Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Ortadoğu Dinleri - Hıristiyanlık

Bu konu Din/İlahiyat forumunda GusinapsE tarafından 2 Ekim 2006 (05:34) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
11587 kez görüntülenmiş, 7 cevap yazılmış ve son mesaj 27 Haziran 2012 (22:53) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 1.50  |  Oy Veren: 2      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 2 Ekim 2006, 05:34

Hıristiyanlık

#1 (link)
GusinapsE
Ziyaretçi
GusinapsE - avatarı
Hristiyan sözcüğü, ibranicedeki "maşia" dan kaynaklanmaktadır. "yağ sürülmüş, yağla kutsanmış" demektir. İsrail kralları ve yüksek rahipleri, yeni görevlerinin simgesi olarak yağla kutsanırlardı. Tevrat'ın bir çok yerinde bu işlemin yapıldığına dair ayetler vardır. "Maşia" sözcüğü israil krallarının bir ünvanıydı. Geniş anlamıyla bu ünvan "Tanrının bir görev vermek üzere seçmiş olduğu" kişileride kapsıyordu. Tevrat'ın "işaya" kitabında yahudileri sürgünden kurtaran pers kralı kyros'unda bu ünvanla hitap edildiği görülür.
Türkçe'de kullanılan Hristiyanlık sözcüğü "maşia"nın Arapça'daki karşılığıdır. Anlamıda aynıdır. "Üzerine yağ sürülmüş" demektir. Bu sözcüğün Yunanca'daki karşılığı ise "khristos"tur. Buradan da "khristianos" sözcüğü türemektedir VE "Hıristiyan" anlamına gelir. Bu sözcük ilk kez İ.S. 40'lı yıllarda Antakya'da telaffuz edilmiştir. "Hıristiyan", "Mesih'in yandaşı, Mesih'e bağlı" anlamına gelir

Hristiyanlar Neye İnanırlar?

Hıristiyanların neye inandığı şu şekilde özetlenebilir:
"Tanrı insanları iyi amaçlarla yaratmıştı, bütün insanların Kendisiyle birlikte cennetinde mutlu ve esenlik içinde yaşamasını istiyordu. Her türlü olumsuzluktan, kötülükten uzak olan kutsal Tanrı insanların da böyle yaşayarak O'nu yüceltmesini istiyordu.
"Ancak insanlar günah işleyerek O'na başkaldırdı. Yeryüzünde günah işlemeyen kimse yoktur. çünkü herkes şu ya da bu biçimde Tanrı'nın hoşuna gitmeyecek sözler söylemekte, eylemleri gerçekleştirmekte ya da aklından olumsuz düşünceleri geçirmektedir. Bunların hepsi günahtır. İnsanlar günah işledikleri için Tanrı'dan uzaklaştılar. Giderek daha çok mutsuzluk, yalnızlık ve çözümsüzlük içinde yaşamaya başladılar. Günahın bedelini ödüyorlardı. Tanrı adil olduğu için günahları yargılamak durumundadır ve günahın cezası ölümdür. Bu ölüm insanın Tanrı'dan ayrı, uzak olması anlamındadır.
"Ancak Tanrı insanları sevdiği için onların yine cennete girebilmesi amacıyla bir yol bulmak istedi. Ve Kendisinden bir öz olan İsa'yı dünyaya yolladı. "Çünkü Tanrı dünyayı o kadar çok sevdi ki, biricik Oğlunu verdi. öyle ki, O'na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, ama hepsi sonsuz yaşama kavuşsun" (Yuhanna 3:16).
"İsa Mesih bir insan olarak bu dünyaya geldi. Bir bebek olarak doğdu, gençliğini yaşadı ve her zaman Tanrı'nın arzusuna göre davrandı. Hiç günah işlemedi. Konuşmalarında bu dünyadaki insanları kurtarmaya geldiğini vurguluyordu. Sonunda bu kurtarma eylemini ölerek gerçekleştirdi. Bütün insanların günahı için İsa çarmıhta öldü. İşledikleri günahlar, suçlardan dolayı insanların almaları gereken cezayı İsa üstlendi. Artık hiç kimse günahlarından dolayı acı çekmek, baskı görmek, ölmek zorunda değildir. çünkü İsa çarmıhta bütün dünyanın uğruna öldü.
"İsa'yı bir mezara koydular. üçüncü gün ölümden dirildi. Böylece İsa'nın sağladığı kurtuluşun gerçek olduğu kanıtlandı. İsa dirildiğine göre O'na inanan herkese sahip olduğu sonsuz yaşamı verebilir.
"İncil'de şöyle yazar: "İsa'nın Rab olduğunu ağzınla açıkça söyler ve Tanrı'nın O'nu ölümden dirilttiğine yürekten iman edersen kurtulacaksın" (Romalılar 10:9). Bu ayetin anlamı şudur: Eğer İsa'nın sizin günahlarınız için öldüğüne ve size sonsuz yaşam vermek üzere ölümden dirildiğine inanıyorsanız ve İsa'yı yaşamınızın Efendisi, her şeyin üzerindeki en üstün Yetkili olarak kabul ederseniz O'nun sağladığı kurtuluşa kavuşabilirsiniz.
"İsa yakında tekrar gelerek yeryüzünde yaşayan halkına sağladığı kurtuluşu her yönüyle gerçekleştirecektir. Bu nedenle Hıristiyanlar İsa'nın bütün buyruklarına uyarak yaşar ve O'nun tekrar gelişini dört gözle beklerler."
Hristiyan Olmanın Şartları
  • İsa Mesih'in Tanrılığı'nı kabul etmek,
  • İsa Mesih'in Çarmıh'tan sonraki Dirilişi'ni kabul etmek,
  • Lütufla Kurtuluş'u kabul etmektir - Şeriat veya Kurallarla değil.
Ayrıca Hristiyanlar inançlarınının özetini anlatabilmek, kısaca açıklayabilmek için çeşitli iman ikrarları, iman açıklamaları, inanç açıklamaları, ilmihaller, katekizmler kullanırlar.

Rapor Et
Reklam
Eski 24 Ocak 2007, 21:44

Ortadoğu Dinleri - Hıristiyanlık

#2 (link)
Eski Üyelerin Ruhları
Blue Blood - avatarı
Hıristiyanlık, bugünkü dünya coğrafyasının hemen her bölgesinde mensubu bulunan, temelde vahiy ve mukaddes kitap ile tektanrıcılığa dayanan bir dindir. (1)

Hıristiyan kelimesi Yunanca "khristianos" kökünden gelir. isa'nın adı bu dilde Khristos (2) olarak geçer. Bu kökten çıkan "khristianos" ve "khristian" kelimeleri de, isa'ya bağlanan, O'nun yolundan giden anlamına gelmektedir. Hıristiyanlık, Filistin bölgesinde doğmuştur. Nasıralı isa'yı merkez alan bir Yahudi -Mesihi hareketi-dir. isa, israil'i gelecek Tanrı Krallığına hazırlamak istemiştir. Ancak bugünkü Hıristiyanlık isa'nın havarilerinin arasına sonradan giren Pavlus'un yorumlarıyla değişik bir hüviyet kazanmıştır.
isa soy itibariyle Yahudi 'dir ve Mesih olduğunu açıklamıştır. (3) isa, kendinin bir peygamber olduğunu, insanları doğruluk, kardeşlik ve hak yola çağırmak için geldiğini açıklaması Yahudilerin işine gelmemiştir. (4)

Dinler Tarihçilerine göre Hıristiyanlığın tarihi oldukça uzundur. Takriben yirmi asırlık bir zamanı içine alan Hıristiyanlık tarihi dört devrede incelenmiştir:

1- Havariler tarafından yayılan ve Batı Roma imparatorluğu'nun yıkılmasına kadar devam eden dönem. Hıristiyanlık bu dönemde geniş yayılma sahası bulmuştur.

2- V. yüzyıldan XVI. yüzyılın başlarına kadar süren dönem Doğu Kilisesi'nin Batı Kilisesi'nden ayrıldığı bu dönemde Hıristiyanlık Avrupa'nın kuzey bölgesinde yayılmıştır.

3- XVI ve XVII. yüzyılları içine alan dönem. Hıristiyanlık için çok önemli olan bu devrede Protestanlık ortaya çıkmış, Katolik Mezhebi ile çatışma sonucunda Batı Kilisesi bölünmüştür. Çünkü Roma Katolik Kilisesi'nin gösterdiği halas yani kurtuluş fikri o dönem Hıristiyanlarını tatminden uzaktı.

4- XVIII. yüzyıldan itibaren başlayan ve Hıristiyanlığın karışıklıklar içinde geçtiği bir dönem olarak bilinen bu devrede Hıristiyanlık üzerindeki münakaşalar kilise dışına taşmıştır. Dinler Tarihçilerinden bazıları da Hıristiyanlığı üç devrede incelemişlerdir:
1- Hıristiyanlığın klasik dönemi (I-VIII. yüzyıl),
2- Hıristiyanlığın Ortaçağ dönemi (IX-XV. yüzyıl),
3- Hıristiyanlığın Yeni dönemi (XV. yüzyıl vd.).

Hıristiyanlara, isa'ya yardım ettikleri, Nasıra köyünde O'nunla birlikte bulundukları için Nasranî denilmiştir.

Hıristiyanlığı Kudüs ve civarı dışında yepyeni bir hüviyetle yayan Pavlus (5) olmuştur. Yaygın şifahî Hıristiyan nakline göre Pavlus Hıristiyanlığı ve incil'i bir mucize ile isa'dan almış, ileride kilisenin talimlerine kendi zihniyetini hâkim kılmak için gayret sarfetmiştir. ingiliz tarihçilerinden Wels'e göre Pavlus, zeki ve zamanının bütün dinî cereyanlarını bilen bir insandır. Diğer dinlerden birçok hususları Hıristiyanlığa aktarmıştır. Pavlus'un, Hıristiyanlık için değişmez prensipler olarak ilân ettiği hususlar şunlardır:

1- Hıristiyanlık bütün insanlığa hitap eden bir dindir.
2- Allah'ın oğlu olan Mesih isa, insanların günahlarına keffaret olmak üzere Haç'ta can vermiştir.
3- isa ve Ruhu'l-Kuds, aynı derecede Tanrıdır.
4- Ölüler arasından dirilerek kalkmış olan isa, semaya çıkarak Baba'sının sağ yanına oturmuştur.

Pavlus, isa'nın ve Ruhu'l-Kuds'ün Tanrı oldukları inancını yerleştirmeğe çalışmıştır. Ayrıca yine O, isa'nın vazettiği sünnet olmayı ve domuz eti yememeği de kaldırmıştır.

Bir bakıma bugünkü Hıristiyanlığa Pavlus'un yorumları demek mübalağalı bir ifade sayılmamalıdır. Nitekim, gerek mukaddes metinler gerek ilk kilise, gerek ilk Hıristiyan inançlarının Pavlus'un eseri olduğunda Hıristiyan ilâhiyatçıları görüş birliği içindedirler.


inanç ve ibadet Sistemi Hıristiyanlık monoteist bir dindir, incillerde ve diğer mukaddes metinlerde bu anlayışı destekleyen ifadeler mevcuttur. (7) Ancak yine aynı metinlerde ve kilisenin sahih kabul ettiği incil metinlerinde isa için "Tanrı'nın Oğlu" Allah için de "Baba" terimlerinin kullanıldığı görülmektedir. Hıristiyanlığın mukaddes kitabı'nda geçen "Ben ve Baba biriz", "Babanızın Ruhu", "Allah'ın Ruhu" vb. deyimler, bunlar İslami çevrelerce teslis olarak yorumlanmaktadır.

Hıristiyanlıktaki iman ikrarına giren esasların nelerden oluştuğu incil metinlerinde açık bir şekilde yer almamakla beraber, bu prensiplerin ilk Havariler Konsili'nden itibaren tesbite başlandığı, son şeklini ise IV. ve V. yüzyıldaki konsillerde aldığı yaygın bir kanaat halindedir. Bununla beraber inançlar konusunda gerek kiliseler, gerek mezhepler arasında bazı ortak ana unsurlar bulunduğu gibi farklı anlayışlar da vardır. Günümüz Hıristiyanlarının da hemen büyük bir kesiminin kabul ettiği Havariler inanç sistemi şu maddelerden oluşmaktadır:

1- Ben, Tanrı'ya Kudretli Baba'ya, 2- Biricik oğlu Rab isa'ya,
3- isa'nın Bakire Meryem ve Ruhul'-Kuds'ten doğduğuna,
4- Pilatus zamanında çarmıha gerilerek gömüldüğüne,
5- Ölüler arasından üçüncü gün dirildiğine,
6- Göklere yükseldiğine,
7- Baba'nın sağında oturduğuna,
8- Ölüleri ve dirileri yargılamak üzere oradan ineceğine,
9- Ruhu'l-Kuds'e,
10- Mukaddes Kilise'ye
11- Günahların bağışlanacağına,
12- Bedenin dirileceğine, inanırım. (9)

Hıristiyan Mukaddes Kitabı'nda "teslis" kelimesi veya O'na iman etmeye çağıran açık bir ifade mevcut değilse de isa'nın , "Baba, Oğul ve Ruhu'l-Kuds ismiyle vaftiz eyleyin" (10) şeklinde Havarilere emir verdiği bilinmektedir. Ancak ilk konsillerde bu konu tartışılmış, iznik Konsili (325) 'nde Ruhu'l-Kuds'ün tanrılığı karara bağlanmıştır. (11)

Bazı Dinler Tarihçilerine göre, monoteizm inancının hâkim olduğu Yahudi çevresinde çıkmış olan "teslis" inancı, büyük bir ihtimâlle isa'nın tanrılaştırılmasının tabiî bir sonucu telâkki edilmelidir. Bunun yanında Ruhu'l-Kuds'ün de ayrı bir ilâhî varlık sayılması üç ayrı tanrı anlayışına zemin hazırlamıştır. Daha sonraki dönemlerde birtakım kelâmî ifadelerle açıklanmaya çalışılan teslisin üç unsuru (Baba, Oğul, Ruhu'l-Kuds) bir ulûhiyetin üç ayrı görüntüsü olan bugünkü formülün benimsenmesiyle noktalanmıştır. (12)

Hıristiyanlara göre teslis öyle büyük ve gizemli bir kavramdır ki sırf insan aklı onu derinliği ve şümulü ile kavrayamaz. (13) Bu bakımdan, mahiyet ve köklerini araştırmaya girişmeksizin insanın O'na inanması gerekir. Bununla beraber Hıristiyanlık'taki inanç esaslarının bütün mezheplerce aynı şekilde benimsendiğini söylemek mümkün değildir. Protestanlığın inanç esasları ise şunlardır:

1-Mukaddes kitaplara iman,
2- Uluhiyete iman,
3- insanın günahsızlığına iman,
4- Günahların keffaretine iman,
5- Ahirete iman.(14)

Bu konuya son vermeden önce Hıristiyanlık'ta melek inancına birkaç cümle ile değinelim. Hıristiyanlık'taki melek inancının temeli onların masum ve ruhanî varlık oluşlarıdır. Ancak kilise bu ruhanî varlığı cisimlendirerek açıklamaktadır. Onlara göre melekler Allah'a yardımcı olmakla görevlidirler. Ancak bazı Hıristiyan mezheplerinde melekler, insanlar gibi günah işleyebilir olarak algılanmıştır. Onlardan bazılarına "Tanrı'nın Kızları" adı verilmiştir.

Kutsal Kitapları
Hıristiyanlığın mukaddes kitapları incillerdir. Yunanca "evangelion" kelimesinden gelen incil, "müjde, iyi haber" anlamlarını ifade eder. (15) incil kelimesinin bu açıklamasına dayanarak ilk dönem Hıristiyanları, isa'nın gelişini, insanları kötülük ve günahtan kurtararak selamete ulaştırmak manasında yorumlamışlardır.

Bugün Hıristiyanların ellerinde bulunan Yeni Ahit, 4 incil (16) ile 23 küçük kitabın birleşmesinden meydana gelmiştir; hepsi 27 kitaptır. Bu kitapların hemen tamamı II. yüzyıldan sonra yayılmıştır, Yunanca'dır. Hıristiyanlar bu kitapların Havarilerden geldiğini ve doğru olduğunu kabul ederler. Bununla beraber incillerin isa'nın eseri olmadığını, ihtiyaç duyuldukça sonradan yayıldığını, isa'nın düşüncelerini yansıtmadığını iddia edenler de vardır.

Hıristiyan dinî literatüründe kilisenin sahih kabul ettiği incil metinlerine "kanonik", sahih kabul edilmeyen incil metinlerine de "apokrif" denir. (17) Apokrif metinler üzerinde gerek ilâhiyatçıların, gerek mezhepler tarihi uzmanlarının tartışmaları hâlâ bitmiş değildir. inciller arasında bir takım ayrılıklar bulunmakla beraber ilk üç incil (Matta, Markos, Luka)'de bazı benzerlikler tesbit etmek mümkündür. Aralarındaki şekil ve konu berzerliğinden dolayı bunlara "Sinoptik" inciller denir. (18) Nitekim, mucizeler ve isa'nın hayatına dair olayların anlatımına Sinoptik inciller oldukça açık benzerlikler sergilemekte, her üçü de ortak şifahî kaynağa dayanmaktadır. Bu inciller edebî yönden birbirlerine bağlıdır. Yuhanna incili ise anlattığı olayların tefsirine daha fazla önem verdiği için "sembolik" bir anlam taşır.

Hıristiyan ilâhiyatçılardan bazılarına göre isa'ya ilk inanan Havarilerden dördü, sonradan O'nun sözlerini toplayarak birer incil meydana getirmişlerdir. ilk dört incil (19)'den en eskisinin Markos olduğuna kesin gözüyle bakılmaktadır. ilk inciller genellikle ibranca ve Yunanca yazılmış, Orta çağ boyunca da Latince'sinden okunmuştur.

Bir diğer açıdan Hıristiyanlar, isa'nın kanun ve öğretilerini içine alan kitapların tamamına incil adını vermektedirler.(20) Hıristiyanların kabul ettikleri bir sınıflandırmaya göre 27 kitaptan meydana gelen Ahd-i Cedid iki bölümdür:

1- Tarihi inciller (1-4 kitap),
2- Talimi inciller (5-27 kitap).

Bugünkü incil'in muhteviyatını tarihî bir muamelenin sonucu olarak kabul etmek mümkündür. isa Arami dilini kullanmıştır. Sonraki dönemlerde incil halk Yunancası ile yazılmıştır. içinde Arami dilinde birkaç cümle de vardır. 1546'da toplanan Merano Ruhani Meclisi, incil'in Tanrı ilhamı olduğundan şüphe edilmesini yasaklamıştır.

Elimizdeki incil Gerçekmidir?
Hıristiyanlığın kutsal kitabı olan incil 'lerin hiçbir şekilde değişmediğini söyleyen ve Tanrı 'nın bunu kendi kutsal kitabında belirterek değişmediğini güvenceye aldığını savunan Hıristiyanlara karşılık, incil 'in Tanrı sözü olduğuna inanan fakat değiştiğini iddia eden islam Dini mensupları arasında sürekli devam eden bir tartışma mevcuttur. islam taraftarları incil 'in değiştirildiğine dair iddialarını aşağıdaki dayanaklara bağlarlar;

1-isa'nın soyu Luka incili'nde başka, Matta incilinde başka şekilde anlatılmıştır. (20) 2-Tanrıyı görme konusu incillerde farklı farklı geçmektedir. (22)
3-isa'nın doğum yeri bile incillerde değişiktir. (23)
4-Kendi kutsal kitapları incil'in "Allah'ın incili" veya "Oğlumun incili" şeklinde zikredilişi yine ellerindeki incillerin ifadeleridir. (24)
5-Kurtarıcılık vasfı bir incilde "Kurtarıcım Allah" diye geçerken yine aynı incilde "Kurtarıcı isa" şeklinde geçmektedir. (25)
6-isa'nın gösterdiği mucizelerden biri olan "körlerin gözlerini açma" mucizesi incillerde değişik sayıda ifade edilmiştir. (26)
7-Hz. Yahya incillerden birine göre çekirge ve yaban balığı yemiş, yine aynı incil'e göre hiçbir şey yememiş ve içmemiştir. (27)

Hıristiyanların incilin değişmediğine dair kanıtları Kitabı Mukaddes ve Kuranı Kerim deki ayetlerle eski incil ve Tevrat nüshalarıdır. incil 'in değiştirilmediğine dair Kitabı Mukaddes 'teki ayetlerden bazıları şöyledir;

“Çünkü doğrusu size derim:gök ve yer geçip gitmeden,herşey vaki oluncaya kadar, şeriattan en küçük bir harf veya bir nokta bile yok olmayacaktır”(Matta5:18)

“Gök ve yer geçecek,fakat benim sözlerim geçmeyecektir”(Matta 24:35) ayrıca bkz. 2.Petrus 1:21,Malaki 3:6,Mezmur 119:160, Mezmur117:7-8,Luka :16:16-17

Hıristiyanlar ayrıca islam peygamberinin Kitabı Mukaddesi kabul ettiğini (II) ve islam peygamberinin zamanında da Kutsal Kitap 'ın sapasağlam mevcut olduğunu (III) Kuran 'ın incelenmesiyle kuranda incilin değiştirildiğine dair bir hüküm bulunmadığı ve bunu iddia edenlerin kafir olacağını savunmaktadırlar.(IV)

Hıristiyanların bu iddialarına bazı islam aydınlarınca Kuran 'da belirtilen incil günümüz incili değil Barnaba incili diye açıklama getirilmektedir. Hıristiyanlar; Barnaba incilinin incelenmesi sonucunda Bu incilin Kuranı Kerimin yazıldığı zamandan çok sonraları kaleme alındığının anlaşılacağını bu nedenle bu incilin gerçek incil olmadığını islam dinine mensup kişiler tarafından propaganda amaçlı yazıldığını iddia etmektedirler.

Günümüz Hıristiyan Mezhepleri Hıristiyanlık'ta mezheplerin teşekkülünü, isa'nın dünyadan ayrılmasından hemen sonra O'nun dinine giren Pavlus'la isa'nın cemaati arasındaki ihtilâflara bağlayan görüş daha ağır basmaktadır. Gerçektende Pavlus'un Hıristiyanlığı kabul etmesinden sonra O'nunla isa'nın cemaati arasında çıkan ihtilâflar onların kısa zamanda ikiye bölünmelerine sebep olmuştur.

Bir başka açıdan mezheplerin doğmasını, inanç, ayin vb. konulardaki ihtilâflarla, XI. yüzyılda Doğu-Batı Kiliseleri'nin birbirinden kopmasına, hatta reform hareketlerine bağlayan görüşü benimseyenler de bulunmaktadır. Burada kiliseler arasındaki ihtilâflardan çok, halen günümüzde varlığını sürdüren belli başlı üç Hıristiyan mezhebinden (Katolik, Ortodoks, Protestan) ana hatlarıyla söz edilecektir.

1-Katolik Mezhebi
Bir diğer adı Roma Katolik Kilisesi olan Katolik Mezhebi, Hıristiyan dünyasının en büyük ve en köklü mezhebidir. inançlarına göre bu mezhebi, havarilerin ilki olan Petrus kurmuştur. (28) O aynı zamanda isa'nın vekilidir. Petrus'tan sonra gelen papalar da Petrus'un vekili sayılırlar. Böylece Papa ruhanî reis sıfatıyla isa'nın yeryüzündeki temsilcisidir. 1870 yılında toplanan Vatikan Ruhani Meclisi Papa'nın yanılmazlığını ilân etmiştir. (29) Katolik Mezhebi'nde ruhban sınıfı aşağıdan yukarıya rahip, piskopos , kardinal ve papa şeklinde hiyerarşik bir yapıya sahiptir. Katolik Mezhebi'nin başlıca özellikleri şunlardır:

1-Papa dinî başkandır, isa'nın vekili, Petrus'un halefidir.
2-Papa yanılmaz bir otoritedir. Roma diğer kiliselerin hepsinden üstündür.
3-Ruhu'l-Kuds tarafından idare edilen Roma Kilisesi evrenseldir.
4-Ruhu'l-Kuds, Baba ve Oğul'dan çıkmıştır.
5-isa hem ilâhî, hem insanî tabiata sahiptir.
6-isa da, Meryem de günahsızdır, aslî suçtan uzaktır. Meryem, Tanrı yanında şefaatte bulunabilir. O, göğe yükselmiştir. (30)
7-Azizler de Tanrı katında sözcü olur, şefaatte bulunabilir.
8-insan aslî günah içindedir. Buna karşılık kötülüğe meyletmek günah değildir, günaha sevkeder. Günah çıkarma çok önemlidir. Bunun, günah çıkarma hücresinde papaza itiraf şeklinde olması gerekir. (31)
9- Sakramentler yedi tanedir. Ruhban zümresi evlenemez. Onların dışındaki evlenenler de boşanamaz. Boşandıktan sonra evlenmek zina sayılır.
10-Yirmi Konsil'in aldığı kararlar kabul edilir.
11-Cuma günü et ve yağlı yiyecek yemek yasaktır.
12- Son hüküm gününü, cenneti, cehennemi ve Araf'ı kabul ederler.
13- Geleneklere bağlı kalmak lâzımdır.
14-Ayin dili Latince'dir. 1965'deki II. Vatikan Konsili'nde değişik dillerde de ayin yapılmasına izin verilmiştir. (32)

Katolik Mezhebi'nde papazların başlıca görevleri, vaftiz, tövbe, çile, günah çıkartma, ahilere yağ sürme, evlenme vb. takdis törenlerini yönetmektir. (33) Temelde aynı inançları paylaşmakla beraber, ayrıntılara ait konularda Katolik Mezhebi'nden ayrılarak ortaya çıkan bazı küçük mezhepler vardır:

1- Keldani Mezhebi
2- Ermeni Mezhebi
3- Süryani Mezhebi
4- Maruni Mezhebi
5- Kıpti Mezhebi.

2-Ortodoks Mezhebi
Yunanca'da Ortodoks " Doğru görüş, inanç ve doğru itiraf" anlamına gelir. Bu mezhebin Dinler Tarihindeki diğer isimleri şunlardır: Doğunun Ortodoks, Katolik ve Apostolik Kilisesi, Ortodoks Doğu Kilisesi, Doğu Kilisesi, Ortodoks Kilisesi ve Rum Ortodoks Kilisesi. (34) Ortodoks Kilisesi'nin Katolik Kilisesi'nden 1054 yılında (35) kesin olarak ayrılmasında (36) dinî ve siyasî birtakım sebeblerin büyük rolü olmuştur:
1- Katolik Kilisesi'nin müşrikler arasında dini yaymak için bazı tavizler vermesi.
2- Roma'nın itirazına rağmen imparatorluk merkezinin istanbul olması.
3- Batı Roma Devleti'nin yıkılmasından sonra ortaya çıkan otorite boşluğunu Papalığın doldurmak istemesi.

inanç ve ayinler bakımından Ortodoks Kiliseleri bazı siyasî ve idarî sebeblerden dolayı birbirinden ayrılmıştır:
a-1054'deki Doğu-Batı ayrılığından sonra Ortodoksluğun merkezi Bizans olmuştur.
b-istanbul'un Türkler tarafından fethedildiği 1453'ten sonra Rus Ortodoks Kilisesi istanbul Patrikliği ile mücadeleye girişmiştir.
c-Rus ihtilâli (1917)'nden sonra istanbul Ortodoks Patrikliğiyle mücadeleden vazgeçen Rus Ortodoks Kilisesi Patriklik halini almıştır.

Ortodoks dünyasının dört büyük patrikliği (istanbul-iskenderiye, Antakya, Kudüs) vardır. Diğer, bölgelerdeki millî kiliseler idari yapı itibariyle bu dört patrikliğe bağlıdır. Ortodoks Mezhebi'ni diğer Hıristiyan mezheplerinden ayıran başlıca özellik şunlardır:

1- Patrik ruhanî başkandır.
2- Papa yanılabilir. O isa'nın vekili değildir.
3- Ruhu'l-Kuds, Oğul yoluyla Baba'dan çıkmıştır.
4- ilk yedi konsilde alının kararları kabul etmek lâzımdır.
5- Ancak, Meryem, isa ve Aziz ikonlarına (37) saygı gösterilir.
6- Her ülke ibadetini kendi diliyle yapmakta serbesttir.
7- Günahkârlar, işledikleri günah ölçüsünde A'râf ta bekletilirler.
8- Keşişler, piskoposlar ve patrikler evlenemez; papazlar evlenebilir. Boşanma ancak bazı şartlarla mümkündür.
9- Vaftizden hemen sonra Konfirmasyon yapılmalıdır.
10- Evharistiya ayininde ekmeğe maya, şaraba su katarlar.
11- Haç sağdan sola çıkarılır ve Haç'ın kolları birbirine eşittir.

Kuruluş dönemlerinde bütün Doğu Ortodoks Kiliseleri, istanbul Ortodoks Kilisesi'nin idare ve kontrolü altında iken, daha sonraları parçalanmalar olmuş şu kiliseler doğmuştur:

1-Süryani Ortodoks Kilisesi,
2-Rum Ortodoks Kilisesi,
3-Ermeni Ortodoks Kilisesi,
4-Rus Ortodoks Kilisesi.

Dinler Tarihçilerinin genellikle savunduklarına göre Ortodoks Mezhebi'nin doğması, iznik (325) ve O'nu takibeden altı Konsil'de alınan bazı kararlar sonucunda olmuştur. (38) Ancak Ortodoksluğu kabul edenler iznik Konsili'nde değişik fikirler ortaya atan Arius, Nestorius vb. din büyüklerinin görüşlerine her zaman cephe almışlardır.

Katolik mezhebi ile Ortodoks mezhebi arasında tesbit edilebilen başlıca ayrılıklar şunlardır:

1- Katoliklere göre Ruhu'l-Kuds Baba ile Oğul'dan, Ortodokslara göre ise Allah'ın göndermesinden meydana gelmiştir. (39)

2- Katoliklere göre papa yanılmaz; ilâhî kudrete sahiptir. Ortodokslara göre ise O, ruhani bir liderdir; ilâhî bir gücü yoktur.

3- Katoliklere göre papanın iman, ibadet, ahlâk vb. konulardaki her sözü münakaşasız kabul edilmelidir, Ortodokslara göre ise papa da bir insandır, yanılabilir.

3-Prostestan Mezhebi
Almanca'da "protestieren" kelimesinden alınmış olan Protestan "itiraz, protesto, başkaldıran" anlamlarına gelir. Protestan mezhebinin doğuşu, XVI. yüzyılda Martin Luther (1489-1546)'in Roma Katolik Kilisesi'ne karşı;

1- Günahları bağışlamak,
2- Günahların bağışlanmasını malî bir kaynak haline getirmek,
3- incil yorumunu kendi tekeline almak,
4- Ayin dilinin mutlaka Latince olması vb. hususlara itirazları ile başlamıştır.

Martin Luther itirazlarına kısa zamanda taraftar bulunca hareket hızla büyüyerek yayılmıştır. (40) itirazcılar kendi görüşlerini çeşitli mahfillerde açıklamak imkânı buldukça, onların fikirlerini benimseyenler de o nisbette artarak geniş bir coğrafyaya sahip olmuştur. Protestan mezhebine incil Kilisesi de denir.

Protesto hareketinin yaygınlık kazanması, reformasyonun başlaması ve çeşitli kiliselerin doğmasıyla sonuçlanmıştır. Protestanlığa göre Allah'a ulaşabilmek için hiçbir kilise görevlisinin aracılığına ihtiyaç yoktur. Hıristiyan geleneğinin yakın geçmişten aldığı şeklin bir diğer adı olan Protestanlık, kilisenin bizzat kendi değerlendirmesine göre:

1- itirafla ilgili durum,
2- Ruhanî tavır,
3- Hıristiyanlığa daha uygun bir görünüm verme vb. noktalarda geçmişine nisbetle yeni bir hüviyet kazanmıştır.

Protestanlık, tarihinin belirli bir döneminde ve bazı özel şartlar sonucunda ortaya çıkmasına rağmen, fikir ve ruhî yapı itibariyle sadece XVI. yüzyılın mahsulü sayılmamalıdır. Bazı Dinler Tarihçilerine göre, Protestan reformcular ile onları takib edenler, o yüzyılda yapılan dinî yorumlarla yeni bir gerçeği bulmak yerine, eski dinî gelenekleri yeniden ortaya koymuşlardır. Bu bakımdan Protestanları, kâşif değil, yenileyici olarak görmek lâzımdır. inançlarına göre günahkâr bir kişi ancak Tanrı'nın karşılıksız inâyetiyle kurtuluşa erebilir. Protestan mezhebi son dört yüz yıl içinde başlıca iki dinî tür olarak kendini göstermiştir:

1- Klasik Protestanlık,
2- Radikal Protestanlık.

1- Klasik Protestanlıkla Hıristiyanlığın aldığı yeni şekle karşı isyan ederek kilisenin Katolik anlamını koruyan büyük kilise sistemleri kastedilmektedir.
2- Radikal Protestanlık terimi daha çok bu mezhebin ortaya çıkışını açıklayan olayı anlatmak için kullanılmaktadır. Bu terim aynı zamanda dinî gruplarla dinî düşünce ekollerini de içine almaktadır. Bu ekolün mensupları Kitab-ı Mukaddes ile Hıristiyan kilisesinin dinî merasim varisleri (41) olduklarını iddia etmişlerdir.

Protestanlığın ilk ifadesi Lutheryanizm'dir. Bu terimle Martin Luther'in faaliyetleri, O'nun ruh ve görüşüne borçlu olan Hıristiyan fikirleri ile özel kiliseler anlaşılır. Bu ekol, kulun hayatı ve kilise ibadeti üzerinde özellikle durmuştur.

Protestan Mezhebi'nin özellikleri şunlardır:

1-Papa da bir insandır, yanılabilir.
2-Diğer iki büyük Hıristiyan mezhebinin kabul ettiği teslise inanırlar.
3-Kutsal kitabı yorumlamaya herkes yetkilidir.
4-Sakramentlerden yalnız Vaftiz ve Evharistiya'ya inanırlar.
5-Azizleri kabul etmezler.
6-Kiliselerde resim ve heykel lüzumsuzdur.
7-Haç çıkarma geleneklerine inanmazlar.
8-ibadet ve ayinleri herkes kendi diliyle yapabilir.
9-A'râf ve ebedî ceza yoktur.
10- Meryem sıradan bir insandır; ilâhî bir niteliği yoktur.
11-Günah çıkartma işlemi mantıksız bir uygulamadır.

Protestan Mezhebi öncelikle kendi bünyesinde üç ana kola ayrılmıştır:

1- Lutheryanizm,
2- Kalvinizm,
3- Anglikanizm.

1- Lutheryanizm, Protestanlığın ilk şeklidir ve Martin Luther'in fikir ve ideallerini benimseyen özel Hıristiyan görüşünü temsil eder. Lutheryan Kiliseleri Almanya, Skandinav ülkeleri ve Amerika Birleşik Devletlerinde daha çok yaygındır. inançlarına göre kilise, lâik hayattan sorumlu tutulamaz.

2- Kalvinizm, günümüz Protestan dünyasının ikinci ekolünü teşkil eder. Bir diğer adı Reforme Hıristiyanlık'tır. Akımın kurucusu ve öncüsü olan John Çivin, sıkı bir dinî tecrübeden geçmiş Fransız asıllı, ilâhîyat sahasındaki yazılarıyla tanınmış bir kişidir. O'nun gayesi mevcut Hıristiyanlık'ta reform yaparak dinî başlangıçtaki, asıl haline kavuşturmaktır. O'na göre Hıristiyanlığın topluma karşı, birtakım görevleri olmalıdır.

3- Anglikanizm, VIII. Henry devrinden beri ingiltere'nin Resmi Kilisesi'dir. VIII. Henry (1491-1547) ile Papa arasındaki bir kavgadan sonra doğmuş olan Anglikanizm'in en başta gelen hedefi Hıristiyanlığı kendi öz niteliğine yeniden kavuşturmaktır. Onlara göre papalık ile Presbiterianlık arasında en azından orta bir yol olmalıdır. Bu yalnız kilise teşkilâtı düzeyinde değil, doktriner anlamda da gerçekleştirilmelidir.

Protestanlık bu üç ana kolun dışında ikinci derecede diyebileceğimiz on küçük gruba daha ayrılmıştır.

Radikalizm ve Protestanlık
Fransızca'da Radikalizm "ilim, din ve siyasette temelden, kökten değişiklikler yapma temayülü" anlamına gelir. Bizim burada üzerinde duracağımız Radikalizm, Hıristiyanlık üzerinde yapılmak istenen köklü değişikliklerle ilgilidir.

Dinler Tarihi terminolojisinde Radikal Protestanlık terimi ile daha çok genel Protestanlık'tan yavaş yavaş kopan ve O'ndan bağımsız olarak teşekkül eden Hıristiyan grupları ve dinî ekolleri kastedilmektedir. Bir bakıma bu gruplara, Reformasyon'un birtakım tartışmalardan sonra dünyaya gelen çocukları demek mümkündür. Bunlar özel yapı ve davranışlarından dolayı ingiltere'nin resmî kilisesiyle uyum sağlayamamışlardır. Radikal Protestanlığı iki grupta incelemek mümkündür:

1- Evangelik,
2- Hümanist,

Radikal Protestanlığın en önde gelen temcilcileri Babtistler, Kongregasyonistler, Metodistler ve Kuveykırlar'dır. Bu sayılan temsilcilerin, kendilerine özgü farklı görünümler sergiledikleri bilinmektedir. Hatta bu akımlardan bazıları bağımsız,Hıristiyanlıktan ayrı bir din görünümündedir. Bununla beraber Radikal Protestanlığın Hümanist kanadı, Hıristiyan Kilisesi'nin din tanımayan kesimi ile özel bir şekilde ilgilenmiştir. Hümanistlerin en büyük arzuları Hıristiyanlığın "zevk sahibi insanlara" karşı bir değeri bulunduğunu ispat etmektedir.

Hümanistler düşüncenin en büyük rehberi olarak vahiy yerine aklı temel almışlar onu gerçeğin başlıca kaynağı kabul etmişlerdir. Onların baz aldığı ölçü Hıristiyanlık vahyi değil, ilmî bir buluş, bir felsefî ilke veya herhangi bir düşüncedir. Ancak bu akımın, gün geçtikçe nüfuz ve değerini kaybettiği ifade edilmektedir. Radikal Protestanlık özellikle şu ana noktalar üzerinde durarak kimliğini kanıtlamak istemiştir:

1- Kurtuluşa ermek için isa'ya tam anlamıyla inanmak lâzımdır.
2- Kilise'nin ve dünyanın mutlak efendisi isa'dır.
3- Gerçek kilise isa tarafından kurulmuştur. Kurtuluş ancak bu kilisededir.
4- isa'nın gözle görünen kişiliği incil'de açıklanmıştır. insan yaşamı boyunca daima O'nu örnek almalıdır.
5- Çarmıh'tan sonra dirilen isa sonsuz bir güç ve çalışma kaynağı olmuştur.

Çağdaş Protestanlıkla meydana gelen gelişmeler hakkında John A. Mackay şöyle diyor?

Protestanlığın henüz dinî erginliğine erişemediğini, tarihî görevini tamamlamadığını belirtmek gerekir. Dörtyüzyıl önce Reform hareketinde olup bitenler bugün de hayatta, doktirinde ve kilise teşkilâtında ifade edilmek durumundadır. Çağdaş Protestanlıkla ortaya çıkan önemli gelişmeleri şöyle sıralayabiliriz:

1-Tarihî Hıristiyan inancı yeniden kavranmalıdır.
2-Kutsal Katolik Kilisesi gerçeği protestanları da kuşatmalıdır.
3-Dine dayanmayan düzen ile ilgili sorumluluk duygusunun yeniden canlanması sağlanmalıdır.
4-Evangelik Hıristiyanlığın dünya çapında yayılması, Protestan düşünürlerin bu yolda çaba sarf etmelerini gündeme getirmelidir.

4-Angikan Mezhebi
Reform Hareketi'nden sonra (XVI. yüzyıl) ingiltere'de doğmuş bir Hıristiyan ekolüdür. Protestanlığın ingiltere'ye has şekli olan Anglikanizm, Katolik-Protestan çatışmasında uzlaşmacı bir yol izlemiştir. Anglikan Kilisesi, VIII. Henry'den itibaren Roma ile olan bağlarını koparmıştır. Anglikanizm'i Kitab-ı Mukaddes'e bağlı, kısmen reforme edilmiş bir Katolik Mezhebi olarak görmek daha yaygındır. Papanın otoritesini reddeden Anglikan Kilisesi, XVI. yüzyıldan beri ibadette Latince yerine ingilizce'yi kullanır. Kilise kral ve kraliçe tarafından temsil edilir. VAnglikan Kilise'sine göre iki sakrament (Vaftiz, Evharistiya) esastır. Anglikanizm XVIII. yüzyıldan itibaren Amerika, Kanada, Avustralya, Afrika, Yeni Zelanda ve Hindistan'da yayılmıştır.Yaklaşık 30 milyon mensubu bulunan Anglikan Kilisesi ve Roma Katolik Kilisesi arasında II. Vatikan Konsili (1962-1965)'nden sonra uzlaşma zemini arama gayretlerine girişilmiştir.

Günümüzde Hıristiyanlık Günümüzde Hıristiyanlık dünyada hemen hemen her bölgede taraftara sahip bir dindir.Taraftar sayısı bakımından dünyada ilk sıradadır. Özellikle Avrupa, Amerika ve Avustralya kıtası ülkelerinde Hıristiyanlık yaygın bir din konumundadır.

Hıristiyan ülkelerdeki Mezheplerin yoğunluğu farklılıklar göstermektedir. Rusya, Bulgaristan, Yunanistan gibi ülkelerde Ortodokslar ; italya, ispanya, Paraguay, Portekiz, Vatikan gibi ülkelerde Katolikler; isveç, Norveç, Danimarka, ABD gibi ülkelerde Protestanlar; ingiltere 'de Anglikanlar diğer Hıristiyan mezheplerine göre çoğunluğu oluşturmaktadırlar.

Hıristiyanlıktan kopan bazı akımların (Yehova Şahitleri, Mormonlar, Unitaryenler, Kuveykırlar gibi) bağımsız ayrı bir din hüviyetine bürünmesi veya ayrı bir din gibi hareket etmeleri ve farklı Kültlerin ortaya çıkıp yayılması Hıristiyanlığın önündeki sorunların başında gözükmektedir. Tüm bunlara rağmen Hıristiyanlık gittikçe taraftar sayısını arttıran ilahi bir dindir. Günümüzde çoğunluğu Katolik olmak üzere ( % 51 – 53 ) yaklaşık 1.560.000.000 Hıristiyan yaşamaktadır.

Rapor Et
Eski 15 Ocak 2008, 07:01

Ortadoğu Dinleri - Hıristiyanlık

#3 (link)
we come one
Ziyaretçi
we come one - avatarı
İNCİL
Allah tarafından Hz. İsa'ya gönderilen; Tevrat'ın aslını doğrulayan Kur'an-ı Kerîm tarafından tasdik edilen ve bir anlamı da "yol gösterici, aydınlatıcı" olan (el-Maide, 5/46-48), dört büyük kitaptan birisi. Yunanca "Evangelion"; iyi haber, müjde demektir. Esas itibariyle Hz. İsa'nın hayatını, mucize ve faaliyetlerini, söylediği hikmetli sözleri, tebliğ etmiş olduğu şeriat hakkındaki peygamberane hakikatları anlatmak için kullanılmıştır. Bu kelime ile ilk hristiyanlar; İsa'nın insanlara bildirisini, onları kötülük ve günahtan kurtarmağa ve selamete götürmeğe geldiğine dair vaadini anlatmış ve adlandırmışlardı. Hz. İsa da onu; "Tanrı'nın Krallığı'nın müjdesini (iyi haberini) duyurma" olarak tanımlar (Kitâb-ı Mukaddes, Matta, I, 1, 14; S.C.F.Brandon, A Dictionary of Comparative Religion, London, 1970, s. 310; Anne Merie Sechimmel, Dinler Tarihine Giriş Ankara 1955, s. 210).
Her ne kadar Kur'an-ı Kerîm, Hz. İsa'ya gönderilen İncil'i tasdik ederse de, bugünkü İncillerin Hz. İsa'ya gönderilen İncil'in tahrif edilmiş şekilleri olduğuna ayetlerde şöyle işaret edilir:
"İncil sahipleri Allah'ın onda indirdiği ile hükmetsinler. Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, işte onlar fasık olanlardır" (el-Mâide, 5/47).
"Ey Kitab ehli! Tevrat'ı, İncil'i ve Rabb'inizden size indirileni gereği gibi uygulamadıkça bir temeliniz olmaz" de (El-Mâide, 5/68).
"Onların izleri üzerinden peygamberlerimizi ardarda gönderdik; Meryem oğlu İsa'yı da ardlarından gönderdik ve ona İncil'i verdik; ona uyanların gönüllerine şefkat ve merhamet duyguları koyduk; üzerlerine bizim gerekli kılmadığımız fakat kendilerinin güya Allah'ın rızasını kazanmak için ortaya attıkları ruhbaniyete bile gereği gibi riayet etmediler; içlerinde inanmış olan kimselere ecirlerini verdik; ama çoğu yoldan çıkmışlardır" (el-Hadid, 57/27).
Geçmiş peygamberlerde olduğu gibi, Hz. İsa'nın sağlığında da İncil, yazılı kitap hâline getirilmemiştir. Çünkü İsa (a.s)'ın tebliğ süresinin kısa oluşu ve yaşadığı devrin şartları buna elvermiyordu. En erken yazıları İncil, İsa'dan sonra 70'li yıllarda kaleme alınmıştır. Dolayısıyla Hz. İsa'nın tebliğ ettiği hakikatler anında kaydedilememiş, sonradan yazıları İncillere insan sözü karışmış ve böylece kitabın aslı tahrife uğramıştır.
Bugün kilisece kabul edilmiş dört resmi İncil vardır: Matta, Markos, Luka ve Yuhanna İncilleri. Bunların Havarilerden geldiği ve sahih olduğu kabul edilir. Bunlardan ilk üçü -birtakım ayrılıklara rağmen- ana mesele ve bölümlerinde birbirlerine yakındırlar. bunlar, "aynı bakış açısıyla yazılmış anlamında", "Sinoptik" İnciller adı verilir. Bu üç İncil, zaman bakımından dördüncü incilden öncedirler (Maurice Bucaıller, Kitâb-ı Mukaddes Kur'an ve Bilim (trc. Suat Yıldırım), İzmir, 1981, s. 90 vd.; Ekrem Sarıkçıoğlu, Başlangıçtan Günümüze Dinler Tarihi İstanbul 1983, s. 206 207).
Bu dört incilden Markos'un incilinin en eskileri olduğu, Matta ve Luka incillerinin, hem bunun eski şeklinden, hem de kaybolan ve "o" denilen bir kaynaktan metinlerini aldıkları söylenmektedir. Bu incillerin dördüncüsü olan yuhanna incili ise, oldukça geç yazılmış mistik yönü ağır basan bir incildir (Schimmel a.g.e., s. 118; Bucaıller, a.g.e., s. 96).
Dört incil ve yazarları şunlardır:
Matta İncili; 28 babtır. Matta, Havarilerden biri olup, M. 70 yılında hristiyanlığı yaymak için yerleşmiş olduğu Habeşistan'da ölmüştür. İncilde Hz. İsa'nın Mesihliği üzerinde durur.
Markos İncili: Markos, Havarilerin reisi olan Petrus'un talebesidir. Hristiyanlığı yaymak için yerleşmiş olduğu Mısırda M. 62 yılında ölmüştür. İncili 16 bab olup Hz. İsa'nın hayatından bahsetmektedir.
Luka İncili: Doktor veya ressam olduğu söylenen Luka, Pavlos'un talebesidir, Havari değildir. İncili M. 60 yıllarında yazmıştır. 24 babtır. İsa'nın hayatı ve tebliğ ettiği şeylerden bahsetmektedir.
Yuhanna İncili: 24 bab olan bu incili yazanın Yuhanna'nın talebesi olduğu sanılmaktadır. Bu İncil'de İsa'nın, Allah'ın oğlu olduğu tezi üzerinde ısrarla durulmaktadır. Aslında bugün elimizde bulunan İncil'de bu dört incilin dışında 23 incil daha olup toplam 27 incilden meydana gelmiştir. Halbuki Allah'ın Hz. İsa'ya indirmiş olduğu İncil birdir (Ahmet Kahraman, Dinler tarihi, İst. 1968, s. 189).
Bir ilim adamının tespitlerine göre bugünkü incillerin gayesi; Hz. İsa'nın sözlerini ve işlerini aktarmakla, onun yeryüzündeki risaletinin tamamlandığı sırada, insanlara bırakmak istediği talimatları onlara tanıtmak olmuştur. Talihsizlik İncil yazarlarının, bildirdikleri olayların görgü tanığı olmamalarından ileri gelir. Onlar, Hz. İsa'nın hayatı hakkında muhtelif Yahudi-Hristiyan cemaatlerinin, bugün kaybolmuş bulunan ve sözlü rivayetle nihai metinler arasında vasıta rolü oynamış olan, sözlü veya yazılı durumda korunan bilgilerin, o toplulukların sözcüleri tarafından anlatılmalarından başka bir şey değildir (Maurıce Bucaılle, a.g.e., s. 369).
Kur'an-ı Kerim'de semavi kitaplardan ve İncil'den şöyle bahsedilmektedir:
"Sana kitabı hak ile ve kendinden öncekini doğrulayıcı olarak indirdi. Bundan önce de insanlara doğru yolu göstermek için Tevrat ve İncil'i indirmişti. (Doğruyu ve eğriyi birbirinden) ayırdeden (kitaplar)ı da indirdi. Allah'ın ayetlerini inkar edenler için mutlaka çetin bir azap vardır. Allah daima üstündür ve öc alandır" (Âlu İmran, 3/34).
"Allah demiştir ki: Ey Meryem oğlu İsa, sana ve annene olan nimetimi hatırla! Hani seni Ruhu'l- Kudüs (Cebrail) ile desteklemiştim; beşikte ve yetişkin iken insanlarla konuşuyordun; sana kitab'ı, hikmet'i Tevrat'ı ve İncil'i öğrettim. Benim iznimle çamurdan kuş şeklinde bir şey yaratıyor, içine üflüyordun, benim iznimle kuş oluyordu; anadan doğma körü ve alacayı benim iznimle iyileştiriyordun; benim iznimle ölüleri (hayata) çıkarıyordun ve İsrailoğullarını senden savmıştım; hani sen onlara açık deliller getirdiğin zaman, içlerinden inkar edenler; bu açık bir büyüden başka bir şey değil demişti (el-Mâide, 5/110).
Ahmet GÜÇ
Rapor Et
Eski 11 Mart 2009, 16:06

Ortadoğu Dinleri - Hıristiyanlık

#4 (link)
HipHopRocK
Ziyaretçi
HipHopRocK - avatarı
Evanjelizm

Evanjelizm, genel anlamıyla İncil'ler hakkında vaaz vermektir. İsa üzerinde yoğunlaşan bu vaazların amacı Hristiyan olmayanları bu dine davet etmektir. Matta, Markos, Luka ve Yuhanna tarafından yazılmış dört kanonik İncil'in her birine "Evanjel" denir. Yunanca "iyi haber" ya da "genel olarak kabul edilen gerçek" anlamına gelen evangelion dan gelmektedir. Bu kelimeden türetilerek, İncil yazarlarına "Dört Evanjelist" denmiştir.

180px-Jakob_Jordaens_002

Dört Evanjelist, Jakob Jordaens'in eseri

Evanjelist ve Evanjelik

Evanjelizm sözcüğü Kutsal Kitap'a dönmek veya yönelmek anlamına gelir.
Evanjelist ve Evanjelik kelimeleri farklı anlamlara gelmektedir. Evanjelist sözcüğü en basit anlamıyla "Hristiyanlık bildirisini vaaz eden, yayan kişi" anlamına gelir. Evanjelik sözcüğü ise daha çok Protestan Kilisesi'nin muhafazakar kesimini nitelemek için kullanılır. Evanjelikler, ABD'yi kuran ve tutuculuğuyla bilinen Protestan mezhebi Puritenler'in devamıdır. Evanjelizm merkezli bu akımın mensuplarına ve zamanla liberal Protestanlar haricindeki tüm Protestanlara Evanjelik denmeye başlanmıştır (20. yy'ın sonları, 21. yy'ın başı). Ayrıca Martin Luther, reformları esnasında kurduğu kilise hareketi için bu ismi kullanmıştır. Bu nedenle Kıta Avrupası'nda Evanjelik sözcüğü, Protestan veya Lutherci olarak algılanır.

Evanjelizmin temelleri

Evanjelizmin temelleri İngiliz George Whitefield (1715-1770),; Methodizm'in kurucusu John Wesley (1703-1791) ve Amerikalı filozof ve teolog Jonathan Edwards (1703-1785) tarafından atılmıştır. Bu üç kişi Amerika'nın en büyük Protestan mezhebi olan Baptistlerin ve Metodistlerin oluşumunun temel taşlarıdırlar.
ABD'de 1820'lerde genelde Hristiyanlık inancı için kullanılan Evanjelizm 19. yüzyıldan itibaren iki ayrı koldan ilerlemeye başlamıştır. Charles G. Finney ile Amerikan halkının dönüşümünün sağlanması ile devrimcilik anlamı kazanmış diğer taraftan Playmouth Kardeşliği hareketinin kurucusu John Nelson Darby'nin öncülüğünde radikal bir dini yorumu temsil etmeye başlamıştır. Bugünkü Evanjelizm Amerika'daki Hristiyan toplumunun tutucu kanadını temsil etmektedir.
Darby'nin Muafiyetçilik akımı İncil ve Dünya tarihini yedi çağa ve veya Tanrı'nın insanlık hakkındaki takdirini gösteren yedi bölüme ayırmaktadır.
C. I. Scofield tarafından yazılan Scofield Referans İncil'i ile 1880 ve 1890'lı yıllarda Darby'nin Tanrı, Tanrı'nın Krallığı'nı temsil eden insanlara imtiyaz vermiştir ve İsrail İncil'in Kıyamet zamanında önemli rol oynayacaktır öğretisi geniş kitlelerce benimsenmiştir.
Lutherci Protestanlık ile başlayan; Püritenizmle olgunlaşan; Jimmy Carter, Ronald Reagan ve Baba Bush'un başkanlıkları döneminde adım adım gelişen Evanjelizm, 11 Eylül'den sonra Oğul Bush ile Küresel Emperyalizmi yönlendiren esas güç haline gelmiştir.

Evanjelist Teoloji

Evanjelistler Eski Ahit'te bahsedilen Yahudiler'in Tanrı'nın seçilmiş halkı olduğu dogmasını onaylamaktadırlar. Buna göre Kutsal Topraklar'ın Yahudilere ait olduğuna, Mesih Isa'nın Kudüs'te tezahür bulacağına, buna bağlı olarak daha ileri bir tarihte bütün Yahudilerin Hristiyanlığa geçeceğine inanmaktadırlar. Evanjelistler ayrıca Katolik ve Ortodoks dogmalarını da reddetmektedirler.

Rapor Et
Eski 15 Haziran 2010, 20:37

Maddelerle Tarih

#5 (link)
MsXTeam
Kral_Aslan - avatarı
HIRİSTİYANLIĞIN DOĞUŞU :

-Hz. İsa Hıristiyanlığın kurucusudur.

Dinini yaymaya başlayınca Roma Valisi tarafından Çarmıha, gerilerek hayatına son verilmiştir.

- Sağlığında O'na inanan 12 kişi değişik yerlere giderek (İstanbul, Trabzon, Efes, İskenderiye, Antakya, Roma vs.) Hıristiyan­lığı yaymaya başladılar.


- Bunlara "Havari" adı verildi.

- Roma İmparatoru Konstantin 313 ' de bu dini Roma'nın resmi dini olarak kabul etmiştir. (Milano Fermanıyla)
Rapor Et
Eski 22 Kasım 2010, 13:02

Kuran'a Göre Hıristiyanlık

#6 (link)
Daisy-BT
Ziyaretçi
Daisy-BT - avatarı

Kur'ân'a göre gerçek manâda Hı­ristiyanlık Allah'ın kulu ve peygam­beri olan Hz. İsa vasıtasıyla Beni İs­rail'e gönderdiği ilahi dinin adıdır.

Buna, Hz. İsa'ya. nisbet edilerek "İsevilik" de denir. Bu dinin ilâhî ki­tabı İncil, peygamberi de Hz. İsa'dır. Hz. İsa, bakire Meryem'den, Allah'­ın kelimesi ve ruhu olarak, mucize eseri babasız dünyaya gelmiştir. Da­ha beşikte konuşarak, Beni İsrail'e gönderilen bir peygamber olduğunu ifade ile, insanları Allah'a kulluğa da­vet etmiştir. Hz. İsa 30 yaşına geldi­ğinde peygamberlik görevine başla­mıştır. Peygamberliğini teyid için bir­takım mucizeler göstermiştir. (K.3/49). Fakat kendisine inananlar çok az olmuştur. Sonunda onu öldür­mek istemişler, fakat bunda muvaf­fak olamamışlardır (K.4/157-158). Hz.lsa, ruh ve cesedi ile birlikte se­maya yükseltilmiştir. Hıristiyanların kutsal kitabı olan İncil'e gelince, o, iyi haber ve müjde manâsına gelmek­tedir. Tevrat ve Kur'an gibi Hak ki­taptır. (K.3/84).

Ayrıca Kur'an, İn­cil'i, hidayet, nur, rahmet, fenalıktan sakınanlar için bir nasihat olarak tav­sif etmiştir. "Arkalarından da bu pey­gamberlerin izlerince Meryem oğlu isa'yı, Tevrat'ın tasdikçisi olarak gön­derdik. Ona da içinde bir hidayet, bir nur bulunan İncil'i -ondan evvelki Tevrat'ın bir tasdikçisi ve sakınanla­ra bir hidayet ve öğüt olmak üzere-verdik" (K.5/46; 3/3). Fakat Hıris­tiyanlar, bu İncil'i tahrif etmişler, Al­lah katından geldiği gibi muhafaza et­memişlerdir. Bu sebeple bugün mev­cut İndiler, Allah'ın Hz. İsa'ya indir­diği İncil değildir. İndilerde pek çok tenakuz vardır. Hz. İsa, tek bir Al­lah'a inanmayı talim ettiği halde, Hı­ristiyanlar, Allah'ın üç olduğuna ya­ni teslis akidesine bağlanmışlardır. Kur'an onlar hakkında şöyle der: "Meryem oğlu İsa Allah'dır diyenler kâfir olmuşlardır. Halbuki Mesih şöy­le demiştir: Ey İsrail oğullan, benim ve sizin Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin..." (K.5/72) "Yahudiler, Üzeyr Allah'ın oğludur dediler, Hıristiyan­lar da Mesih Allah'ın oğludur dediler" (K.9/30), "Allah hakikatan üçün biridir diyenler kâfir olmuştur. Oysa bir tek Allah'dan başka hiçbir tann yoktur." (K.5/73)


İslam Ansiklopedisi
Rapor Et
Eski 4 Şubat 2011, 23:27

Ortadoğu Dinleri - Hıristiyanlık

#7 (link)
ogamura
Ziyaretçi
ogamura - avatarı
Kutsal Kitap’a göre Hristiyanlık

Hristiyanlık hakkında bilgi almanın en sağlam yolu Kutsal Kitap’a danışmaktır.

Kutsal Kitap 66 Kitaptan oluşur. (Bir de sonradan eklenen Deutrokanonik/Apokrif kitaplar vardır ama onların Kutsal yazılar olduğuna inanmayanlardanım. Eğer dilerseniz bu kitapların da yeraldığı bir Kutsal Kitap alıp bunları da okuyup kendiniz karar verebilirsiniz elbette) Bunlardan ilk 39’u Eski Anlaşmayı oluşturur. (ilk 5 kitap Tanah (Musa’nın Yasa kitabı) diğerleri de tarih ve peygamberlik kitabı) İkinci bölüm Yeni Anlaşma/İncil denilen kitaptır. Bu bölüm 27 kitaptan oluşur. Ünlü Matta, Markos, Luka ve Yuhanna kitapları sadece İncil’in ilk dört kitabıdır. İncil Arapça bir sözcük olup Türkçesi Sevindirici Haber’dir.

İyi bir okuma yöntemi olarak önce İncil’i (yani son 27 kitaplık bölümü) sabırlı bir şekilde çalışarak okumayı, sonra Kutsal Kitap’ın tümünü baştan sona okumanızı tavsiye ederim. Bu yöntem bir tür bir anlatının önce sonunu, sonra tümünü okumanızı tavsiye etmek şeklinde uygunsuz bir öneri gibi görünse de önerim Kutsal Kitap’ın “ilginç” yapısından kaynaklanıyor.

Kutsal Kitap iyi bir polisiye romana benzetebilir. Simgesel bir dil kullanılır. Gizemli bir öykü gitgide daha çok ipucunun toplanmasıyla çözüme doğru ilerliyor gibi görünür. Ve sonlara doğru öykünün anlamı üzerine belirli bir yeterlilikte bilgi veren hafiye/hafiyeler çıka gelir! Eğer en baştan başlarsanız Kutsal Kitap’ın ilk kitabı olan Yaratılış’ta takılı kalabilirsiniz. Ama eğer İncil’den başlarsanız ve sabırla İncil’i sonuna kadar etüd edip sonra Kutsal Kitap edinip, ilk kitaptan Yaratılış’tan başlarsanız Kitabı daha iyi anlarsınız, diye düşünüyorum.

İlgilenenler için söylüyorum, şunu yapmayın: Hristiyanlığı size öğreten bir kitap, bir el kitabı ya da bir başvuru kaynağı olabilecek saygın bir uzmanın yazdığı kitabı alarak işin kolayına kaçmayı denemeyin! Çünkü o kitap pekala bir mezhebin veya bir mezhebin alt dallarından birinin mensubu olan bir uzmanın kitabı olabilir ve siz de Kutsal Kitap’ı değil, onu, onun kürsüsünün gereğini okumuş olabilirsiniz pekala. Bu sizi Kutsal Kitap’a uygun olmayan saçmalıklara götürebilir: “Vaftiz olmayan cehenneme gider”; “Rab’bin sofrasında İsa hazır olur ve siz de İsa’yı yemiş, içmiş olursunuz"; "Baba, Oğul, Kutsal ruh anlaşılmazdır" diyip anlamadığına inanmanın getirdiği gerizekalılığı tevazu diye yutturup Kutsal Kitap’a uygun olmayan bir bildiriyi kabul etmiş olursunuz, Ondalık sadece belirli bir süreç içerisindeki bir topluma, İsa’ya kadarki İsrail için geçerlidir ama aylık kazancın onda biri gibi ölçü bildirdiği için para toplama konusunda bağıştan daha ‘bereket’li olduğundan Tanrı’nın ne dediğine, O’nun Tarih içindeki tasarısına aldırmaksızın kendilerini düşünen pazarlamacı görünümlü tiplerin Tanrı sözüne bir şeyler kattığını görürsünüz ve ayrıca Kutsal Kitap’a uygun düşmeme kaygısını bile zerre kadar taşımayan insancıkların kendilerinin kurtulmuş, kutsal, cennet garantili tipler olduğunu savunduğunu… ve daha bir sürü kötülük dolu, aptalca ve iğrenç şeyle karşılaşabilirsiniz… Öyleyse insana değil Tanrı’ya güvenin. Sizler (tüm insanlar) Tanrı suretinde varlıklarsınız. Kendiniz okuyun, kendiniz anlamaya çalışın. Bir de bakmışsınız işin bir yerinde Tanrı size yardım etmiş ve Kutsal Kitap hakkında pek çok şeyi bizzat Tanrı’nın Ruh’u size öğretmeye başlamış... Olabilir, neden olmasın!

Bütün insanlar Tanrı’nın insanlarıdır. Sadece Tanrı insanları kurtarabilir. Tek bir kurtarıcı (Mesih) vardır ve O Tanrı’nın birici Oğludur, Tanrı’nın özvarlık görünümüdür, Tanrı’dır. Kurtarmaya da mahvetmeye de gücü yeten tek varlık Tanrı’dır. Hiçbir Öğreti, Doktrin, Felsefe sizi kurtaramaz, hiçbir kilise de size kurtuluşu veremez. Zira, denildiği gibi: “Kelin merhemi olsa önce kendi başına sürerdi.” Kutsal Kitap okumak da kesinlikle kurtuluşa giden bir yol değildir. Kurtulmak, yani Tanrı’nın Krallığı denilen Cennet’te sonsuz hayatı yaşamak hem aklın hem de Kutsal Kitap’ın gereği olarak bunu yapabilecek tek güç olan Tanrı’nın elindedir. Peki Tanrı dilediğini kurtarıyorsa, Örneğin pek çok Hristiyan kurtulmayabiliyor iken Müslüman, Yahudi, Şintoist, Ateist… de kurtulabiliyor ise (ki öyledir) o halde neden Kutsal Kitap’ı okuyayım? Hristiyan’ın Hristiyan olmayandan üstünlüğü nedir? Pek çok bakımdan belirli bir üstünlük de vardır. İlkin, başından sonuna kadar Tanrı sözü olan tek kitap Kutsal Kitap’tır. Tanrı’nın Kutsallığı pek çok dinde, inancada, felsefede, bilimsel teorilerde görülebilir elbet. Ancak sadece Kutsal Kitap Mutlak Doğru, baştan sona Kutsal’dır. Ayrıca Yaratıcınızın kişilik özelliği, ona benzeyen kutsalların (Davut, Yeşeya peygamberler veya Petrus, Pavlus gibi elçiler) kişiliği, Tanrı ile kutsalları arasındaki ilişkinin niteliği, çeşitli anlamları bu kitapta açıklanmıştır. Neden Tanrı’dan uzak düştüğümüz, ne sayede Tanrı ile barışabildiğimiz gibi Tanrı’nın Tarih tasarısı da bu kitapta gösterilmiştir. Şunu unutmayın ki Ben dahil Hristiyanlık hakkında bilgi veren her yazı sahibi elindeki bilgilerin çoğunu ve en önemlilerini kendi çabası ve yeteneği sayesinde değil, bu kitap, Kutsal Kitap sayesinde verebiliyor.
Rapor Et
Eski 27 Haziran 2012, 22:53

Cvp: Ortadoğu Dinleri - Hıristiyanlık

#8 (link)
Bölüm Yetkilisi
Mavi Peri - avatarı
Hristiyanlık

İsa Peygamber'in öğretilerine dayanan din. İsa'nın sağlığında söyledikleri ve yaptıkları, yeni bir dinin doğuşu biçiminde değerlendirilmedi. İsa'dan önceki Yahudi peygamberleri, Yahova'nın kurallarına, düşmanlarıyla baş edecek ve adaletiyle barışı gerçekleştirecek bir kurtarıcı geleceğini söylemişlerdi. Bu beklenen kişiye sonradan, "üzerine yağ sürülmüş" başka bir deyişle kutsanmış anlamına gelen "Mesih" ya da "İsa Peygamber" adı verildi. Antakyalı Yunanlılar ona, İbranice Mesih sözcüğünün Yunanca karşılığı olan "Hıristos" adını verdiler. Daha sonra da onun getirdiği bu yeni dine "Hristiyanlık" denilmeye başlandı. Hristiyanlık tektanrıcı bir dindir. İncil, Hristiyan dininin kutsal kitabıdır. İncil, kitap olarak ilk kez yalın bir Yunanca ile yazıldı. Bugün Hristiyan kiliselerince kabul edilen İncil sayısı dörttür. Bunlar Matta, Markos, Luka ve Yuhanna adlı dört din adamı tarafından yazıldı. Beytüllahm'da doğan İsa'nın otuz yaşına dek geçen yaşamına ilişkin bilgiler pek azdır. Tekbilinen, bu arada babalığı Yusuf'un öldüğü ve Meryem'in, Nasıra'dan doğduğu kent olan Kana'ya gittiğidir. İsa, Kana'da ailesine bakmak için marangozluk yapmaya başladı. Kimi günler sinagoga gidiyor ve tapınmaya gelenlere Kutsal Yasa'yı anlatıyordu. O dönemin geleneklerine göre, her isteyen çıkıp, Kutsal Kitap'ı (Tevrat) kendine göre yorumlayabilirdi. İsa'nın ünü bütün yöreye yayıldı. Herkesle barışık olmak, düşmanlarını sevmek, kusurları bağışlamak gerektiğini söyleyen İsa, bütün insanların kardeşliğine dayanan yeni bir düşünce getiriyordu: İnsanların hepsi "Baba Tanrı"nın çocuklarıydı. İnsanın ruhu Tanrı'nın ruhuydu. Tanrı insanın içindeydi. Babası nasıl kendisiyse, kendisi de öylece babasıydı. İnsanlar ancak sevgiyle birbirlerine bağlanabilirlerdi. Sevmek içinse eşitlik gerekiyordu. Eşitliği sağlayan yoksulluktu. Bu yüzdendir ki "Bir devenin iğnenin gözünden geçmesi, bir varlıklının Tanrı ülkesine girmesinden kolay"dı. İnsanların, yüzlerini bile görmeyeceği mirasçıları için para biriktirmesi saçmaydı. Gökteki kuşlara bakmalıydı, onlar ne ekiyorlar ne de biçiyorlardı; ne kilerleri ne de ambarları vardı; ama Baba onları pekiyi besliyordu; ya Tanrı'ya kulluk ya da Mamon'a (eski Suriyelilerin zenginlik tanrısı) kölelikten birini seçmek gerekiyordu. Dünya kötülüklerle doluydu. Krallar peygamberleri öldürüyor, din bilginleri, başkalarına buyurduklarını kendileri yapmıyorlardı. Doğrular eziliyor, iyilere ağlamak düşüyordu. Oysa gök saltanatı gelmek üzereydi; Tanrı, iyilere düşman olan dünyadan iyilerin öcünü alacaktı. İyiliğin egemenliği yakındı. Büyükler küçüklüğü, küçükler de büyüklüğü tadacaktı. İsa, Musa ve öbür peygamberlerin eserlerini yıkmak için değil, bu eserleri daha da olgunlaştırmak için Tanrı tarafından gönderilen Mesih olduğunu söylüyordu. Tanrı ile bir olduğunu, Tanrı'nın tek oğlu olduğunu öne sürüyordu. Kısa ömrünün sonunda İsa, Golgotha'da çarmıha gerildi. Ölümünden sonra havarilerine göründüğü söylenir. Onlara her türlü yardıma söz verdikten ve bütün insanlığın (kavimler) kendi adına eğitilmelerini istedikten sonra göğe çekildi. İsa'nın havarileri onun bıraktığı yerden öğretilerini sürdürmeye kararlıydılar. İsa'nın yolunda gidenlerin çoğu yoksul insanlardı. Çarmıha gerildikten sonra yoksul halk, İsa'nın öğretilerine daha çok bağlandı. Kudüs Yahudiliği'nin Roma İmparatorluğu'nun engellerine karşın Hristiyanlık Suriye, Anadolu, Makedonya, Yunanistan, Roma ve Mısır'ı etkilemeye başladı. Hristiyanlar, Yahudilerin kutsal kitabı olan Tevrat'ı kendileri için de kutsal bildiler, ancak buna ufak bir kitap daha eklediler ve ona "Ahdicedit" (Yeni Ahit) ya da "İncil" adını verdiler. Bütün bunlara karşın Hristiyanlığın gelişim süreci pek de kolay olmadı. Hristiyanlar üç yüz yıl büyük baskı ve eziyet gördüler. Sürekli kovuşturmaya uğradılar. Ama bu, onları birbirine daha da yaklaştırdı ve dinlerine daha çok bağladı. Sonuçta, 312 yılında Roma İmparatoru Konstantin, Hristiyanlığı benimsedi ve devlet dini olarak ilân etti. Bu olay Hristiyanların dinlerini özgürce yaymalarına ve uygulamalarına yardımcı oldu. Hristiyanlık başlangıçta bir "yoksullar hareketi" olarak ortaya çıkmıştı. İsa'dan sonraki ilk yüzyıllar, yoksulluğu en büyük erdem sayan yüzyıllardı. İlk kiliseler "yoksullar birliği", "basit ve birleşik bir kardeşler ailesi"ydi. Öyle ki ilk Hristiyanları anlatmak için "yoksul" anlamına gelen "ebroim" sözcüğü kullanılmıştır. İlk Hristiyanların bir toplantı yerinde toplanıp görüşmekten başka dinsel bir işleri yoktu. Nitekim kilise sözcüğünün kaynağı olan Yunanca "eglisia", birlik ya da topluluk demektir. O dönemde dinsel bir lider yoktu. Yalnızca kilisenin içinde kimi görevliler vardı. Toplantı yerinin yönetimini, katılanlar gerçekleştiriyordu. Özellikle yaşlılar, kilisenin her türlü işini yönetiyor ve düzenliyordu. Bunlara "presbiten" deniyordu. Bunlar, toplantı yerinin temizliği, bakımı, yoksullara yardım ve benzeri işlerle ilgileniyorlardı. Presbitenlerden sonra gelenlere de gözeticiler anlamında "episkopi" dendi. Piskopos sözcüğü de buradan gelmiştir. Görevlilerin en alt düzeyinde yer alanlarına da "diyakos" adı verilirdi. Bunlar kendilerini yoksul ve hastalara adamışlardı. 11. yüzyılda özellikle episkopiler önem kazanmaya başladılar. İçlerinden biri kilisenin başına geçti, ona "piskopos" dendi. Birçok kilisenin piskoposu birleşince "Evrensel Kilise" (Katolik Kilisesi) kurulmuş oldu. Bunun başına geçen piskopos, "Papa" adını aldı. Evrensel kilise, başına buyruk bir egemenlik kurdu. Zamanla Katolik Kilisesi'ni, Roma Devleti'nin de ardılı saydı ve siyasal bir tutum izledi. Bu yüzden de dinsel bir kurum olmaktan çıktı ve Orta Çağ'da devlet, dinsel bir örgüt durumuna geldi. Katoliklik, ruhani egemenliğin, bedensel egemenlikten üstün olduğunu Hıristanlığın temel inançları arasına yerleştirdi ve Papa'nın yanılmaz olduğu kuralını da koydu. Bu dönemde Hristiyanlığın çeşitli ilkeleri üzerinde ayrı ayrı düşünceler ileri sürüldü, böylece Hristiyanlık mezheplere ayrıldı. Katolik mezhebinin ardından ikinci büyük mezhep, "Ortodoks Mezhebi" 1054'te kuruldu. Hemen tüm Hristiyan mezheplerinde ve hatta Müslümanlıkta, Meryem'in hiçbir erkekle ilişkide bulunmadan gebe kaldığı öne sürülür. Hristiyan tanrıbilimcilere göre Teslis (Arapça üçleme demektir), Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'tan (Ruhülkudüs) oluşur. Hristiyanlar, Baba (Tanrı), Oğul (İsa) ve Kutsal Ruh'u, Tanrı'nın üç ayrı görünümünün belirtisi sayarlar ve bu üç ögenin bir birlik oluşturduğuna inanırlar.

MsXLabs.org & MORPA Genel Kültür Ansiklopedisi
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.520 saniyede (90.56% PHP - 9.44% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 02:17
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi