| | #1 (mesaj-linki) | |
| Nurullah Genç (Nurullah Genç Kimdir? - Nurullah Genç Hakkında) Nurullah Genç Vikipedi, özgür ansiklopedi Nurullah Genç (d. 9 Eylül 1960, Horasan, Erzurum) Türk şair, akademisyen. 1990 Türkiye Diyanet Vakfı N'at-ı Şerif Büyük Ödülü Sahibi (Yağmur Şiiri ile). 1983 Yılında Atatürk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nü bitirdi. Aynı üniversitede Yüksek Lisansını tamamladı. Yine aynı üniversiteden Doktor, Doçent ve Profesör unvanlarını aldı. Şu anda Kocaeli Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde Öğretim Görevlisidir Eserleri
Son Düzenleyen Kral_Aslan; 31-01-2008 @ 11:02. | |
|
| | #2 (mesaj-linki) | |
| Derindesin Rüya Kadar Derinde Seni bir kilimin nakışlarında Devlerin şimşekli bakışlarında Kanı sevgi olan hatıraların Göklere uzayan yokuşlarında Bulamaz ayağı prangalılar Yayını terkederken kırılan bir ok gibi Doğarken ölen bir çocuk gibi Çekingen çeşmelerin suyunda eriyen güz Yorgun patikalrda sevda arayan öksüz Bulamaz izlerinitilkiler kurt ininde Yağmur hala murada ermedi teninde Mağrur bir kıvılcım görünce seni Başın alıp gitmiş karanlıklara Mehtabı beklemiş seneler boyu Yüreğinde duymuş hep o korkuyu Ardına bakınca gamlı bir akşam Duymuş tenhalarında çalan şarkıyı Ceviz sandık bom boş, kapılar kırık Senden artakalan mor bir hıçkırık Okunmamış esrarlı bir öykünün Memnu satırları gibidir yüzün Vuslatın eflatun gecelerinde Uykusunu kaçırmışsın gündüzün Oysa ne yerdesin , ne gökyüzünde Derindesin rüya kadar derinde Nurullah Genç | |
|
| | #3 (mesaj-linki) | |
| Ay Anam İçimi sardığında her dikenli kördüğüm Kimdi, ilk baktığımda aynalarda gördüğüm Kimdi bahçemde mahrem çiçeklerle büyüyen Gecelerimde durup gündüzümde yürüyen Gözleri toprağımda gül kokulu bir nehir Bakışları güneşi arayan pervanedir Ey ışığı ruhumda filizlenen ay Anam Kendi karanlığımda kaybolmuşum vay anam Yolcuysam, yollarımda gülücüğün saklıdır Çehrene ram olanlar Karanî dudaklıdır Mecnun yüzlü bir vaha, avuçlarında çile Gölgende taşıyorsun beni rüyada bile Bir bak yurduma, nasıl devrilmiş yere dağlar Her köşede bir masal, eski bir ninni ağlar Feryadımı kanayan bulutlardan duy Anam İhanet kurşunuyla vurulmuşum vay anam Unutsam da ıstırap denizlerinde seni Her an dualarınla kuşatıyorsun beni Bazen damarlarıma dokunuyor martılar Bazen kafatasımla oynuyor karartılar Boynumu bükenlerin dergâhına varmışım Cellâdıma bin yılın baharını vermişim Sadak boş; ok kırılmış; parçalanmış yay, Anam Şahmerana küsmüşüm, darılmışım vay anam O bembeyaz örtünün her mevsim burçlarında En derin fırtınalar gizlidir saçlarında Hangi serseri baksa hicabına ansızın Binlerce şimşek olur taşlara vuran sızın Senin yitik yılların ömrümün mehtabıdır Bir uzan da, üstüme çöken dağları kaldır Bebeğini yeniden beşiğine koy Anam Dört yanımdan devlerle sarılmışım vay anam Diyarında şakayık bulduğumuz günleri Hatıralara gömüp çoğaltmışız kinleri Her birimiz uzakta yaralı gezginleriz Doruklara bakarken kuyuları dinleriz Elimizden tutanın gönlü siyah, kalbi loş Kapımızı kıranlar penceremizde sarhoş Yeniden o cihangir elbiseni giy Anam Zehirli çeşmelerde durulmuşum vay anam Ayrılıklar çekse de ayağımdan, tutarsın Şefkatinle büyüyen çiğdemlere katarsın Her damlası hüzündür alnımdan sızan terin Biliyorum; silecek o cefakâr ellerin Kıtalar ötesinden gelse de bahtıma güz Ne yetim kalacağım yüreğinde, ne öksüz Beni artık dirilen bir şehzade say Anam Sanma ki tükenmişim, yorulmuşum vay anam Nurullah Genç | |
|
| | #4 (mesaj-linki) | |
| Gözler Sende sevgidir zaman ve Leyla'dır Kulak ver, tükenmeyen âh ü zârıma, gözler Ey, dikenli yolları gökyüzüne bağlayan Bir hayali dilberin çehresinde parlayan Mehtabım gülümse de kalbimde gül büyüsün Sen ki, güzel gözlerin belki en büyüğüsün Güneş gibi, ufkumda doğup da yanan gözler Ruhumun yağmurunu içip da kanan gözler Geceye mi çırpınış, gurbete mi bu hasret Bitmeyen bir susuzluk ve sönmeyen hararet Ortasında kalmışsın; saçların darmadağın Gülşenim, yıkılmadan saray gibi otağın Hayatın donbaharı kuşatmadan rengini Yitirmeden şu billur ve masmavi engini Beni al kollarına, uyut sonsuza değin Yüzümde dalgalansın o simsiyah eteğin Göreyim elmas gibi parlayan nakışları Gönlümü çiçek çiçek sırlayan nakışları Papatya bir simada sana taht kurmuş Allah Ne olur, üzme beni; çektiğim her derin âh İçimden bir parçayı koparıp götürüyor Ve hicrân sis misali, her yanımı bürüyor Mehtabım, yıldız gibi süsle kâküllerini Koklayayım kalbimde yeşeren güllerini Islanmış sinesine çekiver bir baharın Uyandır şarkısıyla beni, kanaryaların Duaya kalksın elim, başım şükre uzansın Sesim dudaklarıma mahpus iken, uyansın Ve matem kuyusundan çekeyim ellerimi Toplayayım yerlere düşmüş hayallerimi Kapkaranlık dünyama bir ışık yakan gözler Bana, benimmiş gibi, ümitle bakan gözler Nurullah Genç | |
|
| | #5 (mesaj-linki) | |
| Uyan Artık Yiğidim Istırâbdır yiğidim azığımız, hicrandır Mirasımız mahkûmdur, mahzundur, perişandır Gene de ye’se düşme yiğidim; imtihandır Filizlenen her ölüm, mazlumlara nişandır Ne gönüllerde sevinç, ruhlarda beyaz kaldı Ufka bir bak, ilerle; inkılâba az kaldı. Ülkemden hatırıma hep sefiller geliyor Bin yüzlü Ebrehe’ ler, kara filler geliyor Şimdi devran değişti; ebâbiller geliyor İbrahim bahçesinden taze güller geliyor Âlemde, duyulacak kutlu bir âvaz kaldı Ufka bir bak yiğidim; inkılâba az kaldı. Çöküyor sırtımızda yükselen vahşi duvar Heykeller kırılıyor; dökülüyor mumyalar Toprağın sinesinde umut var, heyecan var Okşadığın her kökten fışkırıyor bir bahar. Buzlar çözüldü; kıştan kuru bir ayaz kaldı Ufka bir bak yiğidim; inkılâba az kaldı. Gözlerin âyet âyet büyüyen bir bebektir Ellerin sokaklarda uçuşan kelebektir Sana rehberlik eden ne cindir, ne melektir O bir İnsan-ı Kâmil, mücella bir dilektir O’ ndan bize ebedi sürecek bir haz kaldı Ufka bir bak yiğidim; inkılaba az kaldı. Bulanık akan sular durulacak yeniden Gökyüzüne direkler vurulacak yeniden Saâdet menziline varılacak yeniden Çağlar üstü bir nizam kurulacak yeniden Cehaletin elinde lanetli bir saz kaldı Ufka bir bak yiğidim; inkılâba az kaldı. Bu kan kokan coğrafya, bu çığlıklar senindir Bu gözü yaşlı târih, hıçkırıklar senindir Yeryüzünde çiğnenen bütün haklar senindir Prangalı hükümler, aydınlıklar senindir. Yıllardır, uygarlıktan sana hep enkaz kaldı Ufka bir bak yiğidin, inkılâba az kaldı. Tasalanma yiğidim; zaman bizden yanadır Külümüzden yükselen duman bizden yanadır Son durak, son ilahi ferman bizden yanadır Dünya düşman olsa da, iman bizden yanadır Kapıları açacak çoşkun bin niyaz kaldı Ufka bir bak yiğidim, inkılâba az kaldı Mahzenlerde beklemek ziyan artık, yiğidim Fecr-i sâdık vaktidir; uyan artık yiğidim Ateşlere girsen de, dayan artık yiğidim Hakikate dönüyor rüyan artık, yiğidim Zalimler için karar verildi; infaz kaldı Ufka bir bak yiğidim, inkılâba az kaldı. Nurullah Genç | |
|
| | #6 (mesaj-linki) | |
| Yağmur Vareden'in adıyla insanlığa inen Nur Bir gece yansıyınca kente Sibir dağından Toprağı kirlerinden arındırır bir Yağmur Kutlu bir zaferdir bu ebabil dudağından Rahmet vadilerinden boşanır ab-ı hayat En müstesna doğuşa hamiledir kainat Yıllardır boz bulanık suları yudumladım Bir pelikan hüznüyle yürüdüm kumsalları Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım Hasretin alev alev içime bir an düştü Değişti hayel köşküm, gözümde viran düştü Sonsuzluk çiçeklerle donandı yüreğimde Yağmalanmış ruhuma yeni bir devran düştü İhtiyar cübbesinden kan süzülür Nebi'nin Gökyüzü dalgalanır ipekten kanatlarla Mehtabını düşlerken o mühür sahibinin Sarsılır Ebu Kubeys kovulmuş feryatlarla Evlerin arasına dikilir yesil bayrak Yeryüzü avaredir, yapayalnız ve kurak Zaman, ayaklarımda tükendi adım adım Heyûla, bir ağ gibi ördü rüyalarımı Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydim Yağmur, gülsenimize sensiz, baldiran düştü Düşmanlik içimizde; dostluklar yaban düştü Yenilgi, ilmek ilmek düğümlendi tarihe Her sayfaya talihsiz binlerce kurban düştü Bir güzide mektuptur, çağlarin ötesinden Ulaşır intizarın yaldızlı sabahına Yayılır o en büyük mustu, pazartesinden Beyazlik dokunmuştur gecenin siyahina Susuzluktan dudağı çatlayan gönüllerin Sükutu yar, sevinci dualar kadar derin Çaresiz bir takvimden yalnızlığa gün saydım Bir cezir yaşadım ki, yaşanmamiş, mazide Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydim Sensiz, kaldırımlara nice güzel can düştü Yarılan göğsümüzden umutlar bican düştü Yağmur, kaybettik bütün hazinesini ceddin En son, avucumuzdan inci ve mercan düştü Melekler sağnak sağnak gülümser maveradan Gümüş ibrik taşıyan zümrüt gagalı kuşlar Mutluluk nağmeleri işitirler Hiradan Bir devrim korkusuyla halkalanır yokuşlar Bir bebeğin secdeye uzanırken elleri Paramparça, ateşler sahinin hayalleri Keşke bir gölge kadar yakınında dursaydım O mücella çehreni izleseydim ebedi Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım Sarardı yeşil yaprak; dal koptu; fidan düştü Baykuşa çifte yalı; bülbüle zindan düştü Katil sinekler deldi hicabın perdesini İstiklal boşluğunda arılar nadan düştü Dolaşan ben olsaydım Save'nin damarında Tablosunu yapardim yıkılan her kulenin Ebedi aşka giden esrarlı yollarında Senden bir kıvılcımın, süreyya bir şulenin Tarasaydım bengisu fışkıran kakülünü On asırlık ocağın savururdum külünü Bazen kendine aşık deli bir fırtınaydım Fırtınalar önünde bazen bir kuru yaprak Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım Sensizlik depremiyle hancı düştü; han düştü Mazluma sürgün evi; zalime cihan düştü Sana meftun ve hayran, sana ram olanlara Bir bela tünelinde ağır imtihan düştü Badiye yaylasında koklasaydım izini Kefenimi biçseydi Ebva'da esen rüzgar Seninle yıkasaydım acılar dehlizini Ne kaderi suçlamak kalırdı ne intihar Üstüne pırıl pırıl damladığın bir kaya Bir hurma çekirdeği tercihimdir dünyaya Suskunluğa dönüştü sokaklarda feryadım Tereddüt oymak oymak kemirdi gururumu Bahira'dan süzülen bir yaş da ben olsaydım Haritanın en beyaz noktasına kan düştü Kırıldı adaletin kılıcı; kalkan düştü Mahkumlar yargılıyor; hakimler mahkum şimdi Hakların temeline sanki bir volkan düştü Firakınla kavrulur çölde kum taneleri Ahuların içinde sevdan akkor gibidir Erdemin, bereketin doldurur haneleri Sensiz hayat toprağın sırtında ur gibidir Şemsiyesi altında yürürsün bulutların Sensiz, yükü zehirdir en güzel imbatların Devlerin esrarını aynalara sorsaydım Çözülürdü zihnimde buzlanmış düşünceler Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım Sensiz, tutunduğumuz dallardan yılan düştü İlkin karardı yollar, sonra heyelan düştü Güvenilen dağlara kar yağdi birer birer Sensizlik diyarından püsküllü yalan düştü Yağmur, duysam içimin göklerinden sesini Yağarsın; taşlar bile yemyeşil filizlenir Yıldırımlar parçalar çirkefin gövdesini Sel gider ve zulmetin çöplüğü temizlenir Yağmur, bir gün kurtulup çağın kundaklarından Alsam, ölümsüzlüğü billur dudaklarından Madeni arzuların ardında seyre daldım Küflü bir manzaranın çürüyen güllerini Senin için görülen bir düş de ben olsaydim Şehirler kabus dolu; köylere duman düştü Tersine döndü her şey sanki; asuman düştü Kırık bir kayık kaldı elimizde, hayali Hazindir ki; dertleri asmaya umman düştü Ayrılığın bağrımda büyüyen bir yaradır Seni hissetmeyen kalp, kapısız zindan olur Sensiz doğrular eğri; beyaz bile karadır Sesini duymayanlar girdabında boğulur Ana rahminde ölür sensizlikten bir cenin Şaşkınlığa açılır gözleri, görmeyenin Saatlerin ardında hep kendimi aradim Bir melal zincirine takıldı parmaklarım Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım Sensiz, ufuklarıma yalancı bir tan düştü Sensiz kıtalar boyu uzayan vatan düştü Bir kölelik ruhuna mahkum olunca gönül Yüzyıllardır dorukta bekleyen sultan düştü Ay gibisin; güneşler parlıyor gözlerinde Senin tutkunla mecnun geziyor güneş ve ay Her damla bir yıldızı süslüyor göklerinde Sümeyra'yı arıyor her damlada bir saray Tohumlar ve iklimler senindir; mevsim senin Mekanın fırçasında solmayan resim senin Yağmur, birgün elimi ellerinde bulsaydım Güzellik şahikası gülümserdi yüzüme Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım Tavanı çöktü aşkın; duvarlar üryan düştü Toplumun gündemine koyu bir isyan düştü İniltiler geliyor doğudan ve batıdan Sensizlikten bozulan dengeye ziyan düştü Islaklığı sanadır ahımın, efgahımın İçimde hicranınla tutuşuyor nağmeler Sendendir eskimeyen cevheri efkarımın Nazarın ok misali karanlıkları deler Bu değirmen seninle dönüyor; ahenk senin Renkleri birbirinden ayıran mihenk senin Bir hüzün ülkesine gömülüp kaldı adım Kapanıyor yüzüme aralanan kapılar Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım Yağmur, sayrılığıma seninle derman düştü Beynimin merkezine ölümsüz ferman düştü Silindi hayalimden bütün efsunu ömrün Bir dönüm noktasında aklıma Rahman düştü Nefsinle yeniden çizilecek desenler Çehreler yepyeni bir degişim geçirecek Aydınlığa nurunla kavuşacak mahzenler Anneler çocuklara hep seni içirecek Yağmur, seninle biter susuzluğu evrenin Sana mü'mindir sema; sana muhtaçtır zemin Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım Kardeşler arasında heyhat, su-i zan düştü Zedelendi sağduyu; körleşen iz'an düştü Şarrkısıyla yaşadık yıllar yılı baharın İnsanlık bahçemize sensizlik hazan düştü Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım Dokunduğun küçük bir nakiş da ben olsaydım Sana sırılsıklam bir bakiş da ben olsaydım Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım Bahira'dan süzülen bir yaş da ben olsaydım Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım Senin için görülen bir düş de ben olsaydım Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım Nurullah Genç | |
|
![]() |
Nurullah Genç (Nurullah Genç Kimdir? - Nurullah Genç Hakkında) Konusuna Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Nurullah Ataç (Nurullah Ataç Kimdir? - Nurullah Ataç Hakkında) | BARIŞ | Edebiyat tr | 4 | 15-01-2010 14:46 |
| Genç - Genç Nedir - Genç Hakkında | ThinkerBeLL | X-Sözlük | 0 | 10-03-2009 23:41 |
| Cihan Genç (Cihan Genç Kimdir? - Cihan Genç Hakkında) | Blue Blood | Müzik tr | 1 | 09-08-2008 20:06 |
| Nurullah Berk (Nurullah Berk Kimdir? - Nurullah Berk Hakkında) | nünü | Sanat tr | 1 | 16-01-2008 15:32 |
| Nihat Genç (Nihat Genç Kimdir? - Nihat Genç Hakkında) | BARIŞ | Edebiyat tr | 1 | 20-02-2007 12:35 |