Kayseri Üye Ol (Üye olduğunuzda tüm reklamlar gizlenecektir) Soru/Cevap
Geri Dön   MsXLabs MK > :: Akademik Forumlar :: > Coğrafya > Türkiye Coğrafyası > Türkiye'nin İlleri
Facebook Hesabınızla Bağlanın (Connect with Facebook)
Cevap Yeni Konu Aç
Eski 21-09-2006   #1 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
Kayseri



Dünyanın en eski şehirlerinden biri olan Kayseri (eski Mazaka, Kaisareia), klasik çağlarda Kapadokya adı verilen bölgededir. Kızılırmak'ın güneyinde bulunan bu bölge, Tuz Gölü'nden Fırat nehrine kadar uzanır. İpek Yolu buradan geçer. Bu nedenle her çağda tüm ulusların ilgisini çekmiş ve pek çok uygarlıkların beşiği olmuştur..

Kayseri, M.Ö. 4000 ile M.S. 2000 olmak üzere 6000 yıllık bir tarihe sahiptir. M.Ö. 2000 yıllarında Anadolu’ya gelen Hititler, Kayseri’ye 22 km uzaklıkta bulunan Kültepe (Kaniş) şehrini kurmuşlardır. Kültepe, Kayseri ovasının en büyük şehri ve Anadolu’nun en büyük höyüklerinden biridir. Kültepe’nin hemen yanında yer alan Karum’da (Pazarşehir) yapılan kazılarda bu döneme ait çivi yazısı ile çeşitli yazılı tabletler bulunmuş ve bu tabletlerden Asurlu tüccarlarla Hititli yerliler arasındaki ticari ilişkilere ait bilgiler elde edilmiştir. Kültepe, MÖ.4000 yılından Roma devri sonuna kadar devamlı olarak yerleşme görmüştür.Şehir ayrıca Türkiye'nin önde gelen üniversitelerinden biri olan Erciyes Üniversitesi'ne ev sahipliği yapmaktadır.
Ünlüleri

* Melik Gazi,(Devlet Adamı, Komutan)
* Mimar Sinan,(Mimar)
* Hunat Hatun,(Prenses)
* İbrahim Tennuri, (Tasavvuf Üstadı)
* Ahi Evren, (Sufi, Esnaf)
* Seyyid Burhaneddin, (Sufi, Seyyid)
* Kadı Burhaneddin, (Alim, Devlet Adamı)
* Davud-u Kayseri,(Alim, Sufi)
* Osman Kavuncu, (Belediye Başkanı)
* Sakıp Sabancı, (İşadamı)
* Kadir Has, (İşadamı)
* Turhan Feyzioğlu , (Devlet Adamı)
* Şükrü Karatepe, (Belediye Başkanı)
* Abdullah Gül, (Eski Başbakan)
* Mehmet Yazar , (İşadamı, Politikacı)
* Hasan Sami Bolak, (Gazeteci, Şair,Yazar)
* Ali Biraderoğlu , Düşünür, Yazar
* Necmeddin Nursaçan , (Din Adamı, Müftü)
* Hasan Nail Canat, (Tiyatro Sanatçısı)
* Mustafa Miyasoğlu, (Romancı)
* Mustafa İslamoğlu, Şair
* İhsan Eliaçık, Gazeteci
* Ayşe Böhürler,Sosyolog, Gazeteci
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 05-04-2007   #2 (mesaj-linki)
Avatarı Yok (No Avatar)
Cvp: Kayseri

ne ooo bu sitede Kayserili hiç mi yok????
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 25-05-2007   #3 (mesaj-linki)
Sedef 21 - avatarı
Cvp: Kayseri

  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 03-07-2007   #4 (mesaj-linki)
RuYa - avatarı
Cvp: Kayseri

Erciyes Dağı, 3.917 m. yüksekliği Türkiye’nin Kayseri ilinin sembollerinden olmuş dağ.
Sönmüş bir “küme volkan” olan dağdaki volkanik patlamaların 30 milyon yıl önce başladığı, Erciyes’ten çıkan küllerin rüzgârla kilometrelerce uzaklara taşınarak, Hasan Dağı ile birlikte, Kapadokya bölgesindeki peri bacalarını oluşturduğu düşünülmektedir. Yüksek kısımları her mevsim karla kaplı olan Erciyes’in kuzeyinde bir kilometre uzunluğunda dağ buzulu vardır. Ayrıca dağın doruğunda bulunan, Bizans rahiplerinin inzivaya çekildiği mağaralar, kötü hava şartlarında dağcılar için sığınak olmaktadır.
Dağcılık ve kış sporlarında Türkiye’nin belli başlı merkezlerinden olan Erciyes, Kayseri’nin 30 km. güneyinde yer alır. Erciyes kayak pisti dünyanın en iyi kayak pistlerindendir.
Konumu [değiştir]
Enlem: 38° 52′ 0″ Kuzey Boylam: 35° 58′ 0″ Doğu
Genel özellikleri

Türkiye’nin en yüksek dağlarından olan Erciyes, Kayseri İli’nin güneybatısında tek kütle olarak yükselir. Erciyes’in doruğu genel görünümü ile bir kubbeyi andırır. Sel yatakları ile derin biçimde yarılmış, yer yer üst üste kubbelerden ve sırtlardan oluşmuş doruklarında, kabaca doğu-batı doğrultulu bir sağrı uzanmakta ve bu sağrı üzerinde iki tepe bulunmaktadır. Bunlardan biri olan 3917 m. yükseklikteki Büyük Erciyes, aynı zamanda dağın doruğunu oluşturur. İkinci tepeyse bunun batısında yer alan Safrakaya tepesi ya da Küçük Erciyes ’tir (2700 m.).
Tepeleri

Erciyes Dağı’nın kuzey yamaçlarında, yükseklikleri 2200 m. ile 2700 m. arasında değişen birçok volkan tepesi sıralanmıştır. Bunların başlıcaları Belaşma, Yılbat, Karasığır, Lifos, Kepez ve Kefelik tepeleridir. Yine dağın bu kesimlerinde, lav akıntılarıyla oluşmuş kaya yığıntı alanları vardır. Sözkonusu yığıntılar, Peri kartını ve Selim kartını adıyla anılır. Erciyes dağı kütlesinin doğusunda, yükseklikleri 1200-1700 m. arasında değişen başka volkan tepeleri yayılmıştır. Çarıktepe, Arkatepe, Un tepesi, Büyük Kızıltepe, Küçük Kızıltepe gibi kabartıların yer aldığı bu bölgede, asıl kütleden görece ayrı iki volkanik dağ daha vardır. Bunlar Ali Dağı (1871 m.) ve Yılanlıdağ’dır (1640 m.). Dağın güney ve batı yamaçlarında da Üçtepe, Evliya Dağı, Uçukdağ, Kırmızıtepe, Göktepe, Bozdağ, At Tepesi, Şeyharslan, Beşparmak, Karasivri, Karnıyarık gibi kartınlar ve tepeler sıralanmıştır. Erciyes Dağı’nın doğusunda yer alan ve dağdan Tekir Yaylası ile ayrılan Koç Dağı ise 2700 m. yüksekliktedir.
Erciyes, III. Zaman ortalarından başlayarak çeşitli dönemlerde etkinlik gösteren, lav ve tüf püskürten eski bir yanardağdır. Bu özelliği ile türlü yaştaki volkanlardan oluşmuş bir küme volkan olarak nitelendirilmektedir. Toros orojenez kuşağı ile İç Anadolu masifleri arasındaki alanda, püskürmelerle ortaya çıkan kuzeydoğu-güneybatı doğrultulu dağların en önemlisi olan Erciyes, özellikle pontiyen, pliyosen ve pleistosendeki yanardağ püskürmeleri sonucu bir stratovolkan (tabakalı volkan) olarak yükselmiştir. Erciyes Dağı’nda bugünkü ana volkan konisi, bazaltlı lavlarla oluşan eski volkan temelinin, daha sonra kıvamlı andezit lavlarının püskürmesi sırasında iç basınç sonucu parçalanmasıyla açılan çukurda oluşmuştur. Ana doruğun doğusunda dağı bir yay biçiminde çeviren Koç Dağı’nın eski volkanın kalıntısı olduğu sanılmaktadır. Bu arada dağın püskürmeleri sırasında ortaya çıkan lav, tüf, dışık (cüruf) ve lapiller (yanardağ çakılı) yaklaşık 100 km. uzaklığa yayılmış ve bu volkanik malzemeler, Erciyes Dağı’nın çevresindeki tepe ve platoların buğünkü yapısını belirlemiştir
Buzullar

Erciyes Dağı üzerinde IV. Zaman’da oluşan buzullar aşındırma yoluyla dağın yüksek kesiminde geniş ve derin sirkler (buz yalakları) ortaya çıkarmıştır. Dağda, 3000-3500 m. arası yükselti kuşağında yer alan bu sekiz buz yalağından birinin geniş bölümünde bir buzul bulunmaktadır. Boyu 700 m., eni yaklaşık 200 m. olan buzulun kalınlığı 20 ile 50 m. arasında değişmektedir.
Bu buzul devrinden sonra da Erciyes’te yeniden yanmalar belirmiş, bu dönemdeki püskürmeler sınırlı ve daha küçük ölçüde olmuştur. Dağın kenarlarındaki yarıklardan, çoğu kiremit renkli cüruflar püskürmüş, böylece Büyük Kızıltepe, Küçük Kızıltepe gibi nispeten ufak çapta koniler oluşmuştur. Böyle küçük püskürmeler günümüzden 2000 yıl öncesine kadar görülmüş olmalı ki, miladın başlarında coğrafyacı Strabo, Kayseri şehri yakınındaki ateş çukurlarından geceleyin fışkırdığı görülen alevlerden söz etmiştir. Bu, Erciyes’in son faaliyeti olmuştur. Günümüzde Erciyes, sönmüş genç volkan dağı olarak, 3916 m. yüksekliği, heybetli görünüşü, 1100 km2′yi geçen alanı, çevresine canlılık veren varlığı ile bölgenin tabiat zenginliğidir.
Doğal bitki örtüsü

Erciyes’in yer aldığı bölgenin doğal bitki örtüsü bozkırdır. Ancak, kimi kesimlerde yer yer çalılıklar ve nemli yerlerde meyve, kavak ve söğüt ağaçları da görülmektedir. 1500-1600 m’ye dek çıkan bozkır bitki örtüsü, yerini daha sonra 2500 m’ye ulaşabilen dağ bitkilerine bırakır. Sonraki yüksekliklerde ise yüksek dağ bitkileri yer alır.
Erciyes Dağı çevresi, eski dönemlerden beri önemli bir yerleşme merkezi olmuştur. Günümüzde Kayseri şehri dağın eteğine yakın bir bölgede bulunmaktadır. İlin önemli yerleşim merkezlerinden Develi ilçesi ise dağın güney eteklerinde yer alır.
Erciyes’in yüksek kesimindeki başlıca yol, Tekir yaylasından geçen Kayseri-Develi yoludur. Öte yandan Erciyes, bölge halkı için önemli bir dinlenme yeridir. Özellikle kuzey yamaçları, 1500-1600 m’ye kadar bağ ve bahçelerle doludur.
Tekir yaylası

Tekir yaylası ADANA’nın 90 Km. kuzeybatısında yer alan dağlık bir yayladır.Tarihi güzellikleri pek fazla olmasa da yazın her türlü meyve ve sebzenin evlerin bahçelerinde taze olarak yetiştirildiği şirin bir yayladır.Aynı zamanda otoban kenarında parkta oturup çekirdek yiyebilir ya da haziran ayında Karkuyusuna gidip kar yiyebilir ya da her zaman Müftü Yurdu’nda tertemiz berrak kar suyu içebilirsiniz.Kayak pistinin de yer aldığı Tekir Yaylası, kışın olduğu kadar yazın da inanılmaz güzellikteki doğal yapısıyla ilgi çekmekte, piknik alanı olarak da hizmet vermektedir.
Tekir Yaylası ve çevresindeki yaylalar Hayat Su’yun kaynağı olan Şekerpınarına sadece 13Km. uzaklıktadır.Aynı zamanda belemedik yaylasına da aynı mesafededir ve dileğiniz gibi piknik yapabilirsiniz yada Tekir’de bir ev sahibi olup ömür boyu bu güzelliklerin tadını çıkarabilirsiniz.Ulaşımın son derece rahat olduğu Tekir Yaylası güzelliklerini ziyaretçilerle her mevsim paylaşmaktadır.Herkesi Bekleriz… Adana - Tekir 90 Km. (Otoyol İle) (Tekir Yaylası Adana’nın Pozantı İlçesine Bağlı Şirin Bir Yayladır.)
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 12-09-2007   #5 (mesaj-linki)
kenan_wade
Avatarı Yok (No Avatar)
Cvp: Kayseri

memleketim çok seviyorum kayseriyi ama sitede kayserili hiç yokzoruma gitti açıkcası

  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 30-10-2007   #6 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
Cvp: Kayseri

KAYSERİ MUTFAĞI
Kayseri'nin zengin bir mutfak kültürü vardır . Kayseri adıyla adeta özdeşleşmix olan pastırma ve sucuğun ünü, tüm yurtta tanınmıştır. Nefis yemek çeşitleri arasında mantının ise özel bir yeri vardır. Günlük sofralarda, ziyafetlerde ve düğünlerde çok özel yemekler hazırlanır. Geleneksel yaşam tarzının sürdürüldüğü dönemlerde, beslenme ve tüketim alışkanlıkları günümüzden farklıdır. Kent yaşamının insanlara sunduğu olanaklar şüphesiz ki bu alışkanlıklar ve beslenme biçimini değişime uğratmıştır. Ancak Kayseri'nin yöresel yemekleri bu değişimden etkilenmeden geleneksel tad ve lezzetlerle softaları süslemektedir.
Pastırma sofralarda aranan ve sevilen, lezzetli bir gıda maddesidir. Pastırma yapımında büyükbaş hayvanlar yeğlenir. Kesimden sonra etler tuzlanır. Tuzlamadan çıkarılan etler bol suda yıkanır ve çengellere asılır. Birbirine değmeyecek şekilde 10-15 gün kurumaya bırakılır. Etler alımsı bir renk aldığında indirilerek bir gün cenderede bekletilir. Ertesi gün çemene yatırılır. Çemenlenen Pastırma 4-5 gün içinde konur ve piyasaya sevk edilir. Pastırma imalinde, bir sığırın kesilmesinden sonra, parçalara ayrılan etlerin cins ve yerlerine göre, “arka sırt, dilme, eğrice, kuşgömü, şekerpare” gibi çeşitli isimleri verilir. Kayseri'de Pastırma ve sucuğun pazara yönelik olarak yapılmasının yanında, özellikle sucuk evlerde de yapılır.

Pastırmayı ilk yapanların Orta Asya'da Hun Türkle ri olduğu bilinmektedir. Nitekim, Waber Baldaınw isimli Romali yazar kitabında, Antalyalı Ami anus'un 273-275 yıllarında yazmış olduğu eserinde, Hun Türklerinin bu husustaki adetlerinden şu şekilde bahsettiği bilinmektedir: “Hunlar yemek tanımazlar, yaban etleri ile atın sırtında, baldırları arasında ezdikleri yan pişmiş eti yerler.” Halbuki Macar müzelerinde bulunan Hunlara ait iki cepli at at eyerleri, kurumuş etlerin bu çantalara sokulduğumu ve atın baldırına, vücuduna değmediğini göstermektedir.

Orta Asya'dan batıya akın eden Türk Hun süvarilerinin eyerlerinin çantalara dolduran kuru et konservesi, Anadolu'ya gelerek yerleşen Oğuz Türklerinde Pastırmacılığın bulunması ve yüzyıllardır zamanımıza kadar yaşayıp gelmesi, bir gün Orta Asya bozkırlarda yaşayan Türkleri sonbaharda kışa hazırlık olarak tuzlu, kuru ve dumanlı et konserveleri yapmaları, bu yiyeceğin Orta Asya'dan geldiğini göstermektedir. Hayvanların en iyi şekilde ıslah etmiş ve pek çok yeni ırk meydana getirmiş Türkler, hiç şüphesiz ki bunları etlerinden de en iyi şekilde yararlanmasını bile:
insanlardır (Özdemir, 1994). Kayseri'de Pastırmacılık bir şekilde Orta Asya'dan gelen Türklerle başlamış ve zamanla gelişmiştir. Ünlü Gezgin Evliya Çelebi 17. Yüzyılda Kayseri'den şu şekilde sözetmektedir: “Makulat ve imalata has beyaz ekmeği, lavaşa yufkası, katmerli böreği, namı ile şöhret bulan kimyonlu sığır Pastırmas? ve nilskli et sucuğu bir tarafta yoktur” (Evliya Çelebi, 1970). Evliya Çelebi'nin Seyahat namesi ‘ndeki bu bilgilerden de anlaşıldığı kadarıyla, Kayseri'de 17. yüzyılda Pastırma imalatı vardı.
Kayseri mutfağı ağırlıklı olarak unlu ve etli besinlerden oluşur. Mantı Kayseri'nin en gözde yemeğidir. Araştırmalara göre 36 çeşit mantı pişirilmektedir. Bunlar arasında en yaygın olan etli mantıdır. önce mi ve su katılarak yoğrulur. Bu yoğurma işi epeyce devam ettikten sonra hamur sertleşme kıvamına gelince hamur tahtası üzerinde bezelere ayrıldıktan sonra oklava ile açılır. Sonra açılan yuf ha küçük kareler halinde kesilir ve içerisine baharatla et konarak büldilür. “Mantı doldurma” denilen bu işi, kadınlar dayanışma halinde, birkaç kişi birlikte yaparlar. Daha sonra mantılar kaynamış suya atılır ve bir müddet pişirilir. Mantılar dişe yapışmayacak şekle gelince ateşten indirilir. Kevgirden süzülür ve bir kaba boşaltılır. Ayrıca tava içinde yağ ile salça ve bir miktar suyun ilavesiyle meydana gelen karışım mantının üzerine dökülür. Sarımsaklı yoğurt ve sumak ilave edilerek yemeye hazırlanmış olur.
Evlerde en çok tüketilen ve halk arasında “Aşmakarna” tabir edilen yiyecek türü, kesme çorba, erişte ve makarnadan oluşur. Lğşenlerde yoğrulan hamur katı kıvama girdikten sonra, yufka haline getirilip çok ince doğranır. Bu hamura yerine göre yumurta da konur. Aşmakarna denilen yiyecekten çorba; azami bir santim uzunluğunda ve bir milimetre kalınlığında olur. Eriştenin boyu ise aynı kalınlıkta olup, beş santimetreye kadar çıkar. Makarna ise bir san timetrekareye yakın bir boyutta kareler halinde kesilir. Kesilen ürünler daha sonra rutubeti gidecek şekilde kurutulur. Aşmakarna kesimi kışa hazırlık olarak yaz sonu veya sonbaharda yapılır. Bu da yine kadınlar arasında dayanışma ile yapılan bir iştir. Yağ, salça ve kıyma konulup pişirilirken, baharatla, özellikle naneyle zenginleştirilen çorba çok lezzetlidir. Makarna da mantıya benzer yöntemle pişirilir. Kaynayan suya atılarak haşlanan eriştenin ise, piştikten sonra suyu süzülür , üzerine tereyağı ve salça karışıma dökülerek yenmeye hazır hale getirilir.

Unlu yiyeceklerden bir diğeri, su böreğidir. Hamur, yufka şeklinde açıldıktan sonra kaynar suda haşlanır. Kabı, fırınağzı, karın-mumbartlar arasına yağ serpilir, iki kata maydanozlu kıyma konulur. Daha sonra fırında kızartılır. Kuru börek, tandır böreği, katmer yine ünlü yiyeceklerdendir. Arabaşı, hem yapılması, hem de yenmesi marifet isteyen bir yemektir. Bir ölçek una on ölçek su konularak iyice kaynatılır. Belli bir kıvama geldikten sonra sinilere dökülerek soğumaya bırakılır. Pıhtılaşan hamur, ayrıca pişirilen tavuk etli çorbayla içilir. Bu daha çok çerez türü bir yemektir. Yalnız kış aylarında yenir. Tavuk etli çorbası oldukça fazla biberlidir, limon sıkılır ve genellikle oturmalarda gecenin geç saatlerinde yenilir. Bu yemeğin en önemli adabı, kaşığa büyük parça halinde hamur almak ve bunu çorba tasma batırırken içine düşürmemek ve hamurları çiğnemeden yutmaktır. Hamuru düşürenlere, aynı yemeğin yaptırılması cezası uygulanır.

Güveç Kayseri'nin en gözde yemekleri arasındadır. Toprak güveçlerde, özellikle yaz aylarında sebzeden yapılan bir yemektir. Ana malzemesini, patlıcan, domates, biber, sarımsak ve et oluşturur. Buna patates ilave edildiği de olur. Bunlar katlar halinde döşendikten sonra fırına verilir. Pehli, sulu köfte, pirinçli köfte, saç keb, yağbari, pöç, kovalama, üzüm yemeği etli ve yumurtalı yemeklerin en ünlüleridir.

Tatlılar ise zengin bir çeşide sahiptir. Oklava baklavası, açma baklava, kamış baklava, güllü baklava, fincan ağzı, nevzine, un helvası, telteli (pişmaniye), dut pekmezi, aside, incir dolması Kayseri sofralarını süsleyen tatlılardır. Bunların dışında Kayseri'nin kendine özgü çok çeşitli yemekleri vardır.

Kayseride Bunları yapmadan dönmeyin;


Erciyes Dağında kayak, trekking yapmadan,

Erdemli ve Soğanlı Vadisindeki kaya kiliselerini görmeden,

Kapuzbaşı Şelalelerinde piknik yapmadan,

Kayseri Kalesi ve Tıp Tarihi Müzesini gezmeden,

Pastırma ve Sucuk tatmadan,

Yöresel El Dokuma ve Bünyan ya da Yahyalı halıları almadan,

Son Düzenleyen Blue Blood; 30-10-2007 @ 20:23. Sebep: ekleme yapmak
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 25-11-2007   #7 (mesaj-linki)
Sedef 21 - avatarı
Cvp: Kayseri

  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 28-11-2007   #8 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
Cvp: Kayseri

  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 06-12-2007   #9 (mesaj-linki)
black_scorpionx - avatarı
Cvp: Kayseri

kayseriliyi bilmem ama develi li var
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 13-12-2007   #10 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
Cvp: Kayseri



  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Cevap Yeni Konu Aç

Etiketler
kayseri
Hızlı Cevap
Resim Doğrulama
Mesaj:
Seçenekler
Kayseri Konusuna Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Kayseri Spor Kulübü P.u.S.u Diğer Takımlar 74 09-03-2009 13:59
Kayseri Erciyesspor - Diyarbakırspor Maçı - 05 Ekim 2008 Kral_Aslan Bank Asya Birinci Lig 2 06-10-2008 00:02
Kayseri - Melikgazi - Kayseri Kilim Sosyal Bilimler Lisesi Bia Okullarımız 0 11-09-2008 16:54
Ahmet Gazi Ayhan - Kayseri Develisi Demir YumruK Türkçe Şarkı Sözleri 0 12-03-2008 18:51
Kayseri Erciyes Spor Kulübü Kral_Aslan Diğer Takımlar 14 18-01-2008 16:34