MsXLabs
2005-2016
X-Sözlük forumunda yer alan ThinkerBeLL tarafından açılmış Resim Nedir? konusunu görüntülüyorsunuz.
Özet: Resim -smi TDK, Türk Dil Kurumu isim Arapça resm 1 . Varlıkların, doğadaki görünüşlerinin kalem, ...

Resim Nedir?

Gösterim: 13.383 | Cevap: 1
15 Haziran 2009 12:19   |   Mesaj #1   |   
ThinkerBeLL - avatarı
VIP VIP Üye
Istanbul TR

52.738
11.447 mesaj
Kayıt Tarihi:Üyelik: 18-02-2009

Resim ne demek, anlamı, tanımı.

Resim -smi
TDK, Türk Dil Kurumu

isim Arapça resm
1 . Varlıkların, doğadaki görünüşlerinin kalem, fırça gibi araçlarla kâğıt, bez vb. üzerinde yapılan biçimleri:
"Konulu resim parçaları kendiliğinden ve doğru olarak yan yana gelivermiş, hikâye ortaya çıkmıştı."- T. Buğra.
2 . Bunu yapmak için gerekli yöntemleri öğreten sanat:
"Türkiye'de resim bir müddetten beri soysuz bir sanat hâline gelmeye başladı."- O. S. Orhon.
3 . Fotoğraf:
"Güzel İnebolu kızı, duvara yapıştırılan Gazi'nin resmine uzun uzun baktı."- A. Gündüz.
4 . (hukuk) Bazı eşyadan ve işlerden alınan vergi veya harç:
"Osmanlı Devleti'nin birçok vergi ve resimleri bu yüzden doğrudan doğruya yabancı alacaklıların cebine gider."- Y. K. Karaosmanoğlu.
5 . Tören.
6 .
Açık gösterge, kesin sonuç.


Atasözü, deyim ve birleşik fiiller
  • resim almak
  • resim çekmek (veya çıkarmak)
  • resim gibi
Birleşik Sözler
  • resim yazı
  • resmetmek
  • resmigeçit
  • resmikabul
  • baskı resim
  • cam resim
  • canlı resim
  • çıplak resim
  • çizgi resim
  • dağlama resim
  • gölgeli resim
  • ıstampa resim
  • kazıma resim
  • net resim
  • nevresim
  • robot resim
  • saydam resim
  • temsilî resim
  • vesikalık resim
  • yakma resim
  • atölye resmi
  • demir resmi
  • duvar resmi
  • geçit resmi
  • işgaliye resmi
  • kabul resmi
  • mağara resmi
  • palamar resmi
  • tellaliye resmi
22 Kasım 2015 22:45   |   Mesaj #2   |   
Safi - avatarı
SMD MiSiM
Ankara

28.579
20.584 mesaj
Kayıt Tarihi:Üyelik: 06-06-2015
RESİM, -sml a. (ar. resm).
1. Boyaların, özel olarak hazırlanmış bir yüzey üzerine genellikle bir fırçayla sürülmesiyle.
2. Bu biçimleri çizme, boyama, sanat ve tekniği: Resim sanatı. Resim öğretmeni. Resim dersi.
3. Fotoğraf: Başucunda babasının resmi asılıydı
4. Bir kitapta, bir süreli yayında metinlere ek olarak konmuş belgesel, açıklayıcı ya da sanat değeri olan resim, fotoğraf, röprodüksiyon, çizimlerin vb. tümü: Beş binden fazla resim içeren sözlük. Çok sayıda siyah-beyaz ve renkli resim içeren ansiklopedi. Yirminci sayfadaki resme bakınız.
5. Bir ressamın, bir ülkenin,,bir dönemin resim sanatı ya da resimlerinin tümü: Goya’nm resmi üzerine bir kitap. Fransız resmi. Rönesans resmi.
6. Resim almak, sözkonusu bir şeyse, resmini yapmak ya da çekmek. || Resim çekmek, çıkarmak, bir şeyin ya da kimsenin görüntüsünü, biçimini fotoğraf makinesiyle kâğıt üzerine geçirmek. || Resim gibi, çok güzel, kusursuz: Resim gibi yüzü var. ||... nin resmidir, "bir şeyin olacağı kesinlikle bellidir" anlamında kullanılır: Böyle giderse parasız kalacağımızın resmidir. || Resim yapmak, resim etkinliğini ve resim sanatını uygulamak.

—Esk.
1. Eser, iz, nişan.
2. Şekil.
3. Plan, taslak.
4. Resm-i müsennem, profilden çekilmiş resim.

—Fotogra. Resim sürüklenmesi, havadan fotoğraf alımı sırasında uçağın hareketi nedeniyle, obtüratörün açılıp kapanma süresi içerisinde oluşan görüntü kayması, netsizli- ği. Özellikle yüksek hızlı jet uçaklarına takılı keşif kameralarında, alçak irtifa uçuşlarında ortaya çıkan bu sorun, kamera sisteminin içerdiği görüntü hareketini giderici mekanizma aracılığı ile tamamen ortadan kaldırılabilmektedir.

—Havc., Haritc. ve Foto. HAVA FOTOĞRAFInın eşanlamlısı.

—Matbaac. Karakterin, baskı sırasında izini kâğıt üzerine bırakan şeklin yer aldığı, kabartma üst bölümü.

—Res. Resim aleti, bir resim masası üstüne tespit edilmiş, bir oynar kafa aracılığıyla kendilerine koşut kalarak masa yüzeyinin her noktasına ulaşabilen birbirine dik iki cetvel taşıyan alet. (Bu alet ya bir pantograf sisteminden ya da iki ray arasında hareket eden ve üstünde kafanın kaydığı bir koldan oluşur.) || Açılmış resim, bir organın, karmaşık bir nesnenin çizimini anlaşılır kılmak için, birbirlerine göre konumunu değiştirmeden çeşitli parçaları ayrı ayrı gösteren resim.

—Tek. res. Var olan, zihinde tasarlanan ya da proje halindeki nesnelerin, teknik amaçlarla düzlemsel, grafik gösterimi. || Aletli resim, cetvel, gönye, pergel vb. yardımıyla gerçekleştirilen resim. || Grafik resim, nüansları ya da renk dereceleri bulunmayan, yalnız çizgilerden oluşmuş resim. || Teknik resim, nesneleri sanayi üretimi amacıyla canlandıran grafik resim. (Bk. ansikl. böl.)

—TV. Resim seçici, reji odasında program akışına uygun olarak yönetmenin verdiği komutlarla uygun resmi çıkışa (kayda ya da yayına) veren kişi.

—Yayın akış planına uygun olarak sırası gelen programı çıkışa veren kişi.

—ANSİKL. Güz. sant. Teknik açıdan resim (genellikle üzerine bir astar, özel olarak hazırlanmış bir tabaka çekilmiş olan) bir yüzeyden, çeşitli boyalardan, bağlayıcı ve/ya da sulandırıcı bir maddeden oluşur, ikonografik açıdan, fikir ve simgeden yana zengindir.
Daha tarihöncesi çağlarda (Yontmataş dönemi mağara'süslemeleri) özellikle duvarlara yapılan resimlerde sulu yöntemler kullanılır. Antikçağ (Pompei duvar dekorları), Ortaçağ (kilise ve sarayları süsleyen duvar resimleri ve freskler) boyunca ve Rönesans’a kadar, resim yapma usulleri çeşitlendi: tutkal boya, tempera, fresk Boyaların hazırlanışında çok çeşitli gereçlerden (tutkal, yumurta, balmumu vb.) yararlanıldı. Fransa'daki roman dönemi duvar resimlerinden çoğu, Saint-Savinde olduğu gibi, bir çeşit tutkal boyayla (ancak ıslak bir sıva üzerine) yapılmıştır. Bazılarında ise mat renklerle (tutkallı) parlak renkler (mumlu) bir arada kullanılmıştır (Berzd-la-Ville capellası); gerçek fresk pek enderdir (Berze kriptası). Suyla çalışma usulleri, duvar dışında kalan yapıtlara (ağaç pano üzerine tutkal boya ya da tempera) ve elyazması tezhiplerine de (Ortaçağ tezhiplerinde kullanılan guvaş ya da suluboya türleri) uyarlandı.
Batı sanatında, Rönesans tekniklere ve anlayışlara önemli değişiklikler getiren yeni bir çığır açtı: XV.-XVI. yy.Tarda, yağlıboya yöntemi ve yüzey olarak tuval kullanımı (aynı zamanda sehpa tablosu) yaygınlaştı; doğrusal perspektif geliştirildi; özellikle bilim alanındaki buluşların yardımıyme uğradı. “Reçeteler”e doğa gözlemleri, incelemeler (nü, anatomi, geometri vb.), zihinsel araştırmalar eklendi. XV. yy.'da ressam, basit bir uygulamacı olarak değil, kendine özgü bir kişiliği olan bir sanatçı olarak görülmeye başlandı.
Vasari’nin Van Eyck’in buluşu olduğunu ileri sürdüğü yağlıboya resim daha ince ve daha saydam bir boya elde edebilmek için girişilmiş sayısız araştırmanın sonucuydu; daha zengin ışık çeşitlemelerine olanak sağladı. Böylece, flaman ressamlara özgü (Van Eyck, Van der Wey- den, Van der Goes'in panoları) ince boya tabakalarıyla çalışma yöntemiyle (bu yöntemi Bellini ve Leonardo da Vinci de uyguladı), gerecin kullanımında ve resmin duyumsal niteliğini yansıtmada daha yetkin bir düzeye ulaşıldı. XVI. yy.'ın başında tuval kullanımının yaygınlaşmasıyla, Venedik okulunun esnek ve yağlı tekniği olan kalın boya ya da saydam boya tabakalarıyla çalışılmaya başlandı. Sonunda Tiziano'nun fırça darbelerine, Rubens’in renk geçişlerine, Rembrandt’ın resim gerecini kullanma biçimine ulaşıldı. Bu evrimler sonucu renk kullanımı ve yüzeyin hazırlanması büyük ölçüde yenilendi ve çeşitlendi.
XIV. yy.'ın başından beri değişim içinde olan (Giotto) resim mekânını kurma yöntemi de XV. yy.'da değişti: perspektif yasalarının bulunması ve uygulanması (Brunelleschi), gerçeği "aslına uygun" ve "usa yatkın" bir biçimde, yani nesneyi ve ışığı birleştirici anlayışla ele almayı sağlayan geometrik ve matematiksel ilişkilere dayalı bir biçimde yansıtma gereksinimini karşıladı.
XV. yy.'ın ikinci yarısından sonra tutarlı bir bütünlük gösteren Rönesans deneyleri (Uccello ve Piero della Francesca'dan Vinci'ye kadar), XVI. yy.'dan başlayarak akademiler ve resim üzerine inceleme kitaplarıyla gelecek kuşaklara aktarılan bir öğretiye dönüştü. Bir yaratma, ama aynı zamanda bir saygınlık ve övgü aracı olan resmin bu nitelikleri, XVII. yy.'da güçlü devletlerde katı kuralların ortaya çıkmasına yol açtı; Fransa'da resim türleri Krallık akademisi tarafından kesin bir biçimde saptandı: tarihsel resim, portre, manzara resmi, gündelik yaşam sahneleri, natürmort..
Akademizmin karşısında yeni gerekliklerin (Delacroix), yeni tekniklerin ve yeni gereçlerin geliştiğini görebilmek için XIX. yy.'ı beklemek gerekti. Özellikle boya hazırlama yöntemi tümüyle değişti: boyalar artık atölyelerde değil fabrikalarda hazırlanıyor, kalay tüplerde korunuyordu; ayrıca, hazır karıştırılmış boyalar da üretilmekteydi. Çok daha çeşitli renk ve tonlar elde etmeyi sağlayan bu yeni uygulamalar, ressamın işini basitleştirdi ve açık havada çalışmayı kolaylaştırdı. Bu yeni çalışma koşulları izlenimciliğin, fovizmin, anlatımcılığın doğup serpilmesinde belirleyici bir rol oynadı. Mekânın kuruluşunda temel rolün ışık ve renge verilmesi Cözanne'ın arayışlarına yol açtı, bu arayışlar Rönesans kökenli geleneği sona erdirdi ve kübistlerin yeni mekân anlayışına vardı.
Böylece resim araştırmaları, ne kadar çeşitli olurlarsa olsunlar insan ve onun (iç ve dış) dünya ile olan ilişkilerini, dış görünüşlere boyun eğmeyen, özgür bir anlatımın merkezine yerleştirmektedir. Yapıt, soyutlama ile, tam bir özerklik kazanmakta ve kendiliğinden ya da tam tersine, salt kurgu ya da gereç zenginliği ve çeşitliliği (yeni boyalar [akrilik ve vinilik]; kum, kumaş ve çeşitli nesnelerin resme katılması) yolunu izlemektedir. Görünür dünya ele alındığında (gerçeküstücülük; son yıllarda yeniden canlanan figüratif resim), bu dünyanın yasaları ve kuralları, gerçekliğin imgesi çevresinde oyunun nice kurallarından yalnızca bir tanesidir.

—Tek. res. Teknik resim her zaman aletler yardımıyla, çoğu kez bir resim masası üzerinde, kurşunkalem ya da çini mürekkebiyle çizilir; resmin çoğaltılabilmesi için genellikle aydınger gibi saydam kâğıtlar yeğlenir. Her parça ya da bütün bir düzlem üzerinde, dikgen görünüşler ve gereğinde kesit ve perspektifler biçiminde, standartlaşmış çizimlerle canlandırılır; boyutlar, ölçüler yardımıyla belirtilir.
Özel bir işlevi olan bir bütünün tasarı resmi çizildikten sonra, bu bütünü oluşturan parçalardan her birinin işleme koşullarını göz önüne alan tanımlayıcı bir resmi yapılır; ardından, parçaların gerçekleştirilebilmesi için bir üretim resmi hazırlanır; bu resimlerin hepsi bir proje oluşturur. Araştırma bürolarının temel etkinliklerinden biri olan teknik resim, bilgisayar destekli tasarım yoluyla az-çok otomatikleşmiştir.

RESİM, -smf a. (öncekiyle eş. kökenli).
1. Tören, geçit resmi.
2. Esk. Âdet, usul, tavır.
3. Esk. Tarz, yöntem, üslup.
4. Esk. Devlete ait ya da devlet tarafından vergi odeımeK.

—e. Hesm-ı an, padişahın cuma namazına giderken ya da Hırkaı saadet'i ziyaret sırasında yapılan tören. || Resm-ı geçit — RESMİGEÇİT. RaanH iftitah, açılış töreni. || Resm-i kadim, eski tarz, eski usul. || Resm-i kuşat - RESMİ- KÜŞAT. ||flesm-/ selam, resm-i tazim, askeri selam töreni.

—Ikt. tar. Resmi ağıl, OsmanlI döneminde koyun, keçi vb. küçükbaş hayvanlar için alınan vergiye verilen ad. (XVI. yy.'da, üç yüz koyundan beş akçe ağıl resmi alınırdı.) || Resmi arûs, evlenen erkeklerden alınan düğün vergisi. (Erkeğin evlendiği müslüman kızsa 60 akçe, müslüman dulsa 30 akçe; müslüman olmayanlardan da kızsa 30, dulsa 15 akçe vergi alınırdı.) || Resmi asiyab, sipahiler, zeamet ve has sahiplerince değirmen işletenlerden alınan vergi. (Bu vergi, aralıksız bir yıl işleyen değirmenlerden 60 akçe, altı ay işleyenlerden 30 akçe, üç ay işleyenlerden ise 15 akçe olarak alınırdı. Tanzimat'tan sonra kaldırılarak yerine temettü [kazanç] vergisi konuldu.) || Resmi badihava, tımar sisteminin yürürlükte olduğu dönemde, arazi sahibi olmayan ve ticaretle uğraşan reayadan alınan vergi. (Caba akçesi de denen bu vergi evlilerden yılda 12 akçe, bekârlardan 6 akçe olarak alınırdı. Tanzimat' tan sonra kaldırıldı.) || Resmi bennak, tımar sahiplerinin reayadan aldıkları bir tür vergi. (İki türlü bennak resmi vardı: ekinli bennak ve caba bennak. Elindeki arazisi yarım çiftten az olanlardan alınan vergiye "ekinli bennak", hiç toprağı olmayıp ticaretle uğraşanlardan alınan vergiye de "caba bennak" denirdi.) || Resmi bidat, gümrüklere gelen bazı eşyalardan gümrük vergisi dışında alınan vergi. (Eşyanın türüne göre miktarı değişen bu Vergi, Tanzimat'tan sonra kaldırıldı.) || Resmi çift, iki öküzle işlenebilecek araziyi çift kabul ederek alınan bir arazi vergisi. (Çift akçesi de denen bu vergi, en çok 57, en az 22 akçeydi. Tanzimat'tan sonra kaldırıldı.) || Resmi çift bozan, çiftçiliği bırakarak başka bir iş yapmaya başlayanlardan alınan vergi. (Vergi, bütün çift için 300, yarım çift için 150 ve daha az arazi için 75 akçe olarak alınırdı. Tanzimat'tan sonra kaldırıldı.) || Resmi ganem, koyun ve keçi vergisi. (XVI. yy.'da iki koyun ya da keçiden bir akçe olarak alınırdı. Tanzimat’tan sonra Ağnam resmi adını aldı.) || Resmi güvara, erken yetişen meyve ve sebzelerden alınan vergi. ("Güverı memuru" adı verilen bir memur tarafından toplanırdı.) || Resmi hınzır, domuz vergisi. (Belgrad ve Alacahisar sancaklarındaki domuz yetiştiricilerinden, yetiştirdikleri her bir domuz için yılda 4 para olarak alınırdı. 1779'da, reayanın isteği üzerine kaldırıldı, ancak bir süre sonra yine kondu. Tanzimat’tan sonra ise tümüyle kaldırıldı.) || Resmi nize, üç voynuk'tan oluşan gönder'in her yıl mart ayında hâzineye ödediği vergi. (Mızrak, kargı vergisi olarak alınan resmi nize sefere gidenlerden 6 akçe, ötekilerden ise 5 akçe olarak alınırdı.) || Resmi tapu, devlet arazisi üzerinde yapılan binalardan ve koru, harman yeri gibi tarımdan alıkonulan topraklardan alınan vergi. (Çok verimli arazilerden 50 akçe, orta verimli topraklardan 30 -40 akçe, az verimli yerlerden de 20 akçe alınırdı. Tanzimat’tan sonra bu gibi yerlerden "bedeli öşür” ve “mukataa-i zemin” adlarıyla vergi alınmaya başlandı.

—Kamu mal. Bir devlet hizmetinden yararlanma karşılığında ödenen para: Gümrük damga resmi. Damga resmi. (Bk. ansiki. böl.)

—Tasav. Resim hırkası, mevlevilerin giydikleri geniş bedenli hırka. (Mevlevi canı, üç gün hücresinde sırrolduktan sonra tarikatçı huzuruna çıkarken bu hırkayı giyerdi.)

—ANSİKL. Kamu mal. Resim, vergi dışı bir kaynaktır. Devletçe sunulan bir hizmetten yararlananlardan zorunlu biçimde alınır. Ancak "resim”, sunulan hizmetten yararlanan kişinin yalnızca bu hizmet miktarı için ödediği bedelin karşılığıdır. Çünkü, deline bağlıdır (Türkiye’de, dışalımda alınan Gümrük damga resmi ya da Rıhtım resmi gibi). Buna karşılık, verginin tutarı ile verilen hizmetin bedeli arasında zorunlu bir bağlılık bulunmaz.
Rtılm üstün, Leonardo da Vinci'nin incelemesi. Trattato delta pittura, Vatikan kitaplığındaki bir elyazmasında (codex Urbinas latinus, 1270) ve kökeni F. Melzi' ye kadar uzanan bir metne dayanılarak hazırlanmış bir derlemedir; Leonardo'nun ölümünden sonra yapılan bu derleme, sanatçının elinden çıkmış çeşitli yazılarından (bugün dağılmış, bir bölümüyse kaybolmuştur) bölümleri ve notları içerir İlk kez 1651'de Trichet Du Fresne'in çabalarıyla' Paris'te yayımlanmış ve ardından birçok baskıları (Nürnberg, 1724 vb.) yapılmıştır. Leonardo'nun gölgeler kuramı, ışık, perspektif, anatomi, ruhsal anlatım ve karikatür üzerine düşünceleri, resmi ve sanatı bilimsel araştırmadan ayrı tutulamayacak bir bilgi olarak gören hümanist ideale denk düşer; bu ideal Leonardo'da akıl ve duyarlığın doruğuna ulaşır.
Resim ve heykel müzesi (Ankara), 1978’de Türkocağı'nda açılan müze (daha önce yapının küçük bir bölümü müze olarak değerlendirilmişti). İlk resim sergisi Atatürk döneminde bu binada açılmıştı. Müzede İstanbul Resim ve heykel müzesi'nde olduğu gibi, sanat akımlarının gelişimine uygun tarihsel bir düzenleme içinde türk resim ve heykel sanatının önemli yapıtları sergilenmektedir.
Resim ve heykel müzesi (İstanbul), Dolmabahçe sarayı’nın veliaht dairesinde açılan müze (1937); Atatürk'ün emriyle İstanbul Devlet güzel sanatlar akademisi'ne (bugün Mimar Sinan üniversitesi) bağlanmıştır. Yapıtların sanat akımlarına uygun tarihsel bir düzenlemeyle sergilendiği müzede, iki bini aşkın resim ve dört yüzü aşkın heykel bulunmaktadır. Türk plastik sanatının önemli bir kesiminin belgelerinden oluşan bu seçkin yapıtlar arasında en ağırlıklı bölümlerden birini, XIX. yüzyılın ilk türk yağlıboya ressamları, Şeker Ahmet Paşa, Osman Hamdi Bey, Hüseyin Zekâi Paşa'nın resimleri oluşturur. Onları izleyen Süleyman Seyyit, Ahmet Ziya Akbulut, Hoca Ali Rıza gibi ressamların en seçkin yapıtları ve türk izlenimcilerinin (Nazmi Ziya, Halil Paşa, Şevket Dağ, Sami Yetik, Avni Lifij, Çallı İbrahim, Feyhaman Duran vd.) resimleri de İstanbul Resim ve heykel müzesi'nde sergilenmektedir. Cumhuriyetin kuruluşundan sonra Avrupa'da eğitim gören genç kuşağın resim ve heykelleri (Ali Çelebi, Zeki Kocamemi, Şeref Akdik, Refik Epikman, Cevat Dereli, Hale Asaf, Mahmut Cüda, Turgut Zaim vd.) ile D grubu'nun yapıtları da müzenin önemli koleksiyonları arasında yer alır. Bir başka bölümü de Picasso, Utrillo, Derain, Matisse, Dufy gibi yabancı sanatçıların yapıtlarına ayrılmış olan müzede, sergi, konferans, söyleşi ve uygulamalı çalışmalar gibi etkinlikler de düzenlenmektedir. 1976-1980 yılları arasında yangın tehlikesi yüzünden kapalı kalan, 1981'de yeniden açılan müzede, Mimar Sinan üniversitesi proje, uygulama ve araştırma atölyesince hazırlanan projeye uygun olarak, Milli saraylar müdürlüğü'nce zaman zaman restorasyon çalışmaları yapılmaktadır. Resim ve heykel müzesi (İzmir), 1973’te açılan müze. 1963'te Gümrük'te küçük bir yapıda sergilenmeye başlayan yapıtlar, yeni müze binasının tamamlanmasından sonra, çağdaş müzecilik anlayışına uygun bir konuma kavuştu. Burada Tanzimat'tan günümüze uzanan tarihsel süreç içinde ürün vermiş ünlü türk ressamlarından 317 tablonun yanı sıra 22 heykel sergilenmektedir. Yapıda ayrıca galeri ve atölye bölümleri bulunmaktadır. Resim ve heykel sergisi (Devlet), tanıtmak ve ödüllendirmek amacıyla, 1939' dan başlayarak her yıl Ankara'da açılan sergi. 1973'e değin resim ve heykel dallarında ilk üç dereceyi alanlara para ödülü verilirken, 1973'ten sonraki uygulamalarda grafik, seramik, özgün baskı çalışmaları da sergi kapsamına alındı ve tüm ödüller Devlet sanat sergisi başarı ödülü adı-altında toplandı.


Kaynak: Büyük Larousse