle bakmanızı rica ederim, kör bir hayranlıkla saldırıya geçip tartışmadan. Amacım bilgi paylaşmak ve dinleyiciye kalite sunmaktır.
Bu iddialar profesyonel müzisyenler tarafından tespit edilmiş ve destek görmüştür


Şebnem Ferah'ın esinlendiğini veya kopyaladığı düşünülen şarkılar


Şebnem Ferah : Okyanus
Deftones : My own summer

Şebnem Ferah : Durma
Deep Purple: Perfect Strangers

Şebnem Ferah : Çakıl taşları
Opeth : Harvest

Şebnem Ferah : Mayın tarlası
Dio : Don't talk the strangers

Şebnem Ferah : Can Kırıkları & Gözlerimin etrafındaki çizgiler
Dream Theater : The endless sacrifice (son 3 dk gitar solosundaki çarpıcı benzerlikler)


...

Liste bayağı bir sürmekte...


king nothing 2 Ağustos 2008 00:12

Kım ne soylemıs kım ne calmıs kım ne suc atmıs onemlı degıl sebnem ferah ıyı bır muzık yapıp verım verıyormu verıyor. sonucta her agızdan catlak bır ses cıkar onemlı olan uzerıne gıdıp bır sekılde savunma mekanızmasını calıstırmak paylasımın ıcın tesekkur ederım.
Ama bırde kotu yanı turkıye capında genelde muzıklerde bır alıntı yada calıntı yapılmakta malesef sebnem ferah bunun neresınde tam olarak bılemem ama ona laf yok o benım bırtanemdır 2+2=4 bıtmıstır.


Şoker 26 Ağustos 2008 11:06



king nothing 20 Eylül 2008 18:58



ela hazal 22 Ekim 2008 20:15



RoSSoRoSe 4 Kasım 2008 10:34



RoSSoRoSe 6 Kasım 2008 12:56



Daisy-BT 20 Ocak 2010 04:20

Benim Adım Orman - Aralık 2009

Rock müziğin başarılı kadın vokallerinden Şebnem Ferah'ın 6. stüdyo albümü “Benim Adım Orman” Pasaj Müzik etiketi ile Aralık 2009'da müzik marketlerdeki yerini aldı.

Sözleri ve müzikleri Şebnem Ferah’a ait 12 şarkının yer aldığı “Benim Adım Orman” albümü, 6 aylık stüdyo çalışması sonucunda tamamlandı. Tarkan Gözübüyük prodüktörlüğünde, 101 Stüdyoları'nda kaydedilen albümde, Şebnem Ferah’a klavyelerde Ozan Tügen, gitarlarda Metin Türkcan, bas gitarda Buket Doran, davullarda ise Aykan İlkan eşlik ediyor.


Albümdeki Eserler
  1. Merhaba
    Söz & Müzik : Şebnem Ferah
  2. Benim Adım Orman
    Söz & Müzik : Şebnem Ferah
  3. Yalnız
    Söz & Müzik : Şebnem Ferah
  4. İstiklal Caddesi Kadar
    Söz & Müzik : Şebnem Ferah
  5. Eski
    Söz & Müzik : Şebnem Ferah
  6. Mahalle
    Söz & Müzik : Şebnem Ferah
  7. Ateşe Yakın
    Söz & Müzik : Şebnem Ferah
  8. Serapmış
    Söz & Müzik : Şebnem Ferah
  9. İnsanlık
    Söz & Müzik : Şebnem Ferah
  10. Bazı Aşklar
    Söz & Müzik : Şebnem Ferah
  11. Uçurtma
    Söz & Müzik : Şebnem Ferah
  12. Eski - 2
    Söz & Müzik : Şebnem Ferah



Misafir 20 Mart 2010 22:27



Misafir 12 Haziran 2010 17:40



Lanetkaranlık 5 Haziran 2012 19:29

( Şebnem Ferah ) <3
 


Selin Özkan 13 Temmuz 2012 10:45

Çocukluğu ve Okul Yaşamı

12 Nisan 1972 tarihinde, Üsküp'ten Yalova'ya gelmiş ailesinin üç kızından en küçüğü olarak Yalova'da dünyaya geldi.
Şebnem Ferah'ın müziğe olan ilgisi 5-6 yaşlarında başlamış ve müzikle tanışmasında ailesinin çok büyük rolü olmuştur. Ferah'ın ailesinde hemen hemen herkes müzikle iç içe ve evin her köşesinde enstrüman olduğu için müzik konusunda bilgili ve hazır olarak piyasaya atıldı.
İlkokulda mandolin ve solfej dersleri almaya başladı, okul orkestrasında da solistlik yaptı. Liseyi Bursa Özel Namık Sözeri Lisesi'nde yatılı bir öğrenci olarak okudu ve bu dönemler Şebnem Ferah'ın kendisini tanımasına, tek başına ayakta kalmasına yardımcı oldu.
Şebnem Ferah'ın müzik hayatı daha sonra okul orkestraları ve küçük topluluklarla devam etmiştir. Lise yıllarında "Pegasus" adlı grubuyla beraber çalışan ama kafasında bir kız grubu hayali olan Ferah, 80'lerin ortasında Bursa'da açılan bir stüdyo sayesinde Sedat Yıldırım Sarıca ile tanışmış ve bu hayalini 1988 yılında kurduğu "Volvox" grubuyla gerçekleştirmiştir. Müzik ile daha yoğun ilgilenebilmek için ODTÜ Ekonomi Bölümü'nü 2. sınıftan terk etmiş ve daha sonra İstanbul'a gelince İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'ne kaydolmuştur.
1994 yılında Volvox grubunun dağılması sonucu Şebnem Ferah bireysel çalışmalarına başlamıştır. Onno Tunç ve Sezen Aksu'nun karşılaşmasıyla müzik yaşamnda yeni bir sayfa açılmıştır. 3 oktavlık bir ses aralığına sahiptir.
Profesyonel müzik yaşamı ve albümleri
15 Kasım 1996 tarihinde[kaynak belirtilmeli] "Kadın" adlı ilk solo albümünü Raks Müzik'ten çıkarmıştır. İlk videosunu " Vazgeçtim Dünyadan " adlı parçasına çekmiştir. Gerek kaset ve CD satışları gerekse video klibiyle uzun süre listelerde bir numara olarak boy gösterir. Daha sonra "Yağmurlar", "Bu Aşk Fazla Sana" ve "Fırtına" adlı şarkılarına klip çekti. İlk solo konserini 4 Nisan 1997'de İzmir Ege Üniversitesi'nde verdi ve büyük bir kalabalığa, yaklaşık 6000 kişiye seslenmişti. İzmir'deki konserin ardından Türkiye'nin çeşitli yerlerinde konserlerine devam etti ve bu konserlerin yanı sıra düzenli bar programları da yaptı.
1998 yılında Ablası Aycan Ferah'ı kaybetti. Üzüntülü bir dönemin ardından, 2.5 yıllık bir aradan sonra 30 Haziran 1999'da "Artık Kısa Cümleler Kuruyorum" adlı ikinci albümünü çıkardı ve 10 Temmuz 1999 Perşembe günü ikinci albümünün ilk klibi "Bugün" müzik kanallarında boy göstermeye başladı. İlk albümünde olduğu gibi ikinci albümünde de İskender Paydaş ve Pentagram ekibiyle çalışan şarkıcı, albümün ikinci video klibini "Artık Kısa Cümleler Kuruyorum" şarkısı için yaptı, klibin yönetmenliğini Hakan Yonat yaptı.
İkinci albümün ardından yine araya uzun bir stüdyo dönemi girer. 1999 yılında meydana gelen 17 Ağustos depreminde babası Ali Ferah'ı yitirdi. Acılarını hafifletmek ve yeni şarkılar üretmek için müziğe daha da sıkı sarılır. 18 Ekim 2001 tarihinde "Perdeler" adlı üçüncü albümü yayınlandı ve yine büyük beğeni topladı. Bu seferki albümde Şebnem , İskender Paydaş ve Pentagram üyeleriyle değil de sahnede birlikte çaldığı müzisyenlerle çalışmıştır. Bu albümden ilk video, albümle aynı adı taşıyan "Perdeler" şarkısına çekilir. Bu klipten kısa bir süre sonra "Sigara" şarkısına da klip çekilir. Ayrıca şarkıcı bu albümdeki "Perdeler" şarkısına Finlandiya'da Apocalyptica ile çalışarak yeni bir yorum da getirdi.
24 Nisan 2003'de "Kelimeler Yetse" adlı albümünü dinleyicilerine sundu. 28 Nisan 2003'de bu albümünün ilk videosu "Ben Şarkımı Söylerken" müzik kanallarında yayınlanmaya başladı. Bu albümden çekilen diğer video klipler ise sırasıyla "Mayın Tarlası" ve "Gözlerimin Etrafındaki Çizgiler" oldu. Türkiye'nin birçok şehrinde konserler verdi.
21 Haziran 2005'de Tarkan Gözübüyük prodüktörlüğünde 5. albümü "Can Kırıkları"nı yayınlayan Şebnem Ferah, ilk klibini de albümle aynı ismi taşıyan şarkısı "Can Kırıkları"na çekti. Önceki albümlerine oranla sert sounduyla dikkat çeken albümünün, 29 Temmuz 2005 günü Parkorman’da gerçekleşen gala konseriyle yeniden dinleyicileri ile buluşur. "Çakıl Taşları"na ikinci video çekildi. Yaklaşık 1 sene sonra "Hoşçakal" şarkısının video klibi Gürcan Keltek yönetmenliğinde Dijital Sanatlar ekibi tarafından çekilir, ancak gösterime girmez ve Ferah'ın yapımcı şirketi Pasaj Müzik tarafından videoya yayın yasağı getirilir. Aradan geçen uzun bir zaman sonra ise video internete düşmüştür. (Klipte ilginç olan bir nokta ise videonun, yönetmen Gürcan Keltek'in bu videodan daha sonra yayınlanan ve yönetmenliği kendisine ait olan Ferhat Göçer'in "Cennet" isimli video klibiyle birçok açıdan benzeşmesidir.) Sanatçı, PowerTürk 2007 Müzik Ödülerinde "En İyi Konser" ödülünü almıştır.
10 Mart 2007 tarihinde Bostancı Gösteri Merkezi'nde Orhan Şallıel yönetimindeki "Istanbul Symphonic Project" orkestrası eşliğinde vermiş olduğu konserinin DVD'si ve iki CD'den oluşan performans albümü 7 Eylül 2007 tarihinde satışa sunulmuştur. Bu DVD ile Türkiye'nin en çok satan Konser DVD'si ünvanını almıştır. PowerTürk 2008 Müzik Ödülleri'nde ise "En İyi Kadın Sanatçı" ve yine "En İyi Konser" ödüllerine sahip olmuştur. En popüler pop müzik sanatçılarını geçerek, rock müzik adına Türkiye'de yeni bir dönemin başladığını göstermiştir. 6 Temmuz 2008'de Masstival 2008 kapsamındaki konseriyle konserlerine ara vererek yeni albüm çalışmalarına başlamıştır. Ayrıca kendisine TRT tarafından Eurovision 2009 ve 2010 için teklif gönderilse de Şebnem Ferah bu iki teklifi de kabul etmez.
Sanatçının son albümü olan "Benim Adım Orman", 16 Aralık 2009 tarihinde müzik marketlerindeki yerini aldı. Albüm satışa çıktığı ilk hafta listelere 1 numaradan giriş yaptı. İlk video klip "Yalnız" adlı şarkısına çekildi. 2. video klip "Eski" isimli şarkısına çekildi. Albüm ve sanatçı beklenen sound'undan yumuşak, derin, alabildiğine karamsar temalarla dolu olduğu eleştirileri almıştır.
Sanatçının annesi, İfadet Ferah 2 Temmuz 2011'de Yalova'da vefat etti.
Bir röportajında şöyle der:
“ Bunlar hepimizin yaşadığı ya da yaşayacağı şeyler. Ölümleri kabullenmek elbette kolay değil, çok kısaca anlatılabilecek bir konu da değil. Ancak hayatın parçası. İnsan her gün bir şeyler öğreniyor ve hayatın öyle garip bir dengesi var ki siz isteseniz de, istemeseniz de devam ediyor. Ve daha çok güçleniyorsunuz. Kırılganlığa gelince; ben zaten kırılganlığın sonradan ortaya çıkan bir şey olduğuna inanmam, belki bazı faktörler sebebiyle artıyordur; ama bence herkes biraz kırılgandır, herkes biraz hassastır. ”
Diğer
Albümlerinin dışında da Şebnem Ferah'ı pek çok farklı çalışmada görmek mümkündür. Kimi şarkıcılara geri vokalleriyle, kimileriyle düet yaparak onlara eşlik etmiştir. Bunun yanı sıra birçok sanatçıyla beraber yardım konserleri vererek pek çok faaliyette bulunmuştur. Bülent Ortaçgil'e saygı albümünde bir Bülent Ortaçgil klasiği olan "Değirmenler" şarkısını da yorumlamıştır. "Müzeyyen Senar ile Bir Ömre Bedel" adlı albümde Müzeyyen Senar'a "Sarı Kurdelem Sarı" adlı Türk musikisi şarkısında eşlik ederek Türk Sanat Müziği söyleyebildiğini de kanıtlamıştır. Umay Umay'a "Hareket Vakti"nde (geri vokal olarak), Kargo'ya "Kalamış Parkı"nda, Teoman'a "İki Yabancı" ve "En Güzel Hikayem"de, Sezen Aksu'ya "Ne Haber Aşktan?"da eşlik etmiştir. Daha önce Sezen Aksu'nun seslendirmiş olduğu Ünzile'yi Onno Tunç'a saygı albümünde kendi yorumuyla tekrar müzikseverlere sunmuştur. Güldünya Şarkıları isimli toplama albümde yine bir Sezen Aksu parçası olan Masum Değiliz'i yorumlamıştır. 2010 yılında; Karapaks'a "İki Yol" adlı şarkıda ve Gökcan Sanlıman'a "I Want To Break Free" adlı şarkıda eşlik etmiştir.Nilüfer'in 12 Düet adlı albümünde Erkekler Ağlamaz parçasını seslendirmiştir. Ayrıca bu albümün konserinde bu şarkıyla beraber kendi şarkılarını da seslendirmiştir.
Ayrıca şanatçının adına çıkarılan, 2007 yılında amatör bir dergi olarak yayın hayatına başlayıp şu an 5. senesine erişmiş Şebokolik adlı dergi bulunmaktadır
Seslendirmeleri [değiştir]
Little Mermaid (Küçük Denizkızı) adlı çizgi filmde seslendirme yapmış ve soundtrackinde bulunan "O Dünyada" isimli şarkıyı seslendirmiştir. Toprak Sergen ve Aydan Şener'in oynadığı bir filmde ise, söz ve müziği Demir Demirkan'a ait olan " Ay Işığında Saklıdır" adlı şarkıyı seslendirmiştir. Ayrıca bir ara Akbank'ın reklam müziğini de seslendirmiştir. Çeşitli TV programlarına çıkmıştır. Bir zamanlar Pepsi'nin de reklam müziği olan "Daha Fazlasını İste" şarkısını da Kenan Doğulu ile birlikte seslendirmiştir. Teoman'ın yazdığı ve yönetmenliğini yaptığı Balans ve Manevra filmi için yine Teoman'a ait olan "Gönülçelen" şarkısını seslendirmiştir. 2008 yılında da Finans Emeklilik için bir reklam filmi çeken Şebnem Ferah, bazı anlaşmazlıklar nedeniyle bu çalışmanın yayınlanmasına izin vermedi. Sonradan anneli-kızlı iki kişi ile yeniden çekildi ve yayınlandı. Kızın Şebnem Ferah'a olan benzerliği şaşırttı. Ayrıca seslendirmiş olduğu "Ünzile" şarkısı Kasım 2009'dan itibaren ÇYDD'nin reklamında kullanılmıştır. 2011 Yılında vodafone gençliğini yaşa/freezone kapsamında "Özgürce Yaşa" adlı bir tekli bestelemiş ve bunu yayınlamıştır. Şarkı gençliğin değeri üzerine yazılmıştır.
Aktivizm
1997 yılında uyuşturucu mücadele kapsamında başlatılan, Devlet bakanı Işılay Saygın ve Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu'yla birlikte, Raks eğitim kültür ve sanat vakfı, Raksnet ve Genç tv'nin destek verdiği kampanya için hazırlanan şarkıda (sözler Hakkı Yalçın'a ve beste Özkan Turgay'a ait "İnsanca Yaşamak"), Gülşen, Haruk Kolçak, Pınar Aylin, Emrah, Ebru Gündeş, Yılmaz Morgül, Emel Sayın, Levent Yüksel gibi 23 sanatçı, dört pop müzik grubu, Beşiktaş, Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbulspor ve Zeytinburnuspor'dan futbolcuların yer aldığı vokal grubu ve12 kişilik Yücel Elmas çocuk korosu ile birlikte seslendirdi. Klibini İzzet Öz'ün hazırladığı şarkı, cd olarak da yayınlandı. Cd'deki şarkının ikinci versiyonunuysa, Şebnem Ferah'la Serdar Ortaç şarkıyı birlikte yorumladı.
Hürriyet'in düzenlediği 'Aile İçi Şiddet Acil Yardım Hattı' için 8 Mart 2009'da TİM'deki Enbe Orkestrası'nın eşliğinde verilen konserde Ajda Pekkan, Sezen Aksu, Aylin Aslım, Funda Arar, Aynur, Rojin ve Şevval Sam ile birlikte yer almıştır. Şarkıcının imza ve şarkı sözlerini içeren tişörtler Mor Çatı yararına satışa çıktı. 30 Ekim 2011'de Van depremi ertesi Maçka Küçükçiftlik park'ta yapılan Van İçin Rock yardım konserinde Hayko Cepkin, Aslı, Pamela, Duman, Gripin, Malt, Melis Danişmend, Moğollar, Redd ve Model Grubu gibi 40 rock grubu, müzisyeni ile beraber yeralmıştır.

(Bilgiler Vikipedi'den alınmıştır.)



Jumong 20 Kasım 2015 23:15

1 ek
Alıntıdaki Ek 41270

Biyografi
Şebnem Ferah, Türk rock müzik şarkıcısı

Gerçek Adı: Şebnem Ferah
Doğum Yeri: Yalova, Türkiye
Doğum Tarihi: 12 Nisan 1972

Hakkında:
- 1994 yılında Volvox grubunun dağılması sonucu Şebnem Ferah bireysel çalışmalarına başlamıştır.
- Onno Tunç ve Sezen Aksu ile karşılaşmasıyla müzik yaşamında yeni bir sayfa açılmıştır.
- 3 oktavlık bir ses aralığına sahiptir.
- 15 Kasım 1996 tarihinde "Kadın" adlı ilk solo albümünü Raks Müzik'ten çıkarmıştır.
- İlk solo konserini 4 Nisan 1997'de İzmir Ege Üniversitesi'nde verdi ve büyük bir kalabalığa, yaklaşık 6000 kişiye seslenmişti. İzmir'deki konserin ardından Türkiye'nin çeşitli yerlerinde konserlerine devam etti ve bu konserlerin yanı sıra düzenli bar programları da yaptı.
- 10 Mart 2007 tarihinde Bostancı Gösteri Merkezi'nde Orhan Şallıel yönetimindeki "Istanbul Symphonic Project" orkestrası eşliğinde vermiş olduğu konserinin DVD'si ve iki CD'den oluşan performans albümü 7 Eylül 2007 tarihinde satışa sunulmuştur.

İlk Albüm: Kadın

karnaval.com




Saat: 23:19

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık