| | #16 (mesaj-linki) |
| | Özgeçmiş Hazırlarken Dikkat Edilecek Noktalar... CV Hazırlama Teknikleri Gazetelerin insan kaynakları eklerinde ve şirketlerin eleman arama ilanlarında sık sık rastladığımız iki kelime var. CV (Curriculum Vitae) Türkçe'de her ikisine karşılık "özgeçmiş" sözcüğü kullanılmaktadır.Resumé Curriculum, Latince koşu, yarış anlamına gelir. Curriculum Vitae ise "hayat yarışı" olarak çevrilebilir dilimize. Resumé ise Fransızca'dan gelir. "Özet" anlamına gelir.Kısacası CV, niteliklerinizin, becerilerinizin, deneyimlerinizin ve başvurduğunuz konu ile ilgili diğer özelliklerinizin yer aldığı, açık ifadeli ve kolay anlaşılan, okuyan kişiyi etkilemeye yönelik bir özettir. Mükemmel CV Her kapıyı açan, sizi anında iş sahibi yapan "mükemmel CV" diye birşey yoktur. Bir özgeçmişin tek amacı sizin bir iş görüşmesine çağrılmanızı sağlamaktır. Bu nedenle "mükemmel CV", mülakata çağrılmanızı sağlayan CV'dir diyebiliriz. CV'nin görevi kapıyı aralamaktır. Kapı aralandıktan sonra içeri girmek ise sizin kişiliğinize, becerilerinize, zekanıza ve elbette işe uygunluğunuza kalmıştır. CV'niz, gelecekteki işvereninizin sizin hakkınızda edindiği ilk izlenimdir. İlk izlenimi silmek ya da değiştirmek mümkün olmadığına göre, "ilk" izlenimin aynı zamanda "doğru" izlenim olması çok önemlidir. İşverenin Gözüyle İşveren, hemen hergün onlarca hatta yüzlerce iş başvurusu ile karşı karşıya kalır. Özellikle iş ilanı verildiği zaman gelen CV'leri detayları ile okuyup işe uygun nitelikleriniz olup olmadığını görmek için zaman yoktur. Gelen CV'lere göz atılır ve daha önceden belirlenmiş anahtar noktalara bakılır. Örneğin yaş, deneyim, nitelik, düzgün ya da kötü bir CV, çok kısa ya da çok uzun CV gibi. Anahtar tarama alanlarına uygun olmayan CV, benzerleri gibi çöp kutusunu boylar. İİyi hazırlanmış bir CV, tasarımı ve sunumu ile yüzlercesi arasından farkedilmeyi sağlamalıdır. CV, sade, net, iyi düzenlenmiş ve konuyla ilgili olmalıdır. Deneyimleriniz, becerileriniz ve eğitiminizle ilgili önemli noktalara işaret etmelidir. Ön elemeyi geçen CV'ler, konuyla ilgili bir yöneticiye iletilir. Yönetici, kendisine iletilen CV'lerin miktarına ve vaktine göre CV'nizi bir süre inceler, şanslıysanız tümünü okur. Tümünü okumasını sağlayacak şey aranan nitelikleri taşıması kadar ilginç olması, diğerlerinden farklı ve yaratıcı olmasıdır. Bu nedenle CV'nizin sadece farkedilir olması değil, aynı zamanda doğru ve hedefe odaklanmış bilgi sunması önemlidir. CV sizin kişiliğinizin aynasıdır. Gelecekteki işvereninizi sizin şirket için faydalı, yaratıcı, düşünme ve fikir üretme becerisine sahip olduğunuz konusunda ikna edebilmelidir. CV'niz bunları sağlarsa, nihai listeye ve hatta mülakata davet edilecekler listesine girersiniz. Bu arada unutulmaması gereken bir nokta, CV'nizin önüne yazacağınız etkileyici bir mektuptur. CV Hazırlamanız İçin 14 Öneri 1. Hedefe Odaklanın İyi bir CV, hedefe ve işe odaklanmış olmalıdır. Çok zeki ya da şirin görünmeye çalışmayın. Sonuçta bir işverenden değerli vaktini ve parasını sizin diğer başvuranlardan daha iyi olduğunuza karar vermesi için harcamanızı istiyorsunuz. İşveren, sizin deneyimlerinizin, eğitiminizin ve becerilerinizin yeterliliğine bakacaktır. Esprilerinize değil. 2. Uzunluk Yeni mezunlar ve 1-2 yıl iş deneyimi olanlar için 1 sayfa, deneyimliler için en fazla 2 sayfa olmalıdır. CV'de 3. sayfa sadece yayınlanmış eserleriniz, verdiğiniz ya da katıldığınız eğitimler, konferanslar gibi listeler için kullanılmalıdır. Ön mektup kesinlikle 1 sayfayı aşmamalıdır. 3. Yazım Kuralları ve Noktalama İşaretlerine Dikkat Edin İfade bozuklukları, dilbilgisi hataları, yazım ve noktalama işareti hataları CV'niz ne kadar iyi olursa olsun sizin "dikkatsiz" ve "özensiz" bir kişi olduğunuza işaret eder. Kullandığınız dil anlaşılır ve yalın olsun. CV'nizi yazdıktan sonra birkaç kere okuyun ve dikkatli bir yakınınıza da okutun. Sizin gözünüzden kaçanları o görebilir. 4. Sayılar Önemlidir Sayılar çarpıcıdır ve akılda kalır. CV'nizde sayı kullanın. Bir sayı bazen on sözcükten daha fazla şey ifade eder. Örneğin "satışların artmasına katkıda bulundum" yerine "satışların %45 artmasında payım oldu" daha çarpıcıdır. 5. İlanda Satır Aralarına Dikkat Edin İlanı dikkatle okuyun. Tekrar okuyun. İlanda aranan yapıya uygun bir CV hazırlayın. Her farklı iş başvurusu için ayrı bir CV hazırlamanız gerekebilir, özellikle faklı alanlarda deneyimliyseniz. Ancak CV'nizin yanlış yönlendirici olmamasına dikkat edin. İlanda işverenin kullandığı sözcüklere, vurguladığı niteliklere dikkat edin. Hazırladığınız CV ve ön mektupta bu sözcükleri ya da eşanlamlılarını kullanın. Mümkünse şirketin web sitesini inceleyerek kurum yapısı ve kültürü hakkında bilgi edinin. Bu bilgileri CV'nizi hazırlarken kullanabilirsiniz. 6. Pozisyonun Size Uygun Olması Önemlidir Eğer ilan, sizin sahip olduğunuz nitelikler ile uyuşmuyorsa boşyere CV'nizi göndermeyin çünkü çöpe gidecektir. Gereksiz kağıt, pul, posta masrafına ek olarak karşı tarafın da zamanını çalmış olursunuz. 7. CV Bir Satış Aracıdır Kendinizi, becerilerinizi, deneyimlerinizi ve yeteneklerinizi değil, bütün bunların işverene sağlayacağı faydayı sattığınızı unutmayın. Abartmadan ama canlı ve yaratıcı olun. Sizi işe almakla işverenin neler kazanacağını vurgulayın. 8. CV'niz Güzel ve Temiz Görünmeli Temiz, sade ve basit bir format kullanın. MSWord ve benzeri yazılımlardaki hazır formatları kullanacaksanız en sade olanını tercih edin. Süslemeler, bol renk ve kontrasttan kaçının. CV'niz kolay okunur olmalı. CV'nize yakın tarihlerde çekilmiş bir fotoğrafınızı eklerseniz daha iyi olur. Ancak dikkat! Fotoğrafınız işe yönelik ve yakın tarihli olmalı. 10 yıl önceki haliniz değil. Çok önemli bir nokta; CV'nizde süslü fontları kesinlikle kullanmayın. Eğer CV'nizi e-mail ile gönderecekseniz standart fontların dışına kesinlikle çıkmayın. Alıcının bilgisayarında sizin fontunuz yoksa sadece karakter çorbası olarak görülecek ve çöp kutusunu boylayacaktır. 9. Hayallerinizden ya da Bebekliğinizden Değil, Yakın Zamanda Yaptıklarınızdan Bahsedin Pozisyonla ilgili, önemli bilgileri öncelikle yazın. CV'nizi yazarken aranan niteliklere en yakın ve en yeni deneyimlerinize odaklanın. Konuyla ilgisi olmayan ya da çok eski deneyimlerinizi ya yazmayın ya da çok kısa bir cümle ile, CV'nin sonunda anlatın. İşveren, sizin şu anda ve kısa süre öncesine kadar ne yaptığınızla, bunların aranan özelliklere ne kadar uyduğuyla ilgilidir, bebekliğiniz ya da gelecek hayallerinizle değil. 10. Dürüst Olun Fazla gelişmiş hayalgücüne dayalı CV'lerin sahipleri eninde sonunda kendilerini zor durumda bulurlar. Gerçekleri abartarak ya da yalan söyleyerek girdiğiniz bir işte her an yalanınızın ortaya çıkması korkusuyla çalışmaya değer mi? Saklayacak çok şeyiniz olduğu için böyle bir ortamda ne yöneticinizle ne de diğer çalışanlarla iyi iletişim kurmanız mümkün olmayacaktır. Gerçek olmayan beyanda bulunmak sizin itibarınızı ve güvenilirliğinizi de zedeleyecektir. 11. Kurallara Uyun CV'nizi ilanda istenen nitelikte hazırlayın. Referans numarası verilmişse mutlaka yazın. CV'ye, mektuba ve posta ile gidecekse zarfa referans numarasını yazın. Eğer e-mail ya da faks ile de gönderebileceğiniz belirtilmişse dilediğiniz şekilde gönderin. Ama özellikle posta ile göndermeniz istenmişse kurala uyun, postalayın. 12. Postada ve Şirket İçinde Kaybolmayın Postalamadan önce alıcının adının ve adresinin doğru olduğunu kontrol edin, zarfın üzerinde sizin de adınızın ve adresinizin yer aldığından emin olun. Posta ile gönderiyorsanız ve ilanda zaman kısıtlaması varsa APS ile ya da Taahhütlü göndermenizde fayda var. Ön mektubunuzda hitap ettiğiniz kişi ile zarfın üzerindeki ismin aynı olduğundan emin olun. İlanda referans numarası verilmişse mutlaka zarfa, ön mektubunuza ve CV'nizin başına referansı koyun. 13. Tekrarlardan Kaçının CV'nin içinde yer alan bilgileri ön mektupta tekrarlamayın. Bu bir "ön" mektup. Kısa ve hedefe odaklanmış olmalı. Kendinizi kısaca tanıtın, kendinizi işe uygun görme nedenlerinizi ve ilgili deneyimlerinizi çok kısaca belirtin. İş ve şirket hakkındaki ilginizi ve heyecanınızı gösterin. Mektubu, başvurunuza cevap beklediğinizi ve görüşmeye istekli olduğunuzu belirterek, saygıyla bitirin. 14. E-mail Kullanırken Dikkatli Olun E-mail ile işbaşvurusu yapmak hızlı ve ucuz bir yöntem ama bazı noktalara dikkat edilmezse CV'nizin çöpe gitmesi de aynı hızda olabilir. Eğer birden fazla işe başvuruyorsanız herbirisine ayrı ayrı e-mail gönderin. Kesinlikle ayni e-mailde birden fazla iş adresi bulundurmayın. Her işveren kendisini özel hissetmek ister. Mail programında, düz yazı şeklinde hazırlanan CV'leri okumak zordur. Ayrıca Türkçe font problemi de çıkabilir. CV'nizi ve ön mektubunuzu mutlaka MSWord gibi bir yazılımda hazırlayıp e-mail'e ek olarak gönderin. Ancak e-mailin de ne olduğunu (Subject/konu) kısmında belirtin. CV'nizi save ederken vereceğiniz isim size ait olsun. "CV" ya da "özgeçmiş" gibi anlamsız bir sözcük kullanmayın. Herkes aynı adla gönderirse save edilmesi mümkün olamaz. Ve son olarak e-mailinizin alındığına dair teyit isteyin. CV İçin Yap ve Yapmalar
|
|
| | #17 (mesaj-linki) |
Makale: Geleceğin Meslekleri.... Geleceğin Meslekleri Sayım YORGUN Son üç yüz yıldır tarihe damgasını vuran endüstri uygarlığı yerini hızla yeni bir uygarlığa bırakıyor. Bazı yazarların “bilgi toplumu” bazılarının “endüstri-ötesi toplum”, bazılarının da “enformasyon toplumu” olarak adlandırdıkları bu süreç ile yeni bir çağın içindeyiz.Endüstri toplumunun ürünü olan temel kurumlar son derece ciddi sarsıntılar geçiriyor, “zaman” ve “mekan” kavramları yeni anlamlar kazanıyor. Fabrika üretiminin egemenliğindeki endüstri toplumunun sosyo-kültürel ve sosyo-politik yapısını oluşturan, ulus devlet, kitle örgütleri, modernite, akıl ve pozitivist bilim gibi kavram ve kurumlar yeniden sorgulanmakta ve her alanda son derece ciddi değişiklikler yaşanmaktadır. Hızlı değişimin yaşandığı bu yüzyılda insanların üzerinde en fazla düşüneceği temel problem ‘İş(sizlik) olacak. Bu probleme bağlı olarak sorulacak temel sorular ise: İyi bir iş bulabilecek miyim? Gelecekte iyi bir iş bulmak ve bunu korumak için ne yapmalıyım ? Bu soruların cevabını gelişmiş ülkelerin iş piyasasına bakarak bazı sonuçlar çıkarmak mümkün ancak geleceğe ilişkin tahminler bütün ülkelerde yoğun olarak tartışılmaya devam edecek, çünkü değişim sanıldığından daha hızlı ve sürekli. Bu temel sorulara cevap bulabilmek için Amerikan iş piyasasındaki gelişmelere bakmak gerekiyor çünkü bu ülkede ki gelişmeler geleceğe ilişkin ciddi ip uçları vermekte ve iş piyasası ciddi değişimlere sahne olmaktadır. Amerika Çalışma İstatistikleri Bürosu’nun yüksek gelişme, yüksek ücret ve düşük işsizlik kritelerini dikkate alarak yaptığı araştırma sonuçlarına göre 1996-2006 yılları arasında önemli meslekler sıralamasının başında sistem analistleri var. İkinci sırada genel müdürlük ve tepe yöneticiliği yer alıyor. Daha sonra hemşire, öğretmen, temel bilgi yöneticiliği ve bilgisayar destek uzmanlığı, bakım ve tamircilik, özel eğitim öğretmenliği, bilgisayar mühendisliği, sosyal işçilik, gıda servisi ve kiralık oda yöneticiliği, yüksek okul ve üniversite çalışanları, bilgisayar yöneticiliği, lisanslı hemşirelik, finansman yöneticiliği; pazarlama, reklam ve halka ilişkiler yöneticiliği, bilgisayar programcılığı, spor ve fiziksel eğitmenlik ve antrenörlük, avukatlık, doktorluk, elektrik ve elektronik mühendisliği, kontrol memurluğu, güvenlik ve finansal servis satış işçiliği, fiziki terapistlik, sanaatkar ve ticari sanatkarlar. Önemli meslekleri gelirlerine gore sıraladıklarında ise birinci sırayı doktorlar alırken, ikinci sırada dişçiler, üçüncü sırada ise avukatlar var. Yani halen tanıdık meslek sahiplerinin kazançları oldukça yüksek. Bazı meslekler Yıllık gelirleri $ Doktorlar 99.000 Dişçiler 86.000 Avukatlar 72.000 Petrol mühendisleri 69.000 Sigortacılar 67.000 Kimya Mühendisileri 57.000 Eczacılar 57.000 Bilgisayar Mühendisleri 56.000 Sistem Analistleri 50.000 Yukarıdaki tablonun sadece ücret kriteri esas alınarak hazırlandığını dikkate aldığımızda bu sıralamanın diğer kriterlerle birlikte değişebileceği açıktır. Mesela ‘Yüksek Gelişme’ kriterini esas alarak değerlendirme yapılır ise yeni mesleklerin ön sırada yer alacağı açıktır. Geleceğe yönelik mesleki tercihler yapılırken ‘Yüksek Gelişme’ kriterin esas alınmasının önemli olduğunu vurgulamak gerek. Genellikle yüksek ücret kriteri esas alınarak mesleki tercihler yapılmakta ancak içinde bulunduğumuz çağda sadece bu kriterin esas alınarak tercih yapılmasının telafisi olumsuz sonuçlar doğuracağı yaşanan tecrübelerden anlaşılmaktadır. Çünkü, bu kriter tek başına yeterli olmadığı gibi, mezun olunduğunda yüksek ücret kriterine göre seçilmiş bir mesleğin öneminin azalmasına, yetişmiş insan sayısının artmasına, talep daralmasına bağlı olarak gelir azalmasının ortaya çıkması mümkündür. Bu yüzyılın temel problemi olan işsizlik, mesleki tercihlerin önemini daha da artırmakta, bir yandan istenilen ve yeteneklere uygun meslekleri yapma arzusu, diğer yandan piyasa gerçekleri var. Bu gerekçeler arasında sıkışmış, geleceğe ümit ile bakamayan nesillerin ümütlerini yeşertmek, sosyal dışlanmaları önlemek temel sosyal politika olarak ele alınmalıdır. Aksi taktirde Fransa’da yaşanan sosyal patlamalara benzer patlamalarla daha sık karşılaşabiliriz. Not: Alıntıdır. | |
|
| | #18 (mesaj-linki) |
Makale: Depresyon ve İşsizlik... Depresyona Girmeden İş Aramanın Yolları Didem Tekin İş arama dönemindeki makul süreyi aştığınızda, eğer önlemleri almamışsanız her an depresyona girebilirsiniz. İşte birkaç belirti: Hassaslaşırsınız, normalde rahatsız etmeyen şeyler bu defa batmaya başlar. Beklemekle geçirilen günler, saatler birbirine benzer.Kendinizi değersiz hissedebilirsiniz. Yaşadığınız yer size dar gelir; aynı evi paylaştığınız sevdiklerinizi farkında olmadan üzebilirsiniz. Başvurularınızın karşılıksız kalması veya sonuç vermeyen mülakatlar özgüveninizin azalmasına neden olur. Özgüven eksikliği de bir sonraki mülakata yansıyacak, büyük ihtimalle karşı taraf da bunu hissedecektir. Sonuç: Kısır döngü. Sizi kurtaracak tek şey sadece birilerinin arayıp "gel işe başla" demesi mi? Uzmanlar 'iş ararken kendinize makul bir süre tanıyın' diyor. Çünkü "İki hafta içinde iş bulmam lazım" gibi bir düşünce insanı daha fazla germekten başka bir şeye yaramıyor. İşsizlik dönemi uzamaya başlamışsa, "yanlış veya eksik bir şey mi yapıyorum?" diye sormalı. İlk yapılacak iş, özgeçmişinizi tekrar gözden geçirmek. Özellikle birden fazla alanlarda çalışmış olanların, bunları özgeçmişe yazarken dikkatli olması gerek. Farklı alanlar, işverenin zihninde net bir fikir oluşmasına engel olabiliyor. Tarafsız gözle bakmaya çalışın ya da en iyisi güvendiğiniz kişilerden özgeçmişinizi incelemelerini rica edin. Başvurduğunuz işin gerektirdiği şekilde hazırlamak, en doğrusu. İkinci olarak bakılması gereken kısım, mülakatlar. Yaptığınız görüşmeleri gözünüzün önüne getirin. Nasıl cevaplar verdiniz? İstekli olduğunuzu karşı tarafa hissettirdiniz mi? Fiyat ve mesai saatleriyle ilgili zamansız sorular sormadınız değil mi? Peki beden diliniz söylediklerinizi onayladı mı? Örnekleri çoğaltmak mümkün. Tabii ki yaklaşım tarzını da gözden geçirerek: "Gene olmayacak, ya hep işsiz kalırsam" korkuları varsa iş daha da zorlaşıyor. Uzun işsizlik döneminde oluşabilen özgüven eksikliği ve değersizlik duygusuna karşı birkaç öneriye daha önce bakmış, bir kağıda şimdiye kadar başarılan işleri yazmanın, çok etkili olabildiğinden bahsetmiştik... Üzerinde durulması gereken bir başka önemli nokta da, başvurular. İlgi ve yetkinlik alanınıza giren bütün işlere başvuru yapmaya gayret edin. Sadece bir iki işe başvuru yapıp, haber gelmedi diye vazgeçmeyin. İş arama sürecinin olmazsa olmazlarından biri, belki de en zorlusu kendini tanıma çalışması. Psikolog Işın Akı, iş arayan kişinin mutlaka kendisini tanıması gerektiğini söylüyor. Kişi kendisine sormalı: "Ben kimim, hangi özelliklerim beni bu günlere getirdi, bundan sonra nasıl bir yaşam bekliyorum?" Ardından plan yapmak. Beş yıl, hatta on yıl sonrası için kariyer planları yapılmalı. Bunu yaparken de bu sayfada daha önce bahsi geçen imgeleme tekniklerini de kullanmayı unutmadan. İş arama sürecini bunalımsız, en yararlı şekilde geçirmenin yolu, kendini geliştirmekten geçiyor. Eksik olduğunuzu düşündüğünüz konuda bir kursa gidebilir, ilgili kitapları alıp okuyabilirsiniz. Hem bir eksiğinizi gidermiş, hem de sonuçta işle ilgilendiğiniz için kendinizi daha iyi hissedersiniz... Ayrıca, zaman yokken yapmak istediklerimizi niye bu dönemde yapmayasınız? İhmal edilen arkadaşlara daha çok zaman ayırmak gibi. Sonuç olarak iş arama sürecinde iş aramaktan başka yapılacak çok şey var! Didem TEKİN editor@yenibiris.com Depresyona girmeden iş aramanın yolları ( Not: ALıntıdır.) | |
|
| | #19 (mesaj-linki) |
İŞ yaşamında psikopat kişilik.. İş yaşamında psikopat kişilik ... Psikolog Dr. Işın AKI İş yaşamınızda çevrenizde sevimli, zeki, eğlenceli, arkadaş canlısı bir görüntü çizen pek çok kişiyle karşılaşabilirsiniz. Ancak bu görüntüler samimi olabileceği gibi, gerçek dışı da olabilir. İş arkadaşları bu kişilerin sergiledikleri tavırların gerçek olup olmadığını bilemez. Prof. Robert Hare, British Columbia Üniversitesi’nde yaptığı çalışmalarda psikopatların günlük yaşamımızın her kademesinde olabileceğini söylemekte. Özellikle hızlı değişim çarkına sahip iş yerlerinde psikopatlar kolaylıkla yükselebiliyor. Güçlü kişileri “ideal çalışan ve potansiyel lider” olduklarına ikna ettikten sonra yükselmeleri, yüksek zam almaları ve önemli organizasyonel süreçlerde kontrolü ele geçirmeleri onlar için çok daha kolay oluyor. Hare psikopatlığı, duygusal yaşam tarzıyla anti-sosyal kişilik ve davranışlar kümesini içeren bir kişilik bozukluğu olarak tanımlıyor. Psikopatlarda yalan söyleme, bencillik, kontrolsüz davranışlar, yönlendirme, empatik olmayan davranışlar gözlemlenir. Bu kişiler akıl hastası değil, kişilik bozukluğu olan kişilerdir. Bu “sosyal yıkıcılar” aileyi, arkadaşları ve yabancıları, çoğunlukla da güvendikleri biri tarafından şaşırtılmış kişileri mağdur etmeyi tercih eder. Başkalarını mağdur, kurban etmiş olmaktan dolayı üzüntü duymazlar; yanlış olduğunu da düşünmezler. Psikopatlar için geçerli olan tek şey, bir şeyin bedeli ne olursa olsun, onu almak üzere plan yapmak ve buna heyecanla motive olmaktır. Yönetmek ve kontrol etmek temel amacıdır. Eğer bir iş yerinde kabadayı davranışı, kanun ihlalleri, tehdit, hırsızlık vb. varsa bunu yönetimin ya da uzmanların dikkatine sunmak gerekir. Bu işlem kimlik bilgisi gizli tutularak da yapılabilir. | |
|
| | #20 (mesaj-linki) |
Cvp: Dünyada ve Türkiye' de Ekonomi Gündemi , Güncel Haberler... ![]() ![]() Türkiye'de ve dünyada kadının yeriSosyal hayattan, iş hayatına kadar Türkiye'de kadın araştırması 8 Mart, 2005 13:15:00 (TSİ) Türkiye'de kadınlar, pekçok soruna rağmen, iş dünyasında zirveyi zorluyorlar İşsizlik, Türkiye'nin en önemli sorunlarından biri. Ancak işin içine kadınlar girince işsizlik çok daha ağır bir hal alıyor. Türkiye'de kadınların iş gücüne katılım oranları son derece düşük. Erkeklerin yüzde 69.5'i, kadınların ise sadece yüzde 25.1'i işgücüne katılıyor. 16 milyar 966 bin erkek iş gücüne katılırken, sadece 6 milyon 240 bin kadın çalışıyor ya da çalışmak istiyor. Yani kadınların işgücüne katılımı erkeklerin 3'te 1'i seviyesinde kalıyor. Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) verilerine göre, 2004 sonu itibariyle 5 milyon 652 bin kadın çalışırken, 588 bin kadın işsiz. Kadınlardaki işsizlik oranı yüzde 9.4 iken, erkeklerde işsizlik oranının yüzde 10.7 olması kadın işsizliğinin daha düşük olduğu kanısı yaratıyor. Ancak bunun nedeni, kadınların işgücüne daha az katılması. Eğitim seviyesi arttıkça, işsizlik de artıyor Kadınlar açısından en çok dikkat çeken durum ise, eğitim seviyesi arttıkça kadınların işsizlik oranının keskin bir şekilde artması. Örneğin, okur - yazar olmayan 1 milyon 46 bin kadından sadece 53 bini işsiz, yani okuma yazma bilmeyen kadınlarda işsizlik oranı yüzde 1. Buna karşın, lise altı eğitim alan kadınlarda işsizlik oranı yüzde 5.8'e çıkıyor. Lise mezunu erkeklerde işsizlik yüzde 12.2'yken, aynı oran kadınlarda yüzde 25.3. Üniversite mezunu erkeklerin sadece yüzde 9.3'ü işsizken, üniversite mezunu kadınlarda işsizlik oranı yüzde 18.1'e ulaşıyor. Kadın emeği daha ziyade 'ucuz işgücü' olarak tercih ediliyor. Dikkat çeken bir diğer gelişme ise, kadınların büyük bir süratle işgücü piyasasına girmeleri. İşsiz erkekler arasında ilk kez iş arayanların oranı yüzde 19.9 olurken, işsiz kadınlar arasında ilk kez iş arayanların oranı yüzde 39.9. Bu veriler, kadınların giderek daha fazla oranda çalışma hayatında yeraldığını ortaya koyuyor. 'Türkiye'de Kadın Bilgi Ağı' DİE'nin internet sitesindeki 'Türkiye'de Kadın Bilgi Ağı' bölümünde, Türk kadınının geçtiğimiz yüzyılın ortalarından bugüne sosyal ve siyasal yaşamdaki kazanımlarına yer verildi. Buna göre, Türk kadınları ilk kez, 1843 tarihinde Tıbbiye Mektebi bünyesinde aldıkları ebelik eğitimi ile sosyal yaşamda yerlerini almaya başladı. 1847 yılında kız ve erkek çocuklara eşit miras hakkı tanıyan İrade-i Seniye'nin yayımlanmasının ardından 1856 yılında Osmanlı topraklarında kadınların köle ve cariye olarak alınıp satılmaları yasaklandı. 1858 yılında yayımlanan 'Arazi Kanunnamesi'nde mirasın kız ve erkekler arasında eşit olarak paylaştırılacağı hükmü yer alırken, kadınlar miras yoluyla mülkiyet hakkını kazandı. Aynı yıl Kız Rüştiyeleri açıldı. 1869: İlk kadın dergisi piyasada Kadınlar ilk dergilerine 1869 yılında kavuştu. Kadınlar için ilk sürekli yayın olarak nitelenen haftalık 'Terakk-i Muhadderat' dergisi yayımlanmaya başlandı. Kızların eğitimine ilk kez yasal zorunluluk getiren 'Maarif-i Umumiye Nizamnamesi' ise 1869 yılında yayımlandı. Bundan bir yıl sonra da kız öğretmen okulu 'Dar-ül Muallimat' açıldı. Evlilik sözleşmesinin resmi memur önünde yapılması, evlenme yaşının erkeklerde 18, kadınlarda 17 olması ve zorla evlendirmelerin geçersiz sayılmasını düzenleyen Hukuk-ı Aile Kararnamesi 1871'de çıkarıldı. 1876'da ise ilk anayasa olan Kanun-i Esasi ile kız ve erkekler için ilköğretim zorunlu hale getirildi. DÜNYADA KADIN •Dünya'nın yüzde 49.7'si kadın. Yani kadın nüfusu 3 milyardan fazla. •Her yıl, yarım milyondan fazla kadın, gebelik ya da doğum sırasında yaşamını yitiriyor. •Kadın cinayet kurbanlarının yüzde 70'i eşleri ya da sevgilileri tarafından öldürülüyor. •Dünyada her 3 kadından 1'i hayatının bir döneminde şiddete maruz kalıyor. •Her 5 kadından 1'i hayatının bir döneminde tecavüz veya tecavüz girişimi kurbanı oluyor. •ABD'de her 90 saniyede 1 kadın tecavüze uğrarken, Irak'ta nisan 2003'ten bu yana savaş sırasında ve sonrasında, en az 400 kadının tecavüze uğradığı İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün raporlarında yer alıyor. •Dünyada, ağırlıklı olarak Afrika kıtasında 135 milyondan fazla kadın sünnet ediliyor. •Dünya genelinde mültecilerin yüzde 80'i kadın. •Gelişmekte olan ülkelerde okur-yazar olmayan her 3 kişiden 2'si kadın. •280 milyonluk Arap dünyasında her 2 kadından 1'i okuma yazma bilmiyor. •Suudi Arabistan'da kadının oy hakkı yok, araba kullanması yasak. •Dünyada 54 ülkede kadınlara yönelik ayrımcı yasalar bulunurken, 'namus savunması' Peru, Bangladeş, Arjantin, Ekvator, Mısır, Guatemala, İran, İsrail, Ürdün, Suriye, Lübnan ve Venezuella'nın ceza yasalarında yer alıyor. •İran'da çok istisnai durumlar haricinde kadının boşanma hakkı yok. •Şeriat'la idare edilen ülkelerde zina yapan kadının cezası Recm yani taşlanarak ölüm. •Tüm dünyada sağlık çalışanlarının yüzde 75'i kadın. •Siyasette ve iş dünyasında da kadınların oranı gelişmiş ülkelerde bile epey düşük. 1897: İş hayatına atılan işçi kadınlar Giderek sosyal yaşamda daha çok yer almaya başlayan kadınlar, iş hayatına ilk olarak 1897 yılında 'ücretli işçi' olarak atıldı. Kadınların devlet memuru olmak içinse bu tarihten itibaren 16 yıl beklemeleri gerekti. Kadınlar ilk kez 1913 yılında devlet memuru olarak çalışmaya başladı. Bunun ardından bir yıl sonra kadınlar, tüccar ve esnaf olarak da iş hayatına girişti. Kızlar için ilk yüksek öğretim kurumu, 1914 yılında 'İnas Darülfünunu' adı altında açıldı. Kadınlar bilim dünyasıyla ilk kez 1922 yılında tanıştı. Bu tarihte yedi cesur kız öğrenci, Tıp Fakültesine kayıt yaptırarak eğitime başladı. 1923: Türk Kadını siyasete atılıyor Kadınlar siyasi hayatta da var olma mücadelesine ilk kez 1923 yılında başladı. Kadınlar ilk kadın partisi 'Kadınlar Halk Fırkası'nı, Nezihe Muhittin'in başkanlığında 1923 yılında kurmak istedi. Ancak partinin kuruluşuna, kadınlara oy hakkı tanımayan 1909 tarihli Seçim Kanunu gereğince valilikçe izin verilmediği için parti girişimi dernekleşme ile sonuçlandı. '29 Ekim 1923'te Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte kadınların kamusal alana girmesini sağlayan yasal ve yapısal reformlar hızlandı. Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun 3 mart 1924'te çıkarılmasıyla tüm eğitim kurumları Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlanırken, kızlar da erkeklerle eşit haklarla eğitim görmeye başladı. Erkeğin çokeşliliği ve tek taraflı boşanmasına ilişkin düzenlemelerin kaldırıldığı, kadınlara boşanma hakkı, velayet hakkı vemalları üzerinde tasarruf hakkı tanıyan Türk Medeni Kanunu, 17 şubat 1926'da kabul edildi. 1930: Kadınlara seçme ve seçilme hakkı Kadınlara siyasetin kapısını aralayan Belediye Yasası, 1930 yılında çıkarıldı. Böylece artık kadınlar belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı kazandı. 8 MART TARİHÇE •1857 yılında, ABD'de dokuma işçisi kadınların daha insanca bir yaşam isteğiyle, eşitsizliğe ve ayrımcılığa, uzun ve insanlık dışı çalışma koşullarına karşı mücadeleye başladıkları 8 Mart, ilerleyen süreçte, tüm dünya kadınlarının kutladığı bir gün haline geldi. •1857’den beri dünyanın birçok ülkesinde kutlanan bu gün 1977 yılındaki Birleşmiş Milletler genel toplantısında Kadın Hakları ve Uluslararası Barış günü olarak kararlaştırılmış ve kadınların haklarının verilmesinin dünya barışını güçlendireceği kabul edildi. •Böylece 8 mart Birleşmiş Milletler'e üye ülkelerde 'Uluslararası Kadın Günü' olarak kutlanmaya başladı. •8 mart, 19'uncu yüzyılın sonlarından bu yana kadınların talep ve özlemlerini dile getirmedeki kararlılıklarını sergiledikleri ve bu güne dek hiç de küçümsenmeyecek haklar elde ettikleri bir gün oldu. •Kadınların daha eşit ve daha yaşanılır dünya için başlattığı mücadele, toplumların her kesiminde yankısını bulbuldu ve destek gördü. •Günümüzde uluslararası insan hakları belgelerinde her insanın eşit ve özgür doğduğu, herkesin insan haklarına ve temel özgürlüklerine hiçbir ayrım gözetilmeksizin fırsat eşitliği çerçevesinde sahip olduğu ve cinsiyete dayalı ayrımcılığın kabul edilemezliği ilkeleri benimsendi. Kadınların en önemli sorunlarından olan doğum izni, ilk kez 1930 yılında düzenlendi. Kız çocuklarına mesleki eğitim vermek amacıyla Kız Teknik Öğretim Müdürlüğü 1933 yılında kuruldu. Kadınlara köylerde muhtar olma ve ihtiyaç meclisine seçilme hakları ise 1933 yılında Köy Kanunu'nda değişiklik yapılarak verildi. Kadınlara siyasetin kapısı 1934'te yapılan Anayasa değişikliği ile seçme ve seçilme hakkı tanınmasıyla tam olarak açıldı ve ilk kadın milletvekilleri TBMM'de yerlerini aldı. 1935: 17 kadın milletvekili Meclis'te 8 şubat 1935'te TBMM Beşinci Dönem seçimleri sonucunda 17 kadın milletvekili, ilk kez Meclis'e girdi. 1936'da yürürlüğe giren İş Kanunu ile kadınların çalışma hayatına düzenleme getirildi. Bir yıl sonra da kadınların yeraltında ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılması, ILO sözleşmesi ile yasaklandı. 1945: Doğum yardımı, yaşlılık sigortası Kadınlara doğum yardımı ilk kez 1945 yılında 4772 sayılı yasa ile düzenlendi. Yaşlılık sigortasının kadın ve erkekler için eşit esaslara göre düzenlenmesi ise 1949 yılında çıkarılan yasa ile gerçekleşti. 1950 yılında ilk kadın belediye başkanı Müfide İlhan Mersin'den seçildi. Sağlık Bakanlığı bünyesinde ana çocuk sağlığı hizmetleri verilmesine 1952 yılında başlanırken, gebeliği önleyici araçların satış ve dağıtımının serbest bırakılmasını ve tıbbi zorunluluk halinde kürtaj hakkı tanınmasını düzenleyen 'Nüfus Planlaması Hakkında Kanun' 1965 yılında çıkarıldı. Eşit değerde iş için kadın ve erkek işçiler arasında ücret eşitliğini sağlayan ILO sözleşmesi 1966 yılında onaylandı. 1971: İlk kadın bakan İlk kadın bakan Türkan Akyol, 1971 yılında göreve atandı. Yasal değişiklikle, 10 haftaya kadar olan gebeliklerin kürtajla sona erdirilmesi ve gönüllü cerrahi sterilizasyon yöntemlerine izin verilirken, kürtaj için evli kadınlara kocadan izin alma koşulu getirildi. Türkiye, Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi'ni 1985 yılında imzaladı. Sözleşme bir yıl sonra yürürlüğe girdi. 1985 yılında 'Beşinci Beş Yıllık Kalkınma Planı'nda kadın konusu, ilk kez bir sektör olarak yer aldı ve bu konuda politikalar belirlendi. İlk 'Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi', 1989 yılında İstanbul Üniversitesi'nde kuruldu. Bugün üniversiteler bünyesinde kurulan bu merkezlerin sayısı 13'e ulaştı. 1989: İlk kadın kaymakam 1989 yılında kadınlara da kaymakamlık yolu açıldı. İçişleri Bakanlığı, kaymakamlık sınavlarına kadınların da alınacağını açıkladı. Kadının çalışmasını kocanın iznine bağlayan Medeni Kanun'un 159'uncu maddesi, Anayasa Mahkemesi'nce 1990 tarihinde iptal edildi. Tecavüz mağdurunun hayat kadını olması halinde cezanın indirilmesini öngören Türk Ceza Kanunu'nun 438'inci maddesi, TBMM tarafından 1990 yılında yürürlükten kaldırıldı. Yerel yönetimler özellikle şiddete uğrayan kadınlara yönelik hizmet vermeye başlarken, Türkiye'de ilk kadın sığınma evi, Bakırköy Belediyesi tarafından 1990 yılında açıldı. 1991: İlk kadın vali Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kadın vali Lale Aytaman, 1991 yılında Muğla'ya atandı. 1993'te İstanbul Üniversitesi'nde ilk Kadın Araştırmaları Ana Bilim Dalı açıldı ve yüksek lisans programı vermeye başladı. Aynı yıl Kadın Dayanışma Vakfı, Altındağ Belediyesinin desteğiyle kadın danışma merkezi ve kadın sığınma evini açtı. 1993: Başbakan koltuğunda ilk kez bir kadın Türkiye Cumhuriyeti tarihinde Başbakan koltuğuna ilk kez bir kadın oturdu. Türkiye'nin ilk kadın başbakanı Tansu Çiller, 25 haziran 1993 tarihinde hükümeti kurdu. Nüfusun yarısını oluşturan kadınların Meclis'teki temsil oranı ise yok denecek kadar az seviyede bulunuyor. Kadın milletvekili sayısı erkek milletvekillerinin sadece yüzde 4.2'sinde kalıyor. 1995: 'Mor Çatı' kapılarını kadınlara açtı Açtığı kadın danışma merkezi ile şiddete uğrayan kadınlara danışmanlık hizmeti veren 'Mor Çatı' Kadın Sığınağı Vakfı, 1995 yılında kadın sığınağını açtı. Bu arada, DİE'nin projeksiyonlarına göre, bu yıl ortasında kadın nüfusunun 36 milyon 101 bini bulacağı, erkek nüfusunun ise 36 milyon 743 bin kişi olacağı tahmin ediliyor. Bu yıl için kadınların doğuşta yaşam beklentisi 71.3 yıl olarak hesaplanırken, 2030 yılında ortalama yaşam beklentisinin 76 yıla çıkacağı öngörülüyor. Bu tarihte Türkiye'deki kadın sayısının erkek sayısının önüne geçmesi bekleniyor. 2030 yılında Türkiye'deki kadın sayısının 46 milyon 854 bin, erkek sayısının da 46 milyon 841 bin olacağı tahmin ediliyor. 1997: Kocasının soyadı yanında kendi soyadı Kadının evlendikten sonra kocasının soyadını almakla birlikte, kendi soyadını da kullanabilmesi, 1997 yılında Medeni Kanun'da yapılan değişiklikle sağlandı. Zorunlu temel eğitimi beş yıldan sekiz yıla çıkaran kanun, 1997 yılında yürürlüğe girdi. Aile içi şiddete uğrayan kişilerin korunması için gerekli tedbirlerin alınmasını düzenleyen 'Ailenin Korunmasına Dair Kanun', 1998'de yürürlüğe girdi. İstatistiklerle kadının eğitim düzeyi Türkiye'de 1975-2000 döneminde üniversite mezunu kadın sayısı 56 binlerden 910 bine kadar yükselirken, okuma yazma bilmeyen kadın sayısı, hala yüksek seviyede bulunuyor. 2000 yılı itibariyle Türkiye'de 25 yaşın üzerinde okuma yazma bilmeyen kadın sayısı 4 milyon 625 bini buluyor. Bu rakam erkeklerde 1 milyon 176 bin kişide kalıyor. Buna karşılık, 1975-2000 döneminde kadınların eğitimde büyük mesafe kaydettikleri de görülüyor. Nitekim dönem başında: 1 milyon 920 bin seviyesinde olan ilkokul mezunu kadınların sayısı 7 milyon 644 bine, 167 bin olan ortaokul mezunu sayısı 896 bine, 199 bin olan lise mezunu sayısı da 1 milyon 539 bine çıktı. Üniversite mezunu kadın sayısı da 56 binlerden 910 bine kadar yükseldi. Yıl 2000: Çalışma hayatında kadın 2000 yılı sayımında nüfusun 33.4 milyonluk bölümünü oluşturan kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 39.6 seviyesinde kalırken, 9.4 milyon kadın çalışıyor. Buna karşılık kadınlar işsizlik oranı açısından erkeklere göre daha şanslı görünüyor. Erkeklerde 2000 yılı için yüzde 9.9 olan işsizlik oranı kadınlarda yüzde 7.2 seviyesinde kalıyor. Tarım dışı kadın çalışanların oranı da hızla artıyor. 1997 yılındayüzde 17.7 olan bu oran 2003 yılına gelindiğinde yüzde 20.6'ya çıktı. Tüm bunlara rağmen, kadın ve erkek çalışanların ücret dengesizliği ise devam ediyor. | |
|
![]() |
| En popüler 10 etiket
Bu Konunun Etiketleri
|
| cumhuriyet iş ilanları, dar dokuma iş ilanları, hayat kadını ilanları, iş ilan, lale aytaman hayatı, lale aytaman ın hayatı, mülakat tiyoları, yüksek ücretli iş ilanları, ırak iş ilanları, şirket iş ilanları, |
İş Hayatı - İş İlanları, Kariyer Planlama, Mulakat Tiyoları, Özgeçmiş Hazırlama Konusuna Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Çalıntı Araç İlanları | VooDooSouL | Otomobiller - Arabalar | 7 | 2 Hafta Önce 14:54 |
| Babalık ve Kariyer | Pasakli_Prenses | Baba ve Çocuk | 0 | 3 Hafta Önce 18:52 |
| Kariyer - Kariyer Nedir - Kariyer Hakkında | Demir YumruK | X-Sözlük | 0 | 31-12-2007 22:31 |
| Şehir Planlama | ThinkerBeLL | Meslekler | 0 | 07-04-2007 21:17 |
| Kariyer Nedir? | GusinapsE | Meslekler | 1 | 15-03-2007 02:50 |
| |||||
| vBulletin®, Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd. ~ SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc. Başka adreslerde içeriğimizi paylaştığınızda lütfen kaynak belirtmeyi unutmayınız, duyarlılığınız için teşekkürler. Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz / sorunuz varsa bize ulaşmak için tıklayınız. If you OWN the copyrights to any content we publish or offer for download & you want them to be REMOVED from our web site, please contact us with some proof of ownership of copyright and they will be removed immediately. | |||||