Üye Ol - Soru/Cevap
Geri Dön   MsXLabs MK > :: Akademik Forumlar :: > Siyasal Bilimler
Sponsor Bağlantılar
Cevap Yeni Konu Aç
Eski 15-10-2006   #11 (mesaj-linki)
Cvp: Dünyayı Yöneten Gizli Örgütler

TÜRKİYE ÜZERİNE YAZILMIŞ KOMPLO TEORİLERİNE BİR GÖZ ATALIM ?!

Atatürk’e saldırının ardındaki sırrı, Yaşar Nuri Öztürk açıkladı. `Atatürk ve İslam’ı bütünleştirirsek BOP Projesi biter` !!!!!!
Atatürk’e saldırının ardındaki sırrı, Yaşar Nuri Öztürk açıkladı.

`Atatürk ve İslam’ı bütünleştirirsek BOP Projesi biter`
FATİH ERBOZ’un röportajı
“Atatürk, Hıristiyan emperyalizmine karşı savaş veren, onu mağlup eden ve o mağlup ettiği güçlere karşı ve onlara rağmen devlet kuran tek Müslüman liderdir. Bugün İslam dünyasında Haçlı pergeliyle sınırları çizilmemiş bir tane devlet var mı Türkiye Cumhuriyeti dışında...”
HYP LİDERİ ÖZTÜRK ATATÜRK’E YÖNELİK SALDIRILARI DEĞERLENDİRDİ
"Bu tür belgeler, Türkiye’ye ihanet edenlerin tekrar devreye girmesiyle gündeme getiriliyor. Bunu zaman zaman yapıyorlar.”
ATATÜRK ile İSLAM’ı bütünleştirirsek BOP planı biter!..
“Türkiye’nin başına Ermeni soykırımı yalanını saranlarla Atatürk’ün dinsiz olduğunu içeren sloganları üretenler, aynı adamlardır”
Son günlerde sözde gizli din söyleşilerinin ortaya çıkmasıyla Atatürk’ün din konusuna koyduğu mesafenin varlığı iddiaları tekrar gündeme geldi. Atatürk ve İslam üzerine yazdıkları ile bilinen Halkın Yükselişi Partisi Genel Başkanı Yaşar Nuri Öztürk ile Atatürk hakkındaki iddiaları ve Atatürk’ün İslam’a bakışını konuştuk.

* Atatürk ve din konusu bazı çevreleri neden rahatsız ediyor?

Atatürk’ü anlamak ve dayatmak tabirine dikkat etmek gerekiyor. Türkiye’de iki şey dayatıldı, anlatılmadı. Bunlardan biri İslam’dır, anlatmadılar, dayattılar, birileri de Atatürk’ü dayattı. İkisi de insanımıza kahır çektirdi. Her iki dayatmada da Atatürk dinsiz gösterilmeye çalışıldı. Dinciler, O’nun gerçek dini öne çıkaran tarafından kaçtılar, dinin gerçeğine saygılı Atatürk’ten rahatsız oldular.

* Atatürk’ün İslam dünyasındaki anlamını biraz açar mısınız?

Atatürk, Hıristiyan emperyalizmine karşı savaş veren, onları mağlup eden ve onlara rağmen devlet kuran tek Müslüman liderdir. Bugün İslam dünyasında haçlı pergeliyle sınırları çizilmemiş bir tane devlet var mı ? Türkiye dışında. BOP coğrafyasını şekillendirmeye çalışan süper güç, iki kuvvetten çok çekiniyor; bunlardan bir tanesi Türkiye, diğeri İran. Bu nedenle Türkiye üzerinde tahrip operasyonları yapılıp, Türkiye devleti zayıflatılmak isteniyor. Bilinçaltı, içi boşaltılıyor. Bakın Atatürk’ün İslam dünyası ülkelerinde ortak bir adı vardı: “Müslümanların militan lideri.” Atatürk’e peygamberimizin kim olduğunu soruyorlar verdiği cevap şu: “Benim için esaret tanımamanın sembolüdür.” Kuran-ı Kerim de Peygamberi tanımlarken, “O müminlerin ayağına, boynuna vurulmuş bukağıları da parçalayan peygamberdir” diyor. Atatürk de bunu ifade ediyor. Mustafa Kemal de esaret tanımamanın sembolüdür. ‘Bağımsızlık benim karakterimdir’ diyor. Atatürk, Hz. Muhammed Mustafa’yı böyle anlıyorsa, burada emperyalist batı için çok ciddi bir sorun var demektir. Bu anlayış İslam coğrafyalarına eğer egemen olursa, 21. Yüzyıl batı için yok olmuş demektir. Arnold Toynbee, daha 1940’ların başında, ideolojilerin çökeceğini ve yerine dinlerin geleceğini, parsayı ise İslam’ın toplayacağını söylüyor. İslam’ın kana ve teröre bulaştırılmak istenmesinin altında bu yatıyor. Bunları yapacak olan batı için Atatürk en büyük engeldir. Mustafa Kemal emperyalizme karşı İslam dünyası için stratejik bir reçete ortaya koyuyor. Dincilerin Mustafa Kemal’i dinsiz göstermek için kullandığı bütün sloganlar, İngiliz gizli servisi tarafından üretilmiş. Türkiye’nin başına Ermeni Soykırımı yalanını saranlar ile Atatürk’ün dinsiz olduğunu içeren sloganları üretenler aynı adamlar. Batı, Atatürk’ün hazırladığı reçetenin İslam dünyasında yaratacağı etki konusunda önlemini aldı ve başarılı da oldu.

* Türkiye’de durum ne oldu?

Ama Türkiye’de, Atatürk’ün anavatanında başarılı olamadı. Ne zamana kadar, son çeyrek yüzyıla kadar. Siyasal İslam’ı sahneye sürene kadar. Önce Müslüman mısın, Türk müsün hezeyanını milletin içine sokana kadar. Müslü-man’san Laik olamazsın, laiksen Müslüman olamazsın hezeyanını devreye sokarak Batı siyasal İslamcıların sırtlarını okşadı, ellerine imkan, dilerine slogan verdi Türkiye’yi 3 Kasım seçimlerine getirerek AKP’ye teslim etti.

* Bu tür belgeler neden belirli aralıklarla gündeme geliyor?

Bu tür belgelerin gündeme getirilmesi Türkiye’ye ihanet edenlerin tekrar dev-reye girmeleridir. Bunu zaman zaman yapıyorlar. Zaman zaman filan dış gazete, yazar diyerek bunu oynuyorlar. Mustafa Kemal’in dini mektebe gitmediğinden bahsedilmekte. Ne olacak, Mustafa Kemal’in ilahiyatçı olması mı gerekiyor. Kaldı ki Mustafa Kemal İslam ilahiyatını bir çok uzman kişiden daha iyi biliyor. Mustafa Kemal’in hayatında yaptığı en uzun konuşma 18 sayfalık bir konuşmadır. TBMM konuşmasıdır bu. Onu iyice bir incelemek gerekiyor. 20’ye yakın Kuran ayetini orijinal metninden okumuş, tercümesini yapmış ve hadislerle de açılımını yaparak yorumlamış ve İslam dünyası için oradan reçeteler çıkarmıştır. O gün bu bi-lince ulaşmış ilahiyatçı bulmanız da zordu. Bunlar gizli kalmış belgeler değil, Atatürk’ü İslam dışı göstermenin belgeleridir. Atatürk’ün Arapça duaların Türkçesini halkın bildiğinde dinden tiksineceğini söylediği de iddiaların arasında...... Bunu mesela Süleyman Ateş için söyleseniz geçerli. Bazı duaların hurafe İslam dini tarafından Türk Halkına öğretildiğini söyleseniz, halk bunu anlar. Bu doğru bir cümle olabilir ama bunun için batılının şahadetine gerek bulunmamaktadır. Bunlar Mehmet Akif’de var, Süleyman Ateş’in kitaplarında, benim eserlerimde var.

Utanmıyorlar, sıkılmıyorlar
* İslam’ı din bilmekten bahsettiniz. Bunu Atatürk bakımından açar mısınız?

Atatürk’ün açık beyanları ve icraatı var. Bazı dinin bütününden rahatsız olanlar, Atatürk’e iki yüzlülük isnad ederek utanmadan sıkılmadan şunu söylüyor: Bir dönemde Atatürk onları yaptı da sonradan değişti. Ben sizin Atatürk’ün ölümüne yakın din ile ilgili tespitlerini de ortaya koyarım. Atatürk başarıya ulaşıncaya kadar dini kullandı, sonra dine ters düştü diyenler Ata-türk’ü hiç anlamamıştır. Atatürk’ün din ile ilgili en güzel beyanları, başarıya ulaşıp, Cumhuriyeti kurup, Reis-i Cumhur olduktan sonradır. Atatürk ilahiyatçı da değildir. Bırakın da biraz nakiseleri olsun. Atatürk çok derinini bilmiyor ama yaptığı icraat budur. Bir de Atatürk’ü Tekke ve zaviyeleri kapatmakla suçlarlar. 19. Yüzyıl Türk Tasavvuf hayatı benim doktora tezim. Kuşadalı’yı inceledim. Kuşadalı 1845 yılında esas İslam adına tekkeleri ka-patan, İslam tarihinin devrimci adam-larından biri. Kuşadalı tekkelerin devrini doldurduğunu ve buralardan feyz gelmeyeceğini söylüyor ve bizzat kendi tekkesini kapatıyor. Bunları Atatürk değil Kuşadalı İbrahim söylüyor. Atatürk bunun resmi tescilini yapmıştır. Tekkeleri esas İslam adına Kuşadalı İbrahim kapattı. Bunları batı biliyor, ama bizim insanımız bilmiyor. Bizim insanımızın bilmesinden rahatsız olanlar ise dinin hakikatinden rahatsız olan dincilerle, dinin bütününden rahatsız olan dinsizler. Ortak çalışıyorlar. Şer farikasının ana karakteristiği budur. IMF kazığının arkasında bu kırılma var, AB ihaneti, tasallut ve şerrinin yerleştirilmesinin arkasında da bu var, GB esaret antlaşmasının arkasında da
bu var, Türkiye’nin bölünmesi yönündeki ihanet planlarının arkasında da bu var.

Bir uyduruk rapor daha !!
Geçtiğimiz günlerde, Tarih ve Toplum dergisinde yayınlanan bir haber Batı’nın Atatürk’ten nasıl korktuğunu bir kez daha gözler önüne sermişti. Derginin son sayısında yayınlanan bir haberde Charles H. Sherrill’in 1933’te Atatürk’le din konusunda bir görüşme yaparak rapor hazırladığı ve ABD Dışişleri Bakanlığına gönderdiği iddia edilmişti. İddiaya göre, raporda, Atatürk’ün Kuran’ın Türkçeye tercüme edilmesiyle ilgili görüşleri ise şöyle anlatıldı: “Türk halkının ezberden okuduğu Arapça duaların manasını anladığı zaman tiksineceğini söylüyor. Kuran’dan Arapça bir bölüm okudu. Bu surede Hazreti Muhammed’in amcası ile amca kızının yaptıkları bir şeyden ötürü cehenneme gidecekleri yazıyor. (Tebbet Suresi) ‘Düşünen bir Türkün böyle bir duayı okumaktan elde edeceği dini ilhamı veya dine ilgi göstermesini tahayyül edebilir misin?’ dedi.

Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 16-10-2006   #12 (mesaj-linki)
Cvp: Dünyayı Yöneten Gizli Örgütler


O engizisyonu BİTİREN ADAMDIR
* Batılılar sürekli bu konuda hamle mi yapıyor?

Evet... Atatürk’ü İslam’la bağdaşır gösterdiğiz anda BOP çöker. BOP’un yok olmaması için Atatürk ile İslam koparılmak isteniyor. İslam dünyasının toparlanması için çare Atatürk’ün projesidir.

* Artık bu tartışmaların bitirilmesi gerekmiyor mu?

İki tane din var Mustafa Kemal bunların hangisine karşı. Gelenekçi hurafe dinine karşı. Taliban’ın temsil ettiği dine taraftar mıyız biz. Süleymaniye Camine haç takmak için gelmiş gemiler için buradan gidecekler diyene değil de, İngilizlere ve ABD’lilere teslim olalım, bunlar bu işi halleder diyerek bunu dinle bağdaştırmaya kalkan, Müslüman halk üzerine Şeyhülislam fetvasıyla, Yunan uçaklarıyla Kuvay-ı Milliyeciler aleyhine bildiri atanların din dediğine biz din diyor muyuz? Atatürk, İslam dünyasının Engizisyon dönemini kapatan adamdır. Atatürk’ün karşı olduğu hurafe ve gelenek dini. Batı bunu biliyor, bizdekiler bunu bilmiyor.

* Mustafa Kemal’in dinleri daha çok ahlak ile bütünleştirdiği yargılarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Felsefecilerin hezeyanlarından biridir. Ahlakın kaynağı da dindir. Ahlakın arkasından Allah’ı alırsan ahlak diye bir şey kalmaz. Bunu Kant da söylüyor. Ama Kant ahlakı felsefe de Allah’ın varlığının en temel delillerinden biri olarak kullanıyor. Ben bu sözü böyle anlıyorum. Atatürk de bunu böyle anlıyor. Ama bunu ifade ederken ifade zaafına girmiş olabilir. Ama Atatürk’ün hayatını bütünüyle incelediğinizde benim söylediğim gibi anlaşılması gerekiyor.


Cek-cak’ı bırak Paşa’ya bak..Vurun Emri Vermişti !!!



Doğan Güreş, 14 yıl önce izinsiz uçacak ABD uçakları için “vurun” emri verirken, AKP hükümeti, kuru sıkı tehditlerle milleti oyalıyor.


Tehlikeye dikkat çekmişti
Doğan Güreş, gazetecilere yaptığı açıklamada, “Terör sorununu, Kürt sorunu olarak göstermek için büyük bir çaba var” demişti.

ABD ve kukla Irak yönetimi arasında sıkışan AKP, teröristlerin K. Irak’taki inlerini vurmak için bir türlü eyleme geçemiyor. Oysa, bölgeye yapılan en kapsamlı operasyonlardan birine komuta eden dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Doğan Güreş, ABD’ye kafa tutmuştu.

Kontrol bizde...
PKK’ya malzeme taşıyan ABD helikopterlerinin düşürülmesini emreden Güreş, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin K. Irak’ta bulunduğu yerlerde uçuş kontrol planlarının kendilerinde olduğunu belirtip, izinsiz uçacak Çekiç Güç uçakları için de ‘Vur emri’ vermişti.
Laf çok ama icraat yok!
DIŞİŞlerİ Bakanı Abdullah Gül, teröristlerin Irak’tan, Irak ordusundan elde ettiği silah ve uzaktan kumandalı patlayıcılarla donandığını belirtti, “Uluslararası hukuk çerçevesinde tüm haklarımızı kesinlikle kullanacağız” sözünü tekrar etti.
Dün kafa tutuyorduk
Doğan Güreş, 1992 yılında Kuzey Irak’ta TSK’dan izinsiz uçacak ABD savaş uçakları için “vurun” emri vermişti. Bugün ise AKP, Washington ile kukla Irak yönetimi arasına sıkıştı!
“Güneydoğu’daki bölgesel sorunu, başkalarının söylediği gibi Kürt sorunu olarak nitelendirmiyorum.”
PKK’nın Kuzey Irak’taki inlerini vurmak için ABD ve kukla Irak yönetiminden cevap bekleyen AKP hükümeti, bir türlü eyleme geçemiyor. Oysa, bölgeye yapılan en kapsamlı operasyonlardan birini komuta eden dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Doğan Güreş, ABD’ye kafa tutmuştu. PKK’ya malzeme taşıyan ABD helikopterlerinin düşürülmesini emreden Güreş, Türk havasahası içinde ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kuzey Irak’ta bulunduğu yerlerde uçuş kontrol planlarının kendilerinde olduğunu belirtip, izinsiz uçacak Çekiç Güç uçakları için ’Vur emri “ vermişti. Güreş Paşa, 1 Kasım 1992’de, gazetecilerin Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sınır ötesi harekat konusundaki sorularını cevaplarken şunları söylemişti:

Kökü kazınacak
“Topraklarımıza saldıran, kan döken, bölücülük yapan, cinayet işleyen çeteyi takip ediyoruz. Bize bir daha zarar veremeyecek hale getirmek istiyoruz. Harekatın amacı budur... “ Paşa, 16 kasım 1992’de Ankara’da yaptığı açıklamada ise Kuzey Irak’ta gerçekleştirilen güvenlik operasyonunun ardından sıranın yurt içindeki operasyonlara geldiğini belirterek, ” İçeride de büyük operasyonlar olacak ve bunların kökü kazınacak “ demişti. Güneydoğu’daki sorunu ” bölgesel sorun “ olarak nitelendiren Doğan Güreş, ” Güneydoğu’daki bölgesel sorunu, başkalarının söylediği gibi Kürt sorunu olarak nitelendirmiyorum. Yalnız, böyle göstermek için büyük bir çaba var. Bunun böyle gelişebilmesi için, Türkiye’de bir ayrımcılık olması gerekir. Ancak, Türkiye demokratik bir ülke. Burada öyle bir ayrım yok” uyarısını yapmıştı.

Bugün icraat yok
Bugün ise terörle mücadelede büyük zaafiyet sergileyen AKP iktidarı sınırötesi bir harekat için eyleme geçemiyor. Başbakan Erdoğan önceki gün sınırötesi bir operasyon konusunda ABD ve Irak’tan cevap beklendiğini açıkladı. Dışişleri Bakanı Gül de Türkiye’nin gövde gösterisi yapma arzusunda olmadığını ifade etmişti. Bakan Gül, Financial Times gazetesine verdiği demeçte, Irak hükümetinin kendileriyle işbirliği yapmada tereddüt etmemesini istedi. Gül, “Eğer onlar durduramazsa, biz harekete geçmek zorunda olacağız. Bu, açık” dedi.

DSP: Her koşulda girmeliyiz
Başbakan Erdoğan’ın sınır ötesi harekat konusunda ABD ve Irak’tan cevap beklendiği açıklamasına DSP Genel Başkanı Zeki Sezer’den sert tepki geldi. Sezer, koşullara göre verilebilecek bir sınır ötesi harekatı kararından bağımsız olarak bir an önce sınır güvenliğinin eksiksiz sağlanması konusunda gerekli çalışmaların başlatılması gerektiğini bildirdi.

Kararı biz vermeliyiz
Sezer yaptığı yazılı açıklamada, terörün Kuzey Irak’taki terör kaynağının etkisiz hale getirilmesi ve sınır güvenliğinin tam olarak sağlanmasının önemine dikkati çekti. Sezer, açıklamasında “Terör kaynağının Kuzey Irak’ta etkisiz hale getirilmesi, Irak ve bu ülkede egemen olan müttefikimiz ABD tarafından; buna imkan bulunamaması halinde Türkiye’nin tek başına harekatıyla gerçekleştirilebilir” dedi. Her koşulda Türkiye’nin güvenliğini sınır ötesinde de sağlama hakkına sahip olduğunu ifade eden Sezer, bu hakkını kullanma kararını başka ülkelerin değil, kendi iradesiyle vermesi gerektiğini vurguladı.

ANAVATAN: Tatil lüksü yok
Artan terör nedeniyle Meclis’in olağanüstü toplanmasını isteyen muhalefete olumsuz cevap veren AKP’ye tepki yağıyor. Anavatan Partisi Grup Başkanvekili Süleyman Sarıbaş, bir haftada 15 vatan evladının öldüğü bir ülkede, kimsenin tatil yapma lüksünün bulunmadığını ifade ederek, “Toplayın Meclisi. Meclis, o cephede kanını vatan için dökenlerin yanında olduğunu göstermeli” dedi.

Evlatlarımızı yitiriyoruz
Süleyman Sarıbaş, her gün bir şehit cenazesi kalktığını, son bir haftada 15 şehit verildiğini dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hükümet, yaygara kopardı, şimdi tekrar oturdu. Toplayın Meclisi diyoruz. Bir haftada 15 vatan evladının öldüğü bir ülkede, kimsenin, tatil yapma gibi lüksü yok. Toplayın bu Meclisi, milletin dertlerine çare üretin. ’Meclise gerek yok, o tatil yapsın’ diyorlar.” Vergilerin emeklilerden, yoksullardan alındığını da ifade eden Sarıbaş, vahşi düzen, vahşi kapitalizmin, IMF programlarının böyle kurgulandığını söyledi.


Misyonerliğin asıl amacını korkmadan anlatan ESKİ BİR PAPAZ : İLKER ÇINAR !

İlker Çınar ile tanışmam çoğumuzunda izlediği Ceviz Kabuğu adlı tartışma programı ile oldu.Misyonerlik faaliyetlerinin anlatılacağı bir konuydu bu söyleşi,dikkatimi çekmişti,çünkü misyonerlik faaliyetlerinin görülenin ardında birde görünmeyen,yani aynanın arkasındaki yüzünü eski bir papaz olan biri anlatacaktı.Konu her Türk gencinin dikkatini çeken komplo teorilerini üzerinde barındıran sinsi bir oyundu.Burdan sonrasını İlke Çınar`ın ağzından dinleyelim NOT:Aşağıdakiler bir röportajdandır;Ceviz Kabuğu Programındaki söyleşi değildir...)




Uluslararası Protestan Kilisesi’nin Evanjelik Başpapazı iken İslam’a dönen İLKER ÇINAR “Misyonerlik belasını unutturmayacağız” diyor ve ekliyor: BUSH, DÖRT DÖRTLÜK BİR MİSYONER!


İlker Çınar... Protestan, Evanjelik bir ruhani lider iken Müslüman oldu. Şimdi ülkemizdeki misyonerlik faaliyetlerini deşifre ediyor. Hıristiyan camiası ve misyonerlerin ateş püskürdüğü Çınar, ölüm tehditleri alıyor. Misyonerliğin içinden gelen eski papaz Gerçek Hayat’a şoke edici açıklamalarda bulundu.




İlker Çınar, kıdemli bir papazdınız ve misyonerlik faaliyetlerinin, Hıristiyanlaştırmanın tartışıldığı bir dönemde İslam’a döndünüz. Neden, nasıl oldu bu?
Ben Tarsus Uluslararası Protestan Kilisesi’nin Başpapazı, Pastörü olarak görev yaptım. Hıristiyan teolojisi ve misyonerlik konularında 10 yıldan fazla yüksek öğrenim gördüm. Tarsus Protestan Kilisesi’ni ben kurdum.
Ne zaman kurdunuz kiliseyi?
2002 yılında.
Sonra?
Sonra bu kiliseye misyonerler geldi. Onlarla birlikte çalışmalara başladık.
Ne çalışması?
Tabii ki Hıristiyanlaştırma çalışması. Başka ne olacak?
Biliyorsunuz, Protestanlığın Evanjelik koluna bağlı olanların, kıyameti başlatmak için çalıştıkları, Irak’taki işgalin sebebinin Evanjelizm olduğu belirtiliyor. Bush da Evanjelik nitekim. Siz de Evanjelik miydiniz?
Evet biz Evanjelik’tik. Protestan’dık ama evanjelik’tik. Yani Bush’la aynı mezheptendik. Şimdi Bush’un köleliğinden kurtulduk. Evanjelik, “Müjdeci” demek. Bush, canla başla, kanlı müjdesini İslam topraklarına yayıyor.
Büyük Ortadoğu Projesi’nin de Evanjelik yaklaşımın bir ürünü olduğu doğru mu?
Doğru tabii ki. Evanjelikler, kendilerine vaadedildiğine inandıkları “İncil Ülkesi”ni ele geçirmek için sert, şiddetli tutumlar benimsiyorlar. Gizli, uzun vadeli planlar yapılmış ve bu planlar hayata geçiriliyor.
Müslüman oluşunuzun Pentagon’da gündeme getirildiğini açıklamıştınız. Bunun anlamı ne?
Bizim Müslüman olmamız Pentagon’da konuşulmuş, evet. Bunları uydurmuyorum. Dikkat çekmek için de söylemiyorum. Hıristiyan dünyasında, kiliseler ile siyasi çevreler arasında bağlantılar, kanallar vardır. İçeriden biri olarak, bu bilgileri duyabiliyorum.
Sizi ölümle tehdit edenler kimlerdi?
Türkiye’nin doğusunda yaşayan Alman asıllı bir misyoner beni ölümle tehdit etti. Amerikalılar ise bana İncil’den Romalılar bölümünün, 6. kısmındaki 11. ayetten cümleler göndererek beni tehdit ettiler.
Ne yazıyor orada?
“Öleceksin” yazıyor. Aldığım istihbarata göre 1 ay içinde bana suikast düzenleyeceklermiş.
1 ay mı?! Kim söyledi bunu size?
İstanbul’daki bir kiliselerden aldım bu bilgiyi. Hıristiyan camiada bulunan bir arkadaşımız var o bildirdi. Bizi uyardı.
Bush da bir nevi misyoner mi? Afganistan’a saldırmadan önce “Bu bir Haçlı Seferi” demişti?
Bush kendisi, dört dörtlük bir misyonerdir. Misyonerlerin tatlı dille yaptığının aynısını o silahlarla yapıyor. Tanrının askeri sayıyor kendisini. Evanjeliklerin beklediği Armageddon savaşını başlattı Bush. Yani kıyamet savaşını.
Misyonerler, Haçlı Seferinin bir parçası mı?
Misyonerler birer Haçlı askeridir. Tarihte 8 Haçlı Seferi düzenlendi silahlı olarak. Dokuzuncusu silahsız olarak düzenleniyor ve etkisi diğerlerinkinden kat kat fazladır. Misyonere sorarsan: “Silahın nedir?” diye, “İncildir” der. Bu, Haçlı ruhunun ifadesidir.
Misyonerler Türk milletine nasıl bakıyor?
Onların gözünde Türk = Müslüman. Batıda ülkü birliği oluşturan asıl şey de Türk düşmanlığıdır. Türk’ün dini, dili, ırkı, kültürü, karakteri bakımından Müslüman olduğu kesindir onlar için.
AB hakkında ne diyeceksiniz?
Avrupa Birliği kesinlikle bir Hıristiyan kulübüdür. Önceden bizim kulübümüzdü, ben o kulüpteydim. AB’li yetkililer Türkiye’ye geldiklerinde ilk önce kiliselere koşarlar. Durumu görmek, Haçlı Seferinin ne aşamada olduğunu anlamak için. Bize sorular sorarlardı, bizi denetlerlerdi. AB’nin uyum yasaları, Hıristiyanlığa uyum yasalarıdır. Yarım üyelik, şartlı üyelik adı altında bizi yarı sömürge haline getirecekler.
Kitap yazıyormuşsunuz?!
Hıristiyanlıkta, misyonerlik camiasında dönen dolapları anlatıyorum. Bitmek üzere. Biraz biyografik; misyonerlikteki stratejiler, metotlar, hedefler anlatılıyor. Bu kitapta “Bir başpapaz neden Müslüman oldu?” sorusunun cevapları olacak. İsimleri de vereceğim. Misyonerliği tamamiyle deşifre edeceğim. Misyonerlerin milyarlarca doları havaya uçmuş olacak inşallah.
Kitabın adı ne olacak?
“Başpapazken neden Müslüman oldum?”gibi bir adı olacak. Sabahlara kadar yazıyorum. 1 aydır çalışıyorum kitaba. Kısmetse yakında tamamlanacak.
Misyonerlerle nasıl bir işbirliği yaptınız?
İşin para, finans kısmını onlar halletti, bilgi kısmını ben üstlendim. Faaliyete başladık. Bu kilise; Avrupa ve Amerika tarafından, Dünya Kiliseler Birliği tarafından da tanınmakta, desteklenmektedir. İstanbul’daki İncil Bilgilendirme Merkezi tarafından; Van Hakkari, Kilis ve Şırnak’taki faaliyetler için görevlendirildim. O illerde de kilise kurma yetkisine sahiptim.
Pardon, kiliselerin faaliyetleri arasında misyonerlik var mıdır?
Batı’da bulunan her kilisenin programında Doğuda misyonerlik faaliyeti gösterme zorunluluğu vardır. Her kilisenin ‘Doğu programı’ bulunur.
Peki, sizden ne yapmanız istendi?
Aleviler ve Kürtler arasında faaliyet göstermemiz istendi. Biz buna pek yanaşmadık. Tepkiler geldi.
Kim emir verdi, tepki gösteren kim?
Bizim misyonerlik organizatörümüz Jim Mc Donalnd’dır. Ondan emir aldık.
Jim Mc Donald Türkiye’ye mi geldi?
Tabii ki evet. Türkçe eğitimi aldı burada. Ben Türkçe İncil dersi verdim kendisine. Mark Johnson ve Kore asıllı Paul Kim adlı misyonerler de gelmişlerdi. Bunlar CAMA adlı misyoner grubunun üyeleriydi.
Bu misyoner grubuyla beraber, Türk halkına ne anlatıyordunuz?
Bir kere bizim öğrettiğimiz Allah inancı ile Kuran’daki Allah inancı aynı değildi.
Yani?
Biz, ‘İslam’ı çürütme’ tekniği ile çalışıyorduk, maalesef. Akademik çevreye akademik, sokaktaki adama sokaktaki adam gibi yaklaşıyorduk. Makyavelist bir yaklaşımdı bizimki. Sosyoloji ve psikolojiyi iyi biliyorduk. Sevgi dolu gibi görünüyorduk. İnsanlara para, iaşe yardımı yapıyorduk. Onların güvenini kazanıyor, sonra onları bir boşluğa düşürüyorduk.
Ne boşluğu?
“Bak Avrupa modern ve Hıristiyan ama sen Müslüman ve aşağıdasın” diyorduk.
Bu söz etkili oluyor muydu yani?
Biz bu etkiyi uyandırmanın eğitimini aldık diyorum size. Ben Türkiye için yetiştirilen en önemli 10 adamdan biriydim.
Birkaç gün önce bir pastör, bir ruhani lider idiniz. Şimdi bambaşka şeyler söylüyorsunuz.
“Veni, vidi, vici” [Geldim, Gördüm, yendim. – Büyük İskender.] Ben de geldim, gördüm, konuşuyorum işte. Misyonerler emperyalistlerin öncüsü, siyonistlerin işbirlikçisidir. Türkiye’yi “Bible Land” [İncil Ülkesi] olarak görüyorlar. Irak’ı Hıristiyanlar aldı işte. Asıl vaadedilmiş kutsal Hıristiyan toprakları Anadolu. En önemli 7 kilise buradadır. Tanrı “99 işi ben yapacağım, 1 işi sen yap ve savaş” diyor İncil’de. Buna inanıyorlar. İncil’de tüm kutsal topraklar, Mezopotamya, Anadolu ve Ortadoğu vaadedilmiş. Harran’da 48 bin dönüm arazi Amerikalılar tarafından satın alındı! Görmüyor musunuz?
Ciddi misiniz?!
Oraların Amerikalılara satılışına aracılık eden emlakçılardan biri kilisemizin üyesidir, tanıdığım biridir.
Şimdi, siz Alevilere ve Kürtlere Hıristiyanlık propagandası yapmak istemediniz...
Misyonerlerin söyledikleri tamamen yalandır. Silahla yenemeyeceklerini anladıkları için azınlıkların ayaklanmasını sağlamak istiyorlar. Kültürel yapıyı, bağı kopararak...
Hıristiyan yapılan Aleviler, Kürtler aslında Hıristiyan kabul edilmiyorlar fakat, öyle mi?
Dedim ya, ben baş papazdım, inanmıyor musunuz? O zavallılar yalnızca Hıristiyan’a benzetilmiştir. “Haleluya” dese de, kilisede mum yaksa, vaaz dinlese, Meryem Ana’ya yakarsa da... Asıl Hıristiyan onun çocukları kabul edilir. Bunun için biz akademide çocuk eğitimi, çocuk psikolojisi, teoloji, psikoloji, sosyoloji, tarih, mitoloji, yorumlama sanatı, dilbilgisi, hitabet, karşılaştırılmalı İslam... dersleri aldık.
Karşılaştırmalı İslam mı? O ne?
Kuran’daki bilgileri İncil’le karşılaştırıp, sonra Kuran’dakilerin sahte olduğunu söylerdik.
İslam’ı kötülemek için yani?
Yobaz olarak gösterdik Müslümanları, şimdi de terörist olarak gösteriliyor. Müslümanlar, yobazlıktan teröristliğe geçtiler, farkında değil misiniz? Bunu kim yaptı? Cami, tespih, başörtüsü denilince akla artık makinalı tüfek geliyor! Bunu Hıristiyan misyonerler ve Batılı siyasiler hep birlikte başardı.
Yani işin siyasi yönü ile misyonerlik içiçe?
Her şey içiçe. Mesela Türkçe’nin İngilizceleştirilmesi, mesela turizmin yayılması, televizyonlardaki yayınlar bunun bir parçası.
Ne zaman Müslüman olmaya karar verdiniz?
2 hafta önce Müslüman oldum.
Birdenbire mi?
Ben İslam’ı da iyi araştırdım.
Bir yandan ‘İslam’ı çürütme’ faaliyeti içindeydiniz, fakat bir yandan da...
Evet, biz Muhammed’in sapkın din adamı Bahira tarafından eğitildiğini söylerdik insanlara.
Fakat şimdi İslam’a döndünüz?
Elhamdülillah. Ben Türk’üm, İslam’ı seçtim. Şu anda Hıristiyanlığı putperestlik olarak kabul ediyorum. İslam’da takiyyecilik, ikiyüzlülük yoktur. Zaten, Hıristiyanlığı eleştirmeye, sorgulamaya başlamıştım. Allah nasip etti, hidayete erdim.
Peki ya yıllarca Hıristiyan yaptığınız, kilisede vaaz verdiğiniz insanlar? Onlara ne diyorsunuz?
Hıristiyan cemaate de duyuruda bulunuyorum. Yumuşak bir dille hakikati söylüyorum. Onlar arasında İslam’a dönen bazı kişiler var.
Artık papaz değilsiniz. Yani işinizi, maaşınızı kaybettiniz? İyi kazanıyor muydunuz?
Evet. Lüks bir yerde oturuyorum. Herkes bilir. Rahat bir hayatım vardı. Fakat artık Müslüman’ım, elimi taşın altına koydum. Kayıplarımı, parayı hesap etmedim. Şu anda gönlüm zengin. Çünkü Müslüman’ım. Çok şükür bizi bağlayan zinciri, boynumuzdaki halkayı kırdım. Hıristiyanlaştırılanlar, misyonerlerin, Batı’nın kölesi durumunda. Ben bu zincirden kurtuldum.
Medyadaki misyonerlik tartışmalarına ne diyorsunuz?
Hiçbiri kuru laftan öteye geçmez. Hıristiyan misyonerler gerçeği çarpıtıyorlar. İnanç özgürlüğü sözü geçince, herkes öyle kalakalıyor. Bu halkı soytarı durumuna düşürüyor misyonerler. İnsanların cebine 3-5 bin dolar koyunca, zavallılar her şeylerini satıyor!
Camiye gidiyor musunuz?
Cumaya gittim. Hoca kürsüden bizi selamladı, bağrına bastı. Ne kadar mutlu olduğumu anlatamam. Harikaydı.
Kilise ile cami arasında ne gibi farklar var?
Ben kilisede, camideki manevi havayı göremiyorum. Kilisede hep rol var, kilise şov mekanıdır. Camide samimiyet var. Cami hakikaten Allah’ın evi. Camide huzur buluyorum. Kilisede ikiyüzlülük hakim. İnancında samimi olanlara sözüm yok, yanlış anlaşılmasın. Benim hayatım kilisede geçti. Fakat şu bir gerçek ki, misyonerler Hollywood aktörleridir. Mel Gibson bunların eline su dökemez. Bir misyoner kendi niyetini gizler ve size öyle yalanlar söyler ki gözyaşlarınızı tutamazsınız.
Son olarak ne diyeceksiniz?
Allah sonumuzu hayreylesin. Misyonerlik belasını unutturmayacağız. Allah’ın izniyle, Muhammed aşkıyla tam yol ileri!
Çok teşekkürler İlker Bey.
Allah’a emanet olun.
Siz de.
Allah razı olsun.

Son Düzenleyen Misafir; 02-02-2007 @ 00:58.
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 18-10-2006   #13 (mesaj-linki)
Komplo Teorileri 1

Komplo Teorileri 1

AKSA JAKOBENLER

Jakobenler Yahudi asıllı Franzsız zenginleri Fransa’nın 80 ilinin 60’ın da isyan çıkarıp halkı ayaklandırdılar.Devrim için yapılan isyandan sonra bütünlüğü bozulmuş olan ülkeye Alman orduları doğudan ve kuzeyden İngilizler de batıdan ve güneyden saldırdılar.Fransa bitmiş tükenmiş çaresiz haldedir.Jakobenler 1789 devriminden sonra 2 Haziran 1793 te Maximillian Robespirre başkanlığında yönetimi ele geçirdiler ve kısa zamanda işgal güçleri ülkeden def ettiler.Tüm dünyadaki gibi Fransa’nın da ekonomisi Yahudilerin elindeydi Jakobenler tahılda spekülasyon yaratıp yapay bir buğday darlığı yarattılar buda çok geniş bir açlığa yol açtı halk kısa zamanda ayaklandı şimdiki anlamıyla Fransa da sosyal patlama yaratıldı.Bu Jakobenlerin torunları şimdi Amerika da Amerikan siyasetine yön veriyorlar her dönemde aynı saldırgan sapık siyaset, sadece isimleri renkleri değişiyor sayıları 20 aşmayan “ think-thank Yahudi sermayeli resmi olmayan kuruluşlar.Washington’un izlemesi gereken politikayı belirliyorlar gibi gözüküyorlar ama bunlar Kuru Kafa ve Kemikler Tarikatı, İlluminati Tarikatı’nın senaryosunu yazıp uyguladığı Yeni Dünya Düzeni’nin piyonları,Türkiye içinde son derece düzgün tıkır tıkır saat gibi işleyen sapık kıyamet senaryoları üretmekteler.Jakoben torunu Amerikan aydınları pkk terörünü kürtlere kimlik kazandırma misyonu olarak görüyorlar.ABD ve İsrail’in himayesinde kurulan kukla kürdistan ile kürtler siyasileşecek,kendi güvenliği için Türkiye’nin kırmızı çizgilerini Ortadoğu’da çiğneyerek 50 yıldır müttefik gördüğümüz ABD bizi saf dışı edip Kuzey Irak’ta ikinci bir İsrail kurup petrol gelirleri ile Kuzey Irak’ta ki Kürtleri refah içinde yaşatıp intihar saldırıları ve aşiret savaşları yüzünden devretmediği Irak yönetiminde kürtlere yer verecek.Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu da ki Türkleri de etkilemeye çalışacaklar.Türkiye’de yayılan Amerika karşıtlığı Genelkurmaydan gelen Amerika karşıtlığına “ gayet normal” açıklaması vb işlevler sonrası think-thanklar Türkiye’ye savaş açtı.25 yıllık planın 5 yılı kaldı 1984 de başlayan pkk terörü ile şimdiki kurulan kukla kürdistan devletinin amacı aynı Türkiye de ki Türklerin yaşadığı GAP bölgesini kontrol altına almak Kuzey Irak ta ki kürtlerin petrol gelirleriyle artan refah düzeyine imrenen Doğu ve Güneydoğu Anadolu Türklerimiz İsrail ve Amerika’nın himayesine girmeyi isteyecekler isyanlar başlayacak GAP bölgesine kürt bayrakları asılacak azınlık olduklarını kabul ettikleri anda tamamen iş bitmiş olacak.kürt sorunu 100 yıl önceki sömürgecilik düzeni,şimdi demokrasi insan hakları ile ülkeleri teslim alıp ulus devleti parçalayıp yerine kukla devletler yaratmadır. GAP bölgesinde Amerikalı ve İsraillilerin toprak aldıkları hamile Yahudi kadınların gelip Urfa Diyarbakır’da doğum yapmaları ve şimdiki İsrail Genel Kurmay Başkanı Diyarbakır doğumlu Moşe Yaalon’un asker kaçağı olduğundan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarıldığı hiçbir yerde açıklanmıyor.Bölgede pkk ile ilişkisi olmamış saygın kişiler ve şirketler İsrail ve Amerika adına toprak alıyor.GAP bölgesi elimizden gidiyor Filistin gibi topraklarımız satılıyor.Zaten ellerindeki medya ile Amerikan karşıtlığı potasını eritip istediklerini yapacaklar think-thank lerin yazdıkları sapık senaryolar da saat gibi işlemeye devam edecek.Bu düşünce kuruluşları Amerikan yönetimi için Türkiye’ye karşı savaş başlattı Metal Fırtına kitabı da bir psikolojik savaştır halkın beynini ele geçirmedir bunu yaptıkları anda zaten ülkeyi de ele geçirdiler demektir..Kitap İngiliz ve Amerikan kaynaklıdır kitabın en az bir bölümünün asıl metni İngilizce’dir kitapta Türk ordusunun silindir gibi ezileceği Amerikan ordusunun yenilmez süper güç olarak gösteriliyor T.S.K kuvvetlerinin dağlara fare gibi kaçtıkları gibi asılsız iğrenç iddialara yer vermişler Amerika ordusu serseri çapulcu sivil hayatında dikiş tutturamamış sırf macera için askerlik yapan paralı askerlerden oluşur.Yenilmezliği falan yoktur.Bu iki yazara da Türkçe ye çevrilmek üzere verilmiştir.Amerikan düşünce kuruluşları think-thankler halkın beynini ele geçirdikten sonra devreye George Soros giriyor aslında George Saros değil tüm dünyada iktidar kuran bütün siyasilerin okumak için aldıkları Rhodes ve Rockefeller burslarınındı arkasında olan Rothschild ve Rockefeller aileleri vardır bu ailelerden Rothschild ailesi 2000’li yıllara 3 Trilyon dolar Rockefeller ailesi de 2 Trilyon dolar servetle girdiği biliniyor.Yahudiler için bir vatan gerekliydi vatanda Siyonizm’in birinci efsanesi Kudüs’te bir Yahudi devleti her şey hazırlandı ancak Yahudiler yaşamlarını işlerini bırakıp göçe zorlanmalıydı Hitler’in yükselişin de dünya bakancılık ve enerji sektörünü tekelinde bulunduran iki ailenin olduğu ayrıca Amerikan Merkez Bankası olarak gördüğümüz Federal Rezerv Bank’ında sahipleri olduğu söyleniyor.Bu aileler tüm dünyadaki sivil toplum kuruluşlarını örgütlüyor.Türkiye de ki sivil toplum kuruluşlarınabir yılda 1 milyar dolar para aktardılar.Amerika da ki Yale,Oxford,Harvard Üniversitelerine de kaynak aktarmaktalar.Bu üç üniversiten mezun olanlar Amerikan yönetimine gelmekteler Yale’nin 2005 bütçesi 35 milyar dolar Oxford’un 30 milyar dolar Harvard’ın ki 28 milyar dolardır Bu üç üniversitenin bütçesi Türkiye’nin dış borcuna yakın sayılır. Rothschild ve Rockefeller Amerika’yı iç borç verip vergi geri dönüşü ile sömürmekte .Bu iki ailelerin Türkiye de ki ayağı TÜSİAD tır TÜSİAD da Rothschild ve Rockefeller’ların işlerini Türkiye de üslenmiş durumda TÜSİAD’ın Türkiye de ki misyonu borsa spekülasyonu yaratmak para ile oynamak değil ekonomi için de zaten borsa önemli değil TÜSİAD’ ın görevi döviz kurları ile oynamak. Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nı markaja aldıktan sonra tamamen by-pass edip kuru istediği gibi yükseltip sanayi-üretim ekonomisini vurmak kuru düşürüp bankacılık sektörünü çökertmek kurdaki ufak oynamalar ile bile ekonomi zorlanıyor şimdiki gidişata bakarsak petrol fiyatları çıktıkça Türkiye ödeyeceği fatura artacak kurlar yukarı fırlayınca kamu zamları gelecek ülkedeki tüm sermaye hareketleri sıkışacak ve kilitlenecek sonuç gene aynı olacak Türk ekonomisi gene batacak.Kasım 2000,2001 Şubat krizleri Amerikalı spekülatörler ile yapıldığı gerçeğini kabul etmeyenlerimiz var.Bankaların içlerini boşaltanları ihaleye fesat karıştıranları Amerikalılar yaptı demiyorum ama hazinenin içi bir gecede 50 milyar dolar boşaltıldı ve piyasa da 10 milyar dolarlık döviz spekülasyonu yaratarak koca ülkeye yıktılar.Merkez Bankası Müdürü Gazi Erçel Bildenberg toplantılarında kendi yandaşlarına haberi uçurdu.Türkiye’yi ABD’nin kucağına oturtup bir günde % 50 fakirleşip 20 milyon insanı işsiz bırakan esnafı kan ağlatan sürecin sorumlusu Büyük Klüp,Rotary,Lions ,Bildenberg’in üyeleri olan holding patronlarıdır TV de çıkıp battık yandık diye timsah gözyaşları akıtarak milleti salak yerine koydular hepsi zaten bütün Türk Lirası mevduatlarını dövize çevirdi göstermelik olarak ta bunlara ve ahbaplarına haber uçurdu diye Merkez Bankası Müdürü yargılandı.Kurtarıcı olarak da Kemal Derviş gönderdiler.Türkiye’yi güçsüz düşürüp IMF olan 1.5 milyar dolarlık borcu ötelemeyip dilenci durumuna düşürüldük.Şimdi Türkiye Amerika ilişkisine bakarsak Amerika bir fil Türkiye koyun durumun da ,Amerikan yönetimi “Ben dev bir fil sen ise mecburen koyunsun gel yatağa girelim muhabbet edelim ”diyor.Amerikalılar ne yapacakları işine önce film çekip,kitap yazıp harekatın denemesini yapıyorlar bunu yapmaları da ki amaç işgal edilecek ülkenin nabzını ölçmek gelecek tepkiler ile planlarını yeniden oluşturmak , yeni çektikleri sinema filmlerinden birinde Türkiye’nin Polonya Büyükelçiliği beyaz kadın ve uyuşturucu ticareti merkezi gösteriliyor Batı Yakası yapımda Türk ailesi aşağılanıyor vb yapımlar olacak.Amerika artık kendi toprakları için oluşturduğu halkına tattırdığı refahı korumak için savaşmak zorunda 200 yıllık bir ülke Türkiye,İran,Rusya gibi 1000 yıllık ulus devlet anlayışı yok halk ancak para ile bütünleşiyor.Bitmek bilmeyen stratejik araştırmalar analizler yapmak zorunda,yaptığı sinema filmleri çıkardığı kitaplar ile hedefleri önceden belirleyip belli bir süre göz hapsi sonrasında tehdit süreci bahane araçları olan nükleer,kimyasal silah varlığı İran yılardır kaynayan ülke Muhammed Hatemi tarafından biraz rahatlatıldı İran derin devletini başı olan Muhammed Rafsancani 1999 ve 2000 de ki öğrenci olayların da İran istihbaratı SAVAMA ile suçsuz o kadar insanı fişledi ki ülkede temiz insan kalmadı sürekli kaybeden bir toplum oluştu her an İsmail Cem’in hiç ağzından düşürmedi sosyal patlama oluşabilir.Amerikan yönetimine göre İran’ı karıştırmak kolay 20 milyon Azeri 5 milyon kürt yaşıyor.İran Irak ve Afganistan gibi dışarıdan yönlendirmeyle yıpratılıp parçalanacak bir ülke değil. 2 kere İngilizler desteği ve bir kerede Sovyet desteği ile Azeriler ayaklanıp devlet kurmaya çalıştı hepsi kanlı bir şekilde bastırıldı.11 Eylül den sonra İran yeteri kadar zayıf görünseydi atılan iftiraların daha ileri boyutlarındaki iddiaların hedefi olarak işgal edilecekti.Suriye ve İran birine yapılan bir ABD saldırısında diğeri otomatikman savaşa gireceği bir anlaşma yaptılar.ABD kürtler ve Azerileri kullanarak İran’ zayıflatıp işgal edebilir bunun içinde Türkiye’ye ihtiyacı var Kuzey Irak’ta ki kürt devleti ve çuval geçirme olayından sonra Türkiye’den destek bulamaz, yapılacak CİA kurduğu üretilen kimyasal silahların direkt olarak İsrail’e satan Yalova da ki AKSA AKRİLİK A.Ş adı altında çalışan kimyasal silah üreten bu tesisi İran’dan atılan bir Amerikan füzesi ile tesisi vurup İran’dan Türkiye’ye kimyasal bomba atıldı denilip İran-Türkiye savaşı çıkarıp bir taşla iki kuş vurmak.Türk halkının % 82 si Amerika’yı açık tehdit olarak görüyor şimdi ki durumda ve gidişatta ne AKP ’nin ne de şimdiye kadar gelmiş yönetimlerin suçu var
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 19-10-2006   #14 (mesaj-linki)
Komplo Teorileri 2

Komplo Teorileri 2

PATRİK VATİKAN

Ruhban okulunun açılması için planlı bir biçimde yılmadan mücadele veren Fener Rum Patrikhanesi,hedefine yavaş yavaş ulaşıyor.Türkiye Cumhuriyeti Kanunlarının engellemelerinden kurtulmak için Fener Rum Patrikhanesi,Lozan Antlaşması gereğince azınlık statüsünden dolayı,Patrik ve kendisine bağlı 12 metropoliti ancak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan ruhaniler arasından seçilebilir.Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinin uygun görmediği,onaylamadığı herhangi bir ruhani bu göreve aday bile gösterilemez.Bu kısıtlamadan dolayı Fener Rum Patrikhanesine Vatikan Statüsü verme düşüncesi yani Ekümenlik talebinin nedeni budur.Ekümenlik damgası altında Kostantinople olarak çalışan Patrikhane,Türk ve Rum işadamlarının satın alıp hibe ettikleri gayrimenkulları İstanbul'u sorunlarından kurtarma projeleri,restorasyon,yeniden doğuş gibi gösterip.Şehri esas kimliğinden çıkarıp.Birleşmiş Milletler,Avrupa Birliği,UNESCO ve Dünya Kiliseler Birliği gibi kuruluşların parasal yardımıyla şehrin eski bizans ve Hıristiyan çehresi ön plana çıkaracak ve sonrasında Mülkiyetine sahip olduğu çevre arazileri yerleşime kapatarak,kendi kontrolüne almaya çalışılacak.Proje Fener ve Balat’ın yeniden doğuşu projesiyle başladı.Türkiye'de büyükelçilikleri bulunan tüm Hıristiyan ülkeler,Patrikhane civarında yeni adıyla Kostantinople de birer Din Ataşeliği açacak.Bunlar bir süre sonra Vatikan olacak İstanbul da gelecekte Hıristiyan devletlerin büyükelçilikleri olacak.Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, UNESCO gibi uluslar arası kuruluşlar tarihi İstanbul’u Açık Şehir haline getirecek,Türkiye'nin hükümdarlık hakkı tartışmaya açılacak.Türkiye artık bu gelişmeler sonrasında yaşanacak olayların önüne geçemeyecek.Başta Birleşmiş Milletler,Avrupa Birliği,Dünya kiliseler Birliği,UNESCO gibi birçok uluslar arası kuruluş, tarihi İstanbul’un restorasyonunda katkı sahibi olacak.Şehrin bizantinist ve Hıristiyan karakteri ön plana çıkarılacak.Sonuç olarak şehir bu haliyle dünyaya açık bir ortak şehir haline getirilince, dini ataşelikleriyle, kültür mozaiğiyle artık bir Türk şehri değil, şimdilik sembolik de olsa 300 milyonluk Ortodoks dünyasının kalbi ve kıblesi olacak.Bu safhada Patrikhanenin önderliğinde bizans yeniden inşa edilmiş olacak.Önce İstanbul'un tamamı,kademeli olarak da boğazların Avrupa yakasındaki topraklarımız elimizden çıkarılacak.Ekonomik darboğazlarla boğuşan,dış baskı ve ambargolarla bunalan, yeniden hortlayan pkk terörü ve sözde dost komşularıyla boğuşan Türkiye bu safhada dünyayı karşısına alamayacak,mücadelede edecek ama hiç bir yerden destek de bulamayacak.1941 yılında Fener'de yanan kilisenin yapılmasında maddi destek veren Panayot Angelopulos.Olympic Havayolları sahibi,Fener Patriği yurt dışına çıktığı zaman Angelopulos’un,tahsis ettiği uçaklara biniyor.Olympic Havayolları sembolü kaldırılıyor yerine bizans bayrağı geliyor.Bartholomeos yabancı ülkeleri Bizans Devlet Başkanı sıfatıyla ziyaret ediyor.Rahmi Koç,İstanbul Heybeliada'da Ruhban Okulu'nun açılması ile ilgili ”Biz ne dersek diyelim,Fener Rum Patriği Bartholmeus'u tüm dünya ekümenik olarak tanıyor.Ben de Patriği,Papa ile bir tutuyorum,Papa İtalya’ya ne getiriyorsa,Patrik de Türkiye'ye onu getirebilir” diyor. Vatikan ile İtalya arasında imzalanan Lateran Antlaşmasına göre:İtalya,Kutsal Papalık Makamı’nın egemenliğini tanır.İtalya, Papa’nın Vatikan da ki egemenlik otoritesini ve mülk sahipliğini tanır.Vatikan Kenti'nde yasayanlar, Papa’nın yönetimi ve egemenliği altındadır.İtalya Cumhuriyeti, Katolik Kilisesi'ne,her derecede okul ve eğitim enstitüsünü serbestçe açma hakkini tanır.İtalya Cumhuriyeti,din kültürünün değerini anlayarak ve Katolik Kilisesi ilkelerinin İtalyan halkının tarihi mirasının bir parçası olduğunu düşünerek,Üniversiteler hariç,her düzey ve derecedeki devlet okullarında Katolik dininin öğretileceğini garanti etmeyi sürdürecektir."Vatikan’a bağlı papazlar ve diğer din adamları İtalya devleti tarafından askere alınamazlar.İtalya Hükümeti, Papa'ya bağlı Rahip, Papaz ve Din Adamlarına,Devletin ordusunda, manevi destek sağlamak amacıyla, makam verecektir.Bu anlaşmanın aynısı ekümenlik verilmesi halinde Patrik ve Türkiye Cumhuriyeti arasında imzalanacak.Fener Rum Patriği’ne ekümenik unvan verilmesi isteyen yalnızca Rahmi Koç değil.Amerika en üst düzeyde Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne bu yönde baskılarını sürdürmektedir.Avrupa Birliği’ne girme yolunda Türkiye'nin bugüne kadar imzaladığı, yazılı kabul ettiği tüm anlaşmalarda,Fener Rum Patriği’ne ekümenik haklarının tanınması ısrarla yer almıştır.Kıbrıs’ı Rumlara verdiğimiz gibi, Fener Rum Patriği’ne de ekümenik unvanının verilmesiyle İstanbul da Ortodoks Din Devleti'nin kurulmasını kabul edeceğiz.Patrikhanenin Misyonerlere destek olmadığı söyleniyor.İnanılması güç sırları,gizli geçitleri,şifreleri ve yeraltı yollarıyla Dünya’nın en esrarengiz devleti Vatikan, misyonerlere desteğini gizlemiyor.Vatikan’ın servetinin tam olarak ne kadar olduğu hiç bir zaman açıklanmayan bir sırdır.Yıllık gelirleri bazı kalemlerde açıklanır,yaptığı açıklamalar biraz da abartılarak gösterilir ancak mal varlığı tam olarak asla açıklanmaz Vatikan tam bir Bezirgan gibidir,daima gelirlerinin azlığından yakınır ama ilginçtir ki her geçen yıl biraz daha zenginleşir,biraz daha fazla para kazanır ve güçlenir.Vatikan’ın bu Siyasi+Ekonomik+Dini otoritesinden sıkılan Evangelist Amerikan yönetimi CIA tarafından 13 Mayıs 1981 yılındaki Mehmet Ali Ağca’nın ve Oral Çelik’in gerçekleştirdiği kimilerini göre başarısız bu suikastı Türk Gladiosuna ihale edip Vatikan yönetimine gerçek bir nota verdi.Suikasttan sonra CIA suikastın KGB ve Bulgarlar tarafından planlanıp uygulandığına dair yoğun bir propaganda faaliyeti başlattı.Bu tezin geçerlilik kazanması için CIA'nin tüm yönlendirme olanaklarını harekete geçirdi.1965 yılında tamamlanan 2.Vatikan Konsili’nde alınan kararlar çerçevesinde Vatikan,başta Türkiye olmak üzere Ortadoğu’da,Orta Asya da ki Türk Cumhuriyetlerdeki Hıristiyanlaştırma faaliyetlerine hız verdi.Kendi yayın organlarında Müslüman Kürtleri savunur pozlarında Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ağır hakaretler yağdırmaya başladı.Misyonerler her bölgede farklı çalışıyor.Güneydoğu'da Kürtçe İncil ile Kürtçe dini kitap ve CD dağıttıkları,Hıristiyanlık propagandası içeren Kürtçe filmleri yayınlamak için yerel televizyonlara büyük paralar teklif ettikleri ispatlandı.Vatikan ile bağlantılı çalışan misyonerler,Sakarya'da 3 bin depremzedeyi Hıristiyanlaştırdı.Faaliyet kapsamında konsoloslukların,kiliseler aracılığıyla yapılan vize başvurularını anında onayladığı,öğrencilere de bedava üniversiteye hazırlık kursu verildiği belirlendi.Türkiye için hedefin,10 yıl içinde 5 milyon kişiyi Hıristiyanlaştırarak,yeni bir azınlık yaratmak olduğu belirlendi.Türkiye'deki misyoner çalışmaları,Ermeni Toprakları Merkezi,Avrupa Kiliseler Birliği,Ortodoks Kiliseler Birliği ve Dünya Kiliseler Birliği üyesi kişiler tarafından yürütülüyor.Son zamanlarda bu tür faaliyetlerde Türkiye'nin sempatisini kazanmış olan Güney Koreliler kullanılıyor.Türkiye'deki misyoner faaliyetleri,Karadeniz'de Pontus Güneydoğu'da Yezidîlik,Keldanîlik,Hıristiyan Kürtler,Doğu Anadolu'da Ermenilik,Ege Bölgesi ve İstanbul'da ise Hıristiyanlığın Eski Toprakları şifreleri ile gündeme getirilip,etnik kökenler öne çıkarılıyor.İsrail’in 2003 yılında çıkan yasa ile GAP’ı nasıl satın aldıklarına şahit olduk.Evangelistlerin İncil’i prense göre,GAP 3. Dünya Savası yani Armageddon için kurulmuş.Evangelistler,Türkiye’de faaliyetlerini sürdürüyor GAP bittikten birkaç yıl sonra,doğudan gelecek milyonlarca asker,GAP’ın kuruttuğu nehirden geçecek.Böylece Kıyamet Savaşı denilen farklı dinlerin savaşı Armageddon başlayacak.Evangelistler'in amacı,tüm dünyayı Hz. İsa’nın mesajı ile tanıştırmak.Bu süreç tamamlandığında Hz. İsa dünyaya dönecek ve kendisine inanlar ile birlikte yeniden göğe yükselecek.Bu göğe yükselmenin ardından,Armageddon olarak adlandırılan 3. Dünya Savaşı çıkacak ve 7 yıllık bir kaos ortamı başlayacak.İşte Ortadoğu’da cereyan edeceği tahmin edilen Armageddon’un ve bunu la ilgili tahminlerin Turkiye bağlantısında ilginç bir durum ortaya çıkıyor.İddialarına göre Türkiye’de özellikle 17 Ağustos depremi sonrasında misyonerlik faaliyetleri ve din değiştirenlerin sayısı arttı.Türkiye,Protestan Kiliseler Birliği’nin resmi rakamlarına göre, birlik üyesi kiliselere bağlı yaklaşık 3 bin Türk vatandaşı Evangelist teolojiyi benimsemiş durumda. Bu rakamın birlik üyesi olmayan kilise cemaatleri ile birlikte 5 bine yaklaştığı tahmin ediliyor.Tüm misyonerlik faaliyetlerinin altında Evangelist teolojinin ana omurgasını oluşturan,Hz. İsa’nın müjdesini herkese ulaştırmak şartı ve bu yolla, İsa’nın dünyaya dönüşünün çabuklaştırılabileceği inancı yatıyor.Büyük Ortadoğu Projesi dinsel perde arkası bölgemizdeki işgaller de Evangelistlerin Armageddon inancı doğrultusunda oluşturulmuş Haçlı projesidir.Evangelistlere göre, Armageddon savaşı, Kudüs yakınlarındaki Magedon ovasındaki tepelikte olacak bir Deccal savaşıdır.Bu savaşın öncesinde ise İsrail’in inancında belirtilen sınırlara kadar genişleyerek Büyük İsrail olması şarttır.Armageddon savaşının ardından Evangelistlerin tanrısı Davut’un tahtında Mesih’i hakim kılacak.Böylece dünyevi olan Yahudiler, hem de uhrevi olan Hıristiyanlar muratlarına erecek Amerika’nın Büyük Ortadoğu Projesi’nin yerli dinler arası diyalog tezgahtarları,medeniyetler arası çatışma yok diye geveleyerek,aslında Evangelistlerin bu Armageddon hedefini ve hevesini örtmeye çalışıyorlar.Armageddon Savaşı Müslüman ordusunun İsrailoğullarına saldırmasıyla çıkacak.Evangelistler,Armageddon Savaşı’nda İsrail’in desteklemesi gerektiğini savunuyor.Hz. İsa da İsrail Aslanı olarak dünyaya gelmiştir. Yahudiler,Müslümanlara karşı Armageddon Savaşı’nı kazanmadıkça,Hz. İsa tekrar yeryüzüne dönmeyecek.İsa’nın dönmesi için savaşın çıkması ve kazanılması şarttır.Bu savaşı önce Hz. İsa olmadan Yahudilerdin kazanması lazım.Onun için İsrail ile sıkı bir işbirliği dini nedenlerden dolayı mecburidir.Evangelistler,Hz. İsa’nın tekrar dünyaya geleceğine ve iki bin yıl sürecek bir krallık kuracağına,krallık öncesinde de yedi yıl sürecek büyük sıkıntıdan ve Armageddon savaşından kurtaracağına inanıyorlar.,
Alkol bağımlısı olan George W.Bush İncil sayesinde yeniden doğduğu söyleyerek ne kadar sıkı bir Hıristiyan olduğunu kanıtladı.Konuşmalarında sürekli Hıristiyanlığı öne çıkardı bütün senatörlerini bizdeki anlamıyla kökten dinci koyu Hıristiyanlardan seçti kendisini öyle bir kaptırdı ki kendini terörizme karşı haçlı seferlerini başladık dedi. 11 Eylül 2001 saldırıları ardından Bush gibi düşünen ondan etkilenen binlerce genç Ortadoğu da misyonerlik faaliyetlerine başladı,gizli haçlı seferlerine başladılar, Müslüman ülkeler deki misyonerlik faaliyetlerinin artarsa Müslümanlar ile Hıristiyanlar karşı karşıya gelip büyük bir çatışma çıkabilir.Misyonerler nedense kimi gerçek kimliğini gizleyip Müslüman gibi davranıyor kimileride Müslüman kişileri Hıristiyan yapabilmek için türlü taktikler kullanıyor misyonerler Müslümanlara sempati duyduklarını ancak İslamiyet’ten hoşlanmadıklarını söylüyorlar aşırı dinci Evangelistler İslam da Allah inanlarının çocuklarını kendisi için ölüme gönderdiğini ancak Hıristiyanlıkta Allah’ın kendi çocuğu olan İsa’yı insanlar için ölüme yolladığını söyleyerek Hıristiyanlığı İslamdan üstün gösteriyorlar Evangelist başkan Bush Ortadoğu’ya özelikle Müslüman ülkeleri yeniden şekillendirme planları Afganistan,Irak operasyonları sonrasında buralara akın eden binlerce genç Evangelist misyonerler çalışmalarına başladı Türkiye Evangelistleri pek tanımıyor ABD sayıları 40 milyonu aşan ve dünyadaki sayıları 250 milyonu bulan radikal Hıristiyan kilisesi aslında Yahudiliğin Hıristiyanlıktaki Truva atı şimdiye kadar gelen tüm Evangelist başkanların seçim kampanyalarına destek Yahudi lobisinden gelmiştir önceki başkan Bill Clinton un eşi Hillary Yahudi olması yeterli şimdiki Başkan Bush’un tarikatı olan Evengelistler Yahudi inançlarını kendi inançları gibi kabul ederek kendilerini kıyamet günü Yahudilerin Abraham babasının Yahudileri ve Evangelistleri kurtaracağına inanıyorlar.Dünyada ise Evenagelistler Yahudilikten daha da ön plana çıkmaya başladı ve Yahudi lobisinin güçü abartılı bir şekilde sunulurken Evangelistler yani Şahinler hep geri planda kaldı biz nedense Amerika’daki en güçlü lobiyi Yahudi lobisi olarak görüyoruz ama ülkede Başkan seçtiren darbe yapan lobi Şahinler.Şahinlerin tüm dünyada din olgusu her alanda özellikle bürokraside de ve savaş konularında her geçen gün daha da etkili oluyor dinler barış unsuru olmaktan çıkıp çatışma unsuruna dönüştürülüyor.Amerika’nın Müslüman ülkelere başlaştığı haçlı seferi ülkeye yöneten Evengelistelerin İsrail’in ve İsrail’in çıkarları için dünyayı ateşe verecek kadar Yahudi sempatizanı olmalarının nedeni Evangelisteler Allah’ın insanlara eşit davranmadığına bazılarını birinci sınıf yarattığına inanıyorlar Yahudiler birinci sınıf insanlar Evangelistler ise Yahudilerin amaçlarına yardımcı olacak kişiler,Evangelistlerin kutsal kitap İncili yorumlamalarına göre Allah insanları iki gruba ayırmış Yahudiler ve Yahudi olmayanlar Allah’ın bir dünyevi bir de uhrevi varmış dünyevi Yahudiler için uhrevi sonradan doğmuş Evangelistler Protestanlar Slavlar için,Müslümanlar,Budistler,ateistler vb insanlar ise tanrı için önem taşımayan gereksiz insanlar.Evangelist Başkan Bush göre Yahudilerin planı ile Evangelistlerin Mesih inancı aynı şey dünyadaki milyonlarca Evangelist Mesih Hz İsa geldiği zaman Yahudilerin onlara yardımcı olacağını Yahudilerin düşmanları 15 yüzyıldaki engizisyon mahkemelerinden dolayı Katolik Kiliseleri Roma ile ve Müslümanlar ile savaşılacak ve Hz İsa geri dönecek tüm dünya ki Hıristiyan alemi buna inandırılacak ve dünya bin yıllık Evangelist yani Amerikan egemenliğine geçecek Bush’un elindeki İncil ile Papa’nın elindeki İncil aynı değil Bush’un elindeki siyasi İncil olan prens olmalı, Bush ve Siyoniszim sevdalısı olan Evangelistler Tevrat kaynaklı hareketle Müslümanlara kin ve düşmanlık beslemekte Bush’un inancı Mesih muhabbeti değil korku imparatorluğu kurma.Türkiye Evangelistler Amerikan Şahinleri konusunda pek bilgili değil Amerika’daki Protestan toplumunun koyu bölümünü temsil ediyorlar bu toplumun nüfus gücü Başkanlık seçiminde de etkili oluyor Bush seçilmesiyle Şahinlerin altın çağını yaşıyor planlar ince ince işleyerek üçüncü dünya savaşı için çalışmalar sürüyor Mesih’in gelmesi için kaos ve korku ortamı yaratılıyor.Türkiye’de ki mezhep farkları ve azınlık hakları ile toplumun kafası karıştırıldı misyonerlerin 20 yıllık asıl planı yüzde 99 Müslüman olan Türkiye’de Hıristiyanlığı yayarak ülkedeki sayıları yüzde10 bulmak kaydıyla Türkiye’de bir Müslüman Hıristiyan çatışması yaratmak ve ulus devleti parçalayarak işgali gerçekleştirmek.Zaten ülkemizde olan siyasi bir Mesih var Amerika’nın Ankara Büyük Elçisi Eric Edlman tam bir Mesih,görev yerlerine ve hayatına bakarsak :
Ukrayna göçmeni Yahudi bir aileden olan Eric Edelman’ın annesi İstanbul Yahudilerinden olup ana dili gibi Türkçe konuşur ancak Eric Edelman Türkçe bilmiyormuş gibi davranıyor.14 Aralık 1952 Colombus Ohio da doğdu Eric Edelman seçilmiş ırktan olduğu için kariyerinde hızla yükseldi ve kilit noktalarda görevlere getirildi 1980 yılında Amerikan dışişlerin de ki ilk görev yeri Batı Şeria ve Gazne oldu görüşmeler arabuluculuklar yaptı ve birkaç ay sonra İsrail Kudüs’ü başkent ilan etti.Siyonist efsanesi bin yıllık Yahudi rüyası gerçek oldu.İkinci görev yeri Dışişleri Bakanlığı Özel Danışmanı olarak Sovyet İmparatorluğunda göreve başladı ve Sovyet İmparatorluğunun Çöküşüne tanıklık etti Üçüncü görev yeri Doğu Avrupa Direktörlüğüne getirildi Berlin duvarı yıkıldı Doğu-Batı Almanya birleşti ve Varşova Paktı çöktü.1993 yılında Çekoslovakya Prag Büyük Elçiliğine başladı ve Çekoslovakya karpuz gibi ikiye ayrıldı ve Çek Cumhuriyeti ve Slovakya ortaya çıktı.Bu tür başarılarından sonra Cheney’in özel ekibine girdi ve Bush’un seçim çalışmalarına katıldı.İsrail’in aşırı sağcı Likud partisinin danışmanlığını da yapmakta.Şimdiki görev yeri Amerika’nın Ankara Büyük Elçiliği Eric Edelman’ın her gittiği yerlerde yeni oluşumlar devletler oluşmuş Eric Edelman Haziran 2005 te gidiyor Eric Edelman başarısız politikaları yüzünden gitmiyor 2008 de yapılacak olan seçimler çalışmak için ve kendine verilecek yeni görevi bekliyor.,
Türkiye’ye uygulanan kurbağa haşlama politikası kurbağayı direkt kurbağayı kaynar suya atarsanız sıçrayıp çıkar ama soğuk suda yavaş yavaş kaynatırsanız tüm sinir sistemi işlevini yitirir istese de çıkmaz.Satılmış işbirlikçi basın Kıbrıs’ın satılmasını meşrulaştırılıyor Rauf Denktaş’ın çığlıkları işe yaramaz her yönden soruncu dinozor olarak aktarılıyor.Patrikhane için düşünülen Vatikan modeli dinler arası diyalog olarak aktarılıyor.Doğu Karadeniz’den Rize,Trabzon dan alınan 500 çocuk Yunanistan da yatılı eğitime tabi tutulup Türklükleri silinip siz pontus evlatlarınınız düşüncesi aşılanıp yeni orhan pamuklar George Soros’un çocukları yetiştiriliyor, bunların hepsini yapan ve Diyarbakır da Nevruz kutlamalarını da finansa eden vakıf Türkiye de George Sorso’un çocuklarını yetiştiren TESEV’dir.Nevruz kutlamalarına katılanlara bakarsak dehap Genel Başkanı Tuncer Bakırhan,dep eski milletvekillerinden leyla zana,hatip dicle,orhan doğan, murat bozlak,AP Milletvekilleri felenas uca ve helin baba, emep Genel Başkanı levent tüzel, Norveç Büyükelçisi hans wilhem langua, Marsilya İl Meclis Başkanı joel dutto,kesk Genel Başkanı sami evren,abdullah Öcalan ***inin o…pu kardeşi fatma öcalan ile havva keser,Uluslararası Pen Sekreteri coanne loocom,Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı pkklı osman baydemir,dehaplı bölge belediye başkanları, sanatçı ciwan haco,gülistan perwer,ibrahim tatlıses,çetin oraner ve koma ciya`nın da aralarında bulunduğu çok sayıda sanatçı, yazar, sivil toplum örgütü başkan ve temsilcileri, siyasi parti başkan ve temsilcileri katıldı.Norveç Büyükelçisi AP milletvekili,Marsilya İl Başkanı Uluslararası Pen Sekreteri 29 Ekim de veya 23 Nisan kutlamalarına niçin katılmıyor ve sürekli olarak bölücü partiler bölücü dernekleri ziyaret ediyor Atatürkçü Düşünce Derneklerini,Ülkü Ocaklarını ziyaret etmemeleri böl yönet politikalarının gereği ve işleyişi için halka nüfuz etmekti.
NOT: Paradigmalardan doğan paranoyalara inanırım;ama paradoks`a asla inanmam,Einstein`in dediği gibi Tanrı zar atmaz ! Herşeyin bir ölçüsü mevcuttur,insanlarında bir amacı ..!?
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 21-10-2006   #15 (mesaj-linki)
Komplo Teorileri 3

Komplo Teorileri 3

TARİKATLAR
Cumhuriyet tarihimiz büyük ve esaslı uygarlaşma atağı olarak başlamışken1940 lar dan sonra gerici dinci muhalefetle karşı karşıya getirildi.Küçük hesaplar peşindeki siyasi partiler,iktidar olmak veya içlerindeki Cumhuriyet ve Türklük düşmanlarının teşvikiyle siyasi partiler tarafından irticaya tavizler verilmiştir.Ticanilik,Nakşibendilik,Kadirilik,Rufailik güçlenmeye Nurculuk,Süleymancılık gibi yeni gruplar oluşmaya başlamıştır.1949 yılında Ticaniler Mustafa Kemal Atatürk’ün heykellerini kırmaya başlamış heykel puttur Laiklik dinsizliktir Hilafeti kaldıran Mustafa Kemal Atatürk mel’un dur.Türkçe ezan küfürdür diyen Ticani şeyhi Kemal Pilavoğlu 1951 yakalanıp hapse atıldıktan sonra bu tarikat ortalıktan çekilmiştir.Adnan Menderes 14 Haziran 1951 de ezanın Arapça okunmasını teklif etmiş CHP de buna muhalefet etmeyip kabul etmiştir Son 50 yıllık süreçte İslamın siyasal yaşamda,çıkar sağlama aracı olarak kullanılmasının üç önemli dönemi vardır.I. Dönem1950-1960 yılları,II. Dönem 1965-1980 arası,III. Dönem 12 Eylül 1980-28 Şubat 1997 arasıdır.Milli Şef denilen İsmet İnönü ile temelleri atıldı Adnan Menderes ile irtica başladı.1945 yılında kurulan Demokrat Parti ile 1948'de kurulan Millet Partisi, programları açıkça dinci kesimlere ışık yakmışlardır.1945 yılında kurulan Milli Kalkınma Partisi,1946'da kurulan Sosyal Adalet Partisi 1946'da kurulan Arıtma Koruma Partisi.1947 yılında kurulan Türk Muhafazakar Partisi, o dönemde çoğu parti,adeta irticacıya taviz verme yarışına girmiştir.İsmet İnönü’nün CHP si 30 Mart 1950 de 19 türbenin açılmasına izin verir.Ancak 14 Mayıs 1950 de Demokrat Parti iktidara gelir görüldüğü gibi İsmet İnönü iktidar da kalabilmek için verdiği tavizler yetmemiş Adnan Menderes iktidara gelmiştir.İkinci Dünya savaşından sonra Rusya’nın savaş dan galip çıkmasıyla Türk milliyetçilerini vatan haini ilan edip yargılayan İsmet İnönü iktidarı kaptırmamak için Cumhuriyetin temellerine irtica dinamitlerini yerleştirmiştir.Adnan Menderes irticaının velinimeti haline gelmiştir DP millet vekillerine mecliste “Siz İsterseniz Hilafeti de Getirirsiniz” Cumhuriyete ve Türk Ordusuna kafa tutmaya başlamıştır “Ben İstersem Bu Orduyu Asteğmen ile Bile Yönetirim” demiştir.Şimdiki kürtçülüğün temellerine atan kürt saidi Emirdağ da sürgün de iken ziyaret etmiştir.İrtica Türkiye de yeniden hortlamıştır.12 Eylülden sora Turgut Özal ile temelinde kürtçü eğilimli Türkleri kimliksizleştirmeye ve bilinçsizleştirmeye yönelik dincilik devlet desteği almıştır.1922 yılında Mustafa Kemal Atatürk Konya’ya yaptığı ziyarette gittiği bir medresede mollanın biri medreselerin sayılarının artırılmasını ve medrese öğrencilerini askere alınmamasını ister kendisini tutamayan Mustafa Kemal Atatürk “ Ne o yoksa sizin medrese yunanlıları mağlup etmekten halkı zulümden kurtarmaktan daha mı değerlidir millet kan içinde yüzerken halkın iyi çocukları cephede dövüşürken yurt için canlarını feda ederken siz burada genç delikanlıları besiye çekemezsiniz” Atatürk yurt topraklarının üçte ikisini kontrol eden mollalardan toprakları alıp asıl sahiplerine köylülere vermeye karar veririr.Tam bu sırada 13 Şubat 1925 de Şeyh Said isyanı başlar.Dini kökeni olmayan etnik kökeni olan şeriatçı dini ayaklanmadır denilip kürt gerçeğini gizlenmiştir.1922 de Albay Halit ve Yusuf Ziya kürdistan istiklal cemiyetini kurarlar ve ayaklanma tarihini 21 Mart 1925 olarak belirlerler kendi salaklıkları yüzünden isyan kimi bölgelerde erken başlar.İsyanları bastırmak için uğraşılırken İngiliz kuvvetleri Misak-ı Milli sınırları içinde bulunan Musul ve Kerkük’e yığınak yapıp ele geçirmiştir.Bu sırada kürt mücadelesini başlatan Saidi Nursi Nurculuk tarikatı palazlanmaya başlıyor.1877 yılında Bitlis’in Hizan İlçesi Nurs Köyünde doğup 24 Mart 1960 yılında 83 yaşında Urfa’da ölen gençliğinde kürt Said yada Saidi kürdi olarak anılan sonrasında da Nurs’lu olduğunu belli etmek için Saidi Nursi adını kullanmaya başlamıştır.



Nakşibendi Tarikatında bulunmuş Van da Mısır da ki El Ezher İslam Fakültesi benzerini kurmak için çalışmıştır.Volkan Gazetesinde kürdistanın bağımsızlığı yolunda kışkırtıcı tahrik ve teşvik edici yazılar yazmış 31 Mart ayaklanmasına katılmış Milli Mücadelenin zor olduğu günlerde kürt teali cemiyetinin kurucuları arasında olup Milli Birlik ve beraberliği bozmak için elinden geleni yapmıştır.Darbeden sonra, bir gece gelinip mezarı açılarak, tabutu başka sandukaya kondu.Diyarbakır’a götürülüp uçakla Mersin-Kıbrıs istikametinde Akdeniz’in ortasına bırakıldı.Nurcuların ve kürtlerin çoğu,yinede gidip onun mezar yerini,makamıdır diye ziyaret etmeye devam ediyorlar.kürt Said de Konya'da Atatürk'e ricada bulunan molladan farklı düşünmüyor,gençleri askerden kurtarma konusunda, Nur Risaleleri'nin bir parçasını teşkil eden Lem'alar Risalesi'nde söyle diyordu “Risale-i Nur öyle değerli bir kitaptır ki,Kuran’ın onda yansıyan nurlarına hizmet etmek,askerlikten ve kutsal savaştan bile üstündür. Benim elimde fırsat ve param olsa, Risale-i Nur hizmetinde olan değerli kardeşlerimi askerlikten kurtarmak için,bin lira karşılığında bile olsa bedeli öder ve kurtarırım onları.” kürt Said'e göre, risaleler, askerlikten ve hatta kutsal savaştan bile üstündür.Said’i Nursi 1960'da öldüğü zaman risalelerin satışlarından gelen para yüzünden şeyhin yerine geçme hususunda Nurcu elebaşları arasında mücadele ve bölünmeler oldu.kürt Said'in ölümünden sonra Nurcular,çeşitli sebeplerden dolayı kendi aralarında bölünmüşlerdir.Said'e olan inanç hepsinde de tartışmasız olarak mevcuttur. Bu inanç bir otorite seviyesinde olup, risaleler yine Kuran gibi kutsal mahiyettedir.Nurcular, her ne kadar Said'in sağlığında olduğu gibi,kendilerini siyasetten uzakmış gibi gösterip buna karşılık siyasete karışmışlar ise, Said'in ölümünden sonra da aynisi olmuş ve sürekli olarak siyasetin içinde bulunmuşlardır.Demokrat Parti'den sonra, Adalet Partisi, Millî Nizam Partisi ve Millî Selamet Partisi'ni desteklemişlerdir.Yakın yıllarda ise eğitim ve finans alanlarında yoğun faaliyet göstermektedirler.Bu eğitim ve finans faaliyeti ise sanki bir Iran devriminin işareti gibidir.Üstelik çoğu siyasi de oy ve maddi çıkar gibi bazı yollarla etki altına alınmaktadır..Türk-İslam sentezi arkasına gizlenmiştir.Fethullah Gülen ve müritleri, bu son dediğimiz gruptan olup, bir yandan Kürt Said'i baş hazret olarak alırken, bir yandan da Türk Milliyetçilerini saflarına çekmek için Türk-İslam sentezi kisvesiyle insanları aldatmaktadırlar.Nurcularin arasındaki ilk bölünme, Said'in ölümünden sonra ve Adalet Partisi'nin desteklenmesi sırasında meydana gelmiştir.Bir kısmi açıkça siyaset ve basın ile iç içe olmayı savunurken,diğer bir kişim ise bu faaliyeti kabul etmemişlerdir. Ancak bu kabul etmeyenler de siyasete bulaşmışlardır.Nurculukta,bu bölünmelerin dışında,ayrıca,İttihatçılar,Konseyciler,Aczmendiler gibi bölünmeler de meydana gelmiştir.İttihatçılar, Yeni Asya cemaatinden kopan diğer bir gruptur,bunlar tipik anlamıyla, klasik Nurculuğu savunanlardır.Bu kapsamda,Atatürk düşmanlığını ön plana çıkarmışlardır.Liberal sağ ile muhabbet içindekiler,bazı çıkarların da zorlamasıyla bu düşmanlığı açıktan yapmayıp,bu konuya da pek değinmek istemezler.Fethullah Gülen de bunlardan birisidir.Fethullah Gülen'in esrarlı bir şekilde bürokratik,parasal ve öğretim alanındaki yoğun faaliyetlerine karşılık,Nurculuk,yakın yıllarda eylemci grubunu da ortaya çıkarmış bulunmaktadır.Her ne kadar bütün bu Nurcu gruplar ayrı ayrı gibi görünseler bile nihayetinde hepsi de ayni kaynağa dayalı olup,hepsi de ortak bir amaca doğru ilerlemektedir.Gülen, ilimli bir şekilde dinciliği yaygınlaştırıp,Nurculuğu benimsetmeye çalışırken,Nurculuk ayni zamanda eylemlerini de ortaya koymaya başlamıştır.1940'li yılların ticanilerini andıran bu Nurcu kol,Aczmendiler adıyla anılan cübbeli, asalı, uzun saçlı ve sakallı gruptur.Liderleri, ilkokul mezunu,Müslüm Gündüz adli kişidir.Gerek Gündüz ve gerekse müritleri, açıkça Nurcu olduklarını söylemektedirler.Fazla kalabalık olmamalarına karşılık, propaganda amacıyla ortaya çıktıklarında tamamı her yerden gelip eylem yerinde toplandıkları için sanki önemli bir güçmüş gibi bir görüntü yaratmaya çalışmaktadırlar.Halbuki bunlar topu topu300-400 kişilik bir cemaatten fazla değildir Ama ortaya çıkınca hepsi birlikte çıkmaktadır.Bu kalabalık, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin üç dakikada halledeceği basit bir meseledir,fakat nedense göründükleri yerde adeta bir hareket serbestliği tanınmaktadır.Bu da Nurculuğun devlete ne ölçüde tasınmış olduğunun belgesidir.Devlet çok ayaklanmalar görmüştür,ama yeter ki yerinde ve gerekli tedbirler alınabilsin Aczmendiler,tıpkı Kürt Said'in kıyafeti gibi,siyah bir sarık ve siyah cübbeli olup,hepsi de uzun saçlı ve uzun sakallıdır.Çoğunun saçı da örgülüdür.Tamamı birer asa taşımaktadır.Eylemleri, şimdilik, belli bir noktada toplanıp,cemaat ayinini,yani kendilerine özgü zikirlerini yapmaktır.Ama elbette bu eylem giderek başka mecralara dökülecektir.Camilere gidip, önünde ve içinde tef çalarak zikir yapmaya kalkışmışlardır.Zikir hareketleri ise tam bir tımarhane vakasıdır.Memurların zamları protesto etmek için yaptıkları toplantı ve yürüyüşlerini, acımasız bir şekilde tekme tokat dağıtan Emniyet sıra Aczmendilerin tefli zikirlerine gelince adeta seyirci kalmaktadır.Emniyet güçleri tarafından adeta nezaketle izlenmiştir.Aczmendiler, o gün bütün kinlerini kusmuşlar, devlete ve Atatürk'e hakaret etmişlerdir.Caminin önünde kıldıkları namazdan sonra bir Aczmendi dua ederken, Kan istemiyoruz, bela istemiyoruz, fakat bizi mecbur ediyorlar. demiş, kendilerine zulüm yapıldığını ve bunun Said Nursi döneminde de yapıldığını ileri sürerek,Atatürk hakkında da, devrin Reisicumhuru Mustafa Kemal Deccal'i diye söz etmiştir.Din baronları her yerdedir.Hizbullah'ın tanık olduğumuz bu korkunç cinayetleri işleyecek kertede genişleyip gelişmesi,işledikleri vahşet noktasındaki cinayetlerin yurt ölçeğindeki yaygınlığı insanı ürpertiyor.Ortaya çıkarılan yüzlerce cinayet, binlerce silah, roketatarlar, havan topları,makineli tüfekler, el bombaları, bir orduya yetecek kadar cephanelik, yurdun dört bir yanında gizli ve etkin bir örgütlenme,bürokrasiye ve eğitime sızma tüm bunlar çok ciddi bir şeriat kalkışması hareketiyle,insanlık dışı bir vahşet örgütüyle karşı karşıya olduğumuzu ortaya koymaktadır. Hizbullah, İBDA-C gibi şeriatçı örgütler birdenbire mi ortaya çıktı.Gökyüzünden mi indi, yoktan mı var oldu Bu gelişmeye yardım edenler kimlerdir.Bir yanda adaletsiz bir gelir dağılımı,yıllarca süren adaletsiz gelir dağılımı,dar gelirli kitleleri,sosyolojik olarak doğaüstü güçlerden çare ummaya yönlendirdi.Bu gibi örgütlerin gelişmesine ortam hazırladı.

Sapık iç ve dış küresel kargaşa senaristlerinin yazdığı senaryo yavaş yavaş işlemeye gerçek pisliklerin üstü örtülmeye başlamıştı.Türkiye üçüncü dünya ülkelerinden daha beter hale gelmişti.İrtica yaygarasını kopartıp yolsuzluklara prim verildiği hortumcuların gözettiği anlaşıldı.2001 2002 ekonomik krizlerinde de bu darbeleri tetikleyen ülkeyi sömürenlerin faturası ağır oldu dış borç 100 milyar dolar arttı Türkiye’yi resmen batırdılar.28 Şubat senaryonun benzeri daha yazıldı ve uygulamaya başlandı.George Soros’un çocukları pkk lı tayad’lı lar Cami avlusunda mini etekle dolaşmaya başladı.Türklerin Ergenekon'dan çıkışını temsil eden Nevruz bayramı nedense bir kürt bayramına dönüşmeye başlamış, kürtler, Türk Devleti'ne karşı başkaldıracak yeni bir fırsat kazanmışlardır.Son 20 yıldaki nevruz kutlamalarına bakacak olursak kürtlerin Türk Devleti'ne isyan ettiklerini görmekteyiz.kürtler her fırsatta isyan etmeye,Türk değerlerine saldırmaya, en azından Türklerle aralarına mesafe koymaya başlamışlardır.Sözde Türk vatandaşları Araplarla birleşmeyi ümmetçiliği savunuyorlar,Irak İran, Suriye yıllardır Türkiye’deki kürtleri kullanıyorlar pkk açıktan destek veriyordu.Abdullah Öcalan,Suriye'de gizli servis tarafından korundu.Ahmet Casım Musa kimliği ile yaşayan Öcalan,kurşun geçirmez otomobillere biniyor,Suriye içerisinde istediği yere rahatça gidebiliyordu.Sahte kimliğinde ise Suriye askeri istihbarat Başkanı General Ali Duba'nın imzası bulunuyordu. Suriye pkk ve apo bizde değil açıklamaları yaparken, her türlü faaliyetini bu ülkede rahatça yürüten pkk militanları 1993 Ekim ayından itibaren askeri üslerde eğitilmeye başlandı.Suveyde Askeri Hava Üssü ile Tednur Hava Üssü'nde militanlara helikopter kullanmaları ve hava saldırılarına karşı koyma taktikleri öğretilirken, bir bölümü örgütün üst düzey yönetiminde yer alan 360 Suriyeliye de maaş bağlandığı Türk İstihbarat birimleri tarafından tespit edilen bilgiler arasında bulunuyordu.Bu tür binlercesi örnek verilebilir.Hepsi de ayrı ayrı değerlendirilebilir.İran, Irak Suriyeliler acaba neden aynı dini paylaştığı Türkiye'ye böyle bir adilikte bulunuyordu.Tüm bu olaylar Şeyh Said isyanı Saidi Nuri’nin Nurculuk tarikatı ile kürt faşizmi kürt milliyetçiliği oluşturuldu.Mersin de ki iki ***in Türk bayrağını yakmasına tayad’lıların bölücülüklerine ses çıkarmayan sözde Türk aydınları sesiz çoğunluğun faaliyete geçmesine bayrağına devletine milletine sahip çıkmasından rahatsız oluyorlar,milliyetçilik Türkiye için tehdittir diyen holding medyası pkk propagandalığı yapmaya devam ederse Leyla zananın bölücü siyasetine destek verdikçe İstanbul medyası Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya pkk nın azıttığı dönemlerdeki gibi asker kontrolü ile girer.
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Cevap Yeni Konu Aç
En popüler 10 etiket
Bu Konunun Etiketleri
dünyayı yöneten gizli tarikatlar, tsk nın gizli silahları, turkiyedeki gizli orgutler, türkiyedeki gizli birimler, türkiyedeki gizli kuruluşlar, türkiyedeki gizli servisler, türkiyedeki gizli tarikatlar, türkiyedeki gizli örgütler, türkiyenin gizli servisleri, türkiyenin gizli silahları,
Dünyayı Yöneten Gizli Örgütler Konusuna Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
MSN Gizli Soru Değiştirme - MSN Gizli Sorunuzu Değiştirin Morrigan MSN Teknik Destek/Bilgiler 10 1 Hafta Önce 00:44
Zeki Müren - Akşam Olur Gizli Gizli SiyahLALE Türkçe Şarkı Sözleri 0 03-09-2008 15:08
Müslüm Gürses - Akşam Olur Gizli Gizli Ağlarım KENCISii Türkçe Şarkı Sözleri 0 16-05-2008 21:41
Gizli Özne (Gizli Özne Kimdir? - Gizli Özne Hakkında) SatanpisT Türkçe Rock 0 09-04-2008 00:40
Gizli Diplomasi Nedir? Gizli Diplomasi Hakkında ThinkerBeLL Siyasal Bilimler 0 17-12-2007 13:24
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 11:28Bir site yetkilisine ulaşınBize Ulaşın - Contact Us
MsXLabs® MK - Copyright ©2005 - 2008 | MsXLabs® ve Mavi Karanlık® tescilli markalardır.

Başka adreslerde içeriğimizi paylaştığınızda lütfen kaynak belirtmeyi unutmayınız, duyarlılığınız için teşekkürler.
Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz / sorunuz varsa bize ulaşmak için tıklayınız.
If you OWN the copyrights to any content we publish or offer for download & you want them to be REMOVED from our web site, please contact us with some proof of ownership of copyright and they will be removed immediately.