Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Ramazan ayı ve oruç ile ilgili kavramlar nelerdir?

Bu konu Soru-Cevap forumunda Ziyaretçi tarafından 22 Kasım 2008 (10:08) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
45827 kez görüntülenmiş, 79 cevap yazılmış ve son mesaj 5 Ocak 2014 (18:59) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 3.33  |  Oy Veren: 3      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 31 Mart 2011, 18:31

Ramazan ayı ve oruç ile ilgili kavramlar nelerdir?

#61 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
ben adet oluyorumm ama yinede oruç tuttumm bişe oLmaz deilmii??
Rapor Et
Reklam
Eski 21 Ekim 2011, 15:19

Ramazan ayı ve oruç ile ilgili kavramlar nelerdir?

#62 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
teşekkür ederim ama orucu bozan durumlar yok mu
Rapor Et
Eski 9 Kasım 2011, 12:27

Ramazan ayı ve oruç ile ilgili kavramlar nelerdir?

#63 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
ne olur daha çok kavram verin ya 1 hafta sonraya performans ödevim var
Rapor Et
Eski 9 Kasım 2011, 12:30

ramazan ayı ve oruç ile ilgili kavramlar

#64 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
orda ne yazıyorsa o kadar işte dahasıda fazlasıda yok yani oyüzden daha fazla söylemeyin ßßßß
Rapor Et
Eski 14 Kasım 2011, 18:14

Ramazan ayı ve oruç ile ilgili kavramlar nelerdir?

#65 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
lütfen daha uzun yazın bu benim performans ödevim lütfen!
Rapor Et
Eski 14 Kasım 2011, 21:44

Ramazan ayı ve oruç ile ilgili kavramlar nelerdir?

#66 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
yahu bune ya uzun gönderin şuna performansı vercemde nolusuzz yaa
Rapor Et
Eski 30 Kasım 2011, 19:14

Ramazan ayı ve oruç ile ilgili kavramlar nelerdir?

#67 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
Ramazan Ayı ve Oruçla İlgili Kavramlar

Olarak indir

Ramazan Ayı ve Oruçla İlgili Kavramlar

Ramazan ayında sahur, imsak, iftar vb. sözcüklerini sık sık duyarız. Bu sözcüklerin anlamlarını bilmek bunları doğru bir şekilde kullanmamız bize oruç ibadetini doğru, kurallarına uygun bir şekilde yerine getirmemizi sağlar.

Orucumuzu sağlıklı bir şekilde yerine getirmek için; niyet etmek, niyetin başlama ve bitme zamanını bilmek, tan ağarmaya başlamasından güneş batıncaya kadar orucu bozan şeylerden sakınmak gerekir.

Sahur ne demektir?

Orucun geçerliliği ile doğrudan ilgili olmamakla birlikte, oruç tutmayı biraz daha kolaylaştırmak üzere Peygamberimizin bazı tavsiyeleri olmuştur. Bunların başında sahur yapmak gelir. Sahur, ikinci fecirden az önceki vakit olan seher vaktinde yenilen yemek demektir. Sahura kalkmakla hem bir şeyler yenilerek oruç için enerji toplanmış, hem de bir sünnet yerine getirilmiş, seher vaktinin feyiz ve faziletinden yararlanılmış olur. Bu bakımdan bir yudum su ile de olsa sahur yapmak ve sahur yemeğini mümkün olduğunca, gecenin son vaktine denk getirmeye çalışmak uygun olur. Peygamberimizin sahura kalkmayı teşvik ve tavsiye eden birçok hadisi bulunmaktadır:

قَالَ رَسُولُ اللّهِ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : فَصْلُ مَا بَيْنَ صِيَامِنَا وَصِيَامِ أهْلِ الكِتَابِ أكْلَةُ السَّحَرِ

Amr İbnu'l-As (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Bizim orucumuzla Ehl-i Kitab'ın orucunu ayıran fark sahur yemeğidir.”(Kütübü sitte 3181)

قَالَ رَسُولُ اللّهِ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: تَسَحَّرُوا فَإِنَّ فِي السَّحُورِ بَرَكَةً

“Sahura kalkın, çünkü sahur yemeğinde bereket vardır.” (Buhârî, Savm 20; Müslim, Sıyâm 45),

قَالَ: اسْتَعِينُوا بِطَعَامِ السَّحَرِ عَلى صِيَامِ النَّهَارِ. وَبِالْقَيْلُو لَةِ عَلَى قِيَامِ اللَّيْلِ.فِي الزوائد

“Sahur yemeği ile gündüz tutacağınız oruca ve öğle üzeri uykusuyla da (kaylûle) teheccüd namazına kuvvet kazanın.” (İbn Mâce, Sıyâm 22).

Peygamberimiz, sahuru mümkün olan son vakte denk getirmeyi teşvik ettiği gibi, iftarın da vakit girer girmez yapılmasını teşvik etmiştir.

Sahur yemeğini yedikten neler yapmalıyız?

Sahur yemeği zevk ve neşe içinde yenir. Sahur yemeği oruca dayanma gücünü artırır. Böylece oruç ibadetinin daha kolay yerine getirilmesine katkı sağlar. Yemek bitince eller yıkanır, dişler fırçalanır. Oruç için hazırlanılır ve niyet edilir. Oruç tutmak için niyet şarttır. Niyet, akşam ya da sahurda yemek yedikten sonra "Allah rızası için ramazan orucunu tutmaya niyet ettim" diyerek edilir. Mutlaka bu cümleyi söylemek şart değildir. Zihinden geçirmekle de niyet olur. Sahura kalkmak da ayrıca bir niyettir.

İmsak ne demektir?

İmsak: Sözlük anlamı, tutmaktır. Yemek yemenin yasaklandığı, orucun başlama zamanına imsak vakti denir. Sabah şafak sökmeden önceki vakitte imsak vakti denir. İmsak vaktinin başlamasından itibaren orucu bozacak davranışlardan sakınmak gerekir. Orucun vakti akşam gün batıncaya kadar devam eder.

وَكُلُوا وَاشْرَبُوا حَتَّى يَتَبَيَّنَ لَكُمُ الْخَيْطُ اْلاَبْيَضُ مِنَ الْخَيْطِ اْلاَسْوَدِ مِنَ الْفَجْرِ ثُمَّ اَتِمُّوا الصِّيَامَ اِلَى اللَّيْلِ

Kur'an-ı Kerîm'de şöyle buyurulur: "Fecirde beyaz iplik siyah iplikten ayırdedilinceye kadar yeyin, için. Sonra orucunuzu geceye kadar sürdürün " (el-Bakara, 2/187). Beyaz ve siyah ipliğin görünmesinden maksat, gündüzün aydınlığı ile gecenin karanlığının birbirinden ayrılmasıdır.

Oruca başlama vakti olan imsak, aynı zamanda sabah namazının kılınma vaktinin başlangıcını teşkil eder. Yani oruca başlarken sabah namazının vakti de girmiş bulunur.

İftar ne demektir?

Orucu bozmak, orucu açmak, ramazanda akşam yemeği, oruç bozma vakti. İftarın zıddı, yani oruca başlamak, "imsak" terimiyle ifade edilir. Orucun başlangıç ve sonu Kur'an Kerîm'de şöyle belirlenir:

وَكُلُوا وَاشْرَبُوا حَتَّى يَتَبَيَّنَ لَكُمُ الْخَيْطُ اْلاَبْيَضُ مِنَ الْخَيْطِ اْلاَسْوَدِ مِنَ الْفَجْرِ ثُمَّ اَتِمُّوا الصِّيَامَ اِلَى اللَّيْلِ

"Fecirde beyaz iplik siyah iplikten ayırt edilinceye kadar yiyin, için. Sonra orucunuzu geceye kadar devam ettirin" (el-Bakara, 2/187). Ayetteki siyah iplik gece; beyaz iplik ise gündüz anlamında kullanılmıştır. Oruçta gündüzün başlangıcı, İslâm âlimlerinin büyük çoğunluğuna göre, ikinci fecirden (fecr-i sadık) itibarendir. Sona ermesi ise güneşin batmasıdır (et-Taberî, Câmiu'l-Beyân, Mısır 1388/1968, II, 177 vd.)
Bu ayetteki; "Orucu geceye kadar tamamlayınız" ifadesi, iftarın güneş battıktan sonra yapılmasını gerektirir.

Hz. Peygamber, bir ramazan günü yolculuk sırasında güneş batınca, Bilâl (r.a)'e bir şeyler hazırlamasını söylemiş, henüz güneş ışıklarının tam kaybolmadığını gören Hz. Bilâl'in tereddüt etmesi üzerine şöyle buyurmuştur: "Gündüz sona erip, gecenin doğu taraştan girdiğini gördüğümüz zaman oruçlunun iftar vakti gelmiştir" (Buhârî, Savm, 33, 34, 35; Müslim, Sıyâm, 51, 53; Dârimî, Savm, 11).

Hadis-i şeriflerde iftarın acele yapılması, geciktirilmemesi istenmiştir.

قَالَ رَسُولُ للّهِ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ َ يَزَالُ النَّاسُ بِخَيْرٍ مَا عَجَّلُوا الْفِطْرَ. فَإنَّ الْيَهُودَ يُؤَخِّرُونَ.فِي الزوائد

" Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "İnsanlar iftarı tacil edip (geciktirmedikleri) müddetçe hayır üzere devam ederler. Öyleyse iftarı tacil edin (ilk vaktinde orucunuzu açın). Çünkü yahudiler, iftarlarını tehir ederler" (İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 17/166.)
Bir Kudsî hadiste şöyle buyurulur: "Kullarımın bana en sevimli olanı, onların iftarda en acele edenidir" (Tirmizî, Savm, 13; Ahmed İbn Hanbel, II, 238, 329).
Enes b. Mâlik (r.a)'ten, Hz. Peygamber'in iftar etmedikçe akşam namazı kılmadıkları, hiç değilse bir yudum su içtikleri rivayet edilmiştir.
Hz. Peygamberden iftar ederken okuduğu bazı dualar nakledilmiştir:

" رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّا اِنَّكَ اَنْتَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ, اَللَّهُمَّ لَكَ صُمْتُ، وَعَلَى رِزْقِكَ أفْطَرْتُ,"

Anlamı: "Allahım! Senin için oruç tuttum. Sana iman ettim. Sana güvenip dayandım. Rızkınla iftar ettim. Bizden bunu kabul buyur. Şüphesiz Sen, her şeyi işiten ve bilensin"

Başka bir dua şöyledir: َ : ذَهَبَ الظَّمَأُ، وَابْتَلَّتِ الْعُرُوقُ، وَثَبَتَ ا‘َجْرُ إِنْ شَاءَ اللّهُ تَعَالَى"

Anlamı: "Susuzluk gitti. Damarlar ıslandı. İnşâallah sevap sâbit oldu" (bk. İbn Mâce, Sıyâm, 48; İbn Kayyim, Zâdü'l-Meâd, II, 52).

Kısaca şöyle de dua edilebilir: " رَبَّنَا اغْفِرْ لِى وَلِوَالِدَىَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ "

Anlamı: "Ey bağışlaması bol olan Allah'ım! Beni, ana-babamı ve bütün müminleri hesap gününde mağfiret et" (bk. İbrâhim Sûresi, 14/41; Tirmizî, Dua, 82).

Hadîs-i şerifte şöyle buyrulmuştur: "Üç kimsenin duası reddolunmaz; Âdil hükümdarın duası, İftar sırasında oruçlunun duası, mazlumun duası, Allahü Teâlâ bu duaları semâya yükseltir, gökyüzünün kapılarını açar ve"izzet ve celâlime yemin olsun ki, bir sure sonra da olsa, sana yardım edeceğim" diye yemin eder" (el-Azîzî, es-Sirâcü'l-Münîr Şerhu'l Câmii's-Sağîr, II, 182; İbn Kayyim el-Cevziyye, Zâdü'l-Meâd, II, 52).

Resulullah (s.a.s) iftar zamanının sevincinden söz ederken şöyle buyurmuştur: "Müminin kendisiyle neşelendiği iki sevinci vardır. Birisi iftar vaktindeki oruç bozma sevinci, diğeri Rabbına kavuştuğu zamanki (orucunun mükâfatı ile) sevincidir" (Buhârî, Savm, 9; Müslim, Sıyâm, 163, 165; Nesaî, Sıyâm, 42; Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 232, 273, 516, III, 5).

Ramazan ayında iftarın birlik ve beraberliğimize katkısı nedir?

Ramazanda oruç açma vaktinin ayrı bin neşesi vardır. Bütün aile bireyleri hep birlikte sofraya oturur, oruç açma vaktini gelmesini bekleriz. Ezan veya top sesinin duyulmasıyla birlikte orucumuzu dua ile açarız. Yemeğimizi yedikten sonra dua ederek Allah'a şükrederiz. Sonra akşam namazını kılar ve teravih namazı için hazırlıklara başlarız. Bu ayda camiler dolar taşar. Bu durum Müslümanlar arasında sevgi, saygı, hoşgörü, yardımlaşma ve dayanışmanın artmasına neden olur.

Mukabele,

Karşılaştırma, yüzleştirme, karşılık verme; aralarındaki farkı ortaya çıkarmak için metinleri mukayese etme; Ramazanda hafızların cemaat huzurunda Kur'an okumaları.

"Mukabele", Kur'an tarihi ile ilgili bir terimdir. Cibril (a.s)'ın her sene Ramazan ayında gelip Kur'an'ı Hz. Peygamber (s.a.s) ile karşılıklı müzakere etmelerini, birbirlerine okumalarını ifade eder.

Kur'an'ın Allah tarafından indirildiği şekilde muhafazası, âyet ve sûrelerin tertibinin doğru olarak tesbiti ve bunun kontrolü için Cibril (a.s) her sene Ramazan ayında, bir rivayete göre Ramazan ayının her gecesinde, Hz. Peygamber (s.a.s)'a gelirdi. Hz. Peygamber (s.a.s.) Kur'an âyetlerini Cibril'e okurdu. Buna "arz" denir. Aynı âyetleri, mukayese için, bir de Cibrîl (a.s) okurdu ki buna da "mukabele" denir.

Kur'an, Hz. Peygamber'e âyet âyet nazil olduğundan her âyetin yeri, hangi sûrenin neresine yazılacağı Cibril (a.s) tarafından bildirilirdi. Rasul-i Ekrem de vahiy kâtiplerine bu şekilde yazdırır, hafızlar da buna göre ezberlerdi. Kur'an böyle özel bir itina ile ezberlenir ve yazılırken; Cibril (a.s) her senenin Ramazanında Rasul-i Ekrem'e gelir, nâzil olan âyetler müdârese ve tekrar arzedilmek suretiyle takrir edilirdi (Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid Terc, VII, 316).

Cibrilin Peygamber'e Kur'an'ı her sene muâraza etmesinin gayesi, Allah'dan Peygambere vahy ettiği Kur'an'ı kendisindekiyle karşılaştırmasıdır. Bunu da bakî kalanın kalması, nesholunanın gitmesi için bir pekleştirme, sabitliğini ebedî kılma ve bir koruma olarak yapıyordu. Bu maksat için Hz. Peygamber, ömrünün son yılı içinde Kur'an-ı Cibril'e iki defa arz etti. Cibril de Kur'an'ı onunla böylece iki kere mukabele etti.

"Mukabele", Kur'an'ın yazılması ve hafızlar tarafından ezberlenmesi dışında her sene tekrarlanan üçüncü ve önemli bir "koruma garantisi" niteliği taşımaktadır.

اِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا الذِّكْرَ وَاِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ

Bu "Zikri (Kur'ân'ı) biz indirdik, O'nun koruyucusu da elbette biziz" (el-Hicr, 15/9) âyetinin Asr-ı Saâdet'te gerçekleşmiş bugün de devam etmekte olan bir mucizesinden başka bir şey değildir.

Kur'an'ın Ramazan'da nazil olması (el-Bakara, 2/185), Kur'an okumanın özellikle Ramazan'da kat kat mükâfatlandırılacağı müjdesi, müslümanların bu ayda en çok Kur'an'la meşgul olmalarına sebep olmuştur. Bu sebeple "Kur'an ayı" olan Ramazan'da cami ve evlerde "mukabele"ler okunur, hatimler yapılır.

Aslı, Cibril (a.s)'ın Kur'an'ı Hz. Peygamber'e, doğru tesbiti ve korunması için, okuması olan "mukabele", müslümanlar arasında köklü bir gelenek halinde günümüze kadar gelmiştir. Bu gelenek bugün de bütün canlılığıyla sürdürülmektedir. Kur'an okuma bilsin, bilmesin, müslümanlar dinlemek suretiyle huzur bulmakta ve sevap ummakta; okuyan hafızlar, özellikle Kur'an ezberlemeye (hıfz) çalışan genç Kur'an kursu öğrencileri de cemaat huzurunda okuyarak egzersiz yapmış olmaktadırlar. Mukabele suretiyle Kur'an okuyup dinlemenin başkalarını Kur'ân okumaya teşvik etmesi, okuyan ve dinleyenler üzerinde ruhî bir sükûnet meydana getirmesi, sevap kazandırması gibi bir çok faydası vardır. Ancak para karşılığında okumak ve okutmak caiz değildir.

Osmanlılar zamanında da özellikle ikindi namazından sonra mukabele okunurdu.

Teravih namazı

Yatsı namazindan sonra kılınan namaz, "teravih" kelimesi Arapça, "Terviha" nın çoğuludur ve "oturmak, istirahat etmek" anlamına gelmektedir.

Teravih namazı,kadın erkek her müslüman için sünneti müekkede'dir. Teravih, orucun sünneti değil, vaktin sünnetidir.

Bir mazereti dolayısıyle oruç tutamıyanlar da teravih namazı kılarlar.

Ramazan gecelerini ihya etmek için kılınan teravih namazı Rasülullah (s.a.v) tarafından teşfik edilmiş.

من صام رمضان ايمانا واحتسابا غفر له ما تقدم من ذنبه

"Her kimin anarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan'ı ihya ederse, geçmiş günahları bağışlanır."11)

عن أبى هريرة رَضِىَ اللّهُ عَنْه قال: ]كَانَ رَسولُ اللّهِ # يُرَغِّبُهُمْ في قِيَامِ رَمَضَانَ مِنْ غَيْرِ أنْ يَأمُرَهُمْ بِعَزِيمَةٍ فَيَقُولُ: مَنْ قَامَ رَمَضَانَ إيمَاناً وَاحْتِسَاباً غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ،

Şüphesiz Allah Ramazan orucunu farz kıldı. Bende Ramazan gecelerini ihya etmeyi sünnet kıldım. Her kim inanarak ve sevabını Allah'tan bekleyerek ramazan'ı oruçla, gecelerini namazla ihya ederse, anasından doğduğu gün gibi günahlarından temizlenmiş olur" buyurmaktadır.(12)

وعن عائشة رَضِىَ اللّهُ عَنْها قالت: ]صلّى رسولُ اللّهِ # في المَسْجِدِ فَصَلّى بِصََتِهِ نَاسٌ كَثِيرٌ ثُمَّ صَلَّى مِنَ القَابِلَةِ فَكَثُرُوا. ثُمَّ اجْتَمَعُوا مِنَ اللَّيْلَةِ الثَّالِثةِ فَلَمْ يَخْرُجُ إلَيْهِمْ. فَلَمَّا أصْبََحَ قَالَ: قَدْ رَأيْتُ صَنِيعَكُمْ فَلَمْ يَمْنَعْنِى مِنَ الخُروجِ إلَيْكُمْ إَّ أنِّى خَشِيتُ أنْ تُفْرَضَ عَلَيْكُمْ، وذلِكَ في رَمَضَان

Rasülullah (s.a.v) Efendimiz Ramazan'da mescitte gece bir namaz kıldı. Sahabenin çoğu da onunla birlikte o namazı kıldı. İkinci gece yine aynı namazı kıldı.

Bu kez O'na tabi olarak aynı namazı kılan cemaat daha fazla oldu. Üçüncü gece Rasülullah (s.a.v) mescid'e gitmedi. Mescid'i dolduran cemaat O'nu bekledi.

Rasülullah (s.a.v) ancak sabah olunca mescide çıktı ve cemaata şöyle buyurdu:

"Sizin cemaatle teravih namazını kılmaya ne kadar arzulu olduğunuzu görüyorum. Benim çıkıp, size namazı kıldırmama engel olan bir husus da yoktu. Ancak ben size, teravih namazının farz olmasından korktuğum için çıkmadım".(13)

Hanefilere göre, teravih namazının rekat sayısı Hz. Ömer (R.A)'ın uygulamasına dayanır. Hz. Ömer (R..A) Mescidi Nebevide halifeliğinin son zamanlarında teravih namazını yirmi rekat olarak kıldırdı. Dört halife devrinden sonra da kimse teravihin yirmi rekat olarak cemaatle kılınmasına karşı çıkmadı.

Alimler bu hususta Rasülullah (s.a.v)'in şu hadisine göre hareket etmişlerdir:

"Benden sonra benim sünnetimden ve raşit halifelerin sünnetinden ayrılmayın."14)

Teravih namazı, ramazan ayına mahsustur; vakti, tercih edilen görüşe göre, yatsı namazından sonradır, sabah namazının vaktine kadar devam eder.

Vitir namazı teravih namazından sonra kılınır.Ancak teravih namazından önce kılınmasında da herhangi bir sakınca yoktur.Ancak teravih namazı yatsı namazından önce kılınmaz.

En sağlam görüşe göre, teravihte cemaat olmak sünneti kifayedir. Yani bir mescitte hiç kimse teravihi cemaatle kılmazsa, hepsi günahkâr olur.Teravih namazı tek başına da kılınabilir, fakat cemaatle kılınmasının fazîleti daha fazladır.

Teravih namazını, her iki rekatta bir selam vererek on selam ile bitirmek daha faziletlidir.Dört rekatta bir selam vermek de caizdir.

Teravih namazını kılarken, iki rekatta bir selâm verilse, normal olarak akşam namazının iki rekat sünneti gibi ve dört rekatta bir selâm verilse, yatsı namazının dört rekat sünneti gibi kılınır. Başlarken ve her iki rekatın başında "Sübhâneke", "Ezûzübesmele" ve her oturuşta "et-Tahiyyat" ile "Salli-barik" duaları okunur. Cemaatle kılınınca, cemaat hem teravihe, hem de imama uymaya niyet eder. İmam teravih namazını sesli olarak kıldırır (el-Kasânî, Bedai'us-Sanâyi', Beyrut, 1974, I, 288; Tahtavî, Haşiye, 335 vd).

Teravih namazı, Ramazan ayına mahsustur; vakti, tercih edilen görüşe göre, yatsı namazından sonradır, sabah namazının vaktine kadar devam eder. Vitir namazı teravih namazından sonra kılınır. Ancak teravih namazından önce kılınmasında da herhangi bir sakınca yoktur. Ancak teravih namazı yatsı namazından önce kılınmaz. Kılındığı takdirde, iâdesi gerekir. Bu namazın gece yarısından veya gecenin üçte birinden sonraya tehir edilmesi müstehaptır. En sağlam görüşe göre, teravihte cemaat olmak sünnet-i kifâyedir. Yani bir mescitte hiç kimse teravihi cemaatle kılmazsa, hepsi günahkâr olur. Teravih namazı tek başına kılınabilir. Fakat cemaatle kılınması daha faziletlidir. Teravih namazına, yarısında yetişen kimse, önce yatsı namazının farzını kılar ve daha sonra teravih namazını kılmak için imama uyar. Eksik kalan teravih rekatlarını, daha sonra kendisi tamamlar. Hatim ile teravih namazını kılmak sünnettir.

Teravih namazı hatimle kılınmayan camilerde, herhangi bir yanlışlığa meydan vermemek ve cemaatın da kısa sureleri iyice ezberlemelerini sağlamak için, "Fil sûresi"nden sonraki sureleri okumakta yarar vardır. Bu durumda imam, rekat sayılarında da tereddüde düşmekten korunmuş olur. (İbn Abidîn, Reddu'l-Muhtar, II, 44; vd., Vekbe ez-Zuhaylî, el-Fıkhu'l-İslâmî, Dimaşk, 1989, II, 72).

İTİKÂF

İtikaf lügatte bir şeyden ayrılmak, ister hayır olsun, ister kötülük olsun, bir şey üzerinde devam etmek demektir. Şer'an itikâfın tarifi ise:

Cemaatle namaz kılınan bir mescitte oruçlu olarak ve itikâfa niyet ederek beklemektir. Mescitte beklemek itikâfın rüknüdür. Çünkü itikâf beklemek, mescidde bulunmakla gerçekleşir.

İtikâf Kur'an ve sünnetle sabittir. Kur'an'da ramazan ayının gecelerinden söz ederken:

وَلاَ تُبَاشِرُوهُنَّ وَاَنْتُمْ عَاكِفُونَ فِى الْمَسَاجِدِ تِلْكَ حُدُودُ اللهِ فَلاَ تَقْرَبُوهَا كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللهُ اَيَاتِهِ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ

"...Bununla beraber siz mescitlerinizde itikaf halinde iken onlara yaklaşmayın. Bunlar, Allah'ın sınırlarıdır, sakın onlara yaklaşmayın. Allah, ayetlerini insanlara böyle açıklıyor ki sakınıp korunsunlar."

Dini açıdan bir mescitte itikaf niyetiyle durmaktır. Buradaki mescit kaydı, işte bu dini manayı tayin eder. Başka bir kayıt bulunmadığı için bu bekleyiş, bir saat bile olsa, şer'i itikâf bulunabilecek gibi görünür. İmam Muhammed'in zahir rivayeti de böyledir. Bu durumda itikâfta orucun şart olması lazım gelir. Buna nafile itikat denir ki oruçlu oruçsuz sahih olur. Fakat âyetin gelişine bakılırsa itikâfın. Orucu gerektirdiği anlaşılır. Zira "Onlarla cinsi münasebette bulunmayınız." Yasağı, oruç gecelerindeki cinsi münasebetin mubah olduğu hükmünü tahsis yerinde olmakla, itikâfta orucun şart olduğuna ve bundan dolayı itikâf müddetinin bir günden daha az olmayacağına delalet eder ki bu da asıl şer'i itikâftır. "Oruç olmadıkça itikâf yoktur."15) Hadis'i Şerifi de bunu teyid eder.(16)

Rasülullah'ın (s.a.v) özellikle Ramazan içinde ve ramazanın son on gününde itikaf yaptığını bildiren çeşitli hadisi şerifler vardır. Ebu Said (r.a) anlatıyor. "Biz Rasülullah'la (s.a.v) birlikte Ramazan'ın orta on gününde itikafa girdik, yirminci günün sabahı olunca eşyalarımızı evlerimize taşıdık. Rasülullah (s.a.v.) bir hutbe irad etti ve sonra şunu söyledi:

"İtikafa girmiş olanlar, itikaf mahallerine dönsünler. Zira bu gece bana Kadir Gecesi'nin hangi gece olduğu gösterilmişti, sonra unutturuldu. Siz, son onda ve tek gecelerde arayın . Ayrıca bu gece kendimi su ve çamur içinde secde eder gördüm." Rasülullah (s.a.v) itikaf mahalline dönünce, o günün sonuna doğru hava bozdu. Mescit o sıralarda üzeri dallarla örtülmüş çardak şeklindeydi. Rasülullah (s.a.v)' m burnu ve burun yumuşağı üzerinde su ve çamur bulaşığını gördüm. Bu gece 21. gece idi."17)

İtikâfın Şartları:

a -Niyet; Niyetsiz itikaf olmaz, nezr edilen itikafta niyetin ayrıca dil ile ifade edilmesi gerekir.

b -Mescid: Erkeğin, itikafı cemaatle beş vakit namaz kılınan Mescid de olmalıdır. İtikâfın en faziletlisi Mescidi Haram'da, sonra Mescidi Nebevî'de ve sonra da Mescidi Aksa'da olanıdır. Diğer mescitlerde ki fazilet cemaatin çokluğuna göre değişir.

c- Oruç: Daha önce de belirttiğimiz gibi vacip olan itikaf için oruç şarttır. Sünnet itikâf Ramazan ayında olduğu için zaten oruçlu bulunma şartı vardır.



d -Temizlik: Kadınların hayız ve nifastan temiz olmaları gerekir. Cünüplük oruca mani olmadığı gibi, itikâfı da bozmaz. İtikâfa giren cami içinde iken ihtilam olursa, dışarı çıkarak gusül abdesti alır ve yeniden itikafa devam eder.

İtikafı Bozan şeyler:

a- Cinsi ilişkide bulunmak. Öpmek ve kucaklamak gibi şeylerden dolayı inzal vaki olursa yine itikaf bozulur.

b -Herhangi bir ihtiyaç yokken mescidden dışarı çıkmak.

c -Bayılmak. İtikafa giren kimse mescidden ancak şer'i, zaruri ve tabii ihtiyaçları için çıkabilir.(18)

SADAKA-FITIR (FİTRE)

Ramazan bayramı sadakası. Buna zekatul-fıtır veya yalnız fıtır da denir. Yaratılış şükranesi olmak üzere sevap kazanmak kasdiyle verilir. Fıtır sadakası Hicret'in ikinci senesinde zekat farz olmadan önce vacib olmuştur. Hür müslüman ve asıl ihtiyacından fazla nisap miktarı bir mala sahip olan kişilerin vermesi gerekir.

Akıl ve büluğ şart değildir. Akıl hastalarının ve delilerin velileri onların mallarından fıtır sadakası verirler. Ramazanda oruç tutmamış olanlar da fıtır sadakası verirler.

Sadaka-i fıtrın edasının vakti, bayram sabahıdır. O günden önce ölen ve zengin iken fakir düşen kimselere sadaka-i fıtır vacib olmaz. Bayram gecesi güneş doğmadan önce doğan çocuğun fitresini vermek vacibtir. Fitre bayram sabahından önce ve sonra her ne zaman verilse sahihtir ve eda olur; onun kazası yoktur. Fakat müstehap olan sabah namazı ile bayram namazı arasında veya birkaç gün önce vermektir. Fitreyi bayramdan sonra vermek caiz ise de, bir vacib geciktirilmiş olacağından iyi değildir.

Sadaka-i fıtır, zekat gibi malın değil, başın zekâtıdır. Bunun için asıl ihtiyaçlardan fazla olan malın büyüyücü olması, üzerinden bir yılın geçmesi ve ticaret malı olması şart değildir. Bayram sabahı nisaba malik olan kişiye bile sadaka-i fıtır vacibtir. Nisap, gümüşe göre ikiyüz dirhem (561.2) gr. değerindeki bir maldır. Nisap miktarı mal, sadaka-i fıtır vacib olduktan sonra telef olsa yine fitre vermek lazımdır. Bu miktar bir mala sahip olan bir kimse kendisi için, baliğ olmayan malsız çocukları için, hizmetinde bulunanlar için, sadaka-i fıtır vermesi vacibtir. Hanımı ve büyük çocuğunun fitrelerini vermesi üzerine vacib değildir. Fakat yanında bulunan büyük çocuğunun ve hanımının fitrelerini kendilerine sormadan verebilir. Malı olan küçük çocuğun fitresi kendi malından verilir.

Sadaka-i fıtır, buğday, arpa, kuru hurma, kuru üzümden verilir. Buğday veya buğday unundan yarım sa', (520 dirhem 1459 gr.), ötekilerden ise bir sa' (1040 dirhem 2918 gr.) verilir (bak: Sa'). Bu dört maddenin herhangi birine göre vermek caizdir. Bu miktar aynen verilebileceği gibi, kıymet olarak da verilebilir. Fakirin menfaatine uygun olanı vermek daha faziletlidir. Sadaka-i fıtrın rüknü, onu ehline vermektir. Zekat kimlere verilirse sadaka-i fıtırda onlara verilir. Fitre yalnız bir fakire verilmeli, onu bir kaç fakire vermek için parçalamamalıdır. Sadaka-i fıtır verirken niyet etmek gerekir. Ancak fakire Sadaka-i fıtr olduğunu söylemeye gerek yoktur. Sadaka-i fıtr öncelikle mükellefin bulunduğu yerdeki fakirlere verilmelidir. Başka yerlere göndermek mekruhtur. Gönderilecek olan kişiler akraba veya daha muhtaç kişilerse mekruh olmaz.
Rapor Et
Eski 4 Aralık 2011, 14:01

Ramazan ayı ve oruç ile ilgili kavramlar nelerdir?

#68 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
Sahur, İmsak ve İftar Ramazan ayı ve oruçla ilgili kavramlar nelerdir?


1. Sahur,
2. İmsak,
3. İftar,
4. Mukabele,
5. Teravih namazı,
6. Fitre

Bu kavramları bilmemizin önemi nedir?


Ramazan ayında sahur, imsak, iftar vb. sözcüklerini sık sık duyarız. Bu sözcüklerin anlamlarını bilmek bunları doğru bir şekilde anlamlandırmamıza ve kullanmamıza yardımcı olur. Böylece oruç ibadetini doğru, kurallarına uygun bir şekilde yerine getirmiş oluruz.

Orucumuzu sağlıklı bir şekilde yerine getirmek için ne yapmamız gerekir?


Orucumuzu sağlıklı bir şekilde yerine getirmek için; niyet etmek, niyetin başlama ve bitme zamanını bilmek, tan ağarmaya başlamasından güneş batıncaya kadar orucu bozan şeylerden sakınmak gerekir.

Sahur ne demektir?

Sahur: Oruç tutmak için sabah namazından önce sahur vaktinde yemek yenir. Geceleyin kalkılan zamana "sahur", bu zamanda yenilen yemeğe de "sahur yemeği" denir.


Sahur yemeğini yedikten neler yapmalıyız?

Sahur yemeği zevk ve neşe içinde yenir. Sahur yemeği oruca dayanma gücünü artırır. Böylece oruç ibadetinin daha kolay yerine getirilmesine katkı sağlar. Yemek bitince eller yıkanır, dişler fırçalanır. Oruç için hazırlanılır ve niyet edilir. Oruç tutmak için niyet şarttır. Niyet, akşam ya da sahurda yemek yedikten sonra "Allah rızası için ramazan orucunu tutmaya niyet ettim" diyerek edilir. Mutlaka bu cümleyi söylemek şart değildir. Zihinden geçirmekle de niyet olur. Sahura kalkmak da ayrıca bir niyettir.
Sevgili Peygamberimiz "Sahurda yemek yiyiniz., çünkü sahur yemeğinde bereket vardır." (Buhari) buyurarak sahura kalkmayı öğütlemiştir.

İmsak ne demektir?


İmsak: Sözlük anlamı, tutmaktır. Yemek yemenin yasaklandığı, orucun başlama zamanına imsak vakti denir. Sabah şafak sökmeden önceki vakit olan imsak vakti, aynı zamanda sabah namazının başlangıcıdır. İmsak vaktinin başlamasından itibaren orucu bozacak davranışlardan sakınmak gerekir. Orucun vakti akşam gün batıncaya kadar devam eder.

İftar ne demektir?

İftar: Orucun sona erdiği vakit olan güneşin battığı ve akşam namazının vaktinin girdiği zamana denir. İftar yemeğini yiyerek o günkü orucumuzu tamamlamış oluruz.

İftar Duası

Peygamberimizin iftar yaptığı dualardan biri şöyledir:
"Allah'ım, senin için oruç tuttum. Sana inandım. Sana güvendim. Senin verdiğini yiyeceklerle orucumu açıyorum. Verdiğin nimetlere şükürler olsun."
İftar duasını bu şekilde yapmak şart değildir. İsteyenler içinden geldiği gibi istedikleri şekilde dua edebilirler.

Orucumuzu açtığımız zaman olan iftar vakti, Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak için bütün gün aç ve susuz geçiren oruçlunun en duygulu olduğu andır. Kendisi için akşama kadar oruç tutarak ibadet eden kimsenin duygularını en iyi bilen ve duyan Allah'tır. İftar vaktinde içten yapılan duaları kabul eder.

Ramazan ayında iftarın birlik ve beraberliğimize katkısı nedir?

Ramazanda oruç açma vaktinin ayrı bin neşesi vardır. Bütün aile bireyleri hep birlikte sofraya oturur, oruç açma vaktini gelmesini bekleriz. Ezan veya top sesinin duyulmasıyla birlikte orucumuzu dua ile açarız. Yemeğimizi yedikten sonra dua ederek Allah'a şükrederiz. Sonra akşam namazını kılar ve teravih namazı için hazırlıklara başlarız. Bu ayda camiler dolar taşar. Bu durum Müslümanlar arasında sevgi, saygı, hoşgörü, yardımlaşma ve dayanışmanın artmasına neden olur.

Mukabele ne demektir?

Mukabele: Mukabele karşılık verme, karşılıklı okuma anlamına gelir. Bir kimsenin Kur'an'ı ezberden veya kitaptan yüksek sesle okuması ve onu dinleyen topluluğun da sessizce Kur'an'dan takip etmesine "mukabele" denir.

Mukabele nasıl ortaya çıkmıştır?

Hz. Muhammed'e 610 yılında ilk vahyin gelişiyle başlayan Kur'an'ın indiriliş süreci, 632 yılına kadar, yaklaşık yirmi üç yıl devam etmiştir. Peygamberimizle Cebrail, her yıl ramazan ayında bir araya gelerek, o güne kadar indirilen Kur'an ayetlerini, karşılıklı olarak okurlardı. Önce Cebrail okur Peygamberimiz dilerdi. Daha sonra da Peygamberimiz okur, Cebrail dinlerdi. Bu durum Peygamberimizin vefat ettiği yıl 632 de iki kez tekrarlanmıştır. Böylece Kur'an ayetlerinin unutulmasına meydan verilmemiştir. Peygamberimizin bu davranışını kendilerine örnek alan Müslümanlar, bunu dini bir gelenek olarak günümüze kadar sürdürmüşlerdir. İşte Kur'an'ın bu şekilde karşılıklı olarak; birinin Kur'an'ı okuyup, diğerlerinin dinlemesine "mukabele" denir.

Hatim ne demektir?

Müslümanlar, ramazan ayında Kur'an okumaya her zamankinden daha çok özen gösterirler. Bunun için evlerde veya camilerde bir araya gelerek, her gün Kur'an'dan yirmi sayfa okurlar. Ramazan ayının sonuna gelindiğin de ise Kur'an'ı baştan sona bir kez okumuş olurlar. Buna "hatim" denir. Daha sonra hatim duası yapılır. Müslümanlar yüzyıllar boyu bu geleneği devam ettirmişlerdir.

Müslümanlar, ramazan ayında Kur'an okumaya her zamankinden daha çok özen gösterirler. Niçin?

Kutsal kitabımız olan Kur'an ramazan ayında indirilmeye başlanmıştır. Bu nedenle Müslümanlar Ramazan ayında Kur'an okumaya daha çok özen gösterirler.
Kur'an'ın okumak her Müslüman'ın dini bir görevidir.
Kur'anıkerim Allah tarafından Hz. Muhammed'e vahiy yolu ile bildirilmiş olan son ilahi kitaptır. Kaynağının ilahi olması nedeniyle kutsaldır ve tamamıyla Allah'ın sözlerinden ibarettir. Bu nedenle de İslam dininin temel kaynağıdır ve dini hayatımızla ilgili bilgileri ondan öğreniriz. Peygamberimiz Kur'an okumaya çok önem vermiş ve sözleriyle bunu teşvik etmiştir. "Sizin en hayırlınız Kur'an'ı okuyan ve okutandır."(Ebu Davud) Bunun için Kur'an okumak, her müminin dini görevidir. Kur'an okuyan Allah ile konuşmuş, dinleyen de Allah'ın sözünü işitmiş sayılır.

Kur'anıkerim'de insanın hem ahiret hayatına, hem de dünya hayatına ilişkin; yani insan-Allah, insanın-insanla, insanın-evrenle ve evren-Allah ilişkisi konularında bilgiler verir.
Kur'an'ın hedefi, insanları sadece bilgilendirmek değildir. Onun temel hedefi insanları bilgilendirirken, eğitmek, eğitirken düşündürmek ve insanın yaratılış amacını gerçekleştirmesine yardımcı olmaktır. Bunun için Kur'an, insanın aklına ve kalbine hitap eder, insanı iyiye, güzele yönlendirir, açıklar aydınlatır, öğüt verir, hatırlatır ve hayatı anlamlandırmamıza yardım eder. Kur'an'ın ilk ve son hedefi bir tek Allah'a inandırmak olduğu halde, onun ilk tavsiyesi "oku" olmuştur. İnsan okuyacak, öğrenecek, yetişecek ve kendisine yol gösterici, bir öğüt olan Kur'an'ı daha iyi anlayacaktır.

Kur'an, okumak insan ile Allah arasındaki iletişimi güçlendirir

Allah, bütün âlemlerin Rabb'idir. O terbiye eden, eğiten, koruyan, besleyip, büyüten, yarattığı her şeyin var olmasını, gelişmesini ve hayatta kalmasını sağlayan yegâne güçtür. Allah sevgisiyle yarattığı insanı yalnız ve yardımcısız bırakmaz. O, "Rab" sıfatının gereği olarak onu büyütüp yaşattığı gibi aynı zamanda eğitir. Bunun için kendi katından kitaplar göndermiştir.

Kur'an okuyan bir kimse okuduğu ayetlerin anlamlarını düşünerek anlamaya çalışır. Böylece Allah'ın öğütlerini öğrenir, davranışlarını ona göre ayarlar. Bu durum insanın iyi davranışlar geliştirmesini, bilinçli hareket etmesini sağlar. Onu düşünen, anlayan, anladıklarını yaşayan ve bunun için çaba gösteren bir birey haline getirir. Böylece Allah ile iletişimini güçlendirir.

Kur'an'ın hayatımızdaki önemi nedir?

Kur'an, hayatı anlamlandırmamıza yardım eder. O, Allah'ın insanların mutlu olması için gönderdiği bir reçete gibidir. Çünkü insanı Allah yaratmıştır. Bir şeyi en iyi onu yapan bileceğine göre; insanın özelliklerini, onun nasıl mutlu olacağını, onun için nelerin faydalı, nelerin zararlı olduğunu en iyi bilen Allah'tır. Bu nedenle Kur'anıkerim insan için vazgeçilmez bir ihtiyaçtır. Kur'anıkerim, insanlar için bir rahmet, bir öğüt ve uyarıcı olan, kendisine tabi olanları doğru yola götüren ilahi bir kitaptır. (Bakara suresi, 185) O, doğruyu yanlıştan ayıran aydınlatıcı bir nur ve insanlar için bir müjdedir. (Nisa suresi, 174, Neml suresi, 2) Kur'an sözlerin en üstünü ve en güzelidir. Onda insanları dünyada ve ahirette mutluluğa ulaştırmayı amaçlayan öğütler bulunur. Aklı, bilimi, evrensel ilke ve değerleri öne çıkaran; insanı erdemli, dürüst ve güvenilir olmaya yönelten evrensel ilkeler yer alır. Kısaca Kur'an'ın insanın hayatını anlamlandırabilmesi için önerisi şudur: Oku, düşün, anla ve yaşa.

Teravih namazı ne demektir?

Teravih namazı Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak için, ramazan gecelerinde kılınan sünnet bir namazdır. Peygamberimiz bu namazı kılmış ve Müslümanlara da kılmalarını öğütlemiştir.

Teravih namazı ne zaman kılınır?

Yatsı namazından sonra, vitir namazından önce kılınır. Ülkemizde genelde yirmi rekât olarak kılınması bir gelenek haline gelmiştir.

Teravih namazı ikişer veya dörder rekat olarak kılınabilir. İki rekat olarak kılındığı zaman sabah namazının sünneti, dört rekat kılındığı zaman ise ikindi namazının sünneti gibi kılınır. Teravih namazı cemaatle kılınabileceği gibi, yalnız da kılınabilir.

Teravih namazının birlik ve beraberliğimize katkısı nedir?

Teravih namazı insanlar arasındaki sevgi, saygı, kaynaşma, dostluk ve arkadaşlık bağlarının kuvvetlenmesine katkı sağlayan önemli bir ibadettir.

TERAVİH NAMAZININ İKİ REKÂT
OLARAK KILINIŞI
BİRİNCİ REKAT
İKİNCİ REKAT
1. Niyet
1.Besmele
2.Başlangıç Tekbiri
2.Fatiha
3.Sübhâneke
3.Bir sure
4.Eûzü - Besmele
4.Rükû
5.Fatiha
5.Secde(İki Defa)
6.Bir sure
6.I. Oturuş
7.Rükû
a.Ettehiyyatü
8.Secde (İki Defa)
b.Salli-Bârik
İkinci rekâta kalkış
c.Rabbena
7.Selam
...
TERAVİH NAMAZININ DÖRT REKAT OLARAK KILINIŞI
BİRİNCİ REKAT
İKİNCİ REKAT
ÜÇÜNCÜ REKAT
DÖRDÜNCÜ REKAT
1. Niyet
1.Besmele
1.Subhâneke
1.Besmele
2.Başlangıç Tekbiri
2.Fatiha
2.Besmele
2.Fatiha
3.Sübhâneke
3.Bir sure
3.Fatiha
3.Bir sure
4.Eûzü - Besmele
4.Rükû
4.Bir sure
4.Rükû
5.Fatiha
5.Secde(İki Defa)
5.Rükû
5.Secde(İki Defa)
6.Bir sure
6.I. Oturuş
6.Secde ( iki defa)
6.II. Oturuş
7.Rükû
a.Ettehiyyatü
Dördüncü rekata kalkış
a.Ettehiyyatü
8.Secde (İki Defa)
b.Salli - Bârik
b.Salli-Bârik
İkinci rekata kalkış
Üçüncü rekata kalkış
c.Rabbena
7.Selam
Fitre Fitre ne demektir?

Ramazan ayında Müslümanların yerine getirmeleri gereken ibadetlerden biri de fıtır sadakasıdır. Halk arasında buna "fitre" denir. Zekâttan ayrı olarak, zengin sayılan her Müslüman yılda bir kez muhtaç kimselere "fitre" verir. Fitre, zekâta göre daha küçük çaptaki bir yardımdır. Bunda belli bir yaşa gelmiş olma şartı aranmaz. Bir ailedeki bütün bireylerin fıtır sadakasını büyüklerinden biri verebilir. Fitre miktarı kişinin ekonomik düzeyine, maddi durumuna göre değişmektedir. Ülkemizde fitrenin miktarı her yıl müftülüklerce açıklanır.

Fitreyi ne zaman vermemiz gerekir?

Fitre bayram namazından önce verilir. Böylece fakir kimselerin bayram ihtiyaçlarına katkıda bulunulur.

Peygamberimiz Fıtır sadakasının önemini şöyle ifade etmiştir:

"Fıtır sadakası, oruçluyu yanılarak söylediği kötü sözlerin günahlarından temizler, yoksullar için bir azık olur. Kim onu bayram namazından önce verirse kabul edilmiş bir fitre sadakası olur. Bayram namazından sonra verirse normal bir sadaka olur."


Fitrenin önemi nedir?

Zekât, sahip olduğumuz malın, fitre de sağlık içinde bayrama ulaşmamızın şükrüdür. Fitreyi alan kişi bununla bayram ihtiyaçlarını karşılar. Böylelikle zenginler yoksulların bayram sevincine katkıda bulunmuş olurlar. Fıtır sadakası insanlar arasındaki sevgi, saygı, paylaşma, yardımlaşma ve dayanışma bağlarının kuvvetlenmesine katkı sağlayan önemli bir ibadettir.
Rapor Et
Eski 21 Aralık 2011, 17:33

ramazan

#69 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
arkadaşlar herşey için sağolun.arefe günü oruç tutmak günah değil,kurrban bayramı tutmak günahtır bilginize
Rapor Et
Eski 21 Aralık 2011, 18:36

Ramazan ayı ve oruç ile ilgili kavramlar nelerdir?

#70 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
ya burda hiç yok oruç kavramları bana çok lazım lütfennnnnnnnnnnn!..
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Ramazan ayı ve oruç ile ilgili kavramlar nelerdir? Konusuna Benzer Konular
Gönderen: MERTGS Forum: Soru-Cevap
Cevap: 0
Son Mesaj: 7 Aralık 2012 14:43
Gönderen: Misafir Forum: Soru-Cevap
Cevap: 3
Son Mesaj: 24 Kasım 2012 14:44
Gönderen: Blue Blood Forum: Müslümanlık/İslamiyet
Cevap: 87
Son Mesaj: 2 Ağustos 2012 15:59
Gönderen: Misafir Forum: Soru-Cevap
Cevap: 0
Son Mesaj: 26 Haziran 2012 22:34
Gönderen: Ziyaretçi Forum: Soru-Cevap
Cevap: 2
Son Mesaj: 29 Aralık 2008 14:19
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.387 saniyede (87.18% PHP - 12.82% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 06:32
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi