Japon Dili ve Edebiyatı Üye Ol (Üye olduğunuzda tüm reklamlar gizlenecektir) Soru/Cevap
Geri Dön   MsXLabs MK > :: Akademik Forumlar :: > Japon Dili ve Edebiyatı
Facebook Hesabınızla Bağlanın (Connect with Facebook)
Cevap Yeni Konu Aç
Eski 12-05-2009   #1 (mesaj-linki)
ThinkerBeLL - avatarı
Japon Dili ve Edebiyatı



Japon Dili ve Edebiyatı
MsXLabs.org & Temel Britannica

Uzakdoğu'da konuşulan üç önemli dilden biri Japonca'dır.

Japonca
Japonca, Japonya'da yaşayan 122 milyon ve Japonya dışında yaşayan 1 milyon insanın konuştuğu bir dildir. Belli bir Japon lehçesini konuşanlar başka bir Japon lehçesini konu­şanları her zaman anlayamaz. Oysa ülkenin her yerinde ve okullarda öğretilen resmi Japonca'yı herkes konuşup anlayabilir.
Japonca Altay dil ailesi içinde yer alan ve en çok Kore diline yakın olan bir dildir. Ama aralarında Moğol dilleriyle Türkçe'nin de bulunduğu öbür Altay dillerinin birçoğuna benzemez.
Birçok Japonca sözcük birkaç heceden oluşur. Japonca'da toplam olarak yalnızca 100 hece vardır. Sözcükler belirgin bir vurgu olmadan söylenir. Japonca yazı dili dünyanın en karmaşık yazı sistemidir. 1.500 yıl öncesine kadar Japonca'yı yazıya dökmenin olanağı yoktu. Daha sonra, Çin'den ve Kore'den gelen Budacı keşişler bir yazı sistemi geliştir­diler. Bu sistemde kanci denen binlerce Çince karakter kullanılarak Japonca yazı dili oluştu­ruldu. Her iki dilde de "erkek", "insan" anlamına gelen karakter Çince'de rın, Japon­ca'da ise hito olarak okunuyordu. Kökeni Japonca olan ve Çin harfleriyle yazılan söz­cüklere kun sözcükleri denir. Zamanla, Ja­ponlar Çince'den yalnızca karakterleri almak­la kalmadılar, birtakım Çince sözcükler de aldılar, ama çoğu zaman bu sözcüklere yeni anlamlar yüklediler. Çince kökenli bu sözcük­lere Japonca'da on sözcükleri denir.
Japonca Çince'den çok farklı olduğu için yalnızca Çince'den alınan karakterlerle yazıl­ması olanaksızdı. Sözcüklerin bazı bölümleri, özellikle de sözcük sonlarında kanci kullanıl­mıyordu. Böylece, 8. yüzyılda Japonlar, ken­di dillerine özgü bu sözcük parçalarını ve hecelerini kancf den yararlanarak yazabilecek­leri bir yazı sistemi geliştirdiler. Birer hece belirten bu yeni işaretlere kana deniyordu. Kana, zamanla, hiragana ve katakana denen ve her biri 50 karakter içeren, birbirine paralel iki hece sistemine dönüştü. Japonca batı dillerine göre çok daha az heceli bir dil olduğundan, sözcüklerin yazımı için yalnızca 50 harf yetiyordu.
Başlangıçta hiragana'yı kadınlar, katakana' yı ise din adamları ve resmi görevliler kulla­nıyordu. Bu ikinci gruptakiler genellikle ka­dınların bilmediği arı Çince ile de yazıyorlar­dı. Günümüzde ise hiragana genellikle bütün metinlerde, katakana ise yalnızca (televizyon anlamına gelen te - re - bi gibi) batı kökenli sözcükleri yazmak için kullanılmaktadır. Ay­rıca kana ile birlikte birçok kanci karakteri de bulunabileceğinden bir sözcükte hem kana, hem de kanci karakterleri olabilir.
II. Dünya Savaşı'ndan sonra Japon yöneti­mi yazı sistemini değiştirerek sadeleştirdi. Kanci (Çin) karakterlerinin sayısı gerek res­mi, gerek günlük kullanım için 2.000'den daha aza indirildi, biçimleri de yalınlaştırıldı. Japonca'da her şey, çocukların daha ilkoku­lun ilk yıllarında öğrendikleri kana yazısı ile yazılabildiği için, kanci yazısının büsbütün bırakılmasını isteyenler de oldu. Bugün kanci gelişmesini sürdürürken, halkın okuduğu ki­taplarda olsun, ders kitaplarında olsun, kanci ile kana karışımı bir yazı kullanılmaktadır. Yalnız çocuk kitapları kana karakterleriyle basılmaktadır.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 12-05-2009   #2 (mesaj-linki)
ThinkerBeLL - avatarı
Cvp: Japon Dili ve Edebiyatı

Japon Dili ve Edebiyatı
MsXLabs.org & Temel Britannica

Japon Edebiyatı
Japonya'ya yazının geç girmesinden dolayı, Japon yazarlar, başlangıçta Çince yazıyorlar­dı. Japon edebiyatının ilk önemli yapıtları İS 8. yüzyılda ortaya çıktı. Bunlardan Kociki ("Eski Konular Derlemesi") ile Nihon şoki ("Japonya Vakayinameleri") tarih ve mitoloji derlemeleriydi. Her iki yapıtın da çoğu Çince, bazı bölümleri Çince-Japonca karışımı bir dille yazılmıştır. İlk şiir antolojisi ise 4.500'den fazla şiirden oluşan Manyoşu'dm ("On Bin Yaprak Derlemesi"). 759'dan sonra derlendiği sanılan bu yapıt Eski Japon şairle­rinin en önemlilerinin yapıtlarını içeriyordu. Bu derlemenin özelliklerinden biri de antolo­jide saray dışındaki pek çok şairin yapıtlarının yer almasıdır. Şiir Japon kültürünün en önemli öğelerinden biridir. Önemli olaylar genellikle hep şiirle dile getirilir. Ayrıca her yıl şiir yarışmaları düzenlenir.
8.-12. yüzyıllar Japon edebiyatının klasik dönemi olarak bilinir. 9. yüzyılda kana adı verilen karakterlerin kullanılmasıyla Çin yazı sistemi Japonca'ya daha uygun bir yazı haline getirildi. Öykü ve roman türünün büyük çağının başladığı 10. yüzyılda, ilk roman örneği olarak, 8 cm boyunda sevimli bir kızın başından geçenleri anlatan Bambu Budayıcısının Öyküsü'nü anmak gerekir.
Şairlerin kurallara çok bağlı oldukları bu dönemde dil ve üslupta kusursuzluk içerikten daha önemliydi. 10. yüzyılın önemli şairleri arasında Ono Komaçi, İse Hanım ve Arivara Narihira gibi saray kadınları da vardı. Başlıca konu aşktı; en çok da ayrılık acısı gibi kederli konulara yer veriliyordu. Gene aynı yüzyılda günlük ve öyküler yazıldı. Günlük yazarları­nın çoğu soylu kadınlardı.
Bunlar arasında iki önemli kadın yazarın yapıtlarını özellikle belirtmek gerekir: Sei Şonagun'un (966-1013) günlük türünde yazdığı Başucu Notları ile Murasaki Şikibu'nun (978-1014) yazdığı ve Japon edebiyatının en önemli romanı sayılan Genci Öyküsü (1010).
1250'ye doğru, yazarı bilinmeyen Heike'nin Öyküsü yazıldı. Bu epik roman 12. yüzyılda Japonya'daki iç savaşı anlatıyordu. Daha son­raki birkaç yüzyıl süresince ülkedeki karışık­lıklar yüzünden önemli edebiyat yapıtları or­taya çıkmadı.
Japon edebiyatındaki bir sonraki gelişme klasik no tiyatrosunun, bunraku denen kukla oyunlarının ve kabuki denen halk tiyatrosunun ortaya çıkmasıydı. Japonya'nın en büyük oyun yazarlarından biri Çikamatsu Monzae-mon'du (1653-1725). Daha çok kukla tiyatro­su için oyun yazan bu sanatçının oyunları sık sık kabuki gösterileri için de uyarlanıyordu.
İmparatorlukta birliğin sağlandığı ve savaş­ların son bulduğu Tokugava döneminde (1603-1867) edebiyatta gelenekçi eğilimler güçlendi. Konfüçyüsçü düşünceler yüceltildi. 17. yüzyılın başlarında haiku denen 17 heceli, üç dizeli yeni bir şiir türü ortaya çıktı. Bu tü­rün en büyük şairi, binlerce haiku yazmış olan ve birçoklarınca Japonya'nın en yetkin şairi sayılan Matsuo Başo'ydu (1644-94). Başo şiir­lerinde basit imgeler aracılığıyla evrensel ko­nuları işlemekte çok başarılıydı. Tokugava dönemi aynı zamanda "geyşa" adı verilen gü­zel Japon kızlarının hizmet ettiği "eğlence ev­lerinin arttığı bir dönem oldu ve bu edebiyat­ta da yansımasını buldu. Bu evlerdeki yaşantı­yı dile getiren yapıtlar ortaya çıktı. Bu yapıt­larda gelenekçilikten çok yeniliklere, ölüm­süzlükten çok geçici olana önem veriliyordu. Tokugava döneminin ikinci yarısında şair ve romancı İhara Saikaku aşk ve para ile ilgili serüvenlerin yer aldığı romanlar yazdı. Bu ro­manlar okurlar arasında büyük ilgi gördü.
1858'den başlayarak Japonya gezginlerin ve batı kaynaklı düşüncelerin etkisine açıldı. Bu olay Japon şiirinde ve düzyazısında birçok de­ğişikliğe yol açtı. 20. yüzyılın ilk yarısında Emile Zola'nın etkisiyle Doğalcı edebiyat ürünleri ortaya çıktı. Bunun dışında tarihsel, toplumsal, mizahi yapıtlar yayımlandı. II. Dünya Savaşı ise daha başka yenilikler getir­di. Yeni yazarlar hem batı, hem de geleneksel Japon biçimlerini kullandılar.
Eski Japon edebiyatını çağdaş bir tarzda yansıtan Kavabata Yasunari (1899-1972), 1968'de aldığı Nobel Edebiyat Ödülü'yle Ja­pon edebiyatının evrenselliğini kanıtladı. Karlar Ülkesi (1948), Kiyoto (1962) gibi yapıt­larında ölüm, doğa ve insanı işledi. Yalnız kendi ülkesinde değil, batıda da en çok oku­nan Japon yazar ise Mişima Yukio'dur (1925-70). Bir Maskenin İtirafları (1949) en önemli romanlarından sayılır. Akutagava Ryunosuke (1892-1927), İbuse Masuci (doğumu 1898), Tanizaki Cuniçiro (1886-1965) da Japonya' nın önde gelen roman yazarlarıdır. Abe Ko­bo (doğumu 1924) bireyin yanlızlığını vurgu­layan oyunlar ve romanlar yazdı. 1962'de ya­yımlanan Kum Tepeciğindeki Kadın adlı ro­manının filme uyarlanmasıyla uluslararası ün kazandı.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Cevap Yeni Konu Aç

Etiketler
dili, edebiyatı, japon
Hızlı Cevap
Resim Doğrulama
Mesaj:
Seçenekler
Japon Dili ve Edebiyatı Konusuna Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Türk Dili ve Edebiyatı ThinkerBeLL Türk Dili ve Edebiyatı 0 13-04-2009 17:05
Japon Sanatları - Japon Baskı Sanatı KisukE UraharA Japon Dili ve Edebiyatı 0 02-10-2008 22:15
Japon Sanatları - Ukiyo-e (Japon Resim Sanatı) Mystic@L Japon Dili ve Edebiyatı 1 25-02-2008 02:17
Japon Sanatları - Bunraku (Japon Kukla Tiyatrosu) Blue Blood Japon Dili ve Edebiyatı 2 25-02-2008 02:14
Türk Dili ve Edebiyatı Forum Konuları Genel Fihristi kompetankedi Edebiyat 0 24-11-2006 13:13