Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Güreş hakkında bilgi verir misiniz?

Bu konu Soru-Cevap forumunda Ziyaretçi tarafından 21 Kasım 2008 (10:48) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
59344 kez görüntülenmiş, 23 cevap yazılmış ve son mesaj 19 Mayıs 2014 (21:36) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 3.87  |  Oy Veren: 54      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 21 Kasım 2008, 10:48

Güreş hakkında bilgi verir misiniz?

#1 (link)
Ziyaretçi
Ziyaretçi
Ziyaretçi - avatarı
güreş hakkında kısa bilgi
En iyi cevap Kral_Aslan tarafından gönderildi

Güreş Nedir :

Türk spor tarihinde engin, Türk spor geleneğinde zengin bir yere sahip olan güreş sporu, insanlık tarihi kadar eski bir geçmişe sahiptir. Bütün sporların prototiplerinde olduğu gibi, güreşte eski devirlerde savaşa hazırlık amacıyla yapılmaktaydı. Eski Türklerde de bu amaç var olmakla birlikte özel ve genel toylarda (şenlikler/ merasimler), yuğ (yas) merasimlerinde, pazar ve panayır yerlerinde, yaylada konup göçüşlerde ve her türlü buluşma ve kaynaşma yerlerinde yapılmıştır.
Diğer bir bakışla güreş, Türkler de siyasi ve askeri, dini, sosyal ve kültürel bir çok fonksiyonların yerine getirilmesinde en önemli aksiyonlardan biri olmuştur.

Detaylı bilgi için lütfen tıklayınız.. http://www.msxlabs.org/forum/diger-s...muz-g-res.html
Rapor Et
Reklam
Eski 21 Kasım 2008, 11:00

Güreş hakkında bilgi verir misiniz?

#2 (link)
MsXTeam
Kral_Aslan - avatarı
Güreş Nedir :

Türk spor tarihinde engin, Türk spor geleneğinde zengin bir yere sahip olan güreş sporu, insanlık tarihi kadar eski bir geçmişe sahiptir. Bütün sporların prototiplerinde olduğu gibi, güreşte eski devirlerde savaşa hazırlık amacıyla yapılmaktaydı. Eski Türklerde de bu amaç var olmakla birlikte özel ve genel toylarda (şenlikler/ merasimler), yuğ (yas) merasimlerinde, pazar ve panayır yerlerinde, yaylada konup göçüşlerde ve her türlü buluşma ve kaynaşma yerlerinde yapılmıştır.
Diğer bir bakışla güreş, Türkler de siyasi ve askeri, dini, sosyal ve kültürel bir çok fonksiyonların yerine getirilmesinde en önemli aksiyonlardan biri olmuştur.

Detaylı bilgi için lütfen tıklayınız.. http://www.msxlabs.org/forum/diger-s...muz-g-res.html
Rapor Et
Eski 21 Kasım 2008, 18:00

Güreş hakkında bilgi verir misiniz?

#3 (link)
MsXLabs Üyesi
Keten Prenses - avatarı
Amerikan güreşi, Türkiye dışında daha çok profesyonel güreş olarak bilinir ve sonucu önceden belirlenmiş olan güreş tarzını belirtmek için kullanılır. Modern Amerikan güreşi bir tür gösteri formudur. Katılımcıların amacı, ring içinde önceden planlanmış fiziksel bir güreş maçı sunarak izleyicileri eğlendirmektir. Güreşteki gerçekliğin derecesi ülkesine ve federasyonuna göre değişmektedir.
Konu başlıkları



  • 1 Gerçek ve fantezi
  • 2 Federasyonlar
  • 3 Şampiyon olan güreşciler
  • 4 Dış bağlantılar

Gerçek ve fantezi

İstisnalar dışında güreşçiler, face(iyi) ve heel(kötü) olarak ikiye ayrılırlar. Bu ayırım şirketin önde gelenleri ve maçların hikayelerini yazanlar tarafından belirlenir. Maçlar, gidişat ve sonu önceden belirli olmasına rağmen, sakatlıklara yol açacak derecede gerçeklik içerir. Bir anlamda çağımızın gladyatörlük anlayışını taşır. Eğlence için şiddet konseptinin yanında drama, hırs ve intikam gibi hisler içerir.

Federasyonlar

Amerikan güreşinde çok değişik federasyonlar vardır.Bu federasyonlar Amerika`da , Japonya`da , Kanada`da , Meksika`da ve Avusturalya`da bulunmaktadır.Bu bölgelerin resmi güreşidir.Türkiye`de ise resmi güreş yağlı güreşdir.
1904 yılında Ulusal Güreş Birliği(NWA) en güçlü federasyon oldu.1962 yılında Dünya Geniş Güreş Federasyonu federasyounu(WWWF) en güçlü federasyondur.1980 yılında federasyonun ismi Dünya Güreş Federasyonu(WWF) oldu.1996 yılında Dünya Güreş Şampiyonası(WCW) en güçlü federasyon konumuna geldi.1999 yılında Dünya Güreş Fedrasyonu(WWF) yeniden birinci sıraya yükseldi.2001 yılında Dünya Güreş Şampiyonası(WCW) ve En Uzaktadiki Güreş Şampiyonası(ECW) Kapandı.2002 senesinde Dünya Güreş Fedarasyonu(WWF) ismini Dünya Eğlence Güreşi(WWE) olarak değiştirdi.

Şampiyon olan güreşciler

  • Shawn Michaels ----
  • Bruno Sammartino 2863 gün
  • Bob Backlund 2135 gün
  • Hulk Hogan 1474 gün
  • Pedro Morales 1027 gün
  • Randy Savage 371 gün
  • Kevin Nash 282 gün
  • John Cena 385 gün
  • Batista 273 gün
  • John Layfield 280 gün
  • Nathan Jones
  • Yokozuna 280 gün
  • Bret Hart 248 gün
  • Lex Luger 230 gün
  • Steve Austin 175 gün
  • Goldberg 174 gün
  • Chris Benoit 154 gün
  • Brock Lesnar 152 gün
  • Sting 134 gün
  • The Undertaker 133 gün
  • Eddie Guerrero 133 gün
  • Don Muraco 127 gün
  • Kurt Angle 126 gün
  • King Booker 126 gün
  • Edge 4 Ay
  • The Rock 119 gün
  • Rey Mysterio 112 gün
  • The Giant 110 gün
  • Triple H 118 gün
  • Chris Jericho 98 gün
  • Johnny Hot Body 79 gün
  • Jimmy Snuka 78 gün
  • Ric Flair 77 gün
  • Sgt. Slaughter 64 gün
  • Diamond Dallas Page 15 gün
  • Stan Stasiak 9 gün
  • André the Giant 45 saniye
Rapor Et
Eski 3 Haziran 2009, 15:37

Güreş nedir?

#4 (link)
düdük salıncak
Ziyaretçi
düdük salıncak - avatarı
güreş nedir
Rapor Et
Eski 29 Aralık 2009, 14:50

Güreş hakkında bilgi verir misiniz?

#5 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
güreşin tarihi ve hakkında bilgi
Rapor Et
Eski 29 Aralık 2009, 15:14

Güreş hakkında bilgi verir misiniz?

#6 (link)
_KleopatrA_
Ziyaretçi
_KleopatrA_ - avatarı
Alıntı:
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı Mesajı Görüntüle

güreşin tarihi ve hakkında bilgi
Güreş Nedir :

Türk spor tarihinde engin, Türk spor geleneğinde zengin bir yere sahip olan güreş sporu, insanlık tarihi kadar eski bir geçmişe sahiptir. Bütün sporların prototiplerinde olduğu gibi, güreşte eski devirlerde savaşa hazırlık amacıyla yapılmaktaydı. Eski Türklerde de bu amaç var olmakla birlikte özel ve genel toylarda (şenlikler/ merasimler), yuğ (yas) merasimlerinde, pazar ve panayır yerlerinde, yaylada konup göçüşlerde ve her türlü buluşma ve kaynaşma yerlerinde yapılmıştır.
Diğer bir bakışla güreş, Türkler de siyasi ve askeri, dini, sosyal ve kültürel bir çok fonksiyonların yerine getirilmesinde en önemli aksiyonlardan biri olmuştur. Ayrıca, sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik yapı ve yaşayışında ayrılmaz bir parçası görünümünü almıştır. Dolayısıyla sosyal bütünleşmeye ve sosyalleşme sürecine de büyük katkılar sağlamıştır. Böylece eski medeniyetlerin hemen hepsinde görülen güreş sporu, hiçbir zaman Türklerde ki kadar çok yönlü fonksiyonları icra etmemiştir (Balgambayev,1981).
IXX. asrın ortalarından itibaren çağın değişmesine ve gelişmesine paralel olarak, Türk Güreşi de bünyesinde bulundurduğu bu çok yönlü fonksiyonların bir çoğunu, belki de tamamına yakınını kaybetmiştir.
Ancak, spora olan ilgi bütün dünyada gün geçtikçe daha da artmıştır. Milli düzeyden milletlerarası düzeye çıkan ve uluslar arası spor halkasına eklenen branş sayısı her gün biraz daha artmıştır. Bunun en bariz örneği; İlk modern olimpiyatta (1886) yapılan spor branşları ile son olimpiyatta (2000) yapılan spor branşları sayılarında ki artışla görülebilmektedir. Olimpiyatlara katılan ulus sayısı da buna paralel olarak artmıştır.
Fakat, milli düzeyden milletlerarası düzeylere çıkan sporlarda daha ziyade gelişmiş ülkelerin ağırlıkları görülmektedir. Bu durum sporun milletlerarası kültürel temaslarının yanı sıra, milletlerin birbirlerine siyasi ve kültürel propaganda yaptıklarını da göstermektedir. Milletlerarası spor halkasına yeni bir spor ekleyen uluslardan daha fazla, geçmişte bünyesinde bir çok sporu barındıran Türkler, bırakın bu sporları milletlerarası spor halkasına eklemeyi; milli kültür halkası için de bile yeterince barındıramamışlardır.
Zamanla bir takım gelenekler ortadan kalkmış veya orijinalliğini yitirmiştir. Bu durum telafisi mümkün olmayan kayıplara yol açmıştır. Türk kültür hayatında büyük öneme haiz olan geleneksel güreşlerde, bu durumdan kendisine düşen payı almıştır. Kahramanmaraş yöresinde yakın tarihe kadar çok yaygın olan Şalvar Güreşi vardı ki, bu güreş her bakımdan günümüz minder güreşi ( özellikle serbest güreş) için çok önemli bir altyapı potansiyeliydi. Fakat, senede bir kez çok zorluklar altında ancak yapılabilmektedir.
Yine Geleneksel Spor Dalları Federasyonu’na (GSDF) bağlı olarak Gaziantep ve Hatay yörelerinde yapılan Aba Güreşleri bulunmaktadır. Günümüzde az da olsa hala yapılmakta olan bu güreşlerden özellikle Hatay yöresinde yapılanı; günümüz Orta ve Kuzey Asya ile Kafkasya da hala çok yaygın olarak yapılan ( Abbotov, 1991; Bektenov ve Musim, 1978) aba güreşleriyle her bakımdan aynilik ve orijinallik taşımaktadır. Bu güreşlerin çok önemli bir yanı da, eski Türk geleneğinde olduğu gibi hala Orta ve özellikle Kuzey Asya Türk halklarının bayanlarının da yapmış olmalarıdır. Hatay usulü aba güreşlerinin diğer bir önemli yanı da, minder güreşiyle teknik ve fizyolojik açıdan benzer oluşudur. Bu bağlamda aba güreşi; hem alt yapı ve potansiyel açıdan hem de Türk bayan güreşini kalkındırmak bakımından önem arz ettiği görülebilmektedir.
Güreş Federasyonu (TGF)’na bağlı olarak organize olan Karakucak ve yağlı Güreşlerde bulunmaktadır. Bunlardan karakucak güreşleri eskisi kadar yoğun yapılmamakla birlikte; eskiden beri serbest güreşin bölgesel potansiyelliği ve başarı grafiği ile paralel bir seyir izlediği bilinmektedir. Bu durum, karakucak güreşlerinin nazari-dikkate alınmasını gerektirmektedir.
Yağlı Güreş
yukarıda adı geçen aba, şalvar ve karakucak güreşleri kadar geleneksel Türk unsurlarını, rituel sujeleri vs. bütün proto özellikleri üzerinde taşımamaktadır. Aynı zamanda minder güreşlerine de bir alt yapı görünümünde değildir. Çünkü yağlı güreş fizyolojik açıdan minder güreşleriyle farklılık göstermektedir. Ancak, yağlı güreşin günümüzde dahi bazı bölgelerde birinci lig futbol derbi maçları kadar bir sektörü bulunmaktadır. Bu açıdan göz ardı edilmemesi kanaati hasıl olmaktadır.
Minder güreşi (serbest ve Greko-Romen), Türkiye ye ilk geldiği yıllarda klasik (geleneksel) güreşlerin gölgesinde kalsa da, kısa sürede kendisini toparlamıştır. 1970’li yıllara kadar ülkenin en popüler ve sektörel bir sporu olan güreş, ondan sonraki yıllarda bu popülaritesini yavaş-yavaş yitirmiştir. Günümüzde çok şeyde olduğu gibi sporun popülaritesi de kitle iletişim araçlarına bağlıdır. Medya diye tabir edilen bu araçların Türk güreşine yeterli düzeyde yer vermediği açıktır. Buna sebep olarak Türk güreş camiası veya FILA gösterilebilir.
Ancak, şöyle bir geriye dönüp bakıldığında; Türkiye’yi yurt dışında en iyi temsil etmiş branşın güreş sporu olduğu açıkça görülecektir. Dünyanın en büyük organizasyonu olan Olimpiyat oyunlarında şimdiye kadar Türkiye’nin aldığı toplam altın madalya sayısı 33’dür. Bunun 27’si güreşten gelmiştir. Dünya ve Avrupa Şampiyonalarında güreşin getirdiği altın madalya sayısı ise, yaklaşık bunun altı katıdır. Güreş camiasının bütün sporlara çok iyi gözle baktığı; güreşçilerin komple sporcu oluşlarıyla da ortadadır. Fakat, uluslararası düzeyde Türkiye ye hiç şampiyonluk yaşatmamış branşları saatlerce, günlerce, aylarca ve hatta yıllarca medyadan seyrederken; bu denli başarı kazandırmış güreşi, hiç denecek kadar az görmek veya hiç görememek; hem Türk güreş severleri üzmekte hem de Türk güreşinin bu ilgisizliği hakketmediği kanaati hasıl olmaktadır.
Bazı yabancı uzmanların güreşe en yetenekli ve istekli insanların başında Türklerin geldiğini hem teoride (Sımakov,1984) hem de pratikte (Sapunov, 2001) belirtmektedirler. Türkiye de güreş sporunu yapacak çağda insanların çokluğu ve bu spora istekli pilot bölgelerin sıklığı herkes tarafından bilinmektedir. Bura da yetkili ve ilgililere, Türk güreşini dünyada hak ettiği yere getirebilmek için, maddi manevi imkanları en iyi şekilde değerlendirmek kalmaktadır. Elbette ki bu işte kolay değildir. Güreş alanıyla ilgili akademisyen ya da uzman kişilerin samimi veya özverili olmalarının da yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.
Part-Time çalışmalarla Türk güreşinin bir yerlere gelemeyeceği özellikle son beş yılda yeterince anlaşılmıştır. Bütün olumsuzlukları olumlu yöne çevirmek; mevcut potansiyelleri en verimli veya başarılı hale getirmek; aynı zamanda profesyonellik gerektirdiği açıktır. Alanında uzmanlaşmış kişi veya akademisyenlerin zamanlarının tamamını veya bir çoğunu Türk güreşine ayırmalarının gerekli olduğu anlaşılmaktadır.


Olimpiyat oyunlarında ülkemizi temsil eden Güreşçilerimizin kazandıkları başarılar...



adsz1sm





adsz7gi
Rapor Et
Eski 6 Ocak 2010, 14:34

Güreş hakkında bilgi verir misiniz?

#7 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
Alıntı:
yagli gures hakkinda bilgi
okçuluk güreş kılıç sporlaru atçılık- binicilikhakkınd a kısa bilgi veririmisiniz
Rapor Et
Eski 6 Ocak 2010, 14:41

Güreş hakkında bilgi verir misiniz?

#8 (link)
_KleopatrA_
Ziyaretçi
_KleopatrA_ - avatarı
Alıntı:
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı Mesajı Görüntüle

okçuluk güreş kılıç sporlaru atçılık- binicilikhakkınd a kısa bilgi veririmisiniz
Binicilik

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Git ve: kullan, ara
Binicilik, kısaca ata binme becerisi olarak tanımlanabilir. Biniciliğin tarihi çok eski zamanlara kadar uzanır. Binicilik tarihine damgasını vuranlar, belki de savaşlarda önemli rol oynayan, süvari de denen atlı askerlerdir. İlk süvari birliklerini İÖ 2600'de Çinlilerin kurdukları bilinmektedir. Ama binicilikte asıl gelişme, 5. yüzyılda eyerin bulunmasından sonra gerçekleşti. Daha önceleri çıplak atın sırtına binilir ya da atın sırtına bir kilim ve battaniye atılarak oturulurdu.
Günümüzde askeri amaçlı binicilik gerilerken, spor amaçlı binicilik önem kazanmıştır. Binicilikte başlıca iki biçim vardır: İngiliz ve Batı biniciliği. İngiliz biniciliği spor amacıyla yapılan biniciliktir. Batı biniciliği ise Amerika kıtalarında kovboy denen sığır çobanlarına özgü biniciliktir. Kovboylar, uzun üzengili ağır eyerler kullanır ve bacakları düz duracak biçimde ata binerler. İngiliz biniciliği ise, binicinin güvenliğini, binicinin atı denetimini ve atın rahatlığını dikkate alan bir anlayışa dayanır. Çocukların ata binmeyi öğrenmelerinin en iyi yolu, genellikle boylarına uygun, yere sağlam basan midillilere binmektir. Ata binme ve attan inme Ata, atın sol tarafından binilip sol taraftan inilir.Atın hareketsiz kalmasını sağlamak için dizgin sol elde(sıkı ve gergin) tutulur. Binici, sol omzu atın sol tarafına gelecek biçimde, sırtı atın kuyruk tarafına gelecek şekilde durur.Sol eli ile dizginive kamçıyı tutar ve iki elinide atın ensesine koyar . Sol ayağını üzengiye geçirir ve ayağıyla bastırarak üzengiyi kolanın altına doğru iter. Sonra ata doğru döner ve eyerin ortasını ya da öte yandaki kenarını tutarak hafifçe sıçrar. Sağ bacağını atın üzerinden aşırarak yavaşça eyere oturur. Sağ ayağını da üzengiye geçirerek rahat bir oturuş sağlar ve dizginleri denetimi altına alır. Ata binerken sağ elle eyeri tutup çekmek, eyerin yerinden çıkmasına yol açabileceği için yanlış bir harekettir. Ata binmenin temeli dengeli bir biçimde sıçramaya ve sağ ayağını atın üzerinden seri biçimde aşırmaya dayanır. Attan değişik biçimlerde inilebilir. Binici genellikle atı durduktan sonra, dizginleri ve varsa kamçıyı sol eline alır. Ayaklarını üzengilerden çıkarır ve öne doğru hafifçe eğilerek sol elini atın boynuna, sağ elini eyerin ön bölümüne dayar. Sağ bacağını atın sırtından sol tarafına aşırarak yere atlar. Binici yavaşça parmak uçları üzerine ve atın biraz açığına inmelidir. Daha sonra dizginler sağ ele alınır ve at kısa mesafeden tutulur. Attan inmeden önce dikkat edilecek en önemli nokta, her iki ayağın da üzengilerden çıkarılmış olmasıdır.
Konu başlıkları

[gizle]
  • 1 Binicilikte duruşlar
  • 2 Atın yürüyüş biçimleri
  • 3 Biniciliğin tarihi
  • 4 Türkiyedeki Binicilik Kulüpleri
Binicilikte duruşlar [değiştir]

Pek çok binicilik stili ve bu stillerin kendilerine özgü duruşları vardır. Fakat dünya çapında kullanılan ortak kurallar bulunmaktadır. Binicilikte ata yapılan doğal yardımlar sırasıyla, dizgin, baldır ve ağırlıktır. Bu ana unsurların dışında ses, kamçı ve mahmuz gibi ek araçlar da kullanılır. Atın sırtında duruş çok önemlidir ve biniciliğin temelini oluşturur. Binicinin eyerin üstünde, başı ve vücudu dik biçimde oturması gerekir. Eyerin en derin kısmına yerleşmek önemlidir. Üzengi binicinin atın sırtında güvenle durmasına ve dengesini sağlamasına yardımcı olur. Ayaklar üzengide yaklaşık 45° açıyla dışarıya dönük olmalı, topuklar ayak ucundan biraz aşağıda ve dizler eyere değecek biçimde durmalıdır. Dizginler sol elde ya da her iki elde ayrı ayrı tutulur. Dizginler ne gevşek ne de gergin olmalıdır. Gevşek tutulduğunda atın denetimi zorlaşır. Dizginleri germek de atın rahat olmasını engeller. Acemi biniciler ayağının tümünü üzengiye yerleştirir ve böylece kendilerini daha güvende hissederler. Oysa usta biniciler yalnızca ayağın tarak kemiği hizasından üzengiye basarlar. Bu biniş biniciye daha iyi bir denetim olanağı verir ve baldırlar ile topuklarını etkili bir biçimde kullanılabilmesini sağlar.Ayrıca üzengiyi ayağın tamamına sokmak , tehlikeli bir zamanda , mesela düşerken üzenginin ayakta kalarak binicinin sürüklenebilmesine neden olur. Her yürüyüş şekline ve binilen stile göre farklı duruşlar olduğu için bunları tek bir başlık altında toplamak yanlış olacaktır.
Atın yürüyüş biçimleri [değiştir]

Atların değişik yürüyüş biçimleri vardır. Atın bazı yürüyüş biçimleri doğuştan gelir. Bazı yürüyüş biçimleri de ata sonradan öğretilebilir. Her atın üç doğal yürüyüşü vardır. Bunlar adeta, süratli ve dörtnal olarak adlandırılır. Ayrıca atlar sonradan da yürüyüş biçimleri edinebilirler. Rahvan, eşkin gibi yürüyüş biçimleri atların sonradan edindiği yürüyüşlerdir. Doğal yürüyüş biçimlerinin en yavaşı adetadır. Bu yürüyüş, acemi binicilerin kendilerini en rahat hissettiği biçimdir. Adeta yürüyüş biçiminde at önce bir yanındaki, sonra da öbür yanındaki ayaklarını ileri atar. Yürüyüş boyunca ayakları yere çok yakın kalır. Süratli, atın biraz daha hızlı bir yürüyüş biçimidir. Bu yürüyüş biçiminde atın çaprazındaki bacaklar birlikte hareket eder. Süratlide at binicisini sıçratır ve bundan dolayı binici ayaklarını üzengiye basarak eyer üzerinden kendini hafifçe kaldırmalıdır. Ya da adi süratli denilen yürüyüş biçimi için binici , eyere hiç kalkmadan oturacak ve baldırları ile atı sıkıştıracaktır. Dörtnal, atın doğal yürüyüşünün en hızlısıdır. At dörtnalda önce arka ayaklardan birini ileri atar, ikinci adımda öbür arka ayakla birlikte ona çapraz ön ayağını, üçüncü adımda da öteki ön ayağını ileri atar. Bu noktada atın bütün ayakları yerden kesilir. At ilk attığı ön ayağını yere bastıktan sonra bütün bu hareketleri tekrarlar. At, dizginler hafifçe çekilerek ve baldırlarla biraz sıkıştırılarak durdurulur.
Biniciliğin tarihi [değiştir]

Günümüzden 4 bin yıl önce Orta Asya’daki Türklerin atı binek hayvanı olarak kullandıkları bilinmektedir. Ata sağlam oturmanın ve üzenginin önemini ise ilk olarak İskitler kavramışlardır.( ki kafkas kökenlilerdir ) At sırtında savaşan ve avlanan en eski topluluk olarak Hititler tarihe geçmiştir. Ksenophon’un Hippike (Binicilik) ( yanlış . atlarla ilgili bilinen en eski kitap Hititlerin atçıbaşı Kikkuli'nin kitabıdır. MÖ 1345 yıllarında yazılmıştır.Ksenophon doğmadan yaklaşık bin yıl önce )adlı kitabı, binicilik konusunda yazılan ilk kitaptır. Bugün de kullandığımız yöntemlerle atın zor kullanmadan eğitilebileceğini ilk ileri süren kişi, Ecolé de Cavalerie (Atların Eğitimi) adlı kitabın yazarı François Robichon de la Guérinière’dir. Türkler, Orta Asya'da göçebe olarak yaşadıkları eskiçağlarda iyi biniciydiler. Eski Türklerin çöğen, cirit gibi at sırtında oynanan oyunlarda usta oldukları bilinmektedir. Ama yerleşik yaşama geçildikçe ve Osmanlı döneminde, özellikle kentlerde binicilik önemini yitirdi ve askeri amaçlarla sınırlı kaldı. 1913'te Sipahi Ocağı'nın kurulmasıyla biniciliğe yeniden önem verilmeye başlandı. Özellikle Cumhuriyet döneminde binicilik sivillerin de ilgi gösterdiği bir spor haline geldi. Türk biniciler uluslararası yarışmalara ilk kez 1931’de katıldı ve Yüzbaşı Cevat Mustafa bireysel sıralamada üçüncülük elde etti. Ertesi yıl Teğmen Saim Polatkan Nice konkurhipiklerinde “Kısmet” adlı atıyla ikinci oldu. Türk biniciler arasında uluslararası karşılaşmada ilk altın madalyayı 1934’te Viyana konkurhipiklerinde Teğmen Cevat Gürkan aldı. Uluslararası karşılaşmalarda adını duyuran ilk kadın binici Hayal Gönenli’dir ve 1971 yılında Balkan şampiyonasında gümüş madalya kazanmıştır. Sonraki tarihlerde, özellikle Balkan ülkeleri arasından yapılan karşılaşmalarda pek çok Türk binici madalya almıştır.


Olimpiyatlarda Binicilik:
At Terbiyesi: Bireysel, Takım. Atlama: Bireysel, Takım. Atlı Dayanıklılık: Bireysel, Takım. balıklama(ali buldu)
Türkiyedeki Binicilik Kulüpleri [değiştir]

  • Galatasaray Spor Kulübü
  • Ankara Atlı Spor Kulübü
  • Adana Atlı Spor Kulübü
  • Kocaeli Atlı Spor Klübü
  • Bursa Atlı Spor Klübü
  • Adana Atlı Spor Klübü
  • İstanbul Atlı Spor Klübü

Okçuluk. Kökeni insanoğlunun avcılık günlerine dayanan, oku bir yay aracılığıyla hedefe göndermeyi amaçlayan spor dalı. Okçuluk ilk kez 1904 Yaz Olimpiyatları'nda olimpik programa alınmış, 1972'den beri aralıksız olarak programlarda yer almaktadır. Bu branşta ilk dönemlerde Fransa, Belçika ve Büyük Britanya söz sahibiyken, daha sonraki dönemlerde ABD, Rusya, İskandinav ülkeleri, İtalya ve Kore bu ülkeleri izlemiştir. 1931'de kurulan ve halen 140 ülkenin üye olduğu Uluslararası Okçuluk Federasyonu (FITA - Fédération Internationale de Tir a l'Arc) okçuluk dalında en büyük otoritedir.
Ekipman ve kurallar [değiştir]

Yaylar(yaygın kullanılan türleri için bkz: Olimpik yay,Makaralı yay), fiber, ahşap, karbon veya çelikten imal edilir.Yayın esnek maddesi solar kauçuktan yapılır.Buna mirsin adı verilir. Oklar ise fiber, karbon, alüminyum tahta veya çelikten olabilir. Oklar kompozit olarak bir kaç malzemenin birlikte kullanılması ile de yapılabilir. Okun arkasında oku yönlendiren 3 tane tüy bulunur. Oklar 60 ila 71 cm uzunluğunda, ağırlıkları ise 20 ila 28 gram arasında olmalıdır. Hedef, çember çizgilerle beş renge boyanır. Bu renkler merkezden dışa doğru sırasıyla sarı, kırmızı, mavi, siyah ve beyazdır. Her renk şerit de ikiye ayrılır. Böylece hedef içten dışa doğru 10'dan 1'e inen sayılarla numaralanır. 122 cm çapındaki hedef 90, 70, 60 metre atışlarında, 80 cm çapındaki hedef ise 50 ve 30 metre atışlarında kullanılır. Salon yarışlarında; 25 metre uzaklıktaki hedefin çapı 60 cm, 18 metre uzaklıktaki hedefin çapı ise 40 cm olmalıdır.
Her ok hedefte vurduğu yere göre puan alır. Bir ok halkaları ayıran çizginin tam üzerine saplanmışsa daha yüksek olan puanı alır. Uluslararası yarışmalarda erkekler iki turda 144'er ok atarlar. Her turda okçu 90, 70, 50 ve 30 metreden hedefe üçer düzine ok atar. Bayanlarda 4 ayrı mesafeden 3'er metredir. Okçular her seferinde sayılarını okumadan önce 6 atış yaparlar. 50 ve 30 metreden daha küçük hedefe yaptıkları atışlarda ise 3 atışta bir sayı okunur. Bir yarışmada her sporcu toplam 288 atış yapar.Hedefin çapı ok atış uzaklığına göre belirlenmiştir. Yarışmanın birincisi toplam puana göre belirlenir. Kol ve sırt kaslarını , göz koordinasyonunu geliştiren bir spordur

Yağlı güreş, geleneksel bir Türk sporudur. Güreşçiler vucutlarına yağ sürerek güreştikleri için bu şekilde adlandırılır. Er Meydanı denilen alanlarda yapılır.
Güreşçilerin vucutlarının yağlanması nedeni ile birbirlerini tutmaları zorlaştığından, büyük güç ve ustalık gerektiren bir spordur.
Bugün resmî müsâbakalarda yeralan Serbest ve Greko-Romen güreş türlerinin dışında, sırf millî geleneklerimiz arasında yeralan yağlı güreş ise, Türklerin Anadolu’dan Rumeli’ye geçtikleri tarihten beri memleketimizde yapılagelen bir güreş türüdür. Bugün, yurdumuzda yağlı güreş, düğünlerin, panayırların, mola veren askerî birliklerimizin en önemli eğlencesidir.
Her yıl, haziran ayında Edirne’nin Sarayiçi mevkiinde yapılan tarihî Kırkpınar güreşleri, Süleymân Paşa komutasında, bir gece salla Çanakkale Boğazını geçerek, Gelibolu’ya çıkan ve Rumeli fetihlerine katılan Müslüman kırk Türk yiğidinin hâtırasını anmak gâyesiyle yapılmaktadır.
Pehlivan [değiştir]

Pehlivan sözcüğü FARSÇA'dır. Burhan-ı Katı'ya göre asıl anlamı; yürekli, cesur (şeci), yiğit (dili) ise de, zabit, vali, iri vücutlu ve doğru sözlü kimseye de pehlivan denilir. Bu nedenle yerine göre çeşitli zamanlarda farklı anlamlarda kullanılmıştır.
Selçuklular zamanında kahramanlık gösteren savaşçılara, üstün başarı kazanan atıcı, güreşçi, gürzcülere pehlivan denilse de, bu sıfat 16. yy. başlarında yalnız sporcular için kullanılmıştır. Pehlivan deyiminin bu anlamda kullanılışı Sultan II. Mahmut devrinin sonuna kadar sürmüştür.
Türkler, erkeği, kadını ve çocuğuyla güreş sever; ruhlarındaki savaşçı duyguların da etkisiyile güreşçiye saygı duyar ve pehlivanlara ayrıcalık tanırlar. Güreşçiye karşı duyulan sevgi ve saygı, pehlivanların güçlü kuvvetli, vücut yapısı ve adaleleri gelişmiş, sağlıklı görünümlü insanlar olmasından kaynaklanır. Pehlivanların kahraman, yiğit, doğru ve mert, 'eline, beline ve diline sahip' insanlar olduğu düşünülür.
Osmanlılar zamanında saray dışında yapılan güreş müsabakaları; panayırlarda, düğünlerde, bir hayır kurumu yararına veya bu işi meslek edinmiş kişilerin özel yer ve salonlarında yapılırdı. Ayrıca düğün ve Ramazan güreşleri adı altında düzenlenen etkinlikler de yapılmıştır.

Güreş

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Git ve: kullan, ara
Uygulayıcılarının birbirlerine vurmaksızın rakiplerini yenmeye çalıştıkları bir spor türü. Güreş tarihteki en eski sporlardan biridir ve zamanla farklı stil ve formları geliştirilmiştir. Güreş genellikle savaş sanatları arasında değerlendirilir.
Konu başlıkları

[gizle]
  • 1 Stiller
  • 2 Güreş ve Diğer Savaş Sanatları
  • 3 Olimpiyatlarda Güreş
  • 4 Ayrıca bakınız
  • 5 Dış bağlantılar
Stiller [değiştir]

Güreşte pek çok ulusal stiller gelişmiştir. Türkiye'de Yağlı Güreş , Karakucak Güreşi, Hindistan'da Pehlwani, Japonya'da Sumo, Moğol Güreşi Amerikada Amerikan Güreşi gibi. Bazı kanıtlar güreşin insanoğlunun en eski sporu olduğunu göstermektedir. Antik bazı tasvirlerde iki rakibin güreş tuttuğu sahneler yer almaktadır. Tevratta Yakub'un bir melekle güreş tuttuğu ifade edilir ve kendisine "Tanrı ile güreş tutan" adı verilir.
Güreş ve Diğer Savaş Sanatları [değiştir]

Güreş diğer savaş sanatlarının da birbiriyle bir araya getirildiği karşılaşmalarda önemli bir yer kazanmıştır. Çoğu dövüşçü kendilerini güreşle tanımlamaya veya sanatları arasına güreşi de katmaya başlamıştır. Güreş formları kendini koruma-karışık savaş sanatları sistemi içine alınmıştır. Bunlar arasında bazıları Shootfighting, Sambo, Pancrase. Randy Couture, Mark Coleman, Takanori Gomi gibi bazı başarılı dövüşçülerin de arkaplanında güreş vardır;bunları söyle özetleriz
Güreş tarihi ilk insanla başlar.ilk çağlarda düşünme yetisi dışında diğer çanlılardan farklı olmayan insan vahşi hayvanlara ve doğaya karşı kendini ailesini koyabilmesi kısaca yaşamını sürdürebilmesi güreşmesine bağlıydı kısaca güreşi tanımlarsak Güreş ayakta kalma sanatıdır.Güreş her ne kadar Biz Türklerin ata sporu olarak tanımlasakta güreşin evrensel bir spor dalı olduğunu yer yüzünde kayıtlara geçmiş 200.ün üzerinde güreş türünün değişik yörelerde otantik olarak yapıldığı söylenir ülkemizde Resmi Fila nın dışında Yağlı güreş/aba güreşi ve karakucak güreşi halen değişik yörelerimizde yapılmaktadır.birçok savunma sporunun güreşten derleme olduğunu söyleyebiliriz örnekleyecek olursak Aikido,Judo tamemen bizim Anadoludan karakucak güreşi
Rapor Et
Eski 1 Kasım 2010, 20:28

Güreş nasıl bir spordur?

#9 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
Ata sporumuz güreş hakkında bilgi verir misiniz?
Rapor Et
Eski 11 Kasım 2010, 15:13

Güreş hakkında bilgi verir misiniz?

#10 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
slm arkadaşlar ödevler nerede?
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.322 saniyede (85.97% PHP - 14.03% MySQL) 17 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 05:18
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi