Cevap Yaz Önceki Konu Sonraki Konu

Dudak morarması neden kaynaklanır?

Gösterim: 39770 | Cevap: 7
  • dudak morarmasi neyin belirtisi
  • dudaklarda morarma
  • dudakta morarma
5
  • 2 Gönderen fadedliver
  • 2 Gönderen fadedliver
  • 1 Gönderen _KleopatrA_
Misafir
Cevaplanmış   |    31 Ekim 2009 17:01   |   Mesaj #1   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
dudak morarması neden kaynaklanıyor bir örnek mesela sigara mıı
En iyi cevap fadedliver tarafından gönderildi

Morarma
Morarma Özellikle el, ayak, çene, burun, dudak gibi vücudun uç kısımlarında ortaya çıkan renk değişimi, tıp lisanındaki ismi siyanozdur.

Siyanozda; deri ve mukoza kılcaldamarlarında indirgenmiş hemoglobinin artması sonucu deri ve mukozaların mavimsi-mor bir renk alması söz konusudur. Hakiki siyanozu; anilin türevleri, nitratlar ve bazı ilaçların alınmasıyla kanda methemoglobin ve sulfhemoglobin teşekkül etmesinden ileri gelen ve kurşuni bir nüans gösteren mor renkle karıştırılmamalıdır.

Siyanozun şiddeti, deri kılcaldamarlarının durumuna, derinin kalınlık ve inceliğine, pigmentasyon derecesine bağlıdır. Siyanoz; el, ayak gibi uç kısımlarda, yanak, kulak, tırnak dibi gibi kılcaldamarlarca zengin az pigmentli olan bölgelerde, ağız ve dil mukozasında daha bariz olarak görülür.

Siyanozun meydana çıkması için, deri ve mukoza kılcaldamarlarında indirgenmiş hemoglobin miktarının 100 ml kanda 5 gramı geçmesi lazımdır. Anemilerde (kansızlıkta) kandaki hemoglobin miktarı düşük olduğu için, indirgenmiş hemoglobin miktarı kolay kolay 5 grama erişemiyeceğinden siyanoz görülmeyecektir.

Şoktan ileri gelen siyanozda, kılcaldamarlar iyi dolmadığından ve çevresel kan dolaşımı yavaşladığından deri soluk, grimsi-mor bir renk alır.

Siyanoz, merkezi ve çevresel olmak üzere ikiye ayrılır:

1. Merkezi siyanoz: Atardamar kanının oksijen saturasyon (doygunluk) kesikliği, % 1 volüm olacak yerde 4.5 volüm olursa, vücudun çevresel dokularında da 5 volüm (hacim) oksijen dokulara geçeceğine göre kılcaldamar kanındaki oksijen saturasyon eksikliği 7 volüm olur ve böylece siyanoz meydana çıkar. Atardamarlarda oksijen saturasyon eksikliği şu durumlarda ortaya çıkar: Sol kalp yetmezliklerinde, soluk borusu ve bronşları tıkayan durumlarda, astma ve amfizemde, yüksek irtifalarda, bazı doğuştan olan kalp anomalilerinde (fallot etralojisi, truncus ar teriosus, büyük damarların yer değişikliği gibi). Merkezi siyanozda, özellikle dudak ve dil morarmıştır.

2. Çevresel siyanoz: Atardamar kanındaki oksijen saturasyon eksikliği, % 1 volüm etrafında yani normal sınırlar içinde kaldığı halde dokulardaki kan akımı durgunluğu veya diğer sebepler yönünden oksijen saturasyon eksikliği % 13 volümün üstüne çıkarsa, kılcaldamar kanının saturasyon eksikliği 6,5 volümün üstüne yükselir ve böylece siyanoz husule gelir. Soğuk, sağ kalp yetmezliği, triküspit darlığı, konstriktif perikardit, bir uzvun turnike ile sıkıştırılması durumunda ve şokta siyanoz husule gelir. Çevresel siyanozda; özellikle el, ayak gibi uzuvlarda morarma söz konusudur.

Siyanoz bir hastalık değil, bir hastalık belirtisidir. Siyanoza yol açan sebebin bulunup, tedavinin ona göre yapılması lazımdır.

Kaynak: Rehber Ansiklopedisi

fadedliver
31 Ekim 2009 17:28   |   Mesaj #2   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Alıntı
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı

dudak morarması neden kaynaklanıyor bir örnek mesela sigara mıı

Mutlaka bir uzmana başvurmalısınız,sadece bilgilendirme amaçlıdır,kesinlikle teşhis değildir..

Her yıl yaklaşık 12 bin civarında bebek, kalp hastası olarak dünyaya gözlerini açıyor ve ancak 2 bini tedavi olma şansını yakalıyor.

Ne yazık ki, büyük bölümü ailelerin ihmali sonucunda hayatlarını kaybediyor. Başkent Üniversitesi İstanbul Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Hastanesi’nden, Çocuk Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Kürşad Tokel, aileleri yakından ilgilendiren önemli bilgiler verdi…

Çok fazla görülüyor

Çocukluk kalp sağlığı merkezlerinin en büyük hasta grubunu doğuştan olan kalp hastalıkları oluştur. Canlı olarak doğan her 100 bebekten biri kalp hastalığı ile doğar.

Ailede daha önceden doğumsal kalp hastalığı olan bir ebeveyn, kardeş veya akraba varsa, annenin şeker hastalığı veya anne karnındaki bebekte genetik bir hastalık olasılığı varsa bu oran bazen 3-5 katına kadar artma gösterir.

Her ne kadar bu oran düşük ise de günümüzde çok popüler olan AIDS, kanser, kan kanseri vb hastalıklara göre de çok fazladır…
Her yıl yaklaşık 12.000 civarında bir bebek kalp hastalığı ile doğmaktadır.

Bunların belki yarısından az bir kısmı ameliyat veya bizim girişimsel tedaviler dediğimiz (Balon ile kapak açılması, şemsiye ile deliklerin kapatılması) yöntemlere gereksinme duymaktadır. Büyük bölümü ilk yaş içinde daha sık, daha sonra da en azından yılda bir kez kontrol edilmeye ihtiyaç duyar.

Bugün ülkemizde sağlıklı rakamlar olmamakla beraber bu çocuklardan yalnızca 2000 civarında olan kısmı tedavi edilebilmektedir. Diğerleri ise sosyal (ailenin sosyal güvencesi olmaması ve yoksulluk nedeni ile tedavinin yapılacağı merkeze ulaşamaması) veya ailenin ihmali, bazen hekimlerin hastalığın önemini kavramaması nedeni ile tedavi şansını yitirmektedir.

Bayılma, çarpıntı varsa dikkat

Romatizmal kapak hastalıkları ise ülkemizin önemli bir sosyal sorunudur. Çünkü bu çocuklar tümü ile sağlıklı bir yaşam şansları varken beta hemolitik streptokok dediğimiz ve şu kış günlerinde daha sık karşılaştığımız bir mikropla olan boğaz enfeksiyonun iyi veya hiç tedavi edilmemesi sonucu kendilerine ömür boyunca sorun olabilecek bir hastalığa sahip olurlar…

Son yıllarda ülkemizde azalmakla beraber kalp kapaklarının metal kapaklarla değişmesine kadar giden, örneğin kadınlarda nadir olmakla beraber gebelik ve çocuk sahibi olmayı bile engelleyebilen sosyal sorunlara da yol açar.

Diğer taraftan çocuk kardiyoloji merkezlerine en çok hasta başvurusunun nedeni; kalp hastalıklarının da göstergesi olabilen üfürümlerin duyulması, bayılma, çarpıntı, göğüs ağrısı ve kalp atımlarında düzensizlik yakınmasıdır.

Bunların büyük bölümü kalp hastalıklarına bağlı olmamakla beraber bazen hiç belirtisi olmayan kalp hastalıklarının da tanınmasına olanak sağlar.

Aileler bu belirtileri ciddiye alsın

- Özellikle yenidoğan bebeklerde ağız içi, dudak ve tırnaklarda olan morarma
Morarmanın bebek ağlayınca artması

- Bebeklerin anne sütü veya mama alırken yorulması, sık nefes alıp vermesi

- Nefes alıp verirken göğüs kafesinde çökmeler-çekilmeler olması

- Beslenirken özellikle başta olmak üzere vücutta terleme

- Bebeğin kilo almasının yeterli beslenme olmasına rağmen ilk 6 ayda aylık 600 gr, ikinci altı aylık dönemde aylık 300-600 gr’ın altında olması veya akranlarına göre kilo almanın yetersizliği

- Çocuğun kalbinin hızlı, çok yavaş veya düzensiz olarak atması

- Bebeğin sık akciğer enfeksiyonu geçirmesi,

- Daha büyük çocuklarda çocuğun akranlarına göre daha çabuk yorulması, sık nefes alıp vermesi, bacaklarda ve yüzünde şişme olması,

- Bacaklarına kramp girmesi

- Kan basıncının yüksek olması

- Normal muayeneler sırasında kalbinde çocuk hekimleri tarafından üfürüm dediğimiz seslerin duyulması

Hastalık nasıl teşhis edilir?

Kalp hastalıklarının tanısında en çok kullanılan yöntem konunun uzmanların yaptığı dikkatli muayenedir.

Hastanın öyküsünün dinlenmesi ve muayene ile tanı çocukların yarısında konulabilir. Tanının kesinleştirilmesi için EKG, kalp filmi çekilebilir.

Ancak günümüzde çocuk kardiyologlarının en önemli tanı aracı ekokardiyografidir. Ses dalgaları kullanılarak yapılan bu incelemenin çocuğa bir zararı yoktur.

Ancak küçük bebeklerde bazen bebeğin ilaçlarla sakinleştirilmesine gerek olabilir. Bu inceleme ile kalbin iç yapıları, çalışması, fonksiyonları, delikler, kalp damarlarının ve kapaklarının darlığı, kapaklarda olan kaçaklar, deliklerden geçen kan miktarı gibi pek çok konuda tama yakın bilgi elde edilebilir. Bazen sadece bu tetkikle yapılan inceleme ile hastayı ameliyata vermek olanaklı hale gelir.

Çocuklar da kalp kateterizasyonu ve anjiografi gerek tanı gerekse de tedavi amacı ile kullanılır. Bu yöntemlerle kalp kapaklarındaki ve damarlardaki darlıklar balonla açılabilir, kalpteki delikler ve köprü damarlar değişik cihazlarla kapatılabilir, bazen kalpte çocuğun yaşamı için gerekli olan açıklıklar ameliyata gerek olmadan gerçekleştirilebilir.

Bu yöntem kullanılarak çocuklara kalp pili takılabilir. Kalp atımlarının düzensizliği, çarpıntı gibi durumlarda kalp atımları 24 saat süre ile kaydedilebilir. Sıklığı fazla olmayan şikayetler de saat benzeri cihazlarla olay anında kalp atımlarının kaydı alınabilir.

Tedavi yöntemleri nelerdir?

Doğuştan kalp hastalıklarının çoğunun tedavisi ameliyatla yapılır. Hastaların bir kısmı erken müdahale edilmediği zaman kaybedilebilir.

Bunun yanı sıra bazı küçük kalp delikleri kendiliğinden kapanır, bazıları ise hiç kapanmasa da çok küçük oldukları için ömür boyu ameliyat edilmeden takip edilebilir. Kateter ile tedavisi mümkün olan doğuştan kalp hastalıkları da vardır.

Kapak ve damar darlıkları kateter sırasında balon ile genişletilebilir, bazı özellikteki kalp delikleri de kateter yardımıyla kapatılabilir. Her hastalık için farklı tutum gereklidir. Takip ve tedavinin şekline, zamanlamasına izleyen çocuk kardiyologunun karar vermesi gerekir.

Ameliyat edilecek birçok hastaya ekoya ek olarak kateter-anjiografi de uygulanır, bulgular çocuk kardiyoloji ve kalp damar cerrahisi bölümlerinin katıldığı toplantıda tartışılarak konsey kararı alınır. Konsey kararı ameliyatın şeklini ve zamanını belirmeyi amaçlar.

Daha sonra ameliyatla ilgili ayrıntılı bilgiyi kalp-damar cerrahıyla görüşerek alabilir, tüm sorularınızı yöneltebilirsiniz.

Her yaşta tedavisi mümkün mü?

Doğuştan kalp hastalıklarının çoğu ameliyatla tedavi edilir. Her hastalık için farklı bir zamanlama söz konusudur. Sanıldığının aksine yenidoğanlar dahil olmak üzere her yaştaki çocuğa kalp ameliyatı uygulanabilir.

Bunun için belli bir yaş veya kilo sınırlaması yoktur. Bazı kalp hastalıklarında yenidoğan döneminde acil olarak yapılan ameliyat hayat kurtarır. Bazı kalp hastalıklarında ise deliklerin kendiliğinden kapanma potansiyeli nedeniyle daha uzun süre beklenebilir. Bu hastaların da çocuk kardiyolojisi kontrollerine düzenli olarak gitmeleri gereklidir.

İzleme gelmeyen bazı hastalar bazen çok beklenildiği için ameliyat şansını kaybedebilirler…
kaynak
KaNKaWaReZ ve _KleopatrA_ bu mesajı beğendi.
fadedliver
31 Ekim 2009 17:29   |   Mesaj #3   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Morarma
Morarma Özellikle el, ayak, çene, burun, dudak gibi vücudun uç kısımlarında ortaya çıkan renk değişimi, tıp lisanındaki ismi siyanozdur.

Siyanozda; deri ve mukoza kılcaldamarlarında indirgenmiş hemoglobinin artması sonucu deri ve mukozaların mavimsi-mor bir renk alması söz konusudur. Hakiki siyanozu; anilin türevleri, nitratlar ve bazı ilaçların alınmasıyla kanda methemoglobin ve sulfhemoglobin teşekkül etmesinden ileri gelen ve kurşuni bir nüans gösteren mor renkle karıştırılmamalıdır.

Siyanozun şiddeti, deri kılcaldamarlarının durumuna, derinin kalınlık ve inceliğine, pigmentasyon derecesine bağlıdır. Siyanoz; el, ayak gibi uç kısımlarda, yanak, kulak, tırnak dibi gibi kılcaldamarlarca zengin az pigmentli olan bölgelerde, ağız ve dil mukozasında daha bariz olarak görülür.

Siyanozun meydana çıkması için, deri ve mukoza kılcaldamarlarında indirgenmiş hemoglobin miktarının 100 ml kanda 5 gramı geçmesi lazımdır. Anemilerde (kansızlıkta) kandaki hemoglobin miktarı düşük olduğu için, indirgenmiş hemoglobin miktarı kolay kolay 5 grama erişemiyeceğinden siyanoz görülmeyecektir.

Şoktan ileri gelen siyanozda, kılcaldamarlar iyi dolmadığından ve çevresel kan dolaşımı yavaşladığından deri soluk, grimsi-mor bir renk alır.

Siyanoz, merkezi ve çevresel olmak üzere ikiye ayrılır:

1. Merkezi siyanoz: Atardamar kanının oksijen saturasyon (doygunluk) kesikliği, % 1 volüm olacak yerde 4.5 volüm olursa, vücudun çevresel dokularında da 5 volüm (hacim) oksijen dokulara geçeceğine göre kılcaldamar kanındaki oksijen saturasyon eksikliği 7 volüm olur ve böylece siyanoz meydana çıkar. Atardamarlarda oksijen saturasyon eksikliği şu durumlarda ortaya çıkar: Sol kalp yetmezliklerinde, soluk borusu ve bronşları tıkayan durumlarda, astma ve amfizemde, yüksek irtifalarda, bazı doğuştan olan kalp anomalilerinde (fallot etralojisi, truncus ar teriosus, büyük damarların yer değişikliği gibi). Merkezi siyanozda, özellikle dudak ve dil morarmıştır.

2. Çevresel siyanoz: Atardamar kanındaki oksijen saturasyon eksikliği, % 1 volüm etrafında yani normal sınırlar içinde kaldığı halde dokulardaki kan akımı durgunluğu veya diğer sebepler yönünden oksijen saturasyon eksikliği % 13 volümün üstüne çıkarsa, kılcaldamar kanının saturasyon eksikliği 6,5 volümün üstüne yükselir ve böylece siyanoz husule gelir. Soğuk, sağ kalp yetmezliği, triküspit darlığı, konstriktif perikardit, bir uzvun turnike ile sıkıştırılması durumunda ve şokta siyanoz husule gelir. Çevresel siyanozda; özellikle el, ayak gibi uzuvlarda morarma söz konusudur.

Siyanoz bir hastalık değil, bir hastalık belirtisidir. Siyanoza yol açan sebebin bulunup, tedavinin ona göre yapılması lazımdır.

Kaynak: Rehber Ansiklopedisi
KaNKaWaReZ ve _KleopatrA_ bu mesajı beğendi.
Misafir
1 Kasım 2009 19:55   |   Mesaj #4   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
benim 3 aylık bı kardesım var son gunlerde dudak ve burun arasında morarma var ne yapmalıyız
onemlımı endıse etmelımıyız
_KleopatrA_
1 Kasım 2009 20:49   |   Mesaj #5   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Alıntı
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı

benim 3 aylık bı kardesım var son gunlerde dudak ve burun arasında morarma var ne yapmalıyız
onemlımı endıse etmelımıyız

^ Eğer bu durum rahatsız edecek şekilde var ise Doktora gitmenizde fayda var.Sağlıklı Günler...
KaNKaWaReZ bu mesajı beğendi.
Misafir
20 Mayıs 2010 22:07   |   Mesaj #6   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
oglumun dudakları aniden bugün morardı sebebini ögrene bilirmim saygılarımla
Misafir
27 Aralık 2010 18:50   |   Mesaj #7   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
benım arkadsımın durmadan el tırnakları morarıyor sinirlenınce üzülünce sizce bu kalp hastasımıdır onada diyemiyorum
Misafir
12 Mayıs 2013 12:13   |   Mesaj #8   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
BENCE BİR DOKTORA DANIŞIN BURADA YANLIŞ CEVAPLAR DA VERİLEBİLİR...
Cevap Yaz
Hızlı Cevap
İsim:
Mesaj:
Önceki Konu Sonraki Konu

Dudak morarması neden kaynaklanır? Konusuna Benzer Konular

Dudak şişmesi neden olur, nasıl tedavi edilir?
Gönderen: özlem adıgüzel Forum: Soru-Cevap
Cevap: 86
Son Mesaj: 27 Şubat 2015 22:24
Fizikte ölçüm ve ölçme hataları neden kaynaklanır?
Gönderen: SEVgiiii Forum: Soru-Cevap
Cevap: 20
Son Mesaj: 13 Aralık 2014 19:25
Cevap: 38
Son Mesaj: 17 Aralık 2012 15:54
İnternete bağlanamama sorunu neden kaynaklanır?
Gönderen: Ziyaretçi Forum: Soru-Cevap
Cevap: 3
Son Mesaj: 22 Mayıs 2012 09:18
Çocuklarda dudak morarması neden olur?
Gönderen: Ziyaretçi Forum: Soru-Cevap
Cevap: 16
Son Mesaj: 17 Nisan 2011 21:03
Sayfa 0.330 saniyede 12 sorgu ile oluşturuldu