| | #1 (mesaj-linki) |
Tarikatlar/Kültler/Mezhepler - Alevilik Alevilik-Bektasilik'e bir kisa bakis Aleviligin dogusu, Islamiyet'in ilk dönemlerinde dek uzanir. Islam dininin peygamberi Hz. Muhammed'in hayatta iken en yakini Hz. Ali idi. Ali, Hz. Muhammed'in amcasinin oglu ve ilk Müslümanlardandi. Islamiyet'in yayilmasi ugruna sinirsiz yararliliklari olmus, ayrica Hz. Muhammed, biricik kizi Fatma'yi da Ali ile evlendirmisti. Hz. Muhammed, ölümünden sonra yerine varis olarak Ali'yi düsündügünü, degisik yer ve zamanlarda sagliginda belirtmistir. Fakat vefatindan sonra olay, Hz. Muhammed'in düsündügü gibi gelismemistir. Hz. Muhammed'in cenazesi henüz kaldirilip kendine karsi son görev yapilmadan, Ali ve aile fertleri cenazenin defin isleri ile ugrasirken, yerine kimin halife olacagi kavgasi baslamistir. Ömer, kitleyi baski altina alarak cenazenin defnedilmesini bile beklemeden, bir oldu bitti ile Ebubekir'i halife ilan etmis ve elde kilic önüne geleni de biata zorlamisti. Iste bu haksiz halife secimi, Islam icindeki ilk büyük ayriliga neden oldu. Ali'yi tutanlara,daha sonra tarih kitaplari Ali yanlisi, Ali taraftari anlaminda Alevi dedi. Gelisen diger tarihsel olaylara bu haksizlik düzelecegi yerde, iliskiler daha da gerginlesti. Yeni haksizliklara da beslenerek büyüdü. Ebubekir'in halifeligi, Ömer'in halifeligi izledi. Onu da Osman'in halifeligi takip etti. Halifelik sirasi Ali'ye geldiginde ise tarihte "Hak Olayi" olarak bilinen bir hileli secim yöntemi ile hilafet, Muaviye'ye verildi. Bundan sonra Islam tarihi, Emeviler ve Abbasiler Ali yanlilari arasinda gelisen bir dizi kanli olaya sahne oldu. Ali, sadece halifeligi kaybetmedi. Arkasindan hayatini da kaybetti. Onu biricik cocuklari Hasan ve Hüseyin'in insanlik disi yöntemlerle katledilmeleri izledi. Tarihe "Kerbela Olayi" olarak gecen soykirimla Hz. Muhammed'in Ali ve Fatma'dan olan tüm soyu yok edilmeye calisildi. Iste Islamiyet, yeni kitalara ve yeni uluslara yayilirken Islam icindeki bu ayriliklar da yayildi. Türkistan, Mezopotamya ve Anadolu, Emeviler döneminde Islamiyet'le tanisti. Islamiyet icindeki Ali yanlisi akim, Misir'da Fatimi Müslümanligini, Iran'da Sii Müslümanligini, Afganistan ve Pakistan'da Ismailiye Müslümanligini olustururken, bu akim Anadolu'da da Müslümanligin Anadolululasmasi olan Aleviligi olusturdu. Haci Bektas Veli ise bu özgün olusumun sercesmesi kabul edilir. Özgürlükcü-Demokratik-Sosyalist cizgi Alevilik göcebe kabilelere, siradan köylülere, askerlere (yeniceriler) ve yüksek dereceli, özgür ruhlu entelektüellere dayanan, tarihsel temeli nedeniyle sinifli toplumlara, sömürücülüge ve baskici rejimlere karsi olan bir akimdir. Ama bu ögretilerin genis dagilimi Rum Selcuklular döneminde yapildi. Cünkü o dönem, siyasal ve sosyal kararsizlik dönemiydi. Alevilik-Bektasilik daha Rum-Selcuklular döneminde üc ana ögretisi ve Ali düsüncesi ile gizlenmeye baslamis, Osmanli döneminde bu giderek artmistir. Alevilik-Bektasiligin temel ögretileri Sünniler icin fazlasiyla sapik düsüncelerdi; fakat bu fikirler ilk Islamiyet döneminden, peygamberin Mekke ve Medine dönemlerinde kaynaklandigi icin pek bir sey yapilammiyordu. Ayrica Alevilik-Bektasilik, saldirilardan korunmak icin bazi "gizlenme" taktikleri de gelistirmistir. Sifre ve Gerceklik olarak Hz. Ali'ye inanma Bu inanc, Alevilik-Bektasiligin dördüncü ana ögretisidir. "Sifre ve Gerceklik" bicimindeki tanimlamanin ikinci kelimesi Haci Bektas'tan (1248-1327), Anadolu Aleviliginin ideolojik sekillerinden gelmektedir. Alevi inancina göre Haci Bektas, kendi döneminin kamil insani, ikinci Hz. Ali'dir (ruh gücü teorisi). 1517'den sonra Osmanlilar Selcuklu döneminin bu insancil, cesur, entelektüel ideolojisinin isini kesin olarak bitirmeye yöneldiler. Osmanli-Sünni'lik bir problem ile karsi karsiya geldi: Bektasi Yeniceriler. Bu kesim, Alevilik-Bektasiligin bütünüyle ortadan kaldirilmasinin önündeki en büyük engeldi. Aleviligi imhaya yönelik bu siyasi faktörün yanisira, toplumsal planda etkili olan bir faktör daha vardi: Savasci bir gelenege sahip olan göcebeligin 19. yüzyilda yavas yavas cözülmeye baslamasi. Böylece Alevilik ikinci askeri dayanagini da kaybediyordu. Bir baska faktör de, Osmanli Imparatorlugu'nun yeni döneminde (1517'den sonra) Alevilerin, Sünniler ve Hiristiyanlara göre kücük bir azinlik olarak kalmalariydi. (alevilik, günümüz Türkiye Cumhuriyeti'nde ise yüzde 30 ile bir toplumsal kesim olusturmaktadir.) Aleviligin merkezinde insana verilen büyük önemin bulunmasi, insannin Tanri'dan da önemli olmasi ve buna bagli olarak bir Sosyalist cizginin ortaya konulmasi Alevileri, özellikle de Alevi gencligini, modern, "ilerici" ideolojilere acik hale getirmistir. Alevilikte südür ögretisinin, kamil insan teorisinin ve özgürlükcü-demokratik-sosyalist cizginin cikis yeri olan ve bire yin inanc özgürlügünü öngören bir ara ögreti daha vardir. Buna göre her insan, bu arada kötüler ve tanrisizlar da Tanri'nin bir manifestosudur: Her seyden önce bunlar Tanri'nin basarisiz deneyleridir. Herkes Tanri ve doga bilincine kendi varmalidir. Tanri fikrini kabul etmeyen hic kimse cezalandirilmaz. Buna kara vermek Tanrinin isidir cünkü. Buna karsilik Iran'in "Islam" devrimi, tanrisizligin cezalandirilmasi gerektigi hatta bunun bir zorunluluk oldugu tezine getirdi. Anadolu Aleviliginde,Insan baskalarina zarar vermemek ve onlarin haklarini cignememek kosuluyla istedigi gibi davranabilir, istedigi gibi yiyip icebilir. Bunun yani sira hickimse kendi yasam tarzini bir baskasina zorla kabul ettiremez. Insanlar, birlikte yasadiklari insanlara kendi yasam tarzlarini gelistirme hakki tanimalidir. Kadin ve erkek icin kesin görev taniklari yoktur.Kadin ve erkek arasinda ayrim yapilamaz, bir digerini üstün görülemez. Insan kütürel ve ruhsal yasantisinda kesinlikle özgürdür. Bu görüsü ile Alevilik, bireye belirli ve degismez bir düsünce modeli, kurallarina uymayanlari bu dünyada ve öbür dünyada cezalandiracagini vurgulayan bir toplum modeli dayatan dini görüslerden farklidir. Alevilik, bunun gibi, cekirdeginde sosyalist ideoji olsa da herkes icin tek bir toplumsal yasam öneren, kültürel ve ruhsal yasamda "proleterce" davranmayi bekleyen modelleri de reddeder. Alevilik kimseden proleter-püriten bir yasam tarzini benimsemesini istemez. Aleviligin sosyalizmi kültürel ve ruhsal yasamla degil, ekonommi ile ilgilidir. Kültürel ve ruhsal yasam konusunda önerdigi sey kesin bir cesitliktir. Felsefi olarak Alevilik-Bektasilik bir idealizm-materyalizim bilesimidir. Idealisttir, cünkü dogayi ve evreni Tanri'nin görülebilir bir sureti olarak aciklamaktadir. Materyalisttir, cünkü insanlarin yükselisini, insanlarin gelismesini cevreye dayandirmaktadir. Daha önce de gördügümüz gibi cevher potansiyel olarak, bir tanri müdahalesine ihtiyac duymaksizin mineral, bitkisel, hayvansal ve insansal, ruhsal sekiller gelistirme gücünü icinde barindirmaktadir. Son Düzenleyen NoRanynn; 14-11-2006 @ 11:48. | |
|
| | #2 (mesaj-linki) |
Cvp: Alevilik.. KISACA Alevİlİk Aleviler ve Alevilik: Aleviler özelikle Türkiye ve az miktarda komşu ülkelerde yaşayan inançsal bir topluluktur. Yaklaşık 20 milyonluk bir nüfusla, Türk, Kürt, Zaza ve diğer halklardan oluşan Aleviler Türkiye nüfusunun üçte birini oluşturmaktadır. Danimarka’da yasayan Türkiyeli göçmenlerin de yaklaşık 1/3 Alevidir. Aleviler, inanç, yaşam şekli ve kültürleriyle, Türkiye nüfusunun diğer kesiminden önemli oranda farklıdırlar. Alevilik Nedir? Alevilik inanç, kültür ve toplumsal yaşamı kapsayan, 3 boyutlu bir öğreti, birçok inancın kaynaşmasından oluşan kendine özgü bir inançtır. Aleviler öğreti ve inançlarını Hak-Muhammed-Ali, Hünkar Bektaş Veli kamili insanlık yolu, kısaca ‘YOL’ olarak tanımlarlar. Alevi-Bektaşi inancın temel ilke ve ikrarnamasi: Eline Diline Beline (EDEBe) sahip olmaktır. Alevilikte tanrı inancı; Aleviler insan ve doğanın uzaydaki tüm varlıkların birliğine, (Vahdeti-Mevcut = varlığın birliği) aynı kaynaktan oluştuğu düşüncesine ve tanrının (Allah’ın) bunların toplamı olduğuna ve tanrının, alemde en mükemmel varlık olan insanın özünde olduğuna inanırlar. Alevi öğretisinden bazı deyimler: Her ne arar isen kendinde ara. - Benim Kabem insandır. - Okunacak en büyük kitap insandır. - İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır. - Bilim bizim yolumuzdur. Sevgi bizim dinimizidir, başka dine inanmayız. - Kendine yapılmasını istemediğini başkasına yapma. - Enel-Hak (gerçek, tanrı benim)Bu deyimlerden de anlaşılacağı üzere, Alevi öğretisinde (inancında) insan, bilim ve sevginin çok önemli bir yeri vardır. Aleviliğin kültürel boyutu: Müzik, dans (semah) deyiş/şiir ve her türlü sanatı kapsar. Alevilerde özelikle deyiş ve semah duygu ve düşünceleri yaymak dile getirmek için bir araç olarak kullanılır, aynı zamanda bir tür ibadettir. Aleviliğin Danimarkalılarında bildiği ‘dansende -dervisher’ (dans eden dervişler) ve sufizmle (tasarrufla da) yakın ilişkisi vardır. Aleviliğin toplumsal boyutu: Alevi toplumunda, zor yoktur, her şey, gönüllülük (rıza) üzerine kurulmuştur. Alevilerin toplumsal ütopyası, özlediği toplumsal düzen: Yarin yanağından gayri her şeyin paylaşıldığı, insanları ezmeden ezilmeden mutlu yaşadığıbir tür sosyalist bir düzendir. Alevi öğretisi. Doğada olduğu gibi, her şeyin değiştiği ilkesinden hareket eder. Kurallar, sınırlar ve yasaklar topluluk tarafından konulur ve kaldırılabilir. Alevi toplumunda 72 millete bir bakılır, toplumda herkes (ırk, milliyet, cinsiyet (kadın-erkek), eşit, aynı hak ve sorumluluklara sahip olmalıdır.. Aleviler tüm dinlerin temel/öz buyruklarına saygı duyarlar. Irkçılığın, milliyetçiliğin, fanatikliğin Alevi dünya görüşünde (felsefesinde) yeri yoktur. Aleviliğin tarihi. M. sonra 800-1100 yıllarında Orta Asyada göçebe halinde yasayan Türkler Ortadoğu ve Anadolu’ya gelirken ‘bavullarında’ kendi inançları (Şamanizm) dışında Budizm ve diğer inançlardan da bir şeyler getirmişlerdir. Anadolu’da bu inançlar, eski İran, Kürt inançları (Zerdüşt vs.) Ve ayrıca, Yahudililik, Hıristiyanlık, İslam ve eski Yunan doğa felsefesinden unsurlarla karışmış ve daha sonraları (Batınilik, Kızılbaşlık, Bektaşilik) ve sonuçta Alevilik olarak ortaya çıkmıştır. Alevilik: Anadolu’da yasayan çeşitli halk ve kültürlerden oluşmuş ve o tarihte var olan hakim din ve toplumsal düzene karşı bir muhalefet hareketi olarak ortaya çıkmış ve gelişmiştir. ‘ALEVİ’ kelimesi: Alevi kelimesinin çeşitli sembolik anlamları vardır: Felsefî anlamda alevi kelimesi; her şeyin ‘alevi’ öz kaynağı, ‘nur’ kutsal yaratıcı güce bağlanır. Doğada her şeyi hareket ettiren enerji ve canlılarda yasam gücü olarak kabul edilen aşk/sevgiye bağlanır. Diğer inançsal ve toplumsal yönüyle de; İslam peygamberi Muhammed’in amca oğlu ve damadı Hz. Ali’ye bağlanır.İslam’ın o zaman ki Arap toplumunda ki hakim güçlere karşı bir devrim olarak ortaya çıkmasında büyük emeği geçen fakat, İslam dini iktidar olduktan sonra ailece, (Eehli-Beyt olarak) haksizlik ve zulme maruz kalıp katledilen Hz. Ali ve yandaşlarına sevgi ve düşüncesine bağlılığı simgeler. Alevilik ve İslam Aleviler bütün dinlerin olduğu gibi, İslam’ında temel/öz buyruğuna inanır/saygı duyarlar, fakat oruç, namaz, haç vb. gibi ibadet ve birçok yüzeysel kural ve Kuran yorumlarına uymazlar. Ayrıca Aleviliğin temel inanç ve ibadet kurumu olan CEM ve cemde olan hiç bir uygulama bilinen islam kuralları içinde yoktur.. Alevilik öğretisi (4 Kapı - 40 Makam): 1200 yıllarında yaşamış ve Alevilerce Pir kabul edilen “Hünkar Bektaş Veli” tarafından kurulmuştur. HBV’nin öğretisi, 4 kapı-40 Makam üzerine kurulmuştur. Sırayla Şeriat, Tarikat, Marifet, Hakikat, olarak isimlendirilen 4 Kapı, yine sırayla; Yasa - yol - eylem - Hakikat anlamındadır. Ve Hünkar Veli, bu 4 kapıyı, uzayda bulunan ve her zaman hareket hainde olan 4 ana maddeye hava, ateş (enerji) su, toprağa ve bunları da CANa bağlamaktadır. Buna 5 unsur denir. Hünkar ‘Bektaş’ ismi de bu beş unsur (beş-taş) tan gelir. Burada hareket ettirici güç ateş/enerjidir. ‘Her şeyin bir yüzü, bin özü vardır’ önemli olan bu özleri bilmek öğrenmektir. 40 Makam: İlk makamı iman (inanmaktır): HBV: ‘İnanmak akıl, mantık, bilim üzeredir, akla mantığa sığana kalbinden sahip çık’ ve ‘İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır’ diyor. Kırkıncı son makam ise: Kamili-insan, Enel-Hak olmak (Kendini tanrı yerine koyabilecek, bilgi ve olgunluğa ulaşma) makamıdır. Kısaca insan, bilim ve sevgi yolundan 4 kapı-40 makamdan geçerek (tanrıya) tanrısal bir olgunluğa ulaşabilir. Aleviler tarih boyu ezilmişler: Aleviler tarih boyu, hakim güçlerin baskı sömürü sistemlerine karşı (inançsal, kültürel ve politik) yönden muhalefet olmuşlardır. Aleviler inançları yüzünden, yüzyıllarca iktidarlar, cahil kitleler ve fanatik dinciler tarafından baskı altında tutulmuş, katliamlara maruz kalmıştır. Buna karşı Aleviler örneğin Osmanlılar döneminde 200"ün üzerinde halk ayaklanmasına öncülük etmiştir. Alevilere ve aydın lâik insanlara yönelik bu iktidar destekli, fanatik-dinci saldırıların en son örneklerinden biri 2 Temmuz 1993"te Sivas’ta olmuştur. Pir Sultan’ı anma şenlikleri altında yapılan etkinliklere katılan 33 aydın, sanatçı ve semahçı genç, güvenlik güçlerinin göz yumması nedeniyle, cahil fanatik kitlelerce kaldıkları Madımak Otelinde, yakılarak katledilmiştir. Yüzlerce yaralı arasında, uluslararası alanda tanınmış, yazar Aziz Nesil’de vardı. Alevilikte Semah ve Cem; Semah Alevilerin geleneksel ‘dansıdır’, bir çeşit ibadet biçimidir. Semah kelimesi; gökyüzü/uzay ve müzik ve sözle öğrenme anlamına gelir. Ayrıca evrende ki her şeyin hareket ettiğini, bir dönüşümden geçtiğini sembolize eder. Semahta insan duygusal bir dünyada uzayı/alemi dolanıp, aradığını yine kendinde bulması sergilenir. Semah normal olarak Alevilerin CEM dedikleri özel toplantılarında dönülür. Alevilikte CEM: CEM ‘birlik’ demektir. Burada ki birlik hem insanin kendini bilmesi, toplumsal dayanışma, alemdeki varlıkların birliğini kapsar. Cem, derneklerde yapılan genel kurullara benzetilebilir. Cem’de tüm üyeler kendilerini görgüye/ toplum içinde sorguya (dara) çektirirler. Bu yönüyle Cem, bir tür halk mahkemesidir. Alevilerin kişisel sabit, belirli, yer ve zamanda yapılan ibadet şekilleri yoktur. Önemli olan her an (ibadetli) iyi insan olmaya çalışmaktır. Aleviliğin en önemli kurumlarının ve ibadetlerinin basında Cem gelir ve topluluk istediği zaman, uygun herhangi bir yerde yapılabilir. Cem in kaynağı İslam öncesi eski Türk ve Iran inanç ve kültürlerinin İslam la birleştirildiği KIRKLAR MECLİSİ (CEMi) inancına dayanır.. 19 Kadın, 21 erkeğin ve Hz. Ali’nin de olduğu bu Ceme/meclise, Hz. Muhammed Peygamber olarak değil, Hadümül-fukara, fakirlerin hizmetçisi olarak girebilmiştir.. Hizmet Alevilikte en önemli unsurlardan biridir, yola hizmet için girilir, halka hizmet, hakka hizmet olarak kabul edilir.. Bir kaç çeşit Cem vardır. Fakat hepsinin gündeminde, 12 hizmet vardır. 12 hizmetin; sosyal, kültürel, politik, ahlâksal, pratik ve inançsal anlamları vardır. Cem’de kadın erkek, yaşlı, çocuk eşit sayılır, herkes birbirine CAN veya bacı kardeş diye hitap eder. Cem’de 12 hizmetten birisi de semahtır. Alevilikte Semah ve sembolik anlamları: * Semah normalde Cem’de dönülür (dönmek hiçbir şeyin durmadığını ölmediğini hareket edip değiştiğini sembolize der. * Semah, Cem dışında ayrıca; toplumsal içeriği olan toplantılarda ve tanıtmak amacı için dönülebilir. Başka yerlerde düğün, eğlencelerde vs. kurallarına uyulamayacağı için, semah dönülmesi uygun görülmez. * Yüzün üzerinde semah çeşidi vardır, hepsi için geçerli olan, ağır tempoyla baslar, hızlanır ve yavaşlayarak durur. Duyguların/ruhun uçuş ve geri dönüsünü sembolize eder. * Cemde ve Semah dönülürken normalde çırağ/mum yakılır. Bu ışık, bütün alemi hareket ettiren/yaratan ilâhî NUR olarak kabul edilir. Ayrıca alevi/enerjiyi, bilim ve sevgiyi-aşkı sembolize eder. * Semahta kadın ve erkek şarttır, bununda birlik, eşitlik, yaradılış, sevgi, karşıtların birliği gibi çok derin anlamları vardır. * Semah yalın ayak dönülür, duygular dünyasında uçulsa da gerçeğe, doğaya/toprağa bağlılığı sembolize eder. (Oku; benim sadık yârim kara topraktır. A.Veysel) * Semah günlük, fakat temiz elbiseyle dönülebilir, bazı semahlar dışında (üryan semahı) özel elbise gerekmez. Genelde bele, kendini kontrol etmeyi (Eline Diline Beline sahip olmayı) ve sevdiğine (yola) bağlılığı sembolize eden bir kuşak (kemerbest) bağlanır. * Bazı semahlarda avuçlar yer ve gökyüzüne döndürülür, yerle gök arasında (1. kapı hava ve 4 kapı toprak / tanrı ve insan) arasında bağ kurulur. * Gözler genellikle el/avuç içine bakar, bu da aynada kendini (insanda tanrıyı) görmeyi, sembolize eder. (Aynayı tuttum yüzüme Ali göründü gözüme. Nazar eyledim özüme Ali göründü gözüme) * Semahta kalbe, (döşe) götürülen eller, Alevilerin bir tür selamıdır. İçten ve kalpten sevgi ve yola bağlılığı sembolize eder. * Bazı semahlarda eller dairenin dışından içine uzatılır. Bu Haktan, hakkıyla, helâl alıp, halkla ‘yarin yanağından gayrisini paylaşmayı’ sembolize eder. * Bazı semahlardaki figürlerde doğadaki canlı varlıkların (hayvanların, bitkilerin) özeliklerini, emek, sevgi, birlik vbg. çeşitli konuları sembolize eder. Alevilik insanlık yoludur. | |
|
| | #3 (mesaj-linki) |
Re: Alevilik.. On Iki Imam Düvaz Imam, Düvazde Imam da denir. Hazreti Ali'yle sonradan onun soyundan gelen On Bir Imam, On Iki Imam adini alir. Alevi edebiyatinda bu On iki Imamdan söz eden bir tür dogmustur. Bu konuda nefeslere << Düvaz Imam >> denir. Din ve devlet baskanligi yani Imamlik, Alevilikle siki sikiya ilgilidir. Birinci Imam'dan sonuncu Imam Mehdi'ye gelinceye dek üc yüz elli yila yakin bir zaman gecmistir. Bu Imamlik isinden dolayi bircok tarihsel olaylar olmus, bircok kavgalar cikmis, yeni tarikatlar ya da mezhepler dogmustur. Büyük ayriliklara yol acmistir. Cok kisa olarak onlarin yasantisini vermeye calisacagim.. Birinci Imam Hazreti Ali, daha önce yukarida verildigi icin Imam Hasan'dan baslayacagim Imam Hasan: Hz. Ali den sonra gelen Ikinci Imamdir. Hazreti Ali'nin büyük ogludur. Hicretin ikinci ya da ücüncü yilinda dogdu (625). Hazreti Muhammed adini << Hasan >> koymustur. Künyesi << ebu Muhammed >> olup lakaplari << Taki >>, << Zeki >> ve <> dir. << Hasan'ül – Mücteba >> da denir. Anasi, Hazreti Muhammed'in kizi Fatima Hatun'dur. Halk arasinda Fatma ya da Fatma Ana diye anilir ve cok sevilir. Imam Hasan, her bakimdan üstün bir kisiydi. Hz. Ali'nin ölümünden sonra Imam olmus, halk da kendisine uymustu. O sirada Sam Valisi'yken devlet baskanligini türlü oyunlarla elde etmis olan Muaviye'ye mektuplar yazarak yola getirmeye calismissa da, basaramamisti. Adamlarinin hiyaneti yüzünden Halifeligi ona birakmak zorunda kaldi. Medine'de hic bir seye karismadan yasadigi sirada Muaviye tarafindan karisina zehirlettirildi. Ölümü: 669 Imam Hüseyin: Ücüncü Imamdir. Dogumu: 626. Babasi Hazreti Ali, anasi Fatma'dir. Adini Hazreti Muhammed koymustur. Künyesi << ebuAbdullah >>, lakaplari << el-Sehit >>, << el-Sibt >>,<< Zeki >> ve << Mübarek >> tir. Bes erkek, üc kiz cocugu olmustur. Bunlardan tarihe ve edebiyata gecen << Zeynel' Abidin >> ile << Zeynep >> tir. Hazreti Hüseyin, Kerbela'da sehit edilmistir. ( Kerbela ya bakiniz ) Türbesi Kerbela'dadir. Ölümü 680 tarihindedir. Hasan ile Hüseyin, Hazreti Muhammed'in cok sevdigi iki torunudur. Imam Zeynel' Abidin: Dördüncü Imamdir. Hazreti Hüseyin'in ogludur. Anasi Sehribanu'dur. Dogumu: 659. Künyeleri << ebu Muhammed >>, << Ebul Hasan >>. Ünlü lakabi << Zeynel' Abidin >> dir. Cok bilgili, cok iyi huylu, sabiirli ve üstün bir insandi. Kendisine kötülük edenlere bile iyilik ederdi. Zeynel' Abidin, Kerbela faciasinda bulunmus, hastaligi yüzünden, babasi Hüseyin savasa girmesine izin vermemisti. Kerbela'dan Küfe'ye, oradan da Sam'a götürüldü. Zencire vurulmus olarak Yezid'in önüne cikarildi. Serbest birakildi, Medineye döndü. Ölünceye dek orada kaldi. Ölümü 719. Imam Bakir: Besinci Imam olup babasi Zeynel' Abidin'dir. Medine'de, 677 tarihinde dogmustur. Künyesi << ebu Cafer >> dir. En yaygin lakabi << Baki >> dir. Ölümü: 733. Büyk bir bilgin ve cok cömert bir insandi. Imam Cafer Sadik: Altinci Imam olup babasi Imam Bakir'dir. Dogumu: 699. Künyesi << ebu Abdullah >>; en yaygin lakabi << Sadik >>'tir. Cok bilgili ve iyi ahlakliydi. Onun zamaninda Emevi Devleti yikildi, yerine, Bagdat'ta Abbasogullari Devleti kuruldu. Cafer Sadik, hic bir siyasal olaya karismadi. 765'te Medine'de öldü. Bektasi ve Alevilerin tarikat kurallarini ögreten ve adina << Buyruk >> denilen bir kitablari vardir ki, Cafer Sadik'a mal edilir. Kendisi mezhep kurmadigi halde, ölümünden sonra taraftarlari, onun sözlerine ve eserlerine dayanarak Caferi Mezhebini kurdular. Anadolu Bektasi ve Alevileri mezhep olarak Caferi'dir. Imam Musa Kazim: Yedinci Imamdir. Imam Cafer'in ogludur. 745'te dogdu. Yaygin olan künyesi << Ebul Hasan >> dir. Ünlü lakabi << Kazim >> dir. Abbasi hükümdari Mehdi, Musa Kazim'i Bagdad'a getirtti, zindana attirdi. Bir süre sonra Medine'ye gönderdi. Harun kümümdar olunca kendisini Bagdad'a getirterek sehit etti ( 799 ). Imam Riza: Sekizinci Imamdir. Babasi Imam Musa Kazim'dir. Dogumu: 770'tir. Künyesi << Ebul Hasan >>; ünlü lakabi << Riza >> dir. Medine'de dogdu. Abbasogullarindan Memun tarafindan zehirlendi. Mezari Horasan'da Tus kenti yakinlarinda bir köydedir. Cok bilgili ve tedbirliydi. Imam Muhammed Taki: Dokuzuncu Imamdir. Medine'de dogdu ( 811 ). Imam Riza'nin ogludur. Künyesi << ebu Cafer >> ve << Taki >> dir. 835'te Bagdat'ta öldü. Zehirlendigi söylenir. Dedesi Musa Kazim'in yanina gömüldü. Imam Naki: Onuncu Imamdir. 829'da Medine'de dogdu. Künyesi > Ebu Hasan >>, lakabi << Askeri >> dir: << Ali'ül Hadi >>, << Naki >>, << Hadi >> de denir. Semira'da ( Bagdat ) öldü ( 868 ). Orada yatmaktadir. Abbasoglu Mutemed tarafindan sehit edildigine inanilir. Imam Hasan el - Askeri: On birinci Imamdir. 846'da dogdu. Babasi onuncu imam Naki'dir. Anasi Susen Hatun'dur. Künyesi << ebu Muhammed >>, lakabi << Askeri >> dir. << Hadi >> ve << Samit >> de denir. 874'de Samira'da öldü. Babasinin yanina gömülmüstür. Imam Mehdi: On ikinci ve sonuncu Imamdir. Babasi Imam Askeri, anasi Nercis Hatun'dur. Künyesi << Ebul Kasim Muhammed el - Mehdi >>, lakaplari << Mehdi >> ve << Sahib Zaman >> dir. Babasinin ölümünden sonra halktan gizlenmisti. Bu ilk gizlenise Gaybet-i Sugra ( kücük gizlenis) denir. Bu gizlenis sirasinda ümmetine elcilik yapan ebu Hasan Ali ölünce, Gaybet-I Kübra ( büyük gizlenis ) baslamistir. Mehdi'nin ne oldugu, son gizlenisten sonra anlasilamadi. Muhammed Peygamberin bir gün ortaya cikacagini haber verdigi Mehdi'nin, bu Imam olduguna inanilir. Sikisik zamanlarda isleri yoluna koyacak diye gelmesi beklenir. Nefeslerde Mehdi'ye cok yer verilir. Cok zaman << Sahib Zaman >> diye anilir. Bunun kimi zaman Iran Sahlari olacagi ya da baska birisi görünüsünde gelecegi inanci vardir. | |
|
| | #4 (mesaj-linki) |
Cvp: Alevilik.. Kavram Olarak Alevi kelimesi ne anlama geliyor? Alevi kelimesi Hz. Ali taraftarı, Hz. Ali yanlısı anlamına geliyor. İslamiyet içerisinde Hz. Ali´yi sevenlere Alevi denilmektedir. Alevi kavramının oluşum tarihi Hz. Ali`nin yaşadığı dönemde baslar. Hz. Ali daha yasarken bile Ali taraftarı Alevi diye bilinen kişiler vardı. Yani Alevi kavramını dolayısıyla Aleviliği başka yönlere çekme gayreti içerisinde olanlar Alevi kavramını ya Hz. Ali`den çok önceki bir döneme ya da Hz. Ali`den çok sonraki bir döneme ait olduğunu söylüyorlar. Bu her iki iddia da yanlıştır. Doğrusu; Alevi kavramı daha Hz. Ali hayattayken oluşmuştu. Fakat o zamanlar çok dar bir cevre için kullanılıyordu. Ancak tarihsel süreçte Hz. Ali taraftarları çoğaldı ve böylece Alevi kavramı genelleşti. | |
|
| | #5 (mesaj-linki) |
Cvp: Alevilik.. Alevİlİk’te Kİrvelİk İkrari Biz konunun Alevilik’teki anlam ve önemini, nasıl uygulanıp yaşatıldığını ele alacağız. İslam dinindeki anlamı ve yorumu da, elbetteki toplumsal koşullar ve yaşam biçiminin etkisinde şekillenmiş, kabileler arası dostluk ve barışın sürekli kılınmasında rol oynamış, karşılıklı dayanışma ve saygının sağlanmasında kirvelikten de yararlanılmıştır. Alevilik konuya fazlasıyla önem vermiş, kirveliği geliştirip belirleyici kriterlerden biri haline getirmiş, zengin motiflerle süsleyip zenginleştirmiştir. Alevi Toplumunda Kirvelik Alevi toplumundaki kirvelik ve sünnet yaklaşımını, inanç, biyoloji ve sosyolojik açılardan değerlendirmek doğru olur. Aleviler, kirvelik ve sünnet olgusunu, Sünni İslam şeriatından oldukça farklı bir biçimde algılarlar. Kirvelik birbirini seven ve bunu nesilden nesile ikrar bağı olarak sürdüreceklerinden emin olup kanaat getirilen kişi ve aileler arasında gerçekleşir. Yani tarafların gönül ve rızalarıyla kirve olunur. Bununla birlikte aile ya da kabileler arasındaki düşmanlıklara son vermek, barış ve dostluğu sürekli kılmak amacıyla da kirvelik tesis edilir. Taraflar uzlaştırılıp, kirvelik bağıyla birbirine bağlandıktan sonra, düşmanlık ve kan davaları son bulur. Bu yanıyla barış aktının kutsal bir güvencesi rolüne de sahiptir. Amaç hatayı asgariye indirgemek, toplumsal yaşamda birlikteliğin, dostluğun, kardeşliğin devamını sağlamaktır. Kirvelik, bu amaca yönelik manevi bağ ve kutsal törelerden biri olarak karşımıza çıkar. Tüm bunlar dikkate alındığında Alevi toplumunda kirve olan kişiler ve aileler arasında evlilik kesinlikle söz konusu olmaz. Kirvelik de, Musahiplik ikrarı oranında kutsal ve mukaddestir. Hz. Muhammed Mustafa’ya ve Oniki İmamlar’a duyulan sevgi ve saygıyla bütünleştirilerek akt edilerek ömür boyu ve kuşaktan kuşağa devam eder. İnançsal manadaysa, Hak-Muhammed-Ali üçlemesini teyid ederek Hakk’ın birliğini onaylamak, Ehl-i Beyt soy geleneğine bağlılığı ifade ederek toplumsal barışı yaşama dönüştürmektir. Kirvelik akti sırasında, kişiler veya aileler, kendi aralarında, Oniki İmamlar’ı ifade amacıyla birbirlerine Oniki Kuruş vermiş sayılırlar. Böylece ikrar verilmiş, gülbenk alınarak ikrar kapısından içeriye adım atmışlardır. Artık her iki ailede karşılıklı sevgi, saygı ve dayanışma duygu ve yükümlülükleri sürekli olarak yerine getirilmeye çalışılır. Sünnet Erkânı: Çocuğunu sünnet edecek aile en az bir veya iki hafta önceden lokmasını da yanına alarak çocuğuyla birlikte kirvesini ziyaret eder. “Sünnet erkânı”nın yapılacağı günü ve koşuları birlikte kararlaştırırlar. Kirve; olanakları ölçüsünde bir takım hediyelerle birlikte, sünnet erkânının yapılacağı gün ya da bir süre önce kirvesinin evine gider. Çocuğunu sünnet edecek olan aile kendi yakınlarını, dostlarını, konu komşunu da davet eder. Küs ve dargın olduğu komşularıyla barışması, onların da gönlünü yaparak, Muhammed honçasında (sofrasında) bulunmalarını sağlaması gerekmektedir. Açıkça görüleceği gibi, kirvelik, Aleviler’de, barışın sağlanmasında önemli kurumlardan biri olarak varlığını sürdüre gelmektedir. Sünnet işlemi yapılmadan önce erkân yerine getirilir. Kurbanlar kesilir, Muhammet Honçası kurulur. Honçanın üzerine bir sini, içerisine kullanılmamış bir havlu ve bir kalıp sabun konulur. Aile eğer çocuğuna her hangi bir yatırı, Hızır, Düzgün Baba gibi kutsal ad ve mekânları kirve tutmuşsa, mekânlardan getirilmiş olan teberrik de Muhammed sofrasının üzerine konulur. Gerektiğinde bir de vekil tayin edilerek sünnet işlemi yerine getirilir. Erkân esnasında, hazır bulunan cemaat ayağa kalkar. Honçanın baş tarafında Dede veya erkânı yerine getirecek olan kişi yerini alır. Kirve, sünnet edilecek çocuk, anne ve babası, ailenin diğer bireyleri sırasıyla dedenin karşısında saf tutarlar. Dede, kirvelik ve sünnet konusunda kısa bir bilgi sunduktan sonra, “gerçeğe hü” deyip, cemaati edeperkâna davet ederek, erkânı başlatır. Erkânı başlama gülbengi: Bism-i Şah, Allah Allah! Adem Ata geldi dünyaya oldu zürriyet, İbrahim Peygamber’den kaldı bu âdet, Hakk’a kul olduk, Muhammed Mustafa’ya ümmet, Hem farzdır, hem sünnet, Muhammed-Ali’ye verelim selavat, Allahümmesali ala Seyyidina Muhammed Ve ala Ali Seyyidina Muhammed! Dünya kuruldu pazartesi, Hakk’a kul olana indi Muhammed Mustafa, Ol Oniki İmam ikrar honçası, Muhammed Ali’ye ikrar verdik olduk Ehl-i Beyt bendesi, Yolumuz erkânımız sana bağlı ya Hüseyin-i Deşt-i Kerbelâ, Sen kabul eyle ikrarımızı, Hakk’a niyazımızı! Hak la illahe illalah Muhammed’en Resullullah, Aliy-ün veliyullah, Ehl-i Beyt-i Keremullah, Ademi Seyfullah Nur-i Naciyullah, İbrahim-i Halilullah, İsa-i Ruhullah, yüzü suyu hürmetine! Erenlerin, velilerin, nebilerin, mürşid-i kâmillerin, pir-i pakların yüzü suyu hürmetine, Şu an yerine getirdiğimiz Oniki İmamlar ikrar erkânını huzur-u makamında kabul ve makbul eyle yâ Rabbim! Ali-el Murtaza’nın ilm-i irfanından, Hasan-ul Müçteba’nın kemaletinden, Şah Şehid-i Kerbela İmam Hüseyin’in yol ve erkânından bizleri ayırma, mahrum etme yâ Rabbim! Mansur’un dârından, Mürşid-i kâmilin didarından, bizleri mahrum eyleme yâ Rabbim! Sana gönül verenleri, birliğini kabul edenleri, yol ve erkânında talip olanları ikrarından mahrum eyleme ve ikrarından dönene lanet eyle yâ Rabbim!. İkrarından dönenin selâmını, kelâmını, lokmasını, Ehl-i Beyt’e bende olan cana nasip eyleme yâ Rabb’ül-alemin! Yolumuzu yolsuza, pirsize, ikrarsıza, arsıza düşürme! Muhammed Mustafa ol Şah-ı Merdân Ali el-Murtaza sana sığındım Haticet’ül- Kübra, Fatimet’ül-Zehra, Hasan’ül-Müçteba Hüseyin-i Kerbelâ sana sığındım! İmam Zeynel ile Muhammed Bakır İkrar meydanına geldik çok şükür Caferi Sadık’a erdik çok şükür Kâzım Musa-Rıza sana sığındım! Muhammed Tâki’ye verdim salavat Ali ül -Nâki’den istedim himmet Hasan’ül-Askeri eleman mürvet Mehdi Sahib-i Zaman sana sığındım! On Dört Masum-u Pak Güruhu Naci Onyedi Kemerbest derdim ilacı Hünkâr-ı Evliya serimin tacı Hünkâr Bektaş Veli sana sığındım! Virdi Derviş senin kulun kurbanın Yarın arasatta ulu divanın Senin müminlere çoktur ihsanın Hüseyin-i Kerbela sana sığındım! Dil bizden, nefes Şah Şehid-i Kerbela İmam Hüseyin’den ola! Gerçek erenler demine hü mümine yâ Ali! Gülbengin bitimiyle başta kirve, sünet olacak kirvesiyle birlikte diz üstüne gelip honçayı niyaz ederek, gönlünden geçen bir Hak lokması’nı tepsiye atarak, tekrar niyaz edip geri çekilir. Ardından çocuğun annesi, babası ve daha sonra orada bulunan cemaat honçayı niyaz edip lokmasını attıktan sonra niyazlarını yenileyip geri çekilirler.. Sıra bizzat sünnetin yapılmasına gelmiştir. Sünneti yapan kişi ya da sünnetçi, kirve, kirveler elerini yıkamak üzere, ellerini üst üste gelecek şekilde yıkamaya başlarlar. Yıkama işlemi üç kez „Yâ Hak, yâ Muhammed yâ Ali” denip tekrarlanır. Bu işlemin anlamı, sünnet olacak çocuktan akan kanın, aileler arasında oluşan ikrar bağının kutsanmasıdır. Sünnet işlemi bitikten sonra kirvenin orada kalması artık uygun görülmez. Ancak kirve bir zaman sonra kirvesi olan çocuğun tekrar ziyaretine gider. Sosyal boyutlarıyla kirvelik kurumu, Alevi toplumu açısından dayanışmanın, barışın, dostluğun, birlikte hareket etmenin başlıca kaynaklarındandır. Bu, birçok temel kurum ve değerlerden, vasıf ve kriterlerden sadece bir tanesidir. Biyolojik ve tıbbi anlamda sünnetin, insan sağlığı bakımından da yararlı olduğu bilinmektedir ..... | |
|
![]() |
| Konu Araçları | |
Tarikatlar/Kültler/Mezhepler - Alevilik Konusuna Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| İnançlara Ait Kavramlar - İnançlar Sözlüğü | yasarsidki | Din/İlahiyat | 6 | 29-10-2007 03:45 |
| |||||
| vBulletin®, Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd. ~ SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc. Başka adreslerde içeriğimizi paylaştığınızda lütfen kaynak belirtmeyi unutmayınız, duyarlılığınız için teşekkürler. Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz / sorunuz varsa bize ulaşmak için tıklayınız. If you OWN the copyrights to any content we publish or offer for download & you want them to be REMOVED from our web site, please contact us with some proof of ownership of copyright and they will be removed immediately. | |||||