Üye Ol
Geri Dön   MsXLabs > :: Akademik Forumlar :: > Siyasal Bilimler
Sponsor Bağlantılar
Cevap Yeni Konu Aç
Eski 21-06-2006   #1 (mesaj-linki)
Dünyayı Yöneten Gizli Örgütler

DÜNYAYI YÖNETEN GİZLİ ÖRGÜTLER

Dünyayi Yöneten Gizli Örgütler

(BU YAZIYI OKUMANIZ VE ARŞİVLEMENİZ ÖNERİLİR !!!)
Genel durum

Yeni Dünya Düzeninin dünyayı yeniden paylaşmada Türkiyenin basına 21. yüzyılda inanılmaz çoraplar örülmek istenmekte ve Türkiye adim adım Sevr koşullarına sürüklenmektedir. Oynanmakta olan bu satranç oyununda Türkiyede dev bir operasyon yapılmış ve Sah köseye sıkıstırılmıştır (Manisali 2002a ve 2002b). Mat olup olmamasi bundan sonra Türk Genelkurmayinin atacagi adimlara baglidir. ABD tarafından planlanan bu operasyon, AB ülkelerinin de yardimiyla simdilik basariyla yürütülerek hedeflenen ekonomik kriz ülkede basariyla yaratildiktan sonra, tüm piyonlar rollerini basariyla oynamislar ve 79 yıl önce Hilafeti kaldiran Türk devletinin tepesine Hilafetçi artigi ve ABD kuklasi bir parti usta bir manevra ile -umutsuzluk içindeki halk kandirilarak- geçirilmistir.

Tüm hükümet üyelerinin ve bakanlarinin Naksibendi veya Fethullahci baglantilari Aydinlik dergisinde yayimlandigi halde sadece bir iki
bakandan tekzip gelmiştir. Hükümet üyelerinin büyük çoğunluğu ünlü Abant Toplantilarini düzenleyen Fethullahçi örgütlenmenin odagindaki Birlik Vakfinin üyesidir. Bir zamanlar demokrasi tramvayına gerekirse binebileceğini ya da ereğine ulaşmak amacıyla papaz giysisi bile giyebileceğini söyleyen, camilerin kubbelerini miğfer olarak takacak, minareleri de mızrak olarak kullanacak Tayip Erdoğan liderliğindeki kadronun yönetiminde Türkiyeci ileride daha vahim sorunların beklediği açıktır.

Diğer yanda ise ABD 80 bin askeriyle Diyarbakırda konuşlanmak ve Türkiye'yi hiç ilgisi olmadığı bir savaşa bulaştırmak istemektedir.
Abanin hedefi açıktır. Kafkasya ve Ortadoğu petrol ve doğal gaz bölgelerini Naziler gibi işgal etmek ve Asyanın stratejik bölgelerini
kontrol altına almak! Ama mambo çığlıklarıyla savaş naraları atan Türk medyasında hiç değinilmediği üzere, Abanin asil hedeflerinden birisi de Türkiyeci parçalamak ve Doğu Anadolu'da ABD kuklası bir Kürt devleti kurmaktır. Türkiyeci parçalama ve çökertme operasyonu aşikar bir biçimde Kıbrıs üzerindeki Annen Planı ile, NGOları ile, Fener Patrikhanesine ve Rum azınlıklara verilen haklar ile, Rum Pontusu ile, Kuzey Iraktaki Kürt Senatosu ile Türkiye'de ajanlık faaliyeti gösteren vakıflarıyla basarili bir şekilde sürdürülmektedir. Değerli Necip
Hablemitoglunun katledilmesi Türkiye'yi istikrarsızlaştırma operasyonunun bir parçasıdır ve korkarım ki bu cinayetler sürecektir.
Cinayetleri ise çok daha büyük bir ekonomik kriz beklemektedir. Ya Türk askeri, kriz durumlarında ABD'nin müdahale gücü haline
getirilecek ya da ekonomisi kısırlaştırılmış ve tarımı çökertilmiş olan Türkiye açlığa mahkum edilecektir. Yani Sah ve Mat gerçekleşmesi
planlanmıştır.

Bu yazıda Türk iyedeki durumu irdelemek açısından dünyayı yöneten gizli güçleri ortaya koymaya çalışacağız. Şimdilerde Globalizasyon
adıyla bize yutturulmak istenen Yeni Dünya Düzeni bir günde kurulmuş bir strateji değil, kökeni imparatorluklar ve sömürgeler dönemine
dayanan bir plandır. Globalizasyon, ulusçuluğu ve sınırları kaldıran bir sistem değil, aksine ezen ulusların kayıtsız şartsız hakimiyetine
yol açacak acımasız, emperyalist ve faşist bir yapıdır. Yeni Dünya Düzenini şekillenderen iki temel dev güç vardır. Bunlardan birisi Yahudi lobisi ve tekellerinin kurduğu gizli cemiyetler, ötekisi ise WASP adi verilen beyaz, Anglo Sakson, Protestan azınlığın kurduğu gizli cemiyetlerdir. ABD'DE tüm güç ve medya bu gizli cemiyetler tarafından şekillendirilmektedir. Yahudilerin de içinde yer aldıkları CFR (Council on Foreign Relations), Bilderberg gizli örgütü ve Trilateral Komisyon bu cemiyetlerin temelini oluşturur. Bir istihbaratçı olan George Orwellin 1984 isimli kitabında belirtildiği üzere, medyayı kontrol eden beyinleri kontrol eder. Beyinleri kontrol eden ise, toplumları kontrol eder (son örneğini 3 Kasım seçimlerinde gördüğümüz gibi).


ABD'DE medyayı ve beyinleri kim kontrol eder?


ABD'DE her yere yayılan ve en çok seyredilen kanallar yaklaşık 15 aile tarafından ve 24 şirketle yönetilmektedir (Chomsky, 1988, 1991, 1992, 1994).

Bu şirketler şunlardır (Chomsky, 1988, 1991):

Advance Publications (Newhouse ailesi),
Capital Cities (Devlet Kökenli, DK), CBS (DK),
Cox Com (Cox ailesi) ,
Dow-Jones (Bancroft-Cox ailesi),
Gannet (DK),
GE (General Electric),
Hearst (Hearst ailesi),
Knight-Ridder ailesi,
News Corp (Murdoch ailesi),
New York Times (Sulzberger ailesi),
Readers Digest (Wallace ailesi),
Scripps-Howard (Scrips ailesi),
Storer Corp (Storer ailesi),
Taft (Taft Ailesi),
Time Inc. (karisik ve DK),
Times Mirror (Chandler ailesi),
Triangle (Annenberger ailesi),
Tribune Co. (McCormick ailesi),
Turner Broadcasting (Turner ailesi),
Fox Broadcasting (Fox ailesi).

ABD'de bugün, hem gizli-derin devletten izinsiz, hem de bu ailelerdenizinsiz hiç bir gerçeği yayımlayamazsınız (ABD gizli devleti için bkz. Vanken 1996; Constantine1997; Blum 2000). Belirli bir elit zümrenin kontrolü altında olan ABD medyasının, bunun bir sonucu olarak da dünya medyasının gerçeklerle ilgili fazla bir bilgi yayınlanması beklenemez. Zaten tüm Amerikan halkı 11 Eylül olayında olduğu gibi medya
tarafından tamamen uyutulmuş ve inanılmaz senaryolar ile sadece Amerikan halkı değil, tüm dünya kandırılmıştır (Meyssan 2002; Sayın
2002).

Bu şirketlerin pek çoğunun yöneticisi özel ve elit bir alt kültürden gelmektedir ve hep ayni söylemi dile getirirler ve Yeni Dünya Düzeninin temel bir parçasıdırlar. Bu eğilim, dünyayı dinlemek ve yönetmek için NSA (National Security Agency) tarafından kurulmuş ECHELON sisteminin diğer üyeleri İngiltere, Kanada, Yeni Zelanda ve Avustralya da da pek değişmemektedir (Sayın 1998; Hager 1997). ABD'de
de Washington ve New York merkezli CFRnin yerini bu ülkelerde Bilderberg ve Trilateral Komisyon almaktadır. Medyanın basında da mutlaka bu örgütlerin elemanları bulunur.

Aşağıda bazı örnekleri sıralıyoruz (Kısaltmalar B: Bilderberg üyesi; T: Trilateral Komisyon; C: Council on Foreign Relations, en az iki veya üç gizli cemiyete üye olanlardan örnekler verilmistir, bu örgütler daha sonra tanimlanacaklardir, Kaynak: Ross 2000):

Robert Erburu (C ve T): Times Mirror baskani
Forester Lynn ( B ve C): Netwave Inc. Haberlesme sistemleri
Paul Gigot (B ve C): Wall Street Journal, Washington yazari.
Henry Anatole Grunwald (B ve C): Time dergisi, editör
Jimmie Lee Hoagland (B ve C): Washington Post, editör yardimcisi.
Claude Imbert (B ve T): Le Point, Paris.
Dinç Bilgin (B ve T): Sabah Yayincilik ve 1 Numara Yayincilik.
Wyatt Thomas Johnson (C ve T): CNN baskani.
Flora Lewis (C ve T): New York Times, Paris, köse yazari
Charles William Maynes (B ve C): Foreign Policy Magazine, Carnegie
vakfi (CIA baglantili)
Albert J. Wholstetter (B ve C): Wall Street Journal, yazar
Robert Leroy Bartley (B, C ve T): Wall Street Journal, Editör ve
baskan.
Thomas L. Friedman (B, C ve T): New York Times, köse yazari.
David Gergen (B , C ve T): US News and World Report, Başkan ve editör.
Katharine Graham (B, C ve T): Washington Post, direktörlerden
James Fulton Hoge (B, C ve T): Foreign Affairs Magazine direktörü (bu
dergi CFRin resmi organidir).
Mortimer Benjamin Zuckerman (B, C ve T): US News ve World Reports,
Atlantic Montly, NY Daily News. Bas Editör.

Dünyada hakimiyeti elinde tutan bu Anglo Sakson ve Yahudi medyalarında tek bir ideolojinin borusu öter: Globalizm. Globalizasyonun ve Yeni Dünya Düzeninin temel felsefesini ortaya koyan da ORDO AB CHAO (Kaostan Düzen) mottosu ile ortaya çıkmış Illüminati, Skulls and Bones Society (SBS, Kuru Kafa ve Kemik Cemiyeti), Bohemian Grove (veya Bohemian Club) gibi gizli cemiyetlerin ta kendisidir! Daha sonra bu cemiyetlere 20. yüzyılda Council on Foreign Relations (CFR, Dis İlişkiler Konseyi), Bilderberg ve Trilateral Komisyon eklenecek ve
diğer ülkelere de yayilarak kayitsiz sartsiz bir Yeni Dünya Düzeni veya bir Anglo Sakson Firavunlar devri yaratmak için büyük bir
mücadele verilecektir (Sutton 1986; Domhoff 2000; Ross 2000; Marrs 2000).

Dünyadaki pek çok tüketim malzemesini ve diğer malları sistematik gizli örgüt ağına sahip bir elitler grubu kontrol etmektedir. Bu elitler grubu tüm dünyaya yayılmışlar ve pek çok kilit noktayı bilinçli ve planlı bir biçimde işgal etmişlerdir. Artık dünyayı yöneten bir Büyük Ağabey vardır ve bu Büyük Ağabey bahsedilen elitlerin oluşturduğu gizli bir ağdır; bu ağın tarihsel mistik bir geçmişi de vardır! Büyük Ağabey örgütünün üye şayisi 8-10 bini asmaz, ama savaşların çıkmasından dünyadaki para hareketlerine, uyuşturucu trafiği ve kara paradan ülkelerin çökertilmesine, hükümetlerin değiştirilip, ülkelerin parçalanmasına kadar (Rusya ve Yugoslavya örneği) bu elitler grubu ve Büyük Ağabey etkilidir.

Yeni Dünya Düzeni, arkasında masonik gizli örgütlenmelerin olduğu bir uluslararası ağın ve Council on Foreign Relations (Diş ilişkiler konseyi), Trilateral Komisyon ve Bilderberg isimli örgütlerin planlayıp, dünyaya dayattığı kayıtsız şartsız emperyalist bir sömürü sistemidir.

Yeni Dünya Düzeni ve bu örgütler neden tehlikelidirler?

Yeni Dünya Düzeninin amaçlari ve tehlikeleri hakkinda tonlarca kitap yazilmis, globalizasyonun insanliga sunacagi acimasiz gerçekler hakkinda yüzlerce konferans verilmistir. Fakat bahsedilen gizli örgütlerin ve CFR, Bilderberg ve Trilateral Komisyonun tehlikeleri hakkinda yazilan kitaplar bir avuçtur. Çünkü bu örgütler hakkinda bilgiye ulasmak çok zordur. Bu örgütlere üye olan kisiler istihbarat örgütlerinin, silahli kuvvetlerin, NATOnun veya Savunma Bakanliklarinin, bankalarin, dev tröstlerin en tepesindeki insanlardir. Nazilerden pek de farklı olmayan bu insanlarin gerçek yüzlerini daha iyi anlayabilmek, ancak onlarin dünya insanligi üzerinde oynadiklari rolü sergileyerek mümkün olabilir.

Bu örgütler niye tehlikelidirler?

Çünkü:

Savaslari onlar çikarirlar. Ne kadar sürecegine onlar karar verirler, kimlerin katilacagina ve hangi sinirlarin çizilecegine onlar karar verirler (Su anda içine girmekte oldugumuz savasta olduğu gibi). Birinci Dünya Savasinin çikmasinda J. P. Morgan ve Rockefellerin büyük etkileri olduğu ve savas sonunda da inanilmaz kârlar elde ettikleri bilinmektedir (Marrs 2000). Ayrıca 2. Dünya Savasinin basinda (Hitlerin yükselisinde de) Rockefeller grubunun Hitlere yaptığı yardimlar bilinmektedir. Rockefellerlar, bu Büyük Agabeyin, CFR veya Skulls and Bones Societynin merkezindedirler.

Parayi kayitsiz sartsiz onlar kontrol ederler. ABDdeki Merkez Bankasindan tutun, diğer uluslardaki merkez bankalarina kadar tüm
temel bankalarin kilit noktalarini onlar kontrol ederler. Iskonto oranlarini, para teminini, altin stoklarini ve altin fiyatlarini, borsa fiyatlarini onlar ellerinde tutarlar ve kontrol ederler. Dünyada akmakta olan tüm kara para bu örgütlerin kontrolündedir.

Hükümetleri onlar kontrol ederler. Pek çok ülkede kimin basbakan, kimin vali veya kimin yönetici konumuna gelecegini onlar kontrol
ederler. Gerekirse hükümetleri yikarlar, yerine yenisini kurarlar, islerine gelmezse onu da yikarlar ve bunu kimsenin ruhu duymadan
yaparlar. Medya bu gerçeklerden bahsedemez.

Medya ve bilgiyi onlar kontrol ederler. Temel pek çok medya kuruluslarini onlar kontrol ederler. Beyin yikama yöntemleri ve medyayi yönlendirme yöntemleri korkunçtur. Onlarin izni olmadan büyük medyaya yayin yapmaniz mümkün değildir.

Ücretleri, vergileri maaslari onlar kontrol ederler. Emeginize net olarak hakimdirler. Tüm ücretleri, endüstrilerdeki maaslari, isçi maaslarini onlar kontrol ederler.

Mafyayi onlar kontrol ederler. Detaya girmeye gerek yok, çünkü zaten kendileri mafyadir. diğer mafya örgütlenmelerini onlar kontrol ederler.

Bilimi ve teknolojiyi onlar kontrol ederler. Bilimi ve teknolojiyi çok kilit noktalardaki ögretim görevlileri veya çok kilit noktalardaki
sirket görevlileri sayesinde onlar kontrol ederler.

Istihbarat örgütlerini ve ordulari onlar kontrol ederler. ABDdeki hemen her istihbarat örgütünün üst düzey görevlisi veya ileri geleni
ya bahsedilen gizli örgütlerin üyesidir, ya da CFR, Trilateral Komisyon veya Bilderberg üyesidir. Avrupa ve Japonyadaki istihbarat
örgütlerinde de bu kisiler çok etkilidir. Türkiye'de ise son 50 yildir yönetici konumuna gelmis pek çok kisi ya Trilateral Komisyon veya
Bilderberg üyesidir.

Su unutulmamalidir: Bu örgütlerin güçleri, nitelikleri ve üyeleri ortaya çikarildiktan sonra kesinlikle alt edilebilirler. Bu örgütleri
böylesine siralamak onlarin yenilmez olduklari vurgulamak amaciyla degil, aksine onlarin iç yapilarini ortaya koymak ve alt edilebileceklerini vurgulamak amaciyla yapilmaktadir.

Asagida her üç örgüte de (Trilateral Komisyon, Bilderberg ve CFR) üye olan kisilerin isimlerini ve bulunduklari konumlari sunuyorum (Ross
2000).

Her üç örgüte de üye olan elitler


Paul Arthur Allaire: Xerox sirketi direktörü, CFR direktörü.
Graham T. Allison: Ulusal Politika Merkezi üyesi, eski CFR Direktörü.
D. Orville Andreas: Archer Daniels Sirketi Baskani.
R. Leroy Bartley: Ünlü Wall Street Journal Editörü.
C. Fred Bergsten: Ünlü Brookings Institition Yöneticisi.
Robert R. Bowie: Kitalararasi Gelistirme Merkezi üyesi.
John Bredemas: Texaco sirketi direktörü, eski senatör.
Zbigniew Brzezinski: Ulusal güvenlik danismani, Stratejik ve
Uluslararasi Çalismalar Enstitüsü.
John H. Chafe: Senatör, Fin. Sel. Intellig. Direktör.
Bill Clinton: Eski Başkan, Arkansas Valisi.
Richard N. Cooper: Harvardda Prof. CFR direktörü, Devlet Bakanligi,
Ekonomik isler.
Gerald Corrigan: CFR direktörü, Federal Merkez Bankasi. Eski
direktörü, Goldman Sachs.
Lynn E. Davis: Devlet Bakani, Uluslararasi Güvenlik Sekreteri.
John Mark Deutch: CIA direktörü, Savunma Bakanligi.
Martin S. Friedman: Prof. (Harvard) Ekonomik Arastirmalar Ulusal
Bürosu.
Stephan J. Friedman: Goldman Sachs Sirketi.
Thomas L. Friedman: New York Times gazetesi, köse yazari.
David. L. Gergen: US News ve World Report Direktör ve Clintonin
danismani.
Louis Gerstner: IBM Sirketi sahibi ve Baskani.
Kathrine Graham: Washington Post gazetesi, köse yazari ve Brookings
Inst.
Maurice Greenberg: CFR direktörü, Am. Int. Group Inc. Başkan
Yardimcisi.
Lee Herbert Hesburgh: Senatör, Indiana uluslararası ilişkiler.
W. Alexander Hewitt: Jamaica Büyükelçisi.
James F. Hoge: CFRnin yayin organi Foreign Affairsin direktörü.
Richard Holbrooke: ABD Büyükelçisi, B. M. üyesi Credit S. First Boston
Corp.
Vernon E. Jordan: Aikin, Huer and Feld Sirketi, RJR Nabisco yöneticisi.
Henry A. Kissenger: Nixon ve Carter dönemi Devlet Bakanligi, Sekreter.
Winston Lord: Devlet Bak. Sekreter yardimcisi, Dogu Pasifik ve Asya
Iliskileri.
Jessica T. Mathews: Uluslararasi baris için Carnegie Vakfi Baskani (CIA
ve DIA).
Winston P. McCracken: Michigan Üniversitesi Prof.
Robert Strange Mc Namara: Dünya Bankasi Baskani, Eski Savunma
Sekreteri, Brookings Inst. (CIA baglantili).
Walter F. Mondale: ABD Büyükelçisi, Japonya Devlet Bakanligi.
J. Benjamin Nye: Hazine Bakanligi Sekreteri ve etkin baskani.
Joseph S. Nye: Ulusal Istihbarat Konseyi Baskani, Harvard Dekani
Rozanne L. Ridgway: Atlantik Konsül, RJR Nab Direktörü.
Charles W. Robinson: Kitalararasi Gelistirme Konsülü, Brookings Inst.
(CIA baglantili).
David Rockefeller: Chase Manhattan Bankasi baskani, Rockefeller
Sirketi Baskani, CFR baskani, Trilateral Komisyon baska. Bahsedilen
tüm örgütlerin basindaki çekirdegin yöneticisi.
Brent Snowcroft: Ulusal Güvenlik Konseyi Başkan yard, CFR eski baskani.
Helmut Sonnefeldt: Brookings ve Carnagie Endowment (CIA baglantili).
George Soros: Soros Fund Baskani, Open Society Institute.
Laura D. Tyson: Prof, Harvard, Ekonomik danismanlik Komisyonu baskani.
Paul A. Volcker: Federal Reserve System (Merkez Bankasi) Baskani.
John C. Whitehead: Brookings Institution baskani (CIA yan kurulusu)
NYC, AEA investor.
Paul D. Wolfowitz: John Hopkins Ünv Dekani, Ileri Uluslararasi
Iliskiler (CIA).
Robert B. Zoellick: Stratejik ve Uluslararasi Iliskiler Merkezi
baskani.
M. Benjamin Mortimer: US News, World Reports, NY Daily News, Atlantic
Montly Baskani ve yöneticisi, pek çok medyayi kontrol etmekte.

Eski ve Yeni Dünya Düzeninde gizli cemiyetlere kısa bir bakış

Dünyanın kurulusundan beri insanlar sosyal sistemler içinde belirli
bir güç arayışında olmuşlardır. Belirli sosyal sınıflarda ve özellikle
16-18. yüzyıldan sonra yönetici sınıfı teşkil eden üst burjuvazide
belirli mevkilerin dağılımı arz-talep dengesine uygun olmamaya
başlamıştır. Ayrıca kilise ve din baskısına karsı da, farklı ve daha
açık görüşlü düşünceye sahip insanlar farklı örgütlenmeler içine girme
ihtiyacı duymuşlardır. Bu yüzyıllarda eski mistik gizli cemiyetlerin
de törelerini ve yöntemlerini kullanan yeni yapılanmalar görmekteyiz.
Masonluk ve ILLUMINATI bu özellikleri fazlasıyla içermektedir.

Aslında gizli cemiyetler büyünün ve ayinlerin başladığı çok eski
dönemlere kadar gider ve pek çok gizli cemiyetin kurulusu Mısırlılar
ve Mezopotamyalılar zamanına kadar uzanmakta, Sümer ve Akanlara, 5000
yıl önceye gitmektedir. Ama ilk gizli cemiyetlerin temel çıkış noktası
din ve Tanrı ile bütünleşme çabasıdır. İlk gizli cemiyetleri
oluşturanlar da zaten samanlar, din adamları ve ruhban sınıfı
olmuştur. Zoroastrianizm, Mithraism, Pitagorasçilik, Neo-Platonizm,
Kabalizm, Sufism, Batıniler (Hasan Sabbahin gizli cemiyeti), Tapınak
ve Malta Şövalyeleri ve Gül Haç örgütü ve daha binlercesi Mısır,
Mezopotamya ve Ortadoğu'da kendi inanç, sembolizm ve ritüel sistemleri
ile yoğrulmuşlar ve yıllarca birbirlerinden etkilenerek Rönesans
dönemine kadar ulaşmışlardır. Burada söz konusu olan masonik
cemiyetlerdir, ama burada hedefimiz tüm masonları ve masonik
aktiviteleri kötülemek değildir. Yüzlerce kola ayrılmış olan masonluk
kendi alt kültürü içinde bazı masonik olguları ve yapıları da
beraberinde getirmiştir. Masonluğun tarihte insanlara olumlu etkileri
de olmuştur. Öncelikle 18. yüzyıl öncesi Anderson Anayasasından önceki
masonların pek çoğu aydınlanmacı ve bilimsel kişiliği ön plana çıkan
kişilerdir.

Varlığı halen tartışılan Gül Haç (Rose Croix) örgütünün de masonluğun
farklı bir devamı olduğu, hatta 1614lerde kiliseye karsı İngiltere'de
manifestolar verdiği de söylenir. Rose Croixda bulunduğu ve büyük
üstatlık yaptığı söylenen bazı kişileri son yıllarda bulunan
parşömenlerdeki kayıtlarına ve Holly Blood and Holly Grail (Kutsal
Kan, Kutsal Kase) isimli kitaptaki bilgiye göre sayalım isterseniz
(Baigent 1983). Leonardo da Vinci (1510-1519); Robert Boyle
(1654-1691); Isaac Newton (1691-1727); Charles Radclyffe (1727-1746);
Victor Hugo (1844-1885); Claude Debussy (1885-191 . Daha pek çok ünlü
isim mevcut bu gizli masonik örgüttedir! Bu örgütün de farklı bir
masonik örgüt olarak faaliyetlerini halen dünyanın herlerinde
sürdürdüğü iddia edilmektedir. ILLUMINATIye de bir kol veren grubun
Gül Haç teşkilatı olduğu düşünülmektedir.
Bu gizli cemiyetlerin hepsi tarihte olumsuz etkiler yapmamıştır,
aksine Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Cemiyeti Fransız İhtilali ve
Amerikan Devriminin örgütlenme yapısını ve temel kardeşlik, eşitlik
felsefesini oluşturmuş, devrimlere ideolojik bir ağ örmüştür. Fransız
İhtilalinin pek çok kahramanı masondur. Kuzey Amerika'ya masonluk
1730larda gelmiştir. Benjamin Franklin 1731de mason olmuş ve 1734de
Pennsylvanianin Büyük Üstadı olmuştur. Rose Croixlarin (Gül Haç) üçlü
konsülünde yer almıştır. George Washington 1752de masonluğa alinmiş
1789da da Başkan olmuştur. Amerikan başkanlarının büyük çoğunluğu
masondur. Masonik örgütlerin pek çoğu Türkiye'de de adi çok
tartışılanTapınak Şövalyelerine dayanır.
Tapınak şövalyeleri

Tapınak şövalyeleri, Haçlı seferleri sırasında Hugues de Payen isimli
soylu bir şövalye tarafından 8 diğer şövalye ile birlikte 1119da
kurulmuştur (Baigent 1983; Barret 1999; Draul 1989). Bu dönem Hasan
Sabbahin ve Batinilerin etkisinin bitmek üzere olduğu bir dönemdir.
1099da Kudüs alininca, Tapınak şövalyeleri buraya giden hacıları ve
Avrupalıları korumak için devreye girdiler. Resmi olarak Troya konsülü
tarafından 1129da Isanin Fakir şövalyeleri ve Süleyman Tapınağı
Tarikatı olarak kuruldular. Tapınak şövalyelerinin şayisi hızla arttı,
1130da 300 kadar Tapınak şövalyesi Kudüs civarına vardı. Tapınak
şövalyesi olabilmek için kilise karsısında fakirlik yemini etmek,
bekaret ve kiliseye itaat basta geliyordu. Görevleri din adamlarını ve
Kudüme gidenleri korumaktı. Sayıları arttı, Ana doluda ve Kudüs
civarında kendilerine kaleler insaf ettiler ve kendilerine ait bir alt
kültür kurdular. 1139da başarılarından dolayı Papa Innocent II onlara
tam bağımsızlık tanıma hatasında bulundu. Krallar ve soylular da
hoşlanmamalarına rağmen mecburen Tapınak Şövalyelerine toprak ve
toprak kirası alma hakki tanıdı. Böylece sayilari binleri asti ve hem
Ana doluda hem de deniz kenarindaki diğer bölgelerde kaleler insaf
ettiler ve duvarci ustasi anlamina gelen ilk masonik aktivitelerine
baslamis oldular. Zamanla soyulmaktan korkan hacilara yardimci olmak
için onlarin degerli esyalarini muhafaza etmeye, ilk seyahat çeklerini
ortaya çikarmaya basladilar. Tabii gizli bazi isaretler tasimasi
gereken bu yazili kagitlardaki semboller yüzyillardir bölgedeki mistik
akimlardan etkilendi ve onlarin alt kültürleriyle bütünlesti.

Tapinak Sovalyelerine üye özel olarak seçilir, tarikata kabul
edilirler ve çok farkli bir egitimden geçirilirlerdi. Bu sirada Arapça
ögrenip, eski Yunan eserlerini okumaya basladilar. Bankerlikle ve
ticaretle de çok zenginlestiler. Papalik ve Fransiz krali onlarin
gücünün azaltilmasi gerektigini sonunda anladilar, çünkü hermetizm,
alkemi (simya) ve bilimle de ugrasan bir alt kültür yaratmislardi.
1307de Papa Clement Vin emri ile bazi Tapinak Sovalyeleri geri
çagrildilar, büyücülükle suçlandilar, iskence gördüler ve yakildilar.
1314de Tapinak Sovalyelerinin büyük üstadi Jacques de Molay Pariste
bir kaziga çakilarak yakildi. Bunun üzerine geri çagrilan Tapinak
Sovalyeleri Iskoçyaya kaçtilar ve orada operatif masonlugu kurdular ve
Anadoludaki, Kudüsteki kaleleri ve merkezleri ile haberlesmeyi
sürdürdüler. 36sinin haricindeki Tapinak Sovalyelerini
yakalayamadilar. Özellikle suçlama büyü, hermetizmle (ilk kaynaklari
astroloji, astrolojiye dayali hekimlik ve büyü olan, I.S. II ve III
yüzyilda ise Stoaciligin ve Platonculugun, Zerdüst dininin de da
damgasini tasiyan, Hristiyanligini Mesih anlayisini reddeden, Bati
mistisizminin esasini olusturan bir felsefe ve din) ve alkemi ile
ugrasmalari, maddi güçlerini Papaligin hizmetine sunmamalari ve
Papaliga garip gelen sembolik ve allegorik ritüelleriydi. Bu
ritüellerde söylenen sözler ezberleniyordu ve yazili degildi ve ne
yaptiklari belirsizdi, kliseye karsi ayaklaniyor olabilirlerdi.
Avrupada büyük bir olasilikla Tapinak Sovalyeleri daha sonraki
yüzyillarda farkli örgütler olarak devam ettiler, bunlarin en önemlisi
asagida açiklayacagimiz Rose Croix (GÜL HAÇ) örgütüdür.

Rose Croix (Gül Haç örgütü)
1188de Prieree De Sion MS 46 yilinda kurulan ORMUS (inisiye edilenler
tarikati veya tekris edilenler tarikati) isimli tarikatin bir adinin
da lOrdre de la Rose-Croix Veritax oldugu, bir rivayete göre de Isanin
çarmihtan inip bu tarikati kurdugu söylense de, Dames Frances Yatese
göre ilk ismine 1614de yayimlanan Fama Fraternatisde, Confessio
Fraternatis ve The Chemical Wedding of of Christian RosenKreuz da
rastlanir. Bu devirde yazilan ve Rosy Cross Manifestolari olarak
bilinen üç eser bir Hiristiyan olan Rossy Crossdan ve allegorik bir
efsaneden ve bir manifestodan bahseder. Almanyada 1378de dogan Rosy
Cross Anadoluya ve kutsal topraklara gitmis 106 yasinda 1484de
ölmüstür. Bu eserler simya ile, gizli bilimle ve tipla ugrasan kliseye
karsi olan gizli bir toplulugun varligindan dem vurur. Eserlerde
masonik sembolizm ve dolayli anlatim kullanilir. Bu yazilarda
belirttigimiz gibi Boyle ve Leonardo da Vinciden, Isaac Newtona kadar
pek çok bilim insani bu gizli örgüte üye olmus ve bu örgüt sayesinde
kendini gelistirmistir. Örgütün tüm özellikleri masoniktir ve Tapinak
Sovalyeleri ile iliskileri olduguna kesin gözüyle bakilmaktadir. Daha
sonra ABDye masonlugu getiren kisiler ve Benjamin Franklinin kendisi
bile Gül Haç örgütünün iç çekirdegindendir. Manifestolar insanlik için
çalisan kardeslik ve iyiligi yayma motiflerini isler, Fransiz Ihtilali
ve Amerikan ihtilalinde de gelisen devrimci masonik örgütlenme Rose
Croix ile içiçedir.

Gül Haç isminin de çok sembolik bir anlami vardir (detaylar için
Baigent 1983 ve Barret 1999) Rose Croix ayrica pek çok yönü ve mistik
islevi ile Kabalizmle içiçedir, bu da hem Yahudilerden hem de konuyu
isleyen Tapinak Sovalyelerinden geçmis bir gelenektir. 1623de Gül Haç
örgütü Pariste çok yaygindi ve bazi üyelerinin görünür, bazi
üyelerinin de görünmez oldugu ve görünmez olanlarin seytanla isbirligi
içinde oldugu dedikodusunu dogurmustur. 1640larda Avrupa ve
Ingilterede pek çok Rose Croix örgütü mevcuttu ve Ashmole ve Lilly
tarafindan Londrada 1646da kurulan bir locanin Hür ve Kabul Edilmis
masonlugun, Tapinak Sovalyeleri ile birlikte temeli attigi iddia
edilmistir. 17. Yüzyildan sonra Gül Haç örgütü masonluktan daha gizli
ve daha ölümcül bir biçimde devam etmis ve bir kola ayrilarak
ILLUMINATIyi olusturmustur. Rose Croix o kadar gizlidir ki, halen
sürüp sürmedigi bile resmi olarak bilinmemektedir. Seytana taparlar
mi?

Bu konuda belirsizdir, ama 20. yüzyilin basinda GOLDEN DAWN (ALTIN
GÜNDOGUMU) isimli koyu okkült, kara büyü ve satanizm örgütünü kuran
Aleister Crowleyin Rose Croix örgütünden oldugu iddia edilmektedir,
ayni zamanda Crowley Hür, Kabul Edilmis Masonlar Locasinda Büyük
Üstadlik yapmis, Skoç ritinde de 33. derece mason olmustur.


Yaptigim arastirma ve incelemelerden çikardigim sonuç, Rose Croix
örgütünün hiç bir zaman yok olmadigidir. Fakat baska örgütler
dogurmaya devam etmistir. 16. yüzyildan beri gerek masonlugun, gerekse
ILLUMINATInin ve Skulls and Bones Societynin dogusunda etkin rol
oynamistir. Ama Hür ve Kabul Edilmis Masonlar resmi ve kanuni bir
dernek olmasina karsin, ne ILLUMINATI ne de Rose Croix ortaya çikip
kendini gösteren birer dernek degildirler ve masonlugu kendilerine üye
çekmek için bir havuz olarak kullanirlar. Yani daireler içiçedir. En
içteki dairede ve çelik çekirdekte hangi mistik gizli örgütün
yüzyillarca etkili oldugu meçhul kalmistir.

Illuminati

Illuminati 1 Mayis 1776 da Adam Weishaupt tarafindan Bavyera-Almanyada
kurulmustur. Adam Weishaupt Ingolstadt Üniversitesinde hukuk profesörü
iken masonik egilimlere merak sarmis ve bir gizli örgüt kurmustur. Ama
hükümete karsi bazi hareketler de içeren yayinlari nedeniyle 1786da
polis tarafindan basilmis ve ondan sonra da tamamen yer altina
inmistir. Illuminatinin daha sonra çok güçlendigi ve 1833de Yale
Üniversitesinde General William Russel tarafindan Skulls and Bones
Society (SBS) olarak kuruldugu rivayet edilmektedir (Marrs 2000;
Sutton 1986). Yani bir rivayete göre SBS Illuminatinin ABDdeki
devamidir. ILLUMINATInin Rose Croix örgütü ile direkt iliskisi oldugu
bilinmektedir. Hangi ülkede birlesik çalisirlar, hangi ülkede
farklidirlar ve ayrilirlar bilinemez. Bu gizli örgütlerin terör
örgütlerinden özde pek bir farki yoktur; terör örgütleri bomba ve
silahla terör ve anarsi yaratirlar. ILLUMINATI, SBS, CFR ve benzerleri
ise sadece anarsi ve kaosu yani ORDO AB CHAOSu (kaostan düzen) imza
yetkisi, uluslararasi strateji, paranin kontrolü ve mafyanin indirekt
kontrolü ile yaratirlar.

Illuminati adini ve üyelerini inanilmaz bir sir gibi saklayan ve
ölümcül bir kurulustur. Bugün hemen her ülkede mevcuttur. Özel egitim,
tören ve alt kültürlerden gelmeyenler Illuminatiye kabul edilmezler.
ABD baskanlarinin pek çogu Illuminatiden ya icazet alirlar ya da
üyesidirler. Bu gizli örgüte ihanet edenlerin cezasi kayitsiz sartsiz
ölümdür. Illuminatinin NATO ile veya Gladyo gibi yeralti örgütleri ile
de iliskisi oldugu sanilmaktadir (Domhoff 1974, 2000; Sutton 1986,
1988, 1990; Marrs 2000; Ross 2000; Marrs 2001)

Skulls and Bones Society (Kuru Kafa ve Kemikler Örgütü-SBS)

Baba ve ogul George Bushun üyesi oldugu SBS, merkezi Connecticut Yale
Üniversitesinde olan çok gizli bir cemiyettir (Ironhouse 2002; Sutton
1986). Her yil sadece bu örgüte 15 kisi girebilir, ama bu 15 kisi daha
sonra ABDde en kilit noktalara getirilir, ayrica akrabalari ve
dostlari da bu elitizmden paylarini alirlar. Sayilari az olmasina
ragmen etkileri fazladir ve bir çember içindeki merkez usulüyle
çalisirlar, yani bir çemberdeki çesitli noktalarin kontrolü bir SBS
üyesinde ise, onlar için sorun çözülmüstür, bu nedenle üyelerini
yönetici ve etkin çemberlerin merkezine koyarlar. Tabii ki ILLUMINATI,
Rose Croix (Gül Haç), Trilateral Komisyon ve CFR ile ile direkt
iliskileri vardir.

Her ikisinin de gizli Rose Croix örgütü ile iliskisi vardir. Alphonso
Taft daha sonra ABD baskani ve SBS üyesi olan William Howard Taftin da
babasidir. SBSnin son 150 yilda 2500den fazla üyesi olmustur. SBS Yeni
Dünya Düzeninin temel ideologlarindan biridir (Bohemian Grove ve CFR
ile birlikte). Elimizdeki ilk kayitlar Haziran 1882ye aittir.

Bu gizli cemiyete girebilmek ancak davetle mümkündür ve inisiasyon
töreni masonlarinkine çok benzer. Fakat tüm ritüeller ve yapilanlar
gizlidir, kimse disariya bilgi sizdiramaz. Inisiasyon törenlerinde
denekler çirilçiplak ******p bir tabuta girerler, bu tabuttan
çiktiklarinda yeniden dogmus sayilirlar. Birbirlerini özel tanima
yöntemleri vardir. Son yüz yilda SBS üyeleri ABDde en kilit noktalara
gelmislerdir ve özellikle belirli ailelerden seçilen kisiler özenle bu
gruba alinir. Bu cemiyete girebilmek için temel özellik WASP olmaktir
(White:Beyaz; Anglo Sakson ve Protestan). Baska irka veya geçmise
mensup baska dinden olanlar bu yapiya giremez.
SBS ABDde pek çok kilit noktaya gelmis insanin yer aldigi bir cemiyet
olmustur. 6-7 kusak öncesinden Anglo Sakson ve protestan olmasina çok
dikkat edilir. SBSnin temelinde bir çelik çekirdek iç hücre, etrafinda
daha büyük bir çember, onun etrafinda da daha dis bir yapilanma
vardir. Chapter 322 ismi ile de anilan iç merkezin direkt olarak
merkezde olmak kosuluyla Trilateral Komisyon, CFR, Bilderberg,
Atlantik Konsül (Bir round table masonik grubu), Bohemian Grove (veya
Bohemian Club), Pilgrem Society, ve SBSnin dis gölge örgütleri (yani
üye almak için havuz olusturduklari yan klüpler vardir) (Marrs 2000;
Marrs 2001; Sutton 1986, 1988, 1990).

ABDye yerlesen ve pek çok tüketim aracini kontrol altindan tutan ve
etkin ailelerden SBSye üye verenlerden bazilari sunlardir (çok uzun
süredir bu ailelerin mutlaka bir kaç ferdi SBS üyesidir):

Whitney Ailesi ( yerlesim 1635, Watertown, Massachusets),
Perkins Ailesi ( yerlesim 1631, Boston Mass.),
Stimson Ailesi (yerlesim 1635, Watertown, Mass.),
Taft Ailesi (y. 1679, Braintree, Mass),
Wasdworth Ailesi (y. 1632, Newtown, Mass.),
Gilman Ailesi (y. 1638, Hingham, Mass.)
Payne Ailesi (Standard Petrolün sahibi),
Davison Ailesi (J. P. Morgan ve sirketinin sahibi, her iki dünya
savasinda da etkili olmuslar ve büyük paralar kazanmislardir),
Pillsburr Ailesi (Un ticareti),
Sloane Ailesi (Ticaret ve parekende satisiin dev ismi),
Weyrhauser Ailesi (Kereste ve orman ürünleri tröstü),
Harriman Ailesi (Demiryolu Krallari),
Rockefeller Ailesi (Standard petrol, Chase Manhatten Bank ve binlerce
sirketin sahibi CFR, Trilateral Komisyon ve Bilderbergin basindaki
aile),
Lord Ailesi (y. 1635, Cambridge, Mass.),
Bundy Ailesi (y. 1635, Boston, Mass.),
Phelps Ailesi (y. 1630 Dorchester, Mass.),
Bush aileleri (Baba Bush CIA ve ABD baskani, ogul Bush bu örgütlerin
bir entrikasiyla ABD baskanligina getirildi, her ikisi de SBS üyesi).

SBS toplumdaki hemen her yapiya girmistir. Bunlarin içinde Beyaz
Saray, Yüce Divan, Medya, Is ve Endüstri, Federal Banka sistemi, Kanun
yapici kurullar, Mahkemeler vb vardir. SBSnin temel ideolojisi Anglo
Sakson ve Protestan beyazlarin dünyadaki hakimiyetini saglamaktir,
ideolojisi oldukça fasistir ve her iki dünya savasinda da bu cemiyet
çok önemli roller oynamistir. Bohemian Grove ve CFR ile birlikte
Skulls and Bones Society Yeni Dünya Düzeninin yaraticisidir (Marrs
2000; Marrs 2001; Sutton 1986, 1988, 1990; Ironhouse 2002).

Bohemian Grove (Bohemian Klübü)
Bohemian Grove (BG) ayni Skulls and Bones Society gibi gizli amaçlar
ve yöntemler için 1880lerde Kaliforniyada kurulmus bir cemiyettir.
Üyeleri, törenleri, ritüelleri ve ne yaptiklari çok gizli tutulur.
Merkezdeki çiftlik ayni anda yüzlerce kisinin hafta sonu
toplantilarina katilabilecegi niteliktedir. ABDnin hemen her
eyaletinde tapinaklari vardir. Sembolleri BAYKUStur. Ritüellerde
baykusa hitap edilir ve bir fetis olarak baykus motifi kullanilir.
Bohemian Grovea üye olanlar baska masonik klüplere de üye olduklari
için bu rituellere ve sembolizme ali*****rlar.

1970li yillarda en kilit noktadaki ve zengin 1000 civarinda üyesi olan
Bohemian Grove üyelerinin ünlülerinden bazilari sunlardi (Domhoff
1974):

Dwight David Eisenhower (ABD baskani),
Herman Wouk,
Robert Kennedy (ABD Baskan adayi),
Johson (ABD Baskani),
Richard Nixon (ABD Baskani),
Gerald Ford (ABD Baskani),
Ronald Reagen (ABD Baskani),
Bill Clinton (ABD Baskani),
Nelson Rockefeller,
David Rockefeller,
Henry Kissenger,
Edgar Kaiser (Kaiser Industries baskani),
Henry Morgan (J.P. Morgan Sirketi),
Charles Morgan (J.P. Morgan Sirketi),
Neil Armstrong (aydan döndükten sonra katilmistir)



Hoover Enstitüsünün bazi ileri gelenleri,

Wernhern Von Braun (Alman roket ve uzay bilimcisi),
David Sarnoff (Isadami),
Senator Robert Taft (Taft ailesinin SBS ile yakin ilgisini
hatirlayiniz!),
Lucius Clay,
American Express,
Standard Brands,
Int. Investment Corporation baskani, ,
Earl Warren (Yüce Divan üyesi),
Kalifornia valisi Goodwin Knight,
Kalifornia valisi Pat Brown,
Baskan Herbert C. Hoover (1913te klube katilmistir),
Rudolph Peterson ( Bank of Amerikanin eski baskani),
Melvin Laird (eski Savunma Bakani),
William Rogers (Eski CIA baglantili Devlet Bakanligi sekreteri),
Francis Baer (United California bank eski baskani),
Stephen D. Bechtel: J.P. Morgan sirketi direktörü,
Gilbert Humprey(: National Steel, General Electric, Texaco, National
City Bank of Cleveland, Sun Life Insurance direktörü, Lewis Lapham):
Mobil Oil,
Heinz, TriContinental Corp. Baskani),
Edmund Littlefield): Wels Fargo Bank, Hewlett-Packard, General
Electric eski baskanlarindan),
Leonard McCollum ( Morgan Trust, Capital National Bank eski baskani)

Dikkat ederseniz Bohemian Grove hem çok zengin hem de en kilit
noktalardaki elitlerin olusturdugu daha üst ve çok daha gizli bir
seçkin klübüdür (Daha detayli listeler ilerideki çalismamizda
yayimlanacaktir, yer tutmamasi açisinda sadece bazi kritik
görevlerdeki kisileri verdik). Dikkat edilirse en fazla ABD baskani
üyesi olan klüp Bohemian Grovedur. ABDde kaldigim 7 yil boyunca her
gittigim kütüphanede ve kitapçida bu klüple ilgili bilgi aradim. Bu
konuda sadece William Domhoffun yazdigi bir kitap ile bir kaç makale
geçti elime. Düsünün 1000e yakin ABD eliti sürekli bir hafta sonu
Californiada veya diger eyaletlerdeki çiftiklerde toplanip kadinli,
erkekli törenler yapiyorlar ve gizli ritüeller uygulaniyor, inisiasyon
törenleri yapiliyor; insanlar komik komik kiliklara veya durumlara
giriyor çesitli dramalar ve roller oynuyorlar.

Bunlara bir sürü hizmetçi hizmet ediyor, bir sürü polis bunlari
koruyor, bir sürü kisi bu klübe geliyor ve bu klüp 1880den beri var.
ABDde elime geçen pek çok kütüphanenin veritabaninda bu klübe ait
bilgi aradim, ama çok sinirli bilgiye ulasabildim. Halbuki masonlukla
ilgili kitaplar heryerde satiliyordu. Benzer sekilde Skulls and Bones
Society (SBS) konusunda da elime geçebilen kitap sayisi bir avuçtur.
SBS de Bohemian Grove gibi çok gizli bir örgüttür. Bu örgütleri ABDde
sordugum hiç bir Amerikali bilmiyordu. Üstelik bu kitapta diger
örgütlerle ilgili listeleri yayinlayan kitaplar veri tabanlarindan
çikarilmisti, elimdeki kitaplarin çoguna direkt yazarlarina ulasarak
eristim. Neden ve nasil saglanir bu gizlilik bunu anlamaya imkan yok!
Bu gizliligin tek hedefi olabilir, törenlerde ve toplantilarda çok
ciddi bazi kararlarin alinmasi.

Örnegin atom bombasi projesinin kararinin verildigi yerin, siklotronu
ilk kurgulayan Prof. Ernest O. Lawrencea bu kararin verdirildigi yer
olan Bohemian Grovedur (Nuel Pharr Davis, Lawrence and Oppenheimer,
New York: Simon and Schuster, 196 . Vietnama savas açilmasi kararinin
verildigi yer de Bohemian Grovedur. Kaliforniyadaki çiftlikte bazi
zamanlarda ciddi güvenlik önlemli toplantilar yapilir. Çiftlik San
Fransisconun 65 mil kuzeyindedir 300-500 kisiyi barindirabilecek ve
anayoldan ulasilamayacak, ancak bilenlerin helikopterle veya arazi
araçlari ile gidebilecekleri bir alanda tüm çevre yerlesim
merkezlerinden uzaktadir ve çok yogun koruma altindadir. Bu ana
merkezin haricinde baska sehirlerde de merkezleri vardir. Bohemian
Grove üyeleri belirli araliklarla toplanip klasik ritüelik törenlerini
yaparlar. Törenleri bir rahip ile bir rahibe yönetir. Törenlerde
genellikle allogerik ve yukarida tanimini yaptigimiz sembolik dramalar
oynanir, fakat törenlerle ilgili yazilanlar da çok sinirlidir.

Bohemian Groveun merkezinin bu kadar izole olmasina karsin, Bohemian
Grove SBS, Pilgrem Society, Rotary Club gibi masonik cemiyetlerle iç
içedirler. Bir söylentiye göre BGdan icazet alamayan bir istihbarat
örgütünün basina getirilemez, baskan seçilemez; devletle ilgili pek
çok önemli karar buradaki toplantilarda verilir. Üyeleri yukarida
saydigimiz gibi en kilit noktalardaki kisilerden olusur; örnegin 1991
de BGda olup da ayni zamanda önemli sirketlerde yönetici olanlarin
sayisi söyleydi: Bank of America 7 direktör, Pacific Gas and Electric
5 director, AT-T 4 direktör, First Interstate Bank 4 direktör,
McKesson Corporation 4 direktör, Ford Motors 4 direktör, General
Motors 3 direktör, Pacific Bell Telephone 3 direktör. Ayrica pek çok
istihbarat örgütünün baskanlari veya üst düzey yöneticileri de BG veya
SBS üyesidir. BG, SBS ile birlikte 1880ilerden beri Yeni Dünya
Düzeninin ideologudur ve bu cemiyetlerdeki kisilerin çogu ise
Bilderberg, Trilateral Komisyon ve CFRda yer alirlar. 1974teki
Domhofun kitabinda belirtildigi üzere Bohemian Grovea üye olan
azinlik, ABDdeki o tarihteki tüm mallarin yaklasik yüzde 30-40ina,
özel sektörün tüm servetinin yaklasik yüzde 70-80nine sahipti.

CFR, Trilateral Komisyon ve Bilderberg örgütleri

Diger masonik örgütlerin iç çatisi ve yapisi altinda CFR, Trilateral
Komisyon ve Bilderberg günümüzün BÜYÜK AGABEYI haline gelmistir.
CFR (Council on Foreign Relations-Dis Iliskiler Konseyi)

Clinton, Antony Lake, Al Gore, George Bush, Warren Christopher, Colin
Powell, Les Aspin , James Woolsey (CIA direktörü) gibi isimlerin CFR
(Council on Foreign Relations-Dis Iliskiler Konseyi) isimli bir
komisyona kayitli olmalari herhalde okuyucuyu bunca bilgiden sonra
sasirtmaz. Ama dünyadaki en ciddi karar mercilerine gelenlerin bagli
olduklari bir örgüt olmasi herhalde dogal karsilanabilir, üstelik
bunlarin bazilari BILDERBERG veya Skulls and Bones Society
üyesidirler. Yani hiç kimse hak ettigi ve olmasi gerektigi için bir
pozisyonda degildir Yeni Dünya Düzeninde. Ipleri ne kadar iyi
oynatabildigi, ne kadar sir tuttugu ve bu örgütlere ne kadar bagli
oldugu önemlidir onlar için.


Globalizasyon ideolojisinin Bohemian Grove ve Skulls and Bones Society
gibi masonik örgütlerden daha az gizli bir bransi olan CFR 21 Temmuz
1921de New Yorkta kurulmustur (Ross 2000; Marrs 2000). Zaten
yüzyillardir ülkü piramiti, Süleyman mabedi, tek hükümetli dünya,
Sionun ogullarinin vaad edilmis birlesik kralligi, evrensel kardeslik
gibi fikirleri savunan gizli cemiyetlerin bu ideolojisini ilk harekete
resmi olarak geçiren kurulus CFRdir. Globalizmin gizlilikten çikip
dünyaya ilani CFRin kurulusu ile baslamistir. 1917de Baskan Wilson
savas sonrasinda yüze yakin elit adamini toplamis ve global baris (!)
planlari yapmislar ve Wilsonin bilinen on dört nokta teorisini 8 Ocak
1918de kongreye sunmuslardir. Bu plan özünde tüm ekonomik sinirlari
kaldirmayi amaçlayan ve ABD sermayesini tüm dünyaya hakim kilmaya
yarayan bir plandi. Ama 1919da Paris Baris Görüsmelerindeki Versailles
anlasmasi Almanyaya agir kosullar koymustu.


30 Mayis 1919da Parisin Majestic otelinde toplanan Ingiliz ve Amerikan
delegeleri bir Uluslararasi Iliskiler Enstitüsü kurmaya karar
verdiler. Bunun adi daha sonradan Ingilterede Royal Institute of
International Affairs oldu. 21 Temmuz 1921de de ABDde CFR gizli
kosullar altinda kuruldu, 1945e kadar merkezi New Yorktaki Prat House
oldu (Halen merkezi burasidir: The Harold Pratt House, 58 East 68th
Street, New York, NY 10021). Bu bina Rockefeller tarafindan
bagislanmisti. CFR üyelerinin büyük çogunlugu New York ve Washington
D.C.de yasayan elitlerden olusuyordu. Daha ziyade New York ve
Washington, D.C.de yasayan elitlerden olusan CFRin bugün finans,
komünikasyon, akademi, istihbarat, teknoloji alanlarda en etkin
konumlarda bulunan 3300 üyesi mevcuttur. Bu sayi bir zamanlar 1600 ile
sinirliydi. Özellikle tüm CIA, DIA, DEA ve baska istihbarat sefleri bu
örgütün de elemanidir ve CFRin ilkelerinden disari çikamazlar. Ilk
üyeler arasinda New York senatörü Colonel House, Devlet Bakanligi
Sekreteri John Foster Dulles, CIAda uzun süre çalismis Allen Dulles,
kurucu baskan milyoner John W. Dawis ( J. P. Morganin
finansörlerinden) vardi. CFR için ilk para John D. Rockefeller,
Bernard Baruch, Jacob Schiff, Otto Kahn, Paul Warburg gibi
milyonerlerden geldi. Bugün CFR için finans su kuruluslardan gelir:
Xerox, General Motors, Bristol-Myers-Squip, Texaco, Alman Marshal
Fund, McKnight Vakfi, Ford Vakfi, Andrew Mellon Vakfi, Rockefeller
kardesler vakfi, Starr Vakfi vb. CFR yönetim üyeleri bugün dünyadaki
her ise burnunu sokan ve ekonomik kontrolü amaçlayan kurum, vakif,
enstitü ve gizli örgüt ile içiçedir.

CFR Ikinci Dünya Savasinda çok önemli bir rol oynamistir. Yayinladigi
Foreign Affairs isimli dergi ile de çalismalarini tüm dünyaya duyurur.
CFR her ne kadar gizli olmayan bir görünüme sahip olsa da, bu gerçek
degildir. CFR, SBS, Bilderberg gibi çok gizli bir örgüttür. Her yil
hazine sekreteri, CIA veya NSA yöneticileri ile çok gizli, halka açik
olmayan toplantilar yapar. Normal kosullarda CFRin anayasaya bile
aykiri oldugu iddia edilmisse de bunu yargilayacak olan Anayasa
Mahkemesi veya Yüce Divan üyelerinin büyük çogunlugu da CFR üyesidir.
J.P. Morgan ve Rockefeller gibi devler CFRye büyük paralar yatirirlar,
ama isadamlarina devletin güvenlik sirlari hakkinda brifing
verilmesini kimse anlayamaz ve anlatmakla bitip tükenmeyen Amerikan
demokrasisinin neresine koyacagini bilemez. Bu demokrasi ise neden hiç
bir sey halka ve basina açiklanmamaktadir? Orasi da pek anlasilamaz.
Gerçi basina açiklansa da farketmez, çünkü CFR tüm medyayi kontrol
eder. 1988den beri 14 devlet bakani, 14 hazine bakani, 11 Savunma
bakani ve bir sürü federal büroya ait görevli CFR üyeleri arasindan
seçilmistir. Özel sirketlerin devletin bu kadar içine girmesi nasil
demokrasi ve hukuk sistemi ile bagdasir bunu J.P. Morgana ve
Rockefellera sormak gerekir tabii. Dullestan beri her CIA direktörü,
örnegin Richard Helms, William Colby, George Bush, William Webster,
James Woolsey, John Deutsch, ve William Casey hep CFR üyeleri
arasindan seçilmislerdir. Ne isi vardir Rockfellerin kurdugu bir
konsülde halkin ulusal güvenligini korumakla görevli onca insanin?
Hukuk ülkesi ve demokrasinin besigi oldugu iddia edilen Amerikanin bu
gerçeklerini Amerikalilarin çogu bilmez, onlar kredi karti borçlarini
ve ev taksitlerini ödeyip, evde patlamis misir yiyerek biralarini
içerler. ABDli pek çok yazar CIAin Amerika ve Amerikan halki için
degil, CFRin dostlari ve gizli iliskide oldugu dernekleri için bilgi
topladigini dile getirmisler, ama komünistlikle suçlanmislardir.

CFR bu isadamlarinin istedigi kisileri hep yükseltmis en üst ve
dokunulmaz noktalara getirmistir. Bunun en güzel örnegi siradan bir
akademisyen olan ve David Rockefeller ile tanistiktan sonra sansi
açilan Henry Kissenger olmustur. Clinton döneminde de tüm devlet
yetkilileri CFR üyeleri arasindan görevlendirilmis neredeyse yurt
disina yollanan büyükelçilerin yarisi CFR içinden seçilmistir.
Baskanlarin seçiminde de ayni yol izlenmektedir, seçmenler bir CFR
üyesi ile öteki arasinda tercih yapmak zorunda birakilmaktadirlar,
zaten Demokrat Parti ile Cumhuriyetçi Parti birbirinden çok farkli
degildir ki! CFRin gizli raporlarindan ve konferanslarindan birinde
söyle denilmektedir (Ross 2000):
Silahsizlanma, Amerikanin bagimsizligi ve bu bagimsizligin tek dünya
hükümetine dönüsmesi CFRnin 1551 üyesinin yüzde 95ine 1975te
açiklanmistir. CFRnin üyelerin yüzde 75ine açiklanmamis ve yazilmamis
iki amaci daha vardir. Bu olusumun hedefleri size biraz garip
gelebilir, bunlari biraz tartisalim.

Bu inancimizin temelinde yatan, monopolistik kapitalizmin dünyanin her
yerindeki farkli para birimlerini, banka sistemlerini kredi ve üretim
sistemlerini, temel kaynaklarini tek hükümetle kontrol edilebilir hale
getirmek ve aydinlatilmis dünya sistemindeki üstünlügümüzü kendi dünya
ordumuzla temin etmektir.

Kendi kurdugu dünya ordusu ile tüm dünyadaki kaynaklari ve para
sistemini kontrol edip, tüm kaynaklara el koyacakmis. CFRin amaci
buymus! Skulls and Bones Societynin 1880lerdeki fasist ideolojisinin
bir devamidir bu! Bu mentalite bugün Ortadoguyu bir ordu indirerek
kontrol altina almak
istemektedir.



CFRin gizli bir organizasyon olmadigini söyleyenlere de CFRin 1992
yillik raporundan bir cümle ile yanit verelim. Sayfa 21: Tüm
toplantilardaki konusmalar ve açiklamalar bu toplantilar disinda
kimseye açiklanamaz! (Ross 2000). Ayni raporun, 122, 169, 174, 175 ve
176 inci sayfalarinda da bu gizlilik sürekli tekrarlanmakta ve
gizlilik bozulup da medya veya birisine bir bilgi sizdirilirsa nasil
cezalandirilacagi ima ediliyor. Daha önceki masonik ilkelerin tümünün
uygulandigi bir örgütlenmedir CFR. Ayrica CFRin ve gizliliginin ve
fasist ideolojilerinin ABD anayasina aykiri oldugu defalarca
zikredilmistir.

IMF ve Dünya bankasi da CFRin tamamen etkisi ve yönetimi altindadir
(Ross 2000; Sklar 1980). Geri kalmis ülkeleri fakirlestirmek ve
ekonomilerini yoketmek yolunda IMF, CFRin emirleri dogrultusunda
çalismaktadir.

Bilderberg gizli örgütü

CFRin temel globalizasyon planlari daha kuruldugu günden beri
bilinmekteydi. Ama CFR ABD içinde tam bir kontrol saglamak ve tek
jandarmali kapitalizmi Avrupaya yaymak ve sosyalizm ve komünizm ile
mücadele etmek zorunda idi. Eski CFR baskani ve Rockefellerin Chase
Manhatten Bankasi baskani olan John McCloy OSS (Office of Strategic
Services) isimli istihbarat örgütünün (Bill Donovan tarafindan
1941-1942de kurulmustur) kurulmasini ve CFR ile karsilikli iletisim
içinde çalismasini sagladi. 1947de OSS, CIAya (Central Intelligence
Agencye) dönüstürüldü. 1947 Ulusal Güvenlik Kanunu ile de gerek sivil
gerekse kriminal yasalara karsi korunan bir örgüt haline getirildi.
Yani CIA, anayasaya ragmen ulusal güvenlik adina her türlü suçu
isleyebilen bir örgüt yapisina kavustu. 1950de General Walter Bedel
Smith CIA baskani oldugu zaman, CFRden aldigi emir üzerine Avrupada
etkin bir örgüt kurulmasini istedi. Daha sonra CIA ve Ulusal Güvenlik
Konseyine konan bu semsiye daha da güçlendirildi ve 1982de Reagan
tarafindan Executive Order 12333 (Etkin Yasa 12333) devreye sokuldu
(Montalvo 2000).

Bilderberg, CFR ve öteki örgütlerin Avrupa ayagini ve etkinligini
teskil etmek için CIA tarafindan Hollandada Oosterbeek sehrinde
Bilderberg otelinde 1954 de kurulmustur. Dünyanin yönetimi ve
globalizasyon konusunda her yil farkli ülkelerde toplantilar yapar
(Ross 2000; Marrs 2000). Toplantilar son derece gizli kosullarda ve
özel ortamlarda yapilir. Katilanlar bu konuda hiç bir bilgi vermezler.
Spotlight isimli bir dergileri de vardir. Liberty Lobby Inc, 300
Independence Ave., SE, Washington D.C. 20003 adresinden yayin yapar.

Bilderberg örgütünün Avrupa adresi: Maja-Banck Polderman, Bilderberg
Meetings, Amstel 216, 1017 AJ, Amsterdam, Hollanda. Bilderbergin ABD
adresi ise Charles W. Muller, American Friends of Bilderberg, Inc. 477
Madison Ave., 6th Floor, New York, NY 10022.

Bilderbergin kuruculari arasinda Hollanda prensi Bernhard ve Polonyali
sosyolog Dr. Joseph Hieronim Reting

Son Düzenleyen Hi-LaL; 01-08-2006 @ 07:31.
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 21-06-2006   #2 (mesaj-linki)
melish
Cvp: DUNYAYI YONETEN GiZLi ORGUTLER

Illimunatiİlluminati 1776 yılında Adam Weishaupt tarafından Almanya, Bavyera'da kurulmuştur.
Bu örgütün en büyük hedeflerinden bir tanesi 'Bütün dinlerin feshedilmesidir.' Yani İllimunati bugün yeryüzünde var olan bütün dinlere düşmandır.

Ve açıkça söylemek gerekirse bu özelliğiyle de kökenleri hem Tapınak Şövalyeleri'ne hem de Avrupa'da 15'inci yüzyılda adını duyurmaya başlayan Gül-Haç (Rose Croix) derneğine kadar gider. Mason örgütlerinin az sayıdaki, çok yüksek derecedeki bilgili insanları da bu bağlantılardan haberdardır (Bu yüzden de 33'üncü dereceye erişebilen Masonlar'a verilen madalyonun üzerinde 'Ordo Ab Chao' yazar)

Ellerinde dünyanın düzeninin gerçek anlamı, gizi ve olası sonuyla yeni başlangıcı konusunda bilgi taşıdıkları iddiasında olan bu örgütlerin kökenlerinin pagan dinlerde olduğunu, tek tanrılı dinlere düşman oldukları ve dini yıkarak yeni bir düzen kurmayı amaçladıklarını anlamazsak, bugün çıkarılmaya çalışılan kaosu da tam kavrayamayız.

Hedef dünyada devletlere karşı bir inançsızlık yaratmak, dinleri birbirine düşürmek, gerekirse dünyayı ateşe boğacak bir büyük savaş çıkarmak ve sonunda da dünyada yeni bir düzen getirmektir.

Ben hedefin bu olduğunu düşündüğümden Irak'ta işkence fotoğraflarının bulunmasını hiç de şaşkınlıkla karşılamadım. Bu fotoğraflar başta ABD'de ama tabii ki tüm Hıristiyan dünyasında 'iyi bir Hıristiyan bunu yapar mı' sorusunu da sordurmuştur ki amaç da budur.

İkinci amaç da tüm Müslümanlar'ı kinlendirmektir ki bu da başarılmıştır.

Bush ve savaşan arkadaşları göründükleri gibi değildirler. Onlar dindar değil övünerek üyeliklerini ilan ettikleri 'Skulls and Bones' yarı gizli örgütü ile 'tüm dinlerin feshedilerek dünyada yeni bir inanç düzeninin ve yönetim sisteminin' kurulmasını amaçlayan gizli ezoterik derneklerle bağlantılılardır.

Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 18-07-2006   #3 (mesaj-linki)
hani nerde?
Cvp: Dünyayı Yöneten Gizli Örgütler

Yeni bir din mi?

Yokolan yaşamlar, kaybolan umutlar, işlenen suçlar; büyük dinlerden sonra dünyanın en etkili inancı olarak ortaya çıkan Scientology göründüğü kadarıyla geçmişin tüm inançlarından daha hızlı yayılıyor ama ortada küresel bir acımasızlık ve maddi hırs var, tabii ki görmek isteyene. Acaba iddialar doğru mu? Scientology, yüzyılın en büyük şarlatanlığı mı yoksa tüm din ve inançların yerini alıp, huzur ve barışı sağlayacak yeni bir yol mu? Almanya´da Kohl Hükümeti tarafından sempatiyle karşılanan, ABD´de Rockefeller´den, Tom Cruise´a, Travolta´dan, Chick Korea´ya uzanan sempatizanlar çizgisi daha kimlere uzanacak?

Pennsylvania, Kingston´dan Noah Lottick normal bir insandı, 24 yaşındaydı ve mutluydu, dünyanın her yerindeki yaşıtları kadar coşku ve umut doluydu, Haziran´ın o meşum gününe kadar. Onun vücudunu taşıyan anne ve babası, acıdan uyuşmuşlardı, Rus asıllı genç adam Milford Plaza Otel´in 10. katından atlayarak bir limuzinin damını parçalamıştı, cesedin avucu sıkı sıkı kapalıydı, polis genç adamın elini zorla açtığında, 171 $ dolar buldu, bu para Lottick´in Scientology Kilisesi´ne geri dönmesine yetmeyen paraydı oysa aradan sadece 7 ay geçmişti. Bir doktor olan babası Edward, Scientology Kilisesi´ni itham ederken, araştırmalara başladı, Edward Lottick "Biz Scientology´yi Dale Carneige gibi düşünüyorduk ama artık oranın psikopatlar okulu olduğuna inanıyorum, şarlatanlıklarına terapi diyorlar, en iyileri, parlak zekalı insanları kandırıp topluyorlar ve yok ediyorlar." Lottick, bir an evvel resmi soruşturmanın başlamasını istiyor ama durum pek umut vermiyor çünkü ABD´in Anayasal İyileştirme ve Islah Etme Hakları adlı yasal destek Scientology Kurumu´na arka çıkıyor ve 40 yıldan bu yana dünyanın en pahalı avukatları ve özel dedektifler bu savaştan henüz galip çıkamadılar. (Not: Buradaki kilise sözcüğünü dinsel anlamda yani Hıristiyan kilisesi demek değil, Amerika´da kilise sözcüğü bir inanca mensup insanların toplandığı her hangi bir yer olarak kullanılıyor.)

Bilim-kurgudan peygamberliğe uzanan yol...

Scientology Kilisesi´nin kurucusu bilim kurgu yazarı L. Ron Hubbard´dı, yazar mutsuz insanları hedef almış ve onları huzur ve umut vaadiyle dinsel içerikli bir kurumun çevresine toplamıştı. Oysa, Kilise´nin gerçeği başkaydı; ortada büyük kazançlar vardı, kurtulanlar şantajdan, tehditlerden söz ederken, üyelerin korkutulduğu ve Mafya tarzı bir örgütten söz ediyorlardı. Geçen 25 yıl içinde, savcıların tüm çabalarına rağmen Scientology hala bir tehdid oluşturmakta. Aralarında Hubbard´ın karısının da bulunduğu Scientology Kilisesi´nin 11 üst yöneticisi 1980´lerin başında hapse yollanınca, yüzden fazla hükümet ajanı kurumun adeta didikledi ama sanki önlerinde bir duvar vardı, bir türlü istenenler elde edilemedi. Scientology tutkunları, pişman dahi olsalar kanuni bir sonuç elde edilemiyordu çünkü yasal olarak kişiler aldatılmış görünmüyorlardı, herkes kendi yaptığından sorumluydu ve yapılanlar gönül rızası ile yapılmıştı. Değişik olaylarda ise varılan en uç nokta, suçlamada çok ileri gidenler "şizofren ve paranoyak" damgasını yerlerken, günahkar, ayartılmış ve tehlikeli olarak tanımlanıyorlardı ve inanılmaz bir şekilde bunu imzaladıkları belgeler ve kuruma ait doktorların raporlarıyla önceden kabul etmişlerdi. Kısacası Scientology Kilisesi´nin bir açığı henüz yakalanamadı.

Medya, ünlüler, siyasi güç ve para bir arada olurlarsa ne olur?

Grubun 65 ülkede 700 merkezi var ve gittikçe de yaygınlaşmakta. Yeni yasalarla karşı önlemler alınmaya çalışılsa da, dalga dalga geliyorlar, birçok grup üyesi finansal suçlardan sanık, bu suçlar Scientology üyelerinin el attığı ve dev kazançlar sağladığı yayıncılık, danışmanlık, sağlık ve eczacılık alanlarında işleniyor. Kilise, bir de Hollywood grubu oluşturmayı başardı; bu kızgın ve şımarık grup gerçekten Scientology yönetiminin çok işine yaradı; "Ünlüler Merkezi" adı verilen bir dizi çok özel kulüp oluşturuldu, buralarda ünlülerin kariyerlerine yön veriliyor ve çok büyük ücretler karşılığında danışmanlık yapılıyordu. Başta geçtiğimiz ay içinde "Mission Impossible/Görevimiz Tehlike"nin Almanya gösteriminde kilisenin provake ettiği büyük halk kitleleri tarafından protesto ve boykot edilen Tom Cruise olmak üzere, John Travolta, Kirstie Alley, Mimi Rogers, Anne Archer, senatör ve şarkıcı Sonny Bono, cazın büyük ismi Chick Korea ve Nancy Cartwright gibi çok tanınmış isimler bu grubun içindeydiler. Scientology´nin yöntemleri arasında İnanç Öğretim Tv´si da var; ayrıca 800´lü ve 900´lü telefon hatları da çok yaygın ve etkin kullanılıyor; Chicago´da bulunan medya uzmanlarından Cynthia Kisser şöyle diyor; "Scientology, acımasız bir örgüt; daha çok klasik terörizme benziyor. Çok kavgacılar ve sadece kazanç peşindeler; ABD tarihinde böylesi hiç görülmedi; hiçbir inanç üyelerini böylesine soymadı..." 1987´de kaçıp kurtulana kadar Scientology´nin yedi liderinden biri olan Vicki Aznaran ise; "Bu bir suç örgütü, her geçen gün daha çok illegal oluyor." diyor.

Sony. Pepsi, CNN ve ötesi...

Time Dergisi, 150 kişiyle özel görüşmeler yaptı; binlerce sayfalık mahkeme tutanağı ve Scientology belgesi gözden geçirildi. Kuruluşu yönetenler konuşmayı reddettiler. Sayısız üyenin suçlamasına ve tüm yasal baskılara rağmen Scientology, 1986´da kurucusu Hubbard´ın ölümünden sonra çok daha fazla büyüdü ve büyüyor. Mahkeme kayıtlarına göre, kuruluşun bir kolu olan "Ruhsal Teknoloji Kilisesi" nin, sadece 1987 yılındaki geliri, 503 milyon $´ın üstündeydi, tahminlere ve bazı ipuçlarına göre, Kıbrıs, Liechtenstein ve İsviçre bankalarına 400 milyon $ aktarılmış ve özel hesaplar açılmıştı. Scientology yetkililerinin açıklamalarına göre bugün grubun 50.000 aktif üyesi ve 8 milyon sempatizanı bulunuyor, gittikçe de artıyor. Hubbard´ın garip ve alışılmadık kuramları her geçen gün kitleleri dünya çapında sarıyor ve etkilemeye devam ediyor. Örgütü şu anda, 36 yaşındaki David Miscavige yönetmekte, Miscavige kuruluşun ikinci kuşak üyelerinden, kurtulanlar veya ayrılanlara göre bu adam kurnaz, acımasız ve paranoyak; üstelik düşmanlarına işkenceler yapıyor. Miscavige´nin 1990´larda başlattığı gözüpek hareket ve atılımlar kurum içindeki prestijini çok arttırdı. Emekli örgütleriyle ilişkileri yönetici düzeyinde geliştirerek, satın alıp, rüşvetler vererek, büyük emekli gruplarını kuruluşun çevresinde topladı, Sony ve Pepsi gibi dev şirketleri ve CNN´in patronu Ted Turner´in sahibi bulunduğu Goodwill Games´i hem sponsorluk için, hem de yakın ilişkiler için ikna etmeyi başardı. Scientology yayınlarında yayınlanan kitaplardan yüzbinlercesini, büyük kitapevlerine sevkederek, kendi taraflarlarına durmaksızın satın aldırarak, perakende kitapçılara büyük cirolar sağladı ve bu yöntemle tüm "en çok satan kitaplar" listelerinde aralıksız yer aldı, bu kadar da değil. Miscavige, Newsweek ve Business Week gibi önemli ve ciddi yayınlara tam sayfa ilanlar vererek, Scientology´yi bir felsefe olarak tanıttı, aynı
yöntemi tv´de de uygulayarak ülkenin en büyük tv istasyonlarında dev ilan kampanyaları başlattı, her alandaki güvenilir ve saygın profesyonelleri danışma grupları adı altında toplayarak kamuoyuna tanıttı ama büyük ücretler alan bu insanların örgütle olan gerçek mali ilişkilerini sakladı. Sonuç olarak Miscavige öylesine başarılı oldu ki, neredeyse örgütün kurucusunun adını gölgede bırakacaktı. Yeri gelmişken biraz da, Scientology´nin babasından söz etmek gerekiyor.



İnsanlığı "Xenu" dünyaya sürgün etti


Hubbard, 1911´de Nebraska´da doğdu; II. Dünya Savaşı´nda denizciydi, daha sonra savaş gazilerinin ruhsal sorunlarıyla ilgili bir örgütte çalıştı, ruhsal sorunları olan gazilerin intihar eğilimlerini engellemek için çalışıyordu. Bu arada bilim-kurgu yazıyordu. Scientology kurulduktan sonra basılan tanıtım broşürlerinde Hubbard, hiç alakası olmadığı halde bir savaş kahramanı olarak tanıtılacaktı hatta daha da ileri gidilerek mucizelerden söz edilmişti; kör olmuş ama gözleri açılmıştı, iki kez ölüp yeniden dirilmişti vb... Bir doktora yaptığından söz ediliyordu ama neydi? Bilinen tek eğitim, Hubbard´ın Sequoia Üniversitesi´nden almış olduğu açık öğretim diplomasıydı. 1984 yılında, Hubbard´ın geçmişiyle ilgili olarak yapılan resmi bir araştırmada, California´lı bir yargıç Hubbard´ı patolojik bir yalancı ilan etti. 1950´de Scientology´nin kutsal metinlerini yazmaya başladı; "Dianetics; The Modern Science of Mental Health" teknikte kaba, yüzeysel bur yöntem kullanılıyordu, çok basit bir yalan makinesi "E-metre" kullanılarak, derinin üzerindeki statik elektriğin değişimi ölçülüyordu, bu şekilde de kişinin geçmişiyle ilgili bilgilere ulaşıldığına inanılıyordu. Hubbard´a göre, geçmişteki mutsuz anılar (Bunlara Engram diyordu), ruhsal travmalara (yaralara) neden oluyordu. E-metre ile yapılan seanslarda, bu travmalar açığa çıkarılıyor ve terapik bir çalışmayla kişinin ruhsal sorunları düzeltiliyordu. Hubbard, sonraki adımlarını sakladı ama 1960´larda İnsanlık için bir açıklama yapıldı; insanlar adına "Thetan" denen bir bulutsu ruhdan oluşmuşlar ve 75 milyon yıl önce "Xenu" adlı zalim bir galaktik güç tarafından dünyaya sürülmüşlerdi ve şimdi insanlar bir sınav geçiriyorlardı. 1967´de Scientology´nin ana kilisesi veya merkezi kuruldu. 1971´de federal bir mahkeme, Hubbard´ın tıbbi iddialarını ve E-metre cihazının bilimselliğini reddetti. Hubbard, bir din kurmakla suçlanıyordu ama Amerikan özgürlük yasaları Hubbard´ı ve inanılmaz iddialarını korudu. Örgütlenme devam etti, şubeler peşpeşe açıldı, misyonlar oluştu, ücretler fiks bağışlara dönüştürüldü ve Hubbard´ın komik kozmoloji öyküsü "kutsal metinler" haline dönüştü.

Mezardan ruhsal olarak kaybolan ceset, 3000 $´a geri geliyor;

1970´lerde, devlet ciddi bir atağa kalktı ve kilisenin milyonlarca dolarının yurtdışına kaçırıldığı, Panama´da paravan bir şirketin kurulduğu ve bir İsviçre bankasına para aktarıldığı açıklandı. Örgüt üyeleri, devlete sızmışlar ve bazı gizli belgeleri çalmışlardı, sahte vergi formları doldurmuşlar, üstelik üyelerinin çoğunu kullanmışlardı ve 1971´de Hubbard vergi kaçakçılığı ve resmi belgelerde sahtekarlık suçlarından sanıktı, Scientology üyeleri gece gündüz çalışarak, belgeler düzenlediler ve kararı geciktirmeye çalıştılar. Bu arada, Hubbarda beş yıl saklandı ve savcılık tarafından suçlanamadan önce öldü. Bugün Scientology örgütü tüm bunları yalanlıyor ve gerçekleri tahrif ediyor; Scientology doktrini ile insanların ruhlarının temizlendiği, arındığı iddia edilirken engramlarla ruhsal tehlikelerin giderildiği öne sürülüyor ve bunun için de gittikçe yükselen pahalı ücretler ödeniyor. Örgütün son fiat listesinde, Hubbard tarafından "çiğ et" adı verilen hasta(!) adaylarından saatte 1000 $ istendiği ve 12,5 saatlik bir dönem için 12.500 $ alındığı görülüyor. Psikiyatrlar, seansların uyuşturucularla yapıldığını ve euphoria ile düşünce kontrolu yapıldığını belirtiyorlar. Bu tür seansların sonunda, yeni üyelere milyarlarca yıllık iş kontratları imzalatılıyor. Hubbard´ın sağlığında yayınlanan bültenlerde, "Para kazanın, daha çok para, para için gerekenleri yapın, ne olursa olsun onları yakalayın ve gerekeni yapın." deniyordu. Harriet Baker, bu emirlerin uygulanması ile acı bir şekilde karşılaştı. Baker 73 yaşındaydı, eşini kanserden kaybetmişti, bir Scientolojist acısının giderilmesi için onu ikna etti; paket bir seans için 1.300 $ ödeyecekti, bu bedel daha sonra 15.000 $´a yükseldi, bu arada Scientologlar kadının evi için borçlu olduğunu keşfettiler, 45.000 $´lık bir ipotek altındaydı, örgüt kadını baskı altına aldı, borcunu ödemesini engelliyorlar, paraya sürekli el koyuyorlardı. 1991 Haziran´ında Baker, kendisini E-metre ile sorgulamak isteyen iki örgüt üyesine kapıyı gösterdi ve tüm çabalarına karşın Eylül ayında evi satıldı. Noah Lottick kendisini öldürmesinden önce, örgüte 5.000 $ ödemişti, tavrı garipti. Ailesine Scientology tüccarlarının düşüncelerini okuduğunu söylemişti, babası kalp krizi geçirdiğinde, doktorlara karşı çıkarak, bunun fizyolojik değil, psikolojik nedenlere bağlı olduğunu iddia etmişti ve beş gün sonra intihar etti. Artık, herşey için çok geçti, Lottick´in cenazesinde "Noah´ın Dianetik doslarından" yazısının bulunduğu bir de çelenk vardı ama ortada örgütten kimse görünmüyordu. Bir hafta sonra, Noah´ın evine gelen örgütün bölge sorumlusu, acılı anne-babaya oğullarının mezardaki bedenlerinin mucizevi bir şekilde kaybolduğunu, ancak örgüte makul bir bağış yapılırsa yerine döneceğini bildirdi, sonuçta Lottick ailesi, bağış adı altında 3.000 $ ödedi.

Prozac´a ölüm...

Scientology örgütü, bağış toplamak adı altında çeşitli servisler oluşturdu, çabucak ilahi köprüyü geçip, aydınlanmaya ulaşmak istiyor musunuz? 1.250 $´lık bir bağış yapmanız yeterli; Fizik evrene neden Thetan bağlarıyla bağlı olduğunuzu bilmek istiyor musunuz? Hemen Hubbard´ın sesinden kaydedilmiş 52 teyp bantını alın, sadece 2.525 $; sonra arkasını da alabilirsiniz. Eğer Hubbard´ın altın yazılı, deri kaplı kitaplarının tamamına sahip olmak isterseniz, sadece 1.900 $ ödeyeceksiniz. Tuzaklar çekici ve bedeller yüksek; Scientology öylesine finans gücüne sahip ki, özel kuruluşlar oluşturdu; 1983´de kurulan Sterling Yönetim Sistemi, ABD´nin en hızlı büyüyen kuruluşları arasında, danışmanlık yapıyor ve çeşitli yayınları yönetiyor; 1988´de sermayesi 20 milyon $´ aşmıştı. Bir diş doktoru olan Gregory Hughes tarafından kurulduğu için, özellikle tüm ülkede diş doktorları arasında etkin ve yaygın. Bir diğer Scientology kuruluşu olan Mutluluk Yolu Vakfı tarafından, Amerika´daki halk okullarına Hubbard´ın görüşlerini anlatan 3.5 milyon broşür dağıtıldı. Vakfın 400 hektarlık bir kampüsü var ve burada Hubbard eğitimi yapılıyor. Vatandaş İnsan Hakları Komisyonu adını verdikleri bir örgütleri daha var ve bu örgüt psikiyatrlarla savaş halinde. Bu komisyon, özellikle de son dönemin mucize stres ilacı olan Prozac´a savaş açtı; Prozac´ın intiharlara ve cinayetlere neden olduğunu iddia ediyorlar, sürekli tv programları yaparak, posta aracılığı ile yüzbinlerce mektup yollayarak Prozac´ı ve bulucusu Eli Lilly´i durdurmaya çalışıyorlar. Bir diğer Scientology kuruluşu olan Amerika Stresli İş Adamları Birliği geçen yıl üniversite öğrencileri için 5.000 $´lık bir ödül koydu, ödülü kazanan en başarılı öğrencilere Scientology kuruluşlarında iş veriliyor. Örgütün siyasi etkisi çok güçlü; Batı Virginia Senatörü John D. Rockfeller IV, senatoda bu örgütü öven bir konuşma yaptı ve İllionis Valisi Jim Edgar, 13 Mart´ı "Hubbard Günü" olarak ilan etti. Scientology Kuruluşu´nun diet ve sağlıklı yaşama yönelik Sağlık Vakfı ve "Criminon" adını verdikleri alkol ve narkotik bağımlıları ile hapisten çıkanlara rehabilitasyon uygulayan Narconan, diğer iki kuruluş.

Travolta´ya santaj yapıldı mı?

Scientology´ye karşı olanlar soruyorlar; "Bilmek istiyoruz, bizim devletimiz nerede?" Los Angeles´lı avukat Toby Plevin; "Özel haklar tehlikede, her soruşturmacı ihtiyatlı olmalı, bu konuda her atılan adım yumurta kabuğu üzerinde yürümeye benziyor." diyor. FBI, üç yıldır Scientology Örgütü´nün peşindeler; Los Angeles FBI şefi olan Ted Gunderson; "Bana göre, ülkedeki en zekice operasyon Scientology hareketidir..." diyor. İnanç uzmanları, federal ciddiyetten umutsuzlar, otoritelerin yetersiz kaldığını düşünüyorlar; Scientology bir kanser kadar hızlı yayılıyor; "Scientology artık müteşebbis ve başarılı iş adamlarının elinde, Hubbard´ın ölmüş olması dahi farketmiyor, beyin fırtınası sürüyor. Korkarım gelecekte onları daha ön planda ve iş hayatında daha güçlü olarak göreceksiniz" Bu sözler, California Üniversitesi Nöropsikiyatri Enstitüsü Direktörü olan Louis West tarafından söylendi. Bazen örgütün büyük militanlarının durumu dikkat çekiyor; sinema oyuncusu John Travolta, uzun zaman boyunca örgütün sözcüsü olarak hizmet yaptı ama 1983´de örgütün yönetiminden hoşlanmadığını bir dergiye açıkladı ama arkası gelmedi ve bir daha konuşmadı. Eski ve kaçak Scientolog´lara göre, Travolta korkuyordu çünkü özellikle seksüel yaşamıyla ilgili tüm sırları ortaya dökülebilirdi çünkü Travolta bir homoseksüeldi ve bazı porno filmlerde oynamıştı. Bugün için Scientology, Amerika´nın en büyük halkla ilişkiler örgütü; örgütün ana stratejisi daha ilerlemek ama din-karşıtı bir kimliğe bürünmekten çekiniyorlar. İnanılmaz ama hem Amerikan İnsan Hakları örgütleri tarafından, hem de Amerika Ulusal Kiliseler Birliği´nce destekleniyorlar. Sonuç olarak para, Scientology´ye gerekeni sağlıyor. Muhalifler olsa da, kurbanlar ağlaşsalar da birşey değişmiyor, Scientology yöneticileri ve onların çok güçlü avukatları milyonlarca doları ceplerine doldurarak yollarına devam ediyorlar ve ister inanın, ister inanmayın bütün bunlar 1950´lerde yazılmış basit ve ucuz bir bilim-kurgu hikayesinden kaynaklanıyor;

Scientology ABD dışında ne yapıyor?

1960 ve 70´lerden sonra Ron Hubbard, çoğu zaman özel feribotlar hazırlayarak, dünyaya yönlenmişti; İngiltere, Yunanistan, İspanya, Portekiz ve Venezuela´da kampanyalara başlandı ama Scientology kendi ülkesindeki kadar başarılı olamadı. Avustralya´da bir mahkeme Scientology Kilisesi adını reddetti, Fransa´da bir diğer mahkeme, Hubbard´ı bir şarlatan olarak ilan etti. 1976´da İtalya, Milano´da 76 Scientolog tutuklandı ve mahkum edildi; savcı Pietro Forno; "Bütün kurbanlar daha iyi bir yaşam hayaliyle bunlara gitmişler ama Scientologlar sadece amatör birer psikolog ve yaptıklarının adı ise psikolojik terörizm..." diyordu. Kanada´da, Scientology Örgütü, ülkenin en ünlü insan hakları avukatı Clayton Ruby´i kendisine bağlayarak işe başladı ama birkaç ay sonra kendisi başta olmak üzere 9 Scientolog yargıç karşısındaydılar, dava Ruby´nin hukuki manevraları sayesinde hala sürüyor. İspanya´da Adalet Bakanlığı, Scientology´yi bir din olarak iki kez tanımladı; 1989´da Sağlık Bakanlığı örgüt için, "totaliter, saf ve basit bir şarlatanlık" diyordu; 26 örgüt şubesine baskın yapıldı, 11 Scientolog tutuklandı; Savcı Jose Maria Honrubia; "Gerçek amaçları sadece para" diyordu. Fransa´da 16 Scientolog, şarlatanlık ve illegal tıbbi uygulama ile suçlandılar, bu arada intihar eden bir endüstri-dizaynırın ölümünün ardında Scientology´nin bulunduğu anlaşılınca örgüt ciddi bir darbe yedi ve aralarında ünlü isimlerin de bulunduğu gruba karşı soruşturma başlatıldı ve örgüt merkezi kapatıldı.

Alman Parlamentosu´nda propoganda...

ABD dışında Scientology´nin en etkin ve başarılı olduğu ülke Almanya´dır; başta Münih olmak üzere hemen tüm Bavyera´ya yayıldılar; 1984´de 100 polis, örgütün Münih´deki merkezini bastı ve sayısız dökümana el konuldu, yine vergi yolsuzlukları aranıyordu ama olaya parlamentodan müdahale edildi. "Der Spiegel" in yazdığına göre, orta ve orta üstü düzeyde yüzlerce firmanın Scientology ile ilgileri vardı. Göründüğü kadarıyla Alman politikacılarına Scientology çekici geliyordu veya Scientology militanlarının yöntemlerini seviyorlardı, kimbilir belki de Nazileri anımsamışlardı. Mart 1991´de Hür Demokratlar, Helmut Kohl başkanlığında bir koalisyonu oluşturdular; bu arada Scientolog´lar Hamburg´a sızıp, örgütlenmişlerdi, aynı anda merkez muhalefeti oluşturan Sosyal Demokrat Parti, üyelerini uyararak, eski komünistlerin kilise tarafından sömürülmeye karşı uyanık olmalarını istedi. Bu sırada, Bundestag´da yani Alman Parlamentosu´nda Hubbard´ın broşürleri elden ele dolaşıyordu. Derken Dışişleri Bakanı Hans-Dietrich Genscher istemeden Scientologları onayladı; "Gerçekten, dünya daha güzel bir yer olmalı ve bu broşürde bu yol gösteriliyor, bir yaşam nedenlerle ve sorumlulukla anlamlandırılmış, kısacası çok daha dikkatli olmalıyız." Bu temel sempatiye rağmen Eylül 1996´da ünlü Scientolog ve sinema starı Tom Cruise´un başrolünü oynadığı "Görevimiz Tehlike" filmi Almanya´nın birçok yerinde büyük protestolarla karşılaştı ve boykot edildi, halk Cruise´ın şahsında Scientology´ye karşı çıkıyordu.
Anlayana dersler...

Evet, Scientology hakkında daha çok şey yazılabilir ve yazılacak ama şu an için altı çizilerek söylenmesi gereken birkaç sonuç cümlesi var; Birincisi Scientology, göründüğünden çok ama çok daha fazla gücü olan bir örgüt halinde, korkunç bir para gücü ve beyin yıkamaya yönelik bir yöntemi var. İkincisi çok hızlı yayılıyor ve Scientology tam anlamıyla bir din, bunun tartışılması dahi mantıksız ama bu din öncekilere hiç benzemiyor çünkü insan beynine doğrudan hücum ediyor, şu anda Hıristiyan ülkelerde etkin, Budizm´in ve İslamiyet´in etki alanlarında pek dolaşmak istemiyor ama kesin birşey daha var; eğer bu iki din insan kanı dökmekte ve sosyal baskı uygulamakta biraz daha ileri giderlerse Scientology ile kısa zaman içinde tanışacaklar çünkü öncelikle gerek Scientology, gerekse de ondan çok daha küçük olan benzeri mistik örgütler (Mahareshi´nin TM´i veya Moon Tarikatı gibi...) kan ve tehdite karşı kendi ruhsal yaptırımlarını ve yönelmelerini kullanarak, etkin olacaklar. Ötesini göreceğiz...


_alintidir_
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 18-07-2006   #4 (mesaj-linki)
Cvp: Dünyayı Yöneten Gizli Örgütler

siyasi yorum
S. Ali Kaemmakami
Filistin'de referandum önerisinde, Filistin meselesini ve İsrail'in varlığını uluslararası hukuk, bölgesel ve uluslararası Jeo-stratejik ve Jeo-politik açıdan inceleyip ilgili gelişmelere yer vereceğiz.

Filistin neresidir? bu soruya açık bir cevap verilmelidir.

Filistin'in eski adı Kenan diyarıdır. Bu beldede ilkin Kenanlılar-Filistinliler , daha sonra Fenikeliler, İbraniler, Amonlar, Muabitler, yaşamış bulunuyorlar. [1]

Yunan ve Makedonya'nın bu beldeye egemen olmalarından sonra, Kenan diyarı; batı'dan Akdeniz'e ve doğudan Şeria'ya (Ürdün nehrine) bağlandığı ve Filistinli kabileleri barındırdığı için Filistin diyarı olarak adlandırılmıştır.

Yunan, Roma ve Osmanlıların hakimiyeti döneminde de eski Kenan diyarına Filistin Beldesi denmiştir. [2]

200 ila 50 bin yıl önceye kadar, Paleolitik döneminde bu bölgede çeşitli insan kavimleri yaşamış bulunuyor.

10 ila 5 bin yıl önce mesolitik çağında yeni medeniyet dönemi başlamıştır.

3 ila 2 bin yıl önce Filistin Bronz çağına geçmiştir. [3]

Saldırgan bir kavim olarak Yahudiler Filistin bölgesine geçmeden önce bu beldede çeşitli insan kavimleri;Amuritiler, Kenanlılar, Hititler, Hiputiler, Finikeler, Yıbusiler ve diğer kavimler mö. bu bölgede yaşamış bulunuyor. [4]


İbraniler, Arami ve Sami ırkına mensup insanlar olarak bir rivayete göre Irak'ın UR (Mezopotamya) şehrinden diğer bir rivayete göre de kuzey Mezopotamya'dan Kenan diyarına göç ettiler. İbraniler-Yahudiler-diğer kavimlerle evlenip kan bağı kurarak çeşitli Yahudi kabilelerini oluşturdular. [5]

Yahudi kabileler; muharref Tevrat'a dayanarak kendilerini Ürdün, Sina çölü, Lübnan, Dicle ve Fırat bölgesi, doğu Akdeniz ve Kıbrıs Bölgelerinin maliki ve efendisi olarak nitelendiriyorlar. [6]

Yahudi kavimi, İnsan'ın en az 500 bin yıllık bilimsel yaradılış tarihini inkar ederek beşeri tarihi 5760 yıl önceye kadar dayandırıp sınırlandırarak, sadece kendilerini insan ve Allah'ın seçilmiş kavmi olarak tanımlıyor ve de diğer insan kavimlerine egemen olma hakkına sahip olduklarını ileri sürüyorlar. [7]

Yahudiler kendilerini Hz.. İbrahim ile Hz.. Sara'nın oğlu “Hz.. İshak”ın torunları olarak nitelendirip, Filistinlileri de Hz.. İbrahim ile Hz.. Hacer'in oğlu “Hz.. İsmail” in torunları ve kendilerinin doğal kölesi olarak addediyorlar . [8]

Nitekim Merkas incilinin 12. babında ve 26. ayetinde Allah, Hz.. Musa'ya hitaben buyuruyor ki:

''Ben İbrahim ve İshak'ın tanrısı ve Yahudi kavminin Allah'ıyım. ''

Meta İncil'inin 3. babında ve 8. ayetinde Hz.. Yahya Yahudi kavmi ve liderlerine hitaben diyor ki:

''Allah’ın gelecek gazabından kaçacağınızı kim size söylüyor, tevbe edin, Yahudi ve İbrahim soy'undan olmakla kendi kendinizi aldatmayın.

Merkas incilinin 7. babında ve 25. , 26. ve27. ayetinde Finikeli-Suriyeli- ve Yahudi olmayan bir kadın, Hz.. İsa (as) den kızı için yardım diliyor. Fakat Hz.. İsa diyor ki;''Ben ilkin kendi kavmimi yani Yahudilere yardımcı olmalıyım. kendi evlatlarımın ekmeğini ellerinden alıp köpeklere yedirmem iyi olmaz. ''

Elbette burada Tevhid ve insanlık için gönderilen, peygamber efendimiz HZ.. MUHAMMED (sav) tarafından da risalet'i onaylanan Hz.. İSA (as)de Yahudi ırkçılığıyla itham ediliyor.

İsrail kelimesinin kaydedildiği ilk metin Firavun 2. Ramses' in oğlu Merneptah'ın iktidarı döneminde ( mö. 1224 ila1232 ) yazılan bir tabelaya aittir. [9]Bu tabelaya göre Yahudi kabileleri henüz Filistin beldesine geçip konuşlandırılmamış bulunuyorlar. [10]

Ahdi atik -mukaddes- kitabına göre Hz. Yakup Yahova ( Allah ) ila güreş yaptı. Fakat Yahova 'nın uyluğu acıdı ve güreşi bıraktı. Yakup, Yahova den kendini kutsamasını istedi. Allah'da Yakub'u İsrail; yani Allah'la güreşen ve Allah'ı yenilgiye uğratan biri olarak onu kutsadı.


İbraniler, Yahudiler ve İsrailliler kavramı, eşanlamlı kavramlardır. Yahudiler kendi kavmi niteliklerini koruyabilmek için başka kavimlerle evlenmekten sakınırlar. [11]

İşte bu kavmiyetçi ve ırkçı anlayış , 19. yüzyılda modern Siyonizm'in temellerini attı ve ''Siyasi Siyonizm'' düşüncesi geliştirildi.


***
Şimdi Siyonist devleti temsil eden İsrail'in hukuki meşruiyetini tartışmada fayda vardır.

Uluslararası Hukuk'ta Modern Devletin Kuruluş Şartları:

*TOPRAK -ülke ( coğrafik alan) .

*NÜFUS (Millet) .

*Kesintisiz Siyasi ve İdari Düzen.

* HAKİMİYET (İç ve Uluslararası Meşruiyet, Meşru iç ve Uluslararası Kanunlar )dır. [12]

Bu İlkeler uyarınca İsrail devlet olgusunu incelemeliyiz:

1-Toprak -ülke faktörü uyarınca ''İsrail'' devleti diye bir olay var olmayıp, olmayacaktır da. Zira “etnik ve din”i[13] bir Devlet olan İsrail kurulmadan önce; “Modern Siyonizm” hareketi, Uganda'yı Yahudilerin asıl vatanı olarak seçmişti. Fakat bu etnik ve dinci hareket Osmanlı devletinin çökmesi ve Arap ülkelerinin İngiltere emperyalizmi tarafından işgal edilmesinden sonra ve de İngiliz liderlerinin telkinleri üzerine Filistin belde'sini Yahudilerin “Arz-ı Mevud”u olarak seçip ilan ettiler.

Demek ki Yahudi beldesi diye bir ülke -toprak- yoktu.


2-Devletin 2. unsuru Nüfus-Cemiyet ve Milliyet’e mensubiyettir:

Birinci dünya savaşı sonrası Filistin topraklarında bir milyon Filistinli-Yahudilere göre yok edilmesi veya köleleştirilmesi gereken İsmail oğulları Kenanlılar- ve 50 bin Yahudi yaşıyordu .

Demek ki devlet kuracak Yahudi nüfus birikimi ve yoğunluğu da söz konusu değildi.

3- Devletin 3. kurucu unsuru kesintisiz Siyasi ve İdari düzeninin varlığıdır:

Yahudiler Nüfus sayısınca çok az bir cemiyet oldukları için bu önemli ve etkin devlet kurucu faktöründen de yoksundular.

4--Devletin 4. kurucu unsuru Hakimiyettir:

Yahudilerin de bu gerçeği teslim ettikleri gibi en az 2000 yıl önceden ila 1948 yılına kadar Yahudiler “Hakimiyet” faktöründen de yoksundular .


Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 31-07-2006   #5 (mesaj-linki)
Pentagon'a ne çarptı?

Pentagon'a ne çarptı?

Bizzat Pentagon'un yayınladığı görüntülere göre Savunma Bakanlığı'na çarpan bir Boeing olamaz. Çünkü ne hızı, ne izi ne de tipi tutuyor

Pentagon'a saldırı anının güvenlik kameralarınca tutulan kayıtları, Mayıs 2006'da ABD'deki Information Act'e (Bilgilendirme Yasası) göre mahkeme kararıyla açıklandı. Görüntüler tüm dünyadaki basın organlarında yayınlandı. Çoğu kimse görüntülere şöyle bir bakıp geçti. Ancak 11 Eylül saldırılarına ve saldırıların oluş şekline hep "şüpheyle" yaklaşan Doç. Dr. Ümit Sayın bu görüntülerdeki eksik halkaları ortaya çıkardı. Durum son derece netti. Saldırı gerçek, görüntüler yalandı.

Haftalık Dergisi editörü Ozan Özhan'a konuşan Sayın; "11 Eylül siteleri halen görüntüleri inceliyor. Ben ise incelememi çoktan tamamladım. Eğer Pentagon'un yayınladığı bu görüntüler resmi ve gerçek ise -ki öyle olduğu iddia ediliyor birileri dünyayla dalga geçiyor. Çünkü hareketli görüntü, görüntüdeki uçan cismin hızının hesaplanabilmesi ve kare kare izlenebilmesi demek. Oysa kadrajdaki cisim Pentagon'a çarptığı iddia edilen Boeing'den en az 5 kat hızlı. Görüntüler üzerinde kesinlikle dijital müdahale var" dedi.

Sayın'ın bu çarpıcı çalışması, dünya basınında ilk kez Haftalık'ın son sayısında yer aldı.
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Cevap Yeni Konu Aç
En popüler 10 etiket
Bu Sayfanın Etiketleri
dünya örgütleri, dünyayı yöneten, dünyayı yöneten gizli güçler, dünyayı yöneten güçler, dünyayı yöneten yahudiler, gizli cemiyetler, gizli örgüt, gizli örgütler, rockefeller ailesi, türkiyedeki gizli örgütler,
Dünyayı Yöneten Gizli Örgütler Konusuna Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Satranç olccay Eğitim Bilimleri 19 4 Hafta Önce 03:37
Tipi 1.2 - Resim İçine Gizli Yazı Yazma virtuecat Ücretsiz-Beta Yazılımlar 1 21-07-2008 13:09
Okültizm Nedir? (Gizli Bilimler) Asi-BeL Parapsikoloji