Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Orhan Şaik Gökyay

Bu konu Edebiyat tr forumunda BARIŞ tarafından 14 Kasım 2006 (10:20) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
36608 kez görüntülenmiş, 2 cevap yazılmış ve son mesaj 9 Eylül 2011 (00:21) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 3.70  |  Oy Veren: 20      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 14 Kasım 2006, 10:20

Orhan Şaik Gökyay kimdir, nereli, hayatı.

#1 (link)
BARIŞ
Ziyaretçi
BARIŞ - avatarı
ORHAN ŞAİK GÖKYAY
16 Temmuz 1902'de Kastamonu İnebolu’da doğdu. 1994'te İstanbul’da yaşamını yitirdi. Ortaöğrenimini Aydın ve Kastamonu'da tamamladı. 1922'de Ankara Muallim Mektebi'ni bitirdi. Bir süre ilkokul öğretmenliği yaptı. Ardından 1927'de Kastamonu Lisesi'nden, 1930'da İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden diploma aldı. Çeşitli liselerde edebiyat öğretmenliği yaptı. 1939'da Ankara Musiki Muallim Mektebi'ne müdür olarak atandı. 1947-1951 arasında Galatasaray Lisesi'nde öğretmenlik, 1951-1954 arasında İngiltere'de öğrenci müfettişliği ve kültür ateşeliği yaptı. 1960-1962'de Londra Üniversitesi'nde Türk dili okutmanı olarak çalıştı. 1969'da İstanbul Eğitim Enstitüsü'ndeki edebiyat öğretmenliği görevinden emekliye ayrıldı. 1984'ten sonra Marmara ve Mimar Sinan üniversitelerinde divan edebiyatı dersleri verdi. Aruzla yazdığı ilk şiirleri Kastamonu’da yayınlanan "Açıksöz" dergisi ile Balıkesir’de kendisinin yayınladığı "Çağlayan" dergisinde çıktı. Ardından hece veznine döndü. Önceleri âşık tarzına uygun, çoğunlukla ulusal konuları işleyen lirik şiirler yazdı. 1940'lardan sonra edebiyat tarihi, folklor ve halk edebiyatı araştırmalarına yöneldi. Eski metinleri inceledi, eklediği notlarla birlikte sadeleştirilmiş basımlarını hazırladı. Kendi şiirlerini kitap olarak yayınlamadı. Yalnızca 5 şiirini İngilizce çevirileriyle birlikte Birkaç Şiir-Poems kitabında topladı.


ESERLERİ

ŞİİR:
Birkaç Şiir-Poems (1976)

SADELEŞTİRME-DÜZENLEME:
Dede Korkut (1938)
Bugünkü Dille Dede Korkut Masalları (1939)
Dedem Korkudun Kitabı (1973)
Katip Çelebi Hayatı, Şahsiyeti, Eserleri (1957)
Katip Çelebi’den Seçmeler (1938)
Kabusnâme (1944, Mercimek Ahmed'in Keykâvus'undan çeviri)
Eşkâl-i Zaman (1969, Ahmet Rasim'den)
Ferah-Cerbe Fetihnâmesi (1975, Zekeriyazâde'den)
Mevâ-idü'n Nefâis fi Kavaidi'l Mecâlis (Görgü ve Toplum Kuralları Üzerinde Ziyafet Sofraları) (2 cilt, 1978, Gelibolulu Mustafa Âli'den)
Hâlâtü'l Kahire mine'l Adâti'-z Zâhire (1984)

ELEŞTİRİ:
Destursuz Bağa Girenler (1982)



Benzer Konular: Etiketler:
  • gokyay hayati
  • orhan saik gokyay hayati
  • orhan saik gokyay hayati kisaca
  • orhan saik gokyay kimdir
  • orhan saik gokyay kisaca hayati
Rapor Et
Reklam
Eski 26 Aralık 2007, 21:39

Orhan Şaik Gökyay ( Orhan Şaik Gökyay Kimdir? - Orhan Şaik Gökyay Hakkında )

#2 (link)
!..............!
KisukE UraharA - avatarı
Orhan Şaik Gökyay
7495_orhan_saik_gokyay
1902 yılında İnebolu'da doğdu, 2 Aralık 1994 tarihinde İstanbul'da öldü. Ankara İlköğretmen Okulu'nu, İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi. Kastamonu, Edirne, Ankara, Eskişehir, Bursa, Malatya ve İstanbul'da edebiyat öğretmenliği, Devlet Konservatuvarı müdürlüğü, İngiltere'de öğrenci müfettişliği ve okutmanlık yaptı. Ankara Devlet Konservatuvarı Müdürü iken "Irkçılık ve Turancılık" davasında tutuklandı, yargılandı ve aklandı. Atsız Mecmua, Çağlayan, Çağrı, Çığır, Gösteri, Kopuz, Oluş, Orhun, Türk Dili, Ülkü, Yarın ve Yücel dergilerinde yazdı. Edebiyat tarihimiz ile ilgili araştırmalarıyla, özellikle Dede Korkut Masalları'nı yalınlaştırması ile dikkat çekti. Hece ölçüsüyle yazdığı şiirleri saz ve tekke şiirini kavramış bir gönül adamının ustalıklı tadını taşırlar.


Orhan Şaik Gökyay, Türk edebiyatına "Bu Vatan Kimin" adlı şiir şaheserini hediye eden şair ve örnek bir öğretmen, çok sayıda esere imza atan bir araştırmacı olmasına rağmen, sağlığında ve vefatından sonra medyadan ve kuruluşlardan hakkı olan ilgiyi görmedi.


Çalıştığı her sahada örnek olma özelliğini de taşıdı. Peşin hükümlü olmayan yapısı ile tabu olarak vasıf-landırılan konular üzerinde de çalışmaktan geri kalmadı. Tarih ve Toplum dergisinde dört bölümde yayın-lanan "Kızıl Elma Üzerine" adlı makalesinde Kızıl Elma'nın Türk mitolojisindeki, dini inanışlardaki, halk edebiyatındaki yerini açıklayarak Türk edebiyatından çeşitli örnekler vermişti.


O, bu yazısında Osmanlıların parlak zamanlarında iyice belirip şekillenmiş ve merhale merhale Türk büyüklüğünün, yükseklik fikrinin, ilahi bir gayenin timsali haline gelmiş olan Kızıl Elma'nın cihan hakimiyetinin sembolü kabul edildiğini belirten kaynakları açıklamış tır. Orhan Şaik Gökyay'a göre, Türk milletinin esas harikası kahramanlıktır. İçinin asker olduğunu söyler. "Tarihte askerleri, savaşları okuyoruz, Çanakkale ve İstiklal Harplerini yaşadık. O sırada bütün millet kahramandı, bütün millet vatanperverdi, bütün millet şairdi, biz de onlara katıldık" diyerek alçak gönüllülük göstermiştir. "Tükenmeyen, paylaşıldıkça artan bir sevgi varsa bu da vatan sevgisidir. Çünkü bunun kıskançlık tarafı olmaz. Olsa bile o da birbirimizden daha çok sevmeye özenmektir" diyerek kahramanlık şiirlerini aşk şiirlerine üstün tutmuştur. "Asker ve bayrak gördüğüm zaman hala gözlerim yaşarır" demiştir. Viyana kuşatmasının 300 üncü yıldönümünde bir grup Avrupalı Türkologla Kanuni'nin Zigatvar' daki türbesine gider ve orada Baki'nin meşhur mersiyesini sonuna kadar okur. Yabancılar hayret ve hayranlıkla hatta bir nevi huşu içinde dinlerler. Bu kadar vecitli okumasının sırrını çözemezler. Bu noktada hocamız müdahale eder;"elbette öyle okuyacaktım, çünkü kendimi cihan padişahının huzurunda hissediyorum" der. Bir devrin, bir padişahın azametini bu kadar ruhunda duymak ve bu azameti 400 yıl sonra bile, şahsi bir ruh hali yapmak, kendini milli tarih, milli kültür ve milli ruh ile birleştirmiş olmakla mümkündür.


Bu gün bir çok kişinin anlamadığı veya anlamak istemediği yahut değişmeler sebebiyle anlayamadığı ve okuyamadığı, bu yüzden de yok saymak eğiliminde olduğu bir edebiyatı ve bu edebiyatta eser vermiş kişileri tanıtmaya da özen gösterdi.


Kültür Bakanlığının 1972 yılında açmış bulunduğu Anıtkabir senaryosunu Orhan Şaik Gökyay'ın yazması ile Mehmet Akif Ersoy'un İstiklâl Marşı'nı yazması arasında benzerlik vardır. Her iki yarışmada da gönderilen diğer eserler değerli bulunmamış özel olarak katılmaları istenmiştir. Anıtkabir Senaryosunu bir Fransızın yazmak isteğine şu cevabı vermiştir.


"Sen kimsin? Sen bir düşmansın. Bunu nasıl yazacaksın? Sen Adana'da Ermenileri Gaziantep gazileri üzerine ve Kahramanmaraş kahramanları üzerine sal-dırtan Fransız değil misin? Türk'ün kahramanlığını sen nasıl temsil edesin?"


Çok sayıda esere imza atmış olmasına karşılık Ahmed Kabaklı'nın Türk Edebiyatı, Nihat Sami Banarlı'nın Türk Edebiyatı Tarihi ve bunlar gibi birçok kaynak eserde, Nihal Atsız gibi, Orhan Şaik Gökyay'a da layık olduğu değerin verilmemiş olması üzücüdür.


Sayılan birçok özelliği, değerli hizmetleri bulunmasaydı bile biz Türkçüler Orhan Şaik Gökyay'ı yine unutmayacaktık. Nihal Atsız'ın satırlarından nasıl vefalı bir dost olduğunu biliyorduk. Türk Milliyetçiliğinin yargılandığı 3/Mayıs/1944'de, Milli Şef diktatörlüğünün hüküm sürdüğü ortamda, kendisine zarar geleceğini düşünmeden arkadaşı Nihal Atsız'ı evinde misafir etmesi, ona sahip çıkması bizce unutulmayacak bir vefa ve insanlık örneğidir. Kendisinden dinlediğimiz şekliyle; Cumhurbaşkanı Başyaveri İnönü' nün emrini iletti. Atsız'ı derhal evinden çıkaracaksın. Siz çıkartmazsanız biz gelip zorla çıkartacağız


Orhan Şaik Gökyay -Bir suç işlemişse siz gelir alırsınız der. Misafirini evinden çıkartmaya mecbur tutan Türklükle, insanlıkla bağdaşmayan seviyesizliğe arkadaşını teslim etmez. Bu konuyu savunmasında şöyle anlatır;


...Bu yersiz ve çürük ithamlar, benim adımın üzerinde, o engin denizdeki çer çöp gibidir. Çünkü dar ağacına da çeksen sancak yine sancak-tır... cezaevinde geçen günlerini O Gecelerden Birinde şiirinde anlatmıştır.


Aldırma sen, çoktandır darağacındadır adım,
Darağacına da çeksen sancak hep o sancaktır
Namerdin gittiği yola imrenip heveslenme. Yine savunmasında


"Eşit adaletin yürüdüğü müstakil Türkiye Cumhuriyeti'nde, onsekiz yıllık bir mektep arkadaşını iki gece misafir etmenin basit bir muaşeret icabı olduğunu ve bunun bir suç olamayacağını, dünyanın hiçbir yerinde, tarihin hiçbir devrinde suç sayılmadığını müdafaa ve isbata çalışacağım." demiştir.


Atsız ile olan dostluğu Orhan Şaik Gökyay'ın onbir ay tutuklu kalmasına sebep olur.


Bölücülüğe prim verildiği, siyaset için her yolun mübah görüldüğü yaşadığımız kozmopolit ve dejenere ortamda Ulu Önder Atatürk'ün "Ne Mutlu Türküm Diyene" vecizesini sahiplenen Türk Milletinin "Bu Vatan Kimin?" sorusuna da gereken cevabını verdiğine ve vermeğe devam edeceğine inanıyor, değerli hocamızı saygı ve rahmetle anıyoruz.
Orhan Şaik Gökyay
Rapor Et
Eski 9 Eylül 2011, 00:21

Orhan Şaik Gökyay

#3 (link)
Daisy-BT
Ziyaretçi
Daisy-BT - avatarı

Orhan Şaik Gökyay


Doğum: 1908, İnebolu
Ölüm: 1994, İstanbul
Şair, yazar.

Ortaöğrenimini Ankara Muallim Mektebi'nde, yükseköğrenimini, dört yıl ilkokul öğretmenliğinden sonra, Yüksek Öğretmen Okulu Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde tamamladı (1930). Kastamonu, Malatya, Ankara, Eskişehir, Bursa lise ve öğretmen okullarında (1931-1939) öğretmenlik ve müdürlük yaptı. Ankara Devlet Konservatuvarı'nda müdürken Irkçılık ve Turancılık davasında tutuklandı (31 Mayıs 1944). Sıkıyönetim Mahkemesi'ndeki yargılanması sonucu beraat etti. Daha sonra Galatasaray Lisesi'nde edebiyat öğretmenliği (1945-1951), İngiltere'de öğrenci müfettişliği görevlerinde bulundu (1951-1954). Dönüşünde İstanbul Eğitim Enstitüsü'nde öğretmenlik yaptı (1962-1967). Son görevinden emekli oldu. İlk şiirlerini Kastamonu Açıksöz, Ankara 15 Mayıs gazetelerinde yayımlayan Gökyay, kendi yayımı Çağlayan (Balıkesir, 1924), Yarın, Atsız Mecmua, Çığır, Orhun, Kopuz, Yücel, Oluş, Ülkü, Çağrı, Türk Dili dergilerinde yazdı (1930-1972). Araştırmacı olarak halk edebiyatımızın kaynaklarına eğildi. Dede Korkut Masalları'nı başarılı bir dille yaptığı sadeleştirmelerle yayımladı.

Başlıca yapıtları:
  • "Dede Korkut" (1938)
  • "Türklerde Karagöz" (1935)
  • "Bugünkü Dille Dede Korkut Masalları" (1938)
  • "Kâbusnâme" (1944)
  • "Kâtip Çelebi" (1957)
  • "Bugünkü Dille Dede Korkut" (1963)
  • "Dedem Korkut'un Kitabı" (1973)
  • "Birkaç Şiir" (1976)
  • "Kâtip Çelebi" (İnceleme, 1982)
  • "Eski, Yeni ve Ötesi" (Seçme Makaleler I, 1995)
  • "Kim Etti Sana Bu Kârı Teklif" (Makaleler II, 1997)

MsXLabs.org & Morpa Genel Kültür Ansiklopedisi
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.193 saniyede (75.03% PHP - 24.97% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 12:28
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi