| | #41 (mesaj-linki) | |
| Cvp: İbretlik Görüntüler (Bunlar Mucize!)İ B R E T L İ O L A Y L A R ÖRNEK VE İBRET ALINACAK ŞAHSİYETLER A -Herbiri Bir Yönden Örnek Olan Hanımlar: 1- İlk hemşire; 2- Aişe el-Mennubiye; 3- Hidayete davet; 4- Bâhisetülbadiye; 5- Kırım Harbi kahramanı Kara Fatma; 6- Kahraman Türk kadını Nene Hatun; 7- Ece Vahapoğlu B-Her Branş Erbabının, Hayatlarında İbret ve Örnek Alacağı Şahsiyetler : 1- Ord. Prof. Dr. Mazhar Osman; 2- Kitaba Adanan Ömür: Ali Emirî Efendi; 3- Ateşli Bir Hatip, Fikir Ve Kültür Adamı,Girişimci Hocamız Mahir İz C-İbretli Olaylar: 1-Yazıcızâde’nin Muhammediye’sinden Üç İbretli Olay; 2- İnsan Sarrafı; 3- Bekçi, Uykucuyu Kapı Dışarı Etti; 4- Hidayete Vesile Olmak 1- İLK HEMŞİRE Hemşireliğin bir meslek haline gelmesi, çok eski devirlere dayanmaz. Ancak hastalık ve tedavi insan hayatı ile başladığına göre, hasta bakımı da başlangıçtan beri süre gelmiştir. Peygamberimiz, hasta ziyaretine, hastaya hizmete çok önem vermiş, dinimizde hastanın hizmetinde bulunan yardımcılarının Ramazanda oruçlarını tehir edebileceklerine bile cevaz vermiştir. Siyer, İslâm tarihi ve hadis mecmualarında; özellikle savaşlarda hanımların bulundurulduğu ve bunların yaralılara hizmet verdiklerine dair pek çok örnekler vardır. “Buharînin nakline göre bir hanım“; Biz, hazreti peygamber ile beraber savaşta bulunurduk. Mücâhitlere su verir, onlara hizmet ederdik. Yaralıları tedavi eder, şehitleri Medine’ye taşırdık (Buharî, Cihad 67), der. Ümmü Atiye ise, Rasûlullah ile birlikte yedi savaşa katıldığını, geri hizmetleri gördüğünü, ordunun yemeğini yaptığını, yaralıların yaralarını sardığını ve çok ağır yaralılara da hizmet verdiğini söylemektedir (Müslim, Cihad, 142; Ahmed bin Hanbel, Müsned, 5/84-85). Hendek muharebesinde yaralananların tedavî ve bakımı için Peygamber efendimiz (s.a.v.) Medine’de Mescid-i Nebi civarında bir çadır kurdurmuş, bu çadırı hastabakıcı bir hemşire, Benî Eslem kabîlesine mensup Medineli Rufeyde (r.a.) isminde bir hanımın idaresine tevdi etmişti. (İbni Hiş**, Sireti İbni Hiş** Tercüme, Hasan Ege, c.3, s. 329, İstanbul, 1985). İşte tarihte İslam’ın ilk hastahanesi ve hemşiresi... Muharebe esnasında yaralanan mücahitler bu çadır içinde ve Rufeyde (r.a.) hatun ile yanındaki diğer İslâm hanımları tarafından bakılmış ve tedavi edilmiştir. Rufeyde (r.a.), sıradan bir hasta bakıcı hemşire değildi. Devrin tedavi usullerine vâkıf, bilgili bir hatun idi. Sünnete ve Ashâb-ı Kirama bağlılığı ayrılmaz vasfı haline gelen milletimizin özünde de iyilik severlik, âciz ve hastalara yardım duygusu ve faaliyetleri açıkça görülmektedir. Selçuklular döneminde de, Osmanlılar döneminde de özellikle tanınmış hanımların hastaneler yaptırdıkları dikkat çekicidir. 12. asırda Hunat Hatun Kayseri’de, 16. asırda Hürrem Sultan İstanbul Hasekide Şifahâneler yaptırmışlardır. Bütün varlıklı hanımların pek çok okul yaptırmalarının yanında hastane yaptırmaya yönelmeleri de beklenir. Artık bugün hemşirelik ve hasta bakıcılık bir meslek halini alsa da gönüllü hizmetlere ihtiyaç da devam etmektedir. 2- AİŞE EL-MENNUBİYE (Ö.655/1257) Seyyide diye tanınan Tunus’lu bir kadın Sofî. Aişe’nin daha çocuk denebilecek yaşlarda tasavvufa yatkın olduğu görülmüş, sonraları manevî hayatı gelişip zenginleşerek, kendisinde kerametler zuhur etmeye başlamıştır. Ailesi tarafından amcasının oğlu ile evlendirilmek istendiğinde zahidane bir tavırla bu evliliğe karşı çıkmış, Tunus’a giderek bir kervansaraya sığınmış, eliyle eğirdiği ve dokuduğu yünle geçinmiştir. Ebu Hasan es-Şâzeli’ye intisap eden Mennubiye’nin kendisi için hiç bir şey biriktirmeyip elindekini fakirlere dağıttığı, yanındaki bir dirhemi bağışlamadan yattığında “bugün kulluğumuz noksandır” dediği nakledilmektedir. Halk arasında evliya olarak tanınan Aişe el-Mennubiye 76 yaşlarında iken 4 Ağustos 1257’de, rivayete göre, “Allah şüphesiz takva sahipleriyle ve iyilik yapanlarla beraberdir” (en-Nahl 16/128) ayetini okurken vefat etmiş ve “Makberetüşşeref” mezarlığına defnedilmiştir. Küçük yaşlarda Kuran-ı Kerim’i ezberlediği, hayatı boyunca 1520 hatim yaptığı söylenen ve “kalp iştirak etmedikçe yalnızca dille yapılan zikirde hayır yoktur” diyen Seyyide Aişe hakkında halk arasında dolaşan pek çok menkıbe vardır. Tunus’ta kızlara Seyyide ve Aişe, erkeklere de Mennubi isminin yaygın olarak verilmesi, onun yaşayan şöhretinden kaynaklanmaktadır. (kısaltılarak alınmıştır.) (T.D.V. İslâm Ansiklopedisi c.2 s.206) 3- HİDAYETE DAVET En ümitsiz hâllerde bile insanlara tebliğde bulunmanın sonuç verdiği birçok olaydan anlaşılmaktadır. Aşağıdaki hâdise, kanser uzmanı Dr. Haluk Nurbâkî'nin hatıratından alınmış, tebliğin ehemmiyetini gösteren ibretli bir vak'adır. Kanser hastanesinde başhekimken, Serap adında bir genç hanım hastam vardı. Bu hastam göğüs kanserine yakalanmış ve tedavi için yurt dışına gitmek istemesine rağmen, bazı formaliteler sebebiyle o imkânı bulamamıştı. Serap'ı özel bir alâkayla bizzat ben tedâvî altına aldım. Ve kısa bir süre sonra da Allah'ın izniyle iyileştiğini gördüm. Ancak Serap’ın da bütün diğer kanserliler gibi ilk beş yıllık zamanı çok dikkatli geçirmesi gerekiyordu. Bir iş kadını olan Serap, 4 yıl kadar sonra bir ihale için İzmir'e gitmek istedi. Kış aylarında olduğumuz için uçakla gitmesi şartıyla kabul ettim. Maalesef bilet bulamamış ve benden habersiz bindiği otobüsün kaza geçirmesi üzerine altı saat kadar mahsur kalmış. Dönüşünden kısa bir müddet sonra kanser, kemik ve akciğerine yayıldı. Serap bacak kemiklerindeki metastaz sebebiyle yürüyemez hâle gelirken, hastalığın akciğerdeki tezahürü yüzünden devamlı oksijen cihazı kullanıyor ve söylediği her kelimeden sonra, ağzını o cihaza yapıştırarak nefes almak zorunda kalıyordu. Evine gittiğim gün, yine güçlükle konuşarak: "-Doktor bey" dedi. "Ben size dargınım!" "-Niçin?" diye sordum. "-Siz dindar bir insanmışsınız; niçin bana da, Allah'ı, ölümü, ahireti anlatmıyorsunuz?" Dînî inançlarının çok zayıf olduğunu bildiğim için bu teklifi karşısında oldukça şaşırdım. O'nu üzmemeye çalışarak: "-Doktora ulaşmak kolaydır, dedim. Parayı bastırdın mı istediğine tedâvî olursun. Ancak îmân tedavisi için gönülden istek duymalısın!.." Konuşmaya mecali olmadığından: "-Ben o isteği duyuyorum!" mânâsında başını salladı. Artık ümitsiz bir tıbbî tedavinin yanı sıra, ebedî hayatın ve saadetin reçetesi olan îmân derslerimiz başlamış ve son günlerini yaşayan Serap için bu dersler "hızlandırmalı öğretim" e dönmüştü. Anlattığım îmân hakîkatlerini bütün ruhuyla meczediyor ve arada bir soru soruyordu. Vefatına bir hafta kala: "-Doktor bey" dedi. "Ben ölürken ne söylemeliyim?" "-Senin durumun çok özel" dedim. "Kelime-i Şehâdet sana uzun gelir. O ânı fark edince Hazret-i Muhammed sana yeter!" O haliyle tebessüm ederek, yine başını salladı. Çok ıstırabı olduğu için Serap'a sürekli morfin yapıyor ve onu uyutmaya çalışıyorduk. Ben, bir iş seyahati sebebiyle bir müddet ziyaretine gidemedim. Dönüşümde annesi telefon ederek: "-Serap bir haftadır morfin yaptırmıyor" dedi. "Sabahlara kadar inliyor ve çok ıstırap çekiyor." Hemen eve gittim ve iğne yaptırmamasının sebebini sordum. Aldığım cevabı hâlâ unutamıyor ve hatırladıkça ürperiyorum: "-Ya morfinin tesiriyle ölüme uykuda yakalanır ve son nefeste "Muhammed" diyemezsem!.." İşte Serap, böyle bir hanımdı. Bu arada benden istihareye yatmamı ve eğer birkaç gün daha ömrü varsa, son günü uyanık kalacak şekilde morfin yaptırılmamasını rica etti. Ben, hiç âdetim olmadığı halde Cuma gününe rastlayan o gece istihareye yattım ve Serap'ın acizliği hürmetine olacak ki, Salı gününe kadar yaşayacağına dâir işaret sezdim. Ertesi gün, ona: "-Hiç korkma!" dedim. "İğneyi vurdurabilirsin." Ve Serap, bir veda vasfı taşıyan bu görüşmemizde son cümlelerini de dile getirdi: "-Doktor bey Azrail..: bana nasıl görünecek?" "-Kızım " dedim. "O bir melek değil mi? Hiç merak etme, sana yakışıklı bir prens gibi gelecektir." Salı günü Serap'ın ağırlaştığı haberini alınca, hemen eve gittim. Ancak vefatına yetişememiştim. Ailesi tam manasıyla perişandı. Sadece kendisine uzun müddet bakan dindar bir hanım akrabası ayaktaydı ve beni görünce yanıma gelerek: "-Doktor bey!.. Biliyor musunuz, bu evde biraz önce bir mucize yaşandı!" dedi ve devam etti: "-Serap, bir saat kadar önce oksijen cihazını attı ve «yataktan kalkması imkânsız» denmesine rağmen kalkarak abdest aldı, iki rekat namaz kıldı. Bütün ev halkı, hayretten donup kaldık. Ve kelime-i şehâdet getirerek yatağına uzandı. Size de selam söyledi ve ekledi: "-Doktor beye söyleyin, o âlem, onun anlattıklarından da güzelmiş!" dedi. (Ayşe Bulut, Şebnem, Mart 2004) | |
|
| | #42 (mesaj-linki) | |
| Cvp: İbretlik Görüntüler (Bunlar Mucize!)![]() | |
|
| | #43 (mesaj-linki) | |
| Cvp: İbretlik Görüntüler (Bunlar Mucize)Son Düzenleyen sudeniz; 11-12-2007 @ 13:50. | |
|
| | #44 (mesaj-linki) | |
| Nasanın Çözemediği ResimAşağıda göreceğiniz fotoğraf Amerikan Uzay Araştırma Merkezinden [NASA] alınmıştır.Fotoğraf Amerikan Uzay Araştırma Merkezinin [NASA] en son teknolojiyle yaptığı teleskoplarla samanyolu gezegeninden sonra evrende elde ettiği en son görüntüdür.Bu fotografa NASA yetkilileri bir açıklama getirememiştir. Orjinal Boyutunda Açmak İçin ( 601x651 ve 21KB ) Buraya Tıklayın ![]() İŞTE YANIT Kuranı Kerim [Rahman suresi 37. Ayet] Bismillahirrahmanirrahim; Gökyüzü yarıldığı zaman açılmış bir gül halini aldığında. Başka hangi şeyle Rabbinizi yalanlamaya kalkışırsınız ? Son Düzenleyen sudeniz; 14-04-2008 @ 14:32. Sebep: Kırık Link | |
|
| | #45 (mesaj-linki) | |
| Cvp: İbretlik Görüntüler (Bunlar Mucize) - İbret Verici Resimlersanki limonun parmakları var ![]() Son Düzenleyen sudeniz; 17-06-2008 @ 17:28. Sebep: Mevcut Ek | |
|
| | #46 (mesaj-linki) | |
| Kefeniniz sizin olsun Bir ihtiyar... Ömrünün son demlerini yaşamakta... Yolculukta...Azığı bitmiş. Aç. Susuz. Bir kasabaya geliyor. Camiye gidiyor... Hoş geldin diyen yok, perişan haline bakıp bir ihtiyacın var mı diyen yok. Sadece boş ve donuk gözlerle bakıyorlar... Akşam oluyor.. Namaz. Yatsı oluyor. Namaz. Buyur eden yok. Tek başına camide. Allah'ın evinde. Allah'ın misafiri. O gece ölüyor. Belki de açlıktan. Sabah namazına gelen aynı insanlar. Yabancıya karşı vazifelerini yapıyorlar. Yıkıyorlar, kefenliyorlar ve gömüyorlar. Gömüldüğünün gecesi gene sabah namazı. O da ne; Mihrapta bir kefen. Kefen. Bir kağıt. Kağıt boş değil. Bir yazı: - Biz size bir misafir gönderdik. Hem yorgundu. Hem de aç. Onu misafir etmediniz. Ne yedirdiniz ne de içirdiniz. Alı istemiyoruz. Kefeniniz de sizin olsun! (size bir de resim ekleyecektim ama inanın ben etkisinden çıkamadım ) sadece link vereceğim lütfen gerçekten kendine güvenen girsin! .... http://www.forummeydani.net/18-kabir...ap-t13573.html | |
|
| | #47 (mesaj-linki) | |
| Cvp: İbretlik Görüntüler (Bunlar Mucize) - İbret Verici Resimler İbretlik görüntüler (bunlar mucize) ![]() | |
|
| | #48 (mesaj-linki) | |
| Cvp: İbretlik Görüntüler (Bunlar Mucize) - İbret Verici Resimler![]() Son Düzenleyen sudeniz; 17-06-2008 @ 17:27. | |
|
| | #49 (mesaj-linki) | |
| Cvp: İbretlik Görüntüler (Bunlar Mucize) - İbret Verici Resimler![]() | |
|
| | #50 (mesaj-linki) | |
| Cvp: İbretlik Görüntüler (Bunlar Mucize) - İbret Verici Resimler![]() ![]() Son Düzenleyen asla_asla_deme; 15-08-2008 @ 16:26. Sebep: Mevcut Ek | |
|
![]() |
| En popüler 5 etiket
Bu Konunun Etiketleri
|
| dini görüntüler, ibret alıcı görüntüler, ibret alıcı resimler, ibretlik fotoğraflar, mezar görüntüleri, |
İbretlik Görüntüler (Bunlar Mucize) - İbret Verici Resimler Konusuna Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| İlginç Görüntüler - İlginç Resimler | Blue Blood | Enteresan Resimler | 840 | 1 Hafta Önce 16:40 |
| Çok Güzel Hareketler Bunlar Videoları | PiSiK0PATR | Komik Flash'lar/Video'lar | 4 | 3 Hafta Önce 14:47 |
| İbret - İbret Nedir - İbret Hakkında | Blue Blood | X-Sözlük | 1 | 16-03-2009 21:47 |
| Mucize - Mucize Nedir - Mucize Hakkında | SiyahLALE | X-Sözlük | 0 | 13-11-2008 22:10 |
| Emre Altuğ - İbret-i Alem | Mystic@L | Türkçe Şarkı Sözleri | 0 | 26-02-2008 16:16 |