Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Forumda Ara

Ayçiçeği Yetiştiriciliği

Bu konu Tarım forumunda nünü tarafından 18 Kasım 2007 (20:56) tarihinde açılmıştır.
90857 kez görüntülenmiş, 7 cevap yazılmış ve son mesaj 10 Ocak 2012 (17:23) tarihinde gönderilmiştir.
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Eski 18 Kasım 2007, 20:56

Ayçiçeği - Ayçiçeği Nedir - Ayçiçeği Yetiştiriciliği

#1 (link)
nünü
Ziyaretçi
nünü - avatarı
Sponsorlu Bağlantılar
260pxsunfloweruf7gk7

Ayçiçeği Dünyada ve Türkiye'de en önemli yağ bitkilerinden biri olup, Türkiye'de genelde yağlık olarak yetiştirilir. Yağlık olarak ekiminin % 70'inden fazlası Trakya ve Marmara bölgesindedir.

İklim ve toprak istekleri
Ayçiçeği, yetişme periyodu boyunca (100-150 gün) 2600-2850 °C civarında toplam sıcaklık ister. Derin ve kazık kök sistemine sahip olması nedeniyle, kuraklığa dayanımı fazladır. Her türlü toprakta yetişmesine rağmen, iyi drenajlı, nötr PH (6,5 - 7,5)'a sahip ve su tutması yüksek toprakları daha fazla sever. Taban suyu yüksek, asitli topraklardan hoşlanmaz. Tuzluluğa dayanması ortadır.
Ayçiçeğinin çimlenmesi için en az toprak sıcaklığı 8-10 °C olmalıdır. Bu nedenle genelde Nisan ayı başı-Mayıs ortası arasında ekimi yapılır. Erken ekim, verimi önemli ölçüde arttırır. Ayçiçeği soğuğa dayanıklı olup, genelde ilk donlardan 4-6 yapraklı devreye kadar zarar görmez. Ancak ısının -4 °C nin altına düşmesiyle oluşan dondan oldukça fazla etkilenir.

Gübreleme
Optimum verim için bölge koşullarında yapılan araştırmalarda 7-8 kg. saf azot ve aynı miktarda fosfor yeterli olur. Ancak sulu koşullarda bu miktarları arttırmak gerekir. Toprak analizi yapılıp tarlanın besin maddesi içeriği belirtildikten sonra gübre uygulamak son derece önemlidir. Eğer toprakta yeterli miktarda fosfor varsa 7-8 kg. saf azotu içeren 15-16 kg. üre (% 46 N) veya 25-30 kg. Amonyum Nitrat (& N) gübresi serpilerek karıştırılır ve ardından ekim yapılır. Eğer toprakta genelde potasyumca zengin olması nedeniyle, bu besin maddesine içeren gübre tavsiye edilmez. Ancak toprak tahlil sonucu bu besin maddesinin eksikliği belirtiliyorsa, topraktaki mevcut duruma da bağlı olarak, yeterli miktarda 15-15-15 gübresi uygulamak gerekir. Çünkü kompoze gübrelerin üzerindeki üç rakam sırasıyla N-P-K yani Azot - Fosfor - Potasyum besin madde oranına göre ucuz olan gübre tercih edilmelidir.

Ekim ve tohumluk
İyi bir tohum yatağı hazırladıktan sonra, ayçiçeğinde pnömatik mibzerlerle ekim yapılır. Yapılan araştırmalar sonucunda; sonbaharda soklu pulluk ile sürüm, ilkbaharda kazayağı ve ardından tırmık ile yapılan tohum yatağı hazırlığı en ekonomik toprak işleme yöntemi olarak belirlenmiştir. Yabancı ot ilacı icin genelde trifluarin terkipli ilaçlar ekim öncesi uygulanır. Ancak ilaç uygulandıktan sonra mutlaka tırmık veya benzeri bir ikinci sınıf toprak işleme aletiyle karıştırılmalıdır. Ayrıca yabancı ot mücadelesi için bitkiler 25 - 30 cm. olduğu zaman çapa makinesi ile ara çapası yapılır.
Yapılan araştırmalar, sırı arası 70 cm. ve sıra üzerinin 30-35 cm. olduğu bir ekim sıklığıyla sağlanan 4500-5000/ca/da civarında bir bitki populasyonunun en yüksek verimi verdiğini ortaya koşmuştur. Hibrit tohumluklar yüksek verim potansiyeline sahip, aynı günlerde çiçeklenip, olgunlaşır ve aynı kalitede ürün veririler. Piyasada değişik firmalara ait birçok yağlık hibrit ayçiçeği çeşidi bulunmaktadır. Tohum iriliği arttıkça dekara atılacak tohum miktarı da artar. Aslında iri tohumun, özellikle uygun olmayan iklim ve toprak koşullarında, çimlenme gücünün biraz daha fazla olmasından başka bir avantaja sahip değildir. Dekara atılan tohum miktarı tohum iriliğine bağlı olarak 400 gr/da civarındadır.
Ayçiçeği topraktan fazla miktarda besin maddesi kaldırır. Bu nedenle üst üste ayçiçeği ekiminden kaçınılmalıdır. Bundan dolayı, genelde Buğday-Ayçiçeği ekim nöbeti uygulanır.
Tablanın biraz eğik olması, yani yere doğru bakması, kuş zararını ve güneşten kaynaklanan tabla yanıklığını azaltır. Bu nedenle, bu tip hibrit çeşitler kuş zararının yoğun olarak hissedildiği yerlerde tercih edilmelidir.

Sulama
Ayçiçeği bitkisinin su ihtiyacı, yetişme periyodu boyunca yaklaşık 700-800 mm. civarındadır. Bu nedenle yüksek ve arzulanan verimi alabilmek için yağışın az olduğu yıllarda aradaki farkın, sulamaya uygun yerlerde, mutlaka sulama suyuyla verilmesi gerekir. Toprakta bitkilerin su ihtiyaçları toprak tansiyonemetresiyle ölçülür. Ayçiçeğinde en hassas devre, çiçeklenme öncesi tablaların oluşmaya başladığı devre ile süt olum devresi arasıdır. Bu devrede oluşan, suya olan stres, verimde geri gelmeyecek kayıplar ortaya çıkarır. Özellikle suya duyulan bu ihtiyaç çiçeklenme zamanında en üst seviyeye çıkar. Bundan dolayı bu devrelerde yağış yoksa, yüksek verim için ayçiçeği mutlaka sulanmadır.20'şer gün arayla yapılan sulamaların verimi arttırdığı Denizli Baklan Ovası'ndaki Dağallı çiftçiler tarafından denenmiş ve görülmüştür. 40 cm olduktan sonra her 20 günde bir sulama yapılmalıdır.Eğer sulama yapılacaksa, bitkiler 45-50 cm. boyunda bir sulama, tabla teşekkül ettiği devrede süt ve olum devresinde yapılacak olan birer sulama ile toplam üç defa su verilmesi verimi %100 oranında arttırır. Özellikle sulanan alanlarda dekara atılan bitki sayısını ve verilecek gübre miktarını bir miktarı arttırmak verim artışı için gerekli diğer faktörlerdir.

Hastalık ve zararlıları
Ayçiçeğinin en önemli zararlısı orobanş parazitidir. Ancak bu parazite dayanıklı hibritler piyasada mevcuttur. Bunun yanında diğer hastalıklar ayçiçeği mildiyösü, sap, kök ve tabla çürüklükleridir. Ayçiçeği mildiyösüne karşı hibrit tohumlar ilaçlı olup, ancak özellikle sulu alanlarda ortaya çıkan Slerotinia'ya karşı dayanıklı çeşit olmayıp, ilaçlı mücadelesi de yoktur. Ülkemizde ekonomik zarar eşiğini aşan ayçiçeği zararlıları şu an için mevcut değildir.

Hasat
Ayçiçeği tablasının arkası ve brakte yapraklarının % 50'si kahverengi renge dönüştüğünde ayçiçeği fizyolojik olgunluğa erişmiş olur. Ancak hasadın yapılabilmesi için ablanın, gövdenin ve yaprakların tamamen kahverengi renge dönüşmüş olması ve tanedeki nem oranının % 9-10'a düşmesi gereklidir. Çünkü ayçiçeği yağlı tohuma sahip olduğu için yüksek nemde depolandığında, taneler kısa zamanda kızışır ve bozulur. Bu nedenle hasatta tane neminin % 10'un altında olması son derece önemlidir. Zamanında yapılmayan hasat özellikle bazı çeşitlerde tane dökmeye sebep olacağından, ayçiçeği hasadı fazla geciktirilmemelidir.
Sponsorlu Bağlantılar
Son Düzenleyen ThinkerBeLL; 22 Şubat 2012 @ 10:30.
Etiketler:
  • aycekirdegi yetistiriciligi
  • aycicegi ekimi
  • aycicegi nedir
  • aycicegi yetistiriciligi
  • aycicek ekimi
Benzer Konular:
Rapor Et
Eski 14 Mayıs 2008, 12:23

Ayçiçeği Yetiştiriciliği

#2 (link)
Blue Blood
Ziyaretçi
Blue Blood - avatarı
cimg1572217x161ni7cimg1565217x161ve2

Ayçiçeği Alm. Sonnenblume (f), Fr. Tournesol, İng. Sunflower. Familyası: Bileşikgiller (Compositae). Türkiye’de yetiştiği yerler: Yerli bir bitki olmamakla beraber, soğuk yüksek yerler hariç bütün bölgelerde yetişir. Bilhassa Ege, Trakya, Marmara bölgelerinde çok ekilir.
Günebakan, Gündöndü ve Günçiçeği diye de bilinen bir yıllık bitki. Ayçiçeğinin boyu, yarım metreden dört metreye kadar varır. Kalınlığı 1 ile 4 cm arasında değişir. Ayçiçeğinin çok sağlam bir kök yapısına sahip olduğu bilinmektedir. Bu bitki kuvvetli kökleriyle toprağı sıkı sıkıya kavrar ve çok fazla besin maddesi, özellikle potasyum alır. Ayçiçeğinin sapı, yani gövdesi de çok kuvvetlidir. Tek bir saptan ibaret olan veya dallanan çeşitleri vardır. Tarımı yapılan ayçiçeklerinin dallanmaması, buna karşılık süs bitkisi olarak kullanılanlarının ise dallanması istenir. Ayçiçeğinin yabani türleri daha fazla dallanır; dallanma yabanilik vasfıdır. Fazla dallandığı zaman her dalın ucunda bir tabla meydana getirir. Fakat tablalar ve tabla üzerinde oluşan meyve (tohum) küçük ve yağ oranı düşük olur. Bu bakımdan dallanan ayçiçekleri makbul değildir.
Ayçiçeğinin yaprakları iri ve kalp şeklinde olup, renkleri açık yeşilden koyu yeşile kadar değişir. Bitkinin yaprakları, dalları ve sapı tüylüdür. Ayçiçeği saplarının içi özle doludur. Çiçekler ana sap veya dalların ucunda teşekkül eden tablalarda meydana gelir. Tablaların altında birbiri üzerine kiremit gibi dizilmiş ve sivri, sapsız mekik şeklinde yaprakları bulunur.

Tablalar üzerinde iki çeşit çiçek vardır. Tablanın ilk iki sırasındaki çiçekler kısır olup ürün vermezler. Bunların erkek ve dişi organları yoktur. Kısır çiçeklerin taç yaprakları, tablanın dışa gelen kısmında bir dil şeklinde uzanmış olup, uzunlukları yarım ile iki santimetre arasındadır. Renkleri beyazımsı kırmızımtrak, portakal renklidir. Son derece güzel bir görünüşe sahiptirler. Bu çiçeklerin bir tabladaki sayısı 50 ile 200 arasında değişir.
Ayçiçeği tohumlarının bin tanesinin ağırlığı 70 ile 200 gram arasındadır. Yağlı çeşitlerin tohumları daha küçük, çerezlik çeşitlerin ise daha büyüktür. Tanesi küçük olan tohumlarda yağ nisbeti daha fazla, tanesi büyük olanlarda ise yağ nisbeti daha düşüktür. Bu bakımdan ayçiçeği ekimi yapılırken hangi gaye güdülüyorsa ona göre çeşit seçimi yapılmalıdır.

Ayçiçeği tohumlarında yüzde 35 oranında kabuk ve yüzde 65 oranında da iç bulunmaktadır. Kabuklu tohumların yağ oranı yüzde 45-55; içteki yağ oranı ise yüzde 65-70 dolayındadır.
Ayçiçeğinden nasıl faydalanılır? Ayçiçeği ışığa karşı duyarlı bir bitki olup, güneşin hareketini takip eder. Özellikle bu durum, ayçiçeği tabla bağladıktan sonra çok bariz bir şekilde görülür. Bu özelliğinden dolayı ayçiçeğine birçok yerde “Güne Bakan”, “Gündöndü” ve “Günçiçeği” gibi isimler verilmektedir.
Ayçiçeği, bitkisel yağ sanayiinin hammaddesini veren bitkilerin başında gelmektedir. Ayçiçeği yağı en kaliteli ve lezzetli yağlardandır. Bu yağ yemeklerde, salata, kızartma ve balık konservelerinde; sanayide ise boya ve sabun yapımında kullanılır. Ayçiçeği küspesinde önemli nisbette (yüzde 20) protein ve bir miktar yağ (yüzde 1-7) bulunduğu için çok besleyici bir hayvan yemidir. Bilhassa sığır ve süt inekleri için değerli bir besindir.
Öğütülmüş ayçiçeği tablaları küçükbaş ve kümes hayvanları için yem olarak kullanılmaktadır. Ayçiçeği tohumunun kabuğu; mayaların hazırlanmasında, alkol ve furfurol elde edilmesinde hammadde olarak kullanılır. Ayçiçeği tohumları ülkemizde yaygın bir şekilde çerez olarak tüketilmektedir. Ayçiçekleri arılar için önemli bir bal kaynağıdır.
Ayçiçeği saplarından yakıt ve inşaat malzemesi olarak faydalanılır. Çiftliklerde sundurma ve gölgelik gibi tesislerin üzerlerinin kapatılmasında kullanılır. Yakıldıktan sonra geriye kalan külünde yüzde 40 nisbetinde potasyum bulunur. Bu kül toprağa verilerek toprakların potaslı gübre ihtiyacı karşılanmış olur.
Ayçiçeğinin en önemli düşmanı canavar otudur. Bugün ise bu problem büyük ölçüde halledilmiş olup, canavar otuna dayanıklı çeşitler geliştirilmiştir.
Halen memleketimizde en fazla ayçiçeği, Trakya-Marmara bölgesinde ekilmekte ve üretilmektedir. Ayçiçeği ekim alanlarının üçte ikisi bu bölgemize aittir. Trakya-Marmara bölgesini, Ege, Orta Anadolu ve Orta Karadeniz bölgeleri takib etmektedir. Halen ülkemizde 500-600 bin hektar alanda ayçiçeği tarımı yapılmaktadır. Yıllık üretim miktarı ortalama 600 bin ton ve dönüme verim ise 120-130 kilogramdır. Son yıllarda Doğu Anadolu bölgesinin bazı illeri de ayçiçeği ekimi açısından önemli gelişmeler göstermiştir. Ülkemizdeki yemeklik yağ ihtiyacını karşılamak için, başta ayçiçeği olmak üzere yağlı tohumlu bitkilerin üretim ve verimini artıracak tedbirlerin alınması gerekmektedir.

Ayçiçeği nasıl bir iklim ister?
Ayçiçeği aslında ılık iklimleri sever. Soğuk olan yerlerde gelişmesi oldukça yavaştır. Ayçiçeğinde normal gelişme süresi 80-140 gündür. Ekim zamanında toprak sıcaklığının 10-12 dereceden az olmaması gereklidir. Bol ışık ve fazla sıcaklık ayçiçeği tohumunda yağ nisbetinin yüksek olmasını te’min eder. Bunun yanında ayçiçeği tablalarının ortasındaki çiçeklerin tohum bağlayabilmesi için, toprakta yeteri kadar nem olması gereklidir. Bundan dolayı çiçeklenme ve döllenme devresine kadar yeterli yağış alması verimin fazla olmasını sağlar.

Ayçiçekleri

Çerez olarak yediğimiz çekirdekleri ile çekirdeklerinden çıkarılan sıvı ve katı yağlarını sıklıkla tükettiğimiz Ayçiçeği bitkisi, Bileşikgiller'dendir. Anayurdu bilinmeyen ayçiçeği, dünyada soya ve yerfıstığından sonra üçüncü sırayı alan önemli bir yağ bitkisidir. Türkiye'de tarımı oldukça yeni olup giderek yaygınlaşmaktadır. 1,5-3 m. kadar boylanabilen bu biryıllık otsu bitkinin sert bir sapı; parçasız, üçgen biçimli, tüylü, yeşil renkli, sert ve büyük yaprakları vardır.
Bitkinin çiçekliği, çapı 40 cm'e kadar ulaşabilen bir kömeçtir. Bu kömecin ortasında, sayısı 1,500'e kadar çıkan ve daha sonra çekirdekleri oluşturan tüpsü çiçekler ile kömecin çevresinde de altın renkli dil gibi sarkan dilsi çiçekler yer alır.
Ayçiçekleri gri, beyaz ya da siyah renkli çizgili selüloz kabukla örtülü olup bu kabuğun içinde aynı biçimli kabuğa yapışık olmayan yağlı bir tohum bulunur. İşte ayçiçeğinin bu tohumları, dişler arasında kabuk çıtlatılıp çıkarılarak yenilir. Preslerde sıkılan ayçiçeklerinin yağı çıkarılır, bu yağ, yemeklik olarak ya da sabun ve boya endüstrilerinde kullanılır. Kalan küspe de hayvanlara yem olarak verilir.


BESİN DEĞERLERİ
100 gr. kabuklu ayçiçeğinin içerdiği besin değerleri şunlardır: 528 kalori; 46,5 gr. yağ (linoleik asit ve doymamış yağlar); 21,4 gr. lif: l ,4 mgr. B1 vitamini ve 39,2 mgr. E vitamini.

SAĞLIĞIMIZA YARARLARI
Yukarıda görüleceği gibi, yüksek kalorisiyle çok önemli bir enerji kaynağı olmasının yanı sıra ayçiçeği, doğal besinler arasında en fazla E vitamini içerenidir. Böylece;
  • E vitamini ve linoleik asit yönünden zengin olan ayçiçeği, kalbe yararlıdır: Son zamanlarda yapılan araştırmalar, vücuttaki E vitamini düzeyinin düşük oluşunun, kalp krizi geçirme rizikosunu artırdığını ortaya koymaktadır. E vitaminini düşük alan kişiler, angına pectoris denilen kalbin koroner damarları yetmezliğinden oluşan kalp krizi geçirme rizikosunu üç kat fazla yaşarlar. Ayrıca linoleik asit, kötü kolesterol düzeyini düşürür. Damarlarda oluşacak kan pıhtılarının damarları tıkamasını da önler.
  • Ayçiçeğinde bulunan E vitamini gibi antioksidan maddelerin fazlalığı, vücudun kansere karşı direncini artırmaktadır: Bu etki, kişinin katarakt olma rizikosunu da düşürür.
  • Ayrıca ayçiçeği tohumunun, idrarı artırıcı ve göğsü yumuşatıcı etkileri de vardır. Ayçiçeği tohumları, ezilip yara lapası yapılarak çıbanları olgunlaştırmada da kullanılabilir.
İşte bu etkileri sağlamak üzere ayçiçeği sıvı yağlarının yiyeceklerimizde kullanılması ve çekirdeklerinin (tohumlarının) çerez olarak günde 40-60 gramının tüketilmesinin yararı anlaşılmaktadır.
Dikkat:
Aşırı ısıtmadan ya da kötü depolamadan ötürü ekşimiş, kokmuş ya da küflenmiş ayçiçeklerini ya da bozulmuş yağını tüketmek, vücutta istenmeyen zararlı maddelerin oluşmasına yol açabilir.

BİTKİSİNİN ÜRETİLMESİ
Ayçiçeği bitkisi, tohumuyla (yani kavrulmamış ayçekirdekleriyle) çoğaltılır. Tohumlar dolgun, hastalıksız, kırıksız ve çimlenme gücünü yitirmemiş olmalıdır. Bu nitelikleri taşıyan tohumların güvenilir kuruluşlardan sağlanması doğru olur. Ayçiçeği tohumları, hava sıcaklığı 8-10 derece olduğu zamanda ekilmelidir.
Ülkemizde Ege ve Akdeniz bölgelerimizde mart başlarında; Trakya ve Marmara bölgelerimizde martın ikinci yarısında; Doğu Anadolu'nun soğuk yerlerinde daha geç ekim yapılır. Ekim küçük bahçelerde elle, tarlalarda makineyle (mibzerle) yapılmaktadır. Ekimde sıradaki tohum aralıkları 25-35 cm. ve tohumun toprağa ekilme derinliği nemli topraklarda 3-4 cm., en çok 7-8 cm. olur.


BİTKİSİNİN YETİŞTİRİLMESİ
İklim isteği:
Ayçiçeği, güneşli ortamı seven bir bitkidir. Işığı sevdiği için bulutlu havalardan çok etkilenir. Çiçeklenme ve tohum bağlama dönemlerinde havanın bir ay süreyle kapalı olması tane verimini %30 düşürmektedir. Tohumlarının çimlenmesi için uygun sıcaklık 8-10 derecelerdir. Hava sıcaklığı 15 dereceye çıkarsa çimlenme hızlanır. Çiçeklenme için en uygun sıcaklıklar 21-24 derecelerdir. Daha düşük sıcaklıklarda tane verimi düşer. Tane bağlama dönemindeki çok yüksek sıcaklıklar da yağ oranını düşürüp ürünün niteliğini bozmaktadır.
Toprak isteği: Ayçiçeği bitkisi, iyi nem tutan humuslu toprakları sever. Çünkü iyi çimlenmesi için toprakta yeterince nem bulunmalıdır. Bitki, asiditesi yüksek olan topraklardan hoşlanmaz. Ayrıca bitkinin ekileceği toprakta, üst üste birkaç yıl ayçiçeği ekimi yapılmamış olmalıdır. Çünkü yüksek boylu bitki, topraktan önemli miktarlarda besin maddesi kaldırır. Ayçiçeği ekimi yapılacak toprakta uygulanacak ekim nöbetinde bakla bitkisi ya da diğer baklagiller yer alabilir. Böylece ayçiçeği bitkisinin tane verimi ve niteliğinin düşmesinin önlenmesi sağlanmış olur.

Sulama: Güçlü bir kök sistemine sahip olduğu için ayçiçeği bitkisi kısa süren kuraklıklardan çok etkilenmez. Çiçeklenmeden 20 gün önce başlayıp çiçeklenmeden 20 gün sonraya kadar süren kuraklıklar tane verimini düşürür. Bu nedenle bitkinin kurak yaz günlerinde azar azar sulanması iyi sonuç verir. Taşırma biçiminde sulanırsa ayçiçeği bitkisinin kökleri topraktan çıkabilir ve bitki yana devrilebilir.

Gübreleme: Yukarıda belirtildiği gibi dev bir otsu bitki olan ayçiçeği, topraktan büyük ölçüde besin maddesi kaldırmaktadır. Bu nedenle gübrelenmesi önem kazanır.

Ayçiçeği ekiminin yapılacağı toprağa azotlu ve fosforlu fenni gübreler verilir. Toprağa potaslı gübre verilip verilmeyeceği, yapılacak toprak analizleriyle belirlenmelidir.

Hasat (Derim): Ayçiçeği bitkisinin hasat zamanı ve hasadın yapılış şekli de önemlidir. Hasatta gecikilirse kuşların tanelere vereceği zarar artar ve tane dökülmeleri ortaya çıkar. Hasat erken yapılırsa tanelerde yağ oram düşük olur. Ağustos-eylül aylarında hasat yapılacak bitkilerde, çiçek tabanının (kömecin) kenarındaki sarı çiçekler dökülmüş, tablanın arkası kahverengine dönüşmüş, bitkinin sapındaki yapraklar kurumuş, tablanın dış kenarını kaplayan koruyucu yapraklar da kahverengileşmiştir ve tabla ortasındaki tohumların (çekirdeklerin) kabuğu sertleşmiştir. İşte bu duruma gelen ayçiçekleri, küçük bahçelerde çiçek tablası bıçakla kesilerek, tarlalarda hububat biçerdöverleri kullanılarak hasat edilirler.

Hastalık ve zararlılarıyla mücadele: Ayçiçeği bitkisinin köklerine yapışıp bitkinin beslenmesine ortak olarak büyük zarar veren canavarotuyla mücadele eden bir sinek türü, Trakya bölgemizde yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu zararlı ota dayanıklı tohum kullanmak da doğru bir yöntemdir. Çünkü bu ota karşı kullanılabilecek bir ilaç mevcut değildir. Ayçiçeği bitkisine dadanacak diğer zararlı ve hastalıklarla, uzmanlara danışılarak ve uygun tarım koruma ilaçları kullanılarak zamanında, eksiksiz ve aksatılmadan mücadele sürdürülmelidir.
Rapor Et
Eski 16 Temmuz 2008, 22:59

Ayçiçeği Yetiştiriciliği

#3 (link)
arrjin
Ziyaretçi
arrjin - avatarı
aycicegi27eylulhi

sunflowerhk0
Son Düzenleyen asla_asla_deme; 26 Mayıs 2010 @ 19:42.
Rapor Et
Eski 16 Eylül 2008, 02:23

Ayçiçeği Yetiştiriciliği

#4 (link)
virtuecat
Ziyaretçi
virtuecat - avatarı
AYÇİÇEĞİ küçük kır papatyalarıyla akraba olmasına karşılık en iri çiçekli bitkilerden biridir. 1 metreden 4 metreye kadar boylana-bilen ince gövdesinin tepesindeki iri çiçek başlarının (kömeçlerin) çapı 30 santimetreyi bulur. Bu çiçek başları, ortada kümelenmiş
DİATEK
koyu sarı, kahverengi ya da mor renkli tüpsü çiçekler ile bu göbeğin çevresinde dizilmiş sarı ya da turuncu renkli dilsi çiçeklerden oluşur. Biryıllık otsu bir bitki olan ayçiçeğinin sert ve odunsu gövdesi de, geniş yaprakları da tüy­lüdür.
Ayçiçeğinin (Helianthus annuus) anayurdu Amerika kıtasıdır. Peru, Şili gibi Güney Amerika ülkelerinde ve Kuzey Amerika'nın bazı kesimlerinde kendiliğinden yetişen yaba­ni bir bitkiyken Amerika Yerlileri'nce tarıma alınmış ve 16. yüzyıl başlarında İspanya'ya götürülerek oradan Eskidünya'ya yayılmıştır. Bitkinin bilimsel adı olan Helianthus Yunanca "güneş" ve "çiçek" sözcüklerinden türetilmiş­tir. Gerçekten de biçimi ve sıcak sarı rengiyle Güneş'i andıran çiçek başlarının yüzünü her zaman Güneş'e döndüğü ve doğuşundan batı­şına kadar hep Güneş'i izlediği söylenirse de bu doğru değildir. Ama bu inanış nedeniyle Türkiye'nin birçok yöresinde de bitki "güne-bakan" ve "gündöndü" adlarıyla anılır.
Ayçiçeğinin düzgün sarmal sıralar halinde dizilmiş, aslında kabuklu ve kuru bir meyve olan tohumları yağ ve protein açısından çok zengindir. Başta SSCB olmak üzere bazı Avrupa ülkelerinde, Mısır ve Hindistan'da bu bitki özellikle yağ elde etmek için yaygın olarak yetiştirilir. Ayçiçeğiyağı Türkiye'de ve birçok ülkede yemek ve salatalarda zeytinya­ğından daha çok kullanılan en önemli bitkisel sıvı yağlardan biridir.
Türkiye'de ayçiçeği tarımı 50 yıl kadar önce, Balkan ülkelerinden gelen göçmenler aracılığıyla Trakya Bölgesi'nde başlatılmıştır. Günümüzde Trakya'dan İç Anadolu'ya kadar yayılan bu tarımdan sağlanan 1 milyon ton dolayındaki ürün bitkisel yağ sanayisinin baş­lıca hammaddesidir. Hem sıvı yağ olarak kullanılan, hem de margarin yapımında yarar­lanılan ayçiçeğiyağı Türkiye'nin toplam yağ tüketiminin yandan fazlasını karşılar. Ayrıca tohumlardan yağ çıkarıldıktan sonra kalan küspe büyükbaş hayvanlar ve kümes hayvan-lan için yem olarak kullanılır. Kurutulup kavrulmuş tohumları, ay çekirdeği adıyla bilinen ve çok tüketilen bir kuruyemiştir.

Kaynak: MsXLabs.org & Temel Britannica
Rapor Et
Eski 13 Ağustos 2009, 12:37

Ayçiçeği Yetiştiriciliği

#5 (link)
nünü
Ziyaretçi
nünü - avatarı
500 yıl önce Amerika'dan Eski Kıta'ya getirilen ayçiçeği, son genetik çalışmalar sayesinde bugün dünyanın tüm iklimlerinde ve toprak özelliklerinde başarıyla ekiliyor. Bitkiye olan talebin son yıllarda artması, ayçiçeği yağının hayvansal yağlara oranla daha hafif ve daha sağlıklı olmasıyla yakından ilgili...
Ayçiçeği ekimi bugün büyük bir çoğunlukla yağı için yapılıyor. Ayçiçeği yağı bitkinin çekirdeklerinin hidrolik presle sıkılmasıyla elde ediliyor. Bazı ayçiçeği yağlarının kalitesi zeytinyağı ile eşdeğerde...
Hangimiz sıcak yaz akşam­larında, gecenin geç saati­ne kadar açık kalan kuruyemişçiden ayçiçeği alıp sahilde turlamadık ki... Yazlık sinemalarda insanlar toplu halde öylesine ay­çiçeği yerdi ki, dişlerin arasında kı­rılan çekirdeklerin gürültüsünden bazen filmdeki oyuncuların sesleri duyulmazdı. Ne var ki rengi nede­niyle dünyanın bazı bölgelerinde "güneş çiçeği" olarak bilinen ve yaz aylarında tarlaları sapsarı birer halıya dönüştüren ayçiçeğinin öykü­sünde kuruyemiş çok önemsiz bir sayfa oluşturuyor.

Ayçiçeğini Avrupa'ya İspanyol denizciler getirdi
Bu öykü, bundan yaklaşık 5 asır önce Amerika'nın Kristof Kolomb tarafından keşfi ile başlamıştı. Ay­çiçeği İspanyol denizciler tarafın­dan Avrupa'ya getirilir getirilmez hızla Eski Kıta'yı da istila etti. Ve bir süre içinde de Kanada'dan Gü­ney Amerika'ya, İspanya'dan Rusya'ya bütün dünyaya yayıldı. Ger­çekten de bugün ayçiçeği bütün ik­limlerde ve toprak özelliklerinde ekimi yapılan bir bitki... Bunun bir nedeni, yapısal olarak her türlü ik­lim ve doğa koşuluna dayanıklı bir bitki olmasıysa, diğer nedeni de üzerinde genetik olarak en fazla araştırma yapılan bitki olması... Ta­rım teknolojisi, "Heliantus" aile­sinden olan ayçiçeğinin üzerinde öylesine büyük başarılar elde etmiş bulunuyor ki, bu bitki bugün artık parazitlerden, mantarlardan en kü­çük bir zarar görmüyor. Üstelik her geçen gün laboratuvarda. farklı bir iklim ve toprak yapısına uygun yeni bir türü geliştiriliyor.

Ayçiçeği yağı bugün hemen hemen tüm dünya mutfakları­nın ana malzemelerinden biri...
Kuşkusuz, bunca araştırma ve emeğin arkasındaki dürtü, bu çiçeğin estetik görüntüsüne duyulan tutku değil... İnsanların asıl ilgisini çeken, onun çekirdeklerinden elde edilen ayçiçeği yağı... Ayçiçeği yağı bugün hemen hemen tüm dünya mutfakları­nın ana malzemelerinden biri... Bu yağın tarihi oldukça eskilere uzanı­yor. Afrodizyak özellikleri olduğuna inandıkları için Aztekler onu evlilik gecesinde ve daha sonraları da deri­lerini gençleştirmek için kullanmış­lardı. Bugün bile bu yağ sadece mutfaktaki yeriyle yetinmiyor. Üretimin az bir bölümü de kozmetik sanayi ve ilaç fabrikalarına gidiyor.
Ayçiçeğinin yararlan bununla da sınırlı değil... Fabrikalarda yağı alındıktan sonra geriye kalanlar hayvan yemi olarak kullanılıyor. Bazı Avrupa ülkelerinde ve de özel­likle Macaristan'da çiçeğin kuruyan dallarından soba ve şöminelerde odun tutuşturmakta yararlanılıyor, Macarlar bununla yetinmiyorlar; gübre olarak kullanmak amacıyla kuruyan ve toprağa dökülen ayçiçeklerini de topluyorlar.

Dünyanın en iyi ayçiçeği çekirdekle­ri Macaristan'da yetişiyor
Tüm ayçiçeği çekirdekleri birbiri­ne benzese de aralarında önemli farklılık bulunuyor. Uzmanlara gö­re, iyi bir ayçiçeği çekirdeğinin yüz­de 48 ve daha üstü oranda yağ içer­mesi gerekiyor. Bu bağlamda bugün dünyanın en iyi ayçiçeği çekirdekle­ri Macaristan'da yetişiyor. Macar ayçiçeği çekirdeklerinin yağ oranı yaklaşık yüzde 50-51... Akdeniz bölgesindeki ülkelerde ise bu oran yüzde 46-47'e düşüyor. Öte yandan ayçiçeği yağının asit oranı da. bitkinin ekildiği coğrafi bölgeye göre farklılıklar gösteriyor. Bazı ülkeler­deki ayçiçeği yağları linoleik ve ole­ik asit açısından daha zengin olabili­yor. Örneğin, Doğu Avrupa ülkele­rinde bu asitlerin oranı yüzde 65 ile 67 arasında değişirken, Akdeniz kı­yısındaki ülkelerde yüzde 53-55'e düşüyor. Ancak, hemen şunu belir­telim ki, yağın asit derecesi kesinlikle onunun kalitesini belirlemiyor, sadece daha besleyici olup olmadı­ğını ortaya koyuyor.

Zeytinyağı değerinde olan çekirdekler
Bugün tüm tahıl piyasasında iki tür ayçiçeği çekirdeği bulunuyor. Bunlardan birincisi, yüksek oleik asit içeren çekirdekler... Bu çekirdekler yaklaşık yüzde 80 oranında asit oleik içeriyorlar ve bunlardan elde edilen ayçiçeği yağı zeytinyağı değerini ta­şıyor. Gerçekten de zeytinyağının asit oleik oranı sadece yüzde 72... İkinci tip ayçiçeği çekirdekleri ise "konvansiyonel çekirdek" olarak adlandırılıyor ve bunlar yüzde 60-65 oranında linoleik asit içeriyorlar.

Kızartma için çok da­ha elverişli...
Yeryüzünde bugün piyasanın ge­nel eğilimi "yüksek oleik asitli" ayçiçeği yetiştirmek ve onların ya­ğını pazarlamak... Çünkü, bu tür ay­çiçeği yağlan kızartma için çok da­ha elverişli... "Konvansiyonel" çe­kirdeklerden üretilen ayçiçeği yağ­larında ise linoleik asit yüksek ısı karşısında kolaylıkla okside oluyor.

Dünya ayçiçeği üretiminde ilk dört sırayı Rusya, ABD, Arjantin ve Çin alıyor
Son yıllarda özellikle sağlık ne­denleriyle dünya ayçiçeği üretimin­de gözle görülür bir artış izleniyor. 1985-1986 yılında dünya ayçiçeği üretimi 19 milyon ton iken, bu ra­kam 1997 yılında 23.8 milyon tona ulaşmış bulunuyor. 1997 yılındaki ayçiçeği yağı üretimi ise 8 milyon ton civarında... Bugün dünya ayçiçeği üretiminde ilk dört sırayı Rusya, ABD, Arjantin ve Çin alıyor. Bu ülkeler aynı zamanda dünya ayçiçeği ihracatında da ilk dört sırayı paylaşıyorlar. Her biri yaklaşık 2.000 ton ayçiçeği yağı ihraç ediyor. En çok yağ ithal eden ülkeler ise Batı Avrupa ülkeleri. Fas, Meksika, Akdeniz'e kıyısı olan ülkeler ve Endonezya...

Mutfaktan banyoya günlük yaşamımızın vazgeçilmez bir parçası durumunda,..
Uluslararası piyasada son çeyrek yüzyılda ayçiçeği ticaretinin hızla arttığı bir gerçek... Ancak, bu artışın en yavaş olduğu bölge. Akdeniz bölgesi,.. Burada zeytinyağı geleneği hala ayçiçeği yağından daha ağır basıyor. Ayçiçeği üretimindeki artış, onun kozmetik ve ilaç sanayindeki kullanımındaki artışına paralellik gösteriyor. Çok ünlü bir Amerikan biyomühendilik kuruluşu olan "International Flora Technologies Ltd." şirketinin ikinci başkam Kelley Dwyer, "yüksek oleik asit" içeren ayçiçeği çekirdeklerinden elde edilen yağın mükemmel koruyucu özelliklere sahip olduğunu söylüyor. Bu yağı. kozmetik sanayinde bol miktarda kullanılan "jojoba" bitkisiyle eşdeğerde görüyor. Oysa ayçiçeği yağı, "jojoba yağı'ndan en az iki misli daha ucuza maloluyor. Öte yandan, ayçiçeği yağı alerji yapmayan bir özellik taşıdığı için; güneş yağlarında, banyo sabunlarında, masaj kremlerinde kullanılıyor. Kısacası, 500 yıl önce Amerika'dan Eski Kıtaya getirilen ayçiçeği tohumu, bugün mutfaktan banyoya günlük yaşamımızın vazgeçilmez bir parçası durumunda,..

Ayçiçeğinin anatomisi...
Ayçiçeği, (Helianthus annuus); günebakan, gündöndü ve günciçeği olarak da bilinen ve bileşikgiller (Asteraceae ya da Compositae) familyasından olan bir yıllık otsu bir bitkidir... Anayurdu Kuzey ve Güney Amerika olan ayçiçeğinin 1-5 m. uzunluğunda, kalın dişli, geniş yaprakları bulunur. Kömeçterinin (çiçekbaşı) eni, yabani olanlarda 7,5-15 cm, kültürü yapılanlarda 30 cm'den daha fazla olabilir. Kömecin ortasındaki çiçekler genellikle kahverengi, sarı ya da mor, kenardakiler ise sarı renktedir.
Ekonomik değeri yüksek olan ayçiçeğinden san renkli bir boyarmadde, tohumlarından da yemeklik yağ elde edilir. Çiçekyağı denilen bu sarı renkli sıvı yağ, yemeklerin yanısıra yağlıboya ve sabun yapımında, ayrıca yağlayıcı olarak da kullanılır. Kurutulup kavrulduktan sonra çerez olarak yenen tohumlardan bazı ülkelerde ekmek ya da kahveye benzer bir içecek yapılır.
Ayçiçeği tanelerinden yağ elde edildikten sonra geriye kalan ayçiçeği küspesi, tane kabuğunun çıkarılıp çıkarılmadığına göre kabuklu veya kabuksuz küspe adını alır. Hayvan yemi olarak kabuklu küspe önemsizdir; çünkü selüloz bakımından zengin olur. Oysa kabuksuz küspe, azotlu madde bakımından zengin olduğu için mükemmel bir yemdir.

Güneş çiçeği...
Bugün ayçiçeği tohumunda gerçekleştirilen genetik çalışmalar ve yenilikler sayesinde, bu bitki hemen hemen her iklim kuşağında ve toprak yapısında ekilebiliyor. Çok hızlı bir biçimde olgunlaşan ayçiçeğinin ekiminde de bazı kurallara uyulması gerekiyor. Örneğin, tarlaların güneşe dönük biçimde yapılandırılmasında büyük yarar var. Çiçek ne kadar çok güneş ışını alırsa o kadar hızlı ve mükemmel çekirdekler oluşturuyor. Çekirdekleri tüm suyunu yitirdiğinde, ayçiçeği olgunlaşmış kabul ediliyor ve hasat genellikle tarlanın kuzeyinden başlanarak kuzey-güney yönünde yapılıyor. Bu seçimde amaç, çiçeklerin daha uzun süre ve bol ' 'güneş ışığı görmeleri...

Türkiye'de ayçiçeği tarımı...
Türkiye, ayçiçeği tarımı ile 19. yüzyılın sonunda tanıştı... 1858 Paris ve sonrasındaki Berlin konferansları kararlarının Osmanlı sınırları içindeki azınlıklara ve Avrupalı sanayicilere sağladığı imtiyazlar, Osmanlı toplumu Türk vatandaşlarının ve özellikle tarım ve el sanatlarında gelişmiş (dokumacılık) Balkan Türklerinin ekonomik gelişimini kısıtlamış ve bu bölgede yaşayan Türk soydaşlarının Trakya'ya göçmelerine neden olmuştu... Balkanlardan gelerek Trakya'ya yerleşen ve zamanın en modem tarım bilgisi ile dolu bu soydaşlarımız, ayçiçeği ve rapiska (kolza) üretimini de beraberlerinde getirmişlerdi...
Cumhuriyet kurulduktan sonra tarımda hamle yapmak isteyen genç Türkiye, ilk tarım hamlesine Trakya'dan başlamıştı,.. İthal edilen 500 adet traktör, bu bölgede teşvikle kurdurulan büyük tarım işletmelerine dağıtılmıştı. Ancak, 1929’da tüm dünyada meydana gelen ekonomik kriz, oluşum aşamasındaki bu işletmelerin kısa bir süre sonra kapanmalarına neden oldu ve tarım, bugünkü yapısını oluşturan kırsal alan yaşayanlarına terk edildi. 1979 yılına kadar buğday-ayçiçeği-rapiska münavebesinde (her yıl farklı bir ürün ekimi) devam eden gelişme, 1979 yılında rapiska tohumunun yağ sanayinde kullanımının Sağlık Bakanlığı'nca yasaklanmasıyla buğday-ayçiçeği münavebesine dönüştü.
Bu gelişmeye ek olarak, siyasi iktidarların, Rize ili dışında tüm illerimizde üretilen ve köylünün yüzde 95'ini ilgilendiren buğday taban ve destekleme fiyatlarını oy kaygısı ile yüksek tutmaları, Trakya'da buğday-ayçiçeği münavebe sistemini bozdu, buğday-buğday sistemini başlattı. Bu sistem nedeniyle de süne ve kımıl gibi hububat zararlılarının popülasyonu arttı, buğday üretiminde sorunlar çıktı. Ayçiceği-buğday paritesinin 2.4 olması gerekirken, bu parite bazı yıllar 1.5'un altına düşürüldü ve ayçiçeği üreticileri mağdur edildi...
1990 yılından itibaren ayçiçeğinin ekim alanında da bir düşüş kaydedildi. Orobanc'ın (canavar otu), özellikle en fazla üretimin yapıldığı Trakya yöresinde (Tekirdağ, Edirne, Kırklareli-1988'deki toplam 1 milyon 150 bin ton ayçiçeği üretiminin yüzde yüzde 63’ünü bu iller karşılamış) yoğun zarar vermesi ve uygulanan yetersiz taban fiyat politikası nedeniyle ekim alanları 1996 yılında 575.000 hektara, üretim ise 780.000 tona düştü. Bu durum, yetersiz olan bitkisel yağ üretimimizi doğrudan etkiledi ve ithalatın artmasına neden oldu. Örneğin, 1995 yılında yağlık ayçiçeği tohumu ithalatı 356.981 ton, ihracatı 396 ton; yine 1995 yılında ayçiçeği yağı ithalatı 305.823 ton. ihracatı 47.318 ton olarak yapılmıştı. 1996 yılının ilk altı aylık diliminde ayçiçeği tohumu ithalatı 332.531 ton, ihracatı 1.177 ton olarak gerçekleşti. Aynı dönemde 104.578 ton ayçiçeği yağı ithalatı, 2.645 ton ihracatı oldu.
Bütün bu yanlış politikalara rağmen ayçiçeği ülkemiz ekonomisi açısından önemli bir yağlı tohumlu bitki olmayı sürdürüyor. Tohumu yüzde 40 civarında yağ içeren ayçiçeği, Türkiye'nin bitkisel yağ üretiminin yüzde 65'ini karşılıyor, Ayrıca küspesi hayvan yemi olarak kullanılıyor. Tüm ayçiçeği üretiminin çok az bir kısmı da çekirdek olarak değerlendiriliyor.
Rapor Et
Eski 17 Ağustos 2009, 19:02

Ayçiçeği Yetiştiriciliği

#6 (link)
KnocKout
Ziyaretçi
KnocKout - avatarı
Ayçiçeği
Ayçiçeği
(Helianthus annuus), papatyagiller (Asteraceae) familyasından çekirdekleri ve yağı için yetiştirilen sarı çiçekli bir tarım bitkisidir.

Ayçiçeği tarımı

Ayçiçeği dünyada ve Türkiye'de en önemli yağ bitkilerinden biridir. Marmara Bölgesi'nde daha çok yetiştirilir.Trakya Bölgesi'nde yoğunluk gösterir.Ayçiçeğinin üstündeki çekirdekler fabrikalarda işlenerek satılır.

İklim ve toprak istekleri

Ayçiçeği, yetişme periyodu boyunca (100-150 gün) 2600-2850 °C civarında toplam sıcaklık ister. Derin ve kazık kök sistemine sahip olması nedeniyle, kuraklığa dayanımı fazladır. Her türlü toprakta yetişmesine rağmen, iyi drenajlı, nötr PH (6,5 - 7,5)'a sahip ve su tutması yüksek toprakları daha fazla sever. Taban suyu yüksek, asitli topraklardan hoşlanmaz. Tuzluluğa dayanması ortadır.
Ayçiçeğinin çimlenmesi için en az toprak sıcaklığı 8-10 °C olmalıdır. Bu nedenle genelde Nisan ayı başı-Mayıs ortası arasında ekimi yapılır. Erken ekim, verimi önemli ölçüde arttırır. Ayçiçeği soğuğa dayanıklı olup, genelde ilk donlardan 4-6 yapraklı devreye kadar zarar görmez. Ancak ısının -4 °C nin altına düşmesiyle oluşan dondan oldukça fazla etkilenir.

Gübreleme

Optimum verim için bölge koşullarında yapılan araştırmalarda 7-8 kg. saf azot [N] ve aynı miktarda fosfor yeterli olur. Ancak sulu koşullarda bu miktarları arttırmak gerekir. Toprak analizi yapılıp tarlanın besin maddesi içeriği belirtildikten sonra gübre uygulamak son derece önemlidir. Eğer toprakta yeterli miktarda fosfor varsa 7-8 kg. saf azotu içeren 15-16 kg. üre (% 46 N) veya 25-30 kg. Amonyum nitrat (& N) gübresi serpilerek karıştırılır ve ardından ekim yapılır. Eğer toprakta genelde potasyumca zengin olması nedeniyle, bu besin maddesine içeren gübre tavsiye edilmez. Ancak toprak tahlil sonucu bu besin maddesinin eksikliği belirtiliyorsa, topraktaki mevcut duruma da bağlı olarak, yeterli miktarda 15-15-15 gübresi uygulamak gerekir. Çünkü kompoze gübrelerin üzerindeki üç rakam sırasıyla N-P-K yani Azot - Fosfor - Potasyum besin madde oranına göre ucuz olan gübre tercih edilmelidir.

Ekim ve tohumluk

İyi bir tohum yatağı hazırladıktan sonra, ayçiçeğinde pnömatik mibzerlerle ekim yapılır. Yapılan araştırmalar sonucunda; sonbaharda soklu pulluk ile sürüm, ilkbaharda kazayağı ve ardından tırmık ile yapılan tohum yatağı hazırlığı en ekonomik toprak işleme yöntemi olarak belirlenmiştir. Yabancı ot ilacı icin genelde trifluarin terkipli ilaçlar ekim öncesi uygulanır. Ancak ilaç uygulandıktan sonra mutlaka tırmık veya benzeri bir ikinci sınıf toprak işleme aletiyle karıştırılmalıdır. Ayrıca yabancı ot mücadelesi için bitkiler 25 - 30 cm. olduğu zaman çapa makinesi ile ara çapası yapılır.

Yapılan araştırmalar, sırı arası 70 cm. ve sıra üzerinin 30-35 cm. olduğu bir ekim sıklığıyla sağlanan 4500-5000 da civarında bir bitki populasyonunun en yüksek verimi verdiğini ortaya koşmuştur. Hibrit tohumluklar yüksek verim potansiyeline sahip, aynı günlerde çiçeklenip, olgunlaşır ve aynı kalitede ürün veririler. Piyasada değişik firmalara ait birçok yağlık hibrit ayçiçeği çeşidi bulunmaktadır. Tohum iriliği arttıkça dekara atılacak tohum miktarı da artar. Aslında iri tohumun, özellikle uygun olmayan iklim ve toprak koşullarında, çimlenme gücünün biraz daha fazla olmasından başka bir avantaja sahip değildir. Dekara atılan tohum miktarı tohum iriliğine bağlı olarak 400 gr/da civarındadır.
Ayçiçeği topraktan fazla miktarda besin maddesi kaldırır. Bu nedenle üst üste ayçiçeği ekiminden kaçınılmalıdır. Bundan dolayı, genelde Buğday-Ayçiçeği ekim nöbeti uygulanır.
Tablanın biraz eğik olması, yani yere doğru bakması, kuş zararını ve güneşten kaynaklanan tabla yanıklığını azaltır. Bu nedenle, bu tip hibrit çeşitler kuş zararının yoğun olarak hissedildiği yerlerde tercih edilmelidir.

Sulama

Ayçiçeği bitkisinin su ihtiyacı, yetişme periyodu boyunca yaklaşık 700-800 mm. civarındadır. Bu nedenle yüksek ve arzulanan verimi alabilmek için yağışın az olduğu yıllarda aradaki farkın, sulamaya uygun yerlerde, mutlaka sulama suyuyla verilmesi gerekir. Toprakta bitkilerin su ihtiyaçları toprak tansiyonemetresiyle ölçülür. Ayçiçeğinde en hassas devre, çiçeklenme öncesi tablaların oluşmaya başladığı devre ile süt olum devresi arasıdır. Bu devrede oluşan, suya olan stres, verimde geri gelmeyecek kayıplar ortaya çıkarır. Özellikle suya duyulan bu ihtiyaç çiçeklenme zamanında en üst seviyeye çıkar. Bundan dolayı bu devrelerde yağış yoksa, yüksek verim için ayçiçeği mutlaka sulanmadır.20'şer gün arayla yapılan sulamaların verimi arttırdığı Denizli Baklan Ovası'ndaki Dağallı çiftçiler tarafından denenmiş ve görülmüştür. 40 cm olduktan sonra her 20 günde bir sulama yapılmalıdır.Eğer sulama yapılacaksa, bitkiler 45-50 cm. boyunda bir sulama, tabla teşekkül ettiği devrede süt ve olum devresinde yapılacak olan birer sulama ile toplam üç defa su verilmesi verimi %100 oranında arttırır. Özellikle sulanan alanlarda dekara atılan bitki sayısını ve verilecek gübre miktarını bir miktarı arttırmak verim artışı için gerekli diğer faktörlerdir.

Hastalık ve zararlıları

Ayçiçeğinin en önemli zararlısı orobanş parazitidir. Ancak bu parazite dayanıklı hibritler piyasada mevcuttur. Bunun yanında diğer hastalıklar ayçiçeği mildiyösü, sap, kök ve tabla çürüklükleridir. Ayçiçeği mildiyösüne karşı hibrit tohumlar ilaçlı olup, ancak özellikle sulu alanlarda ortaya çıkan Slerotinia'ya karşı dayanıklı çeşit olmayıp, ilaçlı mücadelesi de yoktur.
Ayçiçeği tablasının arkası ve brakte yapraklarının % 50'si kahverengi renge dönüştüğünde ayçiçeği olgunluğa erişmiş olur. Ancak hasadın yapılabilmesi için tablanın, gövdenin ve yaprakların tamamen kahverengi renge dönüşmüş olması ve tanedeki nem oranının % 9-10'a düşmesi gereklidir. Çünkü ayçiçeği yağlı tohuma sahip olduğu için yüksek nemde depolandığında, taneler kısa zamanda kızışır ve bozulur. Bu nedenle hasatta tane neminin % 10'un altında olması son derece önemlidir. Zamanında yapılmayan hasat özellikle bazı çeşitlerde tane dökmeye sebep olacağından, ayçiçeği hasadı fazla geciktirilmemelidir.
Ayçiçeğinden kuru şartlarda 100-150 Kg/da,sulu şartlarda 250-400 Kg/da. ürün elde edilebilir. Ayçiçeği hasadı buğday biçer döverlerinde yapılan ufak değişiklik ve uygun ayarlama ile kolayca yapılır.
Vikipedi
Rapor Et
Eski 2 Haziran 2011, 23:15

Ayçiçeği

#7 (link)
Daisy-BT
Ziyaretçi
Daisy-BT - avatarı

Ayçiçeği

Sarı ve çok iri çiçekli otsu bitki (Helianthus annus).

Çiçekleri güneşe doğru döndüğü için günebakan ya da günçiçeği de denilir. Ayçiçeği, tohumlarından yağ elde etmek amacıyla yetiştirilir. Düşük asitli ve sarımtırak renkli olan bu sıvı yağ, yemeklik olarak kullanıldığı gibi margarin, sabun ve yağlıboya yapımında da kullanılır. Ayçiçeğinin süs bitkisi olarak yetiştirilen türleri de vardır. Anayurdu orta Amerika'dır. Ayçiçeği tarımı son yıllarda Türkiye'de büyük bir gelişme göstermiştir. Daha çok Trakya ve Marmara Bölgesi'nde yetiştirilir. 1997 istatistiklerine göre Türkiye'de ayçiçeği tohumu üretimi yılda 900.000 tona ulaşmıştır. Ayçiçeği tanelerinden yağ elde edildikten sonra, geriye kalan küspe, hayvan yemi olarak kullanılır.

MsXLabs.org & Morpa Genel Kültür Ansiklopedisi
Rapor Et
Eski 10 Ocak 2012, 17:23

Ayçiçeği Yetiştiriciliği

#8 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
* Üretimde Marmara (Ergene Havzası) ilk sırada yer alır. Orta Karadeniz, İç Anadolu ve Ege’de yetiştirilir.
Sponsorlu Bağlantılar
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.452 saniyede (89.33% PHP - 10.67% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +2 - Saat: 02:19
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi