MsXLabs
2005-2016
Soru-Cevap forumunda yer alan sheeyma tarafından açılmış Metraj nedir, kısa metrajlı film senaryosu nasıl yazılır? konusunu görüntülüyorsunuz.
Özet: metraj nedir. olağan üstü kişiler ve olayların bulunduğu kısa metrajli bir film senaryosu nasıl yazılır.çok ...
CEVAP VAR

Metraj nedir, kısa metrajlı film senaryosu nasıl yazılır?

Gösterim: 17.387 | Cevap: 7
30 Ekim 2009 15:50   |   Mesaj #1   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
metraj nedir. olağan üstü kişiler ve olayların bulunduğu kısa metrajli bir film senaryosu nasıl yazılır.çok acil...
Sponsorlu Bağlantılar
En iyi cevap Safi tarafından gönderildi

Nasıl Senaryo Yazılır?

Senaryo Yazmanın Püf Noktaları

Ön Hazırlık Süreci
Senaryo yazmaya başlamak senaristin uzun yolculuğunun en son dönemecidir. Pek çok kişi senaryo yazmaya başlamadan önce yapması gereken ön hazırlığı atlar. Ön hazırlık senaryo yazmadan önce yapılması tavsiye edilen bir şey değil, yapılması zorunlu olan bir şeydir. Ön hazırlık yapmadan senaryo yazmaya başlamak, araba kullanmayı yeni öğrenen birisinin otobanda araba sürmesine benzer. Siz o arabada yer almak ister misiniz? İnanın senaryonuzu okuyan yapımcılar da eğer bir ön hazırlığınız yoksa aynı duyguları hissederler.

Ön hazırlığın ilk aşaması filmimizin sinopsisini yazmaktır. Sinopsis, filmin anlatılabilecek en kısa özetidir. Genellikle de 1 sayfayı geçmemelidir. Aslında aklımıza gelen ve bundan güzel bir film olur dedirten bir noktanın vücut bulmuş halidir. Faydalarından bir tanesi, eğer yazdığımız sinopsisi beğenir ve ondan iyi bir film senaryosu çıkacağına inanırsak yolumuza devam ederiz. Diğer faydası da yapımcıların senaryomuzu okumaya karar vermede ikna edici nokta olmasıdır. Doğru konuşmak gerekirse senaryomuzun tamamını okumaya hiçbir yapımcı gönüllü olmayacaktır. Onları heyecanlandıracak ve senaryomuzu bir solukta okutacak silah, yazdığımız 1 sayfalık sinopsis olacaktır. Sadece ana karakteri tanıtması ve okuyan kişiye filmin nasıl bir film olacağı konusunda bir ışık yakması yeterli olacaktır.

Sinopsisi yazdıktan sonra onu biraz daha uzatıp yan karakterleri de ekleyip karakterimizin yaşayacağı macerayı detaylandırırsak filmin hikayesini yazmış oluruz. Bu da ön hazırlık sürecinde bir gerekliliktir. Çevremizdeki birçok insan “hayatımı anlatsam film olur” yaklaşımıyla kendi hayatlarını, dünya üzerindeki milyarlarca insanın hayatından farklı göstermeye çalışmaktadır. Aslında şunu söylemekte fayda var ki hayatımız bir film olamayacak kadar monotondur ve klişelerden oluşur. Yani kardeşimiz ya da eşimiz bir gün kaçırılıp bizden kimse 1 milyon dolar fidye istemeyecektir. İnsanlar bu nedenledir ki farklı hayatlar görebilmek için sinemaya gider, film izlerler. Senaristi de o insanlardan ayıran nokta farklı hayatları görebilmesi, kurgulayabilmesidir. Senaryonun hikayesini yazmaya başlamadan önce günlük hayatın bu klişelerinden arınmak, izlenebilecek bir hikaye oluşturmak gerekmektedir. Bunu yaparken de karakterin günlük rutinini kırmamız gerektiğini de hiçbir zaman unutmamalıyız.

Örnek verecek olursak, Ali bizim ana kahramanımız olsun. Hikayemizde Ayşe’yi çok seviyor ve onu babasından istemeye gidiyor. Babasının bu evliliği onaylaması ve Ali’yle Ayşe’nin evlenip mutlu bir yuva kurmasını anlatacaksak bizim filmimizi kimse izlemez. Az önce dediğimiz gibi hikayemizi kırmamız gerekmektedir. Yani babasının bu evliliği onaylamaması, hatta evlenebilmeleri için birtakım şartlar öne sürmesi hikayemizi etkileyici hale getirir. Dikkat ettiyseniz rutini kırarak yeni, izleyicinin de merak edeceği bir maceraya giriş yapmış olduk.

Uzun metraj film senaryosu yazacak senaristlerin filmlerinin hikayesini minimum 6 sayfada tutmaları gerekmektedir. Daha azı, senaryomuzu yazmaya başladığımız anda tıkanmamıza neden olabilir. Bitmiş bir hikaye, senaryomuzu yazarken bize yol gösterecektir.

Hikayemizi yazarken karakterlerimiz de hayat bulmaya başlar. Onları tanır, isimlerini, mesleklerini, nereli olduklarını, beklentilerini, motivasyonlarını, korkularını, ideallerini yani kısaca fiziksel, sosyolojik ve psikolojik özelliklerini ortaya çıkarırız. Bir karakteri yeterince tanımıyorsak hikayemizde oradan oraya savrulan bir karakter halini alacaktır. O nedenle senaryo yazmaya başlamadan önce karakterlerimiz hakkında yeterince bilgi sahibi olmalıyız. Bunu da karakter özelliklerini oluşturarak yapmalıyız.

Senaryo Süreci

Ön hazırlık sürecini başarıyla tamamlamış bir senarist, hızlı bir şekilde senaryosunu yazabilir. Öncelikle dikkat edilmesi gereken en önemli şey, senaryonun birtakım altın kurallarının olmasıdır. Bu kurallar, senaryo yazım sürecinde senaristin her daim aklında bulundurması gereken kurallardır. Şimdi bu kuralları görelim.

1-Senaryonun Yazım Dili

Dünya üzerindeki bütün senaryolar tek bir dille yazılır. Geniş zaman dili… Biz sahne yazarken, karakterlerin hareketlerini betimlerken hep bu dile sağdık kalmak durumundayız. Örneğin “Ali sınıfa girdi.” cümlesi geçmiş zamanı gösterdiğinden senaryo için uygun değildir. Bunun için “Ali sınıfa girer.” demek daha uygun olacaktır.

2-Soyut İfadelere Yer Yok!

Bir roman yazdığımızı düşünelim. Bir yaprağın düşüşünü sayfalar dolusu yazabilir, betimleyebiliriz. Ama senaryo yazıyorsak düşen bir yaprak bizim için sadece düşen bir yapraktır. Ne eksik, ne de fazla… Biraz daha açacak olursak sahnelenemeyecek ya da oyuncunun o anda veremeyeceği soyut kavram ve ifadeler asla senaryoda yazılmaz. “Adam üzgün bakışlarla dalgalı denize bakar.” cümlesi senaryo için yeterli bir cümledir. Her kelimesi o an sahnelenebilir. Ama şu şekilde yazarsak kesinlikle hata yapmış oluruz: “Adam üzgün bakışlarla dalgalı denize bakmaktaydı. Hayatın ona acımadığı yüzünden okunuyordu adeta. Dalgaların kıyıya vururken çıkardığı sesler ona eski günlerini hatırlatıyordu.”

3-Yönetmenin İşine Karışma!

Pek çok senaristle yönetmeni karşı karşıya getiren bir ilkeye geldi sıra. Bir filmi çekmek, özünde kolektif bir çalışma gerektirir. Ekipte herkesin görevi de hemen hemen bellidir. Bizim yazdığımız senaryolarda çekim açılarına yer vermemiz yönetmeni hiçe sayıp onun işini yapmamız anlamına gelecektir. O nedenle yazdığımız mizansenlerde kamera hareketlerine yer vermemeliyiz. Bizim hayalimizde yarattığımız dünyayı yönetmenin resmetmesini istiyorsak tasvirlerimizi yerinde kullanmamız ona yetecektir.

4-Söyletme Göster!

Bir hikaye 5 farklı senariste verilip 1 ay içerisinde onlardan hikayeden kopmadan 5 senaryo yazmaları istensin. 1 ay sonunda elinizde 5 farklı senaryo olur. Hikaye aynıdır ama senaryoları farklı kılan şey senaristlerin sahneleme becerileridir. Sahneleme becerisi biraz izleme, biraz öğrenme biraz da tecrübeyle gelişir. Bu söylediğimiz senaristin yeteneğini de ortaya çıkaran şeydir. Bunun dışında söyleyebileceğimiz bir altın kural vardır ki kesinlikle yeteneğe bağlı değil, yapılması zorunlu olan bir ilkedir. Bu ilke “söyletme göster” ilkesidir. Biraz açacak olursak biz karakterlere diyalog yazacağız. Diyalog yazmadan önce mutlaka şunu düşünmemiz gerekir: Acaba ben karaktere söyletmek yerine mizansenle, hareketle bunu anlatsam nasıl olur? Bu düşünce doğru bir düşüncedir. Biz diyaloga, mizansenle anlatamayacağımız şeyleri izleyiciye anlatmak için başvururuz. Örneğin canı sıkılan bir karaktere “offf çok canım sıkılıyor” dedirtmek yerine canının sıkıldığını izleyiciye mizansenle belli etmesini sağlarız. Ayaklarını oynatabilir, kalemiyle oynar ya da ayağa kalkıp volta atmaya başlar.

5-Senaryoda Sayfa Sayısı

Aslında ufak gibi görünse de birçok senaristin elendiği nokta sayfa sayılarına dikkat etmemeleridir. Biz senaryoda şu varsayımla hareket ederiz: Yazdığımız her bir sayfa 45 saniye ile 1 dakika arası bir çekim zamanına tekabül eder. Bu ilkeden de anlaşılacağı üzere 30 sayfa senaryodan uzun metraj film çıkmayacağı gibi 300 sayfa yazılan senaryodan da uzun metraj çıkmaz. İzlediğimiz filmlerin süreleri bize senaryomuzun kaç sayfa olacağı konusunda bir fikir verir. Günümüzde filmler 80-110 dakika arasında olduğu için senaryomuzun da toplamda 80-110 sayfa arası olması beklenir. Tabii ki 110 sayfa üst sınır değildir. Aşmak tamamen sizin alacağınız bir karardır.

Yazım Formatı

Senaryonun diğer yazım formatlarından ayrı bir formatı vardır. Yani düz yazı formatıyla yazdığımız bir senaryoyu kimseye okutamayız.

Dünya üzerinde yazılan bütün senaryolar sadece 2 formata bağlı kalınarak yazılır. Bu formatlar “Amerikan Format” ve “Fransız Format” tır. Bu iki format içerik olarak değil, biçimsel olarak birbirinden ayrılırlar. Yani her iki format da temelde aynı şeyi anlatır, hikayemizi. Ama biçimsel anlamda farklılıkları vardır. Aşağıdaki örnekte bu farkı çok net bir şekilde görebileceğiz.

FRANSIZ FORMAT

Alıntıdaki Ek 43714

fransiz format

AMERİKAN FORMAT

Alıntıdaki Ek 43715

amerikan format

Örneklerden de anlaşılacağı üzere her iki format, sadece biçimsel olarak birbirinden ayrılmaktadır. Bir senarist, kendisine kolay gelen herhangi bir formatı seçip yazmaya başlayabilir.

Senaryoda Sahneleme

Senaryo sahnelerden oluşur. Yani sahnelerin birleşimi bize senaryoyu verir. Sahne demek aslında iki farklı olguyu bir arada toplayan bir yapı demektir. Mekan ve Zaman… Anlatacağımız bir mizansende karakterler mekan ya da zaman değiştiriyorsa sahne de değişmelidir. Sahneyi yazmaya başlamadan önce sahne başlığı atarız. Örnek bir sahne başlıkları aşağıdaki gibidir.

SAHNE 1 KÜTÜPHANE/İÇ/GÜN

SAHNE 2 CADDE/DIŞ/GECE

Sahnelerin uzunluğu, bizim o sahnede anlattığımız olay kadardır. İstersek sahneyi çok kısa, istersek de çok uzun tutabiliriz. Ama bir sahne ne kadar uzarsa onu izleyen bir izleyicinin de algısı o denli kaybolabilir.

Sahne yazımında dikkat edilmesi gereken en önemli husus, bir sahnenin bizim zihnimizde nasıl canlandıysa onu o şekilde kağıda dökmemizdir. Buna sahne atmosferi oluşturmak da denir. Burada da dikkat etmemiz gereken şey, hikayemiz ve karakterimizin işine yarayacak detaylandırmaları yapmaktır. Örneğin bir otel odası sahnesi yazacaksak öncelikli olarak o odanın nasıl bir oda olduğunu tanıtmamız gerekir. Kaç yıldızlı bir otelin odası? İçerisi kasvetli mi yoksa aydınlık mı? Yatak örtüsü pis mi yoksa son derece düzenli mi? Tabii bu detayları, az önce bahsettiğimiz gibi hikayenin işine yarayacak detaylar olması beklenir. Bir otel odasında klima olup olmaması karakter o klimayı kullanmayacaksa gereksizdir, yazılması gerekmez.

Bir film, hikayemizi kaç sahneyle aktarabiliyorsak o kadar sahneden oluşur. Sahnelemede dikkat etmemiz gereken onların sayısı değil, katmanlı olup olmadıklarıdır. Yani bir sahne, senaryodan atıldığından anlatımda ve hikayede herhangi bir değişiklik olmuyor, bir eksiklik yaratmıyorsa o sahne katmansız sahnedir. Yani hikaye için önemsizdir. Senaryo yazarken her sahnenin bir şeye hizmet etmesi gerekir.

Kaynak SinePlus Akademi
Misafir
30 Ekim 2009 16:21   |   Mesaj #2   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
bana yardm edebilecek kmse yok mu
30 Ekim 2009 17:06   |   Mesaj #3   |   
ThinkerBeLL - avatarı
VIP VIP Üye
Istanbul TR

52.738
11.447 mesaj
Kayıt Tarihi:Üyelik: 18-02-2009
Alıntı
sheeyma adlı kullanıcıdan alıntı

metraj nedir. olağan üstü kişiler ve olayların bulunduğu kısa metrajli bir film senaryosu nasıl yazılır.çok acil...

Alıntı
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı

bana yardm edebilecek kmse yok mu

Alıntı
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı

offff Msn SadMsn Sad hiç kimse bilmior mu metraj'ın ne demek olduğunu

Kısa metraj, belirli bir süreden daha kısa süren sinema yapıtlarına verilen genel isimdir. Kısa Metraj kelime olarak uzunluk anlamında da kullanılabilir kısa bir nesneyi ifade edebilir. Genellikle bir sinema terimi olarak kullanıldığından Kısa Film'i işaret eder.
Metraj kelime olarak anlamı;
  • Metre olarak uzunluk.
  • Metre ile ölçme.
Misafir
24 Ekim 2010 22:13   |   Mesaj #4   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
bir öğretmen daha önce matematikte çok başarısız olan bir öğrencisinin giderek beklenmeyecek derecede başarılı olduğunu farkeder, tabii ki kendine pay çıkartır, övünür, bir süre sonra bunun olağandışı boyutlara ulaştığını görünce öğrenciyi takibe alır, ve onun başka bir matematik öğretmeniyle aşk yaşadığını, onunla sık sık beraber olduğundan ondan çok sıkı bir eğitim aldığını görür..... Ve ne yapacağını bilemez: Bu çok başarılı öğrencisini ailesine ihbar mı etmeli, yoksa onun bir matematik dahisi olmasının önünü kesmemeli mi? Bu ikilem içinde bocalarken farkeder ki öğrenci aslında diğer öğretmene değil, kendine aşık!!! Bu kadarı da fazla der ve ailesiyle görüşür, aile çocuğu okuldan alır, başka bir şehirde bir okula verir, çocuk yeniden başarısız olmaya başlar, depresyona girip alkol alır, ve bir gün intihar eder. Onu ihbar eden öğretmen mezar başında ağlarken film biter.
Misafir
25 Şubat 2011 15:34   |   Mesaj #5   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

kısa film

kısa film için sosyal içerikli bir senaryo arıyorum yazabilirmisiniz?
Misafir
1 Kasım 2011 09:31   |   Mesaj #6   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
bence bir kadın Cafe ye gider orda fal bakarlar ve fal bakan kadın sana büyü yapılmış der ve kadını büyücüye yollar sonra büyücü görüyorum fln filan bişeyler atar öyle bişey olabilir Msn Happy
Misafir
15 Aralık 2011 17:55   |   Mesaj #7   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
hic kimse nasil yazilir ile ilgili daha fazla bilgi istiyorum
12 Ocak 2016 18:32   |   Mesaj #8   |   
Safi - avatarı
SMD MiSiM
Ankara

28.579
20.595 mesaj
Kayıt Tarihi:Üyelik: 06-06-2015
Reklam
Nasıl Senaryo Yazılır?

Senaryo Yazmanın Püf Noktaları

Ön Hazırlık Süreci
Senaryo yazmaya başlamak senaristin uzun yolculuğunun en son dönemecidir. Pek çok kişi senaryo yazmaya başlamadan önce yapması gereken ön hazırlığı atlar. Ön hazırlık senaryo yazmadan önce yapılması tavsiye edilen bir şey değil, yapılması zorunlu olan bir şeydir. Ön hazırlık yapmadan senaryo yazmaya başlamak, araba kullanmayı yeni öğrenen birisinin otobanda araba sürmesine benzer. Siz o arabada yer almak ister misiniz? İnanın senaryonuzu okuyan yapımcılar da eğer bir ön hazırlığınız yoksa aynı duyguları hissederler.

Ön hazırlığın ilk aşaması filmimizin sinopsisini yazmaktır. Sinopsis, filmin anlatılabilecek en kısa özetidir. Genellikle de 1 sayfayı geçmemelidir. Aslında aklımıza gelen ve bundan güzel bir film olur dedirten bir noktanın vücut bulmuş halidir. Faydalarından bir tanesi, eğer yazdığımız sinopsisi beğenir ve ondan iyi bir film senaryosu çıkacağına inanırsak yolumuza devam ederiz. Diğer faydası da yapımcıların senaryomuzu okumaya karar vermede ikna edici nokta olmasıdır. Doğru konuşmak gerekirse senaryomuzun tamamını okumaya hiçbir yapımcı gönüllü olmayacaktır. Onları heyecanlandıracak ve senaryomuzu bir solukta okutacak silah, yazdığımız 1 sayfalık sinopsis olacaktır. Sadece ana karakteri tanıtması ve okuyan kişiye filmin nasıl bir film olacağı konusunda bir ışık yakması yeterli olacaktır.

Sinopsisi yazdıktan sonra onu biraz daha uzatıp yan karakterleri de ekleyip karakterimizin yaşayacağı macerayı detaylandırırsak filmin hikayesini yazmış oluruz. Bu da ön hazırlık sürecinde bir gerekliliktir. Çevremizdeki birçok insan “hayatımı anlatsam film olur” yaklaşımıyla kendi hayatlarını, dünya üzerindeki milyarlarca insanın hayatından farklı göstermeye çalışmaktadır. Aslında şunu söylemekte fayda var ki hayatımız bir film olamayacak kadar monotondur ve klişelerden oluşur. Yani kardeşimiz ya da eşimiz bir gün kaçırılıp bizden kimse 1 milyon dolar fidye istemeyecektir. İnsanlar bu nedenledir ki farklı hayatlar görebilmek için sinemaya gider, film izlerler. Senaristi de o insanlardan ayıran nokta farklı hayatları görebilmesi, kurgulayabilmesidir. Senaryonun hikayesini yazmaya başlamadan önce günlük hayatın bu klişelerinden arınmak, izlenebilecek bir hikaye oluşturmak gerekmektedir. Bunu yaparken de karakterin günlük rutinini kırmamız gerektiğini de hiçbir zaman unutmamalıyız.

Örnek verecek olursak, Ali bizim ana kahramanımız olsun. Hikayemizde Ayşe’yi çok seviyor ve onu babasından istemeye gidiyor. Babasının bu evliliği onaylaması ve Ali’yle Ayşe’nin evlenip mutlu bir yuva kurmasını anlatacaksak bizim filmimizi kimse izlemez. Az önce dediğimiz gibi hikayemizi kırmamız gerekmektedir. Yani babasının bu evliliği onaylamaması, hatta evlenebilmeleri için birtakım şartlar öne sürmesi hikayemizi etkileyici hale getirir. Dikkat ettiyseniz rutini kırarak yeni, izleyicinin de merak edeceği bir maceraya giriş yapmış olduk.

Uzun metraj film senaryosu yazacak senaristlerin filmlerinin hikayesini minimum 6 sayfada tutmaları gerekmektedir. Daha azı, senaryomuzu yazmaya başladığımız anda tıkanmamıza neden olabilir. Bitmiş bir hikaye, senaryomuzu yazarken bize yol gösterecektir.

Hikayemizi yazarken karakterlerimiz de hayat bulmaya başlar. Onları tanır, isimlerini, mesleklerini, nereli olduklarını, beklentilerini, motivasyonlarını, korkularını, ideallerini yani kısaca fiziksel, sosyolojik ve psikolojik özelliklerini ortaya çıkarırız. Bir karakteri yeterince tanımıyorsak hikayemizde oradan oraya savrulan bir karakter halini alacaktır. O nedenle senaryo yazmaya başlamadan önce karakterlerimiz hakkında yeterince bilgi sahibi olmalıyız. Bunu da karakter özelliklerini oluşturarak yapmalıyız.

Senaryo Süreci

Ön hazırlık sürecini başarıyla tamamlamış bir senarist, hızlı bir şekilde senaryosunu yazabilir. Öncelikle dikkat edilmesi gereken en önemli şey, senaryonun birtakım altın kurallarının olmasıdır. Bu kurallar, senaryo yazım sürecinde senaristin her daim aklında bulundurması gereken kurallardır. Şimdi bu kuralları görelim.

1-Senaryonun Yazım Dili

Dünya üzerindeki bütün senaryolar tek bir dille yazılır. Geniş zaman dili… Biz sahne yazarken, karakterlerin hareketlerini betimlerken hep bu dile sağdık kalmak durumundayız. Örneğin “Ali sınıfa girdi.” cümlesi geçmiş zamanı gösterdiğinden senaryo için uygun değildir. Bunun için “Ali sınıfa girer.” demek daha uygun olacaktır.

2-Soyut İfadelere Yer Yok!

Bir roman yazdığımızı düşünelim. Bir yaprağın düşüşünü sayfalar dolusu yazabilir, betimleyebiliriz. Ama senaryo yazıyorsak düşen bir yaprak bizim için sadece düşen bir yapraktır. Ne eksik, ne de fazla… Biraz daha açacak olursak sahnelenemeyecek ya da oyuncunun o anda veremeyeceği soyut kavram ve ifadeler asla senaryoda yazılmaz. “Adam üzgün bakışlarla dalgalı denize bakar.” cümlesi senaryo için yeterli bir cümledir. Her kelimesi o an sahnelenebilir. Ama şu şekilde yazarsak kesinlikle hata yapmış oluruz: “Adam üzgün bakışlarla dalgalı denize bakmaktaydı. Hayatın ona acımadığı yüzünden okunuyordu adeta. Dalgaların kıyıya vururken çıkardığı sesler ona eski günlerini hatırlatıyordu.”

3-Yönetmenin İşine Karışma!

Pek çok senaristle yönetmeni karşı karşıya getiren bir ilkeye geldi sıra. Bir filmi çekmek, özünde kolektif bir çalışma gerektirir. Ekipte herkesin görevi de hemen hemen bellidir. Bizim yazdığımız senaryolarda çekim açılarına yer vermemiz yönetmeni hiçe sayıp onun işini yapmamız anlamına gelecektir. O nedenle yazdığımız mizansenlerde kamera hareketlerine yer vermemeliyiz. Bizim hayalimizde yarattığımız dünyayı yönetmenin resmetmesini istiyorsak tasvirlerimizi yerinde kullanmamız ona yetecektir.

4-Söyletme Göster!

Bir hikaye 5 farklı senariste verilip 1 ay içerisinde onlardan hikayeden kopmadan 5 senaryo yazmaları istensin. 1 ay sonunda elinizde 5 farklı senaryo olur. Hikaye aynıdır ama senaryoları farklı kılan şey senaristlerin sahneleme becerileridir. Sahneleme becerisi biraz izleme, biraz öğrenme biraz da tecrübeyle gelişir. Bu söylediğimiz senaristin yeteneğini de ortaya çıkaran şeydir. Bunun dışında söyleyebileceğimiz bir altın kural vardır ki kesinlikle yeteneğe bağlı değil, yapılması zorunlu olan bir ilkedir. Bu ilke “söyletme göster” ilkesidir. Biraz açacak olursak biz karakterlere diyalog yazacağız. Diyalog yazmadan önce mutlaka şunu düşünmemiz gerekir: Acaba ben karaktere söyletmek yerine mizansenle, hareketle bunu anlatsam nasıl olur? Bu düşünce doğru bir düşüncedir. Biz diyaloga, mizansenle anlatamayacağımız şeyleri izleyiciye anlatmak için başvururuz. Örneğin canı sıkılan bir karaktere “offf çok canım sıkılıyor” dedirtmek yerine canının sıkıldığını izleyiciye mizansenle belli etmesini sağlarız. Ayaklarını oynatabilir, kalemiyle oynar ya da ayağa kalkıp volta atmaya başlar.

5-Senaryoda Sayfa Sayısı

Aslında ufak gibi görünse de birçok senaristin elendiği nokta sayfa sayılarına dikkat etmemeleridir. Biz senaryoda şu varsayımla hareket ederiz: Yazdığımız her bir sayfa 45 saniye ile 1 dakika arası bir çekim zamanına tekabül eder. Bu ilkeden de anlaşılacağı üzere 30 sayfa senaryodan uzun metraj film çıkmayacağı gibi 300 sayfa yazılan senaryodan da uzun metraj çıkmaz. İzlediğimiz filmlerin süreleri bize senaryomuzun kaç sayfa olacağı konusunda bir fikir verir. Günümüzde filmler 80-110 dakika arasında olduğu için senaryomuzun da toplamda 80-110 sayfa arası olması beklenir. Tabii ki 110 sayfa üst sınır değildir. Aşmak tamamen sizin alacağınız bir karardır.

Yazım Formatı

Senaryonun diğer yazım formatlarından ayrı bir formatı vardır. Yani düz yazı formatıyla yazdığımız bir senaryoyu kimseye okutamayız.

Dünya üzerinde yazılan bütün senaryolar sadece 2 formata bağlı kalınarak yazılır. Bu formatlar “Amerikan Format” ve “Fransız Format” tır. Bu iki format içerik olarak değil, biçimsel olarak birbirinden ayrılırlar. Yani her iki format da temelde aynı şeyi anlatır, hikayemizi. Ama biçimsel anlamda farklılıkları vardır. Aşağıdaki örnekte bu farkı çok net bir şekilde görebileceğiz.

FRANSIZ FORMAT

Ad:  format1.PNG
Gösterim: 25
Boyut:  95.9 KB

fransiz format

AMERİKAN FORMAT

Ad:  format2.PNG
Gösterim: 35
Boyut:  98.6 KB

amerikan format

Örneklerden de anlaşılacağı üzere her iki format, sadece biçimsel olarak birbirinden ayrılmaktadır. Bir senarist, kendisine kolay gelen herhangi bir formatı seçip yazmaya başlayabilir.

Senaryoda Sahneleme

Senaryo sahnelerden oluşur. Yani sahnelerin birleşimi bize senaryoyu verir. Sahne demek aslında iki farklı olguyu bir arada toplayan bir yapı demektir. Mekan ve Zaman… Anlatacağımız bir mizansende karakterler mekan ya da zaman değiştiriyorsa sahne de değişmelidir. Sahneyi yazmaya başlamadan önce sahne başlığı atarız. Örnek bir sahne başlıkları aşağıdaki gibidir.

SAHNE 1 KÜTÜPHANE/İÇ/GÜN

SAHNE 2 CADDE/DIŞ/GECE

Sahnelerin uzunluğu, bizim o sahnede anlattığımız olay kadardır. İstersek sahneyi çok kısa, istersek de çok uzun tutabiliriz. Ama bir sahne ne kadar uzarsa onu izleyen bir izleyicinin de algısı o denli kaybolabilir.

Sahne yazımında dikkat edilmesi gereken en önemli husus, bir sahnenin bizim zihnimizde nasıl canlandıysa onu o şekilde kağıda dökmemizdir. Buna sahne atmosferi oluşturmak da denir. Burada da dikkat etmemiz gereken şey, hikayemiz ve karakterimizin işine yarayacak detaylandırmaları yapmaktır. Örneğin bir otel odası sahnesi yazacaksak öncelikli olarak o odanın nasıl bir oda olduğunu tanıtmamız gerekir. Kaç yıldızlı bir otelin odası? İçerisi kasvetli mi yoksa aydınlık mı? Yatak örtüsü pis mi yoksa son derece düzenli mi? Tabii bu detayları, az önce bahsettiğimiz gibi hikayenin işine yarayacak detaylar olması beklenir. Bir otel odasında klima olup olmaması karakter o klimayı kullanmayacaksa gereksizdir, yazılması gerekmez.

Bir film, hikayemizi kaç sahneyle aktarabiliyorsak o kadar sahneden oluşur. Sahnelemede dikkat etmemiz gereken onların sayısı değil, katmanlı olup olmadıklarıdır. Yani bir sahne, senaryodan atıldığından anlatımda ve hikayede herhangi bir değişiklik olmuyor, bir eksiklik yaratmıyorsa o sahne katmansız sahnedir. Yani hikaye için önemsizdir. Senaryo yazarken her sahnenin bir şeye hizmet etmesi gerekir.

Kaynak SinePlus Akademi